DoctorateOpen Access

A new approach to corporate social responsibility: Corporate digital responsibility, analysis of Turkish banking and e-commerce sectors

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Banu Müjde Baskan Karsak

Abstract (TR)

20. yüzyılın ortalarından itibaren küreselleşmenin yoğun etkisi ve iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki hızlı gelişmeler ile standartlaşan ürün ve hizmetler kurumlarda farklılaşmaya dair yeni ihtiyaçlar doğurmuştur. Kurumsal iletişimin önemli ayaklarından biri olan kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) faaliyetleri bu ihtiyacı önemli şekilde karşılamış, kurumların pazarda avantajlı bir yer edinmesine katkı sağlamıştır. Hedef kitlelerin kurumlardan yeni beklentileri, bu beklentileri kurumların meşru ve doğal kabul etmesi ile şirketler tüm paydaşlarına ve çevreye karşı sorumluluklarının bilincinde olarak eylem planı yapmaya odaklanmışlardır. Dijital teknolojilerin hızlı gelişimi ve dijital dönüşüm süreçlerinin her türden sektöre yayılması ile geçmişten beri benimsenen sosyal sorumluluk faaliyetleri çağa yetişmede yetersiz kalmıştır. Dijital etik kavramının da etkisiyle KSS kavramına ek olarak Kurumsal Dijital Sorumluluk (KDS) kavramı literatürde yerini almıştır (Lobschat, vd., 2021). Kavramsal ve toplumsal gelişmelerden hareketle bu tez çalışmasının ana konusunu kurumsal dijital sorumluluk kavramının gelişimini ve mevcut durumunu Türkiye'de bankacılık ve e-ticaret sektörleri kapsamında incelemek oluşturmaktadır. Araştırma KDS kavramına dair literatürdeki mevcut boşluğu doldurarak hem teorik hem de sektörel olarak katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Türkçe literatürde ilgili kavramı ele alan çok az sayıda çalışma bulunmaktadır ve bu tez çalışmasının akademik söyleme katkısı iki yönlüdür. Çalışma KDS literatürünü genişletmekte ve Türkiye'deki iki ana sektörün nispeten yeni bir kavrama nasıl yaklaştığını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu araştırma, kurumsal dijital sorumluluk kavramını bankacılık ve eticaret sektörlerinde inceleyen ilk Türk çalışması olması bakımından önemlidir. Ayrıca KDS konusunda faaliyet gösterecek farklı sektörler için ampirik iç görüler sağlamaktadır. Kurumsal iletişim bir kurumun hedeflerine sağlıklı bir şekilde ulaşabilmesi için bilgiyi içeride ve dışarıda yönetmek ve iletmek için kullandıkları faaliyetler, süreçler ve stratejiler kümesini ifade eder (Çetintaş, 2014). Bir şirketin mesajlarını, değerlerini ve hedeflerini çalışanlarına, paydaşlarına, müşterilerine ve genel kamuoyuna ilettiği çeşitli yolları kapsamaktadır. Kurumsal iletişim kurumlar için sürekli değişen sosyal, çevresel, teknolojik durumlara uyum sağlamayı, değişime hızlı aksiyon almayı ve varlıklarını güçlü bir şekilde devam ettirmelerini sağlayan önemli bir kanaldır. Bu kanalı besleyen önemi kollardan biri şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleridir. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı yardımseverlik ile şekillenmiş olsa da günümüzde bir kurumun çalışanlarına, müşterilerine, ortaklarına, yatırımcılarına ve çevreye olmak üzere iç ve dış tüm paydaşlarına karşı sorumluluklarını ve bu unsurları karar alma mekanizmaları ve iş eylem planlarına dahil etme stratejilerini kapsamaktadır (Gedik, 2020) Benzer şekilde Avrupa Toplulukları Komisyonu tarafından hazırlanan Yeşil Kitap (2001) kurumsal sosyal sorumluluk kavramını şirketlerin, sosyal ve çevresel ilgi ve kaygılarını operasyonlarına ve paydaşlarıyla olan etkileşimlerine gönüllülük esasına dayalı olarak entegre etmeleri seklinde tanımlamaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri iyi niyetlerle, temel hak ve özgürlükleri gözeterek ve hedef kitlenin meşru beklentileri ekseninde tasarlansa da uygulamalarda etik açısından sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk ve etik arasında düşünsel ve pratik alanlarda