Ovulasyon indüksiyonu yapılan kadınlarda serum 25-hidroksi vitamin D düzeyleri ile dominant folikul büyüklüğü ve oluşma süresi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Mine Kanat Pektaş
Özet (TR)
Amaç: İnfertilite, bir kadınla bir erkekten oluşan çiftin düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye girmesine rağmen gebelik elde edememesi olarak tanımlanır. İnfertilite nedeniyle başvura çiftlerin %20 ila %40 kadarında ovulasyon bozuklukları mevcuttur. Anovulasyon saptanan olgularda monofoliküler gelişimi ve ardından ovulasyonu sağlamayı hedefleyen farmakolojik ajanların kullanılması, ovulasyon indüksiyonu olarak tanımlanır. Bu tez çalışması, ovulasyon indüksiyonu yapılan kadınlarda, serum D vitamini düzeyleri ile öncü folikül büyüklüğü ve oluşma süresi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2020 ve Ocak 2022 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı polikliniklerine infertilite nedeniyle başvuran ve ovulasyon indüksiyonu uygulanan 101 çift çalışmaya alındı. Çalışmaya dâhil edilme kriterleri; kadın yaşının 40 yıldan küçük olması, erkek yaşının 40 yıldan küçük olması ve ovulasyon indüksiyonu veya intrauterin inseminasyon (IUI) için endikasyon bulunması olarak belirlendi. Kadın yaşının 40 yıl veya daha büyük olması, erkek yaşının 40 yıl veya daha büyük olması ve in vitro fertilizasyon (IVF) için endikasyon bulunması, çalışma dışı bırakılma kriterleri olarak saptandı. Yaş, evlilik süresi, obstetrik öykü, vücut kitle indeksi, bazal hormon profili, tıbbi ve cerrahi özgeçmiş, infertilite süresi, tipi ve nedeni, antral folikül sayısı, spermiogram sonucu, önceki ve şimdiki ovulasyon indüksiyonu siklusları ile ilgili veriler kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya alınan infertil 101 çift için ortalama kadın yaşı 26.5 yıl, ortalama erkek yaşı 29.4 yıl, ortalama evlilik süresi 4.4 yıl ve ortalama infertilite süresi 2.6 yıl olarak hesaplandı. İncelenen 101 çiftin 56'sında (%55.4) primer infertilite mevcutken 45'inde (%44.6) sekonder infertilite tanımlanmıştı. 101 hastadan 38'inde (%37.6) BMİ >30 bulundu. En sık görülen infertilite nedenleri ise sırasıyla anovulasyon (n=64), hiperprolaktinemi (n=21, %20.8), erkek faktörü (n=15, %14.9) ve uterus faktörü (n=14, %13.9) olarak belirlendi. İnfertil kadınların %44.6'sında (n=45) polikistik over ve infertil erkeklerin %15.8'inde (n=17) oligospermi bulunmaktaydı. Bu çalışma kapsamında, 41 kadında (%40.6) klomifen sitrat, 6 kadında (%5.9) letrozol ve 54 kadında (%53.5) gonadotropin ile ovulasyon indüksiyonu gerçekleştirildi. İncelenen ovulasyon indüksiyonu siklusları için HCG günündeki ortalama D vitamini düzeyi 13.52±5.93 mg/l (aralık: 1.88-27.74 mg/l) olarak bulundu. Ovulasyon indüksiyonu uygulanan 101 kadının 48'inde (%47.5) klinik gebelik meydana gelmiş, 33'ünde (%32.7) gebelik devam etmiş ve 7'sinde (%6.9) canlı doğum gerçekleşmiştir. Ovulasyon indüksiyonu ile klinik gebelik elde edilen çiftlerle kıyaslandığında, klinik gebelik elde edilemeyen çiftlerde, kadın yaşının anlamlı olarak daha yüksek (p=0.003), erkek yaşının anlamlı olarak daha yüksek (p=0.012), evlilik süresinin anlamlı olarak daha uzun (p=0.036), geçirilmiş cerrahi (p=0.001) ve geçirilmiş sezaryen (p=0.003) oranlarının anlamlı olarak daha fazla olduğu görülmüştür. Ovulasyon indüksiyonu ile klinik gebelik elde edilen ve edilmeyen çiftler, human koryonik