Sanat ve mimari ilişkisinin karşılıklı etkileşimi
2019
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Gülveli Kaya
Abstract (TR)
Birçok disiplinin birbiriyle iletişim halinde olması gibi sanat ve mimari de birbiriyle ilişki içindedir ve bu ilişkide bilgi gereklidir ancak bilginin gerekliliği kadar sezgi, içgüdü ve arzular da gereklidir. Sanatta dikkat edilmesi gereken asıl olgulardan biri sezgidir. Aynı şekilde mimaride de sezgisel yaklaşım oldukça önemlidir. Bilgi her zaman var olur, ilerler, duruşunu koruyabilir. Çünkü o, mantıklı olandır. Temellendirilebilir, öğrenilebilir, kurulur, düzenlenir ancak bütüne ulaştırmaz. Dolayısıyla mimaride biçimselliğe daha az önem vermek ve sadece işlevlerle ilgilenmek sağaltıcıdır, eksiktir. O eksik; en derinde, en içtedir; içsellik gibi. Onun yerini hiç bir şey dolduramaz. O, öğretilemez olandır. Hiçbir kuralı yoktur, kuraldışıdır. Başlangıcı ve sonu yoktur. Beklenmedik olandır ve sürprizlidir. Sadece gerçek sanatçılar; güçlü içgüdülerle, önceden uygulanmış olandan ve katı kurallardan sıyrılarak, araştırmalarını kendi birikim süzgeçlerinden geçirerek henüz bilinmeyen bir çeşitlilik bulabilirler. Sanatçının hayal gücü ve içgüdüleri bizi öyle görüntülere ulaştırır ki; bu zamana kadar öğrendiğimiz, bildiğimiz şeylerin ötesinde bir yaratıcılığa iter. Sanat, erişilemeyecek olanla bilinçsizce oynar ama yine de ona erişir. Bu, örtülerden sıyrılmaktan ve bakış açısını değiştirmekten geçer. Çünkü insan ancak bu sayede başka bir dünyada kendini bulabilir. Bireyin dünyayla yeniden kaynaşması sabitlikler kuran çevrelerden arınarak bireysel olana yönelmesiyle gerçekleşebilir. Özünden uzaklaşmış olan bir birey ancak yapay olandan da uzaklaştığında ve hayal gücüne koştuğunda kozmik bir düzene erişecektir. Bu yüzden yeni olan biçimler, kolay kabul görmezler ama yine de bir süre sonra 'kabullenilmez olan' olarak var olmasıyla duyuları dürterek eninde sonunda kendilerine bir yer edinirler. Sanatçıların çoğunun 'karşı çıkıcı' olmalarının sebebi; onların evrenin derinlerine inerek gerçeği görmelerinden ve o gün hala canlı olan tasarımı yıkmalarından kaynaklıdır. Mimardan da böyle bir sanatçı ediminde olması beklenir. Mimarlık; sanat-bilim, işlev-biçim, gerçek-imaj arasında sürekli gidip gelerek çok sayıda tartışmalara neden olmuştur. Mimarlık tartışırken; biçim, mekan gibi problemler ihmal edilemez ama son çözümlemede biçim ve mekan yine kişisel arzuların, zevklerin alanına kalmalıdır. Bu da sanatsal bir tavır ile mümkündür. Böylece, konulara dil ve mantık açısından tartışılabilir bir ortam yaratıldığında herkes bilgiyi kendi arzu süzgecinden geçirerek yaratmaya çalışacaktır ve kalıplaşmış, standartlaşmış olandan uzak yeni oluşumlar doğacaktır. Mimarlıkta artık doğru ve yanlışların olmadığı, belirsizliklerin, iç tutarlılıkların, içinde insan barındırmayan yapıların da hoş görüldüğü hatta beğeniyle karşılandığı bir çok örnek vardır. Yapılar, işlevselliklerinin ötesinde bu anlamsal değerlerle de öne çıkarak tarihte akımlar yaratırlar. Bu değerler, teknolojinin, ihtiyacın, mühendisliğin ötesinde anlaşılması güç olan bir karmaşıklığı barındırır. Bu da bilginin çok ötesinde bir değerdir. Mimaride sanattan beslenilirken mimarın da bir sanatçı içgüdüsüyle hareket etmesi oldukça önemlidir. Çünkü sanatçı, evreni bir başka görür. Onun görümü, diğer insanların görümünden farklıdır. Sanatçı, evreni keşfederken onda güzel olanı da keşfeder. Sanatçı, doğa biçimlerine körü körüne bağlanmaz. Çünkü ona göre; doğal yaratma sürecinin özü, bitmiş biçimlerde değildir. Sanatçı için biçimleyici güçler, bitmiş biçimlerden daha önemlidir. Onlara göre; dünya -bugünkü biçimiyle- olabilecek tek dünya değildir. Böyle düşünen sanatçı, yaratma etkinliğini daha da ileriye taşımaya çalışarak, oluşumunu devam ettirir ve ona süreklilik sağlar. Çağımızda toplumun yaratma özgürlüğüne kavuşması gerekmektedir. Mimarlar da tasarım süreçlerinde tekniğin tüm olanaklarından faydalanmalı ancak daha da önemlisi bir sanatçı kadar özgür ve yaratıcı olmalılardır. Çünkü; yaratma özgürlüğü, değerler dünyasının en üstündedir. Mimarların da tüm sabitliklerden uzaklaşabilmeleri ve kendi üsluplarını ortaya koyabilmeleri için adeta bir sanatçı gibi düşünebilmeleri ve sanatçı tutumuyla hareket edebilmeleri son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Mekan, Mimari, Sezgi, Algı
Author
Ezgi Dilan Karataş
Institution
How to Cite
Ezgi Dilan Karataş (Yüksek Lisans Tezi). Sanat ve mimari ilişkisinin karşılıklı etkileşimi, 2019, Yeditepe University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Yeditepe University
- Suda çok az çözünen hipolipidemik bir ilaç ile siklodekstrin kompleksasyonu, tablet formülasyonu ve değerlendirmesi üzerine çalışmalar(2021)
- Türk-ABD ilişkilerinde washington büyükelçileri (1927-1960)(2023)
- Kadın seslerinin dönüşümü: Yunan ve Roma mitolojisinde kadınların tecavüzü ve feminist yeniden yazımların anlatıyı geri alması üzerine bir çalışma(2022)
- Görüntü segmentasyonu için temel modellerin damıtılması(2023)
- Beyaz yakalı çalışanlar arasında makyavelizm, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm, yalnızlık arasındaki ilişki(2023)
- Türkiye'de pediatrik onkoloji hastalarında klinik olarak önemli advers ilaç etkileşimlerine göre ilaç etkileşimi veritabanının değerlendirmesi(2023)