Bozcaada açıklarında potansiyel açık deniz rüzgar çiftliği tasarımı
Is this your thesis?
This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.
Abstract (TR)
Günümüz dünyasında, enerji arzı ve enerjiye olan ihtiyaç günden güne artmaktadır. Gelişen teknoloji, artan nüfus ve tüketim kültürüyle birlikte artan enerji ihtiyacının karşılanması için dünya genelinde çoğunlukla fosil yakıtlar kullanılmaktadır. Ölen canlıların milyonlarca yıl boyunca toprak içerisinde çözülmesi ve hidrokarbonlara dönüşmesi ile oluşan yakıt türüne fosil yakıt denir. Fosil yakıtlar, rezervlerinin sınırlı olması ve çevreye verdikleri zararlar sebebiyle uzun vadede gelecek vadetmemektedirler. Fosil yakıt kullanımı sonrasında ürün olarak ortaya çıkan CO2 (karbondioksit), atmosferde birikmekte, ve biriken CO2, güneşten gelen ısıyı atmosferde tutarak, öncelikle atmosferin, sonrasında yeryüzünün ısınmasına sebebiyet vermektedir. Buna, günümüzde küresel ısınma denmektedir. Küresel ısınma, yeryüzü üzerinde iklimlerin değişmesine, sıcaklıkların artmasına, buzulların erimesine ve buna bağlı olarak da deniz seviyesinin yükselmesine sebebiyet vermektedir. Deniz seviyesinin yükselmesi, deniz seviyesinde olan veya deniz seviyesinden aşağıda kalan bölgeler için tehlike arz etmektedir. Artan sıcaklıklardan, belirli sıcaklık aralıkları içerisinde yaşamaya adapte olmuş canlılar ve bu canlıları besin olarak tüketen canlılar olumsuz etkilenmekte ve hatta bazılarının nesilleri tükenmektedir. Yeşil bitkilerin sıcaklık ve kuraklıktan dolayı fotosentez vasıtasıyla O2 üretimleri azalmakta ve buna bağlı olarak da atmosferdeki CO2 fazlalığının etkileri günden güne artmaktadır. Küresel ısınmanın ve iklim değişikliklerinin ve daha önce bahsedilen benzer olumsuz etkilerin önüne geçebilmek adına yeşil enerji kaynaklarına yönelme eğilimi ortaya çıkmıştır. Özellikle, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler yeşil enerji konusunda başı çekmekte ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerini tersine çevirebilmek adına adımlar atmaktadırlar. Temel anlamda yeşil enerji kaynakları, güneş, rüzgar, su ve jeotermal kaynaklar olarak sıralanabilir. Bahsi geçen kaynakların varlığı ve yoğunluğu, dünya üzerinde coğrafik olarak değişiklik göstermekte ve hangisinin kullanılması gerektiğine, bulundukları konuma ve kurulum yapılması planlanan bölgede hangisinin veriminin en üst seviyede olduğuna göre karar verilmektedir. Günümüze kadar verim ve doğaya minimum olumsuz etki gibi alanlarda, sürdürülebilir enerji kaynakları üzerinde yapılan çalışmalar, bu kaynakların içerisinde en çok gelecek vaat eden kaynağın rüzgar olduğunu ortaya çıkarmıştır. Rüzgar, temelde dünyanın dönüşü ve Coriolis etkisi ile, sıcak ve soğuk hava arasındaki basınç farklılıklarından dolayı oluşan hava akımıdır. Rüzgar, tarih boyunca tahıl öğütme, su çıkarma, su taşıma gibi sebeplerle kullanılagelmiştir. 19. yüzyıl sonlarında, bildiğimiz anlamdaki rüzgar enerji türbinleri üretilmiş ve ticari anlamda elektrik üretimine başlanmıştır. Rüzgar türbini, rüzgar sayesinde dönen kanatlara ve rotora, ve bu dönüşten elde edilen kinetik enerjiyi, elektrik enerjisine dönüştüren bir jeneratöre sahip olan bir yapıdır. Kanatları ve rotoru rüzgarın en ideal olduğu yükseklikte tutabilmek üzere, tüm ilgili donanımı içerisinde barındıran nacelle adı verilen kaporta, bir kule/direk üzerine oturtulur. Açık deniz, rüzgarı önleyecek engellerin bulunmaması ve rüzgar türbini yerleşimi için geniş alana sahip olması sebebiyle, rüzgar enerji santrali kurulumu için ideal lokasyonları barındırmaktadır. Açık deniz rüzgar türbinleri, kıyıdan 10 km veya daha açıkta, deniz yüzeyi üzerinde konumlandırılan türbinlere verilen isimdir. Deniz üzerinde esen rüzgarların, karada esen rüzgarlardan daha stabil ve sürekli olması, açık deniz rüzgar türbinlerinin veriminin ve kapasite faktörünün, kara üzerinde bulunan rüzgar