Yüksek LisansAçık Erişim

Parcous de distinction, discours d'excellence: Une étude comparée du caractère structurant de l'enseignement artistique en Turquie

2020
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Ali Ergur

Özet (TR)

Sanatçı olmak toplum ve sanat dünyaları tarafından kişisel bir kimlik olarak kabul edilir. Bir başka değişle sanatçılar, yaratıcılıkları, tarı vergisi yetenekleri, toplumun genelinden farklı sürdürdükleri hayat tarzları ile istisnai kişiler olarak tanımlanırlar. Ancak sanatçıları ayrıcalıklı kılan bu özelliklerin her biri tarih içerisinde oluşmuştur. Tam da bu nedenle, sanatçıların ayrıcalıklı özelliklerinin bir sanatçı miti etrafından şekillendiğini ve belirli kurumlar tarafından yeniden üretildiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla sanatçıyı varoluşsal bir kimlikten ziyade mesleki bir kimlikle açıklamak daha doğru olacaktır. Bu anlamda, çalışmamız güzel sanat fakültelerini sanatçı mitinin yeniden üretildiği ve sanatçı kimliğinin oluştuğu kurumlar olarak ele alır. Güzel sanatlar fakülteleri, bu çalışmada, sanatçı kimliğinin şekillenmesi üzerinde etkisi olan kurumlar olarak sorunsallaştırılmıştır. Bu anlamda üniversiteler mesleki değer ve normları öğrencilere aktaran kurumlar olarak düşünülmüştür. Fakülteler, içlerinde barındırdıkları farklı programlar için hazırladıkları akademik müfredatları ve gizil müfredatları ile bu değer ve kuralları belirleyerek öğrencilere aktarır. Diğer yandan, üniversiteler belirli mesleki kimliklerin toplumsallaşma ile yayılmasına olanak sağlayan ortamların oluşması açısından elverişlidir. Öğrencilerin hem birbirleriyle hem de hocalarıyla etkileşim halinde olmaları da yine sanatçı kimliğinin yeniden üretilmesinde etkilidir. Sonuç olarak güzel sanatlar fakülteleri de sanatçı mitinin yeniden üretildiği ve sanatçı kimliğinin öğrenciler tarafından içselleştirildiği kurumlar olarak sanatçı kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynar. Saha çalışmamız temel olarak üç farklı üniversitede, Akdeniz Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi, güzel sanatlar fakültelerinin farklı programlarında eğitim görmekte olan öğrenciler ile yapılan derinlemesine görüşmeler ile atölye sınıflarında yapılan katılımcı gözlemler sonucu elde ettiğimiz verilere dayanır. 23 öğrencinin fakültelerin farklı sanat ve tasarım programlarını temsil etmek etmektedir. Örneklemimizde tasarım programlarını, grafik tasarım, endüstriyel tasarım, iç mimarlık, sahne ve kostüm tasarımı programları oluştururken sanat programlarını resim, heykel, seramik, fotoğraf ve sinema oluşturmaktadır. Saha çalışmamız kapsamında yatığımız görüşmelerde, ilk olarak öğrencilerin akademik hayatlarını tanımlamak amaçlanmıştır. Öğrencilerin dersleri, ders içerikleri, hocaları ve birbirleriyle kurdukları ilişkilere odaklanılmıştır. Saha çalışmamızın ikinci amacı ise öğrencilerin hayat tarzlarını tanımlamak olmuştur. Dolayısıyla öğrencilerin gündelik hayat pratikleri ve toplumsallaşma şekilleri ve yerleri tanımlanmaya çalışılmıştır. Son olarak ise öğrencilerin sanat ve sanatçı kavramları ile ilgili görüşleri derlenmiştir. Çözümlememiz sırasında sanat ve sanatçının tanımları 2 eksen üzerinden ele alınmıştır. Bu eksenler, sanata içkin bakış açısı ve sosyolojik bakış açısıdır. Sanata içkin bakış açısı sanat dünyası içerisindeki aktörlerin kendilerini tanımlama şekilleri olarak ifade edilebilir. Bizim çalışmamızda bu bakış açısını öğrenciler ile yapılan görüşmeler sonucu elde edilen ifadeler temsil eder. Özetle, sanata içkin bakış açısı, sanatçıyı müstesna bir kişilik olarak tanımlar. Sanatçı, farklı, marjinal, tanrı vergisi bir yetenekle dünyaya gelmiş, yaratıcı kişilerdir. Bu