Yüksek LisansAçık Erişim

Oktay Rifat şiirinde Güneş'in üç hali

2005
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kalpaklı

Özet (TR)

ÖZET Oktay Rifat'ın (1914-1988) Perçemli Sokak (1956) adlı yapıtından itibaren geçirdiği şiirsel dönüşüm "dil"den "algı"ya doğru izlenebilecek bir sürece karşılık gelir. Bu kitabından itibaren Rifat şiirlerinde "güneş"in, önce bir analoji nesnesi olarak "benzerliklere" indirgenerek, Çobanıl Şiirler (1976) adlı yapıtından itibaren ise, bir doğa olgusu olarak "algı"ya indirgenerek kullanılmış olduğu görülmektedir. Rifat'ın doğayı benzerliklere indirgeyerek kullanımı hem arkaik toplumların anlamlandırma biçimlerine hem de despotik toplumların anlamlandırma biçimlerine karşılık gelecek tarzda bir üslûba dönüşmüştür. Perçemli Sokak'tan itibaren benzerlik ilişkileri "özdeşlik ilkesi" ve "eğretileme" kavramları doğrultusunda izlenebilir. Rifat'ın "kendisine benzetilen"le "benzeyen"i bir arada konumlandırdığı şiirlerinde benzerliklere indirgenmiş bir "çoğulluk" ürettiği tespit edilmiştir. Çünkü Rifat'ın bu şiirlerinde güneş, kendisine niteliklerinden herhangi biri aracılığıyla benzeyen şeylerle "özdeş" tutularak ele alınmıştır. Rifat şiirlerinde yer alış biçimlerine göre, "güneş-çoban", "güneş-baba", "meme-güneş", "güneş-dan", "güneş-kılıç" ve "güneş-anı" özdeşlikleri bu anlamda tipiktir. Güneşin benzerliklere indirgenerek kullanımı istisnaî olarak şairin Çobanıl Şiirler sonrası yapıtlarında da görülebilir: Bu istisna şiirler, Elifti (1980) içinde yer alan "Denklem" ve "Kaval" başlıklı şiirler ile Denize Doğru Konuşma (1982) içinde yer alan "Gün Doğuyor" başlıklı şiirdir. Rifat'ın 1973 yılında yayımlanan Yeni Şiirler'i içindeki "sultan şiirleri"nde öne çıkan ise eğretilemeli kullanımdır. Bu şiirlerde güneş, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Osmanlı şiirinin genel yapısını verebilecek bir kavram olarak öne sürdüğü "saray istiaresi" ile ilişki içindedir. "Saray istiaresi" kavramının "güneş"in nitelikleriyle "sultan"ın nitelikleri arasında kurulan benzerlik ilişkilerine dayalı olması, Rifat'ın "sultan şiirleri"yle öne çıkardığı sultanın şiirsel kullanımıyla yakınlık kurulabilmesine olanak tanımıştır. "Güneşin yakıcılığı" ile "sultanın öldürücülüğü" arasında kurulan ve "saray istiâresi"nin içeriğiyle uyumlu koşutluk, Rifat şiirinde sultanı niteleyen "cellat", yavuz", "sırtlan" ve "aslan" sözcükleriyle oluşturulan eğretilemelerle "tekil" bir söylem üretecek biçimde yeniden üretilmiştir. Bu "tekil söylem"e "1509 Depremi" başlıklı şiirde geçen "turuncu kuş" ifadesi, Ahmet Paşa'nın (ö. 1496-7) "Güneş Kasidesi"nde görülen "sultan imajıyla" uygunluk göstermesi bakımından eklemlenebilir. Oktay Rifat'ın Çobanıl Şiirler'inden itibaren ise, "özdeşlik ilkesi" ve "eğretileme" kullanımından "düzdeğişmece" kullanımının başat olduğu bir şiire yöneldiği öne sürülebilir. Düzdeğişmeceli uygulamalarda güneşin, kendisine benzeyen şeylerle değil, doğada aldığı farklı görünümlerine karşılık gelen doğal niteliklerinden herhangi biriyle temsil edildiği görülmektedir. Güneşin doğada aldığı farklı görünümlere indirgenerek düzdeğişmeceli kullanımı ise, "çoğul" bir söylemin üretilebilmesine olanak tanımıştır. anahtar sözcükler: özdeşlik ilkesi, eğretileme, düzdeğişmece, çoğulluk, tekillik

Yazar

Dr. Alphan Akgül

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Alphan Akgül (Yüksek Lisans Tezi). Oktay Rifat şiirinde Güneş'in üç hali, 2005, Bilkent University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Bilkent University tezlerinden daha fazlası