Master'sOpen Access

Examining the relationship between trade and environment

2012
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Haluk Levent

Abstract (TR)

Bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke, 1960lı yıllarda, liberal ekonomi politikaları benimsedikten sonra, hızlı ekonomik büyüme tecrübe etmiştir. Yine aynı yıllarda artan çevre bilinciyle, çevresel düzenlemeler, özellikle kirlilikle ilgili düzenlemeler, sıkılaşmaya başlamıştır. Fakat kirlilik düzenlemeleriyle ilgili bu sıkılaşma, bölgesel ve önemsiz kalmış, ve ne yazık ki insanoğlu çevresel kötüleşmeye uzun yıllar boyunca seyirci kalmıştır.Çevre için dünya çapında oluşan bu görmezden gelişten sonra, gelişmiş ülkelerdeki kirlilik yoğunluğuyla ilgili endişeler giderek artmış ve bu yüzden gelişmiş ülkeler uluslararası bir işbirliği arayışı içerisine girmişlerdir. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak, Birleşmiş Milletler'in uluslararası çevre meseleleriyle ilgili ilk büyük çaplı konferansı 1972 yılında Stockholm, İsveç'te gerçekleştirilmiştir.Dünyanın içinde bulunduğu mevcut koşullar, gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların daha temiz, daha yeşil bir çevre arzusu içinde olmalarına sebep olmuştur. Avrupa Birliği Çevre Politikası gibi bölgesel yaptırımlarla, gelişmiş ülkeler kurallara uyarak emisyon seviyeleri azaltmışlardır.Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan bu koşullar, kirlilik yaratan endüstrileri çevresel yaptırımların nispeten daha az sıkı olduğu ya da çevresel yaptırımların olmadığı yerler bulmaya zorlamıştır. Çevresel yaptırımların daha az sıkı olduğu ya da hiç bir çevresel yaptırımın bulunmadığı bu yerler dünyada genellikle gelişmekte olan ya da az gelişmiş bölgelerde buluşmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, kalkınmış bölgeler temiz hale gelirken, kalkınmakta olan bölgeler, kalkınmış bölgelerin kirlilik yükünü de yüklenmiş durumdadırlar.Tam da bu noktada, Çevresel Kuznet Eğrisi ve Kirlilik Sığınağı hipotezleri dünya çapında araştırmacıların ilgisini çekmektedir.Çevre ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiyi incelemek için literatürdeki bu iki hipoteze ait çalışmalar birleştirilmiştir. Bu çalışmada, yakın zamanda yapılan literatür çalışmalarında yapıldığı gibi iki hipotez beraber incelenmiştir.Yapılacak çalışmada iki hipotezin de incelenecek olmasının sebebi, yakın zamanda yapılan Çevresel Kuznet Eğrisi çalışmalarına Kirlilik Sığınağı Hipotezi incelemelerinin de eklenmiş olmasıdır.Literatürdeki benzer çalışmalarda da kullanıldığı gibi, bu çalışmada da gözlenmeyen çoktürelliğin kontrol edilebilmesi için panel-veri yöntemi kullanılmıştır.Birinci modelin regresyon sonuçları ve grafikleri tüm dünya için çevresel Kuznets eğrisnin ulaşılamaz olduğunu göstermiştir. Grafiklerden de gördüğümüz gibi, hem kişi başına düşen CO2 miktarı hem de kişi başına düşen gelir artmaktadır. Bu yüzden, evrensel bir çevresel Kuznets eğrisi bulmak imkansızdır. Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezine göre, kişi başına düşen gelir ve bu gelirin karesinin beklenen işaretleri sırasıyla pozitif ve negatif olmalıdır. Sabit etkiler modelinin sonuçlarından da gördüğümüz gibi, her iki işaret te pozitiftir. Istatistiki olarak anlamlı olmalaına rağmen, evrensel bir çevresel Kuznets eğrisi oluşmamaktadır.Ikinci modelin sonuçları, gelişmiş ülkeler için istatiki olarak anlamsız sonuçlar ortaya koymaktadır. Kişi başına düşen milli gelir, karesi ve küpünün ortaya çıkan işaretleri sırasıyla, pozitif, negatif ve pozitiftir. Dolayısıyla, bu modelde de çevresel Kuznets eğrisi için kanıt bulunamamıştır. Ülkelerin kişi başına düşen CO2 emisyonları ve kişi başına düşen gelirleri ülkelerin zaman içindeki durumlarını ortaya koyabilmek için, her ülke için ayrı çizilmiştir.