Master'sOpen Access

Creative labor in Turkish cultural and creative industries: Istanbul-based visual designers

2023
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Emine Nazlı Aytuna

Abstract (TR)

Son dönemde 'bilgi toplumu', 'yaratıcı ekonomi' ve varyantları üzerine yapılan tartışmalar kültürel üretimin kamu politikasının ve akademik çalışmaların merkezine taşınmasına sebep olmuştur. Yeni 'yaratıcı ekonomi' anlatısında 'yaratıcılık' kavramı bir insan sermayesi olarak ele alınmıştır. Kavram ekonomik büyüme, kentsel dönüşüm, yeni işyerlerinin ve işçilerin yaratılması etrafındaki tartışmalarda kendisine yer edinmiştir. Bu bağlamda, 'yaratıcı endüstriler' tanımlaması, önce Avustralya ve İngiltere'de, ardından dünyanın diğer bölgelerinde yeni medya çağında sanatsal ve kültürel üretimi kapsayan bir çatı terim olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönüşüm dahilinde, kültürel endüstriler çok daha kapsamlı bilgi sektörüne çeşitli sembolik mal ve hizmetler sunan bir alt sektör olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çerçevede yaratıcı emekçiler, vasıflı çalışanlardan oluşan çok uluslu bir işgücü olarak ön plana çıkmıştır. Bu emekçiler 'yakasız' çalışanlar olarak adlandırılmış ve işleri 'havalı', 'yaratıcı' ve 'eşitlikçi' olarak sunulmuştur. Fakat eleştirel medya ve iletişim akademisyenlerinin bu işgücüne ilişkin çalışmaları, ana akım akademik ve politika belgelerinde yaratıcı emeğin bu 'parıldayan' imajı ardında yaratıcı mesleklerin paradoksal özellikler barındırdığını göstermiştir. Bulguların neredeyse tamamı, neo-liberalizm, neo-liberal politika yapımı ve farklı endüstriyel ortamlarda yaratıcı emekçilerin kötüleşen koşulları ve değişen öznellikleri arasında bir ilişkiye işaret etmektedir. Fakat bu çalışmalar, post-endüstriyel Batı bağlamına odaklanan belirgin epistemolojik etnomerkezcilikleri nedeniyle eleştirilmiştir. Bu tartışmalardan yola çıkan bu tez, İstanbul merkezli görsel tasarımcılar üzerine bir alan araştırması ile Türkiye yaratıcı ve kültürel endüstrilerindeki kültür çalışanlarının çalışma koşullarını, deneyimlerini ve öznelliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Yaratıcı emekçiler kariyerlerini belirli endüstriyel bağlamlarda inşa ederler ve deneyimlerler. Bu sebeple ilk bölüm 'kültürel endüstriler' ve 'yaratıcı endüstriler'i tanımlamaya çalışmaktadır. Konseptlerin her ikisi de kapitalizmin çağdaş döneminde 'kültürel' olanın yaratılması ve dolaşımıyla ilgili olsa da farklı akademik çevrelerde ortaya çıkmışlardır ve söylem açısından önemli ölçüde farklılık göstermektedirler. Bu iki konsept farklı söylemler ve terminolojiler kullansalar da sembol oluşturma bu sektörler için önemli bir unsur olduğundan konseptler işgücü dahil pek çok önemli konuda örtüşmektedirler. Fakat bu konseptlerin konuşlandırdığı söylemler, kültür çalışanlarının çalışma koşullarını, deneyimlerini ve öznelliklerini belirlemede oldukça önemlidir. Bu söylemler aynı zamanda kültürel üretime ilişkin kamu politikalarını ve akademik bakış açılarını da şekillendirmektedir. 'Kültürel endüstriler' teorik köklerini 'kültür endüstrisi' ve 'iletişimin ekonomi politiği' gibi kültürel üretime yönelik öncü eleştirel yaklaşımlardan alan bir kavramdır. 