Afyon Kocatepe University
Discipline

Public Finance

Afyon Kocatepe University

632

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Orta gelir grubu gelir dağılımı dengesizliğinin hesaplanması: Afyonkarahisar örneği

İktisatta, gelir dağılımı bir ülkede toplam GSYH'nin insanlar ve üretim faktörleri arasında nasıl dağıldığını gösterir. Gelir dağılımı çalışmalarında toplam nüfus beş eşit gruba ayrılmaktadır. Ancak en yoksul %20 ile en zengin %20'nin toplam nüfus içindeki yerinin az olduğu bilinmektedir. Ortada yer alan grubun toplam nüfus içindeki payının ise göreli olarak fazla olduğu bilinmektedir. Orta gelir grubunun kendi içindeki gelir dağılımı eşitsizliğinin hesaplanması bu tezin temel amacıdır. Eğer orta gelir grubunun kendi içindeki gelir dağılımı eşitsizliği tüm ülkenin gelir dağılımı eşitsizliğinden önemli bir şekilde farklılık arz ediyor ise bunun takip edilmesi önemlidir. Bu çalışmada orta gelir grubunun kendi içindeki gelir dağılımının hesaplanması için iki veri setinden yararlanılmıştır. Afyonkarahisar il merkezinde yapılan anket bulgularına göre, en yoksul ve en zengin grubun ortasında kalan grubun Gini katsayısı 0,27 bulunmuştur. TÜİK verileri kullanılarak aynı grup için Gini katsayısı 0,17 bulunmuştur. Bulgular orta gelir grubunun kendi içindeki gelir dağılımı eşitsizliğinin toplam gelir dağılımı eşitsizliğinden önemli bir şekilde az olduğunu göstermektedir.

AfyonkarahisarGelir dağılımı
Recep Kolukısa
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi denetiminde etkinlik sorunu: Avrupa Birliği ve OECD üyesi devletler bağlamında bir inceleme

Kamu hizmetlerinin temel finansman kaynağı olması vergileri diğer kamu gelirlerinden daha önemli hale getirmektedir. Buna bağlı olarak vergi gelirlerinin doğru ve zamanında tahsil edilmesi gerekir. Vergi denetimi, mükelleflerin devleti kayba uğrattığı vergi gelirinin tespitini ve denetim sonucunda mükelleflere uygulanan yaptırımlar ile vergi mevzuatına göre yükümlüklerini yerine getirmeyen mükelleflerin kanunlara uygun davranmasını sağlamaktadır. Vergi denetimi ne kadar etkin olursa vergi sistemi de o derece başarılı olacaktır. Vergi denetime etkinlik ise vergi toplama maliyetinin minimalize edilmesi ile birlikte kaliteli bir hizmet sunumunun da sağlanmasını gerektirmektedir. Vergi denetiminde etkinliğin tam olarak ölçülmesi mümkün olmasa da bu amaçla bazı parametrelerden yararlanılmaktadır. Bunlardan denetim oranı, vergi toplama maliyeti ve denetimde etkinliğin bir sonucu olarak kayı dışı ekonomi parametreleri dikkate alındığında, 2012-2017 yıllarında arasında vergi denetiminin en etkin olduğu yılın 2013 yılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Vergi denetiminin etkinliğinde etkili olan temel faktörleri idari yapılanma, denetim elemanlarının sayısı, otomasyon kullanımı, vergi cezalarının caydırıcılığı, uzlaşma müessesesi, vergi afları ve vergi ahlâkı şeklinde özetlemek mümkündür. Vergi denetiminde etkinliğin belirleyicileri sadece bu faktörlerden meydana gelmemektedir. Söz konusu faktörler literatürde ortak kabul gören faktörleri ifade etmektedir. OECD ve diğer çeşitli uluslararası kuruşlardan temin edilebilen bilgiler yardımı vasıtasıyla bu çalışmada bazı ülkeler ile Türkiye'de vergi denetimindeki etkinlik karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Denetimi, Etkinlik, Avrupa Birliği, OECD.

Avrupa BirliğiDenetimEtkinlik+4
Neslihan Karakuş Büyükben
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yenilenebilir enerji piyasında uygulanan teşviklerin yatırımcılar açısından değerlendirilmesi

Yenilenebilir enerji kaynakları doğada sürekli bulunan ve fosil enerji kaynakları gibi tükenme riski bulunmayan enerji kaynaklarıdır. Bu kaynakların kullanımının arttırılması ülkeleri hem enerjide dışa bağımlılıktan kurtaracak hem de ülke ekonomilerinde enerji ithalatından kaynaklı oluşan cari açığın önüne geçecektir. Ayrıca temiz enerji olarak da tanımlanan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı küresel ısınma, iklim değişiklikleri gibi sorunların önüne geçilmesinde en önemli etkenlerden birisidir. Bu çerçevede Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması için 2005 yılında ilk yasal düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Yapılan yasal düzenlemelerin amacı özellikle yenilenebilir enerji piyasasına yatırımcı çekmek ve dolayısıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmaktır. 2011 yılında "Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM)" uygulanmaya başlanmış, YEKDEM' in yanı sıra Ekonomi Bakanlığı Yatırım Teşvik Sistemi ve çeşitli destek unsurları izleyen yıllarda uygulanmaya konmuştur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yenilenebilir enerji piyasasındaki yatırımcıların yapılan bu yasal düzenlemeleri ve teşvik sistemindeki işleyişi nasıl değerlendirdiklerini tespit etmek ve daha başarılı bir teşvik sisteminin nasıl oluşturulacağı konusunda yatırımcılardan görüş almaktır. Araştırma yöntemi olarak birincil verilerden anket yöntemi kullanılmıştır. Türkiye'deki yenilenebilir enerji yatırımcılarından seçilen örnekleme yapılan uygulama ile elde edilen ampirik bulgular doğrultusunda; yatırımcıların yenilenebilir enerji mevzuatında yapılan değişiklikleri risk faktörü olarak gördükleri, özellikle mali teşvik unsurlarında iyileştirme bekledikleri ve piyasada kalıcı olmayı sağlayacak düzenlemelerin arttırılmasını bekledikleri tespit edilmiştir

EnerjiEnerji piyasasıTeşvikler+3
Senem Koç
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ili Simav ilçesinde kapatılan belde belediyelerinin optimal yerel yönetim büyüklüğü açısından değerlendirilmesi

Yerel yönetimler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli hizmetleri yerine getirmektedir. Bu hizmetlerin etkin bir şekilde sunulması için optimal büyüklüğe sahip olup olmadığı önem arz etmektedir. Ülkemizde özellikle son yıllarda gerçekleştirilen yasal düzenlemeler ile birlikte belediye kurulma kriterlerinde önemli değişikler yapılmış ve küçük belediyeler kapatılarak belediye sayıları azaltılmıştır. Belediye kurulması için 5393 sayılı yasa ile, nüfus kriteri 2000'den 5000'e yükseltilmiş olmasına rağmen aynı kanunda zikredilen 2000 nüfusun altındaki beldelerin köye dönüştürülmesi hususu 6360 sayılı kanunun yayımlanmasına, 30 Mart 2014 yerel yönetimler seçimlerine kadar uygulanamamıştır. Kanunda 559 belde belediyesinin 30 Mart 2014 seçimleri ile birlikte köye dönüşeceği belirtilmiştir. Aynı listede en çok (18) beldesi köye dönüşen ilçe olarak Kütahya'nın Simav ilçesi karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızın evreninin köye dönüştürülen 559 belde belediyesi oluştururken örneklemimiz ise Simav'da köye dönüşen 18 belde oluşturmaktadır. Çalışmamızda Nitel veri toplama tekniği olan odak grup görüşmesi faydalanılmıştır. Odak grup görüşmelerinde, Simav'da kapanan belde belediyelerinin başkanları ile iki grup halinde görüşme gerçekleştirilmiştir. Odak grup görüşmelerinde, belediye başkanlarına 6360 sayılı kanun sonucu belediyelerinin köye dönüşmesi, belediye tüzel kişiliklerini kaybetmesi, sonucuyla alakalı görüşleri ve bundan sonra hizmetlerin nasıl yürüyeceği ile ilgili görüşleri sorulmuş ve analizi yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yerel yönetimler üzerinde yapılan yenilikler üzerinde durarak, 6360 sayılı kanunun Simav'da kapanan beldelerin optimal yerel yönetim büyüklüğü açısından değerlendirmesini yapmak ve bu kanunla yerel yönetimlerde sunulan hizmetlerin aksayıp aksamayacağı konusunda analiz yapmaktır. Ölçek ve verimlilik ölçütleri dikkate alınarak belde belediyelerinin kapatılması sonuncunda, kaynakların daha etkin şekilde kullanılabileceği büyükşehir belediyelerine veya il özel idarelerine aktarılmasının yerinde bir karar olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Optimal Büyüklük, Belde Belediyesi, Odak Grup Görüşmesi

BelediyelerEtkinlikHizmet odaklılık+5
Sercan Gökdemir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Serbest meslek erbaplarının vergi algısı: Ege bölgesi örneği

Türkiye'de gelir ve kurumlar vergisi 7 çeşit gelir unsurundan oluşmaktadır. Bu unsurlardan birisi de serbest meslek kazançlarıdır. Serbest meslek kazançları, içerisinde sermaye unsurunu taşımakla birlikte gelir unsurlarından, emek geliri içerisinde yer almaktadır. Sözü geçen bu emek, ilmi veya mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanmaktadır. Ülke genelinde vergi kaynaklarını iyi kavramak ve bunun sonucu olarak devletin ihtiyaç duyduğu geliri sağlamak vergi idaresinin en önemli hedeflerindendir. Bu hedef gerçekleştirilirken vergilemede adaleti sağlamak gibi mali olmayan fonksiyonların da gerçekleştirilmesi gerekir. Genellikle eğitim seviyesi yüksek kişilerden oluşan serbest meslek erbaplarının vergilerle ilgili algı, tutum ve davranışlarının belirlenmesi, bir ülkenin vergi sistemi hakkında bilgi edinmek bakımından son derece önemlidir. Bu kişilerin eğitim seviyelerinin artması, vergi sistemine uyum anlamında pozitif sonuçlar üretebileceği gibi, negatif sonuçlar da doğurabilir. Eğitim arttıkça vergi bilincinin pozitif yönde gelişmesi sistem açısından olumlu karşılanırken, artan eğitim seviyesinin vergi kaçırma veya vergiden kaçınma yollarına vakıf olma sonucunu doğurması ise olumsuz bir durum olacaktır. Bu çalışmanın amacı, Ege Bölgesi'nde faaliyet gösteren serbest meslek erbaplarının vergi karşısındaki algı tutum ve davranışlarını belirlemektir. Araştırma yöntemi olarak birincil verilerden anketyöntemi kullanılmıştır. Ege Bölgesinde yer alan sekiz ilde yürütülen amprik alan araştırmasının sonucunda, serbest meslek erbaplarının vergi bilincinin ve vergi ahlaklarının yüksek olduğu ve serbest meslek erbaplarının ülkemizdeki vergi sistemini adaletsiz buldukları, vergi oranlarını yüksek olarak algıladıkları, vergi aflarını gerekli gördükleri. Daha etkin bir denetim sistemi oluşturulması, işlerliği daha geçerli olan cezaların verilmesinin beklentiler dâhilinde olduğunu söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Vergi, vergi algısı, vergi bilinci, serbest meslek erbabı

AlgıEge bölgesiSerbest meslek+4
Hüseyin Gürbüz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada vergi algısı

Bu çalışmanın amacı sosyal medyada vergi ve vergi algısını incelemektir. En yoğun kullanılan Google Scholar, Google, Wikipedia, Twitter gibi uluslararası, Ekşi Sözlük gibi ulusal sosyal medya platformları üzerinde vergi ve vergi algısı araştırılmıştır. Sosyal medya kullanıcılarının vergi ile ilgili oluşturdukları içerikler, paylaştıkları düşünceler ve paylaşım yapma sıklıkları incelenmiştir. Ayrıca vergiden sorumlu bakanlık olan Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sosyal medya kullanım düzeyi ile ilgili araştırma yapılmıştır. Toplanan birincil veriler içerik analizi, dönemler arası karşılaştırma gibi yöntemlerle analiz edilmiştir. Sosyal medyada vergi konusunun artan bir şekilde ilgi gördüğü gözlenmiştir. Verginin sosyal medyada hızlı bir şekilde gündem olduğu ve kullanıcılar tarafından paylaşılan içeriklerde yer bulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Toplumdaki vergi algısını olumlu yönde geliştirmek ve vergi ile ilgili konularda toplumu bilgilendirmek için sosyal medyanın geleneksel medyadan daha önemli bir enstrüman olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, vergi, vergi algısı.

