Yüksek LisansAçık Erişim

İstanbul'da Ihlamur ve Küçüksu Kasırları

2008
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Mehmet Zeki İbrahimgil

Özet (TR)

Sultan I. Abdülmecid (d.1823?c.1839-ö.1861) zamanında, mimar Nigoğos Balyan tarafından yapılan Ihlamur (1849?1855) ve Küçüksu (1856?1857) kasırlarını konu alan bu tez, yapıların tarihi çevreleri, bahçe düzenlemeleri, mimari tasarımları, süsleme programları, yapı malzeme ve tekniği konularını incelemektedir.Çalışmanın amacı, günümüze dek ulaşan bu yapıların durumlarını görsel ve yazılı arşiv malzemeleri yardımıyla inceleyerek, İstanbul'da son dönem Osmanlı kasır ve köşk yapıları arasındaki yerinin belirlenmesi ve öneminin vurgulanmasına yönelik bir araştırmayı tamamlamaktır.19. Yüzyıl, ?Batılılaşma? olarak adlandırılan değişim sürecinde, toplumsal, siyasal, ekonomik askeri vb birçok alanda olduğu gibi kültür ve sanat alanında da Batı etkilerinin yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Batılılaşmanın görünürdeki ilk çerçevesi, Batılı malların tüketimini, mimarî ve resimdeki Batılı biçimlerin kullanılmasını içermektedir. Burada dikkati çeken nokta, 19. yüzyıl boyunca süren, birbirini izleyen yenilik hareketlerinin saraydan kaynaklanmış olmasıdır. Saray, toplumsal değişim hareketlerinin de kaynağı olmuştur. Osmanlı sultanları ve bürokrat seçkinlerinin Batılılaşma ve devleti eski ihtişamına kavuşturma özlemleri, İstanbul kentinde yeni imar hareketlerine neden olmuş ve onlar kanalıyla İstanbul'a taşınan etkilerin mimarideki ilk uygulamaları doğal olarak saray, kasır, köşk mimarisinde kendini göstermiştir.Sultan III. Ahmed (d.1673-c.1703-ö.1736) zamanından itibaren, kentin yönetimi, kurumları ve örgütlerinin yerine Avrupa'daki örnekleri uyarlayan yenileri getirilmiş, Batılı yaşam tarzının gereklerine uygun bir dizi yeni yapı tarzı geliştirilmiştir. Böylece, 18. yüzyılla birlikte İstanbul'un siluetini, Batı etkili üslûplar ve tasarım ölçütleriyle ele alınmış yapılar belirlemeye başlamıştır. Sultanların Batılı zevklerine ve yaşam biçimine uygun saray, kasır, köşk vb isteği hem Osmanlı'nın içinden yetişen, hem de Avrupa'yı tanıyan Balyan ailesi gibi gayri-Müslim ve Avrupalı mimarlara da iş vermiştir. Mimariye giren Batılı üslûplar, yerel mimarlar tarafından da özgün bir yorumla değerlendirilmiş, fakat yeni yapı tiplerinin İstanbul'daki uygulayıcıları çoğunlukla yabancı mimarlar olmuştur.Avrupa etkilerinin yoğun şekilde hissedildiği son dönemde İstanbul'da mimari çoğulculuk egemen olmuş ve yaşanan dönüşüm bir genel tasarımın sonucu olarak değil, parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Yavaş ve çok uzun bir süreçte gerçekleşen mimari değişim, bir eklektik düzeni beraberinde getirmiştir. Bu dönem içinde yenilik hareketlerine paralel olarak inşa edilen Ihlamur ve Küçüksu kasırlarında izlenen de bu mimari üslûp ve tercihlerin çeşitliliğidir. Barok, rokoko, ampir, neoklasik vb üslûpların yanı sıra eklektisist üslûp, yüzyılın ortalarında bu yapılarda kendini gösteren unsurlardır. Yapıların dekorasyonunda kullanılan mobilya ve eşyalarda da Batı etkileri sezilmektedir. Dekorasyon konusunda yabancı sanatçılara başvurulmuş ve Avrupa'dan mobilya getirtilmiştir. Batı etkisiyle uygulanan değişimler, cephe ve iç mekân dekorasyonu ile bezemelerde görülmektedir. Onları eski örneklerinden ayıran esas fark, dekorasyon düzeyinde ve mimari düzlemde veya binaların dış yüzeyinde binayı bir kabuk gibi saran bezeme düzeyinde kalmıştır. Bunun nedeni bu yapılardaki süslemenin tamamen Avrupai üslûplar ve örnekler alınarak gerçekleştirilmesidir. Plan organizasyonlarında gelenekten kopmamışlar ve geleneksel Türk ev mimarisine uygun olarak ?karnıyarık? adı verilen iç sofalı-odalı plan düzenine sadık kalmışlardır.Bu yapılara baktığımızda, tüm bu parçaların her birinin arkasında bir yandan Batı'ya yönelik bir anlayış savunulurken, diğer yandan planda geleneksel Türk evinde sofalara göre düzenlenen plan tipinin uygulanmasıyla, köklü gelenekleri yaşatma çabası göze çarpmaktadır.Kısacası, Osmanlı Sarayı'nda başlayan değişim hareketleri, Osmanlı toplumunu, kentini, mimarisini ve tüm yaşamını etkilemiştir. Fakat yeni gelişen teknolojilerin etkisi altında, Batı'nın mimari imajlarının yönlendiriciliğiyle oluşan bu değişimler, mimari alanda görüntü itibarıyla ve yüzeysel bir biçimde kopya edilmiş, özünde Doğulu ve gelenekçi kalınmıştır. Bu nedenle, 19. yüzyıl mimarisi kendi tarihsel gelişimi içinde değerlendirilmelidir.Anahtar Sözcükler1.Osmanlı2.Batılılaşma3.İstanbul4.Kasır ve köşk5.Sivil Mimari

Yazar

Dr. Nesrin Taşer

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Nesrin Taşer (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul'da Ihlamur ve Küçüksu Kasırları, 2008, Gazi University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Gazi University tezlerinden daha fazlası