DoctorateOpen Access

Örgüt topluluklarında yeni örgüt formlarının oluşumu: Türkiye ve Avrupa bağlamında bir araştırma

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Naciye Aylin Ataay Saybaşılı

Abstract (TR)

Organizasyon teorisi, işletmeleri sosyal aktörler olarak ele alır. Karmaşık sistemlerden oluşan bu birimler, değişen rekabet koşulları ve yerleşik kurumsal normların varlığında sınırlarını ve varlıklarını koruma motivasyonlarıyla hareket ederler. Bu eksende işletmelerin birbirleriyle ve diğer paydaşlarıyla etkileşimlerini inceleyen organizasyon teorisi, modern yönetim konularına ışık tutan bir alandır. Bu doğrultuda, araştırmada endüstrilerdeki yeni yönetim biçimlerinin, stratejik etkinliklerin ve organizasyonel yapılanmaların ortaya çıkışı ve sektörlerle birlikte evrimleri konu edilmiştir. Türkiye'de otomotiv yedek parça ve elektrikli el aletleri endüstrileriyle bağlantılı ticaret sektörlerinin ve onların içerisinde faaliyet gösteren firmaların 50 yıllık gelişimleri araştırmanın kapsamını oluşturmuştur. Bir yenilik ve yayılma merkezi olarak Avrupa'daki ilgili endüstriler de araştırmanın kapsamına alınarak karşılaştırmalı bir durum çalışması çerçevesi oluşturulmuştur. İşletmeleri onların sınırlarını tanımlayarak incelemeye olanak sağlayan özelliklerinden "örgütsel formlar" olarak bahsedilmiştir. Örgütsel formlar, değerlendirici kitle tarafından çekirdek özellikleri bakımından benzer ve diğer sınıflardan ise belirli yönleriyle ayrışan sınıfları ifade ederler (Fiol ve Romanelli, 2012). Örgütsel form kavramı çeşitli boyutlar ile karakterize edilebilmektedir. Bunlar işletmenin iş gücü, sunduğu ürün veya hizmet, makine-ekipman ve teknolojik altyapı özelliği, iş bölümü derecesi, kontrol yapısı, sahiplik ve yönetim özellikleri, iş ve kaynak ağları içerisindeki konumu, ana faaliyet alanları ve temel pazar stratejileri olarak ifade edilebilir (Heydebrand, 1989; Hannan ve Freeman, 1989). Örgütsel formların yazın tipolojilerinin de yardımıyla araştırmada sektörel ve kültürel bağlam ilişkileri özelinde görgül (ampirik) olarak tespit edilmesi, araştırılan olguyu öncelikle "anlama" ve çözümlemeye temel oluşturma açısından kavramsal bir amaç taşımaktadır. Araştırmada, yeni örgütsel formların oluşumunun süreçsel doğasını aydınlatmak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, birden fazla sektörel ve kültürel bağlam içerisinde faaliyet gösteren birçok işletme boylamsal olarak incelenmek üzere bilinçli örnekleme yoluyla seçilmiştir. Sektörlerin ve işletmelerin kendine özgü yapısal dinamikleri ile aktörlerin algılama, anlamlandırma ve özümseme gibi kişisel özellikleri çerçeveye katılarak sosyal gerçekliğe çok yönlü bir şekilde ulaşılmak istenmiştir. Bu yönüyle araştırmada, bağlamı en iyi temsil edecek örneklem ile genellenebilirlik ölçütünü arttırmak ve bağlamın ötesindeki geçerlilikle ilgili fikir sahibi olmayı sağlayacak derinlemesine öğrenme ve bilgi üretmek amaçlanmıştır. Birçok farklı teori irdelenerek oluşturulan entegre edici araştırma çerçevesi sayesinde, "oluşum" olgusu olay bazlı olarak hem ilişkisel hem de örüntü arayıcı bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu anlamda araştırma, indirgemeci ve bütüncü yaklaşımların bir arada kullanıldığı evrimsel bir incelemedir. Oluşturulan