Prostat kanserinin tedavisinde radyoterapi veya cerrahi yapılmış hastalarda tedaviye yanıt değerlendirilmesi
2017
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Hilal Kızıltunç Özmen
Özet (TR)
Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen non-kutanöz kanserdir. Günümüzde tanı ve tarama yöntemlerinin gelişmesi ile birlikte hastalığın daha erken evrelerde tespit edilebilmesi mümkün olmaktadır. Biz bu çalışmada 2005-2015 yılları arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde prostat kanseri tanısı ile definitif radyoterapi (RT) veya radikal prostatektomi (RP) uygulanmış hastaların mevcut verilerini tarayarak, genel sağkalım (GSK) ve biyokimyasal nükssüz sağkalım (BNSK) oranları ile tedavi yöntemlerinin etkinliğini karşılaştırmayı amaçladık. Her iki kolda toplam 128 hasta vardı. Hastalar D'Amico risk sınıflamasına göre düşük, orta ve yüksek risk grubu olarak sınıflandırılmıştı. 82 hasta RP, 46 hasta da definitif RT ile tedavi edilmişti. RP kolunda radikal retropubik prostatektomi +/- pelvik lenf nodu diseksiyonu (PLND) yapılmışken, RT kolundaki hastalara RT +/- hormonoterapi (HT) uygulanmıştı. Ortalama takip süresi 45.8 ay iken, ortalama tanı yaşı RP kolunda 64.6±7 yıl, RT kolunda 69.9±6.7 yıl idi. Düşük risk grubu hastaların 10 yıllık takiplerinde biyokimyasal nüks tespit edilmedi. Orta risk grubu hastalarda biyokimyasal nüks açısından tedavi kolları arasında fark tespit edilmezken, yüksek risk grubunda RT kolunun istatistiki olarak anlamlı derecede iyi olduğu saptandı (p=0,04). Tedavi kollarına göre GSK oranları RP için % 94.8 ve RT için % 86.3 olarak bulundu (p=0,019). Risk grupları açısından işlem türüne göre GSK analizi yapıldığında RP kolunda sağkalım oranı düşük, orta ve yüksek risk grubunda sırasıyla % 97.1, % 93.8, % 92.3 iken; RT kolunda sırasıyla % 81.8, % 92.9, % 90.5 idi (p>0,05). Tedavi kollarına göre BNSK oranları RP için % 97 ve RT için % 90.9 olarak bulundu (p>0,05). Risk grupları açısından işlem türüne göre BNSK analizi yapıldığında RP kolunda sağkalım oranı orta ve yüksek risk grubunda sırasıyla % 92.3, % 95.2 iken; RT kolunda % 79.6, % 81.6 idi (p>0,05). Definitif RT'nin risk gruplarına göre biyokimyasal nüks gelişme oranı üzerindeki etkisi incelendiğinde yüksek risk grubu hastalarda daha başarılı olduğu görüldü. RP'nin ise sadece işlem türüne göre GSK oranı açısından daha üstün olduğu saptandı. BNSK ve GSK oranları incelendiğinde her iki kolda risk grupları açısından anlamlı fark yoktu. RT kolundaki hastaların yaş ortalamaları ile komorbid hastalık oranlarının yüksek olması, grupların homojen dağılmamış olması ve 3 boyutlu konformal RT (3D-CRT) ile daha etkin yüksek RT dozlarına çıkılamamış olması RT kolunun dezavantajlarıydı. Sonuç olarak; RT'nin daha etkin olduğu yoğunluk ayarlı RT (IMRT) gibi tedavi teknikleri ile, multidisipliner yaklaşıma katkı sağlayacak daha uzun takip süreli karşılaştırmalı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Yazar
Dr. Abdulsemet Zortul
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Abdulsemet Zortul (Tıpta Uzmanlık Tezi). Prostat kanserinin tedavisinde radyoterapi veya cerrahi yapılmış hastalarda tedaviye yanıt değerlendirilmesi, 2017, Atatürk University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Atatürk University tezlerinden daha fazlası
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında kira sözleşmesinde kiraya verenin borçları özellikle ayıptan sorumluluğu(2017)
- Mide adenokanseri gelişimi üzerine nervus vagusun etkisinin analizi(2017)
- An experimental investigation of the south wall of building integrated with phase change material(2019)
- Diaril metanon ve diaril metan yapılı yeni bromfenollerin sentezi(2017)
- INVESTIGATION OF THE PERFORMANCE OF BITUMEN AND BITUMINOUS MIXTURES MODIFIED WITH GRAPHENE AND HEMP OIL(2024)
- İzmir Çeşme (Merkez) ve Alaçatı'daki Osmanlı Dönemi mezar taşları(2017)
