DoctorateOpen Access

Yunan hikâyelerinde kadın ve ulusal kimliğin üretimi (1880-1922)

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Damla Demirözü

Abstract (TR)

19. yüzyıl başında ulus devlet olarak kurulan Yunanistan, ulusal kimliğini iki ayrı geçmiş üzerinden tanımlıyordu: Antik Hellen ve Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu. Bu iki önemli kimlik kodu, 19. yüzyılın ikinci yarısında resmi düzeyde bir araya gelerek Yunan ulusal kimliğinin ana yapı taşlarını oluşturmuştur. Ulusçu tarih anlatısının bir sonucu olarak zaman içinde "devamlılık" yaratma çabası, önce Doğu Roma İmparatorluğu'nu bir Yunan Ortaçağına dönüştürmüş, devamında yaşanan Osmanlı İmparatorluğu'nu ise "400 yıllık kölelik" şeklinde tanımlamıştır. Özgürlük-kölelik ikilemi Yunan resmi ulusal anlatısının ana motifini oluşturur. Buna göre, kadın olarak cinsiyetlendirilen vatan, Doğu Roma İmparatorluğu'nun son yıllarında giderek artan yozlaşma sonucu Tanrı tarafından cezalandırılarak Osmanlı İmparatorluğu'nda "köle" haline getirilmiştir. "Günah" işleyen ve bunun sonucunda boyunduruk altına alınan kadın, Hellas, erkek kahramanlar tarafından özgürleştirilerek "doğru yola getirilir" ve "kurtarılır". Böylece geçmişin "saf ve şanlı" günleri yeniden kazanılır. Bu çalışmada 19. yüzyıl Yunan düşünce hayatına yön vermiş beş düşün adamı olan Georgios Viziinos, Aleksandros Papadiamandis, Andreas Karkavitsas, Giannis Psiharis ve Hristos Hristovasilis'in 1880-1922 yılları arası yayımlanmış hikâyelerinde ulusal kimliğin ve kadının nasıl kurgulandığını araştırdık. Beş bölümden oluşan tezin ilk bölümünü "ulus" ve "ulusçuluk" kavramlarına ve bu alanda üretilmiş teorilere ayırdık. Tezin ikinci bölümünde Çağdaş Yunan Aydınlanmasını kısaca özetledikten sonra Yunanistan'ın ulusal devlet olarak tanındığı 1830 yılından 1880 yılına dek nasıl bir kimlik kurgusuna girişildiğini anlattık. Bu bağlamda Yunan resmi tarih anlatısını ve bu anlatı içinde yer alan "öteki"yi ve kadını ele aldık. Üçüncü bölümde, 1880 sonrası ulusal kimliğin yeniden tanımlanışını, dönemin konjonktürüne uygun olarak nasıl yeniden üretildiğini ve edebiyata ne şekilde yansıdığını inceledik. Bu bağlamda, dört alt başlık altında tarihi-edebi gelişmeleri sunduk. İlk olarak dönemin siyasi olaylarına kısaca değinip Yunan entelektüel yaşamının ve ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan dil sorununun, 1880'lerde nasıl yeniden gündeme geldiğini açıkladık. Sonrasında, özellikle Yunan hikâyeciliğini tanımlayan İthografia terimini ayrı bir başlık altında anlattık. Dördüncü bölümde, bu tezin ana inceleme konusunu oluşturan beş yazarın hikâyelerinde, ulusal kimliğin ve yerli/ulusal kadının nasıl üretildiğini; "öteki"nin kadınına nasıl bir bakış açısı geliştirildiğini; 19. yüzyıl söylemine uygun olarak "kadınlık" ve "erkeklik" kavramlarının hangi kriterler üzerinden tanımlandığını örneklerle tartıştık. Bu doğrultuda ele aldığımız hikâyelerin beş temel algı karşısındaki tutumlarını tespit ettik: kadın, "öteki", zaman, din ve mekân. Beşinci ve son bölümde ise, tüm bu incelemeler ışığında ortaya çıkan sonuçları değerlendirdik. İncelenen toplam 281 hikâyede genel olarak ulaştığımız sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Yazarlar din, dil, zamanda "devamlılık" gibi ulusal kimlik unsurlarını farklı oranda kullanmışlardır. Örneğin, Antik Hellen'in kullanımı Karkavitsas'ta çok düşükken, Psiharis'te çok yüksek, Hristovasilis'te ise Bizans ile eşit orandadır. Olumsuz "öteki" imajı ise bütün bu eserlerde gözlemlenen ortak paydadır. 1880-1910 yılları arası Makedonya "sorunu" çerçevesinde özellikle Bulgar ulusçuluğu ile ciddi bir çatışma söz konusuydu. Buna rağmen hikâyelerde Bulgar'a çok az yer verilmiştir. Değinilen Bulgarların tümünün "olumsuz" imaja sahip olması da kayda değer bir diğer ilginç bulgu olarak karşımıza çıkıyor. Sıradan halk arasında mutlak "iyi" ve mutlak "kötü" karakterlere rastlanılmazken, Osmanlı İmparatorluğu'nun temsili sultanın ve emrinde çalışan Arap, Arnavut/Arvanit gibi Müslüman yöneticilerin mutlak "kötü" şeklinde sunulduğu gözlemlenmiştir. Her ne kadar Osmanlı/Türk, diğer etnik unsurlara göre daha olumsuz algılansa da bu durum, halk arasından sıradan bir karaktere indirgenmez. Olumsuz algı, çoğunlukla Osmanlı yönetimine yöneliktir. Osmanlı/Türk'ün yanında yerli yabancı tüm kadınların da ötekileştirildiği görülür. İncelenen hikâyelerde kadının, Yunan resmi tarih anlatısının ulusal "öteki" olarak kabul ettiği Osmanlı/Türk'ten bile daha olumsuz algılandığı tespit edilmiştir.

Author

Dr. Aslı Çete

How to Cite

Aslı Çete (Doktora Tezi). Yunan hikâyelerinde kadın ve ulusal kimliğin üretimi (1880-1922), 2020, İstanbul University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from İstanbul University