beslendikleri karşılıklı bir ilişki vardır. Etik bu ilişkinin düşünsel ayağını beslerken, KSS faaliyetleri pratik tarafı desteklemektedir (Güven, 2016). Bu durum, sorumluluk ve etik kavramlarının uyumunun başarılı ve faydalı sonuçlar doğurmada etkili olması açısından önemlidir. Yeni teknolojik gelişmeler ile dijital teknolojiler kullanıcıların amaçlarına ulaşmasında bir araç olmaktan çok daha öte bir konuma gelmiştir. Hızla gelişen dijital teknolojiler ve her alanda karşımıza çıkan dijital dönüşüm süreçleri yaşam standartlarımızı, gerçekliği algılama şeklimizi, doğa ile ilişkimizi de dönüştürmüş; seçimlerimizi ve kararlarımızı belirleme noktasında hâkim bir unsur olmuştur. Bu nedenle dijital teknolojilerin gelişimi köklü toplumsal dönüşümlere de yol açmıştır. Dijital araçların yaygınlaşması ile birlikte kurumsal sosyal sorumluluk kavramı ile etik uyumunun öneminin vurgulandığı noktaya yeni bir ekleme yapma ihtiyacı doğmuş, dijitalleşmenin getirdiği sorumluluklar dijital etik kavramını ortaya çıkarmıştır. Etik, insan hakları, toplumsal adalet, dünya barışı, eşitlik gibi ahlaki eylemler ve yargılara odaklanmaktadır. Dijital etik ise teknolojinin etkili olduğu mecralarda başkalarının haklarına zarar vermemek, kullanılan sistemlerde gerçekleştirilen tüm eylemlerde sistemin iyi niyetle sürdürülmesi için doğru davranışı önceleyen kurallar bütünü olarak tanımlanabilir. Gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş dijital yaşamda dijital etik, bireyin eylemlerine ahlaki bir çerçeve sunmakta, dijital teknoloji ile insani değerlerin entegre edilmesini hedeflemektedir (Rogerson, 2015). Hukuk bilimi ile belirlenmiş eylemlerimiz etiğin alanına giriyorken, günlük yaşam alışkanlıklarımızın dijitalleşme ile dönüştüğü günümüzde etik kavramının da dijitalleşmesi beklenmektedir. Ancak var olan sistemler dijital dünyadaki eylemleri etik açısından değerlendirme konusunda yetersiz kalmaktadır. Dijital diktatörlük olarak tanımlanabilecek bu döngülerde yatırım araçları altın, para gibi finansal ürünlerden çıkmış, veri mülkiyeti olarak şekillenmeye başlamıştır. O kadar ki, kanunlarla yasallığı sağlanan arazi, toprak mülkiyetliyi yerini veri tabanları mülkiyeti düzenlemelerine bırakmıştır (Özcan, 2021). Dijitalleşme ve dijital etik kavramlarının gelişimi Kurumsal Sosyal Sorumluluk ile birlikte Kurumsal Dijital Sorumluluk (KDS) kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. KDS, dijital dünyayı şekillendirirken etik ilkeleri önceleme konusunda aktif olma ve inisiyatif almayı gerektirmektedir. Veri kullanımında açıkça belirlenmiş sınırlar koymak, kullanıcılara veri toplama süreçlerine dair kapsamlı ve şeffaf bilgiler sunmak, çalışanları veri güvenliği konusunda düzenli eğitimlerle desteklemek, dijitalleşme ile ilgili STK'larla iş birliği yapmak KDS faaliyetlerine örnek olarak gösterilebilir (Eissfeller, 2020). Dijital teknolojiler her kesimden kullanıcının kapasitesini artıracak bir şekilde düzenlenmeli ve kapsayıcılığı öncelemelidir. Çünkü ilgili araçlarda kullanıcılar aslında sadece tüketici değil aynı zamanda topluluk katılımcılarıdır (Hyde, 2008). Kurumsal dijital sorumluluk sosyal, ekonomik, teknolojik ve çevresel kurumsal dijital sorumluluk olarak dört kategoride tanımlanabilmektedir. KSS'den farklı olarak tüm bu kategoriler sorumlulukların dijital yönlerine odaklanır. Sosyal KDS kurumların bireyler ve toplumla ilişkisini önceler. Kullanıcı kitlenin, paydaş ve çalışanların veri gizliliğinin korunması, dijital kapsayıcılık ve çeşitliliğin ele alınması bu alanın konusudur. Ekonomik KDS dijital teknolojilerin ekonomik etkilerinin değerlendirilmesi ve iyileştirilmesiyle ilgilidir. Bilgi işlem teknolojileri departmanları, çalışanların rol tanımları, daha düşük maliyet ile daha fazla verimin elde edilmesine yönelik girişimler ekonomik dijital sorumluluklar olarak örnek gösterilebilir. Teknolojik KDS dijital etik ile yakından ilişkilidir. Yapay