Gümüşhane University
Department

Department of Political Science and Public Administration

Gümüşhane University

113

Archived Theses

6

DOIs Assigned

5%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Akademik personelin cam tavan algısı üzerinden ampirik bir çalışma: Gümüşhane Üniversitesi örneği

Kadınların çalışma yaşamındaki varlığı ve iş gücüne katılımı zaman içerisinde artış göstermesine rağmen, kariyer süreçlerinde kadın ve erkekler arasında çeşitli farklılıkların devam ettiği görülmektedir. Özellikle kadınların üst yönetim ve karar alma mekanizmalarında erkeklere kıyasla daha düşük düzeyde temsil edilmeleri, çalışma yaşamında karşılaşılan önemli kariyer engellerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Kadınların mesleki yeterlilik ve deneyimlerinden bağımsız olarak üst düzey pozisyonlara yükselmelerini sınırlandıran görünmez engeller literatürde “cam tavan” kavramı ile açıklanmaktadır. Cam tavan; bireysel, toplumsal ve örgütsel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabilmekte ve kadınların kariyer gelişimlerini, terfi olanaklarını ve yönetim kademelerine erişimlerini sınırlandırabilmektedir. Akademik çalışma yaşamında da kadınların sayısal temsilindeki artışın yönetsel pozisyonlara aynı ölçüde yansımaması, cam tavan olgusunun yükseköğretim kurumları açısından incelenmesini önemli hâle getirmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, yükseköğretim kurumunda görev yapan akademik personelin, kadınların yaşadığı cam tavan sendromuna ilişkin algı ve tutumlarını araştırmak ve değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini, Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yönteminden yararlanılmış, veriler anket tekniği ile elde edilmiştir. Geçerli kabul edilen toplam 251 anketten elde edilen veriler SPSS 27 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada analiz edilen verilere göre akademisyenlerin, cam tavan engellerine ilişkin tutumlarının cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaştığı ve kadın akademisyenlerin bu engelleri birçok alanda erkek akademisyenlere göre daha yoğun bir biçimde yaşadığı belirlenmiştir.

Akademik personelCam tavan sendromuGümüşhane Üniversitesi+1
Sinem Benli
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
122
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.263
Master'sOpen AccessTR

İsmail Cem'in yaşamı, yapıtları, fikirleri, uygulamaları ve Türk toplumsal yaşamına katkıları: Kamu yönetimi açısından bir araştırma

İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak yapılan bu çalışmada, İsmail Cem'in yaşamı, yapıtları, fikirleri ve uygulamaları Cem'in önerdiği gibi tarihsel ve neden-sonuç ilişkilerine dayanan bir perspektifle analiz edilerek, Cem'in değerli çalışmalarının Yakın Türk Tarihi, Türk Siyasi Tarihi, Türk Sol'u, Türk Sosyal Demokrasi'si, Türk Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi, Türk İç Politikası ve Türk Dış Politikası'na katkıları, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi açısından irdelenmiştir.Bu tez çalışması, Yakın Türk Tarihi, Türk Siyasi Tarihi, Türk Sol'u, Türk Sosyal Demokrasi'si, Türk Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi, Türk İç Politikası ve Türk Dış Politikası gibi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi açısında kilit öneme sahip bulunan önemli konuların ele alındığı özgün çalışmalar arasındaki yerini almıştır.

BiyografiCem, İsmailKamu yönetimi+2
Cem Engin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin güvenlik politikaları bağlamında Türk dış politikası

