Yeni türk sinemasında aile konulu filmlerde itaatkâr özne inşası
Bu tez size mi ait?
Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.
Özet (TR)
Özneyi yorumlamaya, öznenin mahiyetine, onu kuran yapılara, onu inşa eden dinamiklere ilişkin akıl yürütme, nesnesi insan olan modernite öncesi çoğu düşünce okulunun ve modernitenin kurduğu bilimsel disiplinlerin merkezi meselesini oluşturmuş ve düşünce tarihi kadar eski olan bu sorunsalın çevresinde koca bir arşiv birikmiştir. Öznenin verili bir öz mü yoksa inşa edilen bir form mu olduğuna ve onu inşa eden dinamiklere ilişkin bu arşiv kapsayıcı iki kampta kümelenir. Özneyi tamamıyla bütün ve bağımsız bir varlık olarak anlama fikri, rasyonel aklı düşüncesinin merkezine yerleştiren Aydınlanma projesiyle özdeşleştirilirken, 20. yüzyıl düşünürleri, sosyal kuramcıları ve kültürel çalışmalar alanındaki kuramcıların tamamı özneyi bir inşa olarak ele alır. Öznenin bir inşa olduğu tezini ileri süren ve 20. yüzyılın sonlarına doğru egemen olan iki öznellik projesinden birisi içsel süreçlere vurgu yapan psikanaliz ve diğeri ise iktidar ilişkilerine, söylemsel formasyonlara ve kurumsal pratiklere odaklanan Foucault'nun öznellik projesidir. Foucault'cu perspektifte kişi, bir takım inanış, arzulama, hissetme, eyleme, davranma biçimlerinden oluşan deneyim alanlarının özne pozisyonuna kendisini yerleştirdiğinde belirli bir formda özneleşmiş olur. Ona göre öznel deneyimin inşası süreci söylemsel pratikler, söylemsel olmayan pratikler ve etik aks olmak üzere üç formasyondan oluşur. Foucault etiği kişinin kendiliğiyle kurduğu bilinç ilişkisi olarak ifade eder. Diğer bir deyişle, söylemsel olan formasyonlar ve söylemsel olmayan pratiklerin sınırlarını çizdiği deneyim alanlarında kişi kendiliğiyle ilişki kurduğunda özneleştirilmiş olur. Bu, sosyal süreçler tarafından belirlenen edilgen bir öznelliği ima eder. Fakat Foucault'ya göre insan, öznelliğini inşa eden süreçlere ve kendisine son iki yüzyıldır dayatılan özne pozisyonlarına direnebilir. Bu ise eleştirel tavır gerektiren, sürekli bilinçli bir çabayı ve kendilik tekniklerini içeren, adına kendilik kültivasyonu dediği pratiklerle ve etik hayat tasarımıyla mümkündür. Ona göre etik ahlaki kodlar veya kurumsal buyruklar değil, kendilik inşa etme yoluyla ulaşılan özgürlüktür. Foucault'nun projesi, işte bu özgürleştirici tavrı nedeniyle tezimin kuramsal yaklaşımının merkezinde konumlandı. Öznel deneyimin inşası yoluyla öznelliğin inşası ilk başta aile kurumunda gerçekleştiği için, aile içerisinde çalışan iktidar teknolojilerinin ve boyun eğdirme stratejilerinin neler olabileceği, bu yollarla itaatkârlığın ilk başta ailede nasıl inşa edilebileceği tezimin araştırma nesnesi oldu. Ailenin, özellikle filmlerdeki ailenin itaatkâr özne üretme makineleri oldukları tezini ileri sürdüm ve bu makinenin teknolojisini ortaya koymaya çalıştım. Öznellik inşasını Foucault'cu kuramla açıkladığım için, kuram yöntem bakımından bana yardımcı oldu ve analizimde Foucault'cu söylem analizi yöntemini kullandım. Foucault'cu söylem analizi, verili söylemleri önce teşhis etmeyi, ardından bu söylemleri meydana getiren iktidar mekanizmalarını ve pratiklerini ortaya çıkarmayı ve bütün bunların inşa ettiği hakikatlerin ve her türden verili genel kabullerin tarihsel kurgu olduklarının anlaşılması süreçlerini kapsar. Bu açıdan yöntem ailede itaatkâr öznelliğin ne tür dinamiklerle inşa edildiğini ortaya koyabilmem için en uygun yöntemdi. Yeni Türk Sanat Sinemasında 1996-2018 yılları arasında ulusal ve uluslararası büyük festivallerde ödül alan ve tezin araştırma evrenini oluşturan toplamda yüz yirmi film arasından, anlatısının merkezine aileyi konumlandıran on bir adet film tezimin örneklemi oldu. Bu filmlerde disiplin teknolojilerini ve itaatkâr öznellik inşası süreçlerini analiz ettim. Filmlerde ataerkil aile ve modern aile olmak üzere iki tür aile formu ortaya çıktı. Ataerkil ailede iktidar baba figüründe bedenleniyor, modern ailede ise iktidar merkezini kaybediyordu. Aile içinde bedene uygulanan fiziki şiddetten, psişeye uygulanan rıza üretmeye kadar değişen düzeylerde disiplin tekniklerinin çalıştığı, disipline edilmemiş olan öznelerin cezalandırılarak ahlaki normların korunduğu ortaya çıktı. Filmlerde birkaç istisna hariç, bütün bu süreçlere direnişin ya kriminal alanda veya psikiyatrik alanda gerçekleştiğini, dolayısıyla egemene direnişin imkânsızlığının kurulduğunu gördüm. Filmlerin tamamının aileyi altı tarafı duvarla çevirili bir 'azap küpü' olarak kuran; sıkıntılar, sorunlar, cezalandırmalar, tahakküm, şiddet, aşağılamalar ve cinayetlerin mekânı olarak kuran söylemler inşa ettiği ortaya çıktı. Bu bulgulardan hareketle çalışmamın sonucunda, filmlerdeki ailenin itaatkâr özne üreten bir makine gibi çalıştığını; bütün o boyun eğdirme ve disiplin teknolojileri yoluyla itaatkâr özneler ürettiğini; üstelik bu yönüyle aile filmlerinin baskın olanı eleştirerek özneyi güçlendirmek yerine özneyi zayıflattığını ortaya koydum.
Yazar
Serdar Gezer
Kurum
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Serdar Gezer (Doktora Tezi). Yeni türk sinemasında aile konulu filmlerde itaatkâr özne inşası, 2019, Ege University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Ege University tezlerinden daha fazlası
- Increasing the fertilization yield of trout eggs(2013)
- Nazogastrik tüpün doğru yerleştirilmesinde kolorimetrik kapnometrinin etkinliğinin incelenmesi(2015)
- Astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililiklerinin yaşam kalitesine etkisi(2015)
- Kent ortamında iki âşık: Maksut Koca ve Nevruz Ali Çiçek(2015)
- Konjenital kalp cerrahisinde risk skorlarına göre kan kullanımı standardizasyonu(2015)
- Değişik mikroliflerin çimento harçlarının bazı mekanik ve durabilite özeliklerine etkisi(2015)