Analyzing perceptions of pediatric children in the context of place attachment regarding their inpatient rooms
2022
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Nevşet Gül Çanakçıoğlu
Abstract (TR)
Bu tez, iç mimarisini değiştirme niyetleri, mekansal bağlanma eğilimleriyle bağdaştırılmış çocukların, sağlık yapılarındaki yatan hasta odalarını, mekansal bağlılık bağlamında incelemektedir. Bu tezin amacı, çocukların kullanılan gerçek durumdaki yatan hasta odalarında ve tedavi görmek istedikleri yatan hasta odalarına ilişkin hazırladıkları bilişsel haritalarındaki mekansal bağlılık şekillerini, metodolojide açıklandığı şekliyle sınıflandırmaktır. Tez dört hipotez doğrultusunda ortaya konulmuştur. Bu tezde hipotez olarak varsayılmıştır ki: (1) yatan hasta odalarının kullanılan mevcut durumunda, mekansal bağlanma şekilleri olan 'öz kimlik', 'mahremiyet, 'sosyal bağlanma' ve 'teknolojik eğilim' in sıklığı, çocukların cinsiyeti ile bağlantılıdır, (2) yatan hasta odalarının kullanılan mevcut durumunda, mekansal bağlanma şekilleri olan 'öz kimlik', 'mahremiyet, 'sosyal bağlanma' ve 'teknolojik eğilim' in sıklığı, çocukların yaş aralığı ile bağlantılıdır, (3) yatan hasta odalarının hayal edilen durumunda, mekansal bağlanma şekilleri olan 'öz kimlik', 'mahremiyet, 'sosyal bağlanma' ve 'teknolojik eğilim' in sıklığı, çocukların cinsiyeti ile bağlantılıdır, (4) yatan hasta odalarının hayal edilen durumunda, mekansal bağlanma şekilleri olan 'öz kimlik', 'mahremiyet, 'sosyal bağlanma' ve 'teknolojik eğilim' in sıklığı, çocukların yaş aralığı ile bağlantılıdır. Alan çalışması kapsamında, İstanbul'daki özel hastanenin hasta odalarında beş günden fazla kalan, 7-14 yaş arasındaki çocuklar örneklem grubu olarak seçilmiştir. Bu alan çalışmasının çerçevesinde, öncelikle hasta yatan çocukların odada kaldığı süre içindeki mekansal bağlanma sıklıkları ve mekansal bağlanma şekilleri, çocukların cinsiyet ve yaş aralığına göre ortaya çıkarılmıştır (Kullanılan Mevcut Durum). İkinci olarak, çocuklardan tedavi süreçleri boyunca kalmayı arzu edecekleri yatan hasta odasını çizmeleri istenmiştir (Hayal Edilen Durum). Her iki durum için de, mekansal bağlanma şekilleri, çocuklarda ortaya çıkmasının bağlı olduğu dörk farklı mekansal eğilime göre kategorize edilmiştir (1) öz kimlik, (2) mahremiyet ihtiyacıyla meydana gelen, (3) sosyal bağlanmayı geliştiren (Chawla, 1992) ve araştırma sırasındaki gözlem ve bilişsel haritalardan elde edilen sonuçlanmış veri setleriyle ilişkili olarak araştırmanın kapsamına eklenen (4) teknolojik eğilim. Her iki faz, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki olası korelasyonları bulabilmek için T-testin parametrik olmayan versiyonu olan Mann-Whitnet U Tests ile SPSS'te analiz edilmiştir. İlk aşamanın (kullanılan mevcut durum) sonuçları doğrultusunda, öz kimlik öğeleri çocuk odalarında en sıklıkla görülen mekansal bağlılık şekli olarak, kız katılımcıların ve 7-12 yaş aralığındaki katılımcıların baskınlığı doğrultusunda gözlemlenmiştir. Ortaya konulan mekansal bağlanma şekli olan sosyal bağlanma öğelerinin hepsini 7-11 yaş arası çocuklar ortaya koymuştur ve bu yaş grubu çocukların mekansal bağlanma şekli olarak teknolojik eğilim öğelerini 12-14 yaş arası çocuklardan daha fazla sıklıkla tercih ettikleri gözlemlenmiştir. Cinsiyet ve mekansal bağlanma şekillerinin korelasyonlarında, her hangi bir anlamlılık gözlemlenmemiştir. Yaş aralığı ve mekansal bağlanma şekillerinin korelasyonlarında teknolojik eğilim dışında her hangi bir anlamlılık gözlemlenmemiştir. Katılımcıların yaş aralığı ve teknolojik eğilim sıklığı arasındaki korelasyon 'neredeyse anlamlı' olarak değerlendirilebilir. Bu sonuca göre, 12-14 yaş aralığındaki çocukların, hasta yatan odalarındaki mekansal bağlılık şekli olarak teknolojik eğilim öğelerini, 7-11 yaş aralığındaki çocuklara göre daha fazla tercih ettikleri sonucununa varılabilir. İkinci aşamanın (hayal edilen durum) sonuçları doğrultusunda, sosyal bağlanma öğeleri çocukların çizdikleri resimlerde en sıklıkla görülen mekansal bağlılık şekli olarak gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra, mekansal baklanma şekli olarak öz kimlik ve mahremiyet öğelerinin sıklığı her iki cinsiyet için benzerdir. Mekansal bağlanma şekli olarak teknolojik eğilim öğelerinin sıklığında erkek katılımcıların baskınlığı söz konusudur. 7-12 yaş aralığındaki katılımcıların mekansal bağlanma yöntemi olarak mahremiyet ve teknolojik eğilim öğelerini kullanma sıklıkları, 7-11 yaş aralığındaki katılımcılara oranla dikkat çekicidir. Hayal edilen durumun değişkenleri olan cinsiyet ve mekansal bağlanma şekillerinin korelasyonlarında, her hangi bir anlamlılık gözlemlenmemiştir. Bunun yanında, hayal edilen durumunun değişkenleri olan yaş aralığı ve mekansal bağlanma şekillerinin korelasyonlarında her hangi bir anlamlılık gözlemlenmemiştir. Gelecekteki çalışmalara ilişkin olarak, bu tezden elde edilen sonuçlar göstermiştir ki, çocukların cinsiyet ve yaş aralığına bağlı mekansal bağlılık ihtiyaçlarını sağlayan iç mimari tasarımın esnekliği geliştirilebilir. Çocukların öz kimlik, mahremiyet, sosyal bağlanma ve teknolojik eğilimlerine ilişkin ihtiyaçları kapsamında sunulabilecek bu esneklikle birlikte, çocuklara kendi hasta odalarını kişiselleştirebilme olanakları sağlanabilir. Bu durum da, gelecekteki yatan hasta odalarının daha çocuk-merkezli yaklaşımla tasarlanmasına öncülük edebilir.
Author
Dr. Seda Dönmez
Institution
How to Cite
Seda Dönmez (Yüksek Lisans Tezi). Analyzing perceptions of pediatric children in the context of place attachment regarding their inpatient rooms, 2022, Özyegin University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Özyegin University
- Robust whole-body control for legged robots(2022)
- An application for a particleboard plant: Web-based decision support system for quality prediction and digital transformation(2022)
- Performance evaluation and experimental verification of vehicular visible light communication(2022)
- Determinants of liquidity adequacy ratio: An empirical study on Turkish banks(2022)
- Experimental impact analysis of the refrigerator cable design on disturbance power test(2022)
- A performance based assesment of biological self-healing cement-based mortar(2022)