'Yaratıcı endüstriler' ise yeni medya çağında yaratıcı sanatların kültürel endüstriler ile yakınmasıyla ortaya çıkan bir kavramdır. Akademisyenler, bu terminolojik değişimin, yeni bilgiye dayalı neo-liberal ekonomide istihdamı ve GSYİH'yı artırmak için kültür politikasını bir sanayi politikasına dönüştürmek isteyen politika yapıcılar tarafından tetiklendiğini tartışmışlardır. Son yıllarda, kültür işçilerinin bu yeni "yaratıcılık" söylemindeki konumları önemli bir eleştiri noktası olmuştur. İkinci bölüm, bu terminolojik değişim altında kültür çalışanlarının çalışma koşullarını, deneyimlerini ve değişen öznelliklerini tartışmaya açmaktadır. Kültürel ve yaratıcı endüstrilerdeki işin çoğu post-Fordist düzenlemeler altında yürütüldüğünden, bu bölüm ayrıca bu düzenlemeler kapsamında işgücü uygulamalarının dönüşümlerini ele almaktadır. Post-Fordist üretim tarzında, tekrarlayan ve rutinleşmiş işler önemini yitirir ve mesleki profil bilgi, enformasyon ve yaratıcılık gerektiren faaliyetlere doğru değişmeye başlar. Ancak işçiler Fordist kapitalizmin rutin ve yabancılaştıran çalışma koşullarından kurtulurken, post-Fordist üretim tarzında güvencesiz, geçici ve düzensiz çalışma egemen hale gelmiştir. Bu bağlamda prekerleşme post-Fordist emeği karakterize eden temel kavramlardan biri olmuştur. Refah devleti veya sendikalar gibi sosyal kurumların neo-liberal rejimlerde erozyona uğramasıyla, 'risk' yönetimi bireylere yüklenmiştir. Ek olarak, ekonominin küresel neo-liberal yeniden yapılanmasında "esneklik" ve "enformellik" gibi kavramlar giderek daha önemli hale gelmiştir. Kültür işçileri, bu yeni post-Fordist emeğin poster çocukları olarak görülmektedir. Bu bağlamda, eşitsizlik, güvencesizlik, çalışma kalitesi ve kültür işçileri arasındaki kolektif eylem olasılıkları konularına özel bir vurgu yapan ve hızla büyüyen bir literatür ortaya çıkmıştır. Öte yandan, Foucaltcu yönetimsellik teorisinden yola çıkan bazı akademisyenler, yaratıcı emekçilerin bireyselleşen, esnekleşen ve prekerleşen bir endüstride yalnızca pasif yabancılaşmış özneler olmadığını, aktif-ama- yönetilen özneler olduğunu tartışmışlardır. Bu bakış açısından yola çıkan akademisyenler, kültür işçilerinin neoliberal yaratıcı işyerlerinin kendi kendini sömüren özneleri olduğunu iddia etmektedir. Bununla birlikte, bu iki kanat çalışmaların ağırlıklı olarak post-endüstriyel Batılı kültürel çalışma bağlamında gerçekleştirilmesinden dolayı, bu çalışmaların evrensel geçerliliği son yıllarda medya ve iletişim araştırmacıları arasında bir tartışma konusu olmuştur. Bu akademisyenler, girişimci öznelcilik, güvencesizlik ve enformellik gibi Batılı akademisyenler tarafından kabul edilen sabit kültürel çalışma kavramlarının yeniden düşünülmesi ve yerelleştirilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Üçüncü bölüm, Türkiye'deki yaratıcı ekonomi ve onun altında işleyen yaratıcı emek hakkında arka plan bilgisi sağlayarak saha çalışmasını bağlamsallaştırmaktadır. Türk yaratıcı ekonomisi son yıllarda hızla büyümektedir. İstanbul, ülkenin kültürel işgücünün neredeyse yarısına ev sahipliği yapan, Türk ekonomisinin amiral gemisi olarak öne çıkmaktadır. Ancak, Batı'nın yaratıcı ekonomilerinin aksine, Türkiye'de yaratıcı emeği yöneten 'uygun' kültürel politikalar veya özel iş kanunları yoktur veya uygulamada zayıf kalmaktadır. Türk kültür sektörlerindeki endüstriyel gelişme, iyi hazırlanmış kültürel politikalardan ziyade öncelikle yaratıcı girişimcilerin bireysel veya toplu çabalarına dayanmaktadır. Bu bağlamda, kültür işçileri üzerine daha önce yapılmış çalışmaların bulgularına baktıktan sonra, bu bölüm tezin saha çalışmasına konu olan İstanbul merkezli görsel tasarımcılara geçmektedir. Kartopu örnekleme yöntemiyle seçilen 19 görsel tasarımcı ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirildikten sonra bulguların sunumuna geçilmiştir. Bulgular biri işçilerin çalışma koşullarına karşılık gelen, diğeri deneyimleri ve öznelliklerine karşılık gelen iki başlık altında işlenmiştir. Bulgular, İstanbul-merkezli görsel tasarımcıların emeğinin son derece esnek, bireyselleştirilmiş ve güvencesiz bir biçim aldığını göstermektedir. Bu olgudan hareketle