
218
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Endüstrileşme sürecinde porselen ürün tasarımı ve örnek uygulama
Endüstrileşme Sürecinde Porselen Ürün Tasarımı ve Örnek Uygulama başlıklı bu tez; tasarım tarihi üzerine kapsamlı bir araştırmayı içerir. İnceleme kapsamını, endüstri devriminden itibaren günümüze kadar gelen süreç ve bu süreçte yer alan tasarım ve üretimi yansıtan ürünler oluşturmaktadır. İlk bölümde tasarım olgusu tanımlanmakta, endüstri devriminden günümüze nesnenin değişimi incelenmektedir. İkinci bölümde öncü porselen fabrikaları, tasarımcılar ve tasarımı etkileyen faktörler ön planda tutularak; araştırma ve belgelendirme çalışması yapılmış ve tasarım olgusu porselen ürün örnekleri üzerinden çeşitli boyutlarıyla incelenmiştir. Endüstrileşme sürecinde; tasarımcı kimliğinin kazanılması ve ürün tasarımının oluşturulmasındaki etkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, porselen ürün tasarımının tarihsel gelişimi kısaca incelenerek porselen ürün grupları araştırılmaktadır. Bulunan örneklerin detaylı incelemesinin ardından, araştırma günümüz porselen ürünleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Araştırma, balık servisine özel porselen yemek takımı tasarımı ve uygulanmasıyla tamamlanmıştır. Yemek takımından beklenen temel ögeler dekoratif ve soyutlamacı bir yaklaşımla form ve yüzeylere aktarılmıştır. Yapılan katalog çalışması ile tez sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Porselen, ürün, tasarım, endüstri devrimi, yemek takımı
Avrupa'da modern seramik sanatı
Sanayi Devrimi'ne kadar olan süreçte Dünya'da değişik kültürlerin etkileriyle gelişme göstermiş olan seramik sanatı, farklı alan ve amaçlar doğrultusunda üretilerek fonksiyonellik ile özdeşleştirilmiş bir disiplin olarak görülmüştür. Avrupa'da temellenen Sanayi Devrimi'nin oluşturduğu koşulların toplumu ve sanatı yenilikçi bakış açısı içinde etkilemesi, seramik sanatını da kalıplarının dışına çıkararak modern bir sanat alanı olarak kabul göreceği gelişim süreci içerisine sokmuştur. Sanayi Devrimi'nin etkisi ile tetiklenen bu gelişim süreci ile birlikte oluşan ekoller ve sanatsal hareketler, günümüz seramik sanatına da yansıyarak, modernist yaklaşımların ve sınıflandırmaların oluşmasına neden olmuş, böylelikle Modern Seramik Sanatına geçişe ilk adım Avrupa'da atılmıştır. Avrupa'da modern seramik sanatının gelişimi ile günümüzde seramik sanatının yeri, durumu ve kapsamı hakkında genel hatlarıyla yapılan araştırma kapsamında, modernleşmeyi hazırlayan etkenler ve süreç kronolojik bir düzen içerisinde verilmiş, seramik sanatının gelişim serüveninde rol oynayan başlıca ülkelere değinilerek gelişimine yön veren Avrupa kökenli sanatçılar hakkında bilgi ve örnekler sunulmuştur.
Seramik sanatında mozaik tekniğinin uygulanması ve Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi örneği
Seramik insan hayatına dahil olduğundan bu yana bünyesindeki değişkenlik, teknik çeşitlilik gibi yapısal özellikleri nedeniyle çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. İlk zamanlar ihtiyaçtan dolayı kullanılan seramik malzeme hep bir estetik kaygıyla zaman içinde sanat olgusuna dönüşmüştür. Bu estetik kaygı, doku, doluluk boşluk, dekor, karışık malzeme gibi öğeler ile hem seramik formlarda hem de seramik yüzeylerde kullanılmıştır. Bu öğeler kullanılırken formlarda veya yüzeylerde yeni arayışlar olmuştur. İhtiyaçtan dolayı ortaya çıkan bu yeni arayışlar bazen bir renk, bazen bir leke, bazense çeşitli tekniklerin kullanıldığı yöntemler olmuştur. Bunlardan bir tanesi de sanattaki teknik arayıştan kaynaklanan ve M.Ö. 4000'lerde ilk kez Sümerler tarafından kullanılmaya başlanan mozaik tekniğidir. Mozaik tekniği de seramik sanatında 1900'lerin başında çeşitli sanat akımlarının doğması ile denenmeye başlamış ve yavaş yavaş seramik sanatı içinde yerini almıştır. Bu çalışmada çağdaş seramik sanatında mozaik ve seramik malzemenin birlikteliği incelenerek, günümüz çağdaş seramik sanatıyla mozaik ilişkisi Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi örneği ile değerlendirilip desteklenecektir.
Seramik sanatında simetri ve asimetri kavramlarının uygulanabilirliği ve kişisel yorumlar
Simetri ve asimetri, insanoğlunun varoluşundan beri yaşamın her alanında rastlanan, fen bilimleri, sosyal bilimler, doğa bilimleri ve sanat dalları içinde yer alan önemli unsurlardır. Her alanda farklı tanımları ve işlevleri bulunurken, temelde aynı yapısal özellikleri taşımaktadırlar. Simetri ve asimetri insan ve hayvan anatomisi, moleküler yapılar, matematik formülleri, doğada rastlanan oluşumlar ve evrensel düzenin temelini oluşturmaktadır. Bu açıdan, bu kavramlar yaşamın ve varoluşun temelini oluşturan sistemin vazgeçilmez unsurlarıdır. Simetri ve asimetri sanatın tüm disiplinlerinde de yeri olan iki kavramdır. Tarihin ilk çağlarına kadar uzanan resim, heykel, seramik, mimari gibi sanat dallarının yanı sıra, günümüzde grafik, müzik ve sinema gibi görsel sanatlar ve görsel iletişim alanlarında örneklerine rastlanmaktadır. Bu tez çalışmasında, günümüz sanatında tasarım öğelerinden biri olarak kabul edilen simetri kavramı ve bu kavramın beraberinde gelen asimetri kavramının tanımı, çeşitleri, fiziki ve psikolojik nedenlerinin yanı sıra, estetikle olan ilişkisi irdelenmiştir. Bu iki kavramın yer aldığı, görsel ve plastik sanatlar alanındaki eserlerin ve sanatçıların yaklaşımları üzerine simetri ve asimetri kavramlarının nasıl ortaya çıktıklarının tespiti yapılmıştır. Aynı zamanda, gerek tasarım gerekse uygulama aşamasında, simetri ve asimetri kavramlarının seramik sanatında üstlendiği önemli roller incelenmiştir. Seramik sanatında, simetrinin özellikle yüzeylerde ağırlıklı olarak motiflerle ön plana çıktığı ve estetik değer unsuru olarak değerlendirildiği göze çarpmaktadır. Ancak, yapılan incelemelerde, seramik sanatında formda simetri ve asimetrinin temel strüktürü yönlendirdiği çalışmaların sınırlı sayıda olduğu dikkat çekicidir. Bundan yola çıkılarak, simetri ve asimetrinin ön plana çıktığı çalışmalarda seramik malzeme ile teknik açıdan çamur torna, elle şekillendirme, kalıpla şekillendirme ve dekorlama yöntemlerinin kullanılabilirliği tartışılmıştır. Çalışma doğrultusunda ortaya konan bu eserlerde simetri ve asimetri unsurlarının, seramik sanatındaki farkı görsel etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Simetri, Asimetri, Seramik, Sanat, Denge
Seramik sanatında figüratif form olanakları bağlamında amiguruminin kullanımı
Çok eski zamanlardan beri pişmiş topraktan oluşan kullanım araçları neredeyse bütün kültürlerde görülmektedir. İhtiyaçtan doğmuş denebilecek seramik sanatı günümüzde işlevselliği yanında daha çok plastik değer veya kavramsal öge olarak kullanılmakta, yeni bir kimliğe bürünmektedir. Aynı şekilde örmeciliğin de insanoğlunun örtünme ihtiyacı hissedildiği zamanda başladığı ve günümüze kadar toplumların zevk ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştiği söylenebilir. Örgü öğrenilmesi kolay bir tekniktir. Ailede nesilden nesile öğretilmesi yaygındır. Herkes, muhakkak örgü ören birini tanır. İster bir arkadaş, ister bir aile yakını, ister bir komşu... Örgü cana yakın, insani ve etkisi geniş bir alana sahiptir. Dünyanın çeşitli kültürlerinde farklı biçimlerde örnekleri görülebilir. Japon kültüründe giderek popülerleşen 'amigurumi' de bu örneklerden biridir. Amigurumi, Japonca örgü anlamına gelen 'Ami' kelimesiyle, doldurulmuş canlı anlamına gelen 'Nuigurumi' kelimelerinin birleşiminden doğmuştur. Genelde karşılaştığımız örnekleri antropomorfik (insan biçimci) özellikler taşıyan oyuncaklardır. Aslında, çok eski kökenlere dayanmayan amigurumi 1950'lerden beri yavaş yavaş büyüyerek bir fenomen olmuştur. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Hiroşima-Nagazaki felaketleri ve savaşın kaybedilmesiyle Japon kültürü değişime uğramış; bütün yaşananlara ve hayatın acımasızlığına karşı bir kaçınma olarak yeni bir sevimlilik (kawaii) kültürü oluşmuştur. 1960'lara gelindiğinde Japonya'nın gücünü yeniden kazanmaya baslamasıyla 'kawaii' kültürü ve amigurumi de giderek dünya popüler kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bu çalışmada, seramik sanatının yeni anlatımlar ve yeni arayışlar içinde amigurumi ile birleştirilmesi ve iki alanda da bir yenilik ortaya konması amaçlanmıştır. Tez kapsamında örgü ve seramiği birleştirebilecek bir teknikle ilk denemeler yapılmış, Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi'nde bir sergi açılmış ve alınan tepkilere göre sanat açısından da ilgili çekici, özgün ve başarılı bulunduğu tespit edilmiştir. Kullanılan tekniğe uygun formlar, dokular, malzeme ve seramik pişirim teknikleri denenerek kullanılan tekniğin idealleştirilebilmesi için ilk adımlar atılmıştır. Amigurumi örnekleri ve farklı örgü teknikleri araştırılmıştır. Seramik malzemenin, farklı bir malzemeyle birlikteliği denenirken bu tarz uygulamalara sahip sanatçıların çalışmalarından örnekler değerlendirilip çalışmayı desteklemek adına sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Seramik, Örgü, Amigurumi, Japonya, Kawaii
Art Nouveau akımı'nın seramik ve cam sanatına yansımaları
Geniş bir etki alanına sahip olan Art Nouveau Akımı'nın mimari ve resim gibi sanat disiplinlerine düşünsel, biçimsel, teknik açılardan etkileri bilinmesine rağmen, seramik ve özellikle de cam sanatı alanındaki etkileri yeterince bilinmemektedir. Bu çalışmada, Art Nouveau Akımı'ndan etkilenen seramik ve cam sanatçıları, bu sanatçıların eserlerindeki tarz, kurulan cam fabrikaları ile özel atölyeler ve teknik anlamdaki yeniliklerin araştırılması amaçlanmaktadır. Tez çalışması, kitap, makale, internet vb. kaynaklardan elde edilen bilgilere göre oluşturulan teorik anlatımların ve kişisel uygulamaların gerçekleştirildiği beş bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, 19. yüzyılda Avrupa'da Art Nouveau Akımı'nın zeminini hazırlayan siyasal, sosyal ve kültürel yapı kronolojik olarak incelenmiş ve akımın ortaya çıkışı ile gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde, Art Nouveau Akımı döneminde bilimsel ve teknik gelişmelere de bağlı olarak seramik ve cam sanatında yaşanan gelişmeler açıklanmıştır. Daha sonra, Akım etkisinde kullanım alanları giderek genişleyen ve zenginleşen seramik ve cam malzemenin mimari, günlük kullanım eşyaları ve diğer alanlarındaki örneklerine yer verilmiştir. Art Nouveau Akımı, Avrupa'da birçok ülkede ve sanat disiplininde etki yaratmıştır. İngiltere'de başladığı düşünülen akım, başta Fransa ve Belçika olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ve Amerika'ya yayılmıştır. 'Seramik Sanatında Art Nouveau Akımı'nın Yansımasının Görüldüğü Ülkeler' başlıklı tezin üçüncü bölümünde bu ülkelerden belli başlı olan on üç ülke detaylı bir biçimde araştırılmıştır. Bu araştırmalarda akımın yayılmasında etkili rol oynayan fabrika ve sanatçıların üretimlerinden örneklere yer verilmiştir. Kişisel uygulamaların varolduğu dördüncü bölümde, Art Nouveau döneminde sıklıkla kullanılan tekniklere göre geliştirilen tasarımlar ve uygulama aşamaları yer almaktadır. Tezin beşinci bölümünde yapılan araştırmalardan elde edilen verilerden yola çıkarak, Art Nouveau Akımı'nın seramik ve cam sanatındaki yansımalarına dair yorumlamalar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, Cam, Art Nouveau.
Wabi sabi estetiği ve Japon seramik sanatına etkileri
Sanatın temel değerlerinden biri olan estetik; bir çoşkulanım veya duygu veren şeylerin incelenmesi ile ilgili bir disiplin olarak tanımlanmaktadır. İnsanın maddi ve manevi alanlarda yarattığı, ortaya koyduğu şeylerin tümü olarak tanımlayabileceğimiz kültür, estetik beğeni ve ilkeler üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu doğrultuda `batı? sözcüğünün düşünce planında taşıdığı anlamın karşıtını anlatmada kullanılan `doğu? kendine özgü sanat olgusuna ve estetik anlayışa sahiptir. Bir Doğu kültürü olan Japon estetiğinde güzel sıradan, kusurlu olanda, aşırıya kaçmayan doğal ve sakin renk tonlarında, düzensiz şekil ve dokularda aranmaktadır. Wabi-sabi bu güzellik anlayışının temelini oluşturan estetik beğeni sistemidir. Bu bağlamda Japon seramik sanatının da wabi-sabi estetik disiplini doğrultusunda temellendiği görülmektedir. Japon kültürünün birikimci yapısı, Japon seramik sanatçılarının geçmiş ile kurdukları organik bağ ve bunu eserlerine taşımaları, geleneksel Japon seramik sanatının halen genç kuşaklar tarafından benimseniyor olması çağdaş seramik sanatında Japon seramiklerinin özgünlüğünü arttırmaktadır. Bu araştırma kapsamında Japon seramik sanatı wabi-sabi estetik disiplini doğrultusunda araştırılarak örneklerle incelenmekte ve çağdaş Japon seramikleri üzerindeki geleneksel etkiler sorgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Estetik, Japon, Seramik, Wabi-sabi
Cam şekillendirme yöntemleri ve kişisel yorumlar
Zengin bir kültür üzerinde yaşadığımız Türkiye toprakları birçok farklı alanlarda olduğu gibi, cam alanında da köklü bir mirasa sahiptir. Geçmişten gelen üretimdeki tasarım ve teknik zenginlik, günümüzdeki cam üretim yöntem çeşitliliğine de yansımaktadır. Bu nedenledir ki tezin yazımında, cam üretim yöntemlerinin çeşitliliği ve bu yöntemlerin barındırdığı teknik incelikler araştırılmıştır. Bu tez kapsamında çok geniş bir araştırma ve uygulama alanına sahip olan cam üretim yöntemlerinin öncelikle tarihçesi özetle verilmiştir; ayrıca Türkiye'deki cam üretiminin geçmişten günümüze, tarihçesine değinilmiştir. Bugüne kadar bilinen cam üretim yöntemlerine ek olarak kişisel cam üretim yöntemi önerileri de sunulmuştur. Şekillendirme yöntem önerisi ile ilgili atölye deneyleri yapılmış, sonuçlarına yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise tez kapsamında uygulamaları yapılmış olan farklı şekillendirme yöntemleri tartışılmıştır. Tezin içerdiği araştırmaların, açıklamalı uygulamalarının literatürü zenginleştireceği, ilgili sanatçı ve araştırmacılara faydalı bir kaynak oluşturacağı umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cam, Şekillendirme, Üretim, Yöntem, Sanat, Yorum
Seladon sırları
Dünya seramik sanatının gelişiminin önemli dönemlerinde, Uzakdoğu seramiklerinin yadsınmayacak rolleri ve etkileri bilinmektedir. Pek çok farklı teknik ve üslup ile birlikte Uzakdoğu felsefesinin zenginliği, doğa koşulları ve hammadde çeşitliliği, sanat anlayışlarının gelişmesini sağlamıştır. Uzak Doğu'ya özgü, artistik sırlardan birisi olan ve özel bir pişirim tekniği gerektiren seladonlar, Dünya seramik sanatına önemli katkılarda bulunmuştur. Seladon sırlı seramikler, genellikle demir içeren pekişmiş killerin yüzeylerine yine demir oksit katkılı sırlar uygulandıktan sonra redüksiyonlu, oksidasyonlu ve nötr ortamda pişirilmeleri sonucunda oluşmaktadır. Seladonların gri-yeşilden, mavi-yeşile kadar değişen mat ve saydam renk varyasyonları bulunmaktadır. Seladon sırları uygulandıkları formların estetik değerini arttırırken aynı zamanda minimal bir görsellik kazandırmaktadır. Ülkemizde, hak ettiği gerçek değere ulaşmaya ve özgün bir kimlik kazanmaya başlayan seramik sanatı; farklı kültür ve bölgelere ait tekniklerle birlikte zenginleşmekte ve özgün bir dil kazanmaktadır. Bu araştırmada, Uzak Doğu seramik tekniği olan Seladon sırlarının tarihi ve yapım teknikleri araştırılmış, ülkemizde mevcut seramik hammaddeleriyle deneysel çalışmalar yapılmış ve formlar üzerinde uygulanmıştır. Bu nedenle bu araştırmanın Türk Çağdaş Seramik Sanatına katkı sağlayacağı da düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Uzak doğu seramikleri, seladon sırları, artistik sırlar, redüksiyonlu pişirim.