zekâ algoritmalarının şeffaf ve anlaşılır ve ayrımcı uygulamalara fırsat vermeyecek şekilde oluşturulması gibi toplumsal zarara yol açmayacak bir düzende oluşturulmasını hedefler. Çevresel KDS teknolojik gelişimlerin çevreye verdiği fiziksel zararları en aza indirip, sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmeye odaklanır (Wade, 2020). Detaylandırılmış alt alanlara, farklı organizasyonlar tarafından geliştirilen rehberler ve standartlara rağmen uygulamalarda oldukça eksiklikler görülmekte, tüm kategorilerin bir arada dikkate alındığı ve pratiğe geçirildiği nadiren görülmektedir. Yukarıda bahsedilen tartışmalardan hareketle bu çalışmanın temel sorunsalı "Türkiye'de bankacılık ve e-ticaret sektörlerinde faaliyet gösteren çeşitli kurumların KDS kavramına dair politikaları, faaliyetleri ve gelecek hedefleri nelerdir?"olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda tezin ilk bölümünü literatür taraması oluşturmakta; KSS, dijital dönüşüm ve KDS dahil olmak üzere bu araştırmayla ilgili kritik teori ve kavramlar tartışılmaktadır. İlk olarak, kurumsal dijital sorumluluğun temelini oluşturan kurumsal sosyal sorumluluk ve tarihsel gelişimi ele alınacaktır. Ardından, kurumsal sosyal sorumluluğun değişen uygulamaları ve kurumsal dijital sorumluluğun ortaya çıkmasına katkı sağlayan dijital dönüşüm kavramı dijital etik tartışmaları ile bağlantılı olarak detaylı şekilde tartışılacaktır. Son olarak, Kurumsal Sosyal Sorumluluğun gelişimine ve dijital dönüşümün etkisine bağlı olarak ortaya çıkan Kurumsal Dijital Sorumluluk kavramına dair literatürle, KDS'ye yönelik oluşturulan teoriler, farklı sektörlerden yapılan araştırma çalışmaları ve çeşitli organizasyonların hazırladıkları rehberler ve standartların katkıları tartışılacaktır. "Sektör analizi"bölümünde örneklem grubu olarak seçilen, verinin en çok kullanıldığı, işlendiği, paylaşıldığı sektörlerden olan e-ticaret ve bankacılık sektörlerinin Türkiye'de ve uluslararası arenalardaki durumuna dair incelemeler yapılacaktır. Mahremiyet, özellikle çevrimiçi teknolojiye, sosyal medyaya ve sanal sistemlere olan bağımlılığın artmasıyla birlikte modern yaşamın en önemli zorluklarından biri haline gelmiştir (Durucu vd., 2019). E-ticaret sektöründeki büyük problemlerden birisi bağlantılı riskler ve yönetişim sistemlerinin tüketici bilgilerini yeterince koruyamaması ve modern iş operasyonlarına zarar vermesidir (Umanailo vd., 2019). Bankacılık sektöründe ise bireylerin tasarrufları, yatırımları, yaşam tarzları ve gelecekte hayatta kalmaları büyük ölçüde sağlıklı ve etik bir bankacılık sisteminin işletilmesine bağlı olduğundan (Jansen ve Leukfeldt, 2016), gizlilik risklerine karşı hassas bir konumdadır (Namahoot ve Laohavichien, 2018). Bu iki sektörün KDS'ye dair güncel gelişim durumları ve uygulamalarının kapsamı sektör analizi kısmında ele alınacaktır. Detaylı bir literatür taraması ve sektör analizinin ardından, araştırma yöntemleri bölümünde veri toplama stratejileri, analiz, toplanan verilerin yorumlanması, geçerlilik ve güvenilirlik konuları açıklanacaktır. Bu çalışmada nitel yöntemler kullanıldığından ilgili literatür bu doğrultuda incelenmiştir. Bu çalışmada iki sektör seçilmiş ve nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşmeler ve içerik analizi tekniklerinden faydalanılmıştır. Nitel araştırmalarda güvenirliği ve geçerliliği desteklemek adına önerilen üçgenleme tekniğini sağlamak için araştırmanın veri setini yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme verileri, sosyal medya içerik analizi ve doküman analizi oluşturmaktadır. Çalışmanın katılımcı grubunu bankacılık ve e-ticaret sektöründen olan 18 üst düzey yönetici, bilgi işlem teknolojileri birim departmanı çalışanı ve kurumsal iletişim uzmanı oluşturmaktadır. Yapılan görüşmeler sonucunda hukuk departmanlarına sıklıkla değinildiğinden katılımcılara iki hukuk birimi çalışanı ayrı olarak dahil