İnsanlığın varoluşundan bu yana varlığını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu güvenlik, bir değer olarak ele alındığında dış tehditlere karşı tehlikede olmama durumu olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram tarihsel süreçte farklılaşmalar göstermekle birlikte, Soğuk Savaş döneminde tehdidin nereden gelebileceğinin tahmin edilebildiği zamanlarda güvenlik bu duruma göre inşa edilirken, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte başlayan Yeni Dünya Düzeni'nde tehditlerin belirsizleşmesi ile güvenlik kavramı da değişim göstermiştir. Güvenlik aynı zamanda dış politika ile ilişki içerisindedir ve onun amaçlarından biridir. Dış politika, güvenliğin unsurları için bir çatı olmaktadır. Avrupa için ise Orta Çağ'dan beri kendini gösteren güvenlik kavramı, Soğuk Savaş döneminde NATO çatısı altında sürdürülmüş, Yeni Düzen'de ise Avrupa, kendi güvenliğini sağlama yönünde adımlar atmıştır. NATO, kurulduğu yıldan Yeni Düzen'e değin, Sovyetler'in yayılmacı politikasını önlemeyi hedeflemiştir. Yeni Düzen'de ise kendine uluslararası anlamda yeni bir stratejik misyon belirlemiştir. Türkiye de bu stratejilerin her zaman bir parçası olmayı amaçlamıştır.Avrupa Birliği ise güvenlik politikalarını Yeni Dünya Düzeni ile birlikte ortaya koyduğu Güvenlik Strateji'sindeki üç hedef üzerine oturtmuştur. Bunlar; tehditlerin belirlenmesi ve ortaya konması, etkin çok taraflılığa dayanan uluslararası düzenin sağlanması ve komşu ülkelerde güvenliğin inşa edilmesi olmuştur. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı / Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği / Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) ve Ortak Dış ve Güvenlik Politikası AB'nin güvenlik politikasının temellerini oluşturmaktadır.Bu düzen içerisinde Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik konumunun yanı sıra, tarihten bir miras olarak taşıdığı tehditler karşısında kendi güvenliğini ve dış politikasını her zaman Batı ile eşgüdümlü bir şekilde sağlamayı amaçlamıştır. 1952 yılında NATO üyeliği ve günümüzde de AB'ye üye olma hedefi bu durumun başlı başlına iki somut göstergesidir. Türkiye günümüzde AGSP'nin karar alma sürecinde bulunmayı hedeflemektedir. Ancak, Türkiye'nin AB üyesi olmaması bu hedefin önündeki en büyük engeldir.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği Güvenlik ve Savunma PolitikalarıAvrupa güvenliği+3
Naciye Deniz Işın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği müzakere sürecine sivil toplum kuruluşlarının bakışı

Sivil toplum eski çağlardan günümüze kadar çeşitli aşamalardan geçerek gündemden düşmeyen ve tartışmaya açık bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kavram, Avrupa ülkelerinde siyasal ve sosyal gelişmelere paralel olarak değişik şekillerde ilerleme sağlayarak kendisini göstermiştir. Avrupa'daki demokratikleşme süreci ile birlikte topluma yönelik gelişmeler Türkiye'ye de yansımış, bunun sonucunda da sivil toplum kavramı ülkenin gündeminde önemli bir yer edinmiştir.Türkiye'de Osmanlı Devleti'nden gelen güçlü merkeziyetçi yapının etkisi sivil toplum alanını daraltsa da 1946 yılından itibaren çok partili yaşama geçiş ile sivil toplum unsurları hayat kazanmıştır. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin 1959 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na katılım başvurusu ile başlamasıyla sivil toplum ülke gündeminde önemli bir yere taşınmıştır. AB'nin katılım için ön koşul olarak sunduğu Kopenhag Kriterleri çerçevesinde sivil toplum Türkiye'nin gündemine yerleşmiştir.Türkiye'de sivil toplumun önem kazanmasıyla, sivil toplum çeşitli örgütlenme biçimleriyle toplumda belirginleşmeye başlamıştır. Türkiye'de bu sivil toplum kuruluşları dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek kuruluşları ve yurttaş girişimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu örgütlenmeler, AB ile müzakere sürecinde etkin rol oynamaktadırlar.Bu çalışmada, STK olarak faaliyet gösteren bu örgütlenmelerin AB'ye katılım sürecindeki rolleri irdelenecek ve sivil toplumun bu süreçteki rolü değerlendirilecektir.