Opaklaştırıcı ve matlaştırıcı metal oksı̇tlerı̇n şamotlu çamurun bünye özellı̇klerı̇ne etkı̇lerı̇nı̇n araştırılması
Şamotlu çamur genellikle serbest şekillendirme yöntemleriyle çalışan sanatçılar tarafından kullanılmaktadır. Özellikle büyük boyutlu işlerin yapımı için oldukça uygundur. Yüksek sıcaklıklarda pişmiş bünyede bileşimindeki demir oksit oranına bağlı olarak değişen renk tonlarına sahiptir. ZrO2, SnO2, ZnO ve TiO2 seramik sır, çamur, ve astar bünyelerinde beyazlık, matlık ve örtücülük sağlamak için yaygın biçimde kullanılan oksitlerdir. Bu çalışmada ZrO2 kaynağı olarak ZrSiO4, SnO2, ZnO ve TiO2 şamotlu çamur içine ikili sisteme uygun olarak belirli oranlarda ilave edilmiş ve plastik şekillenme özelliklerine sahip çamur karışımları hazırlanmıştır. Bu karışımların boyutça küçülme, su emme, renk özellikleri ve ayrıca astar olarak kullanım uygunlukları incelenmiştir. Hazırlanan bütün çamur bünyeler ve akıtma yöntemiyle deneme plakalarının üstüne uygulanan astarlar 1160 0C de sırlı ve sırsız olarak pişirilmişlerdir. Bu sıcaklıkta çinko oksit ve titanyum oksitlerin şamotlu çamurun renginde bariz renk değişiklikleri oluşturduğu görülmüştür. Genel olarak pişirim sonrası bünyelerin renklerinin kiremit renginden, sarımtırak krem ve bej tonlarına doğru giderek açılan bir skalaya sahip olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Opaklaştırıcı oksitler, Matlaştırıcı oksitler, Şamotlu çamur
21. yy.'da seramik ve cam malzemelerin mimaride yüzey oluşturma ve kaplamada kullanımı
Mimari mekan kavramı insanların gereksinimleriyle ortaya çıkmıştır. Toplumlar neredeyse her dönemde dönemin yerel malzemelerini ve inşa tekniklerini kullanarak kendi yapılarını oluşturmuştur. Endüstriyel devrim sonrası hızlı nüfus artışı beraberinde yeni yapılara duyulan ihtiyaçların da artmasına sebep olmuştur. Endüstride gerçekleşen atılımlar, seramik, cam gibi malzemelerin kullanım yer ve biçimindeki değişiklikler, yeni malzemelerin keşfi, bu yapılarda kullanılacak farklı biçim ve yüzey önerilerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde ise çeşitli bilgisayar destekli tasarım programları ve inovatif tasarım anlayışları neredeyse kişiye özel bir mimari pratiği ortaya koymaktadır. Bu özelleştirme süreci seramik ve cam gibi, kullanımı çok eski dönemlere uzanan malzemelerin de bu uygulamalarda gerek teknik, gerekse biçimsel anlamda özelleştirilmesi anlamına gelmektedir. Araştırmada, günümüzde mimari pratiği içinde, seramik ve cam malzemelerin sanatsal anlamda yüzey oluşturma ve kaplamada kullanıldığı örnekler incelenerek değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Mimari, Yüzey Oluşturma, Seramik, Cam
Seramik sanatında görsel anlatım ögesi çizgi ve sgrafitto
İnsanlık var olduğundan bu zamana çizgi; duygu ve düşüncelerin aktarımı ile iletişim için kullanılmıştır. Duvar resimlerinden başlayan çizginin kullanımı medeniyetlerin gösterdiği gelişmelerle birlikte kullanılan malzeme ile birlikte estetik olarak çeşitlilik göstermiştir. Özellikle doğada kolay bulunabilmesi ve şekil alabilmesinden dolayı seramik kullanımının yaygınlaşmasıyla formlarını zenginliği artmış; bununla birlikte üzerlerine uygulanan dekoratif uygulamalar tekniklerin gelişmesiyle bir çok şeklin yapılmasına olanak sağlamıştır. Arkeolojik bulgulara edinilen bilgilere göre çizginin seramik yüzeylerde süsleme olarak başlayan kullanımı zaman içerisinde bir ifade aracı yada durumun hikaye şeklinde sunulmasını sağlayan iletişim aracı olarak kullanıldığı görülmüştür. Ait olduğu çağın malzeme ve teknik özelliğini yansıtan formlarla uyumlu şekilde kullanılan çizgiler günümüzde teknolojinin gelişmesiyle dekoratif bir öge olarak vitrifiye ürünlerde, fayans ve yemek takımlarında görmekteyiz. Ancak sanatçılar üslup olarak tasarımlarında farklı ve ilkel teknikleri kullanmakta vermek istedikleri mesajlar için çizginin anlamları ve psikolojik etkilerini eserlerinde yeni yorumlarla hayata geçirmektedirler. Özellikle çizginin kullanılan teknikler bakımından incelenmesi ve en net şekilde aktarıldığı tekniklerden sgrafitto ile olan uyumu göze çarpmaktadır. Bu araştırmanın konusu, insan hayatında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar bir iletişim ve dekoratif aracı olarak kullanılan çizginin seramik yüzeylerde sanatsal bir etkileşim aracı olarak irdelenmesidir. Bu bağlamda seramik yüzeylerde kullanılan çizginin literatür taraması, tekniği ve sanatçı görüşleri incelenmiş olup; çağdaş seramik sanatındaki eserlerle örneklendirilip, çizginin anlatımsal yönünün izleyici etkileşimi açısından yeni öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Seramik, Çizgi, Anlam, Teknik, Sanat
Seramik sanatının bir etkileşim aracı olarak değerlendirilmesi ve yeni önermeler
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar, gelişen üretim yöntemleriyle hayatın birçok alanında kullanılan seramik, insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Seramik, tarih boyunca kullanım eşyalarının yanı sıra oyun, tören, tapınma ve iletişim amaçlı çeşitli objelerin yapımında kullanılmış, oyun ve oyuncak yapımında insanın öğrenme, eğlenme ve tapınma gibi güdülerine de yüzyıllar boyunca cevap vermiştir. Doğada kolay bulunan, kolay şekil alan, pişirilerek dayanıklı hale getirilen çamur, insanın kendini rahat ifade edebildiği bir malzeme olarak, farklı medeniyetlerde farklı oyuncaklara dönüşmüştür. Arkeolojik bulgulara göre çamur, zamanla artan çeşitliliğiyle tarih boyunca birçok oyun nesnesinde kullanılmıştır. Ait olduğu çağın özelliklerini yansıtan bu oyuncaklar, zaman içinde form, biçim, malzeme ve üretim şekli yönünden zenginlik kazanmıştır. Çağımızın gelişen endüstri ve teknoloji olanakları, oyuncak yapımında çamur dışında farklı malzemelerin kullanımını da gündeme getirmiştir. Günümüzde çağın gereksinimleri ve koşulları nedeniyle üretimi azalan ve yaygın olmayan seramik oyuncaklara, esin kaynağı olarak çağdaş sanatta rastlanmaktadır. Farklı sanat dallarında oyun ve oyuncağa yüklenen anlamlar, sanatçının oyun ile sanat arasında bağ kurduğunu ve çamurun oyun ve oyuncak malzemesi olabileceğini gösterir niteliktedir. Bu araştırmanın konusu, insan hayatında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar önem taşıyan seramik oyuncakların, seramik sanatında bir etkileşim aracı olarak irdelenmesidir. Bu bağlamda seramiğin sanatçı üzerinden, oyun ve oyuncak kavramlarıyla ilişkisi, literatür taraması ve sanatçı görüşmeleri ile incelenmiş olup; çağdaş seramik sanatındaki eserlerle örneklendirilip, seramik oyuncaklara izleyici etkileşimi açısından yeni öneriler sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda geçmiş dönem oyun ve oyuncaklarının sosyal etkileşimi canlı tuttuğu ve seramik sanatının da bu etkileşime katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Seramik, Oyun, Oyuncak, Etkileşim, Çağdaş Sanat
