Medical SpecialtyOpen Access

Steatotik karaciğer hastalığının tanısı ve izleminde noninvaziv testlerin kullanımı ve klinik pratiğin güncel kılavuzlarla uyumu

2025
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Müjdat Zeybel

Abstract (TR)

Amaç: Ülkemiz popülasyonu, demografik özellikleri ve komorbiditeleri ile değerlendirildiğinde steatotik karaciğer hastalığı açısından yüksek risk grubundadır. Sinsi ilerleyiş gösteren bu hastalığın, erken evrede tanınması ve düzenli takipler ile gerekli müdahalelerin zamanında uygulanmasıyla doğurabileceği ciddi medikal ve ekonomik sorunların önüne geçilebilir. Bu çalışmada hastanemize steatotik karaciğer hastalığı ile başvuran ya da hastanemizde takip edilen hastaların karakterizasyonun yapılması, güncel literatür ve rehberler ışığında takip ve tedavisinin değerlendirilmesi ve klinik pratiğimizde yapabileceğimiz strateji değişikliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız kesitsel gözlemsel bir çalışmadır. Araştırmamızın popülasyonu, Koç Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Gastroenteroloji Bilim Dalı Polikliniklerine steatotik karaciğer hastalığı sebebiyle tedavi edilen hastalar arasından seçildi. Katılımcılara ait demografik bilgiler, klinik veriler (karaciğer fibrozis ve steatozis parametreleri, ultrasonografik ve endoskopik görüntüleme sonuçları) kurumumuzda kullanılan hastane bilgi yönetim sisteminden elde edildi. Katılımcı kohortunun karakterizasyonu yapıldıktan sonra, klinik çıktıların güncel öneriler ve kriterler ile ne kadar örtüştüğü karşılaştırıldı. Bulgular: Steatotik karaciğer hastalığı saptanan 570 hastadan 115'inin (%73.0'ı erkek, medyan yaş 51) verileri analiz edilmiş olup, en yaygın tanı MAFLD (%61.7) ve MASH sirozu (%19.1) olmuştur. FIB-4 ile karaciğer sertliği arasında anlamlı pozitif korelasyon (ρ = 0.484, r = 0.581, p < 0.001) gözlenirken, steatoz ile zayıf ters ilişki (r = –0.199, p = 0.033) saptanmıştır. FIB-4 risk grupları ve ultrasonografik steatoz dereceleri, steatoz şiddeti veya fibrozis evreleriyle anlamlı ilişki göstermemiştir (p > 0.05). Ancak, FIB-4 ve USG steatoz derecesi birlikte CAP'ı anlamlı şekilde tahmin etmiş (F(3,111), p < 0.001) ve LSM varyansının %38.4'ünü açıklamıştır (R² = 0.384, p < 0.001). Portal hipertansiyonlu hastalarda FIB-4 (medyan 3.12 vs 1.47, p < 0.001) ve LSM (medyan 17.8 vs 6.4 kPa, p < 0.001) anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sonuç: Steatotik karaciğer hastalığı ile klinik pratikte gün geçtikçe daha fazla karşılaşılmaktadır. Bu hasta popülasyonunda, risk değerlendirilmesi yapılması ve bu değerlendirilmeye göre takip edilerek doğru tanı ve tedavi yöntemlerinin seçilmesi gerekmektedir. Her ne kadar invaziv yöntemler -mükemmel olmayan- altın standart olsa da noninvaziv yöntemlerin de bu hastaların yönetiminde yeterli ve başarılı olduğu görülmektedir. Hem kaynakların düzgün kullanımı hem de gereksiz invaziv işlemlerden kaçınılması açısından noninvaziv yöntemlerin klinik pratikte daha fazla yer bulması ve bu yöntemlerle ilgili daha fazla validasyon çalışmaları yapılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Steatohepatit, fibrozis, portal hipertansiyon, transient elastografi

Author

Ahmet Demirel

How to Cite

Ahmet Demirel (Tıpta Uzmanlık Tezi). Steatotik karaciğer hastalığının tanısı ve izleminde noninvaziv testlerin kullanımı ve klinik pratiğin güncel kılavuzlarla uyumu, 2025, Koç University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Koç University