Kent arkeolojisi metoduyla çok katmanlı kentlerdeki tarihsel sürekliliğin çözümlenerek korunması (İzmir örneği)
2008
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Eti Akyüz Levi
Özet (TR)
Ülkemizdeki kentler genellikle uzun bir tarihsel süreç boyunca yerleşim görmüş, bu süreçte farklı kültürel ve sosyal yapıya sahip uygarlıkların hakimiyetine girmiş ve onlar tarafından biçimlendirilmiştir. Bunlardan İzmir M.Ö. 3. yüzyılda Hellenistik Dönemde kurulmuş, bu tarihten başlayarak sırasıyla Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı-Türk devirlerinde kesintisiz olarak iskan edilmiştir. Her dönemde toplumlar kendisinden önceki toplumun kültüründen etkilenerek kent mekanını biçimlendirmiş ve bugünkü kentsel morfoloji oluşmuştur.Fakat tarihsel süreç içinde yaşanan doğal felaketler, yangınlar, imar ve bayındırlık etkinlikleri vb. nedenlerle kentin mekansal yapısı sürekli olarak yenilenmiştir. Özellikle Cumhuriyet Dönemi sonrasında oluşan kentleşme ve gelişme baskısı sonucu yapılan imar uygulamaları, bir taraftan yerüstündeki geleneksel çevreyi süratle dönüştürmüş, diğer taraftan da bu bütünün ayrılmaz parçası olan mevcut ve potansiyel arkeolojik kültür katmanlarına zarar vermiştir. Günümüzde tarihi kent merkezi incelendiğinde, yerüstündeki fiziksel çevrenin oluşumunda etken olan ana sürecin Osmanlı-Türk Dönemi olduğu dikkat çekmektedir. Ancak kısmen veya tamamen yeraltında konumlanan, henüz varlığı tam olarak tanımlanamayan geçmiş dönemlere ait katmanlar da bulunmaktadır.Kentin geçmişini koruma düşüncesi zaman içinde anıtsal yapılardan geleneksel dokulara ve giderek yapıların yakın çevresine doğru alanını genişletmiştir. Fakat günümüzdeki koruma uygulamaları hala yerüstünde konumlanan en üst katmanla ilgilenmekte, büyük potansiyel taşıyan yeraltı katmanların ve kentin bütünleşik gelişiminin korunması ihmal edilmektedir. Bu sebeple çalışma kapsamında İzmir, günümüze kadar olan uygulamalardan farklı olarak kent arkeolojisi metoduyla, M.Ö. 3. yüzyıldaki kuruluşundan günümüze kadar olan bir zaman sürecinde, Pagos Dağı yamaçlarında kurulan tarihi kent merkezinin 19. yüzyıl sonunda ulaştığı sınırlar çerçevesinde ele alınmıştır.Bu bağlamda öncelikle tarihsel süreç içinde kentin oluşumu ve zaman içindeki dönüşümü fiziksel ve toplumsal olarak çözümlenmiş, bu dönüşümler hacimsel plan bütünlüğü içinde değerlendirilerek korunması gereken yatay ve düşey bağlantılar ile mekansal yapıdaki süreklilik ve kesintiler saptanmıştır. Ardından günümüze kadar gerçekleştirilen planlama ve koruma yaklaşımları incelenmiş, bu çalışmaların kentin tarihsel gelişimi ve çok katmanlı yapısı ile uyum içinde olmadığı, günümüzde korunmakta olan ve korunması gereken değerler arasında uyumsuzluk oluştuğu belirlenmiştir. Bunun sonucunda kentin geçmişine ilişkin tüm fiziksel bileşenlerin belgelenerek korunması, kentin geleceğinin tasarlanmasında referans alınarak kullanılması ve günümüz yaşamıyla birlikteliğinin sağlanmasına yönelik ilke ve stratejiler geliştirilmiştir.
Yazar
Dr. Nağme Ebru Karabağ
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Nağme Ebru Karabağ (Doktora Tezi). Kent arkeolojisi metoduyla çok katmanlı kentlerdeki tarihsel sürekliliğin çözümlenerek korunması (İzmir örneği), 2008, Dokuz Eylül University, Mimarlık Bölümü.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Dokuz Eylül University tezlerinden daha fazlası
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları(2023)
- Düşünce ve uygulamaları ile Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan(2018)
- Yerel bağımlılık ölçüleri, özellikleri ve uygulamaları(2007)
- Türk Anayasa Mahkemesi`nin norm denetimi sonucunda verdiği kararların hukuksal yaptırımı ve etkisi(2001)
- Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi maliyetlerinin değerlendirilmesi(1997)