Master'sOpen Access

Milletlerarası andlaşmaların evrimsel yorumlanması

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Bleda Rıza Kurtdarcan

Abstract (TR)

Olağan koşullarda her edebi ve hukuki metin, yazıldığı dönemin koşullarını yansıtır. Bu nedenle de temel olarak söz konusu metinlerde kullanılan kelimelerin ve ifadelerin metnin hazırlandığı dönemdeki anlamını taşıdığı varsayılmaktadır. Fakat doğası gereği andlaşmalar, sonlandırıldığı tarihten itibaren artık birer geleceğin ürünüdür. Her andlaşma belirli süreli veya süresiz şekilde gelecekteki olguları yönetme amacı ile geleceğe yönelik olarak yapılır. Sonuç olarak geleceği içerisinde barındıran bir hukuki metnin hazırlandığı tarihten sonraki bir anlama göre yorumlanması imkânsız olmayacaktır. Elbette ki bu durum başlı başına bu "değişimi" meşru kılmamaktadır. Bu tezin inceleme konusu, milletlerarası andlaşmaların yorumlanmasında ortaya çıkan zamanlar arası problemin çözümüne evrimsel yaklaşımın hukuki meşruiyetidir. Hukuki meşruiyet kavramı oldukça soyut bir kavramdır. Bu nedenle çalışmanın ortaya koyduğu savın kanıtlanabilir sağlam temeller üzerine inşa edilebilmesi adına hukuki meşruiyet incelenirken, somut olgular çerçevesi dahilinde hareket edilmiştir. Bu çalışmada evrimsel yorum bir yorumlama metodu değil, herhangi bir olağan yorumlama sürecinin sonucu olarak ele alınmıştır. Bu nedenle de yorum metotlarına (yorum okullarına) çalışmada değinilmemiştir. Çalışmanın ilk bölümü, andlaşmaların yorumlanmasına ilişkin milletlerarası hukuk kurallarının belirlenmesi ve bu kurallar bağlamında yorumlamada ortaya çıkan zamanlar arası problemin çözümlenmesine ilişkin çağdaş ve evrimsel yaklaşımın öğretideki ve milletlerarası yargı uygulamalarındaki dayanakları ile birlikte farklılıklarının ortaya konularak incelenmesini içermektedir. Bu bölümün amacı ilgili milletlerarası hukuk kuralları kapsamında evrimsel yorumun ayırt edici özelliklerini ve ortaya çıkış sürecini hukuki dayanakları ile ortaya koymaktır. Bölümde Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde yer alan kaynaklardaki ilke ve kurallar ile çalışmaya bir hukuki çerçeve yaratılmaya çalışılmıştır. Burada kaynakların yalnızca yoruma ve özellikle yorumlamadaki zamanlar arası probleme ilişkin uygulanabilir kısımları dar bir şekilde detaylıca ele alınmıştır. Aynı zamanda ortaya konulan kurallardan çalışmanın devamında da faydalanılmıştır. Ardından yorumlamadaki zamanlar arası problemi meydana getiren çatışmadaki ayrımın temel noktalarının çağdaş yorumun savunduğu "istikrar" ve evrimsel yorumun savunduğu "değişim" olguları olduğu ortaya konulmuş ve sonra bu ayrımdaki görüşlerin daha detaylı incelemesine girilmiştir. Bu incelemede ayrımın daha iyi belirginleştirilmesi için görüşlerin hukuki dayanakları kapsamında sundukları argümanlara değinilmiştir. İnceleme sonucunda bir andlaşmada bulunan bir terim veya ifadenin zaman içinde değişen anlamı nedeniyle ortaya çıkan belirsizlikte, çağdaş yorum taraftarlarının andlaşma hükümlerinin istikrarı bakımından bu kelime veya ifadenin andlaşmanın sonlandırıldığı tarihteki anlamının referans alınmasını savunurken, evrimsel yorum taraftarlarının andlaşma hükümlerindeki değişiklik nedeniyle belirli nesnel koşulların mevcut olması durumunda bu kelime veya ifadenin andlaşma yorumlandığındaki anlamının referans alınmasını savundukları belirlenmiştir. En son ise bölümün değerlendirilmesi