AlgıSosyal medyaVergi sistemi+1
Oğuz Kağan Ahmet Kaya
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ağ dışsallıklarının kamu maliyesi açısından önemi

Dışsallıklar, piyasa ekonomisinin işlevselliğindeki sapmalardan biridir. Dışsallığın oluşması için temel şart, fiyat mekanizmasının dışında ikincil bir etki gerçekleşmesidir. Ağ dışsallığı ise, bir ağın kullanıcı değerinin var olan abone ve kullanıcıların sayısına bağlı olarak ortaya çıkar. Daha çok insan bir ürün ya da teknolojinin avantajlarından faydalandıkça o ürün ya da teknoloji kullanıcılar için daha değerli hale geldiği zaman, bu ürün ya da teknoloji ağ dışsallığı gösterir. İnternet, açık bir şekilde bu özelliği göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, sosyal ağların pozitif etkilerinin kamu maliyesi açısından kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Araştırma için anket yöntemi seçilmiş ve hazırlanan anket sosyal medya kullanıcılarına online ve yüz yüz yüze olarak uygulanmıştır. Yürütülen bu ampirik çalışma sonucunda, sosyal medya kullanıcılarının, e-devlet uygulamalarından memnun oldukları, insanların fikirlerinin oluşmasında internetin etkili olduğu algısına sahip oldukları; internetin çocuklarda ve yetişkinlerde vergi bilinci oluşturmada kullanılmasına olumlu baktıkları, internetin vergi kaçakçılığıyla mücadelede kullanılabileceğini düşünmedikleri, interneti devletle aralarında bir iletişim aracı olarak gördükleri ve sosyal medyada vergi reklamları ve kamu spotları görmekte istekli olmadıkları tespit edilmiştir.

Algı yönetimiAğ dışsallıklarıDışsallık+6
Aslı Aktaş
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkınma ajanslarının bölge planı hazırlamada kullandıkları swot analizinin değerlendirilmesi ve yeni bir öneri: PESTEL analizi

Kalkınma ajansları, bölgeler arası eşitsizliklerin azaltılması ve bölgesel kalkınmanın sağlanması için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda çalışmalar yürüten özerk kamu kuruluşlarıdır. Bu kuruluşlar, bölgenin sosyoekonomik ve fiziksel durumunun değerlendirilmesi, bölgedeki mevcut sektörlerin değerlendirilmesi, yereldeki talep ve ihtiyaçların belirlenerek çözümler üretilmesi amacıyla bölge planı hazırlamaktadır. Bölge planı, bir bölgenin kalkınması amacıyla hazırlanan strateji, koordinasyon ve yönlendirme belgesidir. Kalkınma ajansları bölge planı hazırlarken çeşitli analiz teknikleri kullanmaktadır. Bu analiz tekniklerinden biri SWOT (GZFT) analizidir. SWOT, Strength (güç), Weakness (zayıflık), Opportunity (fırsat), Threat (tehdit) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. SWOT analizi ise, ele alınan bir konunun güçlü ve zayıf yönlerini, karşılaşılacak fırsat ve tehditleri belirlemek için kullanılan stratejik bir tekniktir. Bu tekniğin, kalkınma ajanslarının bölge planı hazırlama amaçlarına yeterince hizmet etmediği düĢünülmüĢ ve PESTEL analizi önerilmiĢtir. PESTEL, Politic (politik), Economic (ekonomik), Social (sosyal), Technological (teknolojik), Enviromental (çevresel) ve Legal (yasal) kelimelerinin baĢ harflerinden oluĢmuĢtur. PESTEL analizi ise, organizasyonun ve bağlı kuruluĢların üzerinde etkisi olan çalıĢma ortamının önemli unsurlarını ele alan stratejik bir analiz yöntemidir. Bu çalışmada, kalkınma ajanslarının bölge planı hazırlamada kullandıkları SWOT analizi değerlendirilmiş ve öneri olarak PESTEL analizi sunulmuştur. Araştırma için anket yöntemi ve odak grup görüşmesi seçilmiş ve hazırlanan sorular kalkınma ajanslarında bulunan yetkili kişilere yöneltilmiştir. Yürütülen bu ampirik çalımalar sonucunda, katılımcılara yöneltilen ifadelerden hareketle, yetkililerin bölge planı hazırlamada kullanılan analiz yöntemi hakkında yeterli bilgiye sahip oldukları, kullanılan analiz yöntemi dışındaki yöntemler hakkında fikir sahibi oldukları ve alternatif analiz yöntemlerinin denenebileceğini düşündükleri tespit edilmiştir. Ayrıca SWOT analizinin objektiflikten uzak olduğu ve yatırımcıya yatırım hususunda yeterli bilgi vermediği, alternatif analiz yöntemlerinin denenebilir olduğu sonucuna ulaşılmamıştır.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıKalkınma ajansları+3
Ozan Emre Aytemir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli Çardak ile Afyonkarahisar Dazkırı ilçelerindeki mükelleflerin vergi algılarının incelenmesi

Vergi devletin, kamusal ihtiyaçlara cevap verebilmesi için mükelleflerden aldığı parasal değerdir. Vergide yer alan devlet ve mükellef ilişkisinde, ödeyici konumunda olan mükellefin vergiyi nasıl algıladığı, verginin tahsil edilebilirliği açısından önemli bir husustur. Mükelleflerin psikolojileri, üzerinde önemle durulması gerekmektedir. Mükellefin ödediği vergiler neticesinde, gelirlerinin azalması sonucu ortaya çıkacak ve olumsuz tutum ve davranışlar, sergileyecektir. Yaşanacak bu gibi olumsuzluklar mükellefi vergide uyumsuzluğa sevk edecektir. Vergideki bu tür uyumsuzlukların önlenebilmesi için bireylerdeki vergi algılarının iyi oluşturulması gerekmektedir. Yapılan bu araştırma iki farklı ilçede yaşayan mükelleflerin vergi algılarını incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma yaparken anket yöntemi ve elde edilen bulgular Mann Whitney-U ve Ki-kare testleri yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda her iki ilçede yaşayan vergi mükellefleri arasında vergi algılamaları bakımından anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Ayrıca her iki ilçede de mükelleflerin vergi sistemini adaletli bulmadığı, vergi mevzuatını karışık bulduğu ve vergi oranlarının yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Afyonkarahisar-DazkırıDenizli-ÇardakMükellef+5
Halil Çağlar Yılayaz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda arama ve hukuki sonuçları

Vergisel arama, bir koruma tedbiri olan adli aramanın vergi hukukuna özgü bir türüdür. Vergisel arama ile yükümlü veya vergi kaçakçılığıyla ilgili kişilerin üzerlerinde, evlerinde, işyerlerinde ve benzeri yerlerde vergi suç ve kabahatlerine yönelik delil elde edilmeye çalışılır. Dolayısıyla vergisel arama, vergi incelemesinin amaçlarının gerçekleştirilmesine aracılık etmektedir. Vergisel aramaya sadece vergi kaçakçılığı suçu bakımından ve hakim kararı ile başvurulabilir. Vergisel arama, aramaya muhatap olan kişilerin temel hak ve özgürlüklerine ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Bu müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için vergisel aramanın mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Bu çalışmada, vergisel aramanın uygulanabilmesi için varlığı aranan unsurlar, aramanın uygulanması ve hukuki sonuçları inceleme konusu yapılmıştır.

Adli aramaAramaHukuki sonuç+5
Harun Akgül
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamalarında etkinlik üzerine bir inceleme: Tıbbi görüntüleme cihazlarının dağılımı örneği

2020 yılı başlarında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, hem ulusal hem de küresel bazda sağlık harcamalarının önemini bir kez daha göstermiştir. Bu çalışmada, sağlık harcamaları kapsamında önemli bir yeri olan tıbbi görüntüleme cihazlarının bölgesel dağılımında etkinlik araştırılmıştır. Çalışmada, Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 1'de yer alan 12 bölgenin verileri kullanılmıştır. Tıbbi görüntüleme cihaz sayıları ve görüntüleme sayıları açısından bölgeler arası karşılaştırma yapılmıştır. 1.000.000 Kişiye düşen toplam tıbbi görüntüleme cihaz sayısı göstergesine göre en fazla tıbbi görüntüleme cihazı İstanbul'da, en az tıbbi görüntüleme cihazı ise Ortadoğu Anadolu Bölgesindedir. Bölgeler ve sektörler bazında her 1.000 muayene için istenilen görüntüleme sayısı göstergesine göre görüntüleme sayısının en yüksek olduğu bölge İstanbul, en az olduğu bölge ise Doğu Karadeniz olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular tıbbi görüntüleme cihazlarının ve görüntüleme sayısının bölgesel dağılımlarında sektörlere göre farklı eşitsizlik olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kamu Harcamaları, Kamu Harcamalarında Etkinlik, Tıbbi Görüntüleme Cihazları, Bölgesel Dağılım

Bölgesel dağılımEtkinlikKamu harcamaları+1
Hayrettin Nak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mükelleflere uygulanan vergi cezalarının caydırıcılığı: Afyonkarahisar ili örneği

Günümüz modern devletlerinde, toplumsal ihtiyaçların karşılanması ve daha refah bir toplum seviyesine erişilmesinde vergi gelirleri önemli bir paya sahiptir. Devletler, vergi gelirlerinin toplanmasında mükelleflerin beyanının yanı sıra caydırıcılık özelliğine sahip vergi cezalarını da etkili bir araç olarak kullanmaktadır. Ülkemizde vergi suç ve cezalarının düzenlenmesinde, kanun hükümlerini ihlal edici eylemler ve bu eylemlerin neden olduğu vergi kayıplarını önleme amacı güdülmektedir. Çalışmada, vergi cezalarının etkililiği ve caydırıcılığı hususları ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda, Afyonkarahisar ilinde faal olan 500 adet vergi mükellefine 28 sorudan oluşan anket çalışması uygulanmıştır. Mükelleflere yöneltilen sorular neticesi elde edilen bulgulara göre vergi mevzuatının basit ve anlaşılır nitelikte olduğunu düşünenlerin oranı %32 iken, uygulanan vergi cezalarını tutar olarak düşük bulanların oranı %63' tür. Diğer yandan mükelleflerin %61 oranı vergi cezalarının herkese adil uygulanmadığı, %25 oranı vergi kanunlarını ihlal edenlerin işledikleri suçun cezasını çekecekleri düşüncesindedir. Vergi cezalarının yeterince caydırıcı olmadığı düşüncesine katılanların oranı ise %64' tür. Uygulanan anket çalışması ile ulaşılan bu veriler ışığında vergi cezalarının caydırıcılığı, etkililiği ve yeterliliği hususları değerlendirilecek, öngörülerde bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Vergi, vergi cezası, vergi kabahati, vergi suçu, vergi cezalarının caydırıcılığı

CaydırıcılıkVergi cezalarıVergi kabahatleri+3
Ceyda Durnaoğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir vergisi tarifelerinin ekonomik analizi (2003-2020)

Türkiye'de gelir vergisinde artan oranlı tarife kullanılmaktadır. Bu uygulamanın iki temel avantajı ve amacı bulunmaktadır. Artan oranlı vergi tarifesi ile vergi ödeme gücü tespit edilmekte ve dikey vergi adaleti gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada 2003-2020 dönemi gelir vergisi tarifeleri analiz edilmiştir. Gelir vergisi tarifelerinin dikey adaleti sağlamada başarısı ortalama vergi oranı ve marjinal vergi oranı göstergeleri ile incelenmiştir. Bulgular tarifelerin dikey adalet amacını gerçekleştirmede başarılı olduğunu göstermektedir. Tarifelerin uzunluk ve yükseklik farkları sonuçları dönem sürecinde yükseklik farkı sabitken, uzunluk farkının arttığını göstermektedir. Bu bulgu zayıf artan oranlı tarife uygulandığını göstermektedir. Gelir vergisinin konjonktürel esnekliğinin dönem ortalamasının 1,60 olarak gerçekleşmesi gelir vergisi hasılatındaki artışının GSYH artışından daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu bulgu uygulanan gelir vergisi tarifelerinin bir çıktısıdır ve gelir vergisinin otomatik istikrar sağlayıcılık işlevi görebilmesi açısından olumludur. Gelir vergisi tarifeleri kullanılarak hesaplanmış reel gelir vergisi bulguları, reel verginin oldukça stabil olduğunu göstermektedir. Bulgular, 2010 ve 2011 hariç, gelir vergisi tarifelerinin enflasyonu dikkate alarak hazırlandığını göstermektedir.

