La reproduction des rapports sociaux de sexe dans L'organisation de Jeunesse de Cumhuriyet Halk Partisi
2020
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. İpek Merçil
Özet (TR)
Bu araştırma, Cumhuriyet Halk Partisi'nin, ya da kısaltılmış adıyla CHP'nin iki önemli ilçe gençlik örgütünün (Bakırköy ve Üsküdar İlçe Gençlik Kolları) toplumsal cinsiyet eşitliğine saygılı ve duyarlı bir örgütlenme ve işleyişe sahip olup olmadığını anlamak ve bu örgütlerin üyeleri arasında toplumsal cinsiyet ilişkilerinin yeniden üretiminin farklı boyutlarını ortaya koyup açıklamaktır. Yukarıdaki soruyu doğuran en somut durum Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm kademelerinde ve dolayısıyla yan örgütü olan Gençlik Kolları'nın tüm ölçekteki örgütlenme birimlerinde de kadınların yetersiz temsil edilmesi olsa da, bu yetersiz temsil oranı sorunun tek bir boyutunu teşkil etmektedir. Konunun çalışmamız için önem arz eden çeşitli boyutları şunlardan oluşmaktadır: Partinin bu genç üyeleri arasındaki cinsiyete dayalı işbölümü veya görev dağılımı, bu kişilerin toplumsal cinsiyet eşitliği, feminizm, feminist hareket, LGBTİQ+ Hareketi, cinsiyet kotası, partilerinin Kadın Kolları, Kadın Kolları'nın faaliyetleri ve bu örgütün üyelerinin toplumsal cinsiyet eşitliği meselesine bakışları hakkındaki görüşleri ve toplumsal cinsiyet konulu eylem-etkinliklerin, sözgelimi, seminerlerdeki, "parti okulları", "siyaset okulları" kapsamındaki veya herhangi başka bir siyasi-ideolojik eğitim programı kapsamındaki parti içi eğitim çalışmalarındaki, panellerdeki, "eylem-etkinlik" programlarındaki ağırlığı ve yeri. Çalışma, meselenin teorik-tarihsel boyutlarına eğilen bir bölüm ve gerçekleştirdiğimiz saha çalışmasının analizini içeren bir bölüm olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır ancak saha verilerinin analizini içeren bölümü tamamlar nitelikte olduğu ve dolayısıyla ona eklenmesinin daha uygun olacağı düşünülen bazı tarihsel-teorik alt bölümler ikinci bölümde sunulmuştur. Bu doğrultuda, Batı'daki ve Türkiye'deki siyasi partilerin işleyişinde gözlemlenen toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tarihsel ve ideolojik evriminin bir incelemesi ve yine Türkiye'deki ve Batı'daki sol partilerin (Marksist, sosyalist, sosyal-demokrat, vd. politik partiler) feminizmle ve feminist hareketle olan "çatışmalı", ikircikli ilişkilerinin tarihsel evriminin bir analizi saha verilerinin analiz edildiği ana bölüme eklenmiştir. Bu ilişkilerin evriminin analiz edilmesinin çalışmamız için arz ettiği önem, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve dolayısıyla onun gençlik örgütünün solun bu ideolojik ve tarihsel mirasından payına düşeni almış olmasının kaçınılmazlığından ileri gelmektedir. Her ne kadar geçen yüzyılın sol partilerinin ve hareketlerinin feministlerle kurdukları ilişkilerin bağlamı ile Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları üyelerinin "antifeminizm"inin ortaya çıktığı bugünün bağlamı tamamen farklı olsa da, kendisini "demokratik sol bir parti" olarak tanımlayan bu sonuncusunun geçen yüzyılın solunun belleğinden belli bir pay almış olduğu açıktır. Araştırmanın teorik-tarihsel çerçevesini ortaya koyarken, ilk olarak, toplumsal cinsiyet meselesinin önemini göz önünde bulundurarak, Avrupa'da ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kurulmuş siyasi partilere bağlı gençlik örgütler genel tarihini incelemeye çalıştık. Burada karşılaştığımız sorun, bu örgütler üzerine