Türkiye'nin seçilmiş bazı müzelerinden Hellenistik ve Roma Dönemi bronz heykelcikleri
2005
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof.dr. Burhan Varkıvanç
Özet (TR)
ÖZET "Batı Anadolu Hellenistik ve Roma Dönemi Bronz Heykelcikleri" adı altında 14 müzeden derlenen 208 adet eser bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Anılan dönemlere tarihlenebilen çeşitli tanrı, tanrıça ve tanrısalları ifade eden bronz heykelciklerin büyük çoğunluğu müzelere, satın alma veya zor alım yoluyla gelmişlerdir ve büyük bölümünün buluntu yeri bilinmemektedir. Sistemli bir kazı veya araştırma sonucu bulunmadıklarından, daha doğrusu kaçak kazı yoluyla gün yüzüne çıkarıldıklarından, herhangi bir konseptle değerlendirilme şansları kalmamıştır. Bu nedenle; tamamına yakınının identifikasyonu yapılabilmiş olsa da tarihlenebilen örneklerde sadece stilistik değerlendirmelerinden yararlanılmıştır. En önemli kayıp ise ait olduğu bölgenin kültü ile kurulabilecek ilişki şansını yitirmiş olmalarıdır. Bu durum ülke arkeolojisi için bilimsel kayıp olarak değerlendirilirken, diğerleri gibi dış ülkelere kaçırılmamış olmaları ise kazanç olarak düşünülmektedir. Farklı bölgelerden toplanmış, çok çeşitli özellikler içeren bu eserlerden ortak yönleri olanlar belirlenmiş, ilgili bölge kültleri ile ilintileri saptanmaya çalışılmıştır. Örneğin "Yıldırım Fırlatan Zeus" adı verilen heykelcikler bu betimleme ile stilistik ve ikonografik açıdan yakın benzerlikler sergilemektedirler. Trakya Bölgesi ve komşu Avrupa ülkelerinin buluntuları ile yapılan karşılaştırmalar sonucu, buluntu yerleri belirli olanların da yardımı ile İst-041, İst- 044, tst-070, SH-044 ve Edr-001 kodu ile anılan eserlerin "Trakya Zeus" olarak adlandırılmasına karar verilmiştir. Hellenistik Dönem' de Mısır da kurulan ve Küçük Asya üzerinden Roma'ya dek ulaşan Serapis kültü, bir taht üzerinde oturan, yere dayalı asayı sol eliyle kavrayan, sağ yanında duran Kerberos'un basma elini uzatan baba tanrı görünümlü heykel ile tapınım görmüştür. Bryaxis'e atfedilen bu orijinal kült heykeli hemen her örnekte çok küçük farklar dışında değiştirilmeden yaşatılmıştır. Silifke Müzesi'nde korunan bir örnek, söz konusu orijinal heykele benzerliği ile dikkat çekmektedir. Korunmamasına karşın heykelciğin sağ elinin duruşu Kerberos'un varlığına işaret etmektedir. Oturan tanrı orijinalde Hades-Serapis olarak yaratılmıştır. Bu nedenle yanma Kerberos verilmiştir. Bunun dışında ayakta duran ve elinde bereket boynuzu taşıyan Serapis betimlemesi de bulunmaktadır. Ege Bölgesi buluntusu olan tek örnek Kilikya ve baza bölgelerin sikkeleri üzerinde aynı betimleme ile benzeşmektedir. Bu tanrı Zeus-serapis olarak önerilmektedir.XI Hermes figürinlerinin diğer örneklere oranla sayıca üstün olması dikkat çekmektedir. Ancak, bu durumu Anadolu geneline maletmek için henüz erkendir. Çünkü, henüz 14 müzeden toplanan eserler incelenmiş ve değerlendirilmiş, müzelerin büyük bölümü araştırılmamıştır. Hermes figürMerinin tipolojik ayrımında, giysilerin düzenlenişi baz alınmış ve kümelenmiştir. İkonografik olarak incelendiğinde ise, önemli bir ayrım noktası olan Hermes ile Mısır tanrısı Thot'un birleştirilmesi sonucu oluşan bazı değişiklikler gözlemlenmiştir. Petasus'un üç kanatlı olarak betimlenmesi, tanrının üzerinde bulundurduğu chylamisin boyundan geçirilerek giyilmesi en önemli değişikliklerdir. Bu değişim tipolojiye de yansımıştır. Giysi düzenlenişindeki değişimin dışmda Hermes figürMerinin tipoloj isinde hiç değişiklik olmamıştır. Klasik Dönem büyük heykellerinde görülen şablon küçük heykel sanatının ürünlerinde de aynen devam etmiştir. Başında petasus, üzerinde chylamis, yana açtığı sağ elinde para kesesi, sol kolunda taşıyıp omzuna yasladığı kerikaionu ile tipik özelliğini çağlar boyu korumuştur. Küçük Asya budunlarının