yapılarak elde edilen sonuçlar ortaya konulmuştur. Buna göre, milletlerarası hukukta yorumlamaya ilişkin kuralların temel kaynağı, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilen teamül kuralları ve genel ilkelerin kodifiye edilmesi ile oluşturulan 1969 tarihli Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'dir. Viyana Andlaşması'ndaki yoruma ilişkin kurallar, her ne kadar zamanlar arası bir nitelik taşımasa veya bunu ima etmese dahi, sahip oldukları genişlik ve esnekliklerinin yorumlayıcılara sağladığı gerekli hukuki dayanağı ve hareket alanı ile zamanlararası problemin çözümünde hukuki dayanak olarak başvurulabilecektir. Kararlarında çağdaş yorumlama sonucuna ulaşan yargı organlarının bazılarının, yalnızca tarafların bu terimi andlaşmanın sonlandırıldığı tarihteki anlama göre yorumlanmasını niyetlediklerinin açıkça ortada olduğunu ifade ederek ayrıca bir kanıt sunmaya ihtiyaç duymadıkları görülmekteyken; buna karşılık evrimsel yorumlama sonucuna ulaşan yargı organlarının, bu ilkenin uygulanmasını haklı kılan nesnel faktörler sundukları görülmüştür. Bu durum mahkemelerin yorumlamadaki zamanlar arası problemin çözümünde akıl yürütmelerinin, andlaşmalarda kullanılan terimlerin anlamlarının, aksi bir durumu ima eden bir nesnel faktör yoksa, andlaşmanın sonlandırıldığındaki anlamını taşıdığı yönünde olduğunu doğrulamaktadır. Diğer bir durumda ise çağdaş yorumlama sonucuna ulaşan yargı organlarının çoğunun evrimsel yorumlama olasılığını reddederken, evrimsel yorumlama sonucuna ulaşan bazı yargı organlarının, çağdaş yorumlama ilkesinin varlığını ve genel uygulanabilirliğini kabul ettikleri görülmüştür. Çalışmanın ikinci bölümünde öncelikle evrimsel yorum kavramı berraklaştırılmaya çalışılmış, ardından ise diğer milletlerarası yorum mercilerinin de evrimsel yorumlamalarında referans olarak gösterdiği Uluslararası Adalet Divanı'nın kararları baz alınarak, yargısal uygulamalardaki evrimsel yorumda başvurulan mantıksal sürecin her aşaması detaylı bir şekilde öğretideki tüm eleştiriler ve destekleyici görüşler ortaya konularak incelemeye tabi tutulmuştur. Bu bölümdeki incelemenin temel amacı evrimsel yorumun meşruiyetine halel getirecek her türlü faktörün tespit edilerek bu durumu önlemek için alınabilecek önlemleri ortaya koymaktır. Belirtilen amacın gerçekleştirilebilmesi için öncelikle evrimsel yorumun kavramsal tanımı yapılmaya çalışılmış, öğretide ve yargısal uygulamada karıştırıldığı benzer kavramlar ile farkları ortaya konularak kavram daha berraklaştırılmıştır. Böylelikle, aslında başka bir kavramın uygulanması gereken durumlarda evrimsel yoruma başvurulması nedeniyle meşruiyetinin zarar görmesi engellenmeye çalışılmıştır. Çalışma konusu olan kavrama yönelik önermekte olduğumuz tanım: "Bir andlaşmada kullanılan bir terimin, andlaşma sonlandırıldıktan sonra, birtakım objektif faktörler sonucunda zaman içerisinde değişen anlamına atfedildiği bir şekilde yorumlanması" olmuştur. Ardından evrimsel yorum her ne kadar doğru yerde kullanılsa da sınırları aşılarak kullanılması da aynı şekilde meşruiyetine zarar vereceğinden kavramın sınırları çizilmeye çalışılmıştır. Burada ortaya koyduğumuz durum, evrimsel yorumun sınırlarının aslen olağan yorumlama sınırları olduğudur. Önceki incelemede kavramın yanlış yerlerde çağrılması engellendikten sonra, bu bölümde doğru yerlerde hangi koşullarda başvurulması gerektiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Burada evrimsel yorumun iki koşulda çağrıldığı belirlenmiştir: Andlaşmada evrimleşmeye müsait kapsayıcı bir terimin varlığı ve andlaşmanın konu ve amacının evrimleşmeye yönelik olması. İncelememizde her ne kadar evrimsel yorumun çağrıldığı koşullar farklı olsa dahi bu koşulların birbiriyle oldukça yakından alakalı olduğu belirlenmiştir. Tüm bunların sonucunda evrimsel yorumlama sonucuna ulaşılırken yorum merciinin yürüttüğü mantıksal sürecin incelenmesine geçilmiştir. Burada çalışmada temel olarak ele alınan Uluslararası Adalet Divanı'nın uygulamayı tercih ettiği mantıksal sürecin, uzun süreli veya süresiz bir andlaşmada evrimleşmeye müsait kapsayıcı terim kullanıldığını tespit ettikten sonra tarafların o terimin zaman içerisinde anlamının değişeceğini öngörerek kullandıklarına dair niyetlerini varsayması şeklinde olduğu belirlenmiştir. Bu mantıksal süreçte iki temel problem bulunduğu ortaya koyulmuştur: bunlardan ilki kapsayıcı terimin nasıl ve neye göre tespit edildiğinin Divan tarafından belirtilmeyerek kanıtlanabilirliği azaltması ve ikincisi ise niyetin varsayılmasının süreci soyutlaştırmasıdır. İlk konuyla alakalı olarak, kapsayıcı terimin belirlenmesinin bir dilbilimci tarafından dahi çok zor olduğu ve başlı başına bir yorum işlemi gerektirdiği belirlenmiştir. Bu konuda ise Divan, bir dilbilimci kadar olmasa dahi, en azından argümanını destekleyecek yönde somut adımlar atmalıdır. Çünkü metin yorumlamanın en güçlü ve en somut kanıtıdır. Meşruiyetin somutlaştırılması metnin ele alınış şekli ile gerçekleştirilebilecektir. Bu nedenle de evrimsel yorum sonucuna dayanak olarak sunulan metnin nitelendirilme süreci açık bir şekilde ortaya konulmalıdır. Diğer problem ise Divan'ın mantıksal sürecinde başvurmuş olduğu varsayılan niyet kavramıdır. Niyet milletlerarası andlaşmaların yorumlanmasında belki de en önemli kavramdır. Gerek yorumlama sürecindeki aşamaların gerekse yorumlamanın sonucunda elde edilen bulgunun tarafların ortak niyeti ile uyuşuyor olması gerekir. Aksi takdirde elde edilen sonuç andlaşmanın yeniden yazılması sonucuna sebebiyet verecek ve yorumun meşruiyetini ortadan kaldıracaktır. Evrimsel yorumun meşruiyeti, tarafların andlaşma hazırlanırken ortaya koydukları metnin evrimleşebileceği niyetini taşıdıklarının belirlenmesine bağlıdır. Niyet tıpkı meşruiyet gibi oldukça soyut bir kavramdır. Bir metnin yazarının gerçek niyetini, hele ki metin uzun süre önce hazırlanmış ise, bulmak oldukça zordur. Bu nedenle de niyetin bulunmasında varsayım kabul edilebilir bir uygulamadır. Ancak araştırmamız Divan'ın kararlarında evrimsel yorum sonucuna ulaşırken bu kavrama bir deus ex machina olarak başvurduğunu göstermiştir. Bize göre bu durum başlı başına evrimsel yorum sonucunu doğurmamalı, bununla beraber nesnel faktörler ile desteklenmelidir. Bizim tarafımızdan bunun sağlanmasının Viyana kurallarındaki yorum ilkelerine başvurulması ile mümkün olabileceğini önerilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü, evrimsel yorumun milletlerarası hukuktaki şu anki ve gelecekteki yerini konu almaktadır. Bölüm ilk önce mahkeme olarak Divan'ın ve bireysel olarak üyelerinin evrimsel yorum tercihini ve evrimsel yorumun milletlerarası hukuk dallarındaki uygulamalarını ele alarak evrimsel yorumun milletlerarası hukuktaki şu anki yerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Son olarak ise evrimsel yorumun