Master'sOpen Access

Uluslararası yatırım hukukunda meşru beklentiler

2021
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Berk Demirkol

Abstract (TR)

Bu çalışmada, uluslararası yatırım hukukunda meşru beklentiler kavramı incelenmiştir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm olan ''Meşru Beklenti'' kısmında, meşru beklentiler kavramının neyi ifade ettiği kısaca değerlendirildikten sonra, bu kavramın uluslararası yatırım hukukunda nasıl temellendirildiği ve nasıl temellendirilebileceği incelenmiştir. İkinci bölüm olan ''Meşru Beklenti Yaratan Eylemler'' kısmında, yatırım tahkimi kararları ışığında yatırımcının beklentilerini oluşturan eylem ve durumlar değerlendirildikten sonra, yatırımcının beklentilerini oluştururken dikkat etmesi gereken durumlar incelenmiştir. Son bölüm olan ''Meşru Beklentilerde Denge'' kısmında, meşru beklentiler ile ilgili tartışmalara değinildikten sonra, ev sahibi devletlerin de meşru beklentilerinin olup olamayacağı tartışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, meşru beklentilerin ne anlama geldiği üzerinde durulmuş ve net bir tanımı olmadığı vurgulanmıştır. Meşru beklentiler kavramının hem ulusal hukuklarda hem de uluslararası yatırım hukukunda herkes tarafından kabul edilmiş bir tanımı olmaması, bu kavramın anlamının tam olarak belirlenememesi sonucunu doğurmaktadır. Bu sonuç, uluslararası yatırım hukukunda, meşru beklentiler kavramının meşruiyeti ile ilgili tartışmalara yol açmaktadır. Meşru beklentilerin hukuk literatürüne girişi, bir İngiliz Mahkemesi kararı ile; uluslararası yatırım hukuku literatürüne girişi ise bir uluslararası yatırım tahkimi kararı ile olmuştur. Özellikle, Devletler ve Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasındaki Uyuşmazlıkların Çözümü Hakkında Sözleşme (ICSID Konvansiyonu) sonucu kurulan, Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkez (ICSID) önünde görülen davalar ile Birleşmiş Milletler Milletlerarası Ticaret Hukuku Komisyonu önünde görülen davalar, uluslararası yatırım hukuku için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, uluslararası yatırım tahkimine ilişkin incelenmiş olan ilk karar, meşru beklentiler ile ilgili verilmiş ilk karar olma özelliğini taşıyan Tecmed v. Meksika kararı olmuştur. Bu kararda, meşru beklentiler kavramı çok geniş kapsamlı şekilde tanımlanmış ve bu durum doktrinde eleştirilmiştir. İncelenen bir diğer önemli karar ise meşru beklentilerin oluşumu için yatırımcının ev sahibi devlete güven duyması gerektiğini vurgulaması sebebiyle önem arz eden Thunderbird v. Meksika kararıdır. Meşru beklentilerle ilgili önemli meselelerden biri, bu kavramın çok az yatırım antlaşması metninde geçmesine rağmen neredeyse her yatırım tahkimi davasında, tahkim heyetleri tarafından değerlendiriliyor olmasıdır. Yatırım tahkimi kararlarında, meşru beklentilerin adil ve hakkaniyetli muamele ilkesinin bir parçası olup olmadığı incelenmiştir. Uluslararası yatırım hukukunda meşru beklentiler kavramının kullanımı ile ilgili itirazlar mevcuttur. Bu itirazların temelinde, meşru beklentilerin yatırım antlaşması metinlerinde açıkça ifade edilmemesine rağmen adil ve hakkaniyetli muamele ilkesinin bir parçası, hatta en önemli parçası, haline gelmesi yatmaktadır. En nihayetinde, doktrin ve yatırım tahkimi içtihatlarında, meşru beklentilerin adil ve