Anti bakteriyel, çizilme direnci yüksek ve kolay temizlenebilen kaplamaların sol jel yöntemiyle hazırlanması ve karakterizasyonu
Is this your thesis?
This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.
Abstract (TR)
Bilimin ve teknolojinin gelişmesi, mikro yapı ve malzemenin özelliği arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesine imkân sağlamıştır. Malzemenin mikro yapısını oluşturan tanecikler nano boyuta indikçe malzemeler yeni özellikler kazanır. Günümüzde, önemli bir yer tutan katı yüzey üzerine ince film kaplamalar, çeşitli fiziksel ve kimyasal metotlarla elde edilebilir. İnce filmlerin istenen özellikleri gösterebilmeleri için uygun kalınlık, kompozisyon ve karakteristik özelliklere sahip olmaları gerekir. Kaplama metodları arasında, sol-jel metodu çok fonksiyonel filmlerin eldesinde kullanılmasından dolayı öne çıkmaktadır. En genel haliyle, sıvı bir sol fazından, katı bir jel fazına geçiş olarak tanımlanır. Sol-jel metodu, yüksek proses sıcaklıkları gerektirmemesi, ön başlatıcıdan son ürüne kadar moleküler seviyede kontrolün sağlanması, diğer kaplama tekniklerine göre ekonomik olması ve düz yüzeylerin yanında şekilli yüzeylerin de kolay kaplanabilmesi sebebiyle hem organik ve inorganik, hem de organik-inorganik hibrit polimerlerin üretilmesine olanak sağlar. Hibrit yapılarda organik kısım yüzey yapışma ve esneklik özelliği kazandırırken, inorganik kısım ise çizilmeye ve aşınmaya karşı direnç sağlamaktadır. Sol-jel kaplamalar uygulandığı yüzeye kovalent bağlanma özelliği sayesinde, seramik ve cam gibi yüzeylere kuvvetli tutunurlar. Organik-inorganik sol-jel kaplamaların hazırlanmasında en uygun çıkış maddeleri organofonksiyonel silanlardır. En az bir karbon-silikon bağı içeren silan bileşikleri, organosilan olarak adlandırılır. Organofonksiyonel silanlarda, silisyum atomuna karbon bağıyla bağlı olan ve reaktif olmayan alkil grupları ile yüksek reaktifliğe sahip alkoksi grupları vardır. Karbon-silikon bağı düşük yüzey enerjisine sahip, apolar ve oldukça kararlıdır. Alkil grupları, içerdikleri epoksi, amino, vinil gibi gruplar sayesinde polimerizasyon reaksiyonlarında çapraz ağ oluşturucu olarak görev yaparlar. Alkoksi grupları ise birbirleri ve ortamdaki su ile hidroliz ve kondenzasyon reaksiyonlarına girerler. Başlangıç malzemelerinin kimyasal kompozisyonu, hidroliz süresi, malzemelerin çözeltiye eklenme sırası gibi birçok parametre değiştirilebildiği için birbirinden çok farklı karakteristiğe sahip son ürünler elde edilir. Bu da, sol-jel yönteminin her adımının iyi analiz edilmesini zorunlu kılar. Sol-jel kaplamalar, uygulandıkların yüzeylere mukavemet, hafiflik, yüksek sıcaklığa ve aleve karşı direnç, UV ışığını kesme, parmak izi bırakmama, yüzeyde su tutmama, kolay temizlenebilirlik, korozyon direnci, aşınma ve çizilme direnci, anti mikrobiyellik gibi çeşitli özellikler kazandırılır.Mikroorganizmalar cam ev eşyaları, endüstriyel sistemler, gıda paketleri, medikal malzemeler gibi çok çeşitli yüzeylere tutunabilirler. Mikrobiyel hücrelerin elektrostatik kuvvetler ve fiziksel etkileşimlerle geri dönüşümsüz olarak yüzey ile bağlantı