Avrupa BirliğiSivil toplum örgütleri
Didem Saygın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Personel yönetiminden insan kaynakları yönetimine geçişl; "Çanakkale Belediyesi örneği"

Bu çalışmanın amacı; kamu personel yönetiminden, insan kaynakları yönetimine geçişte yaşanan değişikler ve bu değişikliklerin çalışanlar üzerinde yaratmış olduğu etkiyi belirlemektir.Bu amaç doğrultusunda Çanakkale Belediyesi çalışanlarına uygulanmak üzere bir anket düzenlenmiş ve Çanakkale Belediyesinin 126 çalışanına uygulanmıştır.Anket sonuçlarının çözümlenmesi SPSS 15 paket programı kullanılarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. İnsan kaynakları yönetimine geçişin personel üzerindeki etkilerinin incelenmesinde frekans ve yüzde tanımlayıcı istatistikleri kullanılmıştır. Söz konusu etkilerin belediye çalışanlarının demografik özelliklerine göre farklılaşma durumu ise t-testi ve varyans analizi yöntemleri kullanılarak sınanmıştır.Araştırma sonucunda; Çanakkale Belediyesi'nde personel yönetiminden insan kaynaklarına geçişte yaşanan değişikliklerin çalışanlar tarafından tam anlamıyla algılanamadığı ve değişimin olumlu yönlerinin yeni yeni anlaşılmaya başlandığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: Personel Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Çanakkale Belediyesi

Kamu personel sistemleriKamu yönetimiKamu-özel sektör ilişkileri
Orhan Şevki Yiğitbaş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite-sanayi işbirliğinde teknoparklar: Bursa Ulutek Teknoloji Geliştirme Bölgesi örneği

Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de üniversite-sanayi işbirliği kapsamında teknoparkların mevcut durumlarını Bursa'da faaliyette bulunan ULUTEK teknoloji geliştirme bölgesi örneğinde incelemektir.Bu amaca ulaşmak için yerli ve yabancı literatür taranmış ilgili kaynaklardan çalışmanın teorik altyapısı oluşturulmuştur. Araştırmada öncelikle kalkınma ve ilişkili kavramlar açıklanmış, özellikle yerel kalkınmada önemli bir yeri olduğu düşünülen teknoparkların üzerinde durulmuş ve Dünya'daki ve Türkiye'deki örnekleri incelenmiştir.Araştırmanın uygulama kısmı için ULUTEK'te faaliyette bulunan 10 firmanın tepe yöneticileri ile mülakat yapılmış, mülakattan çıkan sonuçlar SPSS 15.0 istatistiksel programında değerlendirilmiş ve bulgular kısmında grafikler halinde sunulmuştur.Araştırma sonucunda; Üniversite-sanayi işbirliğinin beklenen düzeyde gerçekleşmediği, firmaların beklentilerinin büyük oranda karşılanmasına rağmen çeşitli sorunlar yaşadıkları ve teknoparktaki firmaların üniversitenin ve teknoparkın kendilerine sağladıkları olanaklardan yeterli düzeyde yararlanamadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır.

BursaKalkınmaTeknoparklar+2
Alper Bilgili
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İfade Özgürlüğü: İçeriği ve Sınırları

Temel hak ve özgürlükler demokratik sistemin temelini oluşturur. İnsan haklarına önem verilmesi, demokrasinin işlerliği açısından son derece önemlidir. Demokrasiyi otoriter sistemlerden ayıran temel fark çoğulculuk ve insan haklarıdır.Demokratik sistemin temel noktalarından biri olan çoğulculuk, ancak ifade özgürlüğünün olabildiğince geniş tutulmasıyla gerçekleştirilebilir. Azınlığın korunması ve azınlığa iktidar olma şansının sağlanabilmesi için ifadenin mümkün olduğunca sınırlandırılmaması gerekir. Bunun yanında ifade özgürlüğü de diğer özgürlükler gibi mutlak değildir. Çağdaş hukuk sistemi içerisinde her ülkede kimi durumlarda sınırlandırılması gerekir.İfade özgürlüğü sınırlandırılırken son derece titiz davranılmalıdır. Sınırlama ancak ifadenin bireye ve topluma zarar verdiği noktalarda gerçekleşebilir. Demokraside hürriyetler kural, sınırlandırma istisnadır. Dolayısıyla ifade özgürlüğü olabildiğince dar bir çerçevede sınırlandırılmalı ve hukuk sistemi içerisinde yer alan sınırlandırmanın kurallarına uyulmalıdır.