hakkaniyetli muamele ilkesinin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiği görüşü hakimdir. Meşru beklentilerin genel özelliklerine değinildikten sonra, uluslararası yatırım hukukunda kavramın nasıl temellendirildiği, uluslararası yatırım tahkimi kararları ve doktrin çerçevesinde incelenmiştir. Uluslararası yatırım tahkiminin özellik ve yetkilerine farklı bakış açılarının, meşru beklentiler kavramının temellendirilmesindeki etkileri incelenmiştir. Öncelikle meşru beklentilerin bir hukuk genel ilkesi olup olmadığı meselesi ele alınmıştır. Bugün itibariyle hukukun genel ilkesi olarak kabul edilecek düzeye ulaşılmadığı belirtildikten sonra, birtakım kamu hukuku kavramlarının; bu kavramlar hukukun üstünlüğü, hukuki belirlilik, gücün kötüye kullanılması, iyi yönetim ve adalet kavramlarıdır, meşru beklentiler için bir temel sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Ardından birtakım uluslararası hukuk kavramlarının; bu kavramlar iyi niyet, estoppel ve tek taraflı işlemlerdir, meşru beklentilerin temellendirmesinde kullanılıp kullanılmayacağı incelenmiştir. Çeşitli kamu hukuku ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde meşru beklentilerin temellendirilmesinin mümkün olup olmadığı incelendikten sonra ise bir diğer temellendirme girişimi olan, yatırım tahkimi kararlarına değinilmiştir. Her ne kadar ICSID ve UNCITRAL sistemlerinde emsal kararlar bağlayıcı olmasa da yatırım tahkimi kararlarının sıkça eski kararlara atıf yapmakta olduğu görülmüştür. Bu kapsamda yalnızca emsal karar temelli bir yaklaşımın, meşru beklentileri temellendirmek için yeterli olup olmadığı incelenmiştir. Meşru beklentilerin temellendirilmesi girişimleri ile ilgili son olarak güven kavramı ve güven teorisi esas alınarak yapılan temellendirmeler incelenmiştir. Güven esaslı temellendirme girişimine yöneltilen eleştiriler değerlendirilmiştir. Bu kapsamda yalnızca yatırımcının ev sahibi devlete güvenmesine dayalı beklentinin meşru beklenti oluşturmak için yeterli olup olmadığı, yeterli değilse hangi koşulların sağlanması durumunda yeterli olabileceği incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, ilk olarak, uluslararası yatırım tahkiminde meşru beklenti yarattığı tespit edilen eylem ve durumların neler olduğu üzerinde durulmuş; sözleşmeye dayalı beklentiler, resmi ve gayri resmi beyanlara beklentiler ile yasal ve düzenleyici çerçeveye ilişkin beklentiler bu kapsamda incelenmiştir. Sözleşmeye dayalı beklentiler kısmında, ev sahibi devlet ile yatırımcı arasında imzalanan sözleşmelerin ev sahibi devlet tarafından ihlal edilmesi halinde bu ihlallerinin bir yatırım antlaşması ihlali anlamına gelip gelmeyeceği incelenmiştir. Yalnızca bu sözleşme ihlallerinin yatırım antlaşması ihlali için yeterli olmadığı, bir sözleşme ihlallerinin ancak birtakım şartlara bağlı olarak yatırım antlaşması ihlali anlamına gelebileceği tespit edildikten sonra bu şartların neler olabileceği üzerinde durulmuştur. Resmi ve gayri resmi beyanlara dayanan beklentilerin incelendiği ikinci kısımda ise ilk olarak, beklentilerin bir meşru beklenti olarak kabul edilmesi için yasal bir hakka dayanması gerekip gerekmediği tartışılmıştır. Beklentinin yasal bir hakka dayanması gerekmediği sonucuna ulaşıldıktan sonra ise her beyanın meşru beklentiler yaratmayacağı ve meşru beklenti yaratabilecek beyanların