Sahra altı Afrika ile AB arasındaki ekonomik ortaklık anlaşmalarının sahra altı ekonomisine etkileri ve tarım sektörü
2013
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Burak Gürbüz
Abstract (TR)
Sahra altı Afrika'nın en önemli ticari ortağı Avrupa Birliği ile müzakere halinde olduğu Ekonomik Ortaklık Anlaşmalarının Sahra-altı ekonomisine etkileri ve bölgenin önemli ekonomik aktivitesi olan tarım sektörü tezimizin konusunu oluşturmaktadır. Sahra-altı Afrika'daki (SAA) az gelişmişliği ve bölgedeki en önemli sektör olan tarımsal geri kalmışlığı açıklayan farklı birçok çalışma mevcuttur. Ancak karşılaştığımız çalışmalar genel olarak iki sorun etrafında şekillenmektedir. Bunlardan bir tanesi kurumsal iktisat zemininde Afrika'nın geri kalmışlığını ve kıtaya dair bugünkü tabloyu bölgedeki ilk yerleşimcilerin karşılaştıkları sağlık problemleri gibi yaşamı etkileyen unsurlara bağlayan kurumsal iktisadi anlayıştır. Geri kalmışlığın sebebini Avrupalıların gittikleri bölgelerde karşılaştıkları sağlık koşullarına bağlı olarak kolonileşme stratejilerine ve bununla şekil almış kurumsal zemine bağlamışlardır. İkinci önemli sorun ise Afrika kıtasının içinde bulunduğu coğrafi konum dolayısıyla sahip olduğu iklimidir. Bu alana eğilmiş iktisatçılar Afrika'nın geri kalmışlığını coğrafi konumu sebebiyle sahip olduğu iklimde aramıştır. Diğer taraftan Sahra-altı Afrika ülkeleri uluslararası ticarete entegre olabilme konusunda genel hatlarıyla üç önemli konuda zorluk çekmektedir. Bunlar: ticarete olan aşırı bağımlılık, uluslararası ticaretteki marjinal pazar payı ve ihraç ürünlerinin dar bir yelpazede toplanmasışeklindedir. Sahra-altı Afrika ülkeleri dünyada ticarete en fazla bağımlı ülkeler arasında yer almaktadır. Afrika'nın ticarete bu kadar bağımlı olması küresel anlamda ticaret yapısının değişmesi veya ekonomik krizlere daha hassas olmasına eğilimli olması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Buna ek olarak Afrika ülkelerinin dünyanın en fakir ülkeleri arasında olduğunu göz önünde tuttuğumuzda milli hasılaları içerisinde ticaretin yüksek olması tüketimleri için ithalata döviz kaynağı ve kamu xx geliri olarak da ihracata bağımlı oldukları gerçeğinden hareketle bu durum dünyadaki diğer ülkelere kıyasla Afrika'yı ticari şoklara daha duyarlı hale sokmaktadır. Bir diğer önemli husus kamu gelirlerinin önemli ölçüde tarife gelirlerine bağımlılığıdır. Kamu gelirleri içerisinde dış ticaret üzerinden elde edilen vergi gelirleri SAA ülkelerinin büyük bir bölümünde oldukça yüksektir. Tüm fakir ülkelerde olduğu gibi bu ülkelerinde ortak sorunu kayıt dışı ekonomilerinin yüksek oluşu ve çeşitli yönetsel kısıtlardan ötürü ortaya çıkan vergi çeşitliliği ve tabanının geniş olmamasıdır. Bu tür ekonomilerde tarife gelirlerinde oluşacak herhangi bir durumda bu açığı diğer vergilerle kapatmak oldukça zordur. Afrika'nın sahip olduğu yapısal sorunları bu şekilde özetledikten sonra çoğu ülkesinin kalkınmanın ilk safhalarında olduğu, insanlarının çoğunun kırsal alanda yaşadığı ve tarımda istihdam edildiği bir kıtadan bahsediyorsak eğer yapısal dönüşüm süreci ve büyüme için tarımın motor rolü üstleneceğinin önemini kavramanın gereklilik arz ettiği bir kıtadan bahsediyoruz demektir (Thorbecke, 2009, sf.2). Bu bağlamda tarım Afrika için hayati role sahiptir. Afrika'da tarım bölgedeki istihdamın yaklaşık %65'ini oluşturduğu, milli hasılanın %25-30'unu teşkil ederken ihracat gelirininde yarısından fazlasının tarımsal ürünlerden oluştuğu görülmektedir. Günlük 1$ yoksulluk seviyesinin altında yaşayan insan sayısı SAA'nın %40'nı oluşturmakla birlikte bölgenin yoksul kesiminin %70'i tarım sektöründe çalışıyor oluşu yoksulluğun düşürülmesinin direkt olarak tarımla bağlantılı olduğu gerçeğini karşımıza çıkartmaktadır. Dolayısıyla tarımsal istihdamın böylesi yüksek olduğu ve yoksulların neredeyse tamamının tarımda istihdam edildiği bir bölgede tarım hayati role sahiptir. Buna karşılık