Anıtsal seramikler
Anıtlar, otorite olgusunun ortaya çıkmasıyla beraber varlıklarını göstermeye başlamışlardır. Siyasi, dini veya askeri erkler anıtları; genellikle bir düşünceyi, bir olayı veya bir kişiyi halka hatırlatmak amacıyla kullanmışlardır. Anıtların ilk örnekleri taş ve ahşap gibi malzemelerden olmasına karşın seramik malzemenin gelişimiyle beraber anıtsal seramikler ortaya çıkmıştır. Modernizmin getirdiği sanatsal yaklaşımlar sayesinde, seramiğin sanat olarak kabul görmesiyle beraber de anıtsal seramikler daha sık iki boyuttan sıyrılıp, üç boyutlu yapıtlar olarak karşımıza çıkmaya başlamışlardır. Günümüzde pek çok seramik sanatçısı anıtsal eserleriyle seramik sanatına katkılarını sürdürmektedir. Bu araştırma, anıtsal seramiklerin ortaya çıkışlarından günümüze kadar geçen sürecini, bu konuda çalışmalar yapan sanatçıları ve eserlerini ele almak üzere yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anıt, Seramik, Heykel, Anıtsal Seramik, Seramik Sanatı
Seramik karo endüstrisinde dijital baskı teknolojisinin renk,desen,tasarımcı yönünden incelenmesi ve örnek uygulama
Bu tez altı ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde seramik, seramik karo çeşitleri, seramik karoların sahip oldukları standartlar, ayırıcı özellikler ve seramik karo endüstrisi hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde seramik karo endüstrisinde kullanılan tüm desen transfer teknolojileri anlatılmıştır. Mekanik baskı teknolojileri olan Serigrafi baskı tekniğinin elek hazırlık aşamaları ve Rotatif baskı tekniğinde kullanılan elek tipleri, baskı makineleri ve bu tekniğe göre bilgisayar ortamında desen hazırlama yöntemleri ve dikkat edilmesi gereken püf noktaları anlatılmıştır. Ayrıca desen baskısının kullanıldığı matbaa ve tekstil sektörlerindeki dijital baskı teknolojileri hakkında da bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde seramik karo sektöründe kullanılan dijital baskı teknolojisi tüm ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Dijital baskı teknolojinin seramik karo endüstrisinde kullanıma alınma sürecinden, baskı makineleri, baskı kafaları ve mürekkep üreticilerinden söz edilmiş, bu teknoloji kullanılarak üretilen seramik karo çeşitlerinden örnekler verilmiştir. Ayrıca bu baskı teknolojisi için geliştirilmiş seramik sır ve seramik mürekkeplerin özelliklerinden de bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde tasarımcılar için önem arz eden dijital baskıda renk ve renk yönetimi konuları işlenmiş, dijital baskı teknolojisi kullanılarak üretilecek seramik karolar için desen hazırlama yöntemleri bilgisayar ekran fotoğrafları ve görseller kullanılarak anlatılmıştır. Beşinci bölümde tarama yöntemi ve dijital fotoğraf makinesi ile çekilen bir fotoğraf ile desen hazırlama yöntemi kullanılarak tasarlanan ve işletmede basılan iki projenin uygulama aşamalarından fabrika fotoğrafları kullanılarak bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde ise seramik endüstrisinde kullanılan dijital baskı teknolojisinin üreticiye, tasarımcıya, ürüne ve alıcıya etkisi sorgulanmış, gelişimi devam eden bu teknoloji ile ileriki zamanlarda seramik karo endüstrisinde nelerin yapılabileceğinin hayali kurulmuştur. Anahtar Sözcükler: Seramik, Karo, Baskı Teknikleri, Dijital, Desen, Renk
Maskelerin farklı materyallerle seramik sanatına uygulanması
Bu çalışmanın temelini, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar kullanılan muhtemelen ileride de kullanılacak olan maskeler oluşturmaktadır. Kullanıldığı toplumlarda büyük bir kutsallığa sahip olan bu nesne, tanrı ile insanlar arasında bir çeşit köprü vazifesi görmüştür. İnsanlar tanrılarına dileklerini, şikayetlerini maskeler ve danslar yardımıyla sunmaya çalışmışlardır. Maskeler her toplumda din, büyü, savaş, bereket, hastalık, şifa vb. gibi farklı amaçlara hizmet etmek için kullanılmışlardır. Bununla birlikte kullanılan bölgelere göre, maskenin yüklendiği görev ve yapımında kullanılan malzemeler de değişiklik göstermektedir. Birçok kültürde kullanılan maskelerin en çok kullanıldığı ve kutsandığı bölge Afrika olmuştur. Afrika coğrafyasında farklı amaçlar için kullanılan maskelerin özellikleri, kullanılan malzemeler ve biçimleri genellikle birbirlerinden farklılıklar gösterirler.Günümüzde de maskelerin farklı alanlarda ve farklı amaçlara hizmet etmek için kullanıldığı görülmektedir. Tiyatroda farklı bir kişiliğe bürünmek, sanayide ve sporda yüzü tehlikelere karşı korumak, sağlık sektöründe oksijen ve anestezi gibi gazların vücuda verilmesini sağlamak vb. gibi amaçlarla kullanılmaktadır. İlkel toplumlardan bize gelen örneklerin ise, günümüzde daha çok aksesuar amaçlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Maske gizemli yapısı nedeniyle bugün birçok sanatçının çalışmalarına esin kaynağı olmayı sürdürmektedir.Seramik ağırlığı nedeniyle maske yapımında genellikle pek kullanılmayan bir malzemedir. Şekillendirilmesi kolay, fakat taşıması zor olduğundan pek tercih edilmediği bilinmektedir. Fakat günümüz seramik sanatçılarının maske objesi ve seramiği birleştiren birçok çalışma yaptığı görülmektedir. Bu çalışmalar sonucunda üretilmesi zevkli olan maske ile şekillendirilmesi kolay kilin birleştiği çok başarılı çalışmalar ortaya çıkmaktadır. Kilin kolay işlenebilir dokusu nedeniyle ahşap, cam ve metal gibi farklı materyallerle kullanıldığında başarılı sonuçlar ortaya çıktığı bilinmektedir. Buna bir de maskenin gizemli havası eklenince, ortaya çıkan ürünler seramik maskeleri bambaşka bir boyuta taşımaktadır.Anahtar Sözcükler: Maske, Seramik, Ahşap, Cam, Metal.