birtakım şartlara sahip olması gerektiği belirtilip bu şartların neler olabileceği incelenmiştir. Genel düzenleyici çerçeveye ilişkin beklentiler kısmında, ev sahibi devletin hukuki düzenine dayanan beklentiler incelenmiştir. Bu kapsamda, bir yatırımcının, ev sahibi devletin yasal çerçevesine ilişkin istikrar beklentisinin nasıl temellendirilebileceği, ile bu temellendirme yapıldıktan sonra, yasal çerçeveye ilişkin beklentinin meşru beklenti olarak değerlendirilmesi için gereken diğer şartlar incelenmiştir. Beklenti yaratan eylem ve durumlar incelendikten sonra, meşru beklenti için gerekli olan bir diğer şart olan, makul yatırımcı kavramının tanımı ve özellikleri incelenmiştir. İkinci bölümün; makul yatırımcı başlıklı kısmında, meşru beklentilerin oluşumunun yalnızca ev sahibi devlet özelinde değerlendirilen bir durum olmadığı, aynı zamanda yatırımcıya düşen birtakım görevlerin varlığı ve içerikleri incelenmiştir. Sonuç olarak makul bir yatırımcının, gerekli özeni göstermesi ve belli durumlarda ev sahibi devletin düzenleyici gücünü kullanmasına saygı göstermesi gerektiği tespit edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, meşru beklentilerde denge konusu incelenmiştir. Bu bölümde, ilk olarak, uluslararası yatırım hukukunda var olan birtakım meşruiyet tartışmalarına değinilmiş; bu bağlamda, meşru beklentiler kavramının kullanımı ile ilgili itirazlara sebep olan durumlar incelenmiştir. Özellikle meşru beklentiler kavramının herkes tarafından kabul edilen kavramsal ve normatif bir çerçevesi olmamasının, kavramın anlam ve kapsamını hakemlerin öznel değerlendirmelerine bıraktığı iddiası ele alınmıştır. Üçüncü bölümün üçüncü başlığında ise uluslararası yatırım tahkiminde giderek örnekleri artan bir dava türü olan topluluk ihtilaf davaları (community conflict cases) incelenmiştir. Topluluk ihtilaf davaları olarak adlandırılan davalar; ev sahibi devletin vatandaşlarının yatırım projesine karşı çıkması sebebiyle, ev sahibi devlet tarafından iptal edilen yatırım projelerinin uluslararası yatırım tahkimine taşındığı davalardır. Bu davalarda kamuoyu tepkisinin, yatırımcıların beklentilerine olan etkileri incelenmiş; meşru beklentiler kavramının, topluluk ihtilaf davalarıyla ilgili geçmiş kararlarda nasıl kullanıldığı ve gelecek davalarda nasıl kullanılması gerektiğine yönelik doktrindeki öneriler ele alınmıştır. Üçüncü bölümün son kısmında, ev sahibi devletlerin meşru beklentileri olup olamayacağı yönündeki doktrin ve yargı kararlarındaki tartışmalara değinilmiş, özellikle son yıllarda doktrinde daha çok dile getirilmeye başlanan ev sahibi devletlerin de meşru beklentilerinin olması gerektiği görüşü incelenmiştir. Bu kapsamda öncelikle, mevcut uluslararası yatırım hukuku düzeninde yalnızca yatırımcının meşru beklentilerinin kabul edilmesinin nedenleri üzerinde durulmuş, ardından, ev sahibi devletlerin meşru beklentilerinin kabul edildiği durumlarda, bunun uluslararası yatırım tahkimi kararlarında nasıl temellendirilebileceği incelenmiştir. Çalışmada, uluslararası yatırım tahkimi kararları büyük önem taşımakta ve çalışmanın temeli konumundadır. Uluslararası yatırım tahkimi sisteminde, emsal kararlara uyma zorunluluğu bulunmamasına rağmen önceki yatırım tahkimi kararlarına atıfta bulunmayan yatırım tahkimi kararı neredeyse bulunmamaktadır. Bu doğrultuda meşru beklentiler