edilmiştir. Doküman analizi kısmında ilgili sektörlerin son bir yıllık entegre raporları incelenmiştir. Sosyal medya içerik analizinde ise katılımcıların söylemleri doğrultusunda kurumsal iletişim aracı olarak en çok kullanılan Linkedln platformu paylaşımları dikkate alınmıştır. Tez çalışmasının bulgular bölümü görüşme analizi, sosyal medya ve belge analizi olmak üzere iki ana başlıktan oluşmaktadır. Görüşmeler başlığı üç bölümden oluşmakta, ilk bölümde bankacılık sektörü bulgularına, ikinci bölümde e-ticaret sektörü veri sonuçlarına yer verilmektedir. Üçüncü bölümün ana konusu ise bankacılık ve e-ticaret sonuçlarının karşılaştırılması üzerinedir. Bulgular bölümünün ikinci başlığı, sonuçların güvenirliğini desteklemek için sektörlerin doküman ve sosyal medya analizine odaklanacaktır. Bu analizler yine sektörel bazlı ayrı ayrı tartışılacaktır. Çalışmanın son bölümü, sonuçların literatürle bağlantılı olarak tartışılmasına ayrılmıştır. Bu bölümde ayrıca kısıtlar ve gelecek çalışmalar için öneriler de yer almaktadır. Araştırmanın bulguları aşağıdaki şekilde özetlenebilir. (1) Kişisel Verilerin Korunması Kanununa (KVKK) ek olarak bankaların General Data Protection Regulation (GDPR) uyma zorunluluğu, uluslararası kredi sistemlerinde sürdürülebilirlik faaliyetlerinin getirdiği avantajlardan faydalanabilme isteği ile bankalar dijital sorumluluk faaliyetlerine öncelik vermek durumunda kalmışlardır. (2) Kurumsallaşma süreçlerini çok önceden tamamlayan bankacılık sektörü için itibar ve güven en önemli konulardandır ve veri güvenliğini sağlamak itibarlarını korumak için elzemdir. (3) Bankaların iş geliştirme süreçlerinde hızlı olma gerekliliği (örn. kripto paranın hızıyla rekabet içinde olma) günceli daha yakında takip etmek ve aksiyon almak zorunda bırakmıştır. (4) Fakat aynı hız e-ticaret sektörü için dezavantaj oluşturmakta, gündemi yakalamaya çalışırken henüz şekillendiremedikleri iş modelleri ertelenmektedir. Bu durum kurum kültürünün yapılanmasını geciktirmekte ve dijital sorumluluk faaliyetleri askıda kalmaktadır. (5) E-ticaret sektörünün gelişiminde pandemi sürecinin olumlu etkisi oldukça fazladır. Ancak bu etki kurumsal dijital sorumluluğa dair farkındalık geliştirme ve bilinçlendirme çalışmalarında yetersiz kalmıştır. (6) E-ticaret sektöründe denetleyici kuruluşların ve yaptırımların yetersiz oluşu veri gizliliği ve güvenliği konusunda gerekli aksiyonların alınmasını geciktirmektedir. (7) Banka ve e-ticaret sektöründeki kurumsal dijital sorumluluk bağlamındaki gelişimsel farklılıklar sosyal medya kanallarındaki paylaşılan paylaşımların içeriklerinde de açıkça belli olmaktadır. (8) Dijital sorumluluk faaliyetlerine dair bankaların paylaşımları sıklık ve içerik açısından oldukça yoğunken, e-ticaret sektöründeki şirketler aldıkları ödülleri, çalışan memnuniyetlerini ve yenilikçi olmayan kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini paylaşmaktan öteye geçememektedirler. (9) Doküman analizi sonuçları da sosyal medya içerik analizi ile benzer sonuçlar göstermiş; bankaların entegre raporları oldukça kapsamlı ve detaylı hazırlanmışken, e- ticaret sektörü henüz entegre rapor veya benzeri raporlar hazırlama aşamasına geçememiştir. Sonuç olarak bankacılık sektörü KDS faaliyetleri, farkındalığı, gelecek hedefleri açısından önde olsa da her iki sektörün de gitmesi gereken daha çok yol olduğu aşikardır. Bu yolun aşılabilmesi için hükümetlerin yerelde ve ulusalda STKlar, ve ilgili organizasyonlarla işbiriği geliştirmeleri, kanunlarda standartlaşmaya gitmeleri dijital sorumululuk kavramının ortak temellerde gelişmesine ve yaygınlaşmasına yardımcı olacaktır

Author

Dr. Ceyda Cihan Aydoğdu

How to Cite

Ceyda Cihan Aydoğdu (Doktora Tezi). A new approach to corporate social responsibility: Corporate digital responsibility, analysis of Turkish banking and e-commerce sectors, 2024, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University