Ekonomik analizGelir vergisiVergi tarifesi+2
Hüseyin Sarıkaya
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mükelleflerin vergi karşısındaki davranışları (Afyon ili anket çalışması)

Toplumsal hayatın en önemli gerçeklerinden biri olan vergileme olayının iki tarafı vardır. Bunlardan birincisi, egemenlikten kaynaklanan yetkisini kullanan devlet, ikincisi ise mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü tutulan vergi mükellefidir. Vergi, devlet açısından gerekli ve sağlıklı gelir kaynağı niteliğindedir. Mükellefler tarafından da katlanılması güç bir yük olarak algılanmaktadır. Bu nedenle, mükellefler çok sayıda içsel ve dışsal faktörün etkisi ile, vergiye karşı değişik tepkiler göstererek, bundan kurtulmaya veya yüklerini azaltmaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, mükelleflerin vergi karşısındaki davranışları hakkında doğru bilgi sahibi olmaktır. Etkin bir vergi sisteminin kurulabilmesi için gerekli olan reformların başarılı olabilmesi, mükelleflerin vergiler karşısındaki düşünce ve davranışlarının bilinmesi ve değerlendirilmesine bağlıdır. Mükelleflerin vergileme ile ilgili tepki ve davranışlarının önceden kestirilmesi, vergi düzenlemelerinin ve uygulamalarının başarısı bakımından yol gösterici olacaktır.IV Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, vergileme hakkındaki genel bilgiler incelenmiştir. Mükelleflerin vergiye bakışını etkileyen faktörler, mükelleflerin vergiye karşı tepki şekilleri yine bu bölümde incelenmiştir. İkinci bölümde, Afyon ilinde yapılan anket çalışmasının sonuçlan değerlendirilmiş, bu sonuçların analizi yapılmış ve öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

DavranışMükellefVergi mükellefi+1
İhsan Cemil Demir
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk gelir vergisi tarifelerinin rasyonel vergileme açısından değerlendirilmesi

ÖZET Vergilemenin en önemli unsurlarından biri olan vergi tarifesinin rasyonel vergilemeye uygunluğu, vergilemenin etkinliği açısından önemlidir. Bu tezde, ilk olarak rasyonel vergileme çerçevesinde gelir vergisi tarife teorisinin temelleri ve gelir vergisi tarifesine ilişkin uygulamadaki gelişmeler ortaya konulmuştur. 1950-2001 dönemi uygulanmış olan Türk gelir vergisi tarifelerinin rasyonel vergileme açısından değerlendirilmesi ile tarifelerin sorunlarının belirlenerek giderilmesi ve gelir vergisi tarife yapısının adalete uygun, etkin ve verimli bir yapıya kavuşturulmasına ilişkin öneriler sunulması amaçlanmıştır. Bu amaçla 1950-2001 dönemi Türk gelir vergisi tarifeleri, tarihi gelişimi içerisinde, sınıflandırılarak ortaya konulmuş, daha sonra da tarifeler unsurları bakımından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu çerçevede tarifeler, sabit fiyatlarla dilimleri, marjinal oranları, ortalama oranları artan orantılık dereceleri açısından incelenerek ekonomik etkileri bakımından değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmelerde Türk gelir vergisi tarifelerinin farklı dönemlerde farklı açılardan, rasyonel vergilemeden uzak bir yapıda olduğu görülmüştür. Bu çerçevede tarifelerin vergilemede yasallık, basitlik, adalet, etkinlik, istikrar ilkelerini ihlal ettiği görülmüştür. Gelir vergisinde, gelir dağılımını düzeltici niteliği açısından savunulan ve uygulanan artan oranlı tarifelerin, Türkiye'deki uygulama biçimi ve yapısı ile bunu sağlamaktan uzak olduğu hatta gelir dağılımını bozabilecek bir yapıda olduğu görülmüştür. Bu durum, teoride artan oranlılığa yöneltilen, keyfiliğin kaynağı olacağı eleştirisinin haklı olduğunu göstermektedir. Rasyonel vergilemeye uygun tek bir gelir vergisi tarifesi bulunmamakla birlikte rasyonel vergilemeye uygun bir tarifenin farklı yaklaşımlara göre taşıması gereken nitelikler bulunmaktadır. Bu çalışmada, teorideki ve uygulamadaki gelişmeler dikkate alınarak bu nitelikler ortaya konulmuş ve bu çerçevede rasyonel gelir vergisi tarifelerine ilişkin bir öneri seti belirlenmiştir. vı

Gelir vergisiVergi tarifesiVergiler
Temel Gürdal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Dünya`da ve Türkiye`de gelir yoksulluğu ve insani yoksulluğun analizi ve çözüm önerileri

Dünya ekonomisinin dayandığı kapitalist sistemin, özellikle 1970'li yıllardan itibaren başlayan ve kâr marjının giderek azalmasından kaynaklanan nedenle bir kriz içine girmesi, bazı sorunların giderek derinleşmesine yol açmıştır. 1980'li yılların başından itibaren hız kazanan neo-liberal politikalar ve küreselleşme olarak empoze edilen süreç ise bu sorunları yaygmlaştırmıştır. Söz konusu sorunların başında ise, odağında gelirin eşitsiz paylaşımının olduğu gelir yoksulluğu ve insani yoksulluk sorunu gelmektedir. Türkiye de, gelişmiş ya da az gelişmiş olduğuna bakılmaksızın tüm dünyayı etkileyen bu sorunu ağır biçimde yaşayan ülkelerden biridir. 1980 yılında ekonomik politikaların temellerinin köklü bir biçimde dönüştürülmesiyle başlayan süreç, dünyadakine benzer bir gelişme göstermiştir. Üretime yönelik politikalardan çok, mali sermayeye önem veren politikaların tercih edilmesi ve neo-liberal uygulamaların sosyal devlet anlayışını geri plana itmesiyle birlikte, gelir dağılımı sorunu da siyasal iktidarların fazla önemsemediği bir konu haline gelmiştir. Bu anlayış; günümüzde yüz milyonlarla ifade edilen açlık sınırı altında yaşayan yoksulların ve her ülkede gruplar arasındaki gelir dengesizliğinin giderek artması, az gelişmiş ülkelerin zengin ülkelerce neredeyse tamamen gözden çıkarılması, en zengin birkaç yüz kişinin gelirinin en yoksul onlarca ülkenin gelirine eşit olması gibi, çarpıcı eşitsizlik sonuçlarına yol açmıştır. Çalışmamızda, gelir yoksulluğu ve insani yoksulluğun gelişme süreçleri, gelir dağılımın konusuna çeşitli iktisadi akımlarca nasıl bakıldığı, dünyadaki ülke gruplarına göre yoksulluğun görünümü, analizi ve bu analizler sonucu sorunun önlenebilmesi/hafifletilmesi açısından uygulanması gereken politika önlemleri, açıklanmaya çalışılmıştır.

Gelir dağılımıYoksulluk
Orkun Özbek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de yükseköğretim hizmetlerinin sunumunda toplam kalite yönetimi ve akreditasyon: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü uygulamaları

Eğitim hem bireyler olarak, yüksek bir yaşam düzeyi elde etmenin, hem de toplum olarak, gelişme ve ilerlemenin, kalınmış ülkeler arasında yer almanın başlıca yoludur. Eğitim, demokratik, siyasal ve sosyal hayatı gerçekleştirmenin bir aracıdır. Bu yüksek önemi, eğitim hizmetlerinin, özellikle de yükseköğretim hizmetlerinin topluma en fazla faydayı sağlayacak şekilde, kaliteli sunulmasını gerektirmektedir. Bu nedenle yükseköğretim kurumlarında kalite odaklı bir yönetim anlayışı benimsenmelidir. Toplam kalite yönetimi yaklaşımının özel sektördeki başarılı uygulamaları kamu yönetiminde de bu yaklaşımın uygulanmasını gerektirmiştir. Bu çalışmada yükseköğretim hizmetlerinde toplam kalite yönetiminin uygulanabilirliği ortaya konmaktadır. Bu amaçla çalışmanın birinci bölümünde, kamu kesimi tarafından üretilen eğitim ve yükseköğretim hizmetlerinin yapısı ve finansmanları incelenerek, bu hizmetlerin önemleri üzerinde durulmuştur. ikinci bölümde, kalite olgusuna değinilerek, toplam kalite yönetimi ve akreditasyonun yüksek öğretim hizmetlerinde uygulanabilirliği ele alınmış ve yükseköğretim hizmetlerinde uygulama sürecinde karşılaşılan sorunlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde, toplam kalite yönetimi ve akreditasyonun Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü' nde basan ile uygulanabildiği ortaya konmuştur. Sonuç kısmında ise, toplam kalite yönetimi anlayışının Türkiye' de yüksek öğretim hizmetlerinde uygulanabileceği ancak bazı yapısal sorunlarla karşılaşabileceği belirtilmiştir.

AkreditasyonEğitim sistemiTürk eğitim sistemi+2
Ufuk Gencel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de transfer harcamalarının bütçe açıkları üzerindeki etkisi

Türkiye'de transfer harcamalarının bütçe açıkları üzerindeki etkisinin ortaya konulması çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın birinci bölümünde transfer harcamalarının tanımı, türleri, makroekonomik etkileri ve dünyada gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise bütçe açığı tanımı yapılarak, bazı açık tanımları ortaya konulmuştur. Diğer yandan, bu bölümde dünyada bütçe açıklarının gelişimine değinilmiş ve ayrıca ülkemizde bütçe açıklarının gelişimi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye'de transfer harcamalarının gelişiminden bahsedilmiştir. Ayrıca, transfer harcamalarının bütçe açıkları üzerindeki etkisi ekonometrik bir analiz yardımıyla tespit edilmeye çalışılmıştır.

Bütçe açıklarıKamu açıklarıKamu borçları+2
Ahmet Özen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Anayasal denk bütçe politikası ve Türkiye`de uygulanabilirliği

Bütçe, halktan bütçeyi hazırlayan maliye bürokrasisine ve oradan siyasilere kadar uzanan çizginin bir sonucudur. Bütçe, meclisten siyasi iktidara ve sonrasında bütçenin finansmanını sağlayan gruplar ile harcamalardan yararlanan kesim arasında bir denge sağlamaktadır. Siyasi iktidarlar bir yandan hizmetlerini/harcamalarını sürdürmek/arttırmak isterken diğer yandan bu harcamaların finansmanı noktasında tıkanabilmektedir. Bu noktada başvurulan olağanüstü finansman araçları, ekonomideki dengeleri altüst edebilmekte ve ülkeyi yüksek faiz ve enflasyonun etkin olduğu bir sarmala alabilmektedir. Mali disiplinin kontrol dışı kaldığı bu durumlarda ekonomide bütün dengeler yerinden oynamaktadır. Yukarıdaki süreçler günümüzde pek çok ekonomiyi etkisine almıştır. Her ülke kendisine göre çıkış yollan aramış, radikal yöntemlere başvurmuş, hatta bu konuda IMF, WB ve OECD gibi uluslararası iktisadi kuruluşlar da reform niteliğindeki önerileriyle yönlendirici olmuştur. Bilinen en yaygın uygulamalar arasında AB ülkelerinde Maastricht Kriterleri, ABD'de GRH (Gramm-Rudman-Hollings Act) ve diğer "Denk Bütçe Yasaları", Yeni Zelanda'da FRA (Fiscal Responsibility Act) örnek olarak verilebilir. Bu tezde, Türkiye'de denk bütçeye ilişkin toplumsal bilincin varlığı ve eğilimin yönü tespit edilmek istenmiştir. Burada "Anayasal Denk Bütçe" önerisinin uygulanabilirliği tartışılmaktadır. Öncelikle denk bütçeyi gerektiren mevcut duruma ilişkin perspektifler oluşturulmuştur. Sonra yıllar itibariyle bütçe analizleri yapılarak bugün gelinen noktanın gelişimi incelenmiştir. Denk bütçe konusunda en önemli unsur olan toplumsal bilinç ve halkın denk bütçeye olan güveni ve denk bütçeden beklentilerini ölçmek amacıyla gerçekleştirilen anket ve sonuçlan bu kısımda değerlendirilmiştir. Ayrıca ekonomik, sosyal ve hukuki altyapıya ilişkin toplumsal bilincin olup olmadığı incelenmiştir. Buna yönelik meclisten sivil toplum kuruluşlarına, odalar ve sendikalardan vatandaşlara kadar, denk bütçeye olan ilgi araştırılıp konunun Türkiye için uygulanabilirliği konusunda değerlendirmeler yapılarak çalışma tamamlanmıştır.

AnayasaBütçeBütçe açıkları+4
İbrahim Acar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de serbest meslek kazancının beyanı ve vergilendirilmesi

ÖZET Türkiye'de gelir vergisi 7 çeşit gelir unsurundan oluşmaktadır. 4'ncü gelir unsuru olan serbest meslek kazancı, serbest meslek faaliyeti sonucu elde edilen kazanç türüdür. Serbest meslek faaliyetini devamlı olarak yapan kişilere de serbest meslek erbabı denir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de gelir vergisi unsurlarından serbest meslek kazanç vergisini açıklamak ve serbest meslek kazançlarının vergilendirilmesinde ortaya çıkan sorunları ortaya koymak ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmektir Bu çalışma 3 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye'de gelir vergisinin tarihi gelişimi ve diğer ülke örnekleri yer almaktadır. İkinci bölümde serbest meslek kazancının ülkemizdeki vergilendirilmesi geniş bir şekilde açıklanmaktadır. Üçüncü ve son bölümde serbest meslek faaliyetinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri açıklanmıştır.

BeyanSerbest meslekSerbest ticaret+1
Mehmet Arif Kayacan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda ihtiyati haciz uygulamaları ve sonuçları

ÖZET Devlet kamu harcamalarını finanse edebilmek için vatandaşlarından tek taraflı ve karşılıksız olarak vergi almaktadır. Vergi inceleme yetkisine sahip olanların vergi inceleme raporları sırasında vergisini eksik ödeyen veya ilerde hiç ödememe durumu tespit olunduğu takdirde devlet alacağını güvence altına almak için ihtiyati hacze başvurmaktadır. Bu tezimde ihtiyati haczin özel hukuk ve amme alacaklarında uygulanması,etkileri ve sonucunu uygulamalı olarak anlatmaya çalıştım. Birinci bölümde, vergi icra hukukunun tanımı, ihtiyati haciz kavramı ve hukuki niteliği, ihtiyati haczi gerektiren nedenlerini inceledim. İkinci bölümde, ihtiyati hacizde muhatap, ihtiyati haciz kararının alınması ve uygulanması örneklerle incelenmiştir. Üçüncü bölümde, amme alacaklarında ihtiyati haczin kesin hacze dönüştürülmesi, ihtiyati haczin etkileri ve sonucu incelenmiştir.

