Master'sOpen Access

Sinema eseri üzerindeki mali haklar

2013
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Tolga Ayoğlu

Abstract (TR)

Sinema, günümüzde en etkin ve yaygın kitle iletişim araçlarından birisidir. Kitle iletişim araçları içersinde sinema eserleri, okuma yazması olmayan kimselere bile kolayca hitap edebilen, kolay anlaşılabilen hareketli resim, söz veya yazı ve müzikle oluşmuş bir anlatım olanağına sahiptir. Kitlelere kolayca ulaşabilen sinema eserlerinde eser sahiplerinin ve icracı sanatçıların mali haklarının ne olduğunun bilinmesi ve bu haklara ilişkin güncel sorunlara ışık tutulması önemlidir. Bu da öncelikle ilgili hukuki kavramların tanımlanmasını gerektirir. Sinema, esas itibariyle film üzerine ardı ardına kaydedilmiş durağan görüntülerin projeksiyon veya başka bir araçla yeterli bir hızda yansıtılması yoluyla hareketli bir görünüm elde edilmesi yöntemidir. Sinema eserinin tanımı 5846 sayılı FSEK madde 5'de şöyle yapılmıştır; Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyetle olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi tespit edildiği materyale bakılmaksızın elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen sesli veya sessiz birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir." Sinema eserlerinin belki de en önemli türü filmlerdir; fakat sinema eserinin tek türü film değildir. FSEK "bedii, ilmi, öğretici nitelikte, günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi... " şeklinde ikili bir ayrım yapmıştır. Öğretim- eğitim amaçlı, teknik bilgi veren, haber amaçlı çekilen görüntüler, röportaj niteliği taşıyan, belgesel vasıflı ya da bir kurumu, kuruluşu tanıtan filmler, reklam filmleri veya bir konserin, tiyatro oyununun vb. icraların tespit eden filmler bu ilk grupta kabul edilebilir. İkinci grup ise sinema filmleridir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı'nda ise sinema eseri için görsel işitsel eser kavramı kullanılmıştır. Birçok ülkede hızla yaygınlaşan televizyon odaklı yaratımları koruma ihtiyacından doğmuş olan bu üst kavramın benimsenmesi ile hareketli görüntü dizisi ihtiva eden birçok fikri yaratımın hukuksal vasıflandırılması bakımından olumlu gelişmelere zemin hazırlanacağı düşünülmektedir. Açıklanması gereken bir diğer kavramda sinema eserlerinde eser sahipliği kavramıdır. FSEK, md. 8/3 Sinema Eseri Sahiplerini: ".. .yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır." olarak tanımlamaktadır. Eser sahibi olarak korunan bu kişilerin nasıl bir birlik meydana getirdikleri ve bu birliğe hangi hükümlerin uygulanacağı kanunda açıkça belirlenmiş değildir. Sinema eseri sahiplerinin oluşturduğu birlik sui generis (kendine özgü) bir yapıya sahiptir denilebilir. Her bir eser sahibi sinema eserinin bütünü üstünde hak sahibi durumundadır. Karşılaştırmalı hukukta Türk hukuku ile benzerlik ve farklılık gösteren mevzuatlar mevcuttur. Fransız hukukunda, kural olarak sinema eseri üzerinde hak sahipliği çeşitli kimselere aittir; senaryo yazarı, diyalog yazarı, özgün müzik bestecisi, filmin yönetmeni ve görsel-işitsel eserin mevcut bir yapıta dayanması halinde eserin yazarı gibi. Alman hukukunda da benzer bir çözüm benimsenmiştir; sinema eseri üzerindeki hak sahipliği, yönetmen, görüntü yönetmeni, özgün müzik bestecisi gibi kişilere aittir. Avusturya ve İtalya'da yönetmen, senarist, diyalog yazarı ve besteci eserin birlikte sahipleri olarak kabul edilirler. İsviçre hukukunda ise diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak sinema eserine yaratıcı bir katkıda bulunduğunu ispat eden herkes, eserin birlikte sahibi sayılabilmektedir. Bu bakımdan İsviçre'de sanat yönetmenleri, set tasarımcıları, film editörleri gibi kimseler bile sinema eseri sahibi olarak kabul edilebilmektedir. İngiliz hukukunda yapımcı da yönetmenle birlikte eser sahibi kabul edilmiştir Sinema eseri üzerindeki hak sahipliğinin, kural olarak yapımcıya ait olduğu geleneksel İngiliz çözümü olan bu yol, başta ABD olmak üzere, Avustralya, Yeni Zelanda gibi devletler tarafından da benimsenmiştir. ABD'de, Telif Hakları Kanunu eser sahipliği statüsünü iki türlü