Sezaryen operasyonlarında kullanılan farklı uterin insizyon kapatma yöntemlerin postoperatif sezaryen insizyon skar kalınlığı ve istmosel oluşumu açısından karşılaştırılması
2020
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Ömer Erbil Doğan
Abstract (TR)
Sezaryen doğum genellikle vajinal doğumun bebeğin veya annenin sağlığını riske atacağı durumlarda gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir. Dünya Sağlık Örgütü tüm toplumlarda ideal sezaryen oranının %10-15'in altında olması gerekliliğini savunmaktadır. Sezaryen doğumun yüksek oranları nedeniyle uzun dönemdeki olumsuz sonuçlarının önemi giderek artmaktadır. Sezaryen skar oluşumuna katılan faktörler net olarak aydınlatılamasa da; anne yaşı, uterin pozisyon, doğum indüksiyonu, uterin insizyon kapatma yöntemlerindeki değişiklikler düşünülmektedir. Tek kat - çift kat, kilitlemeden - kilitleyerek yapılan teknikler arasından sezaryen skar morfolojisi açısından farklılıklar olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Çalışmamızda elektif, term, ilk defa sezaryen ile doğum yapan gebelerde uygulanan dört farklı uterin insizyon kapatma tekniğinin (tek kat kilitli- tek kat kilitsiz- çift kat kilitli- çift kat kilitsiz) sezaryen skar iyileşmesine ve istmosel oluşumuna etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. MATERYAL – METOD: Çalışmamız Kasım 2018 ile Kasım 2019 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde elektif, miadında, travaya girmemiş, ilk defa sezaryen operasyonu olan hastaları kapsayan prospektif randomize kontrollü bir çalışmadır. 18-40 yaş aralığında ilk sezaryeni olan, doğum sonrası 6. hafta kontrole gelmeyi kabul edenler, doğum öncesi bilgilerinin ve takiplerinin dosyasında eksiksiz bulunduğu hastalar çalışmaya dâhil edildi. 37. gebelik haftasının altında olanlar, travaya girmiş olanlar (aktif kontraksiyonlarla birlikte 4-5 cm ve üzeri servikal açıklığı olanlar), plasenta previa tanısı olanlar, daha önce uterin cerrahi geçirmiş olanlar, immun sistem bozukluğu yaratan hastalık tanısı olanlar (insüline bağımlı diyabetus mellitus gibi), yapılacak izlemi kabul etmeyen olgular çalışmaya dâhil edilmedi. Operasyon sonrası hastalara 6. haftada kontrole çağrılarak SİS ve TVUSG ile değerlendirildi. Randomizasyon olarak basit rasgele sayılar tablosu kullanılarak toplam 67 hasta randomize edildi. Kontrole gelerek ölçümleri yapılabilen her 4 gruptan 11 er hasta olmak üzere toplam 44 hasta değerlendirildi. 1. gruba tek kat kilitsiz, 2. gruba tek kat kilitli, 3. gruba çift kat kilitsiz, 4. gruba çift kat kilitli teknikler uygulandı. SİS yöntemi kullanılarak skar dokusunun genişliği, derinliği, uzunluğu ve kalan myometrium dokusunun kalınlığı ölçüldü. Üç boyutlu Voluson E8 Marka TVUSG kullanıldı. Skar dokusunun yüksekliği ve taban genişliği ile mevcut niş alanı hesaplanarak nişin derecesi saptandı. 15 mm²'den küçük olanlar grade 1, 16-25 mm² arasında olanlar grade 2, 25 mm²'den büyük olanlar grade 3 olarak kayıt edildi. Tüm ölçümler; aynı ultrason cihazı ve aynı cerrah tarafından hangi tekniğin uygulandığından habersiz olarak gerçekleştirildi. SONUÇLAR: Toplam 67 hastanın 23 ü kontrolüne gelmemesinden dolayı her gruptan 11 olmak üzere toplam 44 hasta çalışmaya dâhil edildi. Tek kat ve çift kat teknik uygulanan gruplar arasında yaş ortalamaları arasında fark yoktu (28,90 - 31,05) (p>0,05). İki grup arasındaki vücut kitle indeksleri benzerdi (28,40 - 27,50) (p>0,05). Her iki grup arasında sezaryen skar derinliği (4,42 mm-4,02 mm), genişliği (5,59 mm-4,74 mm), uzunluğu (8,58 mm-8,67 mm) ve rezidü myometrium kalınlığı (7,54 mm-7,93 mm) ortalama ölçümleri açısından anlamlı istatistiksel fark izlenmedi (p>0,05). Toplam 44 hastanın %47 sinde grade 1 istmosel, %30 unda grade 2 ve %23 ünde grade 3 istmosel izlendi. Tek kat ve çift kat teknik karşılaştırıldığında tek kat teknikte çift kata göre daha fazla grade 3 istmosel saptanmasına rağmen istatiksel olarak anlamlı görülmedi (%32-%14) (p>0,05). Postoperatif semptomlar sorgulandığında sadece pelvik ağrının olduğu ve bu semptomun oranının gruplar arasında benzerlik gösterdiği izlendi. Gruplar arasında sezaryen operasyon süresi, ek sütur ve kan ihtiyacı açısından farklılık izlenmedi. TARTIŞMA: En uygun uterus kapatma tekniği hakkında yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Sezaryen skar defektinin büyüklüğü multifaktöriyel nedenlere bağlıdır. Yara iyileşmesinin süresi hakkında tam bir görüş olmadığından dolayı çalışmalarda postoperatif kontrol zamanı değişmektedir. Biz çalışmamızda dört farklı uterus kapatma tekniğini kullanarak postoperatif sonuçlarını salin infüzyon sonografisi yardımıyla karşılaştırdık. Ortaya çıkan ölçümler ve istmosel büyüklükleri açısından anlamlı fark izlemedik. Bu tarz prospektif çalışmaların daha fazla hasta sayıları ve uzun süreli takipleri ile yapılması literatüre katkı sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: sezaryen doğum; uterus kapatma yöntemleri; istmosel; salin infüzyon sonografisi
Author
Dr. Anıl İncedere
How to Cite
Anıl İncedere (Tıpta Uzmanlık Tezi). Sezaryen operasyonlarında kullanılan farklı uterin insizyon kapatma yöntemlerin postoperatif sezaryen insizyon skar kalınlığı ve istmosel oluşumu açısından karşılaştırılması, 2020, Dokuz Eylül University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Dokuz Eylül University
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- Düşünce ve uygulamaları ile Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan(2018)
- Bronşektazili hastalarda modifiye artan hızda basamak testinin belirleyicileri(2021)
- Ekonomik kriz ve Türkiye'de organize suçlar(2020)
- CPAP tedavisi altında olan orta ve ağır obstrüktif uyku apnesi tanılı hastalarda, orofaringeal egzersizin etkinliği: Randomize kontrollü klinik çalışma(2020)
- Vergi yükü açısından seçilmiş eski SSCB ülkeleri ve Azerbaycan(2020)