HacizKamu alacaklarıMali hukuk+4
Cemal Teker
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektörünün gelişmesinde kamu teşviklerinin değerlendirilmesi (1980 sonrası Türkiye örneği)

Turizm; insanların sürekli konutlarının bulunduğu yer dışında, yaptıkları seyahat ve gittikleri yerlerde geçici konaklamalarından doğan ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili faaliyetlerdir. 1990'lı yıllarla birlikte gelişimini hızla arttıran turizm, hem dünyada hem de Türkiye'de ekonominin en büyük sektörlerinden biri haline gelmiştir. Bugün dünyanın en büyük üçüncü sektörü olan turizm sektörünün, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin istihdam ve dış ödemeler dengelerine çok olumlu katkıları bulunmaktadır. Turizm ayrıca alt-üst yapının gelişmesinde ve bölgeler arası dengeli kalkınmanın sağlanmasında da son derece etkili bir silahtır. Turizm, Türkiye için de büyük önem arz eden bir sektördür. 2000 yılı istatistiklerine bakıldığında, 7.6 milyar Dolar turizm geliri ile Türkiye'nin dünya 14'üncüsü olduğu görülmektedir. Türkiye'de toplam istihdamın %16,9'unu, doğrudan ve dolaylı şekilde turizm sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır. Oldukça karmaşık ve kompleks bir yapıya sahip olan turizm sektörünün belli yerlerde planlı ve eşgüdümlü bir çaba ile geliştirilmesi gerekmektedir. Örneğin; turizm yatırımları için kullanılacak arazinin doğal ve kültürel anlamda bir nitelik taşıması zorunluluğunun oluşu ve bu nitelikteki arazilerin özel mülkiyetten yeterli büyüklükte ve uygun fiyatla alınmasının çok zor olması, kamu mülkiyetindeki arazilerin ise bürokratik engeller aşılamadığı için sağlanamaması, yatırım olanaklarını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca kurulacak üst yapı, iyi bir alt yapı da gerektirmektedir. Bütün bunları girişimcinin tek başına gerçekleştirmesinin neredeyse imkansızdır. İşte bu yüzden devletler uyguladıkları bir çok teşvik programlan ile turizm yatırımcılarını destekleyerek turizm gelirlerinde artış sağlama yoluna gitmektedir. Bugün turizmde rakiplerimiz konumundaki ülkelere baktığımız zaman, AB üyesi olan bu ülkelerin hepsinde de turizmin hem AB fonlarından hem de kendi hükümetleri tarafından ciddi şekilde desteklendiği görülmektedir. VAB ülkelerindeki rakiplerimiz incelendiğinde, turizmin büyük ölçüde dolaylı teşviklerle desteklendiği görülmektedir. Genelde hibe ve düşük faizli, uzun vadeli krediler şeklinde olan teşvikler, yoğun olarak AR-GE, tanıtım, kültür yatırımları, alt yapı yatırımları ve KOBİ'lere verilmektedir. AB ülkeleri ile Türkiye kıyaslandığında ise, ülkemizde turizm teşviklerinin yetersiz, turizm için yapılan kamu harcamalarının ve sabit sermaye yatırımlarının son derece az ancak turizm sektöründen alınan vergilerin bütün rakiplerimizden fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar yetersiz de olsa, Türkiye'de turizm sektörüne 1983-1994 yıllan arasındaki uygulanan teşvik politikaları sonucunda, yatırımlarda, yatak sayısı ve turizm gelirlerinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Türkiye'de özellikle hibe türü teşviklerin etkili olduğu ancak vergi türü teşviklerin yatırım kararını hemen hiç etkilemediği görülmektedir. 1983-1994 yılları arasındaki bu gelişmelere rağmen, 1994 yılında yaşanan ekonomik kriz sonrasında teşvikler ve bunun sonucu olarak turizm yatırımlarında hissedilir bir azalma meydana gelmiştir. Durma noktasına gelmiş olan ve birçok noktada aksayan teşvik sistemimizle bu ilerlemeyi sürdürmek zordur. Türkiye'de zamanın ihtiyaçlarına uygun, fonksiyonel bir turizm teşvik politikasına ihtiyaç vardır. Turizm genel kanunlar ve teşvik politikaları ile değil, sektöre özel kanun ve politikalarla yönetilmelidir. Ülkemizde daha önce çok etkili olan hibe türü teşviklere tekrar dönülmeli, turizm işletmeleri KOBİ kapsamına alınmak, işletmelere düşük faizli ve uzun vadeli krediler sağlanmak, oldukça yüksek olan vergi oranları rakipleri düzeyine getirilmelidir. Aksi taktirde, Türk turizminin rakipleri ile rekabet şansı her geçen gün azalacaktır.

1980 sonrasıAvrupa BirliğiAvrupa Birliği+5
Tansel Koray Akman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye`de planlı dönemde bütçe açıklarının bütçeleme sistemleri açısından ekonomik etki ve sonuçlarının değerlendirilmesi

ÖZET Klasik devlet anlayışındaki değişmelere paralel olarak, devletin makro ekonomik fonksiyonlarını da gerçekleştirmesi zorunluluğu, kamu hizmetlerinin miktar ve çeşit olarak artmasına ve kamu harcamalarının hızla büyümesine neden olmuştur. Dünya ekonomik krizi ile birlikte Keynesyen İktisat politikalarının pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinde geçerlilik kazanması, sadece bütçe dengesinin değil, ekonomik dengenin de önem kazanmasına yol açmıştır. Açık finansmana dayalı bu politikalar sonucu, kamu harcamalarındaki artışlara karşılayacak gelir kaynaklarının yetersizliği, bütçe açıklarının önemli bir sorun olarak ortaya çıkmasında etkili olmuş tur. Genellikle, gelişmekte olan ülkelerde ekonominin yapısal koşullarına bağlı olarak kronik bir hale gelen bütçe açıklan, Türkiye' de planlı dönemden itibaren makro dengeleri bozarak, ekonomik istikrarsızlığın yaşanmasına neden olmuştur. Bu nedenle hükümetler bütçe açıklarının finansmanında borçlanma ve emisyon ağırlıklı politikalara ağırlık vermiş ve bu finansman yöntemleri bütçe açıklarının büyüklüğünü ve gelişimini olumsuz yönde etkilemiştir. Klasik ve program bütçe sistemlerinin birleşimin den oluşan Türk Bütçe Sistemi' nde ortaya çıkan sorunlar bütçe politikalarının başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, mevcut bütçe sistemlerinin sadece bütçenin harcama yönünü ele alıp, gelirler açısından herhangi bir yenilik getirememesi de bütçe açıklarının süreklilik kazanmasına neden olmaktadır. Ülkemizde bütçe açıklarını azaltmak için öncelikle mevcut bütçe sisteminde re form niteliğinde düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Hatta, gelecek yılların bütçeleri de düşünülerek, aşırı harcama artışlarının önüne geçmek ve bütçe açıklarını azaltmak amacıyla hedef bütçeleme sistemi olan sıfır esaslı bütçelemeye geçiş yönünde uzun vadeli çalışmaların başlatılması yararlı olacaktır. Bütçe açıklarının finansmanına bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik istikrarsızlıkları önlemenin başlıca yolu, başta vergiler olmak üzere bütçe gelirlerinin artırılmasıdır. Bu amaçla ciddi bir vergi reformuna da ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, kamu harcamalarının sınırlandırılması, düşük faizle borçlanma, Merkez Bankası kaynaklarına sınırlı ölçülerde başvurulması ve özelleştirme uygulamalarının hızlandırılması da gerekmektedir. Bu tür önlemlere baş vurulduğu taktirde, ekonomide yapısal sorunlara yol açan bütçe açıklarını kontrol etmek ve ekonomik istikran sağlamak kolaylaşacaktır.

Bütçe açıklarıFinansKamu açıkları+1
Haluk Egeli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma ve sonuçları

Vergi ilişkisinin iki tarafını oluşturan mükellef ve idare arasında, Vergi Huku kunun uygulanması sırasında uyuşmazlıklar çıkabilir. İdare ile mükellef arasındaki uyuş mazlıkların uzun sürmesi her iki tarafın da zararınadır. Bu halde idare vergi alacağını za manında tahsil edemezken, mükellef de para ve zaman kaybetmektedir. Uyuşmazlıkların çözümünde iki yol vardır. Bunlar, uyuşmazlıkların yargısal yolla çözümü ve uyuşmazlıkların idari aşamada çözümlenmesidir. Uzlaşma, uyuşmazlık ların idari aşamada çözüm yollarındandır. "Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümünde Uzlaşma ve Sonuçlan" konulu tez ça lışmamın Birinci Bölüm'ünde öncelikle "uyuşmazlık" kavramı üzerinde durulmuş; vergi uyuşmazlıklarına değinilerek uyuşmazlıklann yargısal yolla çözümü hakkında kasa bilgiler verilmiştir. Vergi uyuşmazlıklarının idari çözüm yollan sayılarak "uzlaşma" nın tanımı ve Türkiye'deki tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Ayrıca Türk Vergi Hukuku'na kaynaklık eden çeşitli Batı hukuklarında uzlaşma kurumunun uygulanışı konusuna kısa kısa değinilmiştir. ikinci Bölüm'de Türkiye'deki uzlaşma kurumlan ayrıntılı olarak incelenmiştir. Tarihsel uygulamaya uygun olarak önce "Tarhiyat Sonrası Uzlaşma Kurumu", daha sonra "Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Kurumu" uzlaşma kapsamı, uzlaşma süreci, uzlaşma sonuçlan açısından geniş bir şekilde ele alınmıştır. Bu bölümde Yüksek Mahkeme kararlarından ya rarlanılarak teorik anlamda konu açıklanırken, uygulama konusunda da aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. Son olarak İl Özel İdareleri ve Belediyelerde uzlaşmaya kısaca değinilmiştir. Çalışmamızın sonuçlarının değerlendirildiği Üçüncü Bölüm'de uzlaşma kuru munun faydalan, uzlaşma kurumuna yöneltilen eleştiriler, uzlaşma kurumunun aksayan yönleri ve uzlaşma kurumunun daha randımanlı işleyebilmesi için öneriler yer almıştır.

UzlaşmaVergi uyuşmazlıkları
Mine Uçar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de mermercilik sektörünün gelişiminde vergilemenin etkisi

Dünya mermer rezervlerinin önemli bir kısmı ülkemizde bulunmaktadır. Oysa dünya mermer ticaretinde Türkiye'nin payı yüzde birdir. Türkiye'de mermerciliğin gelişmesini etkileyen bir çok etken vardır. Bu etkenlerden birisi vergidir. Sektörün vergi yükü ağırdır. Özellikle, mermer ocakları diğer faaliyetlere göre yüzde on beşten daha fazla vergi ödemektedir. Sektörde gelir vergilerinin yanı sıra yüzde beş Devlet Hakkı, yüzde beş Madencilik Fonu Payı, yüzde iki Belediye Payı, yüzde iki Buluculuk Hakkı, yüzde bir İhbar Hakkı gibi yükümlülükler bulunmaktadır. Mermercilik sektörünün gelişmesi ve mermer kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasında vergi yükünün azaltılmasının önemli etkisi olacaktır.

Mermer endüstrisiMermer işletmeleriTeşvikler+2
Hanifi İrgin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye`de vergi yönetimine yardımcı bir meslek olarak mali müşavirlerin yetki ve sorumlulukları

Tax administration and taxpayer are known as the parties of tax in our tax subject. But the number of the tax parties has increased to three since the law of accountantship has become effective in 1989. So third party of tax consists of members of accountantship profession. This law has brought the institute of liable accountantship to our country. Therefore, in this dissertation the profession of accountantship was selected as the matter and especially the subject based on this new law and its application were investigated. In the later chapters, the effectsof this profession on the financial, economic activities were examined and, juridical and administrative sides of the profession were evalusted. In the last chapter, problems and responsibilities of the accountantship progfession ther are publicly functioning were determined by scrutinizing the authority and responsibilities of the members of the profession. In spite of a eleven year past of this law which was passed as the frave law, that the number of the subject arrives to 1.500 pages and that there exist many interventions to the law demonstrate the juridical, economical and administrative importance of the law. n

Mali müşavirlikMesleki sorumlulukMuhasebe+4
Tayyip Yavuz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilen ülkelerde doğal afetlerin vergi politikaları üzerine etkisi

Dünya oluştuğu günden bu yana doğal, insan veya teknoloji kaynaklı birçok afete şahitlik etmiştir. Bu afetler coğrafi konumlara göre farklılık göstermekle birlikte insanları sosyal ve ekonomik yönlerden etkilemektedir. Ekonomik açıdan meydana gelen kayıpları azaltmak adına devlet bir yandan yeni vergi politikaları getirirken diğer yandan afetten etkilenen kişilere kolaylıklar sağlamaktadır. Türkiye de birçok doğal afete maruz kalmıştır. Özellikle son dönemde meydana gelen ve hala devam etmekte olan Covid-19 salgını tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de pek çok açıdan etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı depremler, seller, virüsler gibi doğal afetlerin Türkiye'de ve dünyada ne gibi vergisel değişikliklere sebebiyet verdiği ve devletlerin bu gibi durumlarda nasıl bir vergi politikası izlediğini incelemektir. Bu incelemeyi detaylandırmak adına beş ülke belirlenerek, doğal afet durumlarında vergisel açıdan alınan kararlar incelenmektedir. Belirlenen ülkeler Avusturalya, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya ve Türkiye olmuştur. Bu ülkelerin geçmişten günümüze doğal afet olayları ve istatistikleri doküman/kayıt inceleme yöntemi ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda, ülkelerde meydana gelen doğal afetler sonucunda vergisel açıdan alınan kararlar incelenerek bir karşılaştırma yapılmaktadır. Araştırma sonucunda ise her ülkenin coğrafi konumuna göre farklı doğal afetlerle mücadele ettiği görülmektedir. Farklı doğal afetler olmasına rağmen, belirlenen ülkeler doğal afet durumlarında vergisel açıdan benzer kararlar aldığı görülmüştür. Hatta doğal afetler ile mücadele etmek adına kıtasal, bölgesel ve ülke çaplarında kuruluşlar kurularak dünya çapında kararlar alınmaktadır.

