Master'sOpen Access

Self-consciousness In William Wordsworth's The Prelude

2019
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Yıldız Kılıç

Abstract (TR)

Bu tezin amacı William Wordsworth'ün The Prelude (1850) şiirinde öz-bilinç unsurunu Romantik Dönem şiiri bağlamında incelemektir. Bu çalışmada, Wordsworth'ün şiirini yazdığı atmosferin daha iyi anlaşılması amacıyla 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyıldaki İngiltere Tarım Devrimi, Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi gibi önemli sosyo-politik olaylar ve bu gelişmelerin edebiyat üzerindeki etkisi incelenmektedir. Wordsworth'ün, Samuel Taylor Coleridge ile birlikte İngiltere'de öncüsü olduğu Romantik akım ve özellikleri ele alınır.William Wordsworth'ün, Lirik Balladlar (1801)' a yazdığı önsöz, Romantik akımın İngiltere'deki manifestosu olarak kabul görmektedir. Şair, bu önsözünde şiiri "güçlü duyguların kendiliğinden taşması" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım pek çok yönüyle Romantik Dönem'in şiire bakışını özetlemektedir. Bu anlayışa göre, şiir şaire doğal olarak gelmektedir, dolayısıyla da spontanedir. Bu anlayış şiirin ve dilin fiziksel varlığını reddetmekte, şaire ve şiire tinsel bir misyon yüklemektedir. Yine aynı cümlede, Wordsworth şiirin kaynağını "huzur içinde anımsanan duygular" olarak ifade etmiştir. Şiirin anımsanarak doğması ise spontanlık ve tinsellik iddiası ile çelişmektedir. Bu çalışma şairin bu paradoks ile, okuyucuyu bilinçli bir şekilde şiirsel teoriye dönük düşünmeye davet ettiğini iddia etmektedir. Şiir teorisi spontanlık üzerine kurulu olmasına rağmen öz-bilinci yüksek şiirler yazan Wordsworth'ün, öz-bilince dair öngörüsünün anlaşılmasının günümüz yazarlık anlayışına ışık tutacağı vurgulanmaktadır. Wordsworth, eserlerini nihai ürünün önemli olduğu Neo-klasik dönemin yerini eser sahibinin bilincinin ve bireysel hayal gücünün önemli olduğu Romantik Dönem'e bıraktığı dönemde üretmiş, nesir ve şiirleri ile bu döneme yön vermiş ve kendisinden sonra gelen şairleri kendisine verilen tepkilerle de etkilemiş bir şairdir. Wordsworth, aynı zamanda değişen sanat anlayışının ve gelişen seri üretim imkanlarının telif hakları üzerindeki tartışmaları gerekli kıldığı bir dönemde eserlerini üretmiş ve aktif olarak eser sahibinin ve hatta varislerinin eser üzerindeki haklarıyla ilgili makaleler kaleme almıştır. Telif hakları ile ilgili değerlendirmeleriyle de modern yazarlık anlayışına yön vermiştir. Bu çalışma yazar, eser, dil ve benliğe dair dinamikleri öz-bilinç kavramı ışığında ele alır çünkü Wordsworth kendi dönemi için bir radikal addedilmiş ve eserlerini yoğun eleştiriler altında üretmiştir. Buna karşın şair, sanayileşen ve mekanikleşen dünyada makineleşen insanın kendisinde heyecan, korku, dehşet gibi duygular uyandıran ve çoğu zaman bayağı olan bir edebiyat anlayışı benimsediğini belirtmiş, Shakespeare ve Milton gibi kıymetli yazarların eserlerinin bile göz ardı edildiğinden yakınmıştır. Ancak Wordsworth, şairin görevinin bu anlayışı değiştirmek ve okuyucunun zevkini geliştirmek olduğunu ifade etmiştir. Eserlerini ürettiği ilk yıllarda radikal olarak addedilen şair, son yıllarında ise fikirlerinde ve edebiyatında muhafazkarlaşmakla suçlanmıştır. Wordsworth'ün sıradan insanlara ve sosyal adalete olan inancının doğal olarak onu Fransız İhtilali'nin ideallerini kabul etmeye itmiş olması anlaşılır bir durumdur. Ancak şairin Fransız İhtilali'ni birinci elden yaşaması ve ihtilal kanlı bir hal aldığında ilişki yaşadığı Anette Vallon ve bu ilişkiden olan kızını travmatik bir şekilde terk etmek zorunda kalması ihtilale olan bakış açısını değiştirmiştir. Şair entelektüel ve bireysel anlamda ihtilale ve ihtilalin ideallerine yapılan ihanete dair büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır. The Prelude, şairin bu bağlamda muhafazakarlaşan düşünceleri için de bir savunma olarak ortaya çıkmaktadır. Şairin tüm bu eleştirilere rağmen kendine ve eserine dair sahip olduğu öz-bilinç The Prelude şiirinde ona, şiiri 1798, 1799, 1805 ve 1850 olmak üzere dört versiyonu olacak şekilde sürekli olarak düzenleyerek ve bilinçli bir şiirsel başarısızlık yanılsaması oluşturarak eserinin hem üreticisi, hem okuru hem de eleştirmeni olma imkanı sağlamıştır. Öz-bilincin bir gereği olan kendi ölümünün bilincinde olma problemini de bu şekilde çözümlemeye çalışan şair, eserinin her okuyucunun bilincinde sayısız kere yeniden anlamlandırılmasıyla eserini ve belki de kendisini ölümsüz kılmayı hedeflemiştir. Bu anlamda Wordsworth, öz-bilince dair kategorik yöntemlerin ötesinde bir anlayış geliştirmiştir. Disiplinler arası bir kavram olan öz-bilinç, bu çalışmanın amaçlarına uygun olacak şekilde, natüralist bir temelde ele alınmış olup benliğin varlığını sorgulayan teoriler bu çalışmanın dışında bırakılmıştır. Öz-bilinç kavramı bu çalışmada, bireyin bir birey olduğunun bilincinde olması ve bilinçli olarak özüne dönük düşünebilme yetisi ve bu yetiye dair sahip olduğu bilinç olarak ele alınmıştır. Temel olarak öz-bilinçli bir varlık; tecrübe eden, düşünen, harekete geçen ve bunlara dair bir bilince sahip olan bir varlıktır. Bu çalışma öz-bilinç olgusunu teorik bağlamda ele alır ve özdüşünümsellik, meta-şiir ve öz-bilinçli şiir kavramlarıyla birlikte irdeler. Metinsel özdüşünümsellik, metnin yine metin içinde kendine dönük olarak yazılması anlamına gelmektedir. Meta-şiir, şiir üzerine yazılmış şiir olarak tanımlanırken öz-bilinçli şiir, kendisinin şiir olduğunun bilincinde olan ve okuyucuyu farklı tekniklerle bundan haberdar eden şiir olarak ele alınmıştır. William Wordsworth'ün The Prelude şiiri, şiirin "Bir Şairin Zihninin Gelişimi" olan alt başlığının da ifade ettiği gibi şiir ve şair üzerine bir şiirdir. Şiirin büyük bir kısmı, şairin şiiri neden yazdığı ve bu şiiri yazmak için yeterli şiirsel güce sahip olup olmadığına dair öze dönük şüphe ve inanç arasında gidip gelmektedir. Şiir okuyucuyu kendi yazılma sürecine şahit olmaya davet eden spontane ve samimi bir dille yazıldığı izlenimini verir. Oysaki şairin okuyucunun farkında oluşu, kendi şiirsel kimliğine olan ilgisi ve şiirin yarım asıra yakın bir süre dört farklı versiyonu olacak şekilde sürekli olarak düzenlenmesi, şairin samimiyet ve spontanlık iddiasına gölge düşürmektedir. Bu tekniklerden en belirgin olanı, Wordsworth'ün başyapıtı olarak kabul gören The Prelude şiirinin tüm versiyonlarında var olan ve sıklıkla uygulanan parantez içi açıklamalardır. Bu teknik metnin ve dilin sınırlarını zorlaması yönüyle paratext kavramı ile ele alınmıştır. Wordsworth'ün şiir teorisi ve pratiği arasındaki bu paradoks ve Samuel Taylor Coleridge, Lord Byron, Percy Bysshe Shelley ve John Keats gibi diğer Romantik Dönem şairlerince bu paradoksa verilen yanıtlar Romantik Dönem yazınına yön vermiş ve günümüz yazarlık anlayışını da etkilemiştir. Bu çatışmanın şairin eserinde yazarlığına, şiirsel yeterliliğine ve kabulüne dair kendinden şüphe etme ve kendinden emin olma olarak nasıl yansıdığı da incelenir. Bu amaçlarla kabul endişesi ve etkilenme endişesi teorileri bağlamında şiir ele alınmış ve şiirin yakın okuması yapılmıştır. Şairin kendini ifşa ve kendine güvensizlik şeklinde özüne dönük değerlendirmelerinin kendisi için bilinçli bir şekilde oluşturmaya çalıştığı şair kimliğinin bir parçası olduğu sonucuna varılmıştır. Bu tez, öz-bilinç ışığında incelendiğinde The Prelude şiirinin kendinden şekillendirilmiş bir şair kimliği oluşturmayı amaçlayan öz-bilinçli şiirsel bir çaba olduğu savını tartışır. Bu çalışma öz-bilinç olgusu ışığında Wordsworth'ün benlik ilgisinin, şairin iddia ettiği gibi özgün bir iç değerlendirmeden ya da çağdaşlarınca ilintilendirildiği gibi şiirsel benlikçilikten çok şairin belirgin bir şekilde modern olan yazarlık anlayışının bir gereği olduğu sonucuna varır. Wordsworth'ün öz-bilince dair bu öngörüsü öz-bilinç kavramı ile ilgili tartışmalara katkıda bulunduğu gibi, modern yazarlık anlayışının temeli olan Romantik Dönem yazarlık algısına dair anlayışı da zenginleştirir.

Author

Dr. Siret Koyuncu

How to Cite

Siret Koyuncu (Yüksek Lisans Tezi). Self-consciousness In William Wordsworth's The Prelude, 2019, İstanbul University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University