araştırma modeli, farklı endüstrilerin yapısal özelliklerinin ve form çeşitliliğinin hangi ilişkiler kümesiyle meydana geldiğini açıklamaya yardımcı olmuştur. Araştırmaya, endüstrilerin incelenmesine zemin hazırlamak ve boyutlar ile ölçekleri tanımlamak amacıyla sektörel alan araştırmaları ve uzman görüşmeleri gerçekleştirerek başlanmıştır. Böylece araştırmanın modeli oluşturulmuş, kapsamına ve örneklemine karar verilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler ve doküman incelemesi yöntemleriyle çeşitlendirilerek toplanmıştır. Veriler, tematik içerik analizi aracılığıyla anlamlandırılmış ve çözümlenmiştir. Kaydedilen olaylar ve davranışlar, ilişkisel ve etkileşimsel yöntem ile olguyu açıklamakta kullanılmıştır. Türkiye ve küresel iş dünyası, teknolojik ve toplumsal gelişmelerin doğrultusunda 1980'li yıllarla beraber büyük değişime sahne olmuştur. Bu süreçte büyük bir ivmeye kavuşan küreselleşme ile bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, üretim ve yönetimin profesyonelleşmesi, üreten kesimin aynı zamanda tüketen kesim haline gelmesi, değişen işgücü profili, ürün çeşitliliği ve rekabet, karşılıklı ve zincirleme ilişkiler halinde değişimin ve dönüşümün hızını farklı bir boyuta taşımış, şirket yaşam süreleri kısalmış, örgüt sınırları bulanıklaşarak yeni örgüt formları ortaya çıkmıştır. Değişen tüketici değerleri ile birlikte çevreye ve sosyal hayata karşı oluşan sorumluluk beklentisi, firmaların sanayi devriminin etkileriyle ortaya çıkan ve süregelen verimlilik yöntemlerinden istifa ederek sektör ortalaması üzerinde getiri elde etmesini olanaksız hale getirmiş ve yeni düzenin kurumlarıyla uyumlu olarak meşruiyet kazanma, stratejik işbirliği ağları oluşturma, ihtiyaçların temeline inerek yeni niş pazarlar oluşturma, sosyal ve entelektüel sermaye, özümseme kapasitesi, öğrenen organizasyonlar, örgüt kültürü ve dönüşümcü liderlik kavramları önem kazanmıştır. Planlama, klasik anlamda emir-komuta-denetim anlayışı ve örgüt tasarımına ait temel unsurlardan oluşan temel yönetim fonksiyonları, kriz yönetimi, örgüt kültürüne ait unsurlar, koordinasyon, motivasyon ve etkin liderlik anlayışına dönüşmüştür (Koçel, 2003). Yöneticinin planlama ve idare rollerine, etkili iletişim, takım çalışması, stratejik hareket ve küresel düşünme rolleri de eklenmiştir. Stratejik planlama kavramının örgütsel alandaki geleneksel etkinliği yerini öğrenme ve self-organizasyon kavramlarıyla paylaşmaya başlamıştır. Organizasyonları anlamaya ve açıklamaya yönelik olarak doğan ve gelişen yönetim ve organizasyon yazını, sosyal hayat ve iş dünyasındaki gelişmelere paralel olarak 1970'li yıllardan itibariyle yenilenmeye başlamıştır. Geleneksel misyonuyla etkin ve verimli bir örgütün nasıl olması gerektiğini açıklayan uygulamaya dönük alan yazını, bir ayağı normatif ve işlevselci paradigmalar ışığında, sistem anlayışı etrafında, doğa bilimlerinin kavram ve yöntemlerinden faydalanarak farklı örgütsel tasarım modellerinin nasıl ortaya çıktığı, örgütlerin neden bu kadar çeşitli olduğu, hangi örgütlerin neden hayatta kaldığı, örgütlerin neden birbirine benzediği gibi sorulara cevap arayan, diğer ayağı da post-modern yaklaşım kapsamında yorumlayıcı ve eleştirel çalışmalar ile üretilen bilgiyi sorgulayan bir alana dönüşmüştür (Sargut ve Özen, 2007). 