Afrika'nın tarımsal ihracatı 2008'de başlayan yükselmenin de etkisine rağmen 2009'da global pazar payı yaklaşık olarak %3 seviyelerinde olduğu görülmektedir. Afrika tarım ürünleri ihracatında 2008'e kadar bir düşüş trendi görülmektedir. Bu oran 1960'larda %9 seviyelerinde iken bugün %2'lere kadar gerilemiştir. Bu düşüş bağımsızlık sonrası süreçte Afrika ile onun en büyük ticari ortağı olan AB arasındaki çeşitli tek taraflı imtiyaz hakkı içeren ticari anlaşmalara rağmen gerçekleşmiştir. Bu durumu tersine çevirip tek taraflı imtiyazlı ticaretten karşılıklılık ilkesine dayanan, bölge ekonomisini global pazarda rekabet edebilir kılan ve farklı ürünlerin üretilebilip satılabilmesini hedefleyen yeni bir anlayış, xxi Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları (EOA) kapsamında ortaya konulmaya çalışılmaktadır. ABD ve Çin gibi ülkelerin ticari münasebetlerini artırdığı AKP oluşumu ile tarihi bağlarını koparmayı göze alamayan ve bölgedeki bir takım kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek adına Avrupa Birliği (AB) ticarette karşılıklılık ilkesinin benimsendiği yeni bir süreci 'Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları' adı altında başlatmıştır. Bu oluşum ile SAA ülkeleri ve AB arasında iki tarafında birbirine ticari anlamda simetrik (karşılıklılık) imtiyaz tanıdığı bir süreç başlayacaktır. 2000-2008 arası süreç Lomé tipi ayrıcalıklı ticaretten EOA'na geçiş süreci olarak öngörülmüş ve bu süreçte Cotonou Anlaşması çerçevesinde AB ve altı bölgeden oluşan AKP ülkeleri arasında müzakereler devam ettirilmiştir. Aralık 2007'ye kadar 75 AKP ülkesinden 35'i EOA imzalamış iken ve geri kalan diğer ülkeleri ise 3 grupta toplamak mümkündür. İlki, 29 EAGÜ statüsündeki ülke EBA altında tek taraflı imtiyazlı ticaretten yararlanmaya devam edebilir bu yüzden bu ülkelerin EOA'ya katılması ülkelerin üretim yapılarına bağlı olarak elde edebilecekleri ayrıcalıklara bağlıdır. İkincisi, Güney Afrika hali hazırda AB ile serbest ticaret anlaşmasına sahiptir (TDCA). Ve son olarak Pasifik bölgesi ve üç gelişmekte olan Afrika ülkesi EOA'ya katılmayarak GSP'ye düşmüştür. Diğer taraftan EOA sonucu Afrika'nın maruz kalacağı olası ticari ve sosyal olumsuzluklara muhalif bir görüş Afrika'nın bölge içi ticareti ve bölgeselleşmeyi ön planda tutarak EOA gibi çok taraflı anlaşmaları ikinci düzeyde önüne koyması yönünde görüş bildirmektedir diyebiliriz. Örneğin, ODI/ECDPM (2012)' nin raporuna göre gümrüksüz ve kotasız ticaret uzun dönemde AB ithalatçısının yönünü AKP ihracatçılarına yönelteceği, daha önce görece daha yüksek vergilendirilen işlenmiş gıda ürünleri ve şeker ihtiva eden ürünlerin ticaretini artıracağı ve bölgeye olan yatırım iştahının artacağı şeklindedir. Bu öngörülerin ancak AB'nin ithalatını aniden AKP üreticilerine kaydırması önkoşulu ile sağlanabilmesi çalışmada ayrıca değinilen bir husustur. Bir diğer önemli nokta AB'nin ithalatını ucuz üretim yapma potansiyeli olan Afrika üreticisinden karşılayabilmesi için uzun vadede üretimin ölçek ekonomisine geçmesiyle mümkün olacağı şeklindedir. SAA'nın bu anlaşmalardan pozitif refah etkisi elde edebilmeleri için öncelikli olarak bölgesel entegrasyonu başarmaları gerektiği gerçeği işaret edilmektedir. xxii Afrika'nın geleneksel pazarlar için ürettiği dar bir yelpazeye sahip çoğu tropik tarım ürünlerinden oluşan tarımsal üretimini kendi iç ihtiyaçlarına yönelttiğinde Afrika çiftçisi adına en büyük pazar potansiyelinin oluşacağı söylenmektedir. Afrika çiftçisi için en büyük pazar potansiyeli özellikle yiyecek tahılları için iç pazarda ve bölgesel pazarlarda vardır (Rosegrant, Paisner, Meijer ve Witcover, 2001, sf.12). Çalışmamızda Afrika'nın önünde duran Ekonomik Ortaklık Anlaşmalarını ve ona alternatif bir yol olan bölgesel entegrasyon kapsamında bu anlaşmaların olası ekonomik ve refah etkilerini kısmi denge modeli kapsamında değerlendirdik. Daha sonra ayrı olarak bu anlaşmaların Afrika