Web 3.0'da dijital emeğin dönüşümü: Sosyal finans örneği
2023
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Tolga Çevikel
Abstract (TR)
2008 yılında Bitcoin'in ortaya çıkışıyla yaygınlaşan blokzincir teknolojisi, internet ortamında merkeziyetsiz bir şekilde veri kaydı ve değer transferini mümkün kılarak yeni bir internet deneyiminin önünü açmıştır. İnternetin bir sonraki aşamasını ifade eden blokzincir tabanlı Web 3.0, kullanıcıların merkezi kurumlara ve otoritelere ihtiyaç duymadan katıldıkları ağlarda işlem verilerini doğrulamasına ve kaydedebilmesine dayanmaktadır. Bu anlamda Web 3.0 kullanıcı odaklı bir internet deneyimi sağlayarak, kullanıcıların kişisel verileri ve dijital kimlikleri üzerinde hak sahibi olmasına olanak tanır. Bu çalışma Web 2.0'daki dijital gözetim, sansür, kullanıcı verilerinin istismarı, karşılığı ödenmeyen kullanıcı emeği gibi sorunların üstesinden gelmeyi hedefleyen Web 3.0 ağlarının ve platformlarınının iddiasını sorgulayarak blokzincir tabanlı bir internetin avantajlarını ve dezavantajlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada geleneksel medyada izleyicilerin metalaşmasını ifade eden izleyici emeği tartışmasından, yeni medyada karşılığı ödenmeyen kullanıcı emeği tartışmasına uzanan hatta, dijital emeğin Web 3.0'da nasıl dönüştüğü sorgulanmaktadır. Web 2.0'da sosyal medya platformları, arama motorları, ağ tabanlı uygulamalar kullanıcılara ait verileri merkezi sunucularda depolamaktadır ve bu durum kullanıcıların kendi verileri üzerindeki tasarruf hakkının ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Zaman ve mekan kısıtından bağımsız, karşılıklı etkileşime dayalı bir internet deneyimi sunan merkezi ve ticari platformlar, kullanıcıların bilgi alış verişi yapabilecekleri, eğlenebilecekleri, sosyalleşebilecekleri mecraları ücretsiz bir şekilde sunarken, bir yandan platform kullanıcılarına ait kişisel verileri modelleyerek hedefli reklamcılık için kullanmaktadır. Alphabet, Meta, Twitter gibi şirketler, kullanıcıların kişisel verilerini kullanarak enformasyona dayalı bir pazarda kısa bir süre içerisinde tekelleşerek dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri haline gelmiştir. Dijital emek tartışması sözü edilen teknoloji şirketlerine ait kârın büyük oranda karşılığı ödenmeyen kullanıcı emeğinden kaynaklandığını ve dijital alanda kullanıcıların sömürüldüğünü ileri sürmektedir. Blokzincir tabanlı Web 3.0, dijital gözetime, kişisel verilerin istismarına, karşılığı ödenmeyen emeğe yol açan reklama dayalı gelir modelinden farklı olarak, token ekonomisine dayalı bir gelir modeline sahiptir. Tokenlar Web 3.0'da kullanıcıların platformlara ve blokzincir ağlarına yaptıkları katkılar için finansal teşvik sağlarken, aynı zamanda hisse işlevi görerek kullanıcıların platformların karar alma mekanizmalarına katılmasına ve belirli hizmetlere erişmesine olanak tanımaktadır. Blokzincir tabanlı platformlarda merkezi kurumların ve yapıların onayına dayalı güven mekanizmasının yerini katılımcıların mutabakatı, akıllı kontratlar, kodlar, protokoller ve kriptografiye dayalı çözümler almaktadır. Token ekonomisi aynı zamanda programlanabilir bir ekonomik modeli ifade eder; tokenların arzı, dağıtım biçimi, enflasyonu ve kullanım alanları proje geliştiricileri ve kullanıcılar tarafından belirlenmektedir ve bu durum daha eşitlikçi bir gelir paylaşım modeli sunmaktadır. Kullanıcıların ağlara ve projelere sunduğu katkının finansal getiri sağlaması ve karar alma mekanizmalarına katılımının kolaylaşması dijital emek