Master'sOpen Access

Türk ceza hukukunda çalışma hürriyetinin ihlali(5237 sayılı TCK m. 117)

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Ümit Kocasakal

Abstract (TR)

Çalışma; kişilerin kendileri ve ailelerinin geçim ve güvenliğini sağlayan, çoğu kişinin hayatının merkezinde yer alan bir faaliyettir. Kişilerin çalışma faaliyetlerini sürdürebilmeleri için, kendilerine çalışma hak ve hürriyeti tanınması gerekir. Kişilerin çalışma hak ve hürriyetlerinin korunması amacıyla uluslararası belgelerde, birçok hüküm bulunmaktadır. Özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü, bu konuda yoğun şekilde çalışmalar yürütmektedir. Konuya ilişkin, belirtmek gerekir ki, birbirini tekrarlayan ve tasdik eden hükümler içeren uluslararası düzenlemelerle uyumlu olarak Anayasamızda da çalışma hakkı ve hürriyetini koruyan hükümlere yer verilmiştir. Diğer birçok hak ve hürriyet gibi çalışma hakkı ve hürriyeti aleyhinde ciddi durumlar söz konusu olduğunda; uluslararası metinler, anayasal düzenlemeler, devletin alacağı tedbirler ve özel hukuk hükümleri gerekli korumayı sağlamakta yetersiz kaldığı durumlarda, son çare olarak, ceza hukukuna başvurulduğu görülmektedir. Bu çerçevede; çalışma hakkı ve hürriyetinin ceza normlarıyla korunması konusunda çalışmalar yürütülen hukuk dalı, çalışma ceza hukukudur. Çalışma ceza hukukunun tarih içindeki gelişimine bakıldığında; ilgili hukuk dalı kapsamında değerlendirilen ilk düzenlemelerin yalnızca işverenleri koruduğu, ancak günümüzde hangi statü veya sıfat ile çalıştığına bakılmaksızın, tüm çalışanları koruyan ceza normları bulunmakta olduğu görülmektedir. Türk Hukukunda da doğrudan doğruya veya dolaylı olarak çalışma hak ve hürriyetini koruma amacı ile düzenlenen çeşitli ceza normları söz konusudur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Özel Hükümler" başlıklı ikinci kitabının, "Kişilere Karşı Suçlar" başlıklı ikinci kısmının, "Hürriyete Karşı Suçlar" başlıklı yedinci bölümünde yer alan, "İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali" başlıklı m. 117'nin; Türk hukukundaki esas çalışma ceza hukuku düzenlemesi olduğunu söylemek gerekir. Türk Ceza Kanunu m. 117'de, çeşitli yönleriyle çalışma hakkı ve hürriyetini koruyan beş farklı suç yer almaktadır. Çalışmamızın "ÇALIŞMA HAKKI VE HÜRRİYETİNİN CEZA NORMLARIYLA KORUNMASI" başlıklı birinci bölümünde; öncelikle çalışma hakkı ve hürriyeti kavramları açıklanacak, bu çerçevede bu hak ve hürriyetin korunması amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği çatısı altında kabul edilmiş uluslararası düzenlemeler ile 1876'da kabul edilen Kanun-ı Esasi'den bu yana, hukukumuzda yer verilen anayasal düzenlemeler değerlendirilmiştir. Kanun-ı Esasi, 1921 Anayasası ve 1924 Anayasası'nın ilgili hükümleri kısaca incelendikten sonra; 1961 Anayasası ve 1982 Anayasası'nın çalışma hakkı ve hürriyeti ile ilgili hükümleri ayrı alt başlıklar altında daha detaylı şekilde aktarılmıştır. Sonrasında, çalışma ceza hukuku kavramsal olarak incelenmiş; bu çerçevede çalışma ceza hukukunun tarihi gelişimi hakkında bilgiler verilmiş ve Türk Ceza Hukuku'ndaki, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda bulunan bu kapsamda değerlendirilebilecek hükümler aktarılmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünün son kısmında ise, çalışmamızın ikinci bölümünde detaylı olarak incelediğimiz 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 117 ile bu düzenlemenin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndaki karşılığı olan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 201 arasındaki farklılıklara değinilmiş, bu iki hükmün karşılaştırması yapılmıştır. Çalışmamızın "5237 SAYILI TCK M. 117'DE DÜZENLENEN SUÇLAR" başlıklı ikinci bölümünde, hukukumuzdaki çalışma hakkı ve hürriyetini koruma amacı taşıyan temel ceza normu olan Türk Ceza Kanunu m. 117'de yer alan suçlar incelenmiştir. Türk Ceza Kanunu m. 117'de beş farklı suç yer almaktadır. Bu suçlar; çalışma hürriyetini ihlal suçu, işgücü sömürüsü suçu, işgücü sömürüsü için tedarik