Anadolu medeniyetlerinde kullanılan takıların günümüz seramik sanatında yeniden yorumlanması
İnsanların ihtiyaçları her devirde sürekli olarak değişmiştir. Ancak bu ihtiyacın şekli ne olursa olsun, barınma, beslenme, giyinme ve süslenme ihtiyaçları hiç değişmemiştir. Süslenme ihtiyaçlarının en önemli göstergelerinden birisi olarak kullanılan takının, tarihsel geçmişi ilk çağlara kadar gitmektedir. İnsanoğlunun, zamanla takıya olan yaklaşım biçimleri değişse de, günümüze kadar gelmiş ve vazgeçilmezliğini korumuştur. Teknolojik gelişim ile takı üretiminde kullanılan malzemeler zamanla çeşitlilik göstermiş ve takı önceleri herhangi bir işlevselliği karşılamak için seçilirken, zamanla tasarımının ön plana çıkarıldığı estetiksel bir obje halini almıştır.Seramiğin takıda kullanılması, değerli süs taşları ve metallerin taklitlerini üretebilme kaygısı ile başlamıştır. Bunun sonucu olarak seramik, zamanla başlı başına bir takı malzemesi halini almıştır. Kırılganlığı dezavantaj, sınırsız renk ve dekor seçeneği sağlaması ise avantaj olan seramik, günümüzde birçok sanatçı tarafından takı malzemesi olarak uygulanmakta olup, her geçen günde gelişen teknolojisi ile takı sanatında önemini korumaya devam etmektedir.Bu çalışmada; takının tanımı, işlevi ve tarih öncesi çağlardan başlayarak günümüze kadar gelişi, kullanım amaçları ve üreten yurt içi ve yurt dışı sanatçıların eserleri irdelenmiş, bunun sonucunda araştırmacı tarafından yapılan özgün seramik uygulamaları ortaya konmuştur.Araştırma kapsamında tasarlanan seramik eserler, günümüz bilim, teknoloji ve sanat anlayışıyla yorumlanarak üretilmişlerdir. İşlevsellikten uzak, farklı biçim ve süsleme elemanlarıyla zengin, görsel plastik bir dil oluşturulmaya çalışılmıştır.
Kubad Abad Sarayı çinilerindeki hayvan betimlemelerinin seramik yüzeylerde yorumlamaları
İnsanoğlu sosyal bir varlık olarak ilk çağdan bu güne kadar yaşamını toplu olarak sürdürmüştür. Barınma konusunda mağaradan çadıra, toprak barınaklardan saraylara geçişlerdeki zaman yolculuğunda göç hareketleri ile her topraktan farklı kültürler edinerek yürümüştür. Yerleşik hayatla beraber çadır kültürü sonlanıp yerini kalıcı eserlere bırakmıştır.Orta Asya bozkırlarından çeşitli sebeplerle göç etmek zorunda kalan Türk boyları da her insan topluluğu gibi devlet edinme politikası güderek sahip oldukları topraklarda büyüyüp güçlenerek hanlar, hamamlar, kervansaraylar, ibadethaneler, saraylar gibi eserler vermişlerdir.1071 yılında sultan Alparslan'ın komutasında kazanılan Malazgirt Savaşıyla kapılarını Türklere açan Anadolu toprakları, halen Selçuklulardan kalan birçok kültür mirasıyla Türk tarihini belgelemektedir. Alaaddin Keykubad döneminde en parlak zamanlarını yaşayan Anadolu Selçukluları tarihsel süreç içerisinde edindikleri farklı kültür birikimlerini bir araya getirerek Türk kültürünü ve buna bağlı olarak Türk sanatını zirveye taşımışlardır. Mimari alanda eşsiz eserlerin ortaya çıktığı bu dönemde özellikle saray ve köşkler taş, tuğla, ahşap ve çini süslemelerle kendini göstermektedir. Farklı kültür birikimleri neticesinde oluşan Anadolu Selçuklu sanatı İslam dinini bünyesinde ortak bir öğe olarak taşımaktadır. Anadolu Selçuklu sanatının Büyük Selçuklu sanatından biçim ve form olarak farklı öğeler taşımasının nedeni ise Bizans kültürünün etkileridir.Selçuklu saray ve köşklerinde kullanılan mimari çiniler Selçukluların çini sanatına verdikleri önemi ve bu alandaki gelişimlerini göstermektedir. Konya II. Kılıçarslan Köşkü, Keykubadiye Sarayı, Alanya Sarayı, Aspendos Köşkü ve Kubad Abad Sarayı bu çinilerle bezenmiş saraylardan sadece birkaçıdır.Kubad Abad Sarayı Aladdin Keykubad'ın Antalya- Alanya seferi sırasında (1235-1236) inşaa ettirdiği bir saraydır. Külliye halinde düzenlenen sarayın mimarı ünlü vezir Sadettin Köpek olarak bilinmektedir. İrili ufaklı on altı yapıdan oluşan saray Büyük Saray, Küçük Saray ve Kız Kalesi olarak üç bölümde incelenmektedir. 1949 yılında Konya müze müdürü M. Zeki Oral tarafından bulunan saray külliyesi 1965-1966 yıllarında Prof. Dr. Otto Dorn tarafından yürütülen kazı ve araştırmalarla gün ışığına çıkarılmıştır. Yıkıntı ve temel kalıntıları halinde bulunan Kubad Abad Sarayı 1980 yılından itibaren Prof. Dr. Rüçhan Arık tarafından yapılan ve halen devam eden kazılarla toprak altından çıkarılarak Türk Sanatındaki yerini almaktadır. Kazılarda çini sanatının Selçuklular tarafından benimsendiği ve ustalıkla üretilerek saray duvarlarına döşendiği tesbit edilmiştir. Sekiz köşeli yıldız ve haç biçimli çini levhaların geçmeler halinde bir araya getirilmesiyle oluşturulan düzenlemeler sıraltı ve lüster tekniğinde çalışılmıştır. Süsleme olarak bitkisel, figüratif, geometrik ve yazı unsurlarını bünyesinde barındıran bu çiniler Turkuaz, mangan, kobalt mavisi, siyah gibi renklerle boyanmıştır.Hayvan figürlerinin yoğunlukla kullanıldığı çinilerde Orta Asya tasvir sanatının izleri görülmektedir. At, eşek, köpek, kurt, aslan, tavus kuşu, kartal gibi farklı türden hayvanlar ile birçok av hayvanı bazen yalnız başına bazen de mücadele halinde iken resimlenmiştir. Hayvan figürlerinin yanı sıra, bitkisel öğeler, geometrik biçimler, insan figürleri ve yazı karakterleride çinilerde süsleme unsuru olarak bir arada kullanılmıştır. Kullanıldığı dönemde av partilerinin verildiği ve eğlencelerin düzenlendiği sarayların duvarlarını bezeyen çinilerdeki hayvan figürlerinin hareket ve üslup özellikleri o dönem sanatçılarının gözlem gücünün ve üstün yorumlamalarının göstergesidir.Kubad Abad Sarayının çinilerinde süsleme unsuru olarak yer alan ve Asya kültürünün etkilendiği Şaman inancına göre tılsımlı olduklarına inanılarak birbirinden farklı anlamlar yüklenen ayrı türlerdeki hayvan figürlerinde dikkat çeken stilizasyonlar, hareketlerdeki dinamiklik, estetik, soyut düşünceler ve tasarım gücü uygulamalar bölümüne esin kaynağı olmuştur. Anadolu Selçuklularının kültürler arası yolculuklarında edindikleri sanat dallarından biri olan çini sanatının figüratif ve teknik özelliklerinin günümüz seramik sanatında farklı biçim ve tekniklerle yorumlanarak sanat severlere sunulması suretiyle Anadolu Selçuklu çinilerindeki hayvan betimlemelerinin detaylı incelenişi ve kuşaklara aktarılışı bu çalışmanın temel hedefi olmuştur.Anahtar Kelimeler: Seramik, Pano, Çini, Saray, Kubad Abad, Figür, Hayvan
Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bulunan boğa figürlü formların incelenmesi ve özgün seramik yüzeylerde yorumlanması
Boğa, Anadolu?da yaşamış hemen tüm uygarlıklarda saygın bir yeri olan, önemli bir figürdür. Bu uygarlıkların izlerine ev sahipliği yapan Anadolu Medeniyetleri Müzesi?nde, boğaya verilen önem açıkça görülmektedir. Bu çalışmada, Anadolu Medeniyetleri Müzesi?ndeki boğa figürlü formlar ele alınarak geçmiş uygarlıklar incelenmiştir. Çalışmada öncelikle Anadolu Medeniyetleri Müzesi hakkında tarihsel ve mimari bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde seramik sanatında boğa figürünün kullanımı, boğa figürüne yüklenen anlamlar ve figürün kullanım alanları açıklanmıştır. Bu bölüm, Paleolitik dönemden başlayarak Anadolu?da yaşamış uygarlıklar boyunca boğa figürüne verilen önemi ortaya koymaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Paleolitik çağdan itibaren Urartu Krallığı dönemine kadar boğa figürünün kullanımı incelenmiştir. Bu dönemlerin her biri için toplumsal yapı ve geçim kaynakları hakkında bilgi verilirken, mimari yapı konusundan da bahsedilmiştir. Bu bölüm, boğa figürünün taşıdığı anlamın bu dönemler boyunca değişimini göstermektedir. Dördüncü bölümde günümüz seramik sanatçılarının boğa figürlü çalışmalarına yer verilmiştir. Sanatçıların boğa figürünü kullanım yöntemi, görsellerle desteklenerek verilmiştir. Son olarak uygulama çalışmaları yapılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde öncelikle seramik üretim yöntemleri ve süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Arkasından uygulamada gerçekleştirilen çalışmaların her biri için kullanılan malzeme, üretim yöntemi ve pişirim değerleri hakkında bilgiler verilmiştir. Her uygulama çalışması görsellerle desteklenirken, aynı zamanda üretim süreci hakkında da bilgiler verilmiştir.
Paleolitik çağ anlatım yöntemlerinin incelenerek seramik sanat objelerinde ve yüzeylerde, güncel malzemelerle yorumlandırılması
Paleolitik Çağ; yaşanan ilk ve en uzun çağdır. Bu çağ içinde Arkaik insandan günümüz insan türü olan Homo sapiens sapiense kadar uzanan evrim sureci yaşanmıştır. İnsanların avcı-toplayıcı olarak yaşadığı Paleolitik Çağ yerleşik yaşamın ilk adımlarının atıldığı Mezolitik Çağ' a kadar sürmüştür. Paleolitik Çağ; Alt Paleolitik Çağ, Orta Paleolitik Çağ ve Üst Paleolitik Çağ olarak üç bölümde incelenir. Üst Paleolitik Çağ' da ilk kez resimler, yontular ve kabartmalar yapılmaya başlanmıştır. Paleolitik Çağ Anlatım yöntemleri olarak tanımladığımız bu çalışmalar, Hacimsel Anlatımlar ve Yüzeysel anlatımlar olarak iki grupta incelenmektedir. Paleolitik Çağ içinde en zengin anlatımlar mağara resimlerinde görülmektedir. Resimler mağaraların kolay ulaşılamayacak yerlerine yapıldığı ve mağaraların resimler için olumlu ekolojik yapısından dolayı onbinlerce yıl bozulmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Keşiflerden sonra ziyarete açılan mağaralarda, ziyaretçilerin nefeslerindeki su ve CO2'den dolayı resimlerin yavaş yavaş tahrip olduğu anlaşılmıştır. Mağaralar ziyarete kapatılmıştır. Bugün yakınlarına yapılan birebir kopyalan ziyarete edilmektedir. Fransa'da Jean Clottes başkanlığında mağara resimlerinin üzerinde yapılan analiz çalışmalarında; Mangan dioksit, renkli kil ve topraklar boyar madde olarak kullanıldığı saptanmıştır. Boyar maddeyi uygun kıvama getirmek için Talk, Barit, Potasyum feldispat ve Biyotit (mika) kullanıldığı saptanmıştır. Şekillendirmeler kil ile yapılmış, yumuşak taş materyaller yontulmuştur. Bu malzemeler günümüz seramik üretiminde kullanılan hammaddelerdir.IV Malzemeler arasındaki benzerlik, Paleolitik çağ anlatım yöntemlerinin seramik çalışmalarına aktarılmasına olanak sağlamıştır. Mağara resimlerindeki renklerin ve tekniklerin seramik sanat çalışmalarında kullanılabilirliği deneysel çalışmalarda araştırılmıştır. Malzeme seçiminde mağara resimlerindeki gibi yalın materyaller tercih edilmiştir. Renklendirme çalışmalarında kil bir renk Öğesi olarak kullanılmıştır. Deneysel çalışmalardan alınan sonuçlarla seramik tasarım çalışmaları yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Seramik sanat tasarımlan, Paleolitik Çağ Anlatım Yöntemleri, Mağara resimleri, Seramik yüzey tasarımları, Paleolitik Çağ
Adana Arkeoloji Müzesi'ndeki Helenistik ve Roma dönemleri, Terrecotta figürlerinin yapım tekniklerinin araştırılması ve uygulanması
Pişirilmiş toprak (terracotta) objelerin varlığı Anadolu'dabinlerce yıl öncesine dayanır. Arkeologların M.Ö. 8000 ile 5.500arasına yerleştirdikleri Neolitik dönemde Anadolu, yeryüzü tarihininöncüsüdür.Pişirilmiş toprak heykeller, Araştırma neticesine göre,Anadolu'da seramikli dönemin başlangıcından günümüze kadarinsanın yaşam kültürüne paralel bir gelişme göstermiştir. İnançdünyasındaki değişim, elde tek tek yapılan pişirilmiş toprak tanrı,tanrıça ve kutsal sayılan hayvan heykellerinin birden fazla yapılmasınızorunlu hale getirmiştir. Dolayısıyla o dönemin sanatçısı aynıheykelden birden fazla yapabilmek için kalıp alma ve kalıptan üretimyöntemlerini geliştirmiştir.Tez çalışmasının temel konusunu oluşturan pişirilmiş toprakheykeller, Helenistik (M.Ö 330-30) ve Roma (M.Ö 30- M.S.330)dönemlerinde yapım tekniği açısından en üst seviyesine ulaşmıştır.Heykel çoğaltma yöntemi olarak baskı tekniğinin geçmişi milatöncesi dönemlere kadar uzanırken, döküm tekniği günümüzden üçvyüz yıl kadar öncesine tarihlenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı,Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunan pişirilmiş toprak heykellerinincelenmesi ve daha önce ortaya konulan bilimsel çalışmalarla yenibulguların karşılaştırılması ile antik heykel yapım teknikleri anlayışınayeni bir boyut kazandırmaktır.