gonadotropin (HCG) uygulanma gününde ölçülen D vitamini düzeyi bakımından benzer bulunmuştur (13.9±6.0 mg/l vs 13.2±5.9 mg/l, p=0.584). Aynı şekilde, devam eden ve etmeyen gebelikler de HCG gününde ölçülen D vitamini düzeyi bakımından benzerdir (14.9±5.4 mg/l vs 11.5±6.7 mg/l, p=0.064). Ovulasyon sikluslarında HCG gününde ölçülen D vitamini ve bazal prolaktin düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı olan pozitif korelasyon saptanmıştır (r=0.282, p=0.004). Öte yandan, HCG gününde ölçülen D vitamini ve bazal tiroid uyarıcı hormon (TSH) seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı olan negatif korelasyon bulunmuştur (r=-0.263, p=0.008). Lojistik regresyon analizine göre; kadın yaşı, erkek yaşı, evlilik süresi ve geçirilmiş cerrahi, klinik gebeliğe ulaşmak için bağımsız prognostik faktör olarak tanımlanmıştır (sırasıyla p=0.040, p=0.013, p=0.040 ve p=0.001). D vitamini düzeyleri, klinik gebelik ve devam eden gebelik için bağımsız bir prognostik faktör olarak tanımlanmamıştır. Sonuç: Bu tez çalışması, serum D vitamini düzeyinin ovulasyon indüksiyonu sikluslarının başarısı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Ancak bu sonuç, klinik uygulamalarda kendine yer bulmadan önce dikkatle değerlendirilmeli; benzer örnekleme ve tasarıma sahip çalışmalara tarafından da teyit edilmelidir. Bu önerinin en önemli nedeni, çalışmanın gücünü kısıtlayan faktörlerin bulunmasıdır. Çalışmanın nispeten küçük ölçekli olması, bu nedenle ROC eğrisi analizi yapılamamış olması ve uzun dönem verilerin incelenmemiş olması; aynı zamanda D vitaminin mevsimsel değişikliklerinin de değerlendirilmemiş olması bu faktörlere örnek olarak verilebilir. Ovulasyon indüksiyonu için farklı farmakolojik ajanların kullanıldığı tüm olguların ve hem IUI uygulanan hem uygulanmayan katılımcıların hepsinin çalışmaya dâhil edilmesi, elde edilen bulgularda heterojeniteye sebep olabilir. Ovulasyon indüksiyonu uygulanan infertil kadınlarda, D vitamini düzeylerinin gebelik ve canlı doğum oranları üzerindeki etkilerini öngörmek amacıyla iyi planlanmış ve standardize edilmiş, geniş ölçekli prospektif çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.
Yazar
Dr. Sudaba Garıbova
Kurum
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Sudaba Garıbova (Tıpta Uzmanlık Tezi). Ovulasyon indüksiyonu yapılan kadınlarda serum 25-hidroksi vitamin D düzeyleri ile dominant folikul büyüklüğü ve oluşma süresi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi, 2023, Afyonkarahisar Health Sciences University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Afyonkarahisar Health Sciences University tezlerinden daha fazlası
- Sağlıklı yetişkinlerde kronotip, yeme tutumları ve gözün ön-arka segment bulguları arasındaki ilişkilerin incelenmesi(2025)
- İnflamatuar bağırsak hastalıklarında oküler yüzey özellikleri(2016)
- Kolorektal adenokarsinomlarda wnt-3,β-katenin, mmp7, vegf, vimentin ve ki67 ekspresyonlarının patolojik evre ve diğer prognostik faktörler ile ilişkisinin immünohistokimyasal yöntemle değerlendirilmesi(2016)
- Retinitis pigmentosa hastalarında oksidatif ve antioksidatif stres markerlarının ölçülmesi(2017)
- Sarkoidoz ve ateroskleroz ilişkisi: Az bilinen bir komorbidite(2018)
- Tip 2 kollajen emdirilmiş enjekte edilebilen hyaluronik bazlı implant kıkırdak onarımını nasıl etkiler? ratlarda oluşturulan deneysel çalışma(2018)