AfetlerDoğal afetlerMücbir sebepler+2
Elif Bayram
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasında mali araçların etkinliği: AB ülkeleri örneği

Dünya genelinde çevre kirliliğinin büyük boyutlara ulaşması ve enerji arzında yaşanan aksaklıklar sebebiyle yenilenebilir enerji oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun sonucunda yenilenebilir enerjiyi teşvik etmek amacıyla gerek üretim gerekse tüketim aşamasında çeşitli kamusal araçlar kullanılmaktadır. AB ülkelerinde çevre kirliliğini azaltmak yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Ayrıca AB, Rusya'ya olan enerji bağımlılığını azaltmak istemektedir. Bu sebeplerle AB ülkelerinde yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasında birçok araç kullanılmaktadır. Bu çalışmada 1995-2019 dönemi için 17 AB ülkesinde çevre vergileri ve Ar-Ge harcamalarının yenilenebilir enerji tüketimi üzerindeki etkisi incelenmektedir. Çalışmada öncelikle yatay kesit bağımlılığı testleri uygulanmıştır. CDLM1 (Breusch ve Pagan, 1980), CDLM2 ve CD (Pesaran, 2004) yatay kesit bağımlılığı testlerinin sonuçlarına göre tüm değişkenlerde ve kullanılan modelde yatay kesit bağımlılığının olduğu görülmektedir. Daha sonra eğim katsayılarının heterojen veya homojen olması durumunda diğer aşamalarda uygulanacak testler değişebileceği için homojenite testi uygulanmıştır. Test sonucuna göre eğim parametrelerinin heterojen olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre çalışmada ikinci nesil testler uygulanmıştır. Serilerin durağanlıkları Pesaran CIPS birim kök testi ile sınanmıştır. Tüm ülkeler için serilerin birinci farklarında durağan oldukları görülmüştür. Daha sonra Westerlund ve Edgerton'un LM Bootstrap eş bütünleşme ve Durbin-Hausman panel eş bütünleşme testleri uygulanarak uzun dönemli ilişkiler incelenmiştir. Seriler arasında uzun dönemli eş bütünleşme olduğu için bu ilişkilere yönelik katsayı tahminleri AMG ve DCCE uzun dönem katsayı tahmin testleriyle hem ülkeler için ayrı hem de panel için tahmin edilmiştir. Son olarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Emirmahmutoğlu – Köse panel nedensellik testi ile incelenmiştir. Son olarak test sonuçları değerlendirilerek politika önerilerinde bulunulmuştur.

Araştırma-geliştirme harcamalarıAvrupa BirliğiFinansal araçlar+5
Tunahan Değirmenci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mükelleflerin vergi suç ve cezalarına ilişkin algılarının vergi uyumuna etkisi

Mükelleflerin vergi uyumlarını yükseltmek için vergiye uyumu etkileyen faktörlerin tespiti önemlidir. Bu bağlamda temel teşkil edecek Allingham ve Sandmo tarafından önerilen fayda maksimizasyonu modelinde vergi oranı ve ceza miktarı ve denetim oranı bu uyumu etkileyen önemli faktörlerdir. Bu teoriden yola çıkılarak bu çalışmada mükelleflerin vergi suç ve ceza algısının vergi uyumuna nasıl bir etkisi olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada vergi mükelleflerine ulaşarak mükelleflerin vergi cezaları algısı hakkında görüşlerinin alınması için İstanbul ilinde yaşayan 401 mükellefle anket çalışması gerçekleşmiştir. Sonuçlara göre mükelleflerin vergi ceza algıları ölçek ortalamasına 3,10^dur. Mükellefleri vergi kaçakçılığına yönlendiren sebeplerin başında ise %11'lik oran ile yüksek vergi oranı, adil bir vergi sistemi olmaması, yapılan vergi denetimlerinin yetersiz olması ve nasıl olsa herkes kaçırıyor düşüncesinin olması gelmektedir. Mükelleflerin vergi suç ve ceza algısını etkileyen faktörler denetim geçirme durumu ve denetim geçirme sayısıdır. Denetim geçirme sayısı yüksek olan mükelleflerin düşük olanlara göre vergi suç ve ceza farkındalığı yüksektir. Denetim geçiren mükelleflerin vergi suçlarını daha iyi bildikleri, vergi kaçırması durumunda karşılaşacağı cezaları daha iyi bildiği ve usulsüzlük cezalarını daha iyi bildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Denetim geçiren mükellefler vergi cezalarını adil bulmamaktadır. Vergi uyumu yüksek mükellefler ise vergi suçu işlemiş mükellefi hırsız, hain, ahlaksız olarak görmektedir.

Vergi Usul KanunuVergi cezalarıVergi kaçakçılığı+4
Nilay Türkeri
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

OECD ülkelerinde vergi gelirlerinin milli gelire etkisi: Panel veri analizi

Belirli bir zaman içerisinde bir ülkede meydana gelen mal ve hizmet üretimindeki artışlar ekonomik büyüme olarak ifade edilmektedir. Bir ülkede belirli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin net değeri ise milli gelir olarak tanımlanmaktadır. Net değere ulaşabilmek amacıyla belli bir döneme ilişkin safi milli hasıla değerinden o ekonomi için temin edilmekte olan dolaylı vergilerin çıkarılması gerekmektedir. Bu çalışmanın konusunu OECD ülkelerinin vergi yapısının incelenmesi ve ekonomiye yaptıkları katkıların araştırılması oluşturmaktadır. Çalışmada ulaşılmak istenen amaç, adalet bakımından incelenen OECD ülkelerindeki dolaylı ve dolaysız vergilerin ağırlık durumuna bakmak ve bu bağlamda toplanan vergilerin ekonomik büyümeye katkı düzeyini ölçmektir. Bu bağlamda analiz kısmı için verilerine ulaşılabilen 32 OECD ülkesi 1995-2019 dönemini kapsayacak biçimde analiz edilmektedir. OECD ülkelerinde vergilerin ekonomik büyümeye ve milli gelire etkilerinin araştırıldığı çalışmada elde edilen sonuçlara göre uygulanmakta olan vergi politikalarının devam edilmesine veya politika değişikliğine gidilmesi gerekliliğini belirtmesi bakımından çalışma önem arz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde vergilemenin teorik çerçevesi ve ekonomik etkileri genel anlamda tanımlanarak bilgiler verilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde milli gelire oranı bakımından bütçe açığı en fazla olan ülkelerden Yunanistan ile Amerika Birleşik Devletleri; mili gelire oranı bakımından bütçe fazlası olan ülkelerden Norveç ve Kore'nin vergi türleri ile vergi oranları detaylı biçimde incelenerek Türkiye ile tablo ve grafikler üzerinden bir karşılaştırma yapılmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde OECD ülkelerinde uygulanan vergilerin milli gelire etkisinin ekonometrik analizi yapılmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre analize tabi tutulan OECD ülkeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde gelir vergisi, kurumlar vergisi ve toplam vergilerin milli gelire olan etkilerinin pozitif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Karşılaştırmalı analizMilli gelirOECD ülkeleri+4
Uğur Uygun
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde istinaf kanun yolunun etkinliği

Verginin tarafları olan; vergi idaresi ve mükellefler arasında gün geçtikçe sayıları artan vergi uyuşmazlıkları ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan vergi uyuşmazlıkları yargıya intikal etmeden idari aşamada çözülebileceği gibi, idari aşamada barışçıl bir çözüm yolunun bulunamaması halinde uyuşmazlıklar vergi yargısına intikal ettirilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türk vergi yargısındaki kanun yollarından biri olan istinaf kanun yolunun etkinliğini analiz etmek ve yapılan tespitler doğrultusunda bu yargı yolunun etkinliğini etkileyen problemlerin ortaya konulması ve vergi yargısı alanında politika yapıcı ve uygulayıcılara öneriler sunmaktır. Bu bağlamda; Sakarya, Kocaeli ve İstanbul illerinde kamuda ve özel sektörde avukatlık mesleğini icra eden avukatlarla yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) yöntemi ile sorular sorulmuş ve verilen cevaplar doğrultusunda veriler analiz edilmiştir. Çalışmamız üç başlık altında incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde vergi uyuşmazlığı kavramı, vergi uyuşmazlığı nedenleri ve vergi uyuşmazlıklarının yargıya intikal ettirmeden vergi idaresi ile mükellefler arasındaki uyuşmazlık çözüm yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Türk vergi yargısının işlevi, yargıya hakim olan ilkeler, vergi yargısının genel yapısı, istinaf kanun yoluna ilişkin genel bilgiler, bu kanun yolunun uygulanmasının gerekçeleri ve yargılamalar sonucu ortaya çıkan sayısal veriler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde vergi uyuşmazlığını yargı aşamasına taşıyan mükellefleri savunma görevi üstlenen avukatlar ile vergi idaresini savunma görevini üstlenmiş olan avukatlarla yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) yöntemi kullanılarak elde edilen veriler analiz edilmiştir.

Kanun yollarıTürk vergi hukukuUyuşmazlık mahkemesi+4
Oğuzhan Biral
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Z jenerasyonu bireylerin devlet ve vergi algısı: Sakarya Üniversitesi örneği

Tarihsel süreç incelendiğinde vergi ve devlet kavramları birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki kavramdır. Bu iki kavram, iktidar yetkisini kullananlar ile devlet organını oluşturan parçalardan birisi olan vatandaşları karşı karşıya getirmektedir. İktidarda olanlar devletin gelirinin sürekliliğini sağlamak isterken vatandaşlar da mülkiyet haklarına daha az müdahale edilsin ister. Bu çekişme o kadar önemlidir ki Magna Carta, Boston Çay Partisi ve Fransız İhtilali gibi tarihe iz bırakmış bazı olayların yaşanmasında etkili olmuştur.. Günümüze gelindiğinde de vatandaşlar ve iktidardakiler vergi kavramı nedeniyle karşı karşıya gelmektedir. Toplumu oluşturan bireylerin sosyolojik özellikleri bu çekişmeyi farklı noktalara taşıyabilir. Yapılan çalışmada topluma dahil olan son jenerasyon olan Z Jenerasyonu bireylerin vergi ve devlet kavramlarını nasıl algıladığı ve bu iki kavram arasında nasıl bir ilişki kurduğu incelenmektedir.

DevletKavram algılamaVergiler+3
Furkan Faydalı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ar-Ge teşvik ve harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Panel veri analizi

Teknoloji alanında yaşanan her gelişme insan yaşamını kolaylaştırırken; bu alana yönelik gerçekleştirilen yatırımlar da ülke ekonomileri üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Bu saikle pek çok ülke ve firma, teknolojinin gelişmesinde en önemli araçlardan bir tanesi olan Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapmaktadır. Ar-Ge ve ekonomik büyüme ilişkisi inceleyen geçmiş çalışmalarda Ar-Ge harcamalarının finansman kaynağı pek fazla önemsenmemiş ve bir bütün olarak ele alınmıştır. Fakat Ar-Ge faaliyetlerine yönelik harcamalar hem kamu hem de özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Yapılan Ar-Ge harcamalarının finansman kaynağının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri de kaynak kullanımında verimlilik ve etkinliğin ölçülmesi açısından önemli bir fikir oluşturmaktadır. Bu çalışmada kamu ve özel sektör Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ampirik sonuçlar üzerinden değerlendirilmiştir. Ampirik analiz Türkiye ve 30 OECD ülkesinin 2008-2020 yılları arasını kapsamaktadır. Ampirik analizde ilk olarak yatay kesit bağımlılığı testi yapılırken; birimler arası bağımlığın tespit edilmesi ile ikinci nesil birim kök testlerinden olan Pesaran CIPS birim kök testleri ile serilerin durağanlığı sınanmıştır. Sonrasında ise birimlerin katsayı homojenliğini test etmek amacı ile Delta Testi yapılmıştır. CCE ve AMG tahmincileri yardımı ile panel genelinde ve ülke bazında katsayı anlamlılığı test edilmiştir. Son olarak ise Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testi ile değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Panel genelinde kamu Ar-Ge ödeneklerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisine ilişkin sonuçlar anlamlı bulunurken; özel sektör Ar-Ge harcamalarının panel genelinde belirli ülkeler hariç olmak üzere ekonomik büyüme üzerinde etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca nedensellik testi neticesinde ekonomik büyüme ile kamu/özel sektör Ar-Ge harcamaları arasında çift yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıEkonomik büyüme+4
Ömer Faruk Var
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek edindirme kurslarının kadın girişimciliği üzerindeki etkileri: SAMEK örneği