Çukurova bölgesindeki kilce zengin topraklar ile terra sigillata astarlarının araştırılarak güncel seramik tasarımlarında uygulanmaları
Sözcük anlamı mühürlü torprak eşya olan Terra Sigillata bünyeye sertlik ve yarı parlaklık veren eski Roma ve Yunanlıların kullandığı bir seramik astarı türüdür. Zamanla, fazla derin olmayan ve iç yüzeyleri mühürle bezenmiş bu kaplara Terra Sigillata adı verilmiştir. Kabartmalı veya düz, yüzeyi yarı mat, pekişmiş, genellikle kırmızı ve siyah renkte seramik kullanım gereçleri zamanla bu isimle tanımlanmıştır.Terra Sigillata tekniğinin uygulanmasına yaklaşık olarak M.Ö.30'larda başlandığı sanılmaktadır. Üretildiği en önemli bölge İtalya da Arretium (Arezzo) dur. Buradan Mısır, İngiltere hatta Hindistan'a kadar yayılmıştır.Özellikle M.S.1.yy'da Doğu Batı arasındaki trafiğin artması ile her iki bölgede biçim açısından birçok benzerlik gösteren kapların değişik atölyelerde üretildiği düşünülmektedir. Roma'nın Doğuda özellikle Batı Anadoludaki yerleşimde, Adalar'da, Anadolu, Mısır ve Suriye-Filistin'deki atölyelerinde kendine özgü çamur ve astarı olan, bununla birlikte biçim açısından bazı özgünlük gösteren kırmızı astarlı seramik gurubu bulunmuştur. Tarsus Erken Roma seramikleri de bu yy'a tarihlenmektedir.Roma ve Antik Yunan'da doğup gelişen Terra Sigillata, günümüzde de pek çok seramik sanatçısının dikkatini çekmiş sadece kilden yapılmış olduğundan, son derece doğal bir parlaklığa sahip olması ve son yıllarda ilgi duyulan alternatif pişirimlerin olanak sağladığı duman efektlerine duyarlılığı Terra Sigillata kullanımını giderek arttırmıştır.Çukurova bölgesindeki kilce zengin toprakların Terra Sigillata yapımında kullanılabilirliği deneysel çalışmalarla araştırılmış ve alınan sonuçlarla güncel seramik tasarım çalışmalarına uygulanmıştırAnahtar Kelimeler: Terra Sigillata, astar, seramik, kil
Geleneksel uzakdoğu seladon sırlarının araştırılarak, özgün porselen tasarımlarına uygulanması
10 ve 14. Yüzyıllar arasında Uzakdoğu'da çok uygulanan``Seladon'' ismi iki Sankritçe sözcükten türemiştir. ?silla'' taş, ?dhara'' ise yeşil anlamına gelmektedir. Yani ?Seladon''un anlamı yeşil taştır. Yeşim taşı doğal güçlü ve sahibine iyi şans, başarı getirdiğine inanılan harkulade bir taştır.Seladon sırlı seramikler, porselenler gri-yeşilden maviye ve sarı-yeşile kadar değişebilir. Kilin çeşidine ve üzerine uygulanan sırın bileşimine, kalınlığına göre değişebilir. Fakat en ünlü Seladonlar soluk-açık yeşilden, yoğun yeşillere göre sıralanmıştır. Seladonlar genellikle redüksiyonlu atmosferli fırınlarda pişirilir.Çin'de, yeşim taşını andıran yeşil sırlı ve altlarında ateş kırmızısı halka bulunan Seladonların yapımına Tang Hanedanı (618-907) Dönemin de başlanmış, Sung (960-1279) ve Yuan (1271-1368) Hanedanları zamanında en yüksek düzeye ulaşılmıştır. Bezemelerinde, bitkisel ve hayvansal motifler kullanılmıştır.Japonya'ya Çin'den gelen etkiler Kore üzerinden ve Budizm aracılığıyla ulaşmıştır. Japon seramik sanatının gelişmesinde en önemli dönüm noktası, Zen Budizm'nin yaygınlaşması ve Zen rahiplerinin ça-nu-yu için (çay) uygulamaları olmuştur. Geleneksel Japon sanatı Seladonlarının adı Mavi sırlı ?kinuta?dırKore Seladonu aslında bir çömlek stilidir. Bu stilin imzası açık yeşil rengi, parlak sırı, çeşitli renklerde killerden oluşmuş katmanlarıdır. 12. ve13. Yüz yıla kadar Koryo Krallığı boyunca Kore'deki çömlekçilik sanatı, gizemli mavi-yeşil seladon sırlama hüneri ve işleme tekniğiyle gelişmenin doruğuna ulaşmıştır.Tayland Seladonu üç ana çeşit seramikten birisidir. Onun üretimi 700'lü yılların başından başlayarak gelişmesini sürdürmüştür. İnsanlar opak yeşim taşının benzerini oluşturmaya çalışmışlardır.Kısacası Seladon geleneksel bir çalışma ile yapılan bir el yapımı objedir. Çalışmalar yapan ustaların kültürünü, geleneğini, törelerini ve dini inançlarını yansıtırlar. Ayrıca ustalar hislerini ve akıllarını da yaptıkları objelere katarlar. Günümüzde de bir çok sanatçı Seladon'u araştırmıştır.Çalışmada; Seladon sırlı porselenlerin oksidasyonlu ve redüksiyonlu atmosferde seladon yeşili, redüksiyon kırmızısı sırların nasıl oluştuğu deneysel çalışmalarda araştırılmıştır. Günümüzde yerel hammaddeleri kullanarak elektrikli fırında bu sırların nasıl oluştuğu araştırılmıştır.Çalışmalardan alınan sonuçlarla, sırları birlikte kullanarak seramik yüzey tasarım çalışması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Uzakdoğu kültürü, Çin sanatı, seladon sırları, Porselen, sır
Seramik ve cam materyallerin sanat objelerinde birlikte kullanım olanaklarının araştırılması
Su, toprak, hava ve ateş; tarih boyunca pek çok önemli uygarlığın malzemesi olmuş, insanlık tarihinin en önemli dönüşümlerine tanıklık etmiş ve yaratıcılıkla bir araya gelerek seramiği oluşturmuştur. Geçmişi neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan seramik malzeme, tarih boyunca sürekli kendini yenilemiş ve hayatın her devresinde farklı bir yapı olarak karşımıza çıkmıştır. Bazen bir kap, bazen bir çömlek, bazen bir takı ya da sanat malzemesi?Seramik gibi cam da insanoğlunun binlerce yıldır farklı şekillendirme yöntemleri geliştirerek ürettiği ve farklı amaçlarla kullandığı çok özel malzemelerden birisidir. Günümüzde basit kullanıma yönelik araç gereçlerden ileri teknoloji ürünlerine kadar çok geniş alanda camdan faydalanılmaktadır. Cam sanatsal ifade aracı olarak da oldukça çekici ve önemli bir malzemedir. Heykel plastiğinin temel estetik değerleriyle ele alındığında diğer malzemelere oranla çok daha üstün bir kimliğe ve anlatım gücüne sahiptir. Ayrıca diğer malzemelerle birlikte ve pek çok teknikle uygulama olanağının olması, renk kombinasyonlarına açık olması ve günümüz teknolojisindeki olanaklar sayesinde heykel sanatında malzeme olarak kabul edilmiştir.Günümüz sanat anlayışı çerçevesinde sanatçılar cam malzeme ile eserler üretmekte ya da eserlerinde camı tamamlayıcı malzeme olarak kullanmaktadır. Üretim tekniklerindeki benzerliklerden dolayı seramik ve cam malzeme birbiriyle ilişkilendirilerek, ışık geçirgenliği olan özgün eserler ortaya konmaktadır.
Pate de verre cam şekillendirme tekniği ile cam sanat objeleri araştırma ve uygulamaları
4,5 milyar yıldır var olduğunu bildiğimiz camın hayatımızda değişmez bir şekilde yerini alması insanoğlunu bu konuda hep daha ileriye bakmaya zorlamıştır. Çeşitli tekniklerle şekillendirilen cam, günlük kullanım malzemelerinin dışında üstün görselliğiyle sanatta da yerini almıştır.İlk olarak Mısırlılar tarafından 3000 yıl önce çalışılan Pate de verre cam şekillendirme tekniği zamanla unutulmuş, Fransız seramik sanatçısı Henri Cros'un yoğun çabalarıyla tekrar canlandırılmıştır.Pate de verre cam şekillendirme tekniği, farklı malzemelerden hazırlanabilen modelin ısıya dayanıklı hammaddelerden kalıbı alınarak, içindeki modelin çıkartılıp kontrollü bir şekilde cam parçacıklarının kalıp içine doldurulması ve uygun fırın programı ile pişirilmesinden oluşmaktadır.Bu çalışmada Pate de Verre tekniği kullanılarak çeşitli atık camlardan, cam sanat objeleri tasarlanmaya çalışılmış ve uygulaması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Pate de Verre, Cam, Cam şekillendirme, Alçı kalıp.
