Lomber cerrahi uygulanan hipertansif hastalarda genel anestezinin serebral perfüzyona etkisinin noninvaziv yöntemlerle değerlendirilmesi
2021
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Neval Boztuğ
Abstract (TR)
Amaç: Kliniğimizde spinal cerrahi geçiren hipertansif hastaların doppler ultrasonografi yardımıyla noninvaziv şekilde orta serebral arter kan akımlarını ölçerek, bu ölçümlerin genel anesteziyle, operasyon sırasındaki hasta pozisyonuyla etkilenip etkilenmediğini ve bu ölçümlerin NIRS ile korelasyonunu saptamayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan izin alınarak çalışmaya başlandı. Çalışmaya katılacak hastalar bilgilendirilerek onamları alındı. Beyin ve Sinir Cerrahisi tarafından genel anestezi altında lomber cerrahi planlanan, ASA (Amerikan Anesteziyologlar Birliği) sınıflamasına göre Sınıf I, II ve III olan, 18- 85 yaş arası 105 hasta çalışmaya dahil edildi. Gebeler, mental retardasyonu olanlar, beyin tümörü, kafa travması, serebral anevrizma, serebrovasküler olay öyküsü ile demans, şizofreni vb. psikiyatrik hastalık öyküsü olan olgular çalışma dışı bırakıldı. Hastalar preoperatif dönemde serviste ziyaret edildi. Minimental test yapıldı. Karotis Doppler USG ile bilateral karotis sistemde anlamlı darlık ve akım hızlanması olup olmadığı değerlendirildi. Preoperatif bakı yapılıp tansiyon ölçümlerine göre dahil olacakları gruba karar verildi. Temporal pencerelerinin görüntüleme için uygun olup olmadığı değerlendirildi. Çalışma kapsamında hastaların ilk olarak, uyanık halde anestezi indüksiyonundan önce supin pozisyonda, takibinde anestezi indüksiyonu sonrası entübasyondan sonra supin pozisyonda, prone pozisyonundan sonra ve operasyonun 1. saatinde, postoperatif dönemde serviste transkraniyal doppler ultrasonografi yapılarak orta serebral arter (OSA) akım traseleri değerlendirildi. Yapılan ölçümlerde maksimum mean akım (Vm) ölçüldü ve resistans indeks (RI) ile pulsatil indeks (PI) cihaz tarafından hesaplandı. Bu ölçümler sırasında hastanın sistolik, diyastolik ve ortalama kan basıncı değerleri, kardiyak nabzı, vücut ısısı, genel anestezi altında iken NIRS değerleri, PVI değerleri ve end-tidal karbondioksit (EtCO2) değerleri, Peak değerleri ve alınan kan gazı değerleri kaydedildi. Ölçülen değerlerin hipertansif hastalarda serebral otoregülasyonu etkileyip etkilemediği değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 54'ü erkek (%52,9), 48'i kadın (%47,1) ve yaş ortalaması 55,34±11,12 yıl olan 102 hasta dahil edildi. Hastaların 39'u normotansif, 34'ü tanılı HT ve 29'u tanısız HT'ti. Hastaların çalışma gruplarına göre cinsiyeti (p=0,106), preoperatif açlık süresi (p=0,386), cerrahi süresi (p=0,104) ve intraoperatif kan ürünü alma oranı (p=0,509) istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermedi. Çalışma gruplarının preoperatif Vmean, PI ve RI ölçümlerine göre diğer zamanlardaki değişim yüzdesi incelendiğinde, Vmean, PI ve RI değerlerindeki değişim gruplara göre anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Hipertansif hastalarda Evre 2 ve 3 olan hastaların entübasyon sonrası ölçülen Vmean değerleri Evre 1 hastalara göre daha yüksek belirlenmiştir (p=0,039). Evre 1 ve 2 hastaların entübasyon sonrası, prone sonrası ve intraoperatif zamanda ölçülen Vmean değerleri preoperatif ölçümlere göre daha düşüktür. Sonuç: Çalışmamızda OAB'da hipertansif gruplarda anestezi sonrası değişimin daha fazla olduğunu tanılı HT grubunda anestezi süresi uzadıkça hipotansiyonun daha fazla derinleştiğini gördük. Hipertansif hastaları preoperatif değerlerine göre grupladığımızda ise evre 3 grubunda anestezi süresi uzadıkça hipotansiyonun derinleştiğini gördük ve bu bize preoperatif giriş tansiyonunun hastanın tanılı olup olmamasından daha önemli olduğunu düşündürdü. Hastaların OSA akım hızlarını değerlendirdiğimizde ise anestezi sonrası akım hızın değiştiği ancak değişim oranlarının gruplar arasında farklı olmadığını serebral otoregülasyonun hipertansif hastalarda korunduğunu düşündük. Hipertansif gruplarda preoperatif RI ve PI farklı olması hipertansiyonun serebrovasküler yatakta meydana gelen değişiklik ile ilişkili olabileceğini düşündük. Hipertansif hastaları grupladığımız analizde PI ve RI değerinde gruplar arasında farklılık olması hipertansiyonun meydana getirdiği değişiklikleri kanıtlar nitelikteydi. Anahtar Kelimeler: Transkraniyal Doppler Ultrasonografi, Genel Anestezi, Hipertansiyon, Orta Serebral Arter, Nabız İndeksi, Direnç İndeksi
Author
Dr. Ela Atmaca Kaplan
How to Cite
Ela Atmaca Kaplan (Tıpta Uzmanlık Tezi). Lomber cerrahi uygulanan hipertansif hastalarda genel anestezinin serebral perfüzyona etkisinin noninvaziv yöntemlerle değerlendirilmesi, 2021, Akdeniz University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Akdeniz University
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Yağ, şeker ve protein ağırlıklı beslenmenin Drosophila melanogaster'de genotoksik potansiyele etkisi(2022)
