Tarım ve hayvancılık amaçlı tesislerin yerlerinin idari kriterlere bağlı olarak belirlenmesi
2015
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Ahmet Özgür Doğru
Abstract (TR)
Ülkemiz, ekonomik kalkınmada belirgin birtakım özelliklere sahiptir. Ülkemizde sık sık ekonomik bunalımlar yaşanmakla birlikte ülke büyümekte olan bir ekonomiye sahiptir. Kentsel-kırsal bölgeler ve ekonominin farklı sektörleri arasında gelir dağılımı ve yeterlik açısından ekonomide büyük eşitsizlikler bulunmakla beraber, Türkiye artan bir nüfusa sahiptir. Özellikle tarımsal sektör ile kırsal alanlarda belirgin idari eksiklik ve aşırı tüketim sorunlarına rağmen zengin doğal kaynaklar bulunmaktadır. Ekonomide son yıllarda görülen eğilimler ve yapısal değişimler belirgin bir şekilde sosyo-ekonomik durumun yapısını ve gelişimini etkilemektedir. Bu eğilimler kırsal alanlara büyük etkide bulunduğu için kırsal kalkınma politikaları için de oldukça önemlidir. Kır-kent arasında kalkınmadaki eşitsizlikler, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınma sürecindeki modernleşme çabaları, sanayileşme, teknoloji ve ekonomik dönüşümün bir sonucu olarak günümüzde hüküm sürmeye devam etmektedir. Bu süreçte, kırsal alanlar, kentsel alanların kalkınma hızını yakalamada yetersiz olmaktadır. Bunun sebepleri; ülke ekonomisinin daha çok sanayi ve hizmet sektörleri lehine yapısal dönüşümü ile bölgeler arasında gerçekleşen göçlerdir. Uzun süren nüfus artışlarının sonucu olarak, Türkiye'nin genç nüfus oranı yüksektir. TÜİK 2014 yılı verilerine göre, 15 yaş altındaki grup, ülke nüfusunun %31'ini oluşturmaktadır. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinde bu oran % 20'dir. Yaş gruplarına göre kırsal ve kentsel bölgelerdeki nüfus dağılımı ele alındığında, 0-14 ve +65 yaş gruplarının kırsal alanlarda göreceli olarak daha yüksek oranda bulunduğu ve buna karşılık üretken nüfus yaş gruplarının ise kentlerde daha yoğun olduğu görülmektedir. Ülkemiz ekonomisinin son zamanlardaki eğilimi Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)'de, ihracatta, sanayileşmede, kentleşmede, nüfusta ve iç talepte yüksek miktarda büyüme eğilimindedir. Türkiye, Avrupa'ya ihracat yapmakta, aynı zamanda Orta Doğuya, Avrupa Birliği'ne üye olan güney devletlere ve Rusya'ya olan ihracatını gün geçtikçe arttırmaktadır. Turizm açısında da çok uygun şartlara sahip olmakla beraber doğal ve kültürel kaynakları açısından da büyük bir potansiyele sahiptir ve bu alanlarda da giderek artan bir talep durumu vardır. AB (Avrupa Birliği) aday ve potansiyel aday ülkelere destek amacıyla 1085/2006 sayılı Konsey Tüzüğü kapsamında Katılım Öncesi Yardım Aracı'nı (Instrument for Pre-Accession Assistance-IPA) kurmuştur. IPA destek aracı çeşitli bileşenlere sahip olup, ülkemiz IPA tüzüğünde aday ülke statüsünde bulunmakta ve tüm bileşenlerden faydalanabilmektedir. IPA'nın beşinci bileşeni Kırsal Kalkınma (IPA Rural Development-IPARD) AB'nin ortak tarım politikası, kırsal kalkınma politikası ve ilgili politikaların uygulanması, yönetimi için uyum hazırlıklarını ve bu kapsamda politika geliştirilmesini desteklemektedir. Türkiye açısından IPARD, ülkenin kırsal kalkınma alanında katılım öncesi dönemdeki öncelikleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Bu çerçevede 2007-2013 yıllarını içeren dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006-2010 yıllarını içeren Tarım Stratejisi ve Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi öncelikleri yanında Avrupa Birliği Çok Yıllı Gösterge Planlama Belgesi'nin stratejik öncelikleri de dikkate alınmıştır. AB'nin 1085/2006 IPA Konsey Tüzüğü ve tüzüğün uygulanması esaslarını içeren 718/2007 sayılı IPA Uygulama Tüzüğü Programının dayanağını oluşturur. AB arazi sınıflaması metodu ile Türkiye'deki arazi sınıflaması karşılaştırıldığında küçük farklılıklar tespit edilmektedir. Büyük oranda bozulmuş ormanlık araziden oluşmasına rağmen küçük kısım çalılık arazilerinin Avrupa Komisyonun EC/200/115 sayılı kararına göre mera alanı olarak sınıflandırması gerekmekte olup, Türkiye'de mevcut orman ile ilgili mevzuata göre orman/çalılık olarak sınıflandırılmaktadır. Ülkemizde tamamen sulanabilen ve 4,9 milyon ha. alana eşit arazide (tarım arazisinin %18'i) yoğun (intensif) tarım yapılmaktadır. Yarı-intensif tarım uygulamaları ise yetersiz sulanan 762.273 ha. araziye denk gelmektedir (%2,9). Ekstansif tarım faaliyetleri ise