Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin neofonksiyonalist teori çerçevesinde analizi
1998
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Haluk Günuğur
Abstract (TR)
324 ÖZET Neofonksiyonalizm ekonomik ve siyasal entegrasyon süreçleri arasında bağlantı kuran bir bütünleşme teorisidir. Bu teori, siyasal bir topluma ulaşmayı amaçlayan bütünleşme harketlerinin başarıya ulaşmak için, bütünleşmeyi ekonomik sektörlerden başlatmaları gerektiğini ileri sürmektedir. Neofonksiyonalist model, ekonominin sınırlı bir sektöründe, uluslarüstü bir otoriteye egemenlik devriyle başlayacak bir bütünleşmenin, zamanla önce tüm ekonomiye yayılacağı, sonra siyasal bütünleşme doğrultusunda gelişeceğini savunmaktadır. Neofonksiyonalist model, 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile başlayan Avrupa bütünleşmesinden ilham almıştır. Çalışmamızın temel problematiği, neofonksiyonalist bütünleşme modelinin, Avrupa bütünleşmesi ve Türkiye - Avrupa Birliği bütünleşme hareketi açısından geçerliliğini sınamaktır. Çalışmanın birinci bölümü genel olarak uluslararası bütünleşme teorileri ve özel olarak neofonksiyonalist teorinin, bu konudaki literatüre dayanılarak açıklandığı bir bölüm olmuştur, ikinci bölümde Avrupa bütünleşmesi örneği, neofonksiyonalist teorinin temel aldığı bir bütünleşme modeli olarak, ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Bu bölümde ilk olarak neofonksiyonalist teorinin kuramsal planda ortaya attığı önermeler ile Avrupa bütünleşmesi örneği arasındaki paralellik ortaya konmaya çalışılmıştır. Öte yandan, Avrupa bütünleşmesinin tarihsel gelişimi incelenerek söz konusu bütünleşme hareketinin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, neofonksiyonalist teori ile Türkiye - Avrupa Birliği bütünleşmesinin arasındaki benzerlik ve farklılıklar tartışılmıştır. Dolayısıyla üçüncü bölüm çalışmanın ana problematiğinin ele alındığı bölüm olmuştur. Türkiye - Avrupa Birliği bütünleşmesinin tarihsel gelişimi incelendiğinde, bu örnek olay için ekonomik ve siyasal bütünleşme arasında, neofonksiyonalist bütünleşme modelinin savunduğunun tam tersi bir nedensellik ilişkisinin olduğu görülmektedir. Türkiye, Avrupa Topluluğu ileilişkiye geçtiği 1959 yılında, Batı Avrupa için büyük bir stratejik öneme sahipli. Sovyet yayılmacılığı karşısında kendini tehlike altında gören Batı Avrupa ülkeleri, NATO üyesi önemli bir müttefik olan Türkiye'ye oldukça sıcak yaklaşmıştır. Türkiye'nin Avrupa Topluluğu ile ilişkilerinin geliştiği 1960'h ve 70'li yıllarda da, yukarıda değinilen siyasi motif, söz konusu bütünleşme hareketinin en önemli belirleyicisi olmuştur. Türkiye - Topluluk ilişkilerinin başlangıç dönemi olarak kabul edilebilecek bu dönem içinde ekonomik faktörler, bütünleşmenin derinleşmesi konusunda oldukça zayıf bir etkiye sahiptir. Bu dönem Türkiye'nin kapalı, korumacı ve devlet ağırlıklı ekonomik yapıya sahip olduğu bir dönemdir. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu'yla serbest ticaret içinde rekabet gücüne sahip olmayan, bu nedenle de ekonomik entegrasyondan uzak durmaya çalışan bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenlerle Türkiye, ekonomik entegrasyonu, anlaşmalardan doğan gümrük indirim yükümlülüklerini iki defa yerine getirdikten sonra 1978 yılında dondurmak zorunda kalmıştır. 1980'lerin ortasından itibaren Türkiye - Avrupa Topluluğu ilişkilerinde belirleyici olan faktörler, hem Türkiye'nin iç siyasi gelişmeleri, hem de uluslararası düzeyde yaşanan gelişmeler sonucunda önemli ölçüde değişmiştir. Türkiye'nin 1980'lerde izlediği ekonomik açılım ve serbest ticaret politikaları, ülkeyi dünya ekonomisine daha fazla entegre etmiş ve rekabet gücünü artırmıştır. Rekabet gücü artan ulusal sanayi Avrupa pazarı ile bütünleşme yönünde daha hazır ve istekli duruma gelmiştir. Öte yandan 1985'de Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nde iktidara gelmesiyle başlayan Doğu Bloku'nun dağılma süreci, 1989 yılında Orta ve Doğu Avrupa'da sosyalist rejimlerin yıkılması 1991 yılında da Sovyetler Birliği'nin dağılması sonucunu doğurmuştur. Doğu Avrupa'da ortaya çıkan bu çok önemli değişiklik, Türkiye'nin, Batı Avrupa ülkeleri nezdindeki stratejik önemini önemli ölçüde azaltmıştır. Planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine, sosyalizmden