geleceğine yönelik tartışmalar ortaya konularak evrimsel yorumun milletlerarası hukukun geleceğindeki yerinin sorgulanması amaçlanmıştır. Bu bölümde ilk olarak, Divan'ın neden evrimsel yorumu tercih ettiğinin bulunmasının evrimsel yorumun milletlerarası hukuktaki yerinin belirlenmesinde önemli bir yer taşıyacağı düşünüldüğünden bu konu incelenmeye alınmıştır. Bu inceleme sonucunda kurumsal yapısı ile kuruluş amacının Divan'ı evrimsel yorum sonucuna doğru yönlendirdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda bu durumun sonucunda Divan'ın gelecekte de bu yaklaşımı benimsemeye devam edeceği izlenimi edinilmiştir. Sonrasında araştırmayı somutlaştırmak amacıyla daha detaylı incelemeye gidilerek Divan üyelerinin bireysel olarak uygulamalardaki evrimsel yorum tercihleri ortaya konulmuştur. Bu bireysel yaklaşımların farklılığı evrimsel yorum kavramının hala gelişmekte olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda daha önce belirttiğimiz gibi her ne kadar kavramın geniş çevrelerce kabul görse de ortak bir tanımı ve uygulaması olmadığı tasdik edilmiştir. Bunların ardından evrimsel yorumun özellikle ön plana çıktığı milletlerarası insan hakları hukuku, milletlerarası çevre hukuku, milletlerarası yatırım hukuku, milletlerarası ticaret hukuku ve deniz hukuku gibi milletlerarası hukuk dallarındaki uygulamalarına geçilmiştir. Bu kısma yönelik araştırmada evrimsel yorumun her alanda farklı şekillerde kullanılmakta olduğu görülmüştür. Ancak tüm bu farklılıklara rağmen yaklaşımların ortak bir noktalarının bulunduğu fark edilmiştir. Bu ise andlaşmaların değişime uğramalarının gerekliliği ve meşruluğudur. Son kısımda evrimsel yoruma yönelik eleştirilerdeki argümanlara yer verilmiş ve bu argümanlar kapsamında evrimsel yorumun gelecekte milletlerarası hukuktaki yeri sorgulanmıştır. Bu yapılırken modern milletlerarası hukukun temelinde yer alan "devlet rızası" kavramı evrimsel yorum kapsamında ele alınmıştır. Andlaşmaların yorumlanmasında devlet rızasının görünümü niyet kavramını işaret etmektedir. Böylelikle tarafların niyetlerine aykırı şekilde evrimsel yorum sonucuna ulaşılması devletlerin rızasına aykırı olacaktır. Bu sorgulamanın sonucunda evrimsel yorumun meşruiyetinin önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Çünkü görülmektedir ki, meşruiyetinin sorgulanacağı şekilde kullanılan bir evrimsel yorum gerek andlaşmaların doğasına gerekse de evrimsel yoruma başvuran yorum mercilerinin varlığına oldukça zarar vereceği ortaya konulmuştur. Bu nedenle meşruiyetin somut argümanlar ile desteklenmesinin aynı zamanda evrimsel yorumun kendi varlığının da kaderini belirleyeceği sonucu çıkartılmıştır. Tezdeki temel argüman milletlerarası andlaşmaların yorumlamasında evrimsel yorum sonucuna ulaşırken yorum mercilerinin daha somut bir metoda başvurmaları gerekliliğidir. Bu gereklilik andlaşmaların evrimsel yorumunu milletlerarası hukuk ilke ve kuralları dahilinde meşru bir yere koyacaktır. Bizim tarafımızdan bu hukuki meşruiyetin sağlanmasında, evrimsel yorum sonucuna ulaşılırken 1969 tarihli Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde yer alan yoruma ilişkin hükümlerde belirtilen ilkelere başvurulması önerilmiştir.

Author

Dr. Ümit Barış Bayındır

How to Cite

Ümit Barış Bayındır (Yüksek Lisans Tezi). Milletlerarası andlaşmaların evrimsel yorumlanması, 2020, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University