A transdiscursive enquiry on urban identity
2015
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Semra Aydınlı ; Doç. Dr. Lena Hopsch
Abstract (TR)
Kentsel kimlik kavramı kentin küreselleşme süreci bağlamında birçok çelişki (paradox) içerir; bunları anlama ve yorumlama yöntemi alışılagelmişin dışında bir yol izlemeyi gerektirir. Tezin problematiği bu farklı arayışın nedenleri, ilişkileri üzerine temellenen bir dizi sorular örgüsü ile kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Önceden belirlenmiş bir varsayım üzerinden değil; olgunun kendisinin oluşturduğu örüntü üzerinden problematik belirmiştir. Olgu ve değer bütünü olarak kent ve kimlik modernötesi (transmodern) paradigma içinden yeniden düşünülmüştür. Kentsel kimlik kavramına ilişkin söylemler, var olma nedenleri söylemötesi (transdiscursive) bir sorgulamaya tabi tutulmuştur. Bu bağlamda kentsel kimlik, beden-mekan-zaman ilişkisinin göreli ve değişime açık; insan ve çevrenin birbirinden bağımsız, aynı zamanda da birbirine bağlı, birbirini vareden bütünleyen bir ilişki sarmalında, söylemötesi bir okuma ile yeniden anlamlandırılmıştır. Söylemötesi okuma, beden-mekan-zaman kaymalarıyla kentsel fragman olarak ele alınan bir yerde ortaya çıkan çokluk ortamına ilişkin bilgi edinilmesine yardımcı olur. Söylemötesi bir okuma ile o yere ilişkin söylemlerin ve söylem olmayan boyutların birbiriyle olan gerimli ilişkileri anlamlandırılabilir. Bununla birlikte söylemötesi okuma, Foucault'un gönderme yaptığı gibi "kökene dönüş" yaklaşımıyla, anlam katmanlarının yeniden okunmasını tetikleyerek yeri çokluk düzlemine taşır. Söylemötesi sorgulama, kentsel kimlik paradokslarının örtüsü kaldırılmadıkça tamamlanmamıştır; bu da çokluk ortamına yol açan bir olgudur. Söylemler ve söylem olmayan boyutlar arasındaki ilişkiler keşfedilirken yer, çokluk ortamına dönüşür; bu olgu değerlerle ilişkiye girdiğinde sonsuza uzanan bir sarmal döngüde eklenerek çoğalır / artiküle olur. Fark ve Tekrar adlı kitabında Deleuze (1994), "farkın kimliği" terimini aynılık ve farklılık paradoksu bağlamında tartışır; bu terim küresel kentin çelişkiler içeren kentsel kimlik kavramının yeniden düşünülmesine yardımcı olmuştur. Kentsel kimlik çelişkisini içinde barındıran Istanbul'un üç fragmanı –Asmalımescit, Levent-Kâğıthane ve Kuzguncuk bu çalışmada gömülü kuram (grounded theory) bağlamında bütünsel bir yaklaşımla araştırılmıştır. Bu kentsel fragmanların söylemötesi okumaları "ilişki" terimini önceler; her bir fragmanın ilişki örgüsü modernötesi paradigma içinde sorgulanmıştır. Bu sorgulamada kentsel kimlik çelişkisi oluş (becoming), palimpsest ve yer-hafıza (place-memory) kavramları üzerinden keşfedilmiştir. Tezin ikinci bölümünde, mimarlığa ve kente bütünsel bir yaklaşımı da tetikleyecek şekilde kentsel kimlik oluş olarak yeniden yorumlanmıştır. Bu bağlamda Beyoğlu'nun eski bir mahallesi olan Asmalımescit'te oluş, Lefebvre'nin sözcükleriyle "sıçramalarla kesilen …sürekli bir gelişim", olarak beliren kentsel kimlik araştırılmıştır. Tarihi bir yerleşim yeri olan Asmalımescit'te, bir zamanlar konutların yanı sıra gözden uzak meyhaneler, zanaat dükkanları ve sanatçı atölyeleri varken, son yirmi yılda gece hayatında gözde bir yer