düzenlemiştir. Bunlar; eserin yaratıcısına ait olması durumu: "works for authorship" ve eserin belli bir ücret karşılığı tutulmuş kişilerce meydana getirilmesi durumu: "work made for hire" şeklinde açıklanabilir. Sinema eserlerinin bu ikinci grupta yer aldığı kabul edilmiştir. Bunlar sipariş üzerine vücuda getirilen eserlerdir. Buna göre yönetmenin, yapımcının "çalıştırdığı bir kişi" olması halinde, sinema eseri üzerindeki tüm hakların yapımcıya ait olduğu kabul edilir. Kısaca bir sinema eserine ilişkin tüm haklar kanunen yapımcının olmakta, sinema eseri yaratıcılarının bu hakları geri alma ya da yapımcının hakları kullanmasını engelleme gibi bir yetkileri bulunmamaktadır. Bu sistemde eser sahibi, Türk hukukunun aksine, tüzel kişi olabilir. Eser sahibinin eseri üzerinde çeşitli hakları vardır. Mali haklar, eserden ekonomik olarak yararlanma, bu yararlanmanın şeklini belirleme ve üçüncü kişilerin eserden yararlanmalarına engel olma münhasır yetkisini veren mutlak haklardır. Sinema eseri sahiplerinin işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı bulunmaktadır. İşleme hakkı, işleme bir eser meydana getirme hakkım ifade etmektedir. İşleme, asıl esere bağlı kalınarak başka bir türde eser meydana getirilmesidir.Yeniden çevirim (remake) veya devam filmlerinin durumu işleme hakkı çerçevesinde incelenir. Genel olarak yeniden çevirim bir sinema filminin yıllar sonra yeniden ele alınarak çekilmesidir. Çoğaltma hakkı bir eserin aslının veya kopyalarını herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltılmasının münhasıran eser sahibine ait olduğu mali bir haktır. AT yönergelerinde geçici çoğaltma, şahsi kullanım, kütüphanelerin kullanımları, hapishane ve cezaevleri gibi sosyal kurumların kullanımları, eğitim ve bilimsel amaçlı kullanımlar, özürlüler için kullanım, haber amaçlı kullanım, röportaj ve eleştiri amaçlı kullanım, güvenlik veya yargılamanın gereği olarak kullanım gibi durumlarda eser sahiplerinin haklarının kısıtlanacağı kabul edilmiştir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağm'da AT Yönergeler ile paralel olarak değişikliklerin yapıldığı görülmektedir. Yayma hakkı bir eserin aslının veya kopyalarının satışa sunulmasını, kiralanmasını, ödünç verilmesini veya ticari bir amaç olmaksızın dağıtılmasını ve dolaşıma sunulmasını ifade eder. Yayma hakkı, mülkiyeti devredilen eser nüshalarımn tekrar satılmasıyla tükenir. Nüshaları satın alan kimse, yalnız bu nüshaları tekrar devretmek hususunda yetkilidir. Bununla birlikte nüshaları satın alan kimse, eseri kiralayamayacağı gibi ödünç de veremez. Örnek vermek gerekirse; bir mağazadan bir sinema filmi DVD formatmda satın alındığında, eser sahibi bu nüshanın başka bir kişiye satılmasını engelleyemez. Temsil hakkı eserin icrasının doğrudan ya da bazı aletlerin yardımıyla ve aktarımıyla dolaylı olarak, belirli bir topluluk önünde gerçekleştirilmesiyle ilgili bir haktır. Temsil hakkının diğer mali haklarda olduğu gibi kamu yararı veya kişisel yararlar nedeniyle sınırlandırılması mümkündür. Haber niteliğinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak şartıyla, günlük olaylara bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlara alınması mümkündür. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ve televizyon gibi araçlarla yayınlanması serbesttir İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı, eserlerin, radyo, televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar aracılığıyla, işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araç veya yöntemlerle kamuya iletilmesi nedeniyle elde edilen ekonomik menfaatleri ifade etmektedir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişikilik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı'na göre eser sahibi, yeniden iletim hakkını devretmesi veya bu hakkı kullanma salahiyetini vermesi halinde dahi yeniden iletimden doğan uygun bedel talep etme hakkına sahip olacaktır ve bu hakkından feragat edemeyecektir. Bu hükmün yürürlüğe girmesi ile özellikle televizyon kanallarında eserleri defalarca yayınlanan sinema eseri sahipleri açısından daha hakkaniyetli bir durum söz konusu