çalışmada, İstanbul merkezli görsel tasarımcıların çalışma hayatı kaliteleri, iş deneyimleri ve öznelliklerinin şekillenmesinde bu süreçlerin rolü incelenmiştir. Katılımcıların tamamına yakını çalışma pratiklerinin ve iş bulma süreçlerinin esnekliğine vurgu yapmıştır. Esneklik çalışanlara kendi çalışma programlarını planlama konusunda bir tür özgürlük sağladığı için olumlu bir deneyim kaynağı olsa da çalışanların yaşamları üzerindeki etkileri çoğunlukla olumsuzdur. İstanbul- merkezli görsel tasarımcıların işlerinin esnekliği nedeniyle işleri yoğunlaşmakta ve genellikle ücret artışı olmadan şirket veya müşteri taleplerine göre ek sorumluluklar almaktalardır. Ayrıca Türkiye'deki yaratıcı ve kültürel endüstrilerde çalışmanın yüksek düzeyde güvencesizlikle işaretlendiği gözlemlenmiştir. Ek olarak, kariyer ilerleme mekanizmalarının da oldukça esnek, enformel ve bireyselleştirilmiş olduğu gözükmektedir. Serbest çalışma, İstanbul-merkezli görsel tasarımcılar arasında oldukça popüler ve arzu edilen bir çalışma modeli olarak öne çıkmaktadır. Türkiye'de refah devleti ve sendikalar gibi toplumsal kurumların erozyona uğraması ile çalışma dünyasını çevreleyen yapısal sorunlar ve riskler bireylerin sırtına yüklenmektedir. Bu bağlamda, İstanbul-merkezli görsel tasarımcılar, sektörde var olabilmek ve hayatlarını idame edebilmek adına çoğunlukla arkadaşlarından oluşan gayri resmi topluluklara yönelmektedir. İşçiler bu ağları sistemik esnek sömürü sorununa bireyselleştirilmiş bir çözüm olarak kullanmaktadır. Ancak enformellik sadece güvencesizleşmeye yol açan bir süreç olarak düşünülmemelidir. Enformellik, bireyselleştirici karakterinin ötesinde, İstanbul merkezli görsel tasarımcılar arasında 'ilişkisel' olan yeni toplumsallıklar ve dayanışma pratikleri de yaratmaktadır. Post-Fordist kapitalizmin sunduğu zorlu koşullara rağmen, İstanbul merkezli görsel tasarımcılar yaratıcı mesleklerinde çalışmaya devam etmek istemektedirler. İstanbul merkezli görsel tasarımcıların mesleklerine karşı yüksek düzeyde tutkuya sahip oldukları gözlemlenmiştir; işleri aracılığıyla kendini onaylama, toplum saygısı ve öz saygı aramaktadırlar. Bu onların kendi kendini sömürmesine yol açan etmenlerden biridir. Bir diğer önemli bulgu ise İstanbul merkezli görsel tasarımcıların öznellikleri üzerinedir. İstanbul merkezli görsel tasarımcıların çoğunun kurumsal (enterprise) değerleri benimsediği gözlemlenmiştir. İstanbul merkezli görsel tasarımcılar, girişimci, yaratıcı, kendini sömüren özneler gibi görünse de post- endüstriyel batı bağlamındaki kültür işçilerinin aksine, kendilerini suçlayan davranışlar göstermemektedir. Bunun yerine ekonomi, müşteriler, sektör ve 'kültür' gibi yapısal sorunları işaret etmektedirler. Kısacası kendi girişimcilik potansiyellerini yaratmak ve geliştirmek için sektörlerinde yapısal değişiklikler istemekte ancak bunu değiştirmek için toplu bir eylemde bulunmamaktadırlar. Bunun yerine Türkiye'deki müşteri ve işverenlere göre daha 'profesyonel,' mesleklerine karşı daha 'saygılı' ve ödemelerin daha yüksek olduğu Avrupa veya Amerika ülkelerine taşınmak ve çalışmak istemektedirler. Bu, Türk kültürel ekonomisi için bir tehdit olarak göze çarpmaktadır çünkü işçiler, güvencesizliğin ve suiistimal edici enformelliğin birleşik etkileri nedeniyle Türk müşterilerle veya firmalarla çalışmak istememektedirler. Anahtar Kelimeler: Yaratıcı Emek, Yaratıcı Endüstriler, Kültürel Endüstriler, post- Fordizm, Kültürel İş

Author

Dr. Yunus Emre Öztaş

How to Cite

Yunus Emre Öztaş (Yüksek Lisans Tezi). Creative labor in Turkish cultural and creative industries: Istanbul-based visual designers, 2023, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University