1990'lardan itibaren, alanın işlevsel ayağının devamını temsil eden çalışmalar, çeşitlenen örgütsel yaklaşımları bütünleştirme ve üretilen bilgiyi entegre edebilme arayışına girerken, eleştirel ayağı ise kurumsal baskıların da etkisiyle yönünü işlevsel bilgiye katkı sağlayacak yorumlayıcı çalışmalara çevirmiştir (Üsdiken ve Leblebici, 2001). 1970'li yılların ortalarından itibaren, kuramcıların biyoloji, ekonomi ve sosyoloji gibi farklı kökenlerden gelmesinin de etkisiyle çeşitlenen modern sonrası örgüt kuramlarının temel bakış açılarında göze çarpan ve ilgili yazındaki araştırma ve tartışmaları besleyen en önemli farklılıklar, örgütsel formların oluşumu ve hayatta kalması ile ilgili olarak uyum-seçilim, hür irade-belirlenimcilik ve yapı-eylem ikilikleri etrafında oluşmaktadır. Rasyonellik kuramlarından doğan hür irade yaklaşımı yönetim uygulamasının ve araştırma alanının temelini oluşturmuştur (Lewin ve Volberda, 1999). Hür irade yaklaşımından evrilen örgütsel strateji, kaynak bağımlılığı, işlem maliyeti ve vekalet kuramları bilinçli "stratejik seçim" mantığını vurgularken, örgütsel ekoloji yaklaşımı, eylem ve seçimlerin sınırlı rasyonellik altında, değişen çevre koşullarının hızı ve belirsizliği karşısında önemsiz kaldığını ve seçilimin esas olduğunu vurgulamıştır. Kurumsal kuram ise kendine özgü bir çizgide gelişerek çeşitlenmiş, temelde iç uyuma dayalı bir yapısal sürüklenmeyi ve kurumsal çevrenin yarattığı seçilim baskısını savunan yaklaşımlardan oluşmaktadır. Hepsinin ortak özelliği, açık sistem ve yadsınamaz çevre faktörü çerçevesinde, var olan toplum düzeni ve sosyal bir gerçeklik anlayışı içerisinde örgüt içi insan ilişkilerinin yaratacağı farktan bağımsız bir kavrayış ve açıklama sunmaktır. Organizasyonların davranışlarını ve dinamiklerini farklı taraflardan inceleyen teorik perspektiflerin birbiriyle karşılaştırılamaz, hatta birbirinin temel aksiyomlarını yanlışlar konumda olması, alanın bilgi üretimini zedeleyici olarak değerlendirilmiş ve alanda bir üst kuram (meta kuram) etrafında birleşme önermelerini gündeme getirmiştir. Bu üst kuramın, çeşitlenmiş modern sonrası kuramları birbirini yanlışlayan sivri köşelerinden sakınarak entegre etmek veya en temel modern dönem kuramın ilkelerini benimsemek arasındaki tartışmanın sürdüğü sırada, karmaşıklık ve kaos teorisinin doğa bilimlerindeki edinimleri örgütsel yazında ilgi görmeye başlamıştır. Karmaşıklık ve kaos teorilerinin ilkeleri temelindeki birlikte evrim yaklaşımı, yönetim ve organizasyon yazınında sistematik ve yararlı bilgi üretimini sağlamak üzere geniş bir ilgi uyandırmıştır. Bu güncel yaklaşımda, denge odaklı geleneksel Newton ve Darwin bilim anlayışından farklı olarak, dengesizlik, doğrusal olmama ve çok yönlü nedensellik aksiyomları ilke edinilmektedir. Olguya dair ilişkisel değişkenlerin çok yönlü, çok katmanlı ve doğrusal olmayan karakteristiği, anlamlandırma temelli keşifsel araştırmaları gerekli kılmaktadır. Karmaşıklık ve kaos teorileri temelli birlikte evrim yaklaşımı, tarihsel olarak bilgilendirilmiş ve bağlama özgü özellikler göz önüne alınmış bir biçimde daha zengin ve sistematik bilgi üretimi vaat etmektedir. Tezin birinci bölümünde, çeşitli organizasyon teorileri ortaya çıkış dönemlerine