Irkçılıkİfade özgürlüğüİnsan hakları
Çağdaş Zarplı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de milletvekillerinin parti değiştirmelerinin siyasi sonuçları: Yeni Türkiye Partisi örneği

Bu çalışmada Türk siyasi tarihi incelenerek, genel seçim sonuçları bağlamında ortaya çıkan parlamento yapılarında daha sonra yaşanan değişiklikler değerlendirilmiştir. Milletvekillerinin parti değiştirmelerinin yol açtığı siyasi sonuçlar araştırılarak, bu olayların hükümetlerin kurulması ve düşmesinde oynadığı rol ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, 18 Nisan 1999 genel seçimi sonuçları doğrultusunda oluşan 21. dönem TBMM'nde yaşanan siyasi gelişmeler bağlamında; DSP içinde yaşanan liderlik mücadelesi ve sonrasında DSP'nin bölünerek YTP'nin ortaya çıkmasının siyasi sonuçları araştırılmıştır. 2001'de yaşanan ekonomik kriz, sonrasında Kemal Derviş'in ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak Türkiye'ye getirilmesi, DSP'deki liderlik mücadelesi, Derviş'in CHP'ne katılması gibi olayların DSP'yi ve DSP'nin bölünmesiyle kurulan YTP'ni yıprattığı ve bunun da 3 Kasım 2002 genel seçim sonuçları itibariyle sadece Ak Parti ve CHP'nin TBMM'ne girmesi ve Ak Parti'nin tek başına iktidara gelmesini etkilediği saptanmıştır.

Seçimler 18 Nisan 1999Seçimler 3 Kasım 2002Siyasi partiler
Ahmet Aksu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

I. ve II. Körfez Savaşları dönemi Türkiye- ABD ilişkileri

İngilizler tarafından isimlendirilmiş olan Ortadoğu bölgesi özellikle sanayi devriminin gerçekleşmesiyle ve petrol yatakları bakımından zengin olması aynı zamanda kültürel ve tarihi açıdan manevi anlamda önem taşıması sebebiyle uluslararası alanda ele geçirilmesi veya üzerinde söz sahibi olunması gereken bir bölge olarak günümüze kadar önemini korumuştur.Soğuk Savaş sonrasında yaşanan iki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçiş ve yumuşama döneminin ardından tek süper güç olarak karşımıza çıkan ABD, Ortadoğu üzerindeki amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla bölgede dengeleri kendi lehine çevirecek politikalar izlemeye başlamıştır. Türkiye de yakın coğrafik özellikleri neticesinde olayların dışında kalamamıştır. Ayrıca Türkiye özellikle 1991 yılında yaşanan Körfez Krizi ile o yıllara kadar izlemiş olduğu aktif tarafsızlık politikasını terk ederek ABD yanlısı politika benimseyerek olayların içinde bulunmuştur.1991 yılında ABD müttefiki ülke pozisyonunda yer alan Türkiye, Kuzey Irak ve PKK konusunda politikalarının çatışması sebebiyle politikalarında birtakım değişiklik yapmaya başlamıştır. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgal etmesinin meşruiyeti oldukça tartışılan bir durum yaratmıştır. Bu anlamda Türkiye, güçlü bir Kürt Devleti'nin kurulma tehdidiyle karşı karşıya bulunduğundan ve işgali meşru olarak nitelendiremediğinden askeri anlamda ABD'nin taleplerini gerçekleştirmemiştir. Ancak, daha sonraki dönemlerde almış olduğu kararlarla kendi güvenliğini ön planda tutarak ABD'nin bazı isteklerinin yerine getirilmesi konusunda kararlar almıştır.Ortadoğu'da yaşanan ve özellikle ABD ve Irak'ın savaşı olarak nitelendirilebilecek olan I. ve II. Körfez Savaşı dönemlerinde ABD ve Türkiye arasında yaşanan gelişmeler ile Türkiye'nin bu iki savaşta izlemiş olduğu politikalar paralel değil de değişken nitelik taşımıştır.Anahtar Kelimeler: Ortadoğu, Amerika Birleşik Devletleri, Irak, I. Körfez Savaşı, II. Körfez Savaşı, Türkiye