Ülke grafiklerinden de görüldüğü gibi, çoğu gelişmiş ülkedeki kişi başına düşen CO2 emisyonaları azalan bir trend içindedir. Almanya, Amerkia Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsrail, İsveç , İsviçre, ve Singapur `da bu azalan trendi açıkça görebilmekteyiz.Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Sinagapur dışında kalan bu ülkeler Avrupa Birliği'ne üye olan ülkelerdir. Avrupa Birliği'nin sıkı çevresel tavırına bağlı olarak, bir birliğini parçası ya da üyesi olmak, bu ülkeleri emisyon seviyeleri kontrol etmeye zorladığını sonucuna ulaşabiliriz.Modelde bulunan bu ülkeleri, Yüksek Gelir grubu, Yüksek Gelir Grubu OECD Ülkeleri, Yüksek Gelir Grubu OECD'te üye olmayan ülkeler olarak 3 gruba ayırdığımız takdirde, kişi başına düşen CO2 emisyonlarındaki artış trendin yavaşlamış olduğunu görmekteyiz.Japonya haricindeki tüm gelişmiş ülkelerdeki kişi başına düşen gelir artış trendindedir.Çevresel Kuznets Eğrisine benzer bir trendi, Almanya, Amerika Brileşik Devletleri, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, İrlanda, İsrail, İsveç ve İzlanda için görebilmekteyiz.3.Modeldeki 25 gelişmekte olan ülke için olan sabit-etkiler modeli sonuçları, kişi başına düşen milli gelir, karesi ve küpünün işaretlerinin hipoteze uygun olduğunu fakat, kişi başına düşen gelirin karesinin istatistiki olarak anlamlı olmadığını ortaya koymaktadır. Bu yüzden bu modelde de çevresel Kuznets Eğrisi saptanamamıştır.Ülke grafiklerinde, Güney Afrika, Macaristan, Polonya ve Romanya için kişi başına düşen CO2 seviyesi azalış trendi içerisindedir. 1980lerin ortasında itibaren azalış trendi bariz bir şekilde görülmemktedir.Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Katar, Kuveyt, Nijerya, Sudi Arabistan ve Venezuela için aynı trend 1980lerin ortasında yavaşlamış ve bu güne kadar sakin bir trend göze çarpmaktadır.Önceden de tahmin edildiği gibi kişi başına düşen gelir tüm ülkelerde artış trendi içerisindedir.Sadece Macaristan, Polonya, Sudi Arabistan ve Venezuella için Çevresel Kuznets Eğrisine benzer bir trend görülmektedir. Ülke grafiklerinden, kalan diğer tüm ülkeler endüstrileşmek öncesi dönemde olduğu görülmektedir.Türkiye için yapılan 4.modelde tüm katsayıların işaretleri Çevresel Kuznets Eğrisini kusursuzca destekliyor gibi görünse de kişi başına düşen milli gelirin karesinin istatistiki olarak anlamlı olmadığı görülmektedir. Kişi başına düşen gelirin kübünün modele kattığımızda ise, tek anlamlı değişken olan kişi başına düşen milli gelir de istatistiki anlamlılığını kaybetmektedir.Kişi başına düşen CO2 emisyonları için de kişi başına düşen gelir için de zamanla artan bir trend söz konusudur. Türkiye'nin hala endüstrileşme öncesi dönemde olduğu grafikleden görülebilmektedir.Tüm dünya için Kirlilik Sığınağı Hipotezini test eden sabit-etkiler sonuçları istatistiki olarak kısmen anlamlıdır. Faiz oranı ve doğudan yabancı yatırım değişkenleri istatistiki olarak anlamlı değişkenlerdir. Hipotezin doğruluğunun kanıtlanması için, CO2'nin istatistiki olarak anlamlı olması beklenirken, modeldeki CO2 istatistiki olarak anlamlı değildir.Ve son olarak, Türkiye için test edilen Kirlilik Sığınağı Hipotezi'nin regresyon sonuçları sadece CO2 ve faiz oranı için istatistiki olarak anlamlılık ortaya koymaktadır. Bu yüzden, CO2 değişkeni açısından Türkiye için Kirlilik Sığınağı Hipotezi'nin zayıf olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Faiz oranı değişkeninin anlamlı olması makul derecede mantıklıdır keza, sadece kirlilik yoğun endüstriler değil, diğer tüm endüstrilerin faiz oranından etkilenmesi beklenebilir.

Author

Dr. Bahar Manav

How to Cite

Bahar Manav (Yüksek Lisans Tezi). Examining the relationship between trade and environment, 2012, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University