olacaktır. İcracı sanatçı ise bir eseri kendi becerileri ile başkasına aktaran, o esere ruh ve anlam kazandıran kişidir. İcracı sanatçılar, icra ederek bir eseri yorumlayan ve böylelikle eserin halk kitlelerine ulaşmasına aracılık eden kişilerdir. İcracı sanatçının, icrası üzerinde hiçbir başka koşula bağlı olmaksızın ipso iure doğan mutlak bağlantılı hakları vardır. İcracı sanatçı icrasını tespit etmek, çoğaltmak, yaymak, temsil etmek, umuma arz etmek gibi hususlarda mutlak olarak hak sahibidir. Yani icracı sanatçılar; icralarının tespitine, icra tespitlerinin çoğaltılmasına, icra tespitlerinin asıllarının veya çoğaltılmış nüshalarının kiralama, ödünç verme, satış ya da diğer yollarla dağıtılması suretiyle yayılmasına, icraların veya icra tespitlerinin temsiline, icralarının veya icra tespitlerinin; radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dâhil olmak üzere işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması veya yeniden iletilmesi suretiyle umuma iletimine, icra tespitlerinin, telli veya telsiz araçlarla bireylerin seçtikleri yer ve zamanda, kamunun erişimine sunmak suretiyle umuma iletimine, izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı uyarınca, icracı sanatçı ve film yapımcısı arasında akdedilen film yapımına ilişkin bir sözleşmede aksi belirtilmediği sürece, icracı sanatçı, kiralama hakkını film yapımcısına devretmiş sayılır. İcracı sanatçının bir filmin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerindeki kiralama hakkını film yapımcısına devretmesi veya bu hakkın kullanma salahiyetini vermesi veya kiralama hakkının devredilmiş sayılması halinde dahi icracı sanatçı, kiralamadan doğan uygun bedel talep etme hakkına sahiptir. İcracı sanatçı kiralamadan doğan uygun bedel talep etme hakkından feragat edemez. Tasarıda, kiralama hakkının devredilmiş sayılması halinde dahi icracı sanatçının kiralamadan doğan uygun bedel talep etme hakkına sahip olması ve icracı sanatçının kiralamadan doğan uygun bedel talep etme hakkından feragat edememesi durumu icracı sanatçılar için olumlu ve yerinde bir değişiklik olmuştur. İcralar üzerindeki mali hakları devretmek için ortada doğmuş ve mevcut bir hakkın olması gerekmektedir. Henüz vücuda getirilmemiş eserler üzerindeki hak devirleri geçersizdir. Eser üzerindeki haklar ise ancak eser meydana geldiğinde oluşurlar. Bu sebeple eser henüz meydana getirilmemiş ise kişinin üzerinde tasarruf edebileceği bir mali hakla yok demektir. İcracı sanatçıların henüz gerçekleştirilmemiş bir icra üzerindeki hak devir sözleşmeleri geçersiz olacaktır. Fakat henüz gerçekleştirilmemiş bir icra üzerindeki hakların devri veya bu haklan kullanımı için izin vermek üzere bir taahhüt sözleşmesi akdedilebilir. Bunlar hak devir sözleşmelerinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Tek taraflı ve icracı sanatçının emeğini sömüren, imzalamazsa yaratıcılığını göstereceği işinden olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu sözleşmeleri imzaladıktan sonra doğan hak ihlallerinden kaçınılması için icracı sanatçıların bir şansının olduğunu bilmesi önemlidir. Zor durumda kalan icracı sanatçılar mali haklarını devrettikleri sözleşmelerin hak devir sözleşmesi olmadığını iddia edebileceklerdir. Yapımcı bir projenin geleceğini öngörebilen, gelecek vadettiğini düşündüğü projeyi somutlaştırmak için gerekli kaynakları bir araya getiren, ekonomik riskleri alan hem de ekonomik sonuçlardan faydalanan, yaratımın gerçekleştirilmesinde itici güç olma, insiyatifi elinde tutma özelliği bulunan, yaratım süresinde mali ve organizasyona ilişkin işlevleri üstlenen, uygulamada eser sahiplerinden icracı sanatçılardan mali hakları devralan, eser sahibinin haklarına bağlantılı hak sahibi gerçek veya tüzel kişidir. Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcısının da çoğaltma, yayma, temsil, kamuya iletim gibi mali hakları bulunmaktadır. Sinema eserlerinde eser sahiplerinin, icracı sanatçıların ve film yapımcılarının mali haklarına ilişkin güncel sorunlar mevcuttur. Örneğin, 4630 sayılı Kanunun ek madde 2 hükmü ile 1995 öncesi döneme ait tüm yapımlarda yapımcının eser sahibi statüsü korunmuştur. 1995'ten önce çekilmiş binlerce sinema eseri her gün televizyon kanallarında yayınlanmakta, yapımcılar ve televizyon kanalları büyük miktarlarda paralar kazanmaktayken, bu sinema eserlerinin gerçek hak sahipleri kamuya iletimden doğan telif haklarını alamamaktadır. 12/06/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine yürürlükte olan kanunun uygulamnası anayasaya aykırıdır. Kanun Koyucu Ek-2. maddenin derhal iptal etmeli ve ilgililerin mağduriyetine son verilmesi gerekmektedir. İnternet üzerinde en çok zarar gören sektörlerden biri de sinema sektörüdür Bu sorunu önleyebilmenin en etkili yolu uluslararası olarak işleyecek bir birim oluşturulması olduğunu düşünmekteyiz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı'nda belirtilen İnternet Sitesi Aracılığıyla Gerçekleşen İhlallerde Koruma Tedbirleri ve Cezalar, İnternet Ortamında Noktadan Noktaya Ağlar Vasıtasıyla Gerçekleşen Umuma İletim Hakkı İhlallerinde Cezalar başlıklı hükümler ile hak ihlaline uğrayanların lehine etkili ve hızlı çözümler sağlanması hedeflemiştir. Yapımcının eser sahipleri ve icracı sanatçılar ile yaptıkları sözleşmeler genel olarak bireysel sözleşme özellikliğini taşımaktan uzak sözleşmelerdir. Uygulamada yapımcının sözleşmeyi şekillendirme özgürlüğünü tek taraflı olarak ve kendi lehine kullandığı ve bunun sonucunda da eser sahiplerinin ve icracı sanatçıların sözleşmenin şekillenmesine herhangi bir katkılarının bulunamadığı gözlemlenmektedir. Yapımcı tek başına hazırlayarak bu sözleşmeleri eser sahipleri ve icracı sanatçılara sunar. Bir filmin çekilmesi için anılan sözleşmelerden birden çok hazırlatıldığı gözlemlenebilir. Yapımcı ile eser sahipleri ve icracı sanatçılar arasında yapılan sözleşmelerde, eser sahipleri ve icracı sanatçıların pazarlık ve müzakere imkanına sahip oldukları söylenemez. Bu niteliklere haiz sözleşmelerde, icracı sanatçılar ve eser sahiplerinin menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi; sözleşmenin yapılması sırasında yapımcının eser sahipleri ve icracı sanatçılara, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına, eser sahiplerinin ve icracı sanatçıların da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Yapımcı, genel işlem koşulunun içeriği hakkında eser sahipleri ve icracı sanatçılara bilgi edinme imkanı sağlamalı, sözleşmede genel işlem koşulu kullanıldığı konusunda onları uyarmalı, sözleşmenin bir nüshasını onlara vermelidir. Aksi takdirde, sözleşmedeki genel işlem koşulları yazılmamış sayılmalıdır. Yeri geldiğinde tek tarafın menfaatini koruyarak hazırlanan sözleşme hükümleri hükümsüz sayılarak, ilgililer korunmalıdır. Temmuz 2012'den itibaren yürürlüğe giren Borçlar Kanunu ile eser sahiplerinin ve icracı sanatçıların mali haklarını yapımcıya devretmeye yönelik sözleşmelerin içtihatlar ve doktrindeki görüşlerle daha hakkaniyetli duruma geleceği ümit edilmektedir. Mali hakların devrine ilişkin sözleşmelerinin asgari şartları meslek birlikleri tarafından belirlenmelidir. Meslek birliği, fikir ve sanat eseri sahiplerini ile bağlantılı hak sahiplerinin müşterek menfaatlerini korumak, kanunlarla tanınmış hakların korunmasını ve takibini yapmak ve alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımım sağlamak amacıyla eser ve bağlantılı hak sahiplerince kurulmuş meslek teşekkülleridir. Sinema eseri sahiplerine ve icracı sanatçılara ilişkin kurulmuş meslek birlikleri tek çatı altında toplanmalıdır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı uyarınca meslek birliklerinin adı telif birlikleri olarak anılmakta ve telif birliği kurulabilecek her alanda sadece bir adet telif birliği kurulabileceği belirtilmektedir. Görsel-işitsel sektör bakımından eser sahipleri alanı, icracı sanatçılar alanı ve film yapımcıları alanı olarak üçlü bir ayrıma gidilmiştir. Her alanda bir adet telif birliğini öngören taslakla, uygulamada yaşanan karmaşanın önlenmesi hedeflenmiştir.

Author

Dr. Hande Gül Küçükkaya

How to Cite

Hande Gül Küçükkaya (Yüksek Lisans Tezi). Sinema eseri üzerindeki mali haklar, 2013, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University