ithalat ve ihracatına etkilerini önemli sektörler tarım ve gıda sektörünü de dikkate alarak Güney Afrika Kalkınma Birliği (GAKB) bölgesi özelinde hesaplanabilir genel denge analizi aracılığı ile analiz ettik. Sahra altı Afrika ülkelerinin Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları ile tarifelerin kaldırılması sonucu oluşması beklenen sonuçları WITS kısmi denge analizi aleti ile simüle ettik. Kısmi denge analizinin görmemizi mümkün kıldığı ekonomik göstergeler şunlardır: Birincisi, AB ile ikili ticaretin genişlemesi anlamına gelen ticaret yaratım etkisi; ikincisi, sıfırlanan tarifeler dolayısıyla AB mallarının daha da ucuzlaması sonucu EOA kapsamında Afrika'daki dört alt bölgeye ait ülkelerin ticaretinin dışlanmasını gösterecek ticaret saptırım etkisi; üçüncüsü, tarifelerin kalkması ile yaşanacak tarife gelir kaybını gösteren gelir etkisi ve en nihayet tüketimin artması ile oluşacak refah etkisidir. Müzakere edilen dört Afrika EOA bölgesi ve AB arasında her ülkenin tek tek tarife indirimi sonucu yaşayacağı ekonomik etkileri kısmi denge modeli kullanarak yapmış olduğumuz analizimizde ortaya çıkan en bariz ekonomik etki AB adına ticari genişlemenin yaşanması ve bu ticaret yaratımı etkisiyle oluşan ticari genişlemenin refah artışına neden olmasıdır. Ancak diğer taraftan bu ticaret yaratımı diğer bölge ekonomilerinin ticaretini olumsuz etkileyerek ticaret saptırıcı etkiye de sahiptir. Sonuçta bu karşılıklılık prensibi ticaret genişletici bir etkiye sahipken, Afrika'daki bölgesel entegrasyonun oluşmasına önemli negatif etkilere sahiptir. Bir diğeri Afrika'nın önemli ticaret ortağı AB'ye karşı tarifeleri düşürmesi ile yaşayacağı tarife gelirleri kaybıdır. Bu gelirler Afrika'da kamu gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturduğundan kalkınmanın finansmanı için bir diğer finans kaynağı sorununu ortaya çıkaracaktır. xxiii Diğer taraftan GAKB özelinde yapmış olduğumuz hesaplanabilir genel denge analizimizde bölgesel oluşumlarda güçlü ekonomilerin en fazla refahını artırdığı gerçeğiyle bir kez daha karşılaşmış olduk. GAKB bölgesinde refahını en fazla artıran ülke Güney Afrika olmuştur. Bu bölgede GAKB doğu ülkeleri dışında kalan tüm ülkelerde EOA kapsamında tarifelerin kaldırılması varsayımında ithalat artışı ihracat artışını geçmiştir. Ancak; bölge içi ticaretin serbestleştiği diğer alternatifi ifade eden bölgesel entegrasyon durumunda genel olarak tüm bölge ülkelerinde ihracattaki artış oranı ithalattaki artış oranını geçmiştir. Global hesaplanabilir genel denge Analizi için kullanılan veriler Global Trade Analyses Project (GTAP) veri tabanının 2004 temel yıl alınan 7. versiyonundan elde edilmiştir. Analizde kullandığımız model çok ülkeli ve çok sektörlü analizlere uygun olan GLOBE modelidir. Bu model bir ülkenin ticaret politikaları doğrultusunda tarifelerinde yapacağı bir değişikliğin fiyatları etkilemesi ile oluşacak global düzeyde çok ülkeli ve çok sektörlü olarak etkilerinin analizini genel denge mantalitesi kapsamında mümkün kılmaktadır. Sonuç olarak, Avrupa Birliği ile Afrika arasında karşılıklı serbest ticareti tesis edecek Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları Afrika ülkelerinin önemli oranda gelir kalemini oluşturan tarife gelirlerinden mahrum kalmasına yol açarak kalkınmanın finansmanı noktasında yeni problemleri doğururken diğer taraftan bölge içi bütünleşme hareketine zarar vermektedir. Refah artışına sağlıyor gibi görünse de Afrikalı tüketicinin büyük bir bölümü geçimini tarımdan sağladığı düşünüldüğünde ucuz AB tarım ve gıda malları ile bu kesimin gelirleri tehdit altına gireceğinden oluşan refah artışı anlamını yitirebilecektir
Author
Dr. Metin Pişkin
How to Cite
Metin Pişkin (Yüksek Lisans Tezi). Sahra altı Afrika ile AB arasındaki ekonomik ortaklık anlaşmalarının sahra altı ekonomisine etkileri ve tarım sektörü, 2013, Galatasaray University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