liberal demokrasiye geçen Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin, bu dönüşümü başarıyla uygulamaya koymaları, Batı Avrupa ülkeleri için büyük önem326 taşımaya başlamıştır. Dolayısıyla Avrupa Birliği, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile entegrasyonu, Türkiye ile bütünleşme sürecinin önüne koymuştur. Yukarıdaki açılamalarımızı özetleyecek olursak, Türkiye'nin ekonomik açıdan zayıf olduğu dönemlerde, siyasi faktörlerin bütünleşmeyi olumlu yönde etkilediği, Türkiye'nin ekonomik olarak güçlendiği ve bütünleşmenin ekonomik temelde belirlenmeye başladığı dönemde ise, siyasal faktörlerin önemini yitirdiğini söyleyebiliriz. Bu durum neofonksiyonalist bütünleşme teorisinin ortaya attığı ekonomik bütünleşmenin siyasal bütünleşmeyi doğuracağı önermesi ile çelişik bir durumdur. Türkiye ekonomik açıdan zayıf olduğu bir dönemde, siyasal anlamda bütünleşme içinde önemli yol katederken, paradoksal biçimde, ekonomik bütünleşmenin geliştiği bir dönemde, siyasal bütünleşme perspektifini önemli ölçüde kaybetmiştir. Yukarıda açıkladığımız neofonksiyonalist teori ile çelişen olguyu, çalışmamızda iki nedene dayanarak açıklamaya çalıştık. Bu nedenler neofonksiyonalist teorinin göz ardı ettiği iki önemli faktörden oluşmaktadır. Bunlardan ilki "çevresel faktörleredir. Neofoksiyonalist teori, bütünleşme sürecini tamamen bütünleşmeye katılan ülkelerin iç dinamikleri ile açıklamaya çalışmıştır. Bir başka deyişle, bütünleşme hareketinin doğduğu ve geliştiği uluslararası ortam göz ardı edilmiştir. Uluslararası ortamdaki gelişmelerin, Türkiye - Avrupa Birliği bütünleşme hareketi üzerinde, olumlu ve olumsuz önemli etkileri olmuştur. İlişkilerin başladığı dönemde Soğuk Savaş ortanınım Türkiye - Avrupa Birliği bütünleşmesi üzerinde olumlu yönde ne kadar belirleyici olduğuna değinmiştik. Yine aynı şekilde, Doğu Bloku'nun dağılması ile Türkiye'nin azalan stratejik önemi de, söz konusu bütünleşme hareketi üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır. Dış ortamdan kaynaklanan zıt nitelikli bu iki gelişme, bütünleşmeyi etkileyen çevresel faktörlerin varlığına güzel bir örnek oluşturmuştur. Neofonksiyonalizmin göz ardı ettiği ikinci faktör "kültürel etkenler" dir. Neofonksiyonalist yaklaşım sonuç olarak siyasal modele ulaşmayı hedefleyen bir bütünleşme modelidir. Siyasal hedefli bütünleşme hareketlerinde kültürel327 faktörler son derece önemli rol oynamaktadır. Oysa neofonksiyonalizm, kültürel faktörleri dışlayan mekanik bir bütünleşme süreci anlayışını esas almıştır. Türkiye örneğine kadar, Avrupa bütünleşmesinin genişleme sürecinde kültürel faktörler belirleyici olarak çok fazla ön plana çıkarılmamıştır. Buna karşılık Türkiye örneğinde, kültürel faktörler sıkça dile getirilen bir unsur olarak göze çarpmıştır. Bu faktörlerin Türkiye'ye karşı sıkça dile getirilmesinde, çalışmamız kapsamında ayrıntılı olarak ele almamız mümkün olmayan tarihsel süreç içinde ortaya çıkan sosyo-psikolojik ve din kökenine bağlı nedenler rol oynamıştır. Sonuç olarak neofonksiyonalist bütünleşme teorisinin Türkiye - Avrupa Birliği bütünleşmesi çerçevesinde doğrulanmadığı kanısına varılmıştır. Neofonksiyonalizmin çevresel faktörler ile kültürel faktörleri analiz kapsamına almamış olması, teorinin her bütünleşme modeli açısından geçerli olmadığım belirgin biçimde ortaya koymaktadır.
Author
Çınar Özen
How to Cite
Çınar Özen (Doktora Tezi). Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin neofonksiyonalist teori çerçevesinde analizi, 1998, Gazi University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Gazi University
- Türkiye petrol ve gaz sondaj sahası iş kazaları analiz ve modellemesi(2021)
- XVI. yüzyıl Anadolu'sunda Oğuzların Karkın Boyu(2004)
- Gerçek hayattaki geometri örneklerinin sosyal bir öğrenme ortamı aracılığıyla paylaşımı: Bir durum çalışması(2021)
- İki farklı irrigasyon aktifleştirme tekniğinin farklı kök seviyelerinde hazırlanmış yapay internal rezorpsiyon kavitelerinden kalsiyum hidroksit uzaklaştırma etkinliğinin değerlendirilmesi(2021)
- Experimental development of the interfacial bond-slip model between textile reinforced mortar strips and masonry walls(2025)
- Sürdürülebilirlik ve iktidar bağlamında sözel belleğin Türk müzelerinde kullanımı(2010)