kavramının, anlam ve sınırlarını belirlemek için kullanılacak en önemli kaynaklar bu konuyla ilgili verilmiş yatırım tahkimi kararları olacaktır. Öncelikle uluslararası yatırım tahkim heyetleri kararlarında, meşru beklentiler kavramının yatırım antlaşması metninde geçmiyor olmasına rağmen değerlendirmelerde bu kavramın kullanılıyor oluşunun temellendirilmesi gerekmektedir. Tahkim heyetlerinin meşru beklentileri değerlendirmesinin temeli olarak yalnızca geçmiş tahkim kararlarına dayanması kabul edilebilir bir temellendirme değildir. Uluslararası yatırım tahkimi kararlarında meşru beklentilerin değerlendirilmesi konusundaki temel sorun, ev sahibi devlet ve yatırımcı özelinde beklentiler ile ilgili bütün koşulların tam olarak değerlendirilmemesidir. Beklentinin, bir meşru beklenti olarak tanımlanması için gereken eşik ve standartların her olay özelinde, olayın ve tarafların durum ile koşulları incelenerek, bir sonuca ulaşılması daha kabul edilebilir kararlar çıkmasına hizmet edecektir. Beklentilerin yalnızca ev sahibi devletin durum ve eylemleri üzerinden değerlendirilip yatırımcının beklentilere etkisinin incelenmemesi eksik bir değerlendirme yapılmasına neden olacaktır. Meşru beklentiler değerlendirilirken, ev sahibi devletin vatandaşlarına karşı yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yok sayarak yapılacak bir değerlendirme, doğal olarak eleştiriler ve itirazlarla karşı karşıya kalacaktır. Özellikle kamu yararı sebebiyle, doğrudan ev sahibi devlet vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını ilgilendiren yatırımlarla ilgili konularda, ev sahibi devlete daha geniş bir hareket alanı verilmelidir. Ev sahibi devletin; çevre hakkı, insan hakları, kültürel miras ve yerli halkların yaşamı gibi konulardaki politika değişikliklerine saygı gösterilmelidir. Meşru beklentiler kavramının, yatırımcıyı korumak amacıyla fırsatçı bir şekilde kullanılması uluslararası yatırım hukukundaki meşruiyet sorunlarını arttıracaktır. Her şeyden önce kavramın yalnızca yatırımcıların çıkarları doğrultusunda işlevsel bir araç olarak kullanılması birçok itirazı beraberinde getirecektir. Meşru beklentiler ilkesinin uluslararası yatırım hukukundaki meşruiyet sorunlarına olumsuz yönde etki etmesini engellemek için, ilkenin kavramsal ve normatif çerçevesinin netleştirilmeye çalışılması büyük fayda sağlayacaktır. Meşru beklentilerin yaratılması, içeriği, kapsamı ve ev sahibi devletin düzenleyici çerçevede değişiklik yapma hakkına olan etkilerinin iyi bir şekilde tanımlanması, kavramın kullanımına yönelik temel itirazları ortadan kaldıracaktır. Son olarak meşru beklentiler kavramının; ev sahibi devletler içinde kabul edilecek şekilde genişletilmesi, ev sahibi devlet ile yatırımcı arasındaki ilişkinin dengelenmesine yardım edecektir. Özellikle son yıllarda imzalanan yatırım antlaşmalarında geçen birçok ifade, ev sahibi devletlerde beklentileri oluşturabilecek niteliktedir. Ancak, ev sahibi devletlerin meşru beklentilerinin olabileceğini sağlamanın en temel yolu, yatırım antlaşmalarında meşru beklentilerin hem yatırımcı hem de ev sahibi devlet için kabul edildiğinin ifade edilmesidir.

Author

Dr. Özgür Ocakhan

How to Cite

Özgür Ocakhan (Yüksek Lisans Tezi). Uluslararası yatırım hukukunda meşru beklentiler, 2021, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University