Medical SpecialtyOpen Access

Seboreik dermatitli hastalarda algılanan stres düzeyi, sosyal görünüş kaygısı ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Atiye Akbayrak

Abstract (TR)

Amaç Seboreik dermatit (SD), eritemli yama ve skuamlanma ile karakterize kronik tekrarlayıcı bir deri hastalığıdır. Dermatolojik hastalıkların sık görülenlerindendir. Hastalığın tutulum alanı ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir. Birçok deri hastalığında olduğu gibi SD'nin de yaşam kalitesini negatif yönde etkilendiğine dair veriler vardır. Bu hastaların psikososyal açıdan etkilenme düzeyinin ve etkileyen olası faktörlerin saptanması, tedavi stratejisininoluşturulması aşamasında hasta lehine maksimum fayda sağlanması açısından yol gösterici olabilir. Bu çalışmanın amacı, SD'li kişilerin psikososyal yakınmalarını değerlendirerek sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmak ve aradaki farklılıkları araştırmaktır. Aynı zamanda, bu yakınmaların hastalığın klinik özellikleri ve şiddetiyle ilişkisini inceleyerek, tedavi planı oluşturma aşamasında dikkate alınacak öncelikli faktörlerin belirlenmesine yönelik destek sağlanması amaçlandı. Materyal ve Metod Dermatoloji polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası 100 SD hastası ve 100 sağlıklı gönüllü çalışmaya dahil edildi. Hasta ve kontrol grubunun demografik özellikleri ve hasta grubunun hastalığına ilişkin bilgiler sorgulanarak kaydedildi. SD hastalık şiddeti ve aktivitesinin değerlendirilmesinde Seboreik Dermatit Alan ve Şiddet İndeksi (SAŞİ) kullanıldı. Her iki grubun yaşam kalitesi, stres ve kaygı düzeyinin değerlendirilmesi; Dermatolojik Yaşam Kalite Ölçeği (DYKÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Sosyal Görünüş Kaygı Ölçeği (SGKÖ) ile yapıldı. Bulgular Çalışmaya katılan 100 hastanın 51'i (%51) kadın, 49'u (%49) erkek olup, yaş ortalaması 29,11 ± 9,39 yıl iken; kontrol grubunun 61'i (%61) kadın, 39'u (%39) erkekti ve yaş ortalaması 29,19 ± 7,38 yıl olup, iki grubun cinsiyet ve yaş ortalaması benzerdi (p>0,05). Hastaların19'unda (%19) izole saçlı deri tutulumu, 59'unda (%59) yüz ve saçlı deri tutulumu, 22'sinde (%22) yüz, saçlı deri ve göğüs tutulumu varken, izole yüz veya göğüs tutulumu olan hasta yoktu. Dermatoloji yaşam kalite indeks (DYKİ) skor ortalaması hasta grubunda 7,66 ± 4,19 (minimum 0-maksimum 21) iken; kontrol grubunda 0,55 ± 1,01 (minimum 0-maksimum 4) olup, hasta grubunun yaşam kalite indeks skor ortalaması kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,001). SGKÖ skor ortalaması hasta grubunda 39,67 ± 12,44 (minimum 16-maksimum 65) iken; kontrol grubunda 24,34 ± 5,39 (minimum 15-maksimum 37) olup, hasta grubunda sosyal görünüş kaygısı kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,001).ASÖ skor ortalaması hasta grubunda 18,61 ± 6,23 (minimum 3-maksimum 29) iken; kontrol grubunda 9,43 ± 4,23 (minimum 0-maksimum 20) olup, hasta grubunda algılanan stres düzeyi kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,001).Hasta ve kontrol grubunda yaşam kalite indeksi, algılanan stres düzeyi ve SGKÖ skorları her iki cinsiyette de benzerdi (p>0,05). Hasta grubunda, hastanın yaşı,SD başlangıç yaşı, SD süresi ve SD atak sıklığı ile DYKİ, algılanan stres düzeyi ve sosyal görünüş kaygısı arasında anlamlı bir ilişki yoktu (p>0,05). SD lokalizasyonu ile DYKİ ve SGKÖ arasında anlamlı bir ilişki saptandı (p=0.015, p<0,001). Her üç bölgede de (saçlı deri, yüz ve göğüs) tutulumu olan hastaların daha az tutulum bölgesi olanlara kıyasla yaşam kalitesi etkilenme düzeyi daha yüksek olup, bu grupta yaşam kalitesi fazla veya çok fazla etkilenenlerin oranı az tutulumu olanlara kıyasla daha fazlaydı (p<0,001). Benzer şekilde, her üç bölgenin de tutulduğu hasta grubunun SGKÖ puan ortalaması üçten az bölge tutulumu olanlara kıyasla anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,001). Hastalık tutulum bölgesine göre eritem, skuam ve pruritus şiddetleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde; saçlı deride eritem, skuam ve prurıtus şiddeti medyan değerlerinin yüz ve gövdeye kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlendi (p<0,001). Hastaların SAŞİ ortalaması 3,84 ± 1,38 (minimum 1,20-maksimum 7,00)idi. DYKİ'deki etkilenme düzeyi fazla ya da çok fazla olanların SAŞİ ortalama indeksi etkilenmemiş olanlara kıyasla anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,001). Ayrıca SAŞİ ile DYKİ ve SGKÖ arasında pozitif yönlüyüksek düzeyde; ASÖ ile ise pozitif yönlü orta düzeyde korelasyon vardı (sırasıyla r:0,776; p:<0,001; r:0,804; p:<0,001; r:0,695; p:<0,001). Sonuç SD'li kişilerin yaşam kalitesi, sosyal hayatı ve stres düzeyi hastalık sürecinden etkilenmektedir. Bu etkilenim hastanın yaşı, hastalık başlangıç yaşı, SD süresi ve SD atak sıklığından bağımsızken; etkilenme düzeyi yaygın veya şiddetli tutulumu olan hastalarda daha fazladır. Saçlı deri tutulumu olan hastalarda kaşıntı şikayeti diğer alan tutulumlarına göre daha şiddetlidir.Yaygın / şiddetli hastalığı ya da saçlı deri tutulumu olan hastaların deriye yönelik tedavisi planlanırken, bu grup hastanın psikososyal etkilenimi daha fazla olduğundan hasta şikayetleri ve öncelikli taleplerinin dikkate alınarak tedavi planlanması faydalı olabilir. Anahtar Kelimeler: seboreik dermatit, stres, yaşam kalitesi, kaygı

Author

Dr. Büşra Acabay

How to Cite

Büşra Acabay (Tıpta Uzmanlık Tezi). Seboreik dermatitli hastalarda algılanan stres düzeyi, sosyal görünüş kaygısı ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi, 2024, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity