Investigation of class I and II anti-human leukocyte antigen antibodies in systemic lupus erythematosus and scleroderma patients
2015
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Ayça Sayı Yazgan
Abstract (TR)
İnsan Lökosit Antijenleri (HLA), majör histokompabilite komplekslerinin insan formlarıdır. Genel olarak, HLA bir gen lokus sistem bütünü olup, immün sistem regülasyonunda görevli hücre yüzey proteinlerinin kodlanmasında görev alır. 6. Kromozomda bulunan HLA, hücre yüzey antijen sunucu proteinleri kodlamaktadır. Anti-HLA antikorları ise, normal olarak oluşmayıp, kan nakli, hamilelik, doku ya da organ nakillerinde kendi ya da kendi olmayan HLA antijenlerine karşı üretilen antikorlardır. Sistemik lupus eritematozus (SLE), Sistemik Lupus Eritromatozus (SLE) otoimmün bir rahatsızlık olup başta cilt, eklem ve böbrek olmak üzere birçok organ ve dokuyu etkileyen iltihaplanmalara sebep olur. Multisistem bozukluğu olan SLE, değişken bir klinik tablo göstermektedir. SLE'nin öncelikli fizyolojik mekanizması poliklonal B-hücre aktivasyonu ve çekirdek, sitoplazmik ile hücre yüzey antijenlerine karşı üretilen otoantikor üzerinden gerçekleşmektedir. Patogenezinin anlaşılması için birçok araştırma yapılmasına rağmen, hala tam olarak aydınlatılmamıştır. Buna karşılık, SLE yatkınlığına etki eden ve hastalığın kliniksel ve serolojik karekteristiğini belirleyen birçok risk faktörü bulunmaktadır. İmmün sistem bozukluklarına bağlı olarak vasküler hasarlanma ile çeşitli doku ve organlarda kollajen birikimi ile karakterize edilen Sistemik Skleroz (SSc), nörolojik fonksiyon kaybı sonucu düz kas atrofisine, ilerleyen zamanlarda da motor fonksiyon kaybına neden olur. Anti-HLA antikorları genel olarak organ nakillerinde akut ve kronik ret olgusuna neden olmaktadır. Son zamanlarda otoimmünite ile anti-HLA antikorları arasındaki ilişki üzerine yeni yeni çalışmalar yapılmaktadır. Yeni bir teoriye göre, transplantasyon sonrası süreçte gerçekleşen alloimmün cevap ile öz antijene yönelik gerçekleşen otoimmünite arasında benzerlik bulunmaktadır. Mikrokimerizm iyi bilinen bir olgu olup, organ nakillerinde, kan nakillerinde ve hamilelikte etkili olmaktadır. Otoimmün hastalıklarla, transplantasyondaki alloimmün cevabın arasındaki ilişkinin açıklanmasında, mikrokimerizmin rolü olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, çalışmamızda otoimmün rahatsızlıklarla, anti-HLA antikoru arasındaki ilişkinin açıklanması için, SLE ve SSc hastalıkları model otoimmün hastalık olarak seçilmiştir. İlk olarak, SLE ve SSc hastaları ile sağlıklı kontrol grupları oluşturulmuştur. Bireylerin klinik ve demografik verileri toplanmış ve analiz edilmiştir. Daha sonra, anti-HLA antikoru taraması flourometrik yöntemle yapıldı. Anti-HLA antikoru tarama sonuçlarının analizinin ardından istatistiksel analiz yapıldı. Bu aşamadan sonra, anti-HLA antikor tarama sonuçları pozitif olan SLE, SSc hasta ile sağlıklı kontrollere, anti-HLA antikor tanımlama yöntemi uygulandı. Bu yöntem için, tarama yönteminde olduğu gibi flurometrik yöntem olan Luminex/xMAP yöntemi kullanıldı. Olguların PRA oranları elde edildikten sonra, istatistiksel analiz yapıldı. Ayrıca, olguların belirlenen CREG epitop gruplarına göre, reaktif anti-HLA antikorları sınıflandırılarak, bütün olgular arasında en sık rastlanan CREG grupları belirlendi. Çalışmamızdaki bulgularımıza göre, anti-HLA sınıf I ve II antikorları frekansı hem SLE hem de SSc hastaları gruplarında sağlıklı kontrollere göre yüksek olarak bulundu. SLE ve SSc hastaları grupları arasında anti-HLA antikoru karşılaştırılması sonucunda, önemli bir farka rastlanmadı. Ayrıca, SLE hastalığı için tipik parametrelerden olan, fotoduyarlılık, trombositopeni, anti-RNP antikoru pozitifliği, anti-RO ve anti-çekirdek antikoru pozitifliği frekansları SSc hastalarından daha fazla olarak bulunmuştur. Diğer yandan, SSc parametrelerinden olan parmak ülseri, anti-sentromer antikoru, pulmoner tansiyon ve pulmoner fibroz frekansları da SSc hastalarında daha yüksek olarak belirlenmiştir. Ayrıca, anti-HLA antikoru pozitiflik derecelerine göre karşılaştırılma yapıldığında, hem SLE hem de SSc hasta gruplarında yüksek pozitiflik frekansı sağlıklı kontrollere göre daha yüksek olarak bulunmuştur. Tanımlama sonuçlarında ise, sınıf-I anti-HLA antikor PRA oranlarının ortalaması SLE hastalarında, SSc hastalarında daha yüksek bulunurken, sınıf-II'de herhangi bir farklılık görülmemiştir. CREG epitop gruplarının sınıflandırmasında ise, anti-HLA antikor pozitif olarak bulunan SLE, SSc hastaları ile sağlıklı kontroller arasında en sık rastlanan CREG grupları B4 ve B6 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, anti-HLA sınıf I ve II antikorları frekansı, otoimmün hastalık modelleri olarak seçilen SLE ve SSc hastalarında sağlıklı kontrollere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu nedenle, mikrokimerizm rolü hakkında, bu rolün daha iyi belirlenmesi için daha hedefli çalışmaların yapılması düşünülmektedir.
Author
Dr. Metin Yazar
Institution
How to Cite
Metin Yazar (Yüksek Lisans Tezi). Investigation of class I and II anti-human leukocyte antigen antibodies in systemic lupus erythematosus and scleroderma patients, 2015, Istanbul Technical University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Istanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Veri madenciliği yöntemlerini kullanarak anemi sınıflandırılmasına yönelik bir uygulama(2015)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- İlçe belediye hizmet binalarında tasarım yaklaşımlarının mekân dizim yöntemi ile incelenmesi(2015)
- Bir II. Alman İmparatorluğu projesi: Kaiser Wilhelm Anıtı'ndan Alman çeşmesine(2015)
- Soil salinity mapping by integrating remote sensing data with ground measurements; a case study in Lower Seyhan Plate, Adana, Turkey(2015)