ilgi gösterdiği tanrılardan biri olan Apollon'un, ele geçen çok sayıdaki fîgürinler ve sikkeler üzerindeki betimlemeler yardımı ile, çeşitli kültlerle tapınım gördüğü anlaşılmaktadır. Deme dalı taşıyan örneklerin iyileştirici, kötülükleri def edici misyonları varken omzuna yaslayıp sol elinde taşıdığı baltası ile kapı ve/veya kent koruyuculuğu ön plana çıkarılmıştır. Bir başka örnekte ise ayağını bir Omphalosun üzerine basarak betimlenmiş ve "Apollon Omphalos" olarak tapınım görmüştür. Bir başka örnekte de sırtında sadağı, yana uzattığı sağ elinde phialesi ile betimlenen tamı farklı bir kült ile tapınım görmüş olmalıdır. Küçük Asya kökenli olarak bilinen Dionysos figürinleri sayıca azdır ve tamamı aynı tipoloj i içerisindedir. Sağ omzu açıkta bırakan giysisi, sol elinde bulunan üzüm salkımı ile tanımlanabilmişlerdir. Gövde yapılarındaki yumuşak işlenişe karşı sakallı yüz yapısı ile verilen baba tanrı görünümü bir tezat oluşturmaktadır. Savaş tanrıçalığının yanısıra akıl ve zanaat gibi önemli kavramların koruyuculuğunu istlenen ve Küçük Asya için önemli olan Athena figürinlerinin tipolojisi, giysinin niceliğine göre yapılmış, Peplos ve Himation giyenler olarak ayrılmışlardır. Ele geçen bir figürin "Athena- Parthenos" tipinde betimlenmişken dört figürin sol eliyle mızrak, sağ eliyle de phiale taşıyarak kendi içlerinde eylem benzerliği gösterirler, ikonografik olarak bakıldığında iseXII tanrıça sağ elindeki phiale ile ya bir sunağa uzanarak sunu yapmakta veya Athena kentinin baştanrılığı giriştiği yarışmada kendisine yengi getiren kutsal zeytin ağacını sulamaktadır. Farklı tipolojilerde görülen, güzelliğin ve aşkın temsilcisi Aphrodite fîgürinlerinin çalışmaya konu olan örneklerin büyük çoğunluğu "Anadiomene" olarak betimlenmiştir. Çıplak, elleri ile saçlarını kavrayarak çekiştiren tanrıça banyo sonrası saçlarının suyunu sıkan bir hareket içerisindedir. Bunun dışında az sayıda da olsa elma taşıyan, elindeki bandaletta ile Pan' a vurmaya çalışan örnekler de mevcuttur. Bitkisel bir küvet içerisinde yıkanırken betimlenen Aphrodite ise ilginç bir örnek oluşturmaktadır. Güzelliği sergilenen Aphrodite 'nin büyük heykelde görülen yan çıplak betimlemelerine örnek figürin örnekleri de vardır. Az sayıdaki Poseidon fîgürinlerinin tamamı aynı tipoloji ve ikonografi içerisindedir. Sol eliyle yere dayalı üçlü yabayı kavramakta ve sağ eli üzerinde de delphin taşımaktadır. Üzerine chylamis alan bir örnek dışındakiler tamamen çıplak betimlenmiştir. Roma Panteonu'nda Mars olarak tapım gören ve önemli tanrılar arasında yer alan, astronomide bir gezegene adı verilen ve çoğunlukla savaş tanrısı özellikleri ön plana çıkarılarak betimlenen Ares, zırh kuşanmış ve mızrağım kavramış olarak görülür. İncelenen eserler içerisinde bir örnek farklı tipolojisi ile dikkat çekmektedir. Çıplak gövdesinde bir chylamis bulunan fîgürinin tanımlanabilmesi amacıyla, belirteçlerinden biri olan miğferle betimlenmiştir. Denizcilerin şans ve bereket tanrıçası olarak sahiplendikleri Tyche, iç bölgelerde ele geçen kült ve adak heykelleri ve bu kentlere ait sikkeler üzerinde görülen betimlemeleri ile genel bir statüye kavuşmuş olduğu ve çok benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu benimsenme, Mısır tanrıçası İsis ile birleştirilerek yeni bir adla fakat aynı kapsamda tapınımı gündeme getirmiş, bu kez tersine bir etkiyle batıya doğru yayılabilmiştir. Her iki tanrıçanın temsil edildiği örnekler olarak kümelenmiş figürinler, Batı ve Doğu lcültürlerinin etkisini birlikte sentezleyen Küçük Asya'nın din olgusununda da aynı durumda olduğunu göstermiştir. Tyche ve İsis- Tyche figürinleri tipolojik ve ikonografik olarak temelde büyük heykel örneklerle aynı betimlemeler içerisindedir ve İsis'in "ışın tacı" ayırıcı en önemli belirteçtir. Her iki tanrıçanın örnekleri