DoktoraAçık Erişim

Nefret söylemi ve şiddet ilişkisi üzerine Jeremy Waldron ve Anthony Lewis'in yaklaşımları

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2019
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Nefret söyleminin ifade özgürlüğü olarak ele alınıp alınmayacağı çağımızın politik bir çıkmazıdır. Jeremy Waldron ve Anthony Lewis bu çıkmazın iki karşıt tarafını temsil etmektedir. İkisi de demokratik değerleri savunurlar fakat söz konusu nefret söylemi olduğunda hangi değerlerin öncelikli olması gerektiği konusunda görüş ayrılığı yaşarlar. Waldron için, nefret söylemi insanların onurlarına ve toplumsal güvencelerine zarar veren bir tür grup karalamasıdır. Demokratik bir toplumun zorunlu koşullarını ihlal ettiği için, nefret söylemininin düzenlenmesi demokratik bir toplumun görevidir. Bu durumda soru liberal demokratik devlet biçimlerinin bazı söylem biçimlerini düzenleyip diğerlerini düzenlememe türünden bir hakka sahip olup olmadığına dönüşür. Lewis, demokratik toplumun bir güvencesi olan ifade özgürlüğünün nefret söylemini de koruduğunu ve demokratik bir devletin ifade biçimlerini düzenlemeye hakkı olmadığını savunur. Devlet ifade biçimlerini düzenlerse demokratik yapının derinden zarar görmesi söz konusudur. Birbirleriyle karşıt olan her iki görüşte haklıdır ve bir paranın iki yüzü gibidir. Buna rağmen Waldron nefret söyleminin verdiği zarar konusunda haklı olmakla bilrikte, nefret söylemi yasasına izin vererek demokratik yapının ifade özgürlüğü bakımından göreceği zararı göremez. Lewis ise ifade özgürlüğünü ve demoktarik yapıyı korumak adına nefret söyleminin verdiği zararı görmezlikten gelmektedir. Bu durum görüleceği üzere bir çıkmaz yaratmaktadır. Bu çıkmazdan çıkmanın yolu, nefret söylemi kavramını yeniden analiz etmektir. Bu tezde, Kant'ın yardımıyla birlikte, ilk olarak, nefretin, yanlış akıl yürütme ve bencillikten doğan moral bir çöküntü olduğu savunulacaktır. Nefret söylemine dair çözüm üretilirken, nefret söyleminin yasal bir konu olarak ele alınmasındansa, yurttaşın moral karakterine yoğunlaşılmasının daha etkili ve motive edici olacağı savunulacaktır. İkinci olarak, demokratik bir toplumun kontratının ifade özgürlüğü olduğu savunulacaktır. Ancak bu yolla, ne kadar agresif ve nefret dolu olursa olsun, yurttaşın demokratik tartışma süreci içine dahil olabilmesine olanak verilebilir. Nefret söylemi yasaları, demokratik bir toplumda zorunlu olarak var olması gereken tartışma sürecini ve yurttaşların otonomluğunu görmezden gelmektedir. Üçüncü olarak, nefret söyleminin ne olduğu ve içerdiği zarar, Kant'ın hakkaniyetlilik kavramı içinde yeniden tanımlanacaktır. Hakkaniyetliliğin, belirsiz bir hak olarak, insanlara hukuksal olarak dayatılamayacağı fakat moral olarak ilişkilendirebileceği savunulacaktır. Ancak bu türden yeni bir okumayla hem demokratik yapı ve ifade özgürlüğünün korunabileceği hem de nefret söyleminin verdiği zararın görülebileceği savunulacaktır.

Yazar

Zübeyde Karadağ Thorpe

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Zübeyde Karadağ Thorpe (Doktora Tezi). Nefret söylemi ve şiddet ilişkisi üzerine Jeremy Waldron ve Anthony Lewis'in yaklaşımları, 2019, Hacettepe University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Hacettepe University tezlerinden daha fazlası