kurması ve bu yüzeyde çoğalması sonucu oluşan yapıya biyofilm denir. Su ile temas eden hemen hemen tüm yüzeylerde biyofilm oluşumu gözlenir. Bu yüzden mikroorganizmaların yüzeye tutunmasını, tutunduğu yüzeyde çoğalmasını ve biofilm oluşturmasını önlemek amacıyla antibakteriyel kaplamalar geliştirilmiştir. Yüzeyin topografisi ya da yüzey kimyası değiştirilerek, polimerizasyon yöntemiyle antimikrobiyel ajanların polimer matrikse tutunması sağlanır. Antibakteriyel yüzeylerin etkinliğini artırmak için hidrofobik özellik gösterebilen, uzun zincire sahip, pozitif yüklü moleküller tercih edilir. Katı yüzeylerin ıslanabilirliği endüstride kullanılan önemli bir özelliktir. Malzemenin yüzey pürüzlülüğü değiştirilerek hirdofobik yüzeyler süper hidrofobik yüzeylere dönüştürülebilir. Doğadaki lotus çiçeğinden esinlenilerek oluşturulan bu yüzeyler, su damlasının kir partiküllerini toplayarak kendi kendine kaymasını sağlar, böylece kirlenen yüzeyin temizliğini kolaylaştırır. Ancak, hidrofobik sistemler çizildiklerinde v-eya aşındıklarında, doğal sistemler gibi kendilerini yenileyemezler. Bu yüzden yüzey koruyucu kaplamalara ihtiyaç duyulur. Aşınmaya ve çizilmeye karşı direnci yüksek olmayan malzemeler, sol-jel tekniğiyle kaplanarak dayanıklı hale getirilir. Hibrit organik-inorganik silika sistemlerde kullanılan organofonksiyonel silanlar, polimerizasyon reaksiyonları sırasında çapraz ağ oluşturucu ajan olarak görev yaparlar. Uygulandıkları yüzeylere kovalent bağlarla bağlanarak kaplamanın yüzeye güçlü bir şekilde tutunmasını sağlayarak, malzemenin mekanik özelliğini artırırlar.Tez çalışmasında, sol-jel prosesiyle çizilme direnci yüksek, kolay temizlenebilen antibakteriyel kaplamaların geliştirilmesi hedeflenmiştir. Kaplama çözeltisi (3-glisidoksipropil) trimetoksisilan (GLYMO), Titanyum (IV) isopropoksit ve Gümüş Nitrat ve etanol içermektedir. GLYMO, kaplamalara esneklik ve içerdiği epoksi grupları nedeniyle mukavemet/yüzey tutunma özellikleri vermesi, Titanyum (IV) isopropoksit ise sertlik ve ağyapıcı olması amacıyla kullanılmıştır. Gümüş Nitrat, su ve birçok çözücüde kolaylıkla çözünerek kaplama sistemine girmesi nedeniyle ilave edilmiştir. Çizilme direnci yüksek antibakteriyel kaplamaların elde edilmesi amacıyla bir deneysel tasarım planı oluşturulmıştır. Kaplama prosesinde üç etkin değişken (ön hidroliz süresi, Titanyum (IV) isopropoksit miktarı, son hidroliz için eklenen su miktarı) seçilmiş ve her bir değişken içerisinde 3 seviye (süre, gramaj) belirlenerek (n3) 27 farklı kaplama kompozisyonu içeren bir deney seti tasarlanmıştır. Cam altlıklar, daldırarak kaplama tekniğiyle 15 cm/dk çekiş hızında tek kat kaplanarak, 150°C‟de 30 dk sürede kürlenmiştir. Elde edilen kaplamaların öncelikle kalem sertlik testi, lineer aşınma, yapışma testi, geçirgenlik ve nano indentasyon testleri yapılmıştır. Deneysel tasarım planı çerçevesinde elde edilen kaplamalar incelendiğinde, ilave edilen Titanium(IV)isopropoksit miktarı azaldığı zaman kaplamaların geçirgenliği ciddi anlamda düştüğü ortaya çıkmıştır. Jelleştirilen kaplama çözeltilerinin % katı hesabı yapılmış ve tüm örnekler