özelliklerin doğuştan geldiğini kabul eder ve kaynağını sorgulamaz. Sosyolojik bakış açısı ise tam aksine sanatın özerkliğini ve kutsallığını sorgular. Sanatın özerk bir alan olduğunu reddederek onu toplumsal, ekonomik, tarihsel ve siyasi ilişkiler içinde tanımlar. Öğrencilerin ifadeleri sanat ve tasarım kavramları arasında ciddi bir farklılaşma olduğunu ortaya koymuştur. Benzer bir şekilde sanatçı imgesi de tasarımcı imgesinden ayrılmıştır zira sanatçı olmak bir meslekten ziyade varoluşsal bir kimlik, bir hayat tarzı olarak tanımlanır. Sanata içkin bakış açısı, sanatı, doğuştan yetenekli sanatçılar tarafından üretilen, anlam, fikir ya da teori barındıran estetik ürünler olarak tanımlar. Ayrıca, bu bakış açısı sanatçıyı hem bir deha hem de estetik bir şekilde üretme yetisi olan müstesna kişiler olarak tanımlar. Öğrenciler ile yaptığımız derinlemesine görüşmeler sonucunda, sanatçıları müstesna kılan 6 özellik tanımladık. Sanatçı mesleki kimliğini, diğer mesleki kimliklerden ayıran özellikler, yetenek, yaratıcılık ve özgünlük, sanatçının fikrine yapılan vurgu, duygusal marjinallik, ekonomik kazanımların reddi, sanatçının yüceltilmesi ve alçak gönüllüktür. Günümüz sanatçı kimliğini tanımlayan bu özellikler aslında batı tarihi içerisinde farklı zamanlarda yer alan sanatçı imgelerine dayanır. Bu imgeler kronolojik olarak zanaatçı, akademili sanatçı ve yaratıcı sanatçıdır. Ancak, sanata içkin bakış açısı bu özelliklerin tarihsel çıkış noktaları olduğunu kabul etmektense bunları sanatçılara bahşedilmiş özellikler olarak ele alır. Dolayısıyla günümüzde sanatçı kimliğinin oluşumunu açıklarken mit kavramına başvurmak yararlı olacaktır. Zira mitler, tarihsel çıkış noktaları belirli olmayan ancak tarih içerisinde oluşan ve içselleştirilen düşünce ve inanç kalıplarıdır. Çalışmamızın ikinci bölümü, sanatçı miti üzerinden şekillenen sanatçı kimliğinin nasıl yeniden üretildiğine odaklanır. Üniversiteler, bu anlamda, mesleki kimliklerin oluşmasını incelemek için oldukça elverişli ortamlar sağlar. Gerek akademik müfredatları gerek gizil müfredatlarıyla gerekse öğrenciler arası ve öğrencilerin hocalarıyla toplumsallaşmalarını sağlayan ortamlarıyla üniversiteler sanatçı mitinin yeniden üretilmesine ve öğrencilerin sanatçı kimliğinin şekillenmesine katkı sağlar. Akademik müfredat her program için belirlenen dersleri kapsar ve bunlardan en önemlileri tüm güzel sanatlar fakültelerinde ortak alınan temel sanat eğitimi dersi ile seçilen programa göre farklılaşan atölye ve proje dersleridir. Ayrıca, yine tüm güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin ortak olarak aldıkları sanat tarihi dersi tarihe damgasını vuran deha sanatçıları yücelterek tanıtır ve sanatçı mitini doğrular. Öte yandan hocalar ödevleri, sınavları, çalışmaları değerlendirirken sanatçı miti etrafında şekillenen değerleri yüceltilerek bunları olumlar. Hocaların değerlendirmeleri sanatçı miti etrafında şekillenen değer ve inançların öğrencilerce içselleştirilmesine katkı sağlar. Değerlendirme kriterleri arasında en önemlileri öğrencilerin akademik çerçeve içerisinde mükemmel olarak tanımlanan tekniğe ulaşmaları ve yaptıkları çalışmalarda bir anlam, fikir ya da teori sunmalarıdır. Bu şekilde öğrenciler çalışmalarında daha önce yapılmamış yenilikçi ve özgün fikirler geliştirebilirler. Çalışmanın özgünlüğünü yapılan vurgu, örneğin, sanat pazarının en önemli konvansiyonlarından biri olan özgünlüğü olumlar. Güzel sanatlar fakülteleri, kurumsal etkilerinin yanı sıra, toplumsallaşmaya elverişli ortam sunarak sanatçı mitinin öğrenciler arasında yayılmasına ve dolayısıyla öğrenciler tarafından içselleştirilmesine olanak sağlar. Bu anlamda öğrencilerin gündelik