Medical SpecialtyOpen Access

Koroner kronik total oklüzyon saptanan hastalarda aterojenik indeksin kollateral gelişimi üzerine olan etkisi

2019
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Mehmet Zihni Bilik

Abstract (TR)

Giriş ve Amaç: Koroner arterlerin kronik total oklüzyonu (KTO), damar lümeninin en az 3 ay boyunca tamamen tıkanması olarak tanımlanır. Koroner kollateral dolaşım (KKD) normal kalpte bulunan ve kan akımını bozan kritik bir darlık veya total tıkanma oluştuğunda, lezyonun distalinde kalan miyokart dokusunun perfüzyonunu ve canlılığını korumak için iskemik miyokart dokusuna kan akışını sağlamak amacı ile, aynı koroner arterin bölümleri arasında veya farklı koroner arterler arasında kronik, uyum sağlayıcı bir cevap olarak oluşan vasküler yapılar olarak tanımlanabilir. Birtakım kardiyovasküler risk faktörlerinin koroner kollateral dolaşımının gelişiminde olumsuz rol oynadığı gösterilmiş olsa da, yeterli bir kollateral ağı oluşması açısından, hastalar arasında neden farklılıklar olduğu konusu halen netlik kazanmamıştır. Bu çalışmamızda kollateral gelişimi üzerine etkili faktörlerden biri olan aterojenik plazma indeksi (AİP) ile koroner kollateral dolaşım (KKD) gelişimi arasındaki iliskiyi göstermeyi hedefledik. Gereç ve Yöntem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Hastanesi kardiyoloji kliniğinde 03/2014-11/2018 tarihleri arasında gerçekleştirilen koroner anjiografi serisinde, hastaların verileri retrospektif olarak tarandı. En az bir koroner arterinde kronik total oklüzyon (%100 darlık olması) saptanan hastaların hastane kayıtları incelendi. Çalışma kriterlerine uyan 451 hastanın koroner anjiyografi öncesi; trigliserid düzeyleri, HDL düzeyleri, trigliserid / HDL oranları ve aterojenik plazma indekslerine bakıldı. Kollateral dolaşım ise Rentrop kollateral sınıflamasına göre değerlendirildi. Rentrop grade 0 ve 1 olanlar zayıf kollateral, grade 2 ve 3 olanlar iyi kollateral şeklinde gruplandırıldı. Hastaların rutin bakılan kan tetkikleri, klinik risk faktörleri, koroner kollateral dolaşım sınıfı ve aterojenik plazma indeksleri ile birlikte dökümante edildi. Bulgular: Kollateral sınıflamasına göre hastaların demografik ve klinik özellikleri ile yapılan analizde; zayıf kollateral grubunda, diyabetes mellitus (p<0,001) ve sigara öyküsü (p<0,001) ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla saptanırken, hipertansiyon (p=0,123) ve aile öyküsü (p=0,059) ortalamaları ise istatistiksel olarak anlamlı olmasa da daha fazla saptandı. Anjiyografik bulgular ile yapılan analizde; her üç koroner arter kıyaslandığında genel olarak RCA'da daha fazla kronik total oklüzyon (KTO) saptanmıştır. RCA'daki KTO lezyonlarına karşı, istatistiksel olarak anlamlı saptanmasa da iyi kollateral gelişimi daha fazla saptandı (p=0,133). LAD (p=0,397) ve CX'teki (p=0,724) KTO lezyonlarına karşı ise, istatistiksel olarak anlamlı saptanmasa da zayıf kollateral gelişimi daha fazla saptandı. Laboratuvar ve ekokardiyografi bulguları açısından iki grup karşılaştırıldığında ise; zayıf kollateral grubunda, açlık glukoz değeri (158,5±75,60'e karşı 132,3±55,23, p<0,001), trigliserid değeri (186,7±86,75'e karşı 143,9±69,16, p<0,001), total kolesterol değeri (183,9±47,95'e karşı 173,4±46,63, p=0,019), trigliserid / HDL oranı (5,04±3,13'e karşı 3,56±2,12, p<0,001) ve aterojenik plazma indeksi (AİP) (0,63±0,25'e karşı 0,48±0,25, p<0,001) açısından istatistiksel olarak anlamlı oranda daha yüksek saptandı. Kollateral gelişimi ile aterojenik plazma indeksi (AİP) arasında korelasyon analizi yapıldığında, zayıf derecede negatif korelasyon olup istatistiksel olarak anlamlı bulundu (rs= -0,299, p<0.001). Aterojenik plazma indeksi (AİP) ile kollateral gelişimi arasındaki ilişkiyi incelemek için yapılan multivariate logistik regresyon analizinde, diğer faktörlerden bağımsız olarak (OR: 0,083, %95 CI: 0,035-0,196, p=0,000) istatistiksel olarak anlamlı saptandı. Buna göre aterojenik plazma indeksindeki (AİP) düşüklük, iyi kollateral arter gelişiminin bağımsız öngördürücüsü olduğu saptandı. Yapılan ROC analizinde; aterojenik plazma indeksi için 0,58 cut-off değeri alındığında, %64,7 sensitivite, %66,2 spesifite ile zayıf kollateral varlığı ile ilişkili olduğunu tespit ettik. Sonuç: Kardiyovasküler hastalıklar açısından riskli bireylerin tespit edilmesinde, özellikle aile bireylerinde koroner kalp hastalıkları öyküsü bulunan kişilerde, basit, non-invaziv, hızlı sonuç alınabilen, ekonomik ve aynı zamanda önemli bir değere sahip olan aterojenik plazma indeksi dikkatlice değerlendirilmelidir. Bu çalışma ile aterojenik plazma indeksindeki yüksekliğin zayıf kollateral gelişimiyle ilişkili bağımsız bir faktör olduğunu ortaya koyduk. Bu nedenle aterojenik plazma indeksini oluşturan parametrelerin sıkı takibi ve bu değerin düşürülmesine yönelik yaklaşımlarla, kardiyovasküler hastalıkların gelişmesi azaltılabilir. Ayrıca hastalık gelişenlerde, kollateral gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak açısından oldukça önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kollateral gelişimi, kronik total oklüzyon, aterojenik pazma indeksi, trigliserid/HDL oranı

Author

Dr. Tuncay Güzel

How to Cite

Tuncay Güzel (Tıpta Uzmanlık Tezi). Koroner kronik total oklüzyon saptanan hastalarda aterojenik indeksin kollateral gelişimi üzerine olan etkisi, 2019, Dicle University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dicle University