Kadınların toplumsal konumlarının güçlendirilmesi, toplumların gelişmişlik düzeyinin artmasının yanında yeni iş kollarının oluşması bakımından kadın girişimcilerin iş hayatı içerisinde daha etkin rol üstlenmeleri önemli bir faktördür. Kadın iş gücünün geliştirilmesi ve ülkemizin ekonomisine katkısının artırılması hedefiyle yaygın eğitim veren mesleki eğitim kurumlarının sağladığı kursların, kadın girişimciliği üzerindeki etkisi merak uyandırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de kadın iş gücünün geliştirilmesi ve ülkemizin ekonomik boyutta katkısının artırılması hedefiyle yaygın eğitim veren mesleki eğitim kurumlarının sağladığı kursların, kadın girişimciliği üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmanın katılımcılarını SAMEK' te eğitim alan ve sonrasında herhangi bir girişimcilik veya istihdam faaliyetinde bulunmakta olan 20 kadın oluşturmaktadır. Araştırma gerçekleştirilirken nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim desenine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgileri de içeren yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, mülakat formundaki sorular ve başlıklar halinde ele alınmaktadır. Yapılan mülakatlar dört ana başlık altında sorulara ayrılarak çeşitlendirilmiştir. Katılımcıların sorulara verdikleri yanıtlar betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda meslek edindirme kurslarının kadınların girişimlerinin oluşumunda olumlu etkileri olduğu ve bu etkilerin; motivasyon kaynağı, bilinmeyen şeyleri öğrenme, çevre edinmek, para kazanmak, kendini geliştirmek, yaptığı işte tecrübe ve bilgi sahibi olma imkanı sağlama, meslek öğrenme, ekonomilerine katkı ile kendi parasını kendi kazanma, zamanı iyi değerlendirme, ruh sağlığını iyileştirmeye, mesleğe hazırlamaya, iş temellerini oluşturmaya ve üretken olmaya aracı olma gibi olduğu bulunmuştur. Girişimci kadınlara destek veren kurumların maddi destek prosedürlerini kolaylaştırıcı bir sistem oluşturması finans desteğin artmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca kadın girişimciliğine yönelik tanıtıcı etkinlik ve reklam faaliyetleri ile daha büyük kitlelere ulaşılabilir.

GirişimcilikKadın girişimciliğiKadınlar+2
Merve Üngören
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi okuryazarlığı üzerine ampirik bir çalışma: Marmara Bölgesi örneği

Vergi okuryazarlığı bireylerin içinde bulundukları vergi sisteminde kendilerini etkileyen vergilerin geneli ile ilgili bilgi sahibi olan, vergi sistemi hakkında duygu ve düşüncelerinin olması anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bireylerin vergiler ile ilgili gerekli olduğunda beyanname verebilme, vergi hesaplayabilme gibi konuları yapabilme yetilerinin tamamına denmektedir. Vergi okuryazarlığı kavramını daha iyi anlayabilmek adına literatür araştırması yapıldığında, vergi okuryazarlığının alt boyutları olan duyuşsal, bilişsel ve psikomotor boyutun yanında finansal okuryazarlık kavramı ile birlikte incelendiği görülmektedir. Araştırmanın ana fikrini oluşturan bu literatür taraması sonucunda Marmara Bölgesindeki 438 mükellefle yapılan anket çalışmasında vergi okuryazarlığının düzeyinde, vergi okuryazarlığının alt boyutları olan duyuşsal, bilişsel ve psikomotor boyutun ayrı ayrı hangi düzeyde oldukları incelenmiştir. Aynı zamanda finansal okuryazarlık düzeyi ile vergi okuryazarlığı düzeyi arasında hangi yönlü bir ilişki olduğu sorgulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre vergi ile ilgili daha önce psikomotor boyutta deneyimi olan mükelleflerin duyuşsal ve bilişsel boyutlardaki vergi mükelleflerinden daha yüksek vergi okuryazarı olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre vergi okuryazarlığı yüksek olan bireylerin finansal okuryazarlığı da yüksek düzeydedir. Mükelleflerin yaşı ile duyuşsal boyut arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Evli katılımcıların bilişsel, duyuşsal ve vergi okuryazarlığı puanları, bekar katılımcıların puanına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunurken gelir düzeyi değiştikçe vergi okuryazarlığı seviyesinin değiştiği görülmüştür. Bu durum vergi okuryazarlığı düzeyinin, demografik farklılıklara farklı düzeyde olabileceğini göstermektedir. Genel olarak bakıldığında vergi okuryazarlığı düzeyini demografik faktörlerin olduğu kadar finansal okuryazarlık düzeyinin de etkilediği söylenebilir. Bireylerin finansal durumlarını yönetebilen bireyler olması onların vergi okuryazarlığı düzeyinin de yüksek olmasını sağlamaktadır.

Elif Tokat
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Post-neoliberal bir restorasyon olarak OECD BEPS Eylem Planı'nın transfer fiyatlandırmasına ilişkin aksiyonları çerçevesinde Türkiye değerlendirmesi

Neoliberal iktisat politikalarına uyum sağlayan yerel vergi düzenlemelerinin neden olduğu uluslararası mali mevzuat farklılıkları agresif vergi planlamalarının bir aracı haline gelerek ÇUŞ'e matrah aşındırma yoluyla kar aktarımı (BEPS) fırsatları sağlamıştır. Durumun ulusal vergi gelirlerini büyük ölçüde aşındırması ve 2008 küresel mali krizinin yaşanması ülkeleri büyük bir kaynak krizine sokmuştur. G20'nin talebi üzerine teknik altyapısını OECD'nin oluşturup hayata geçirdiği "BEPS Eylem Planı" ÇUŞ'e BEPS fırsatı sağlayan 15 sorunlu alanı tespit ederek uygulayıcı ülkelere yerel mevzuatlarına adapte etmek üzere bazı tavsiyeler ve minimum standartlar önermiştir. Eylem Planı'nın transfer fiyatlandırmasına yönelik 8, 9, ve 10. aksiyonları ile transfer fiyatlandırması sonuçlarının yaratılan değer ile uyumlu olması amaçlanmıştır. Bu revizyonda gayri maddi varlık kavramı daha geniş bir perspektifle yeniden ele alınmıştır. Emsallerine uygunluk ilkesi işlemlerin asıl mahiyetini tespit etmek için riski ön plana çıkaran bir perspektifle reforme edilmiştir. "Cash Box" olarak anılan ve şirketler grubu içerisinde hiçbir ekonomik faaliyeti olmayan, gelirlerinin tamamı pasif nitelikli (faiz geliri) olan ve sermaye olarak zengin işletmelerin sırf bu sermayelerini ilişkili kişilere kullandırmaları sayesinde yüksek kazanç elde etmeleri engellenmiştir. Yine Eylem 8-10 kapsamda gayri maddi hakları tespit etmek ve oluşturduğu sonucun transfer fiyatlandırması açısından emsallerine uygunluğunu sağlıklı bir şekilde belirleyebilmek için DEMPE Analizi gündeme gelmiştir. OECD TFR'nin "Belgelendirme" ye ayırdığı "Beşinci Bölüm" tamamen silinmiş ve üç aşamalı standardize yaklaşımı yansıtan yeni yükümlülükler getirilmiştir. Bir neoliberalizm aksaklığına yapılan post-neoliberal bir onarım olarak "BEPS Eylem Planı'nın transfer fiyatlandırmasına ilişkin aksiyonları Türk mali mevzuatına tamamen olmasa da kısmen yansımıştır. OECD'nin BEPS Eylem Planı'nı ortaya çıkarmasının sebebi neoliberal iktisat politikalarının uygulandığı dönemde sürecin önemli aktörleri olan ÇUŞ'in agresif vergi planlamalarının özellikle gelişmiş ülke ulusal maliyelerini içinden çıkılamaz bir duruma getirmesidir. Bu süreç içerisinde gelişmiş ülke mali idarelerinin kontrolünde olması gereken büyük matrahlar vergi rekabetinde dibe doğru yarışın aktörleri olan gelişmekte olan ülkelerde yok olup gitmektedir. Türk Mali Mevzuatının bu konvansiyona kısmen dâhil olmasının sebebi gelişmekte olan bir ülke olarak Eylem Planı'nın etkileri lehine olmayacağından mümkün olduğunca mesafeli duracak gibi görünmektedir.

Yunus Köse
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde ihracatta katma değer vergisi iade uygulaması

Katma değer vergisinin dünya üzerindeki yayılma hızı vergi sistemine sağladığı avantajlar nedeniyle oldukça hızlı olmuştur. KDV'nin en önemli etkilerinden birisi ticaret üzerinde görülmektedir. Bu noktada KDV'de uygulanan ihracat istisnası önem kazanmaktadır. İlgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilen ihracat işlemleri KDV'den istisna edilmektedir. Böylece mükellef üzerindeki vergi yükü kaldırılmakta, çifte vergilendirme önlenebilmekte, iadeler yoluyla mükellefler için fon kaynağı sağlanabilmekte, sonuç itibariyle ihracat ve ticaret teşvik edilebilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de ihracatta KDV istisnası ve iade sisteminde yaşanan temel sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara yönelik pratik çözüm önerileri sunulması amaçlanmaktadır. Bu amaç bağlamında çalışmada, araştırma konusuyla ilgili gerekli literatür taraması yapılmış, ulusal ve uluslararası yargı kararları incelenmiştir. Çalışmada yeminli mali müşavirlerle nitel araştırma yöntemlerinden görüşme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar seçilirken amaçlı örneklem yönteminin bir türü olan ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Teori ve yargı kararları ile bağdaştırılarak analiz edilen araştırma bulgularına göre Türkiye'de ihracatta KDV iade sisteminde karşılaşılan en önemli sorunların başında mevzuat ile uygulama çatışması gelmektedir. Vergi idaresinin bağlı idare yetkisi veya takdir yetkisini çelişik içtihata yol açacak şekilde kullandığı tespit edilmiştir. KDV iade taleplerinin gerçekleşme süreci uzun zaman alabilmektedir. İade taleplerinin gerçekleşmesinde mevzuatta yazan sürelere uyulmadığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda çalışmada incelenen yargı kararlarının birçoğunda asıl sorunun uygulama ile mevzuat arasındaki çatışmadan çıktığı tespit edilmiştir. Yargı organları arasındaki içtihat farklılığı önemli bir sorundur. "Yeterince araştırmama" hususu hem yargı kararlarında hem de nitel araştırma sonucu tespit edilen önemli bir sorundur. Karşıt inceleme uygulamasının yöntemi değiştirilmelidir. Başta özel esaslar uygulaması olmak üzere, verginin asli unsurlarını etkileyen birçok hususun tebliğde düzenlenmesi vergide kanunilik ilkesine aykırıdır.

Hacer Kaba
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Demografik ve akademik değişkenler ile vergi okuryazarlığı, vergi bilinci ve vergi uyumu arasındaki ilişki: Lisans öğrencileri üzerine bir araştırma

Toplumların gelişimine önemli katkı sağlayan unsurlardan biri şüphesiz okuryazarlıktır. Günümüzde okuryazarlık, çeşitli türlere ayrılmış ve bunlardan biri de vergi okuryazarlığıdır. Vergi okuryazarlığı, mükelleflerin vergi sistemini ve yükümlülüklerini anlamalarının yanı sıra, bu bilgileri günlük kararlarında ve finansal planlamalarında etkili bir şekilde kullanabilme yeteneğidir. Bu tür bir okuryazarlık, mükelleflerin vergi ödeme davranışlarını ve tutumlarını etkileyebilmektedir. Hazırlanan bu tez çalışması, demografik ve akademik değişkenler ile vergi okuryazarlığı, vergi bilinci ve vergi uyumu arasındaki ilişkileri ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışma, katılımcıların vergi okuryazarlık düzeylerini ölçerek bu konuyu detaylandırmayı amaçlamaktadır. Konuyu disiplinler arası bir perspektifle ele alarak geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Vergi okuryazarlığının teorik temellerinden hareketle, demografik ve akademik değişkenlerin vergi okuryazarlığı, vergi bilinci ve vergi uyumu arasındaki ilişkileri kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Bu yaklaşım, vergi okuryazarlığı alanında literatüre önemli katkılar sağlamayı ve konunun çeşitli disiplinlerden nasıl etkilendiğini anlamayı arzulanmaktadır. Araştırma, nicel yöntemlerle yapılmış olup, Düzce Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi'nde eğitim gören 521 öğrenciye yönelik olarak anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların vergi okuryazarlık düzeylerinin genel ortalaması 33,12 puan olarak belirlenmiş ve bu, vergi okuryazarlığının orta seviyenin altında olduğunu göstermektedir. Ayrıca katılımcıların yaklaşık %59,1'inin bu alanda zayıf veya sınırlı bilgiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte yaş ve akademik başarı arttıkça vergi okuryazarlığının yükseldiği, vergi dersi alanların bilgi düzeyinin daha yüksek olduğu ve Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerinin diğer fakültelere kıyasla daha yüksek vergi okuryazarlığına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bulgular aynı zamanda vergi okuryazarlığının, vergi uyumu ve vergi bilinci üzerinde pozitif etkisi olduğu göstermektedir. Diğer bulgular ise vergi okuryazarlığıyla ilgilenen araştırmacıların daha geniş bir perspektifle yaklaşmalarına imkan tanımaktadır.