yapılan sistemli ve derinlik arz eden araştırmaların belirgin eksikliği oldu ve bu durum bizi belli bir ölçüde Avrupa ülkeleriyle ve yirminci yüzyılın belirli dönemleriyle sınırladı. Türkiye'de faaliyet gösteren siyasi partilerin gençlik örgütlerinin tarihine ayırdığımız ikinci kısımda da benzer engellerle karşılaştık. Bu engelleri aşmak adına, Türkiye'nin siyasi alanında kendi partileri ve aynı zamanda genel olarak ülkenin siyasi alanı üzerinde hatırı sayılır bir etki yapmış ve yapmakta olan gençlik örgütlerine odaklandık. Teorik-tarihsel çerçeveyi tamamlarken, araştırma nesnemiz olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve bu partinin gençlik örgütünün tarihini, toplumsal cinsiyet perspektifini kaybetmeden yeniden okumaya çalıştık. Bize göre, partinin ve gençlik örgütünün tarihinin bu perspektiften okunmasına önem kazandıran unsurlar, bu partinin tarihi boyunca (ama özellikle de kuruluş yılları ve bu yılları takip eden tekparti rejimi süresince) üstlendiği tarihsel, politik, kültürel ve ideolojik rollerdir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde, en azından tek-parti rejiminin sonuna değin (1950 yılında gerçekleşen seçimlerle Demokrat Parti'nin iktidarı Cumhuriyet Halk Partisi'nden devralmasına değin) üstlendiği misyonların en önemlilerinden biri, kadınları geleneklerin baskısından kurtararak ve onlara kamusal alanda daha çok yer edinmeleri için belirli fırsatlar sunarak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak olmuştur. Gerçekten de, modernizasyon projesi kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi tarafından gerçekleştirilen devrimler (1923'te getirilen zorunlu eğitim, 1926'da çıkarılan Medeni Kanun, 1930 ve 1934 yıllarında sırasıyla önce yerel seçimlerde, daha sonra ise milletvekili seçimlerinde geçerli olmak üzere kadınlara seçme-seçilme haklarının verilmesi, vb.) neticesinde, kadınlar çok önemli politik ve sivil haklar elde etmişler ve kamusal alanda eskisinden çok daha büyük ve belirgin roller üstlenmeye başlamışlardır. Daha önce kadınlara kapalı olan birçok meslek grubuna belirli ölçüde dahil olmaya başlamışlardır. Bunun dışında, 1935 yılında oluşturulan Büyük Millet Meclisi'nde yer alan kadın milletvekili sayısına (18) görece yakın bir tarihe kadar ulaşılamadığının altını çizmek gerekir. Bununla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kuruluşundan bugüne geçirdiği tarihsel evrimin toplumsal cinsiyet perspektifinden incelenmesi, partinin üstlendiği "kadınlara kurtuluş sağlama", "kadınları kurtarma", "kadın-erkek eşitliğini sağlama" rolleri ile partideki kadın temsilinin yetersizliğine eşlik eden eril tahakküm ve "toplumsal cinsiyet körlüğü" arasındaki tezatı ortaya koymaktadır. Tek-parti rejiminin başlangıcına denk düşen dönemde, modern Türkiye'de kurulan ilk siyasi parti olan Kadınlar Halk Fırkası ekseninde gelişen olaylar bu tezatı ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin kadın-erkek eşitliği algısının niteliğini ve sınırlarını ortaya koymaktadır. Önce Kadınlar Halk Fırkası'nın siyasi faaliyetlerine izin verilmemesi sonucu kapanması, daha sonra ise bu partinin kurucuları tarafından kurulan Türk Kadınlar Birliği'nin kapanması süreçlerinde, bu iki örgütte faaliyet gösteren dönemin kadın hareketinin siyasi hakların kazanılması sonrası hedefe ulaşıldığına inanması kadar, partiden bağımsız bir kadın hareketinin serpilip gelişmesini istemeyen Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarının yaptıkları