Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

ST segment yükselmesiz akut koroner sendrom ve stabil anjina pektoris olduğundan şüphelenilen hastalarda koroner arter hastalığının tanı ve revaskülarizasyon sonrası klinik sonuçları değerlendirmede speckle tracking ekokardiyografinin yeri, syntax 2 skoru ile ilişkisi

2022
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Murathan Küçük

Özet (TR)

Amaç: Kronik bir hastalık olan koroner arter hastalığı (KAH) ülkemiz ve tüm dünya için hem ciddi bir ekonomik maliyet hem de yaşam kalitesine olan olumsuz etkileriyle sosyal bir sorun oluşturmaktadır. Koroner anjiyografi (KAG) koroner darlıkların yanı sıra, lezyonları hemodinamik olarak değerlendirmede altın standart olarak kabul edilir. Ancak KAG'ın invaziv bir yöntem olması nedeniyle KAH'ı öngördüren non-invaziv tanı yöntemleri daha da önem kazanmaktadır. 2 boyutlu speckle tracking ekokardiyografi (2D STE), konvansiyonel ekokardiyografiye ilave olarak, sol ventrikül segmenter duvar hareket bozukluğu ve sistolik fonksiyonları ile ilgili daha objektif ve net değerlendirme imkanı sunmaktadır. Syntax ve Syntax 2 skorları KAH'ın anatomik ciddiyetini belirlemede kullanılan skorlama sistemleridir. Perkütan girişimin sonuçları değerlendirildiğinde Syntax 2 skorunun Syntax skoru sonuçlarından daha üstün olduğu görülmüştür. Çalışmamızın amacı ST segment yükselmesiz akut koroner sendrom (STYz-AKS) ve stabil anjina pektoris (SAP) şüphesiyle hospitalize edilmiş, KAG ile KAH tanısı konulmuş, tek damar revaskülarizasyon kararı verilmiş normal sol ventrikül duvar hareketine sahip hastalarda perkütan koroner girişim (PKG) öncesi ve sonrası 2D STE ile sol ventrikülün kontraktilitesini ayrıntılı değerlendirmek ve bununla KAH tanı ve takibinde öngördürücülüğünü (duyarlılık/seçicilik) belirlemek ve Syntax 2 skoru ile arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Şubat 2021 - Şubat 2022 tarihleri arasında çalışma kriterleri ve strain analizleri açısından uygun 30 hasta dahil edildi. Hastalara KAG yapıldı ve sorumlu lezyona anjiyografi esnasında PKG uygulandı. Apikal görüntülerin tümünde benek takibi yöntemi ile 2 boyutlu global longitudinal strain (GLS) ve segmenter longitudinal strain (SLS) analizleri yapıldı. 3 ay sonra 53 bu hastaların kontrol strain ekokardiyografileri tekrarlanarak revaskülarizasyonun klinik sonuçları takip edildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen hastaların yaş ortalamaları 59,3±11,1 yıl olarak hesaplandı. Tüm hastaların 21'i (%70) erkektir. Hastaların sigara kullanım oranı %53,3 (n= 16), aile öyküsünde koroner arter hastalığı olanların oranı ise %40'tır. Yapılan analizlere göre hastaların %20'sinde KAH, %33,3'ünde hipertansiyon, %43,3'ünde diyabetes mellitus ve yine %43,3'ünde hiperlipidemi bulundu. Çalışmamızda hastaların işlem öncesi ve 3 ay sonrası GLS, SLS değerleri ve koroner damarların besledikleri miyokardiyal bölgelerin ortalama strain değerleri karşılaştırıldı ve tüm parametrelerin ortanca değerlerinde işlemden 3 ay sonra işlem öncesi döneme göre istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu tespit edildi (p ≤0,001). Çalışmamızdaki hastaların 14'ünün (%46,7) tanısı STYz-AKS iken 16'sının (%53,3) SAP'tır. Tanıya göre strain değerleri analiz edildiğinde ise işlem öncesi CX strain değeri STYz-AKS tanısı olanlarda -18,05 (-18,7--14,9), SAP tanısı olanlarda -19,75 (-22,65--18,3) olarak hesaplandı ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p= 0,013). İşlem öncesi RCA strain değeri STYz-AKS tanısı olanlarda -16,7 (-18,8--15), SAP tanısı olanlarda -19,1 (-20,1--17,15) olarak hesaplandı ve bu fark da istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p= 0,022). 3 ay sonraki RCA strain değeri ise STYz-AKS tanısı olanlarda -19,2 (-21--17,2), SAP tanısı olanlarda -21,45 (-23--19,65) olarak hesaplandı ve bu fark da istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p= 0,019). Hastalar Syntax 2 skoru 22'nin altında olan 18 (%60), 22'nin üzerinde olan 12 (%40) hasta olmakla üzere 2 gruba ayrıldı. 2 grup arasında yapılan analizde işlem öncesi ve 3 ay sonrası LAD, CX ve RCA Strain değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değişmediği tespit edildi (p >0,05). Sonuç: Çalışmamız speckle tracking ekokardiyografinin koroner arter hastalığının tanısında öngördürücü olmakla beraber aynı zamanda hastaların revaskülarizasyon sonrası klinik takipleri açısından önemli ölçüde fayda sağlayan, miyokard dokusunda gözle görülür değişiklikler olmadan, miyokard deformasyonunu erken dönemde belirleyebilen non-invaziv bir yöntem olduğunu göstermektedir. 54 Çalışmamız tek merkezli, prospektif bir çalışmadır. Daha net sonuçlar elde edilebilmesi için daha büyük bir hasta grubuyla çok merkezli çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Yazar

Dr. Gunay Asgarlı

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Gunay Asgarlı (Tıpta Uzmanlık Tezi). ST segment yükselmesiz akut koroner sendrom ve stabil anjina pektoris olduğundan şüphelenilen hastalarda koroner arter hastalığının tanı ve revaskülarizasyon sonrası klinik sonuçları değerlendirmede speckle tracking ekokardiyografinin yeri, syntax 2 skoru ile ilişkisi, 2022, Akdeniz University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Akdeniz University tezlerinden daha fazlası