tartışmasını Web 3.0'da tekrar değerlendirmeyi gerektirmektedir. Bu çalışma Web 3.0'da dijital emeğin dönüşümünü blokzincir tabanlı merkeziyetsiz sosyal medyayı ifade eden sosyal finans (SocialFi) uygulamaları üzerinden ele almaktadır. Sosyal finans uygulamalarında kullanıcılar ürettikleri içerikler, sağladıkları etkileşim karşılığında finansal getiri elde etmekte ve platformların yönetiminde söz sahibi olmaktadır. Blokzincir tabanlı sosyal medyalarda kullanıcılara ait kişisel veriler dağıtık bir şekilde kaydedilmekte ve doğrulanmaktadır. Bu durum kullanıcıların kişisel verileri üzerinde tasarruf hakkına sahip olmasına ve dijital gözetimden kaçınmalarını sağlamaktadır. Bu bağlamda sosyal finans uygulamalarında sömürü ilişkisini yeni bir düzlemde ele almak gerekir. Bu çalışma eleştirel ekonomi politik bir perspektifle sosyal finans uygulamalarında sömürü ilişkisini finansal kârın kaynağını sorgulayarak ele almayı önermektedir. Araştırma metin boyunca aşağıdaki sorulara yanıt aramayı amaçlamaktadır: 1- Web 3.0 ile Web 2.0 arasında nasıl bir fark bulunur? 2- Web 2.0 hangi kısıtlıklara sahiptir ve Web 3.0 hangi sorunlara çözüm getirme iddiasını taşır? 3- Web 3.0'ın gelir modeli nedir ve dijital ortamda mülkiyet ilişkilerini nasıl şekillendirir? 4- Web 3.0'da dijital emek ne anlama gelir? 5- Sosyal Finans uygulamaları nasıl işler ve kullanıcıların ürettikleri içerik sonucunda finansal getiri elde ettiği sosyal finans uygulamalarında sömürü ilişkileri nasıl dönüşür? 6- Token ekonomisi ile finans piyasaları arasında nasıl bir ilişki bulunur? 7- Token ekonomisinde elde edilen finansal kârın kaynağı nedir? Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde iletişim ve enformasyon teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte emek ilişkilerinin ve metalaşma süreçlerinin nasıl dönüştüğü eleştirel ekonomi politik perspektifle incelenmekte ve geleneksel medyada izleyici metası kavramsallaştırmasından yeni medyadaki dijital emek süreçlerine uzanan hat takip edilmektedir. Çalışmada ilk olarak 1960'lardan itibaren iletişim ve enformasyon teknolojilerinde ivmelenen gelişmeleri yorumlayan ve enformasyon toplumu kuramcıları başlığından değerlendirilen üç kuramsal yaklaşıma yer verilmektedir. Ardından iletişimin ve medyanın ekonomi politiğine dair kuramsal tartışmayla birlikte, iletişim ve enformasyon teknolojilerindeki gelişmelerin eleştirel ekonomi politik tartışmayla birlikte bütüncül bir şekilde değerlendirilebileceği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda medya ve iletişim alanında metalaşma süreçleri takip edilmekte ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte değişen emek ilişkileri tartışılmaktadır. Dallas Smythe izleyici metası kavramıyla izleyicilere ait zamanın radyo ve televizyon programları tarafından reklamverenlere satıldığını ileri sürmektedir. Bu tartışmanın yeni medyadaki izdüşümü ise dijital emek tartışmasıdır. Christian Fuchs dijital emek tartışmasını iletişim ve enformasyon araçlarının üretimine, çağrı merkezi çalışanlarına, iletişim araçlarının üretiminde kullanılan hammaddelerin üretimine genişleterek maddi üretim süreçlerine ve hizmet sektörüne taşısa da, bu çalışmada dijital emek tartışması sosyal medya platformları çerçevesinde tartışılmaktadır. Çalışmanın devamında sosyal medyada dijital emek tartışmasını daha iyi anlamak için Marksist kuramda emek süreci ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte şekillenen maddi olmayan emek süreçleri incelenmektedir. Bu kavramsal çerçeveyle birlikte Web 1.0 ve Web 2.0 terimleriyle internet platformlarının gelişimi takip edilmekte ve platformların mülkiyet ilişkileri, metalaşma süreçleri ve gelir modelleri incelenmektedir. Web 2.0'ın temel gelir modeli kullanıcı verilerinden hareketle oluşturulan kişiselleştirilmiş reklamlara dayanmaktadır. Bu anlamda dijital ortamda sermaye birikim süreci dijital gözetim kavramıyla birlikte incelenmektedir. Merkezi ve ticari platformlar kullanıcılara ait her türlü etkileşimi verileştirerek modellemekte ve hedefli reklamlara dönüştürmektedir. Kullanıcılar ve platformlar arasında giderek asimetrikleşen güç ilişkileri, platformların kullanıcılar üzerinden kâr elde etmesinin yanı sıra platformların kullanıcılara ait kişisel verileri siyasal amaçlar için istismar etmesine, içerik akışına müdahale ederek kullanıcıları manipüle etmesine, sansüre ve ifade özgürlüğünün engellenmesine neden olabilmektedir. İkinci bölümde Web 3.0'ı oluşturan platformlara ve bu platformların altyapısını oluşturan blokzincir teknolojisine odaklanılmaktadır. İnternetin bir sonraki aşamasını ifade eden blokzincir tabanlı Web 3.0, kullanıcıların merkezi kurumlara ve otoritelere ihtiyaç duymadan katıldıkları ağlarda işlem verilerini doğrulamasına ve kaydedebilmesine dayanmaktadır. Bu anlamda Web 3.0 kullanıcı odaklı bir internet deneyimi sağlayarak, kullanıcıların kişisel verileri ve dijital kimlikleri üzerinde hak sahibi olmasına olanak tanımaktadır. Bu bölümde Web 3.0'ın kısıtlılıklarını ve sunduğu yenilikleri açıklamak için dağıtık defter teknolojisi, konsensüs mekanizmaları, blokzincirde işlemleri doğrulayan ve kayda geçiren düğümler ve madenciler, ölçeklenebilirlik problemleri açıklanmaktadır. Devamında ise Web 3.0'ın gelir modelini oluşturan token ekonomisi, merkeziyetsiz finans, dijital ortamda mülkiyeti tesis eden NFT'ler, merkeziyetsiz uygulamalar ve otonom organizasyonlar, kullanıcıların oyun oynarken finansal gelir elde edebildiği oyun-finans uygulamaları, metaverse ekosistemleri tanıtılmaktadır. Web 3.0 blokzincir gibi yeni bir teknik altyapıya, internet ekonomisine ve platformlara sahiptir. Kulllanıcılar Web 3.0'da işlemlerin geçerliliğini ve doğruluğunu kontrol ederek, projelere ve platformların geliştirilmesine katkı sunarak, toplulukların parçası olarak ve uygulamaların test süreçlerine katkı sunarak gelir elde etmektedir. Bu durum dijital emeğin finansal karşılık bulduğu bir internet deneyimini oluşturmaktadır. Ancak platformların finansal araçlarla şekillendiği blokzincir tabanlı bir internetin çeşitli kısıtlılıkları da bulunmaktadır. Blokzincirin hız, güvenlik, ölçeklenebilirlik gibi teknik kapasitesinin sınırlı olması Web 3.0'ın geniş kitlelere yayılmasının önüne geçebilmektedir. Blokzincirde güvenliğin protokollere, akıllı kontratlara ve kodlara devredilmesi aynı zamanda siber saldırıları beraberinde getirmektedir. Bu durum platform ve kullanıcı fonlarında süregiden bir güvenlik problemi yaratmakta ve kullanıcılar açısından risk bireyselleşmektedir. Bu çalışmanın tartışmaya açtığı bir diğer husus ise finansal piyasalarla korelasyon gösteren token ekonomisinin, internet üzerindeki bilgi alışverişi, sosyalleşme, eğlenme gibi faaliyetleri birer finansal teşebbüse dönüştürme kapasitesidir. Kripto varlıkların ve tokenların yüksek fiyat değişkenliğine sahip olması, kullanıcıları finansal özneye dönüştürebilmekte ve finansal araçları çeşitlendirerek daha geniş bir kitleye yayabilmektedir. Tokenların yüksek fiyat değişkenliğine sahip alınıp satılabilen finansal varlıkları temsil etmesinin