Körfez kriziNATOSoğuk savaş+2
Burcu Bastacıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Transatlantik güvenlik mimarisi bağlamında Türkiye'nin karar alma mekanizmalarının analizi; 1 Mart Tezkeresi örneği

İkinci Dünya Savaşı sonrasında iki zıt ideolojiye sahip olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) arasındaki mücadele sonucu başlayan Soğuk Savaş, iki büyük savunma örgütünün doğuşuna sahne olmuştur. SSCB öncülüğünde 1955 yılında kurulan Varşova Paktı'nın aksine, ABD öncülüğünde 1949 yılında kurulan NATO Soğuk Savaş'tan galip çıkarak, varlığını Soğuk Savaş sonrasında da sürdürmeye devam etmiştir. Birçok Batı Avrupalı devletin ve Türkiye'nin de içinde yer aldığı NATO, Soğuk Savaş sonrası dönemde yeni tehdit algılamaları çerçevesinde yeni roller edinerek, savunma örgütünden güvenlik örgütüne dönüşmüştür.Soğuk Savaş'ın ardından ABD'ye bağımlılığı azalan ve ekonomik gücünü, dış politika ve güvenlik alanıyla bütünleştirip, uluslararası sistemde daha etkin olmayı hedefleyen AB üyeleri, Soğuk Savaş döneminde NATO'nun Avrupa ayağının güçlendirilmesi amacıyla kurulan Batı Avrupa Birliği'ni AGSP'ye dönüştürmüş, böylelikle Avrupa'da ayrı bir güvenlik yapılanmasına gidilmiştir.Bu yapılanma NATO'nun kurucusu ve lideri olan ABD'yi endişeye sevk etmiştir. Özellikle 11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon'a yapılan saldırıların ardından ulusal güvenlik stratejisini değiştiren ABD'nin, NATO'yu kendi çıkarları doğrultusunda kullanma girişimi, AB üyesi bazı devletlerin tepkisiyle karşılanmış ve Irak Savaşı'yla NATO içerisindeki çatlak derinleşmeye başlamıştır.Irak Savaş'ında Türkiye, savaşa karşı AB'nin öncü güçleri Fransa ve Almanya yanında yer almıştır. Bu tezde, ABD dış politikasını dönüşüme zorlayan transatlantik çatlağın, 1 Mart Tezkeresi özelinde Türk dış politikası karar alma sürecine etkisi ortaya konulacaktır.Bu tezin yazımında entelektüel birikimiyle yol gösteren değerli danışmanım Doç. Dr. Hüsamettin İnaç'a, tez yazım sürecinde desteğini esirgemeyen arkadaşım Serdar Ülbayi'ye ve yaşamım boyunca, sevgi ve fedakârlıkla birlikte emek veren babam Yusuf Güngör'e ve annem Saniye Güngör'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Anahtar Kelimeler: Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikaları, Karar alma, NATO, Soğuk savaş, Tezkere.

1 Mart 2003 TezkeresiAmerika Birleşik DevletleriAvrupa Güvenlik ve Savunma Politikaları+5
Hayriye Güngör
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00