hayatları, toplumsallaşma pratikleri, buluşma yerleri sanatçı mitinin yayılmasını anlamak için araştırılması gereken konular olarak karşımıza çıkar. Öğrencilerin sanatçı kimliği etrafında şekillenen hayat tarzları, bohem hayat tarzını anımsatır ve farklı mekanlarda bu hayat tarzının izleri gündelik pratiğe dönüşür. Bu mekanlardan en önemlileri kampüs, öğrenci evleri ile Kadıköy ve Kaleiçi gibi kültür merkezleridir. Son olarak, üçüncü bölüm, öğrencilerin mesleki yönelimleri ve meslek hayatına girişlerinde sosyal sınıf, kültürel sermaye, sosyal sermaye ve kurum saygınlığı gibi kavramların etkisini inceler. İlk olarak, çalışmamızdan elde ettiğimiz veriler, öğrencilerin mesleki hayata ilk adımlarında kurum saygınlığının ve kurumun sembolik sermayesinin önemini işaret eder. Bu alamda Türkiye'nin en saygın güzel sanatlar fakültelerini barındıran Mimar Sinan ve Marmara üniversiteleri, öğrencilerinin çağdaş sanat pazarı ve yaratıcı sektöre girme olasılıklarını Akdeniz Üniversitesi öğrencilerine göre yükseltir. Üniversitelerin bulunduğu şehir de öğrencilerin çağdaş sanat pazarı ve yaratıcı sektöre adım atmalarında belirleyici bir faktördür. Bu anlamda İstanbul'da bulunan üniversiteler öğrencilerin yüz yüze kurulan ilişkiler üzerinden mesleki sosyal sermaye geliştirmelerini sağlamaları açısından önemlidir. Diğer yandan, çalışmamızdan elde ettiğimiz veriler, sosyal medya ağlarının da sanat pazarına eklemlenmede yararlı olabildiğini göstermiştir. Ancak, mesleki sosyal sermayenin üretilmesi, yüz yüze kurulan ilişkiler ve sektöre fiziki yakınlığın, sosyal medya ağlarının kullanımına göre çok daha belirleyici olduğu söylenebilir. Öğrencilerin iş pazarına girişleri üzerinde etkisi olan bir diğer faktör de ailelerin kültürel sermayeleridir. Daha doğru bir ifadeyle, çalışmamızdan elde edilen sonuçlara göre güzel sanatlar fakülteleri öğrencilerinin ailelerinin büyük bir çoğunluğu yüksek bir eğitim seviyesine sahiptir. Hatta saygın olarak tanımladığımız Marmara ve Mimar Sinan Üniversitesi öğrencilerinin ailelerinin eğitim seviyesi Akdeniz Üniversitesi öğrencilerine göre çok daha yüksektir. Yani, kültürel sermayesi daha yüksek olan ailelerin çocukları daha saygın olarak tanımlanan kurumlarda eğitim görme şansını yakalayabilirmiştir. Son olarak sanat ve tasarım öğrencilerinin mesleki eğilimleri arasında önemli bir farklılaşma saptanmıştır. Buna göre, tasarım programlarına devam eden öğrenciler daha ilk yıllarından mesleki tecrübe ve sosyal sermayelerini geliştirmek adına çalışmaya ya da staj yapmaya başlarken sanat öğrencilerinin büyük çoğunluğu ancak mezun olduktan sonra ikincil işler olarak tanımlanan mesleklere yönelmeyi hedeflemektedirler. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi sanatçı mitinin sanatçı kimliğinin mesleki bir kimlik olarak kabul edilmesini engellemesidir. Öğrenciler, sanat pazarıyla kurulacak olan ilişkilerin özgün ve yaratıcı iş üretimini engelleyeceğini düşünmektedir. Ancak sanat pazarının dengesiz ve belirsiz yapısı, öğrencilerin bir seçimden çok zorunluluk sebebiyle ikincil işlere yönelmesine neden olmaktadır. Bir başka değişle, sanat pazarı çok az sayıda sanatçının sadece sanat üretimi üzerinden hayatını idame ettirmesine olanak sağlar. Bu nedenle öğrencilerin büyük çoğunluğu için, ekonomik gelir elde etmek ikincil işlerde çalışmaya bağlıdır.

Yazar

Dr. Lara Işın Bağçıvanoğlu

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Lara Işın Bağçıvanoğlu (Yüksek Lisans Tezi). Parcous de distinction, discours d'excellence: Une étude comparée du caractère structurant de l'enseignement artistique en Turquie, 2020, Galatasaray University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası