DoktoraAçık Erişim

Yeni milliyetçi ideoloji olarak ulusalcılık: İzmir örneği üzerinden ulusalcıların duygularının analizi

2024
1 görüntülenme
1 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Hüseyin Özgür Adadağ

Özet (TR)

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) 2002'deki seçim zaferinin ardından, Türk toplumunda dikkate değer ve paradoksal bir değişim ortaya çıktı: Türkiye'nin Batılı yaşam tarzını ve değerlerini benimseyen kesimlerinde, bileşenleri arasında Batı karşıtlığı olan milliyetçi bir ideoloji destek toplayarak yükselişe geçti. Bu olgu, bu ideolojik dönüşümün motivasyonlarına ve duygusal temellerine yönelik eleştirel bir incelemeyi teşvik etmektedir. Bu tez, özellikle Batılılaşmış bir grubun Batılı değerlere temelden karşıt bir ideolojiyi onaylamasına odaklanarak Ulusalcılığın karmaşıklıklarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu tez yeni milliyetçi ideoloji olarak nitelendirdiği ulusalcılık ideolojisini duygu sosyolojisi teorilerinden iktidar-statü teorisi ve kimlik teorisi bağlamında incelemektedir. Çalışmanın araştırma sorusu şu şekilde formüle edilebilir: Türkiye'nin en Batılılaşmış halkı neden ulusalcılık gibi son derece Batı karşıtı bir ideolojiyi destekliyor? Bu temel soru, tarihsel olarak Batılılaşmanın savunucusu olan bireylerin, Batı ilke ve değerlerine temelden karşıt görünen bir ideolojiyle aynı hizada olmalarının ilginç çelişkisini ele alıyor. Bu araştırma sorusuna yanıt verebilmek için şu alt-sorular ele alınmaktadır: Kişilerin iktidar ve statü pozisyonlarındaki değişimler sebebiyle duyguların ortaya çıktığını iddia eden iktidar-statü teorisi araştırma sorusunda yer alan çelişkili ikileme bir açıklama getirebilir mi? Ana sorudan yola çıkan bu araştırma, Batılılaşmış bir grubun ulusalcılığa verdiği desteğin ardındaki motivasyonları anlamak için potansiyel bir çerçeve olarak iktidar-statü teorisinden yararlanmaktadır. Ulusalcılık ideolojisinin ayırt edici karakteristik duyguları nelerdir? Ulusalcılığın duygusal boyutlarını derinlemesine araştıran bu soru, bu yeni milliyetçi ideolojinin biçimlenmesine katkıda bulunan temel duyguları ve psikolojik faktörleri incelemektedir. Batı-AK Parti-ulusalcılar arasındaki iktidar-statü ilişkileri ve kimlik doğrulama süreçleri ulusalcıların karakteristik duygularını ve Batı karşıtı söylemini nasıl etkiliyor? Bu soruyla ulusalcıların duyguları ele alınırken diğer gruplarla aralarındaki etkileşime odaklanılmaktadır. Bu gruplar arasındaki iktidar ve statü değişimleri sebebiyle ortaya çıkan duygular belirlenmekte ve özellikle Batı-ulusalcılar ilişkisinde ulusalcıların kimliklerinin doğrulanmaması durumunda oluşan olumsuz duygular ve başa çıkma stratejileri incelenmektedir. Korumacı yeni milliyetçilik olarak ulusalcılığa verilen desteğin ardındaki motivasyonları anlamak, Türkiye'de gelişen sosyo-politik manzarayı anlamak açısından çok önemlidir. Bu çalışma, Türk toplumunda ortaya çıkan çelişkili gibi görünen olguya ilişkin incelikli bir bakış açısı sunarak siyasi ideolojiler, grup değerleri ve duygusal dinamikler arasındaki karmaşık etkileşime önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın bulguları, yalnızca ulusalcılık dinamiklerine ışık tutmakla kalmayıp aynı zamanda ideolojik dönüşümlerin gerçekleşmesinde duyguların rolü, siyasi bağlılığın psikolojik nedenleri, kimlik, iktidar ve statü arasındaki karmaşık etkileşim hakkındaki daha geniş tartışmalara da katkıda bulunmaktadır. Tezin giriş bölümünde ilk önce görece yeni sayılabilecek olan ulusalcılık literatürü eleştirel bir analize tabii tutulmaktadır. Bu literatür taraması, ulusalcılığın temel ilkelerini derinlemesine incelemeyi, tarihsel köklerinin izini sürmeyi ve ideolojik temellerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Mevcut literatürün kapsamlı bir analizi yoluyla bu inceleme, ulusalcılık ve bunun Türk toplumu ve siyaseti açısından sonuçları konusunda incelikli bir anlayışa katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Tarihsel anlatılara, siyasi gelişmelere ve toplumsal değişimlere dayanan ulusalcılık, Türk kimliğine yönelik algılanan zorluklara (kimlik, laiklik ve egemenlik) bir yanıtı temsil etmektedir. İnceleme, ilk önce 1990'lardaki İslami ve Kürt hareketlerinin etkisine odaklanıp ulusalcılığın yükselişine katkıda bulunan faktörleri belirleyerek tarihsel bağlamın izini sürüyor. Çok önemli bir dönem olan 1990'larda, İslami ve Kürt hareketlerinin görünürlüğünün artmasına tanık olundu ve bu durum Türkiye'nin sosyo-politik manzarasını önemli ölçüde etkiledi. İslami hareketler laik ilkelere meydan okurken, Kürt hareketleri kültürel ve siyasi hakların tanınmasını istedi. Bu hareketler toplumsal kutuplaşmaya katkıda bulunarak ulusal kimlik ve birlik tartışmalarını teşvik etti. Literatürde ulusalcılık, ideolojik çerçevesini şekillendiren dört temel bileşen ile öne çıkmaktadır. İlk olarak, ilkçi laikliğe büyük önem vermekte ve onu yalnızca siyasi bir kavram olarak değil, aynı zamanda Türk kimliğinin asli ve temel unsuru, ülkenin modernliği ve kapsayıcılığı için hayati önem taşıyan bir unsur olarak görmektedir. İkincisi, Atatürk'ün etnik ve dini ayrımlardan arındırılmış birleşik bir Türkiye vizyonuyla yakından uyumlu olan ulusal birliğe sarsılmaz bir şekilde bağlılıktır. Bu ilke, toprak bütünlüğünün korunmasını ve tutarlı bir ulusal kimliğin geliştirilmesini vurgulamaktadır. Ayrıca ulusalcılık, militarist vatanseverliği yüceltmekte, orduyu ulusal güvenlik ve çıkarları koruyan, güç ve dayanıklılığı simgeleyen çok önemli bir kurum olarak görmektedir. Son olarak ulusalcı ideoloji, algılanan emperyalist hırsları reddeden ve özerkliğin artırılmasını savunan, Türkiye'nin kendine özgü kimliğinin ateşli bir iddiasını ve dış etkilere karşı kararlı bir direnişini yansıtan, boyun eğmez bir Batı karşıtı duruşu benimsemektedir. Özellikle literatürdeki bu Batı-karşıtlığı vurgusu ulusalcılık çalışmalarının hemen hemen hepsinde dile getirilmekte ve en önemli bileşeni olarak vurgulanmaktadır. Bu tezde özellikle ulusalcılığın Batı-karşıtlığı üzerinde durulmakta ve literatürden farklı olarak bu Batı-karşıtlığının ulusalcı ideolojinin temelinde olmasından çok Batı-AK Parti-ulusalcılar etkileşiminde koşullara bağlı olarak ortaya çıktığının hipotezi öne sürülmektedir. Tezin giriş bölümünde ayrıca bu tezin metodu açıklanmaktadır. Ulusalcıların duygularının saptanması ve bu duyguların ulusalcılık ideolojisine etkilerinin belirlenmesi, böylelikle ulusalcılığın temel ilkelerinden kabul edilen Batı karşıtlığının daha iyi anlaşılabilmesi için gerçekleştirilen bu araştırmada niteliksel araştırma yaklaşımları birlikte kullanılarak karma bir yöntemden yararlanılmıştır. Duygu temelli söylem analizi, içerik analizi ve tematik analiz yöntemleri birleştirilerek ulusalcılarla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla toplanan verilerdeki söylemsel yapıların, içerik kalıplarının ve tematik öğelerin kapsamlı bir şekilde anlaşılması amaçlanmıştır. Bu yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen metin verilerinin analizini kolaylaştırmak amacıyla nitel bir veri analiz yazılımı olan MAXQDA kullanılmıştır. Birinci bölümde bu tezde kullanılan duygu sosyolojisi teorilerini daha iyi anlayabilmek için bu tezin çalışma alanlarından biri olan duygu çalışmaları literatürü incelenmektedir. İlk olarak Batı siyasal, sosyal, felsefi ve bilim düşüncesinde duygu ve akıl ikililiği üzerinden kurulan antagonist ilişki sorgulanmakta, sınıflandırılmakta ve farklı alanlarda gerçekleştirilen duygu çalışmalarının bu ikililiğin aşılmasına yönelik katkıları ortaya konulmaktadır. Sonrasında duygu literatürünün gelişim süreci kısaca özetlenmekte, önemli çalışmalara ve çalışma alanlarına değinilmektedir. Ardından duygu sosyolojisi teorilerinin genel bir betimlemesi yapıldıktan sonra bu çalışmada yararlanan iktidar-statü teorisi ve kimlik teorisi detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. İkinci