olmuştur. Bu dönüşüm, küresel kapitalist ekonominin kontrolünde ve neoliberal kültür politikalarının baskın gece hayatı ve eğlence söylemi üzerinden gerçekleşmiştir. Asmalımescit'i bir söyleme indirgemek, insan ile yer arasındaki olası üretken ilişkileri sermaye yararına gizlemektedir. Bu maddi değerleri önceleyen süreç Asmalımescit'te söylemötesi bir yolla açığa çıkartılmıştır. Bu doğrultuda, Asmalımescit'te olagelen ve süregiden dönüşüm, ilişkisel deneyim üzerinden söylem olan ve söylem olmayan boyutlarıyla bir anlatı (narrative) olarak okunmuştur. Asmalımescit'te oluş olarak anlamlandırılan kentsel kimlik, maddi ve tinsel ilişkileri problematize ederek yapılı çevredeki dönüşüm çabaları için alternatif yollar üretme potansiyeli taşımaktadır. Üçüncü bölümde, palimpsest kimlik kavramı, Levent-Kağıthane özelinde, söylemler üzerinden mekanın nasıl sürekli yeniden örgütlendiğiyle ilişkili olarak irdelenmiştir. Modern ve modern sonrası üretim ve tüketim ilişkileri ile gelişen Levent-Kağıthane bugün kentsel dönüşüm sürecindedir. Özellikle Kağıthane'deki mevcut konut alanlarının eski, çürümüş, sağlıksız çağrışımları olan gecekondu bölgesi söylemiyle yıkılması ve yeni, çağdaş, temiz ve sağlıklı olma söylemleriyle özdeşleştirilen yaşama ve çalışma mekanlarıyla yer değiştirmesiyle gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar Levent-Kağıthane ona atfedilen söylemler üzerinden yıkılıp yeniden yapılıyor olsa da bu tepeden inme müdahaleler geçmiş ile ilişkisini tamamen koparamaz. Bu durum bir kentsel kimlik çelişkisine işaret etmektedir ve geçmiş ile gelecek arasında bir palimpsest gibi okunabilen kentsel yapıya gönderme yapar. Palimpsest kimlik bilgisi ilişkisel deneyim üzerinden yakalanabilir. Söylem ötesi bir okuma üzerinden -hiçbir zaman bütününü kavrayamayacağımız- Levent-Kağıthane'nin bir anlık bilgisine ulaşmak mümkün olabilir. Bu doğrultuda, bugün "Finans Merkezi" söylemi ile gelişen Levent-Maslak hattının devamında yer alan ve yarım yüzyıl önce sanayi bölgesi olarak kentleşen Levent-Kağıthane, bir palimpsest olarak anlamlandırılmış ve yorumlanmıştır. Endüstriyel yapılar ve gecekondularla kentleşmeye başlayan Levent-Kağıthane'nin, yüksek katlı ofis ve konut bloklarıyla hizmet sektörüne yönelik olarak dönüşümü söylemötesi bir yolla araştırılmıştır. Palimpsest kimlik kavramı ile çok katmanlı kentsel fragmanın geçmişi ve geleceği ilişkisel deneyim üzerinden bugünde üstüste çakıştırılmıştır. Levent-Kağıthane'nin bir palimpsest olarak söylemötesi okuması söylemsellik (discusivity) için yeni yollar açarken kenti ve mimarlığı egemen sistemin baskın söylemlerinden farklı bir şekilde anlamaya olanak sağlamaktadır. Dördüncü bölümde, kentsel kimlik zaman-mekansal bir terim olan yer-hafıza olarak değerlendirilmiş ve Kuzguncuk'un örüntüsel deneyimi üzerinden ortaya koyulmuştur. Maurice Merleau-Ponty'nin bedensel deneyim kavramına gönderme yapan örüntüsel deneyim, beden-özne ve dünya arasında yaşamsal önem taşıyan bir bağlantı olarak belirir. Bu karşılıklı ilişki bir bütün olarak etkileşimler, algılar, çağrışımlar ve anılar olarak zamanın akışına yol açar. Bir yerdeki kültürel kodlar, bu örüntüsel deneyim sürecini farklılaşan oluş olarak harekete geçirirken