Ercan Yelman
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de konjonktür dönemlerinde uygulanan kamu mali politikaları

Türkiye ekonomisi kuruluşundan itibaren kısa süre içinde pek çok krizle mücadele etmek durumunda kalmıştır. Bu bakımdan çalışmada 1980 yılı itibariyle Türkiye'nin konjonktürel dönemlere ilişkin mücadele kapsamında uyguladığı mali politikalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı Türkiye'de konjonktürel dönemlerde uygulanan kamu mali politikalarını her dönemi kendi özeli ve şartları içinde değerlendirerek uygulanan tedbirleri maliye politikası ve mali hukuk bakımından ayrıntılı ortaya koymak ve bunların etkinliğinin değerlendirilmektir. Çalışmada başlangıç olarak 1980 krizi ele alınmıştır. Bunun sebebi Türkiye ekonomisinin yapısal anlamda dönüşüme gittiği ve dışa açılmanın gerçekleştiği 1980 yılının, ekonomik anlamda atılan önemli adımların yer aldığı dönem olmasıdır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılarak 1980 yılından günümüze Türkiye'nin konjonktürel dönemlere ilişkin uyguladığı kamu maliyesi politikaları ele alınmıştır. Krizlerin meydana gelmesinin nedenleri, oluşum süreçleri ve uygulanan politikalar incelenmiştir. Bunun sonucunda her dönem kendi özeli ve şartları içerisinde değerlendirilerek uygulanan politikaların sonuçları ortaya konulmuştur. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Türkiye ekonomisinin her kriz dönemde mevcut yapısal ekonomik sorunlar ile mücadele etmiş ve buna yönelik istikrar programları uygulamaya koymuştur. Bu programlar dönemin yapısına ve mevcut şartlara göre olumlu veya olumsuz sonuçlar doğurmuş, ekonomide önemli etkiler oluşturmuşlardır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de yaşanan kriz dönemlerinde sıklıkla kamu mali politikalarına başvurulduğu gözlemlenmiştir. Bu bakımdan konjonktürde meydana gelen olumsuz durumlarda uygulanacak çözümlerde maliye politikalarının önemli olduğu açıkça görülmektedir.

Ekonomik konjonktürEkonomik krizFinansal istikrar+1
Fecra Zeynep Dinç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde katma değer vergisi tevkifatı uygulaması ve demir-çelik sektörüne getirilen KDV tevkifatının incelenmesi (2012-2023)

Türk Vergi Sisteminde Katma Değer Vergisi vergi türlerinden biri olup vergi gelirleri arasında yüksek paya sahiptir. Katma Değer Vergisi Kanunu'nda yer alan vergi sorumluluğu hükmü vergi KDV tevkifatının meşruiyetini sağlamaktadır. KDV tevkifatının Türk Vergi sistemi içerisindeki yerini ortaya koymak ve son on yıllık verileriyle durumu analiz etmek çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Katma Değer Vergisi'nin mükellef sayıları ve vergi gelirleri içerisindeki payı ve artışları ortaya konmak için analiz edilmiştir. Katma Değer Vergisi tevkifatının toplamı ve KDV gelirleri içerisindeki payının yıllar içerisindeki payı ortaya konmuş ve bu tevkifat uygulamasında yapılan değişikliklerle olan ilişkisi açıklanmıştır. Çalışmada en güncel olan KDV değişikliği tebliği baz alınarak demir çelik sektörüne getirilen tevkifat uygulaması ile vergi sistemizdeki tevkifat uygulamasının amaçların hangi noktasında olduğu ya da tevkifat uygulaması ile hedeflenen teorik amacın uygulamadaki karşılığı ortaya konmuştur. Çalışmamızda KDV tevkifatına dair kanunlar özelgeler gibi kanuni dayanaklarla birlikte teorik çalışmalara literatür taraması yapılarak yer verilmiştir. Vergi gelirleri, mükellef sayıları ve sektöre dair tablo ve grafiklere yer verilerek ikincil veri yöntemiyle çalışma tamamlanmıştır Çalışmamız sonucunda son yıllarda KDV gelirlerinin arttığı tespit edilmiş ancak getirilen yenilikler ve yapılan değişikliklerin mükellef açısından özellikle vergiye uyum noktasında ve vergiden kaçınma noktasında sonuçlar doğurdurğu düşünülmektedir

Nuran Aras
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Danıştay kararları çerçevesinde Vergi Usul Kanununda yer alan sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerinin değerlendirilmesi

1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası başlangıç kısmında Türk vatandaşlarının milli varlığa karşı hak ve ödevlerde ortak olduğu hususuna yer verilerek, Siyasi Haklar ve Ödevler bölümü altında verginin tüm vatandaşlardan alınacağı belirtilmiştir. Vatandaşlardan vergi alınmasına ilişkin usul ve esaslar ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunda yer almaktadır. Bu Kanun beş ana kitaptan oluşmaktadır ve dördüncü kitap "Ceza Hükümleri" dir. Bu kitapta vergi kanunları hükümlerine aykırı fiillerde bulunan mükelleflere ilişkin suçlara ve cezalara ilişkin hükümler bulunmaktadır. Bu suçlar arasında sayılan sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri vergi mükelleflerinin, vergi kaçırma yöntemi olarak kullandığı yöntemler arasındadır. Vergi idaresine bağlı denetim elemanları tarafından incelemesi yapılan sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma fiilleri ile vergi kaçırdığı tespit olunan vergi mükellefleri, karara karşı vergi yargılaması yollarına başvurabilmektedir. Bu tezin amacı idari yorum olarak sayılan vergi idaresinin yorumlarının, Danıştay'ın yorumları ile aralarında bir örtüşme olup olmadığı yönünde kanaat oluşturmaktır. Tez çalışması; idarenin 2021 ve 2022 yıllarında dava konusu edilen işlemleri ile zaman yönünden, sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri ile konu yönünden, Danıştay kararlarının yorumlanması ve doküman analizi yöntemlerinin seçilmesi ile metodolojik yönden sınırlandırılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda idare tarafından yapılan yorumların, yargı mercilerinden olan Danıştay tarafından yapılan yorumlar ile örtüşmediği ve yorum farklılıkları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Uğur Burak Irmak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de CO2 emisyonlarının belirleyicilerinin ölçülmesi: Bir araç değişken olarak regresyon analizi

Bu çalışma, Türkiye'deki CO2 emisyonlarının belirleyicilerini enstrümantal değişken (IV) regresyon analizi kullanarak araştırmaktadır. Araştırma, CO2 emisyonları üzerinde enerji kullanımı (ENU), nüfus yoğunluğu (PD), doğrudan yabancı yatırım (FDI) ve GSYİH büyümesinin etkisine odaklanmaktadır. Bu çalışma, GSYİH'yi endojen bir değişken olarak alırken, askeri harcama ve İKT malları ihracatını enstrüman değişkenleri olarak kullanır. Sonuçlar, farklı değişkenlerin CO2 emisyonları üzerinde farklı etkilerini ortaya koymaktadır. Doğrudan yabancı yatırım (FDI) istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermezken, enerji kullanımı (ENU) CO2 emisyonlarının önemli bir öngörücüsü olarak ortaya çıkar (p <0.005), bunun artışı CO2 emisyonlarında bir artışa neden olur. Benzer şekilde, nüfus yoğunluğu (PD) da CO2 emisyonları üzerinde önemli bir etki gösterir (p <0.002). Bununla birlikte, GSYİH önemli bir öngörücü olarak bulunmasına rağmen (p <0.047), CO2 emisyonları ile negatif bir ilişki gösterir. Ancak, değişkenlerin anlamlı bir endojenliğini ortaya koyan endojenlik testleri de dikkat çekicidir. Ayrıca, Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (GMM) regresyonu kullanılarak yapılan sağlamlık kontrolü de bu sonuçları doğrular. Bu bulgular, enstrümantal değişkenlerin gücünün daha fazla araştırılmasının sonuçların güvenilirliğini sağlamak açısından önemini vurgular.

Yüksel Bulut
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de düşük karbon ekonomisine doğru: İklim finansmanı ve politika ölçütlerinin ikili etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, Türkiye'de düşük karbon geçişin bağlamında İklim Finansmanı ve Politika Tedbirleri arasındaki karmaşık bağlantıları kapsamlı bir şekilde keşfetmektedir. Çalışmada, karbon ayak izi banka kredileri (CFPBL), iklim finansmanının bir göstergesi olarak tanımlanırken, Çevre Vergisi (ENTX) ve Çevre Koruma Harcamaları (ENXP) iklim politika önlemleri olarak belirlenmiştir. Temel amaç, bu belirlenen değişkenlerin Türkiye'de düşük karbon teknolojilerinin ticaretine (TLCTR) olan etkisini değerlendirmektir ki bu, Türkiye'nin düşük karbon ekonomiye geçişini simgelenen bağımlı değişken olarak hizmet verir. Bu, yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyüme oranı, Devlet Etkinliği (GEF) ve Araştırma & Geliştirme harcamalarını (R&D) içeren kilit ekonomik göstergeleri içermektedir. Bu değişkenlerin birleşimi ile çalışma, Türkiye'nin düşük karbon ekonomiye geçişini karakterize eden çok yönlü dinamiklere kapsamlı bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. 1990 ile 2022 yılları arasında uzanan yıllık veriler kullanılarak, titiz birçok aşamalı araştırma metodolojisi uygular. İlk adım, tüm zaman serisi verilerini Phillips-Perron (PP) ve Augmented Dickey-Fuller (ADF) yaklaşımlarını kullanarak birim kök testine tabi tutmaktır. Ardından, çalışma, regresyon denklemindeki seriler arasındaki uzun vadeli ilişkinin (koentegrasyon) varlığını incelemek için Engle-Granger Koentegrasyon Testini uygular. Engle-Granger Koentegrasyon Testi'nden elde edilen temel bulgular, koentegrasyon lehine önemli kanıtlar sağlamaktadır. Genel olarak, bu sonuçlar, değişkenler arasında anlamlı bir uzun vadeli ilişkinin varlığını vurgulayarak, zaman serisi analizi bağlamında regresyon katsayılarının güvenilir yorumu için koentegrasyonun önemini vurgular.

Burcu Bulut
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal güvenlik harcamalarının tasarruflar üzerindeki etkisi

Sosyal güvenlik; insanlığın ilk zamanlarından itibaren ihtiyaç olarak ortaya çıkmış olup, zamanla ülkeler arasında yaygınlaşmış ve ülke ekonomileri için önemli bir bütçe transfer kalemi haline gelmiştir. Sosyal güvenlik politikaları özellikle sanayi devrimi ile birlikte büyük değişimlere uğramıştır. İlerleyen zamanlarda, ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve demografik yapılara göre çeşitli sosyal güvenlik uygulamaları hayata geçirilmiştir. Buna karşın, 1970'li yıllarda ortaya çıkan ekonomik kriz ile birlikte ülkeler sosyal güvenlik politikalarını tekrar gözden geçirmiş, reform hareketlerine yönelmişlerdir. Günümüzde, ülkeler arasında uygulanan sosyal güvenlik politikaları farklılık göstermektedir. Bu çalışmada, ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin yurt içi tasarruflar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, 1975- 2020 dönemini kapsayan zaman serisi analizi yapılmıştır. Çalışmada öncelikle, ADF ve FADF testleri uygulanmıştır. FADF testi sonuçlarına göre, F istatistikleri üç değişken için de anlamsız olarak bulunmuştur. Bu yüzden, ADF testi uygulanmıştır. ADF birim kök testi sonuçlarına göre, değişkenler birinci farklarında durağan hale getirilmiştir. Bundan sonra, değişkenlerin uzun dönemli aralarındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Maki Eşbütünleşme testi yapılmıştır. Bu teste göre, uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilmiş olup, 1988 ve 2010 yılları kırılma yıllara olarak gözlemlenmiştir. Uzun dönem ilişkinin tespit edilmesinden sonra, uzun dönem katsayıları hesaplanmıştır. Buna göre, sosyal güvenlik harcamalarındaki yüzde 1'lik artış tasarrufları yaklaşık yüzde 1.5 ve işsizlik seviyesindeki yüzde 1'lik artış tasarrufları yüzde 1.6 arttırmaktadır. Analizin son bölümünde, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Bu amaçla; yapılan frekans alanı nedensellik testi sonuçlarına göre, nedensellik sadece %10 anlamlılık düzeyinde sadece sosyal güvenlik harcamalarından tasarruflara doğru tespit edilmiştir.