bölümde yeni milliyetçilik ve duygular arasındaki ilişki anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda öncelikle yeni milliyetçilik kavramının milliyetçik literatüründe nasıl incelendiği, başka hangi kavramsallaştırmaların kullanıldığı ve yeni milliyetçiliğin karakteristik özellikleri üzerinde durulmakta ardından da yeni milliyetçiliğin, eski milliyetçilikten farklılaşan özellikleri, koşulları ve bileşenleri açıklanmaktadır. Yeni milliyetçilik kavramının çerçevesi belirlendikten sonra milliyetçilik ile duygular arasındaki ilişkinin ele alınmasından önce bu tezde millet ve milliyetçilik kavramlarının hangi tanımlar üzerinden değerlendirdiği belirtilmektedir. Buna göre milliyetçilik ile duygular arasındaki ilişkiyi kavramak için ikili bir yol izlenmektedir. Bir taraftan duygu sosyoloji çalışmalarında milliyetçiliğin nasıl incelendiğine odaklanılırken diğer taraftan da milliyetçilik kuramlarında duygu çalışmalarının nasıl konumlandığı saptanmaktadır. Son olarak bu bölümde yeni milliyetçi ideolojilerin bir sınıflandırılması gerçekleştirilip bu ideolojiler ayrılıkçı yeni milliyetçilik ve korumacı yeni milliyetçilik olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Literatürde geniş bir şekilde incelenen korumacı yeni milliyetçilik ise tehdit algısının ulus devlet içinden veya dışından gelmesi bağlamında iki alt kısma ayrılmaktadır. Ulusalcılık literatüründe ulusalcılığın karakteristik özellikleri düşünüldüğünde bu ideoloji dış tehdide karşı korumacı milliyetçilik olarak kabul edilebilir. Sonuç bölümünde bu iddia sorunsallaştırılmakta ve tekrar değerlendirilmektedir. Bu tezin üçüncü bölümü, derinlemesine görüşmelerin kapsamlı bir incelemesinin yapıldığı analitik aşamayı oluşturmaktadır. Duygu sosyolojisindeki iktidar-statü ve kimlik teorileri temel alınarak ulusalcılar ile AK Parti ve Batı ilişkisinde iktidar ve statü değişimleri ve kimlik doğrulanma/doğrulanmama durumlarında ortaya çıkan duygular incelenmektedir. Özellikle kimlik doğrulanmama durumunda ulusalcıların hissettikleri olumsuz duygular ile başa çıkmak için hangi stratejileri geliştirdikleri ve bu stratejilerin ulusalcılık ideolojisinin bir birleşeni olarak kabul edilen Batı karşıtı söylemi üzerindeki etkisi analiz edilmektedir. Bu analizin yanı sıra ulusalcıların yirmi yıllık AK Parti iktidarı sırasında hangi duyguları yoğun olarak hissettikleri ve bu duyguların onların ideolojilerinin oluşumuna nasıl etkilerde bulunduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır. Üstelik bu analiz, AK Parti'nin yirmi yıllık iktidarı boyunca ulusalcıların yaşadığı duygu yelpazesini ortaya çıkarmaya ve bu duyguların ideolojik duruşlarının evrimi üzerindeki derin etkisini tasvir etmeye çalışmaktadır. Bu bölümdeki ilk açıklamalar, görüşülen kişilerin özelliklerini ve görüşmeler için bu spesifik grubun seçilmesinin ardındaki mantığı özetlemektedir. Ayrıca ulusalcıların kendi yaklaşımları ile ulusalcılığı nasıl kavramsallaştırdıkları ve bu algılayışlarındaki karmaşık nüanslar anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu süreçte ulusalcıların çoğunlukla milliyetçilik ile farklılıkları üzerinden ulusalcılığı tanımladıkları saptanmıştır. Sonraki analiz kısımları iki alt gruba ayrılmaktadır. Öncelikle AK Parti iktidarındaki 20 yıllık görev süresi boyunca ulusalcıların yaşadığı duyguları ortaya çıkarmak için titiz bir araştırma yapılmaktadır. Bu duygular, sosyal ve politik çevre içindeki ilgili grupların iktidar-statü konumlarındaki değişimlerin merceğinden incelemeye tabi tutulur. Görüşmecilerin ifade ettikleri duyguların yanı sıra, görüşmeler sırasındaki mimikleri, vücut hareketleri, vurguları ve tonlamaları da analize dahil edilmektedir. Analiz sonucunda ulusalcıların en sık hissettikleri duyguların öfke, üzüntü, aşağılama, endişe, korku, hayal kırıklığı, umutsuzluk ve gurur olduğu tespit edilmektedir. Duygular tek tek ele alınmamakta duygular ile ulusalcıların anlatılarındaki bağlam birleştirilerek bölümlendirme gerçekleştirilmektedir. Her bölümde ön plana çıkan duygu başlığa taşınmaktadır. İkinci olarak bu bölüm, ulusalcılık literatüründe bu ideolojinin temel belirleyicilerinden biri olduğu iddia edilen Batı karşıtı söylemin rolünü, bu spesifik çerçeve içerisinde eleştirel bir şekilde ele almaktadır. Ulusalcılar, AK Parti ve Batı arasındaki etkileşim, Batı karşıtı söylemini etkileyen karmaşık dinamikleri ortaya çıkarmak için analiz edilmektedir. Kimlik teorisinden yararlanılan analiz, ulusalcıların, özellikle yukarıda bahsedilen üçlü ilişki bağlamında, kendilerine atfettikleri kimliklerin olası onaylanmama durumlarından kaynaklanan olumsuz duyguları yönlendirmek için kullandıkları başa çıkma stratejilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu çok yönlü yaklaşım, ulusalcı ideolojinin duygusal temellerine dair değerli içgörüler sunmayı ve ulusalcıların bakış açılarını ve tepkilerini şekillendiren iktidar ve statü değişimleri ile kimlik doğrulanmaması arasındaki karmaşık etkileşime ışık tutmayı vaat etmektedir. Bu bölüme dair görüşme soruları belirlenirken çeşitli stratejiler kullanılmaktadır. Görüşmecilerin öncelikle Batı hakkındaki genel fikirleri sorulmuş ardından AK Parti'nin iktidara gelme süreci ve iktidarı sırasındaki deneyimlerine ve duygularına odaklanılmıştır. Bu ikinci tür sorular arasında Batı ve AK Parti ilişkisi, Batı ve ulusalcılar ilişkisi tekrar sorgulanmıştır. Bu iki farklı zamanda ulusalcıların Batı hakkındaki söylemlerindeki benzerlikler ve farklılıklar analizin temelini oluşturmaktadır. Sonuç bölümünde analizden elde edilen ulusalcıların duyguları ile başa çıkma stratejilerinin ulusalcılık ideolojisini nasıl etkilediği üzerinden ulusalcılığın yeni milliyetçilik olarak nasıl değerlendirmesi gerektiği saptanmaktadır. Ulusalcılık literatüründeki yaklaşımların aksine ulusalcılık, dış tehdide karşı değil, iç tehdide karşı korumacı yeni milliyetçilik olarak konumlanmaktadır. Ulusalcıların temel tehdit algısı AK Parti iktidarı üzerine odaklanmaktadır. Korumacı yeni milliyetçiliğin bileşenlerinden biri olan popülist söylem, ulusalcıların 'halk'a karşı yoğun olarak hissettikleri aşağılama duygusunun ideolojiye şeklini vermesi sebebiyle ulusalcılıkta baskın bir şekilde gözlemlenmemektedir. Popülist söylemin üzerine bina olduğu mağduriyet duygusu ulusalcılar tarafından sıklıkla hissedilmekle birlikte ulusalcıların kendilerini kültürel olarak halktan ve AK Parti'den üstün görmeleri, popülist söylemin güçlü bir şekilde ortaya çıkmasını engellemektedir. Diğer bir önemli saptama da ulusalcılık ideolojisinin Batı karşıtı özelliği ile ilgilidir. Ulusalcıların Batı karşıtı söylemleri AK Parti ve Batı arasındaki ilişkinin olumlu olduğu, Batılı elitlerin AK Parti'ye ve onun destekçilerine ulusalcılardan daha fazla statü atfettiği bağlamlarda öbekleşmektedir. Bu bağlam dışında Batı ve Batılı değerler hakkında Kemalist ideolojinin olumlu yaklaşımını benimsemektedirler. Dolayısıyla dış tehdit ulusalcılık için temel tehdit olmaktan çok koşullu bir durumdur. Ulusalcıların tehdit algısı kendilerinden kültürel olarak aşağı statüde gördükleri, buna rağmen üzerlerinde iktidar uygulama gücüne sahip olan ve sürekli bir şekilde seçim yenilgileri ve kurumsal, politik, sosyal, ekonomik kayıplara uğramalarının sebebi olarak algıladıkları AK Parti'ye ve destekçilerine yönelmektedir. Bu bağlamda ulusalcılık dış tehdide karşı yeni milliyetçilik olarak nitelendirilmekten çok iç tehdide karşı yeni milliyetçilik olarak düşünülebilir. Fakat bu iki tür yeni milliyetçiliğin birbirini dışladığı düşünülmemelidir.

Yazar

Dr. Günce Sabah Eryılmaz Erdamar

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Günce Sabah Eryılmaz Erdamar (Doktora Tezi). Yeni milliyetçi ideoloji olarak ulusalcılık: İzmir örneği üzerinden ulusalcıların duygularının analizi, 2024, Galatasaray University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Galatasaray University tezlerinden daha fazlası