yanı sıra, projelerin yönetişiminde oy hakkını temsil eden hisse işlevi görmesi, aynı zamanda platformların yönetişiminde anti demokratik kararların ortaya çıkması tehlikesini de beraberinde getirebilmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde kullanıcıların ürettikleri içerikler üzerinden finansal gelir elde ettiği ve platformların yönetişimine katılabildiği sosyal finans uygulamaları tanıtılmakta ve sosyal medyada finansal karşılık bulan kullanıcı emeğininin sömürü ilişkilerini ve dijital emeği nasıl dönüştürdüğünü sorgulamaktadır. Bu bölümde kullanıcıların ürettikleri içerikler ve sağladıkları etkileşimler sonucunda finansal getiri elde ettiği sosyal finans uygulamalarında finansal teşvik ile içeriklerin niteliği arasındaki ilişki, kullanıcıların motivasyonları, platformların gelir modeli, token ekonomisinin sürdürülebilirliği ve merkeziyetsiz platformlarda ifade özgürlüğü gibi konular ele alınmaktadır. Yapılan çalışmalarda Web 3.0 platformlarında topluluk oluşturma ve bir topluluğun parçası olma motivasyonunun istikrarlı finansal getiri ile birlikte düşünülmesi gerektiği ve bu iki unsurun kullanıcıları sosyal finans uygulamalarına çektiği belirtilmektedir. Bu bölümde tartışılan bir başka husus kullanıcıların finansal getiri elde ettiği blokzincir tabanlı sosyal medyalarda dijital emeğin ne anlama geldiği ve sömürü ilişkilerinin nasıl dönüştüğü sorusudur. Çalışma bu noktada Marksist bir kavramsal çerçeve ile sömürü ilişkilerini finansal kârın kaynağını sorgulayarak açıklama çabasındadır. Finansal kâr dolaşım alanında elde edilen kârı temsil etmektedir ve kapitalist ilişkiler içerisinde özgül bir konumda bulunmaktadır. Bireylerin kullanılabilir sermayesine dayanan bir oluşumda elde edilen kâr sıfır toplamlı bir oyuna tekabül etmektedir. Bu durumda bireyler açısından elde edilen kârın kaynağı zarar eden kullanıcıların kullanılabilir sermayesine dayanmaktadır. Ancak sosyal finans uygulamalarının da dahil olduğu Web 3.0 platformları, başlangıç sermayelerini büyük oranda girişim sermayelerinin ve sigorta fonlarının yatırımlarına borçludur. Bu durumda finansal kâr, gelecekte elde edilecek artı değere ait hakkın devredilmesine dayanmaktadır. Bu durum sömürü ilişkilerini derinleştiren ve katmanlaştıran bir boyuta sahiptir. Çalışmanın son başlığında ise dijital ortamda alternatif arayışlara yer verilmekte ve ticari olmayan merkeziyetsiz platformlar, Wikipedia gibi kullanıcıların kolektif bir şekilde oluşturduğu açık bilgi kaynakları, özgür yazılım hareketi anlatılmaktadır. Bu başlıkta tartışılan bir başka husus Bitcoin ve blokzincir teknolojilerin ardında yatan şifrepunk ve kripto anarşist akımlarıdır. Merkezi kurumlardan ve devletlerden bağımsız özerk alanlar yaratma hedefinde olan bu iki akımdan şifrepunk kültürü, kullanıcıların mahremiyetini ve ifade özgürlüğünü öne çıkarırken, kripto anarşist akım merkezi kurumlardan özerk bir şekilde bireysel katılıma dayanan finansal piyasa hedefini öne çıkarmaktadır. Çalışma Bitcoin ve blokzincir teknolojisinin ardında yatan bu iki fikrin rekabetinde ivmenin piyasa ilişkileri lehine doğru kaydığını ve bir araç olarak blokzincirin finansal ilişkileri daha geniş bir kitleye yayma potansiyeli taşıdığını ileri sürmektedir. Anahtar Kelimeler: Web 3.0, Dijital Emek, Token Ekonomisi, Sosyal Medya, Sosyal Finans, NFT
Author
Dr. Robin Kanat
Institution
How to Cite
Robin Kanat (Yüksek Lisans Tezi). Web 3.0'da dijital emeğin dönüşümü: Sosyal finans örneği, 2023, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
