Kontrollü overyan hiperstimülasyon uygulandığında iyi cevap veren (Good responder) ve zayıf cevap veren (Poor responder) infertil hastalardaki fsh reseptör polimorfizmlerinin, fertil kadınlardaki fsh reseptör polimorfizmleri ile karşılaştırılması
2011
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Mehmet Şimşek
Özet (TR)
FSHR'yi (follikül stimulan hormon reseptörü) kodlayan genler kromozom 2'de bulunmaktadır. Burada oluşan noktasal değişiklikler, FSH reseptör geninin dizilimindeki aminoasit sıralamasında değişiklik oluşturacak ve dolayısıyla genin işlevinde de değişiklik oluşturacaktır. Bu oluşan değişikliklerden bazıları reseptörün fonksiyonlarının artmasına neden olurken bazıları ise azalmasına neden olabilmektedir. Aktive edici mutasyonlar, FSH'nin az seviyelerinde, hatta yokluğunda bile FSHR aktivasyonuna yol açabilirler. Bu aktive edici mutasyonlar bazen, FHSR'nin başka tropik hormonlara da cevap vermesine yol açabilir (TSH gibi). İnaktive edici mutasyonlar reseptor ligand etkileşimini bozarak etki gösterebildiği gibi, FSH'ye bağlı oluşan sinyal iletiminini de bozarak etki gösterebilir. Bu oluşan etki derecesi değişkendir. Total blok ta oluşabilir, minimal etki azalması da oluşabilir. FSHR inaktive edici mutasyonları primer veya sekonder amenore, infertilite ve prematür overyan sendroma (POF) yol açabilmektedir. Tam tersi olarak ta aktive edici mutasyonlar, eksojen FSH hormonu verilsin veya verilmesin overyan hiperstimülasyon sendromuna (OHSS) yol açabilmektedirler. Nokta mutasyonlarının yanında, FSHR gen polimorfizmleri (özellikle codon 307 ve 680) oluştuğu zaman eksojen verilen FHS hormonuna yanıtta değişiklikler gözlenebilmektedir. Bu durum da yardımcı üreme teknikleri uygulanırken tedavi yanıtının değişiklikler göstermesine neden olabilmektedir. Biz çalışmamızda FSH resptöründe oluşabilen polimorfizm tiplerinin fertiliteye ve yardımcı üreme tekniklerindeki cevaba olan etkisini inceledik. Çalışmamız, Mayıs 2009 ve Kasım 2010 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalına başvuran hastalarda yapıldı. Kontrol grubuna, daha önce herhangi bir KOH protokolü uygulanmadan gebe kalmış hastalar seçildi. Çalışmaya katılan kontrol grubu hastalarının hepsinde korunmasız ilişkiye başlanmasından en fazla bir yıl sonra gebelik oluşmuştur. Good responder olarak belirlenen kategoriye alınan hastalarda bir infertilite tedavisi almış olmak ve bu tedaviye yanıt olarak elde edilen oosit sayısının 3'ün üzerinde olma kriteri arandı. Ayrıca verilen infertilite tedavisi sonucunda yeterli E2 seviyesi olmayan (E2 ≤ 660 pg/mL) hastalar bu gruba dahil edilmedi. Poor responder olarak belirlediğimiz gruba ise dahil olma kriterleri olarak KOH sonrasında elde edilen oosit sayısının 3 ve daha az olması ve tedavi sonunda ulaşılan E2 seviyesinin 660 pg/mL'den az olması şeklinde belirlendi. Tüm gruplarda yaş aralığı 23 ile 39 arasında tutuldu. Olguların genomik DNA'ları, periferal kandan modifiye non-enzimatik metod ile izole edildi. PCR reaksiyonu, Bio-Rad (MyCycler) ve PCR System 9700 (Gene Amp®) marka PCR cihazlarında gerçekleştirildi. Denatüre edilen PCR ürünleri ABI 3130 dizileme cihazına yüklenerek sonuçlar ABI sequence analysis v3.1 yazılım programında değerlendirildi. Veriler SPSS (version 18.0)( SPSS Inc., Chicago, USA) kullanılarak analiz edildi. Örneklemi tanımlamak için frekans dağılımı, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Farklılık bulunduğunda farklı grupların belirlenmesinde Bonferronni düzeltmesi yapılarak Mann-Whitney testi kullanıldı. Demografik özelliklerine ilişkin değerlerin karşılaştırılmasında iki ortalama arası fark testi ya da Mann-Whitney U testi kullanıldı. Gruplara göre genotiplerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi kullanıldı. Analizlerde farklılıkların belirlenmesi için % 95 anlamlılık