yağmur suyu ile sulanan ürünleri (kuru tarım) kapsamakta ve yaklaşık olarak 20.9 milyon ha. alana eşittir (%78,5). İntensif hayvancılık, hayvanların barınaklarda yetiştirilerek gıda ihtiyaçlarının %50'den azının otlatmayla karşılandığı yüksek üretim çıktılı bir sistemdir. Ekstansif hayvancılık bunun aksine hayvanların gıda ihtiyaçlarının maksimum seviyede mera otlatmasıyla karşılanmasına dayanır. Bu çerçevede Türkiye'de yapılan hayvancılığın büyük kısmı ekstansiftir. Ancak, ekstansif hayvancılık faaliyetleri çevresel etkileri bakımından her zaman için doğru bir uygulama olmayabilir. Özellikle Türkiye'de erozyon nedeniyle mera alanlarının düşük verimi dikkate alındığında ekstansif sistem mera alanlarının yoğun olarak kullanımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin 21.5 milyon ha. araziye denk düşen tüm kalıcı meraları çok küçük istisnalar hariç yoğun olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de kırsal alanlardaki yapısal zayıf yönler halen devam eden kalkınma süreciyle ilişkili olup önem arz etmektedir. Söz konusu zayıf yönler; AB ülkelerine kıyasla önemli gelir farkı, ülke içinde gelir ve göç açısından yaşanan farklılıklar, kayıt dışı ekonomi hacminin büyüklüğü ve kırsal nüfusun düşük eğitim seviyeleridir. Kırsal alanlar ve geleneksel tarımsal faaliyetleri, yapısal değişikliklerin yapıldığı modernleşme sürecinde negatif etkilenmektedirler. Bu sebeple kırsal politikalar belirlenirken bu konu göz ardı edilmemeli, kırsal alanların yeni makroekonomik çerçevede sürdürebilir kılınması ve çevrenin terk edilip bozulmasının önüne geçilerek kırsal alanlarda yaşayanların ekonomik ve sosyal açıdan dışlanmaları ve yardıma muhtaç kalmalarının önlenmesi gerekmektedir. Tarımsal ve hayvancılık amaçlı tesislerin AB standartlarında nitelik kazanabilmelerinde en önemli başlangıç noktası; tesislerin uygun konum ve kullanışlı araziler üzerinde kurulması, erişimin kolay olması, vaziyet planlarının tesisleşmelere uygun ve elverişli alanlarda planlanması, entegre tesis niteliği taşıyan yapılaşmaya olanak sağlaması ve konut ihtiyacını karşılayabilecek alanların kurulmasıdır. Geomatik Mühendisliği'nin TKDK yatırım projelerindeki en etkin rolü, inşası yapılmak istenen tarımsal tesisleşmelere uygun yer seçimi yönlendirmelerinde bulunma, bu alanların kullanımı ve sürdürülebilirliklerine ait konumsal fizibilite çalışmaları yapmak, elde ettiği sonuç değerleri ile yatırım çeşidini belirlemek ve yatırımcıyı bilgilendirmek gelmektedir. Konuma ilişkin mekânsal verinin vazgeçilmez olduğu günümüzde, yapılan tüm çalışmalar kırsal tesis ve konutlara ait envanterlerin çıkartılarak, elde edilecek veriler doğrultusunda, planlı ve göze hoş gelen bir çevre kurulmasını amaçlanmaktadır. Ülkemizin geleceğini projelendiren tüm çalışmaların bir coğrafi veriye bağlandığı 21. yüzyılda Geomatik Mühendisliği algısı daha geniş ölçeğe yayılmış olup, çeşitli meslek dallarının öncüllüğünü yapan bir görev üstlenmiştir. Çalışmada, bölgedeki konumsal veriler ve yapılaşmadaki şartlar bir bütün olarak ele alınmış olup, TKDK kapsamında, tarımsal ve hayvancılık amaçlı tesis ve konut binalarının arazideki yerleşkelerinin belirlenmesi üzerinde çalışılmıştır. Bu belirleme çalışması ile arazilerin kullanım rotasyonu ve değeri üzerindeki değişmeler belirtilmiştir. Bu çalışma ile kırsal alanların potansiyel öneminin iyiden iyiye anlaşıldığı ve kırsal alanlar üzerinde planlanan tüm çalışmaların devlet eliyle çeşitlendirildiği günümüzde, kırsal alanlarda konuma dayalı yatırım ve arazi kullanımı çalışmalarına katkıda bulunması amaçlanmıştır.
Author
Dr. Kerem Semiz
Institution
How to Cite
Kerem Semiz (Yüksek Lisans Tezi). Tarım ve hayvancılık amaçlı tesislerin yerlerinin idari kriterlere bağlı olarak belirlenmesi, 2015, Istanbul Technical University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Istanbul Technical University
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Veri madenciliği yöntemlerini kullanarak anemi sınıflandırılmasına yönelik bir uygulama(2015)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- İlçe belediye hizmet binalarında tasarım yaklaşımlarının mekân dizim yöntemi ile incelenmesi(2015)
- Bir II. Alman İmparatorluğu projesi: Kaiser Wilhelm Anıtı'ndan Alman çeşmesine(2015)
- Soil salinity mapping by integrating remote sensing data with ground measurements; a case study in Lower Seyhan Plate, Adana, Turkey(2015)