giysinin düzenlenişine göre oluşturulan alt kümelerde incelenmişlerdir..Xlll Eros figürinleri oturan, uçan ve ayakta betimlenen farklı tipolojiler göstermektedir. Mısır tanrısı Horus ile birleştirilen ve Eros-Harpokrates olarak adlandırılan örneklerinde ikonografisi farklılaşmaktadır. Bir nesneye yaslanan Eros, sağ elini ağzına götürmekte ve bazı örneklerde sol elinde Meşale taşıyabilmektedir. Figürinler içerisinde Roma Panteonunun önemli tanrılarından Lar ile Ianus'un birer örneği bulunmaktadır. Böylece Küçük Asya da Hem Hellen, hem Roma ve hem de Doğu tanrılarının benimsendiği ve hepsinin ayrı kültlerde tapım görebildiği anlaşılmaktadır. Doğu kökenli Men, bu denli geniş tanrı harmonisi içerisinde bile kendisine yer bulabilmiş ve farklı kültlerle tapım görebilmiştir. Özellikle Küçük Asya'nın güney sahillerinden ele geçen figürinler, tanrının ayakta ve atlı betimlemelerinin örneklerini teşkil etmektedir. Atlı betinılemelerinin Lykia Bölgesinde sevilen ve yaygın olan Kakasbos ile birleştirildiği öngörülmektedir. Bölge insanları, Kakasbos ile benimsedikleri bazı tanrıları birleştirerek çeşitli synkretizmler oluşturabilmişlerdir. Ares ve Apollon gibi tanrılarla Herakles gibi yarı tanrılar bölgede saygı görmüş ve Kakasbos ile ortak tapım görmüşlerdir. Doğu kökenli başka bir tanrı olan Attis, az sayıda örnekle de olsa Küçük Asya topraklarında kendisine yer bulmuş ve tapım görmüş tanrılardandır. Doğu özellikli uzun giysisi, pantolonu ve başlığıyla Batı kaynaklı tanrılardan ayrılmaktadır. Beklentileri ve umutları hiç eksilmeyen insanlar, yaratmış oldukları tanrılara misyonlar yükleyerek onları şekillendirmekte sınır tanımamış, böylece doğanın karşısındaki zayıflıklarını gidermeye çalışmışlardır. Priapos, Batı Anadolu kökenli tanrılardan olup meyve ve sebzeleri doğal afetlerden ve kem gözlerden korurken bereket sağlayıcılığım da yüklenmiştir. Bu yönün öne çıkarılması ise vurgulanmış phallos ile gerçeMeştirilmiştir. Yan tanrılar içerisinde en çok benimsenen ve kültü çok geniş alanlara yayılan Herakles, başarmak zorunda bırakıldığı 12 iş ile ilintili betimlemeleri yanısıra gücünün ön plana çıkarıldığı farklı örneklerle de görülmektedir. Sopası omuzda ve Hesperid Elmaları ikonografisi ile görüldüğü örnekler daha fazladır. Lykia ve Cilicia' dan ele geçen örneklerle ise sözkonusu bölgelerin yerel tanrılarıyla birleştirilmiş heykelcikleri bulunmaktadır.XIV Hekate tapınımırtın, Küçük Asya batısında başladığı ve oradan yayıldığı savlanmaktadır. Üç kimliği temsil eden üçlü betimlemesi ile ön plana çıkar. Çalışma konusu eserler içerisinde yanyana ve sırt sırta bitişik üçlü betimlemelerinden birer örnek bulunmaktadır. Yukarıda incelenen eserlerin gösterdiği gibi Küçük Asya ve Doğu Bölgeleri üzerinde doğup farklı isimler kazandırılarak Hellen Panteonunu oluşturan ve Anadolu'nun hellenizasyonu sürecinde Hellenlere ait tanrılarla birlikte tekrar Küçük Asya' ya dönen tanrı, tanrıça ve yarı tanrılar, bu topraklar üzerinde yaşayan budunların beklentilerine göre çeşitli kültler altında tapım görmüşlerdir. Bu farklı beklentiler tanrılara ek misyonlar yüklerken kendilerine çeşitli belirteçlerin yakıştırılması gündeme gelmiştir. Sanatın dönemsel özellikleri yatımda bölgesel özellikler ve bu belirteçlerin katkısı ile farklı tipoloji ve ikonografide değerlendirilecek figür ve fîgürinler oraya çıkmıştır. Bu çalışmada incelenen eserler, kült ya da adak heykelcikleri olarak insanların inanç dünyalarında şekillenerek ortaya çıkmış ve kendilerinin beklentilerine cevap vermesi istenen tanrılar olarak somutlaşmıştır.
Yazar
Dr. İsa Kızgut
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
İsa Kızgut (Doktora Tezi). Türkiye'nin seçilmiş bazı müzelerinden Hellenistik ve Roma Dönemi bronz heykelcikleri, 2005, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