birarada değerlendirildiğinde, son hidroliz için ilave edilen su miktarı artırıldıkça % katı değerleri düştüğü ortaya çıkmıştır. Bu sonuç, hidroksil ve alkoksil yer değişiminden kaynaklanmaktadır. Saydamlığı ve çizilme direnci yüksek olduğu belirlenen kaplamaların çözelti hallerinde hem FTIR ile hidroliz ve polimerizasyon reaksiyonları incelenmiş ön hidroliz süresinin en etkili değişken olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, hazırlanan kaplama çözeltilerinin raf/kullanım ömürlerinin belirlenmesi amacıyla çözeltilerin belirli periyodlarla viskoziteleri ölçülmüştür. Kaplama içerisine eklenen Gümüş Nitratın, kaplama hazırlık prosesi içerisinde belli aşamalarda UV absorbansları ölçülmüş ve hidroliz esnasında gümüş iyonun absorbansının arttığını, son hidroliz ile birlikte gümüş iyonunun absorbansının tamamen yok olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, gümüş iyonunun (Ag+), kaplama matrisinde yer alan hidroksil grupları ile tepkimeye girerek gümüşe (Ago), indirgenip ağ içerisine yerleştiği varsayılmıştır. Aynı aşamalarıda yapılan pH ölçümlerinde de pH değerlerinin ilk hidrolizle 4.6‟dan 4.3‟e ve son hidrolizle birlikte pH=3‟e inerek daha asidik bir çözelti haline gelmesi de kaplama çözeltisindeki gümüşün indirgenerek hidroniyum (H+) iyonlarını ortaya çıkardığını desteklemektedir. Kaplamaların yüzeyden elemental kimyasal analizi ve kaplama kalınlığı SEM-EDS ile, yüzey morfolojisi ise AFM analizleriyle değerlendirilmiştir. Özellikle, AFM analizinde, kaplama yüzey morfolojisinde nanoboyutta gümüş zenginleşmesi gözlenmiştir. Karakterizasyon ve fiziksel testler sonucunda seçilen kaplama örnekleri antibakteriyel aktivite testlerine maruz bırakılmıştır. En yüksek çizilme direnci veren kaplama kompozisyonuna florosilan ilavesiyle kolay temizlenebilirlik özelliği sağlanmıştır. Kolay temizlenebilirlik, temas açısı (CA) ölçümleriyle belirlenmiştir. Anti bakteriyel, çizilme direnci yüksek ve kolay temizlenebilen kaplamaların, Gram negatif Escherichia Coli (E.Coli) ve gram pozitif Staphylococcus Aureus (S.aureus) bakterilerine karşı anti bakteriyel aktivite testi yapılmış ve log 5 = %99.999 seviyesinde yüksek antibakteriyel özellik tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çizilme direnci yüksek (8N) ve kolay temizlenebilen (CA=98-108) antibakteriyel (log5) kaplamalar geliştirilmiştir.
Author
Fatma Beyza Yedikardeş
Institution
How to Cite
Fatma Beyza Yedikardeş (Yüksek Lisans Tezi). Anti bakteriyel, çizilme direnci yüksek ve kolay temizlenebilen kaplamaların sol jel yöntemiyle hazırlanması ve karakterizasyonu, 2016, İstanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from İstanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Metrolarda yangın güvenlik önlemleri(2015)
- Bir eylem/eğlen[ce] laboratuvarı olarak fun palace: Mekansal deneyim açılımları ve yansımaları(2015)
- Dynamic analysis of adaptive aircraft wings modelled as thin-walled composite beams(2015)
- Darpa Suboff denizaltı modeli ile bu modelden yeni türetilen formların hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) ile sayısal direnç hesabı(2015)