duygunun yeni bir kavranışı olarak ayrıntılanır ve sürekli yeni olaylar (event) üretir. Her olay beden ve dünya arasındaki diyalog üzerinden kendi dünyasına açılır ve bu yolla orada bir yer-hafıza ortaya çıkar. Kuzguncuk, kültürel, politik, ekonomik, psikolojik ve toplumsal dinamiklerin bir bütün olarak örüldüğü bir yer-hafıza yansıtmaktadır. Kuzguncuk'taki yer-hafıza, üç din ve dört etnik grubun birlikte yaşadığı, kentsel izler bıraktığı üst üste çakışan kültürel kodların oluşturduğu yaşam tarzlarını akla getirir. Zaman-mekansal kültürel kodlar bedensel deneyim yoluyla kavranmıştır. Kuzguncuk'ta beden, hayaller ve çevrenin bütünleşmesiyle örüntüsel deneyim gerçekleşmektedir. Bir söyleme indirgenen kentsel kimlik üzerinden yerel ve genel hükümetlerce desteklenen hızlı sözde kentsel dönüşüm sürecinin zıddına, Kuzguncuk'ta yer-hafıza olarak kavranan kentsel kimlik ile yavaş bir dönüşüm olanaklı kılınmaktadır. Örüntüsel deneyim üzerinden bir yer-hafıza olarak kavranan kentsel kimlik, gelecekteki kentsel dönüşüm projelerinde o yere kimlik olarak bir söylem atanması tuzağına düşmeden gerçekleşmesi için önemli olasılıklar sunmaktadır. Sonuç olarak küreselleşme bağlamında kentsel kimlik kavramını anlamak ve yorumlamak için İstanbul'un seçilen fragmanlarında bütünsel bir yaklaşımla ve gömülü kurama dayalı olarak söylem ötesi bir sorgulama gerçekleştirlimiştir. Oluş, palimpsest ve yer-hafıza kavramları üzerinden yapılan kentsel fragmanların söylemötesi okumalarında oluşturulan anlatılarda kentsel kimlik paradoksuna işaret edilmiştir. Kentsel kimlik paradoksu Asmalımescit, Levent-Kağıthane ve Kuzguncuk'a özgü olmadığı gibi, görünürlüğü kentsel fragmanlarda ortaya çıkan bu üç kavramla da sınırlı değildir. Bununla birlikte seçilen kentsel fragmanlarda söylemötesi okumaların yapılmasına olanak veren bu kavramlar diğer kentsel fragmanlar üzerinden yapılan söylemötesi sorgulamalarda da kullanılabilir. Kentsel kimlik paradoksunun ortaya çıkarılması, bir söylemin kente kimlik olarak atfedilmesinin yarattığı yanılsamanın fark edilmesini sağlayacaktır. Bu yanılsamanın fark edilmesi ile homojen ve sabit bir kentsel mekan ve dünya imgesi yerini dönüşümün başat olduğu, farklılıkların bir arada olduğu çokluk ortamına bırakacaktır. Bu tezde paradoksal bir terim olarak irdelenen kentsel kimlik, sürekli değişen ve dönüşen kenti ve mimarlığı yeniden tasarlamak için yeni görme ve düşünme yollarını keşfetme ufku sağlayacaktır.
Author
Dr. Avşar Karababa
Institution
How to Cite
Avşar Karababa (Doktora Tezi). A transdiscursive enquiry on urban identity, 2015, Istanbul Technical University.
Keywords
TR
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Istanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Veri madenciliği yöntemlerini kullanarak anemi sınıflandırılmasına yönelik bir uygulama(2015)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- İlçe belediye hizmet binalarında tasarım yaklaşımlarının mekân dizim yöntemi ile incelenmesi(2015)
- Bir II. Alman İmparatorluğu projesi: Kaiser Wilhelm Anıtı'ndan Alman çeşmesine(2015)
- Soil salinity mapping by integrating remote sensing data with ground measurements; a case study in Lower Seyhan Plate, Adana, Turkey(2015)
