Medical SpecialtyOpen Access

Peek rod ve rijit rod sistemleri kullanılarak kısa segment lomber stabilizasyon yapılan olguların klinik ve radyolojik olarak karşılaştırılması

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Murat Altaş

Abstract (TR)

Giriş: Bu çalışmada; Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroşirurji Kliniğinde, 2017 Mart ve 2018 Haziran tarihleri arasında lomber dejeneratif omurga hastalığı tanısıyla, PEEK rod ve rijit rodlar kullanılarak 3 seviye lomber transpediküler stabilizasyon operasyonu geçiren 54 hastanın preoperatif ve postoperatif 2. yıldaki klinik ve radyolojik sonuçları değerlendirilmiştir. Amaç: Bizim çalışmamızın amacı, 3 seviye lomber transpediküler stabilizasyon yapılan lomber dejeneratif omurga hastalığı tanılı olgularda PEEK rod ve rijit rodları; radyolojik olarak komşu segment hastalığı ve psödoartroz gelişimi yönünden karşılaştırmak, iki grubun reoperasyon oranlarını, preoperatif ve postoperatif 2. yıl ODI ve VAS skoru değişimlerini karşılaştırmaktır. Materyal ve Metod: Bu çalışmaya dahil edilen 54 hasta temel olarak; PEEK rod (30 hasta) ve rijit rod kullanılanlar (24 hasta) olarak iki gruba ayrılmıştır. Tüm hastaların preoperatif ve postoperatif 2. yıl kontrollerinde anamnezleri alınıp nörolojik muayeneleri yapılmış, preoperatif ve postoperatif 2. yıldaki aksiyal bel ağrıları ve radiküler ağrıları sorgulanmıştır. Postoperatif ortalama takip süresi 29,6 aydır. Elde edilen veriler, VAS Skalası ve Oswestry Bel Ağrısı Engellilik Anketi kullanılarak değerlendirilip tüm hastaların ODI ve VAS skorları hesaplanmış ve iki grubun ODI ve VAS skoru değişimleri birbiriyle karşılaştırılmıştır. Hastaların reoperasyon öyküleri de incelenmiş ve iki grubun verileri birbiriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca tüm hastaların; preoperatif, erken postoperatif ve postoperatif 2. yıl kontrollerinde bilgisayarlı tomografi (ct) ve manyetik rezonans (mr) görüntülemeleri çekilerek postoperatif 2. yıldaki komşu segment hastalığı ve psödoartroz gelişimi değerlendirilmiş ve iki grubun sonuçları birbiriyle karşılaştırılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler değerlendirilirken; analizler IBM SPSS 23.0 paket programı (IBM Corp, Armonk, NY) ile yapılmıştır. Tartışma: Spinal cerrahide hedef; patolojik durumları mümkün olduğunca fizyolojik hale getirmektir. Füzyon cerrahisinin amacı ise; bu belirti ve bulgulara yol açan anormal anatomiyi düzeltmek, anormal hareketi ortadan kaldırmak ve omurga stabilitesini korumaktır. Hastanın günlük yaşam içerisindeki hareketliliğinin alışık olduğu biçimde devam edebilmesi için füzyon cerrahisi sonucunda immobil hale gelen segmentlerin yükü, mobil olan diğer segmentlere binmekte ve bu durum bir çok çalışmada görüldüğü gibi komşu seviyelerde dejenerasyon ve instabilite gelişimini hızlandırmaktadır. Bu sonuçlardan kaçınmak için; stabilizasyon sistemleri zaman içinde daha fizyolojik hale gelmiştir ve gelmek zorundadır. Mevcut sistemlerin klinik sonuçları da bu anlamda yapılacak biyomekanik çalışmalara yol gösterici olacaktır. Bizim çalışmamızda klinik sonuçlar; reoperasyon oranları, ODI ve VAS skorlarıyla değerlendirilirken, radyolojik olarak komşu segment hastalığı ve psödoartroz değerlendirilmiştir. Bu sonuçların 24-36 ay arası takip sonuçları olduğu göz önünde bulundurulmalı, uzun dönem takiplerde daha değişik sonuçlar çıkabileceği akılda tutulmalıdır. Bu nedenle; şikayeti olmasa bile belirli aralıklarla hastaların radyolojik ve klinik olarak kontrol edilmesi, kullanılan enstrüman sistemlerinin uzun dönemdeki biyomekanik yararlılıklarının objektif değerlendirmesi açısından son derece önemlidir. Hastaların postoperatif dönemde daha sedatif veya hareketli bir hayat tarzını benimsemesi de psödoartroz ve/veya komşu segment hastalığı gelişimini tetikleyebilir veya önüne geçebilir. Ayrıca; hastaların postoperatif dönemdeki ODI ve VAS skorlarının da hastaların bu dönemdeki hayat tarzı üzerinde ciddi şekilde etkili olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm hastaların postoperatif 2. yıl ODI ve VAS skorlarında preoperatif değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı düşüş olduğu görülmüştür. Her ne kadar PEEK rod grubundaki hastaların ODI ve VAS skorları rijit rod grubundaki hastalara göre daha fazla düşüş gösterse de iki grup arasında ODI ve VAS skoru değişimi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Reoperasyon oranları da; rijit rod grubunda, PEEK rod grubuna kıyasla daha yüksektir ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Radyolojik sonuçlar incelendiğinde, psödoartroz ve komşu segment hastalığı gelişim oranları; rijit rod grubunda, PEEK rod grubuna göre daha yüksektir ancak iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanamamıştır. Sonuç: Lomber dejeneratif omurga hastalarında uygulanan kısa segment lomber transpediküler stabilizasyon cerrahisinde PEEK rodların, rijit rodlara iyi bir alternatif oluşturduğu ancak, klinik ve radyolojik olarak rijit rodlara karşı belirgin bir üstünlüğünün olmadığı görülmektedir. Her ne kadar istatistiksel olarak anlamlı olmasa da; PEEK rodların, rijit rodlara kıyasla daha olumlu klinik ve radyolojik sonuçlara sahip olması dikkatlerden kaçmaması gereken bir noktadır. Üstelik bu sonuçların; kısa takip süreli bir çalışmanın klinik ve radyolojik sonuçları olduğu unutulmamalı, vaka sayısı arttıkça ve takip süresi uzadıkça daha anlamlı klinik ve radyolojik sonuçların elde edilebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: PEEK rod, rijit rod, psödoartroz, komşu segment hastalığı, reoperasyon

Author

Dr. İbrahim Orhan Bilek

How to Cite

İbrahim Orhan Bilek (Tıpta Uzmanlık Tezi). Peek rod ve rijit rod sistemleri kullanılarak kısa segment lomber stabilizasyon yapılan olguların klinik ve radyolojik olarak karşılaştırılması, 2020, Akdeniz University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Akdeniz University