türbinlerine göre fazla olmasına sebebiyet vermektedir. Bu sebeple, dünya üzerinde açık deniz rüzgar çiftliği kurulumu günden güne artmaktadır. Bununla birlikte, rüzgar çiftliği tasarımı yapılırken, deniz derinliği, bölgedeki rüzgar hızı, rüzgar yönü, canlıların göç yollarının olup olmaması, deniz yollarının bulunup bulunmadığı ve deniz dibinin jeofiziki durumu gibi açık koşullar da göz önüne alınmalıdır. Kurulumu yapılacak çiftliğin, yıllar boyu enerji üretimi sağlayabilmesi ve verimli olabilmesi için bu alanda belirlenen inşa ve güvenlik kurallarına ve sınırları içerisinde bulunduğu ülkenin düzenlemelerine uygun olması gerekmektedir. Gelişmiş ülkeler, rüzgar enerjisini kullanım alanında ve karbon emisyonunu azaltmak konusunda ilerlemek amacıyla ülkelerine yatırım yapmaktadırlar. Yenilenebilir kaynaklar ile üretilen rüzgar enerjisi gibi enerji türleri, hem çevreye daha az veya sıfır karbon salınımı yapmakta, hem de ülke vatandaşlarına fosil yakıtlara oranla daha ucuz enerji sağlayabilmektedirler. Rüzgar enerjisini kullanım sıralamasında Almanya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Danimarka başı çeken ülkelerdir. Birleşik Krallık açık deniz rüzgar enerjisi kurulu güç sıralamasında Dünya genelinde ilk sırada yer almaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, Türkiye rüzgar atlası incelendiğinde, Ege Bölgesi ve Ege Denizi, rüzgar hızı açısından en çok gelecek vaat eden yerlerden biri olarak görülebilmektedir. Halihazırda, Ege Bölgesi, Çanakkale ve Balıkesir illeri çevresinde, kara üzerinde bulunan rüzgar çiftliklerine çokça rastlamak mümkündür. Ancak açık deniz rüzgar türbini kurulumuna henüz başlanmamıştır. Bu çalışmada, öncelikle açık deniz rüzgar enerji santrallerinin kurulumundan önce seçilecek konum üzerinde incelenmesi gereken parametreler gözden geçirilmiş ve açıklanmıştır. Ardından, Türkiye rüzgar haritasına göre başlangıç bölgesi olarak Ege Bölgesi'nde Çanakkale ve çevresi seçilmiştir. Ardından Çanakkale ve çevresi için Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan ortalama rüzgar hızı ve rüzgar yönü bilgileri incelenmiş ve Bozcaada çevresinin rüzgar çiftliği kurulumu için en uygun alan olduğu belirlenmiştir. Türbin sayısı, temel tipi ve türbin türü; deniz durumu, rüzgar hızı, deniz derinliği, dalga yükleri, çevreye ve yerleşimin deniz ulaşımına etkisi gibi koşullar göz önüne alınarak Bozcaada'nın kuzeydoğusu yerleşim alanı olarak seçilmiş ve potansiyel yerleşim çalışması tamamlanmıştır. Seçilen türbin tipine göre, türbin temeli (foundation) üzerine binebilecek dalga yükleri Morrison Denklemi ile hesaplanmıştır ve yapının, seçilen alandaki dalga yüküne dayanacağı görülmüştür. Ardından, ülkemizin ilgili makamlarınca belirlenen kurallar olup olmadığı ve varsa bu kurallara uygunluğu kontrol edilmiştir. Kurulum yapılacak bölgede, yerleşimi engelleyici bir deniz yolu veya hayvanların (özellikle uçan canlıların) göç yolu olmadığı teyit edilmiştir. Yerleşime etki edebilecek tüm parametreler kontrol edildikten sonra yerleşim çalışması tamamlanmıştır. Rüzgar çiftliği yerleşimi için seçilen alandaki deniz parametrelerine göre yapılan hidrodinamik hesapları tezin ilerleyen bölümlerinde sunulmuştur.
Author
Oğuzhan Turhanlar
Institution
How to Cite
Oğuzhan Turhanlar (Yüksek Lisans Tezi). Bozcaada açıklarında potansiyel açık deniz rüzgar çiftliği tasarımı, 2018, İstanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from İstanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Metrolarda yangın güvenlik önlemleri(2015)
- Bir eylem/eğlen[ce] laboratuvarı olarak fun palace: Mekansal deneyim açılımları ve yansımaları(2015)
- Dynamic analysis of adaptive aircraft wings modelled as thin-walled composite beams(2015)
- Darpa Suboff denizaltı modeli ile bu modelden yeni türetilen formların hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) ile sayısal direnç hesabı(2015)