düzeyi (ya da α=0.05 hata payı) kullanıldı. Kontrol grubunda görülen hem Ala307Thr polimorfizmi hem de Ser680Asn polimorfizmi kendi içlerinde değerlendirildiğinde heterozigot polimorfizmin daha sık görüldüğü belirlendi. Kontrol grubunda Ala307Thr polimorfizmi için G/A genotip sıklığı %51 iken, Ser680Asn polimorfizmi için bu oran %53 olarak belirlenmiştir [Ser680Asn G/A polimorfizmi anlamlı şekilde (p=0,001) daha yüksek, Ala307Thr G/A polimorfizmi anlamlı şekilde (p=0,001) daha yüksek]. Çalışmamızda good responder grubunda Ala307Thr polimorfizminde homozigot polimorfizm oranı istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha az görüldüğünü saptadık (p=0,013). Aynı şekilde good responder grubunda Ser680Asn polimorfizminde de homozigot genotipin (A/A) istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha az olduğu saptadık (p=0,013). Poor responder grubundaki hasta sayılarını da istatistiksel açıdan karşılaştırdık. Poor responder grubumuza Ser680Asn polimorfizmi açısından bakıldığında heterozigot polimorfizmin anlamlı bir şekilde yüksek olduğunu saptadık (p=0,031). Kontrol grubu, good responder ve poor responder grupları arasında polimorfizmler karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Good responder grubunda hem Ser680Asn hem de Ala307Thr polimorfizmleri açısından homozigot polimorfizmin belirgin az görüldüğünü saptadık (p<0,05). Poor responder grubunda görülen homozigot polimorfizm oranının yüksek oluşu ile stimülasyona verilen overyan cevabın az görülmesi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptadık. Sadece G/A polimorfizmine sahip hastaların yaşlarının istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha ileri olduğunu gördük (p=0,003). Yaşın ilerlemesiye G/A tipinde polimorfizm oluşum sıklığı artmaktadır. Good responder grubunda Ala307Thr genotipinde tedavi süresinin polimorfizm (A/A+G/A) olan hastalarda daha uzun olduğuna dair istatistiksel anlamlı sonuç bulduk (p=0,024). Good responder grubunda görülen polimorfizmi olan hastalarda tedavi süresinin uzun olması, poor responder grubu için istatistiksel açıdan anlamlı olacak şekilde daha uzun bulunmamıştır. Poor responder ile good responder grupları birbirleri arasında da kıyaslandığında görülmüştür ki poor responder grubunda A/A polimorfizmi daha sık görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak, poor responder grubunda hem Ser680Asn hem de Ala307Thr polimorfizmi açısında homozigot genotip sıklığı istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunmuş olsa da kontrol grubundaki homozigot genotip sıklığının da yüksek olması, homozigot polimorfizmin FSH reseptör cevap yetersizliği oluşturduğuna dair genelleme yapmamızı engellemektedir.
Yazar
Dr. Barış Sever
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Barış Sever (Tıpta Uzmanlık Tezi). Kontrollü overyan hiperstimülasyon uygulandığında iyi cevap veren (Good responder) ve zayıf cevap veren (Poor responder) infertil hastalardaki fsh reseptör polimorfizmlerinin, fertil kadınlardaki fsh reseptör polimorfizmleri ile karşılaştırılması, 2011, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- The effect of project-based learning on English preparatory class students' speaking proficiency and willingness to communicate(2025)
- Doğu-Batı etkileşimi kapsamında Orta Çağ İslam iktisat düşüncesinin oluşumu(2024)
- Çocuk sporcuların durumluk kaygı düzeylerinin kalp atım hızı değişkeni ile incelenmesi(2022)
- Öğretmen-veli müzakere sürecine ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi(2025)
- 9. sınıf İngilizce öğretim programında işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımının uygulanabilirliğinin incelenmesi(2025)
- Yahyalı-zamantı ırmağı (Kayseri) bölgesinde bulunan kurşun-çinko yataklarının jeolojik, mineralojik ve jeokimyasal özellikleri(2025)
