Septik şok hastalarında renal resistif indeks ile doku hipoperfüzyon parametreleri ve prognoz ilişkisi
2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Murat Haliloğlu
Özet (TR)
Giriş ve Amaç: Sepsis ve septik şok mikrobiyal invazyon sonrası gelişen bir inflamatuar yanıt olup doku hipoperfüzyonuna yol açan kardiyovasküler bozukluklarla ilişkili olup tüm dünyada önde gelen mortalite sebeplerindendir. Hipoperfüzyonun erken tanısı mortaliteyi azaltmada kritik öneme sahiptir. Geleneksel hipoperfüzyon belirteçleri maliyetli ve invaziv işlemler gerektirebildiği için alternatif yöntem arayışları sürmektedir. Bu çalışma ultrason temelli hızlı ve noninvaziv bir yöntem olan RRI ölçümünün septik şok hastalarında doku hipoperfüzyonunu tanımada ve prognozu öngörmede kullanılabilirliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız yoğun bakım ünitesinde septik şok nedeniyle izlenen invaziv mekanik ventilasyon ve vazopressör ya da inotrop desteği alan santral venöz kateter ve invaziv arter monitörizasyonu olan hastalar üzerinde prospektif gözlemsel bir çalışma olarak tasarlandı. Renal arter stenozu yapısal böbrek hasarı ve atriyal fibrilasyonu olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Septik şok tanısı ile yoğun bakım ünitesine kabul edilen hastaların ölçümleri ilk 24 saat içinde yapıldı. Rutin tedavi kapsamında hastalara invaziv arteriyel kateteri ile internal juguler veya subklaviyan vene santral venöz kateter yerleştirildi. Ölçüm öncesinde hastalar supin veya sol lateral pozisyon verildi. RRI ölçümü için 2-5 MHz'lik konveks prob kullanıldı. Renkli doppler ile interlobar veya arkuat arterler belirlendi ardından pulse dalga doppler ile arter hizalandı. P-mod seçeneği ile duplex ayarda böbreğin üst, orta ve alt kısımlarından üçer defa ölçümü alındı ve bu ölçümlerin ortalaması hesaplanarak kaydedildi. RRI ölçümü esnasında eşzamanlı olarak santral venöz ve arteriyel kan gazı örnekleri alındı. Ayrıca hastanın rutin hemodinamik değişkenleri ve kapiller dolum zamanı (CRT) da kaydedildi. Santral venöz-arteriyel karbondioksit basınç farkının arteriyel-santral venöz oksijen farkına oranı (P(cv-a) CO2/C(a-cv) O2), laktat ve CRT global doku hipoperfüzyon indeksleri olarak kabul edildi. Bulgular: RRI ile kapiler dolum zamanı (CRT), (P(cv-a) CO2/C(a-cv) O2) ve laktat düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca RRI ve noradrenalin dozu ve ortalama arteriyel basınç (OAB) arasında da zayıf korelasyonlar gözlemlenmiş. Ancak anlamlılık sağlanmamıştır. RRI'nin böbrek disfonksiyonu ile ilişkisi bulunurken, 28 günlük mortaliteyi tahmin etmede yetersiz kalmıştır. Sonuç: Bu araştırma, RRI'nin böbrek perfüzyonunu değerlendirmede faydalı olabileceğini ancak tek başına yeterli prognostik değer sağlamadığını, daha kapsamlı bir yaklaşımın hasta sonuçları için kritik olduğunu göstermiştir.
Yazar
Monira Rahim
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Monira Rahim (Tıpta Uzmanlık Tezi). Septik şok hastalarında renal resistif indeks ile doku hipoperfüzyon parametreleri ve prognoz ilişkisi, 2024, Bezmialem Vakıf University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Bezmialem Vakıf University tezlerinden daha fazlası
- Tuberoskleroz tanılı hastalarda mikro RNA düzeyi değerlendirilmesi(2016)
- Açık teknik septorinoplasti yapılan olgularda postoperatif bantlamanın ödeme etkisi(2015)
- Adölesan dönemde hirşutizm tanısı alan hastalarda etyolojik dağılım(2015)
- Unstable angina pectoris hastalarında signal peptide complement C1R/C1S, UEGF, ve BMP1 epıdermal growth factor-like domain-containiing protein 1' in tanısal değerinin araştırılması(2015)
- Deneysel kafa travması modelinde high mobility group box-1 protein düzeylerinin oksidatif stres, apoptoz, serebral ödem ve kan beyin bariyeri üzerine etkilerinin araştırılması(2016)
- 5-fluorourasile bağlı arteryel vazokonstrüksiyon etyolojisinde ürotensin-2'nin rolü(2017)