siyasi baskılar da rol oynamıştır. O dönemden bu yana, Cumhuriyet Halk Partisi söylemsel düzeyde "cinsiyet eşitliği"ni savunsa ve söylemsel ve resmi düzeylerde bunu "vazgeçilmez temel ilkelerinden biri" olarak kabul etse de, tüm parti kademelerinde uygulamayı taahhüt ettiği %33'lük cinsiyet kotası dışında, kadınlarla erkekler arasında "tam eşitliği", yani tüm karar alma organlarında gerçek bir eşitliği sağlamak amacıyla hiçbir somut uygulama ve çözüm önerisi getirmemektedir. Araştırmamızın hedefi tam da bu noktada tekrar somutlaşmaktadır: Bu çalışmada gerçekleştirmeye çalıştığımız şey, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları'nın üyelerinin kendi aralarında, yani parti yönetmeliğinin onlara örgütlenme konusunda çizdiği resmi ve gayriresmi sınırların dışında toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlı ve saygılı bir yapı ve işleyiş yaratıp yaratamadıklarını, yani parti büyüklerinde gözlemlenen "toplumsal cinsiyet körlüğü"nü sorgulayıp sorgulamadıklarını anlamaktır. Bu sorulara cevap verebilmek için Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları'nın çeşitli ilçe örgütlenmeleri (Beşiktaş, Güngören, Bakırköy ve Üsküdar İlçe Gençlik Kolları) tarafından düzenlenen toplantı ve etkinliklere katıldık ve araştırmamıza hazırlık mahiyetinde ön gözlemlerde bulunduk. Bu ön gözlemlerden sonra, Bakırköy ve Üsküdar Gençlik Kolları etrafında karşılaştırmalı bir araştırma gerçekleştirmeye karar verdik ve bu iki ilçe gençlik örgütünden, yaşları 20 ila 28 arasında değişen 19 kadın ve erkekle yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirdik. Görüşmelerin birçoğu haftada bir ya da iki haftada bir gerçekleştirilen olağan örgüt toplantılarının öncesinde veya bitiminde yapıldı. Bu durum bize görüşmeye ayrılan zaman dilimleri dışında da gözlemlerde bulunma fırsatı sundu. Bu saha çalışmasının sonuçlarını değerlendirdiğimizde, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları'nın, en azından Üsküdar ve Bakırköy İlçe Gençlik Kolları örneklerinde, toplumsal cinsiyet eşitliğine saygılı ve bu konuda duyarlı bir örgütlenme ve işleyiş geliştirebilmiş olduğunu söylememiz mümkün değildir. Bu anlamda, iki örgütün kadın ve erkek yöneticilerinin ve üyelerinin, parti büyüklerinin ve yöneticilerinin "toplumsal cinsiyet körlüğü"nü tutarlı, ciddi bir biçimde sorgulamadıkları ve bu "toplumsal cinsiyet körlüğü"nü söylemleri ve pratikleriyle yeniden ürettikleri görülmektedir. İlk bakışta dikkati çeken olgu, görüşülen kişilerin, gerek kendi aralarındaki, gerekse genel olarak toplumdaki kadın-erkek ilişkileri konusunda ortaya koydukları eşitlikçi söylem ile gerek söylemlerinde gerekse olağan örgüt faaliyetlerinde farklı biçimlerde ortaya çıkan "toplumsal cinsiyet körlüğü" arasındaki çelişkidir. Eylem ve örgütlenme düzeylerinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği en görünür biçimiyle cinsiyete dayalı görev ve rol paylaşımları süreçlerinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle kadınlar ve erkekler arasında var olduğu iddia edilen (Hem kadın hem de erkek üyeler tarafından ifade edildiği biçimiyle) "doğal", "fiziksel güç farkı" üzerine inşa edilen birtakım argümanlar aracılığıyla, erkek üyeler fiziksel güç gerektiren görevleri üstlenmekte ve bu işler sırasında kadın üyelere karşı bir tür "himayecilik" sergilemektedirler. Kadın üyeler de bu tür görevlerin erkekler tarafından üstlenilmesini doğallaştırmaktadırlar. Buna karşılık, kadın üyeler, toplum tarafından kadınlara atfedilen duyarlılık, iletişim kabiliyeti, fedakarlık, vb. niteliklerle bağlantılı görevleri üstlenmeye teşvik edilmektedirler. Kadınların üstlenmeleri istenen roller genellikle "sosyal politikalar"a ve kadınlar ve çocuklarla ilgili olan, cinsel istismar, kadına karşı şiddet, vb. konulara ilişkin olmaktadır. İki ilçe örgütünde de bazı erkek yöneticilerin yönetim kurullarında bulunan kadın arkadaşlarına ilişkin söylemlerinde ortayan çıkan bir başka önemli bir olgu da, bu kişilerin imgelemlerinde, söylemlerindeki eşitlik vurgusuna karşın siyasi alanın "özne"sinin erkek olması, kadınların ise erkeklerin "fedakar yardımcıları", "özverili yol arkadaşları" olmalarıdır. Bunun dışında, kamusal alanda gerçekleştirilen kimi örgüt etkinliklerinde, kadınların, partinin kadın-erkek eşitliği konusundaki olumlu tutumunun ve demokratik seviyesinin göstergeleri, "sembolleri" olarak veya "örgütlenlenmede işe yaramaları" gerekçesiyle araçsallaştırıldıkları da görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, kadına karşı şiddet, cinsel istismar, vb. olaylar sonrası örgütler tarafından düzenlenen tepkisel eylemlerde, basın açıklamalarının ve konuşmaların ön planında kadın örgüt üyelerine yer verilmesinde, içselleştirilen toplumsal cinsiyet rolleri kadar kadınlara verilen bu "sembolik" değer de etkili olmaktadır. Gençlik Kolları üyeleri tarafından kullanılan terimle "eylem-etkinlik" programlarına bakıldığında, iki ilçe örgütünün eylem-etkinlik programlarında toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki eylemlere ve çalışmalara hemen hiç yer verilmediği gözlemlenmektedir. Gençlik Kolları'nın 1950'lerin başında kuruluşundan bu yana düzenlenmekte olan "Siyaset okulları" çerçevesinde verilen örgüt içi eğitim programlarında veya örgüt tarafından düzenlenen diğer seminer ve panellerde konuya herhangi bir yer ayrılmamakta, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmeye, bu konuda kamuoyunda farkındalık yaratmaya yönelik herhangi ciddi bir girişimde bulunulmamaktadır. Dolayısıyla, toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda örgüt içi farkındalığı ve bilinç seviyesini artırmak veya bu soruna muhtemel çözümler bulmak iki ilçe örgütünün öncelikleri arasında değil gibi görünmektedir. İki gençlik örgütünün de kendi ilçelerinin sınırlarındaki "acil" problemleri çözmeye veya seçim dönemleri söz konusu olduğunda bu doğrultudaki çalışmalara öncelik verdiği anlaşılmaktadır. Üyelerin "toplumsal cinsiyet körlüğü"nü ortaya koyan bir başka olgu ise, bu kişilerin feminizmi ve feminist hareketi algılama ve yorumlama biçimidir. Burada gözlemlenen şey, feminizme, feminist harekete karşı olan, hatta bir tür "antifeminizm" biçimi alan, feminizme karşı önyargı barındıran bir görüşün yeniden üretilmesidir. Büyük ölçüde bilgi ve ilgi eksikliğine dayanan bu görüşe göre, "bugünün feminizmi" veya "bugünün feministleri" "erkek düşmanlığı"nı temsil etmektedirler ve bu düşmanlık, feminizmin kadınlar için talep ettiği eşitlik, özgürlük gibi "aslolan" değerlerinden sapmış olduğu gösterir.
Yazar
Dr. Ahmet Kerem Yılmaz
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Ahmet Kerem Yılmaz (Yüksek Lisans Tezi). La reproduction des rapports sociaux de sexe dans L'organisation de Jeunesse de Cumhuriyet Halk Partisi, 2020, Galatasaray University.
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Galatasaray University tezlerinden daha fazlası
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