sevk veya nakletme suçu, anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu ve işin devamına engel olma suçudur. Ayrı alt başlıklar altında sırası ile; her bir suç ile korunan hukuki yarar, her bir suçun fail ve mağduru, konusu, maddi unsuru, hukuka aykırılık unsuru, manevi unsuru, özel görünüş biçimleri olan teşebbüs, iştirak ve içtimaı ile her bir suça ilişkin yaptırım ve usul kuralları detaylı şekilde incelenmiştir. Bölümün son kısmında, Türk Ceza Kanunu m. 117'de yer alan suçlar açısından, önem arz eden hususlara öncelik verilerek, kusurluluğa etki eden nedenlerden haksız tahrik ve hata ile cezaya etki eden nedenler bir arada değerlendirilmiştir. Çalışmada yer verilen inceleme ve değerlendirmelerin, konuya ilişkin doktrinden yararlanılarak ve yargı kararları göz önünde bulundurularak ortaya koyulduğunu; gerekli görülen hususlarda, mukayeseli hukuktan örnekler verildiğini ve farklı ülkelerdeki düzenlemeler ve yargı makamlarının vermiş olduğu kararlardan da faydalanıldığını belirtmek isteriz. Bu şekilde hazırladığımız çalışmamız sonucunda ulaştığımız, temel sonuçları ortaya koymakta yarar vardır. Türk Ceza Kanunu m. 117/1'de düzenlenen çalışma hürriyetini ihlal suçu ile maddede düzenlenen diğer suçlar arasında özel – genel norm ilişkisi bulunmaktadır. Çalışma hürriyetini ihlal suçu, maddedeki diğer suçlara göre genel norm niteliğindedir. Bu suç borçlar hukuku, iş hukuku ya da idare hukuku esaslarına göre yürütülen çalışmalar açısından ortaya çıkabileceği gibi; suçun mağdurun zorla çalıştırılması suretiyle işlenmesi durumunda, konusu hukuka aykırılık teşkil eden çalışmalar bakımından da ortaya çıkabilir. Suçun; hükümde belirtilen cebir ve tehdit araç fiilleri haricinde, suç teşkil eden veya etmeyen, hukuku aykırı herhangi bir fiil ile de işlenebilmesi, hükmün uygulama alanının oldukça genişlemesine sebep olmaktadır. Bu kapsamda, çalışma mevzuatında işverenin iş ilişkisi içinde işçiyi psikolojik tacize karşı koruma borcuna aykırı davranması hukuka aykırı bir fiil olduğu için; kanaatimizce psikolojik taciz oluşturan fiillerin de Türk Ceza Kanunu m. 117/1'de düzenlenen suçu oluşturması mümkündür. Türk Ceza Kanunu m. 117/2'de düzenlenen işgücü sömürüsü suçu ile bazı zayıf durumdaki kişilerin işgüçlerinin sömürülmesi cezalandırılmaktadır. Bu suç bakımından, hukuka uygunluk sebeplerinden Türk Ceza Kanunu m. 26/2'de düzenlenen ilgilinin rızasının uygulama alanı bulması mümkün değildir; çünkü mağdurun rızasının bulunması, bu suçun ortaya çıkması için gereklidir. Bir kişinin rızasına aykırı şekilde çalıştırılması bu suçu değil, Türk Ceza Kanunu m. 117/1'de düzenlenen çalışma hürriyetini ihlal suçunu oluşturur. Türk Ceza Kanunu m. 117/3'te, Türk Ceza Kanunu m. 117/2'de düzenlenen işgücü sömürüsü suçunun hazırlık hareketi niteliğindeki bazı hareketler ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu m. 117/3'te düzenlenen işgücü sömürüsü için tedarik, sevk veya nakletme suçunun ortaya çıkması için de Türk Ceza Kanunu m. 117/2'de düzenlenen suç açısından olduğu gibi, mağdurunun rızasının bulunması bir gerekliliktir. Doktrinde İşgücü sömürüsü için tedarik, sevk veya nakletme suçunun varlığı karşısında, Türk Ceza Kanunu m. 117/2'de düzenlenen suça teşebbüs edilmesinin pek de mümkün olmadığı yönünde bir görüş bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu m. 117/3'te; işgücü sömürüsü suçunun yalnızca bazı hazırlık hareketleri ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve Türk Ceza Kanunu m. 117/2'de düzenlenen suçun işlenmesi için mutlaka Türk Ceza Kanunu m. 117/3'te düzenlenen suçu oluşturan hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekmemektedir. Bu sebeple, söz konusu görüşe katılmıyoruz. Türk Ceza Kanunu m. 117/3'te düzenlenen işgücü sömürüsü için tedarik, sevk veya nakletme suçu ile ilgili özellik arz eden esas mesele, bu suç ile Türk Ceza Kanunu m. 80'de düzenlenen insan ticareti suçu arasındaki ilişkidir. Kanaatimizce, bu iki suç arasında tüketen norm - tüketilen norm ilişkisi söz konusudur. Bu çerçevede; Türk Ceza Kanunu m. 80'in varlığı karşısında, Türk Ceza Kanunu m 117/3'ün, tüketilen norm olduğu için, uygulanmasının mümkün olmayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu ile özel olarak, sözleşme hürriyeti korunmaktadır. Korunan sözleşme hürriyeti, bireysel ve toplu iş sözleşmeleri açısındandır. Anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçunun ortaya çıktığının kabul edilmesi için ücret veya diğer anlaşma koşullarının değiştirilmesine gerek bulunmamaktadır. Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen bu suç, ücret veya diğer anlaşma koşullarının değiştirilmesi adına cebir veya tehdit araç fiillerinden en az birine başvurulup mağdurun zorlanması ile tamamlanır. Bir grev ya da lokavt, kanuna uygun olarak gerçekleştirilmeleri kaydıyla, mevzuatta işçi ve işverenlere tanınmış meşru birer hak olduğu için, Türk Ceza Kanunu m. 26/1'de düzenlenen hakkın kullanılması çerçevesinde, anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu açısından birer hukuka uygunluk sebebi teşkil eder. Bir diğer yandan, grev ya da lokavta kanuna aykırı olarak başvurulması suretiyle; iş sözleşmesindeki ücret veya diğer koşullar değiştirilmeye zorlandığında ise Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu ortaya çıkacaktır. Bu gibi bir durumda, Türk hukukunda kanuna aykırı grev ile lokavt birer kabahat olarak düzenlenmiş olduğu için, Kabahatler Kanunu m. 15/3 doğrultusunda, faile yalnızca Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu nedeniyle yaptırım uygulanması söz konusu olacaktır. Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen bir diğer suç ise, işin devamına engel olma suçudur. İşin devamına engel olma suçu ile; cebir veya tehdit araç fiillerine başvurularak bir işin durmasına, sona ermesine veya durmaya devam etmesine neden olunması cezalandırılmaktadır. Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen bu suçun, Türk Ceza Kanunu m. 117/1'de düzenlenen çalışma hürriyetini ihlal suçu ile farkının ortaya koyulması gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen işin devamına engel olma suçu, bir işyerinin çalışması bütün olarak engellendiğinde ortaya çıkacak bir suç iken; Türk Ceza Kanunu m. 117/1'de düzenlenen çalışma hürriyetini ihlal suçu, yalnızca bir kişinin çalışmasının engellenmesi ile ortaya çıkabilin bir suçtur. Bir grev ya da lokavt, kanuna uygun olarak gerçekleştirilmiş olması koşuluyla; Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu bakımından olduğu gibi, bu suç açısından da Türk Ceza Kanunu m. 26/1'de düzenlenen hakkın kullanılması çerçevesinde birer hukuka uygunluk sebebidir. Benzer şekilde, anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu açısından olduğu gibi; grev ya da lokavtın kanuna aykırı olması durumunda, Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te işin devamına engel olma suçunun ortaya çıkması mümkündür ve bu durumda da Kabahatler Kanunu m. 15/3 uyarınca, faile yalnızca Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen işin devamına engel olma suçu nedeniyle ceza verilir. Kanuna aykırı grev ya da lokavta ücret veya diğer anlaşma koşullarının değiştirilmesine zorlamanın yanında, işin devamına engel olmak için başvurulması ve işin devamına engel olunması durumunda ise; Türk Ceza Kanunu m. 117/4'te düzenlenen her iki suç, anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçu ve işin devamına engel olma suçu, aynı anda ortaya çıkacaktır. Böyle bir durumda, faile Türk Ceza Kanunu m. 44 uyarınca ceza verilmesi gerekecektir. Türk Ceza Kanunu m. 117'de düzenlenen beş suç açısından da ortak olarak, belirtmek istediğimiz son husus ise bu suçların karşılığında kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırımların, korumaları amaçlanan hukuki yararın ağırlığı karşısında oldukça hafif olduğudur.

Author

Dr. Baki Köse

How to Cite

Baki Köse (Yüksek Lisans Tezi). Türk ceza hukukunda çalışma hürriyetinin ihlali(5237 sayılı TCK m. 117), 2024, Galatasaray University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University