Gayri safi yurtiçi tasarrufZorunlu tasarrufÖzel sosyal güvenlik sistemi
Yalçın Doğan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de politik bütçe dalgalanmalarının analizi

Politik konjoktürel dalgalanmalar seçimler nedeniyle iktidardaki partilerin tekrar seçilebilmek amacıyla para ve maliye politikası araçlarını kullanarak ekonomiyi manipüle etmesi olarak açıklanmaktadır. Politik bütçe dalgalanmaları ise; iktidar partilerinin tekrar seçilebilmek amacıyla maliye politikası araçlarını kullanarak bütçede meydana getirdikleri dalgalanmalar olarak ifade edilir. Bu çalışmada Türkiye'de bu tür manipülasyonların olup olmadığını 1990 dönemi sonrası itibariyle analiz edilecektir. Iktidar partilerinin seçimlerden önce ve sonra maliye politikası araçları kullanarak devlet bütçesinde meydana getirdikleri değişiklikler tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu çalışma Türkiye ile sınırlandırılmış ve 1990-2023 dönemine ait veriler kullanılmıştır. Çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; teorik çerçeve de politik konjonktürel dalgalanmaları literatürü hakkında bilgi verilecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde; literatürdeki ampirik çalışmalar incelenerek, çalışmalarda hangi yöntem ve hangi veriler kullanılıp hangi sonuca ulaştığı karşılaştırmalı olarak tespit edilecektir. Çalışmanın üçüncü bölümünde; Seçime İlişkin Temel Veriler Hakkında Bilgiler ve Makroekonomik Değişkenler Hakkında Bilgi verilecektir. Türkiye'de ki Merkezi yönetim bütçesi hakkında 1990 yılından itibaren 2023 yılına kadar bilgi verilecektir. Çalışmanın dördüncü bölümünde; fırsatçı ve partizan modelin Türkiye'de geçerli olup olmadığı ekonometrik analiz ile test edilecektir. Çalışmanın sonuç kısmında ise teorik ve ampirik bulgular değerlendirilip, bu bulgulara dayalı önerilere yer verilmektedir. Sonuç olarak Fırsatçı model için Kamu harcamaları için destekleyen yıllar 1999, 2018 ve 2023'tür. Kamu Gelirleri için ise; 1991, 2015 ve 2018; İç borç için ise, fırsatçı modeli destekleyen seçim yılları, 1991 ve 2023, Dış borç için ise; fırsatçı modeli destekleyen seçim yılları, 2002 ve 2011 yılları bulunmuştur.

İsmihan Duran
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi aflarının anayasal ilkelere uygunluğu

Kamusal hizmetlerden faydalanabilmek ve devamlılığın sağlanabilmesi için devletin yegane gelir unsuru olan vergilerin, vakitlice tahsil edilmesiyle mümkündür. Fakat bazı nedenlerden ötürü vergiler zamanında tahsil edilememektedir. Nedeni ise, yükümlünün ihmali ya da uluslararası ve siyasi alanda ekonomik bunalımların ortaya çıkmasıyla oluşmaktadır. Fakat devletin esas amacı, sebebi farketmeksizin kamusal harcamalarını elde edebilecek kadar vergilerin tahsil edilmesidir. Bu tahsil gerçekleştirilirken tahsilin kaynağına herhangi bir yıkıcı etkide bulunulmamalıdır.İktidarlar bu ve bunun gibi çeşitli maliyetlerden kurtulabilmek için mükelleflere vergilerini ödeyebilmeleri adına çok sayıda kolaylıklar getirmektedir. Bunun en güzel örneği, bir seçim vaadi olan vergi aflarıdır. Anayasal ilkelerin vergi affıyla beraber uyumlu işleyebilmesi ve yürürlüğe konulması yasamanın sınırlarını da belirlemektedir. Kanun koyucu bu ilkelerle vatandaşlar üzerinde mali yükümlülüklerin şekillenmesini belirlerken, Anayasal ilkeleri yok saymamalıdır. Çünkü bu ilkelerin var olması vatandaşın hukuki ve mali açıdan bir güven duymasına yardımcı olurken, kanun koyucunun sınırlarını belirlemektedir. Vergi affıyla ilgili Anayasal ilkeler çerçevesinde uygunsuz bir durum oluştuğunda, denetim yetkisi olan Anayasa Mahkemesi müdahalede bulunmaktadır. Vergi afları, hukukumuzda ve günümüzde hala tartışma niteliğinde olup, Anayasa'daki konumu ve Anayasal vergilendirme ilkeleri çerçevesinde değerlendirilip çözüme kavuşturulması gereken bir konu niteliğindedir. Anayasamızın 73. maddesinde Anayasal vergilendirme ilkelerine genişçe yer verilmiştir. Bu tez çalışmasında, vergi affına ilişkin incelemeler madde 73 kapsamında değerlendirilmiştir. Ek olarak, Anayasa Mahkemesi'nin vergi affıyla ilgili vermiş olduğu ekonomik gerekçeler ve kamu yararı kararları da bu değerlendirmelerin içindedir.

Seda Karan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde barışçıl çözüm yolları ve uzlaşma müessesesinin vergi gelirleri üzerine etkisi

Uzlaşma müessesesi ülkemizde ve dünyada vergi uyuşmazlıklarının çözümünde sıklıkla kullanılan bir idari çözüm yoludur. Öncelikli olarak uyuşmazlıkların çözümü yargı mercilerinde sağlanmalıdır. Fakat yargı mercilerinin iş yükünün fazla oluşu ve yargısal sürecin uzun bir zaman dilimini kapsıyor olması vergi gelirlerinin ivedi bir şekilde hazineye intikalinin önünde bir engeldir. Ayrıca mükellef açısından da çok meşakkatli bir süreçtir. Bu yüzden yargısal çözüme alternatif olarak çoğu ülkede yeni yöntemler geliştirilmiştir. Yeni yöntemler arasında etkin bir şekilde kullanılan idari çözüm yollarından uzlaşma mekanizması bulunmaktadır. 1963 yılında Türkiye'de uygulamaya giren uzlaşma müessesesi 1985 yılında tarhiyat öncesi uzlaşmanın da eklenmesiyle geliştirilerek uygulanmaya devam edilmiştir. Çalışmanın amacı uzlaşı mekanizmasının vergi gelirleri üzerine etkisine bakarak etkin bir şekilde kullanıp kullanılmadığı sonucuna ulaşmaktır. Sonuca ulaşmak için Gelir İdaresi Başkanlığının Faaliyet Raporları ve Vergi Denetim Kurulunun Faaliyet Raporları üzerinden çeşitli veriler alınmıştır. Alınan verilerle analizlerin yapılması için yeni veriler düzenlenmiş ve testleri yapılmıştır. Ampirik testler yapılmadan tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma mekanizmaları için ayrı ayrı uzlaşmaya konu olan dosya sayısı, konu olan dosya uzlaşılan dosya sayısı, uzlaşmaya konu olan dosya sayısı ile uzlaşılan dosya sonucunda ortaya çıkan oran, uzlaşma sonrası vergi tutarları, uzlaşma sonrası ceza tutarları, ortalama tutarlar ve oranlar ani inişler ve çıkışlar grafik ve tablolar yardımıyla detaylı bir şekilde gösterilerek açıklanmıştır. Bu bağlamda Türkiye özelinde 1996-2023 yıllarına ait çeşitli veriler tablo ve grafikler yardımıyla yorumlanmış ve ampirik testlerle mevcut durum ortaya çıkarılmış etkin bir kullanım için çeşitli görüş açıklaması ve öneriler yapılmıştır.

Nurullah Erikci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

AİHM ve AYM kararları çerçevesinde vergileme ilkeleri ve mülkiyet hakkı

Vergilendirme kamu gücüne dayanarak kamu giderlerini karşılamak üzere cebir altında yapılmaktadır. Devlet bu mutlak gücü kullanarak mükellefe yükümlülükler getirmesinin yanında, idarenin keyfiyetini önlemek ve mükellefe tanınan hakların korunmasını yasa aracılığıyla sağlanmaktadır. Anayasa madde 73 vergilemenin her ne kadar temelini oluşturuyor olsa da Anayasanın 2., 10., 13., 20., 35., 36. Maddeleri de doğrudan ya da dolaylı vergileme ilkelerine kaynak teşkil etmekte. AİHS maddelerinde doğrudan vergilendirme ilkeleriyle ilgili hükümler içermez. Ancak mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkını ele alan maddeleri aracılığıyla, AİHM hukuki güvenlik ilkesinin vergisel müdahalelerle ihlal edilip edilmediğinin, kamu yararına yapılan vergisel müdahalelerin ölçülülüğünün, orantılılığının, öngörülebilirliğinin, kanuniliğinin ve geriye yürümezliğinin denetimi yapıldığı kararlarla gözlemlenmiştir. AYM'nin incelediğimiz içtihatlarındaki vergisel ilkelerin AİHM içtihatlarında da ortak olarak kanunilik ilkesin, ölçülülük ilkesinin altı ilkelerinden orantılılık ilkesinin, eşitlik ilkesinin, hukuk güvenliği ilkesinin ele alındığı gözlenmiştir. Vergilemede yorum yapılırken kanuni sınırlar içerisinde öngörülebilir bir sonuca ulaşıldığı takdirde hukuki olduğunu, geriye yürümenin mükellef lehine olmadığı sürece hukuki olmadığı, mülkiyetin yalnız kanunla ve kamu yararına orantılı olarak kısıtlanabileceği yönündeki ortak içtihatların olduğu tespit edilmiştir.

Erkam Birsenoğul
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fonksiyonel düzeyde kamu harcamaları ekonomik büyüme ilişkisi: OECD ülkelerinde ampirik analiz

Bu çalışmada OECD üyesi 34 ülkenin 2009-2020 yılları arasına ait fonksiyonel kamu harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkisi araştırılmıştır. Ancak 2009–2020 yıllarında OECD üyesi toplam 36 ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerden 2 tanesinin (Kolombiya ve Meksika) belirtilen yıllara ait verilerine ulaşılamadığından çalışmaya dahil edilmemiştir. Araştırma verileri Dünya Bankası ve IMF'in veri tabanından alınmıştır. Çalışmada ekonomik büyümeyi ifade eden ekonomik büyüme oranı (GDP) bağımlı değişken, fonksiyonel kamu harcamalarını ifade eden genel kamu hizmetleri, savunma hizmetleri, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri, ekonomik işler, çevre koruma hizmetleri, iskân ve toplum refahı hizmetleri, sağlık harcamaları, kültür ve din harcamaları, eğitim harcamaları, sosyal koruma hizmetleri harcama kalemlerinin toplam kamu harcamaları içerisindeki oranı ise bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde iki aşamalı sistem GMM dinamik panel veri analizi metodu kullanılmıştır. Analiz sonucunda; fonksiyonel kamu harcama unsurları olan genel kamu hizmetleri (0.020; 0.000), savunma hizmetleri (0.017; 0.000), kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri (0.029; 0.000), ekonomik işler (0.017; 0.000), çevre koruma hizmetleri (0.029; 0.000), iskân ve toplum refahı hizmetleri (0.025; 0.000) sağlık harcamaları (0.015; 0.000), kültür ve din harcamaları (0.024; 0.000), eğitim harcamaları (0.018, 0.000), sosyal koruma hizmetleri (0.019; 0.000) ile ekonomik büyüme arasında pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; genel kamu hizmetlerinde %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.02, savunma hizmetlerinde %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.017, kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerinde %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.029, ekonomik işlerdeki %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.017, çevre koruma hizmetlerinde yaşanan %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.029, iskân ve toplum refahı hizmetlerinde %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.025 , sağlık harcamalarında %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.015, kültür ve din harcamalarında meydana gelen %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.024, eğitim harcamalarında %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.018, sosyal koruma hizmetleri harcamalarında yaşanan %1 artış ekonomik büyüme oranına 0.019 oranında katkı sağlamaktadır.

Pınar Sönmez
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal konut uygulamaları ve TOKİ için alternatif politika önerisi

Türkiye'de ve Dünya'da farklı biçim ve yöntemlerle ancak benzer amaçlarla uygulanan sosyal konut sistemi, genel anlamda dar gelirli kesimleri ve dezavantajlı grupları kapsamaktadır. Çalışmada sosyal konutların amaçları ve ilkeleri bağlamında Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde hangi kriterler çerçevesinde uygulandığını demografik ve ekonomik verilere dayalı değerlendirilmiş olup, karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Sosyal konutların üretimi, sunumu, yararlanma kriterleri açısından Türkiye'de uygulanacak politikalara katkı sunulması hedeflenmiştir. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan sosyal kiralık konut uygulamasının önemine vurgu yapılan çalışmada, sosyal konutların Türkiye için daha verimli ve hedefe yönelik nasıl sağlanabileceğine yönelik argümanlar tartışılmıştır. Bu noktada çalışmada TOKİ'nin mevcut politikalar çerçevesindeki uygulamaları kapsamında sosyal konut politikalarının mevcut resmini çekerek, politika üretiminde yol gösterici bir amaç taşımaktadır. Türkiye'de dar gelirlilerin konut sorununu talep odaklı politikalarla çözülmesinin gerek sosyal devlet anlayışı bağlamında gerekse nicel anlamda etkisinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda mevcut uygulanan kira yardımı ve barınma yardımı desteğine ek ya da alternatif olarak kira desteği ve asgari ücret desteğinin uygulanmasının daha fazla ihtiyaç sahibi yararlanıcıya ulaşılmasında önemli rol oynadığı görülmüştür. Sosyal konutların önemi ve işlevselliğinin artırılmasına yönelik bulgular neticesinde sosyal konutların arz merkezli yapısından daha çok, talep merkezli bir forma sokulması gerekliliğine vurgu yapılmıştır.

Sosyal konutSosyal konut politikasıToplu Konut İdaresi Başkanlığı
Gökhan Gürer
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00