ve sebeplerine göre tanıtılmış, örgüt yazınındaki merkezi ikilikler açıklanmış ve tüm bu yaklaşımların çevreye ve yöneticiye biçtiği roller tartışılmıştır. Bölümün sonunda tezin merkezi ikilikler ile ilgili tutumu ve çevre-yönetici etkinliğindeki konumu açıklanmıştır. İkinci bölümde, örgütsel form kavramı derinlemesine tartışılmıştır. Bölüme, örgütsel formları tanımlamanın araçsal önemi, yazındaki tanım tartışmaları, yazındaki tanımların derlemesi ve tezin benimsediği çatı tanım açıklanarak başlanmıştır. Daha sonra, yeni örgütsel formların oluşumunun dinamiklerini açıklamaya katkı sunan geleneksel ve güncel teoriler tanıtılmıştır. Bu teoriler, tezin araştırma modelinin sütunlarını oluşturmuştur. Üçüncü bölümde, araştırmanın metodolojisi yer almıştır. Bölüme araştırmanın amacı ve önemi ile başlanmıştır. Daha sonra, araştırmanın amacına ve tezlerine yönelik olarak oluşturulan araştırma yöntemi, örnekleme yöntemi, kapsamı, modeli ve önermeleri tartışılmıştır. Takip eden kısımlarda veri toplama ve analiz yöntemleri tanıtılmış, son olarak ise araştırmanın keşifsel (anlama), betimsel (tanımlama) ve ilişkisel (açıklama) bulguları yer almıştır. Araştırmada elde edilen temel bulgulara göre çıkarılan ana sonuçlar, araştırmanın ana amacı olan yeni örgütsel formların oluşumu ve araştırmanın işlevsel alt amaçları olan örgütsel form kavramının tanımı ile organizasyon yazınında yöntembilimsel araştırma programı tartışmasına dair sonuçlar olarak üç kolda sunulmuştur. Örgütsel alanlarda yeni örgütsel formların, aktörlerin çevrelerindeki kaynak havuzu ile etkileşiminden meydana geldiğine ulaşılmıştır. Örgütsel alandaki denge ve dönüşümün kuvvetlerinin değişen bileşkeleri, belirli konfigürasyonlar üretmektedir. Bu oluşumların genel örüntüleri gözlemlenebilir olsa da sosyal olguların karmaşık doğası gereği süresi ve rotası öngörülebilir değildir. Aktörlerin anlam yaratma özellikleri, bilişsel algıları ve yönetimsel yetkinlikleri gibi aracılar ile firmalara ve endüstrilere özgü düzenleyiciler karşılıklı olarak etkileşerek orantısız ve öngörülemez gelişmeleri doğurmaktadır. Örgütsel formların, çeşitli tipolojik temellere göre bağlam özelinde belirli konfigürasyonlar üreterek kimlik kazandığı ortaya çıkarılmıştır. Yazındaki sistematik bilgi birikiminin, alandaki araştırmaların niteliğini yükseltecek seviyede olduğu gösterilmiştir. Araştırmalara örgütsel formları ve onların bağlam ilişkilerini tanımlayarak başlamanın örneklem temsil gücünü ve araştırmanın genellenebilirlik ölçütlerinin belirginliğini destekleyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Makro yönetim yazınındaki organizasyon teorilerinin, pozitivist bilgi bilimsel özellikleri aracılığıyla birbiriyle iletişim kurabilen ve entegre olabilen yapısı desteklenmiştir. Ayrıca, güncel organizasyon teorisindeki bütüncü yaklaşımın etkileşimsel söyleminin, indirgemeci ve belirlenimci geleneksel kuramlar ile desteklenerek örgütsel olguları daha derin anlamaya yönelik bir yöntem biliminin ortaya çıkarılabileceği gösterilmiştir.

Author

Dr. Sencer Özel

How to Cite

Sencer Özel (Doktora Tezi). Örgüt topluluklarında yeni örgüt formlarının oluşumu: Türkiye ve Avrupa bağlamında bir araştırma, 2024, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University