Türkiye'nin Doğu Akdeniz Bölgesindeki Demir Çağı seramik buluntularının güncel/yerel hammaddelerle çağdaş yorumu
Bu çalışmada Türkiye'nin Doğu Akdeniz Bölgesindeki Demir Çağı seramikleri, güncel/yerel hammaddelerle dekorasyon ve form açısından yeniden yorumlanmıştır. Çalışmada Seyhan Baraj Bölgesi kili, Almanpınarı Yöresi kili, şamotlu çamur, kırmızı ve beyaz torna çamuru, pigmentler, oksitler ve sırlar kullanılmıştır. Örnekler yarı yaş şekillendirme yöntemi kullanılarak şekillendirilmiş, 1000-1100℃'de elektrikli fırında fırınlanmıştır. Bölgesel killerle hazırlanan astar ve bünye araştırmalarından elde edilen renklerin, Demir Çağı seramik buluntuları üzerindeki astar ve bünye renkleri ile benzediği görülmüştür. Sonuç olarak bu hammaddelerin astar ve bünyede probleme yol açmadan kullanılabileceği görülmüştür.
Selüloz katkılı seramik bünyelerle, raku tekniği pişiriminin artistik yönden araştırılması
Bu çalışmada, selüloz katkılı seramik bünyelerle indirgen atmosfer pişirimlerinden biri olan raku pişiriminin artistik yönden araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, Söğüt kili, Almanpınarı kırmızı kili, şamotlu çamur ile ESÇ-1 akçini seramik çamuru, farklı oranlarda selüloz içerikli peçete-gazete kâğıtları, pamuk, selüloz, sır için oksitler ve sırlı pişirim için raku fırını kullanılmıştır. İlk olarak kâğıtlar belli %'de oranlarında tartılıp parçalara ayrılmış, suda ıslatılarak bekletilmiş ve parçalayıcı ile kâğıt hamuru haline getirilmiştir. Pamuk ve selüloz ise, belli oranlarda tartılıp suda bir süre bekletilip, daha sonra da seramik çamurları ile karıştırılmıştır. Deneysel örnekler, plaka yöntemiyle ve küre formunda şekillendirilmiştir. Bisküvi pişirimleri, çamur bünyenin özelliğine göre 900℃-980℃ ve 1050℃'de elektrikli fırında, sırlı pişirimleri de raku fırınında yapılmıştır. Sonuç olarak, bu katkı maddeleri ve hammaddelerle elde edilen seramik ürünlerin pişme öncesinde kuru mukavemetlerinin arttığı görülmüştür. Bisküvi pişirimi sonrası, hem seramik bünye katkı oranı kadar hafiflemiştir, hem de gözenek oluşmuştur. Oluşan gözeneklerde, raku pişirim sonrası redüksiyonlu atmosferle sırlı bölgelerde metalik görünümler sırsız olan bölgelerde ise isli görünümler elde edilmiştir. Selüloz katkılı seramik bünyelerin, raku pişirimi ile probleme yol açmadan pişirilebileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Selüloz, seramik, raku pişirimi, kil
Orta öğretim II. kademe seramik eğitimi programlarında ve işletmelerdeki kurumsal uygulamalarda karşılaşılan sorunlar
ÖZETBu araştırma Endüstri Meslek Lisesi Çinicilik ve Seramik BölümüDekorlama grubu 3. sınıf öğrencilerinin Eğitimde iletişim , program ile kurumsaluygulamalara ilişkin olarak karşılaştıkları sorunları belirlemek amacıyla yapılmıştır .Çalışma evrenini , Çanakkale ilindeki Endüstri Meslek Lisesi Çinicilik veSeramik Bölümü 2006 yılında öğrenim gören son sınıf öğrencileri, beceri eğitimiveren işçiler oluşturmuştur.Örneklemi ise, Çanakkale ili Çan ilçesinde bulunanEndüstri Meslek Lisesinde okuyan öğrenciler, Çanakkale seramik fabrikası işçilerioluşturmuştur.Araştırmada kullanılan veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anketarayıcılığıyla toplanmıştır. Anket iletişim, program ile kurumsal uygulamalara ilişkindurumu belirlemeye yönelik başlıklar altında hazırlanmıştır.Endüstri Meslek Lisesi Çinicilik ve Seramik Bölümü Dekorlama grubu sonsınıf öğrencileri Çanakkale seramik fabrikası işçilerinin anketteki maddelere verdiğicevapların yüzde alınmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar kısaca şöyledir:1. Uygulamalı eğitim öncesi öğrencilere hazırlık eğitimi verilmediğigözlenmiştir. Bu çerçevede; öğrencilerin iş yeri şartlarını,özelliklerini tanımadığı, iş yerinde uygulanacak program hakkındayeterince bilgilendirilmediği ve 3308 sayılı Mesleki EğitimKanununun yeterince tanıtılmadığı söylenebilir.2. Beceri eğitiminin karşılığı olarak, ödenen ücretin öğrencilerüzerinde olumlu etki oluşturduğu; uygulama eğitiminin, işyerinde öğrencilere işçiler tarafından verildiği, uygulamalı eğitimiçin öğrencilere usta öğretici tahsis edilmediği söylenebilir.3. Mevcut okul-işletme ortaklaşa eğitiminde okul ve işletmelerarasındaki işbirliğinin kısıtlı olduğu, işletmelerin programgeliştirme, mesleki eğitimi planlama, yürütme ve değerlendirmeçalışmalarına katılma düzeyinin yetersiz olduğu söylenebilir.SUMMARYThis research had been made in order to determine the problems, which arefaced by 3rd class students of Industrial vocational education school the art of tilemaking and ceramic branch in education about comminication, regulation, programand the with the institutional practice.The study universe constituted among the art oftile making and ceramic branch students who receive education in the last class andthe owners who teach skill Professional education in 2006. The sample consisted ofatudents who are at industrial Decupation Highschool in Çan and the people whowork at Çanakkale ceramic Factory.The data used in this research had been collectedby means of a survey which was developed by the researcher. The survey had beenprepared to determine the related situation under the headlines: communication,programme and contet with the institutional practice.Precentage and freqvency of the giving answers the items in the survery ofthe industional Occupation high school the art of tile making and ceramic branch ineducotion, aritchmetical auerages was colculated. The emplasis avorage had beentaken in order to expase, if there is a meaningful difference or nat among the viewsof students who take skill Professional educotion, and the , of working ploces.Briefly getting results from the research are;1-It is alaserved hot the preparation education is not given to the students before skillprofessional education.In this case, it can be said that: the students don't know theworking place's conditions qualifications; they were not informed suffiriently aboutprogramme which wold be practiced in working places, and number 3308professional Educotion low.2-It can be said that; the fee has a posetive effect on the students for skill professinaleducation and the skill Professional education has been given by the qualified -wokman and master- workman but, it is not been able to assign master- instructor.3-It can be said that existing cooperation between schools and working places in skillprofessional education is restricted and the participation level of working places isinsufficient in developing the programme, planning, exwcution and evalvation of theskill professional education.ÖZETBu araştırma Endüstri Meslek Lisesi Çinicilik ve Seramik BölümüDekorlama grubu 3. sınıf öğrencilerinin Eğitimde iletişim , program ile kurumsaluygulamalara ilişkin olarak karşılaştıkları sorunları belirlemek amacıyla yapılmıştır .Çalışma evrenini , Çanakkale ilindeki Endüstri Meslek Lisesi Çinicilik veSeramik Bölümü 2006 yılında öğrenim gören son sınıf öğrencileri, beceri eğitimiveren işçiler oluşturmuştur.Örneklemi ise, Çanakkale ili Çan ilçesinde bulunanEndüstri Meslek Lisesinde okuyan öğrenciler, Çanakkale seramik fabrikası işçilerioluşturmuştur.Araştırmada kullanılan veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anketarayıcılığıyla toplanmıştır. Anket iletişim, program ile kurumsal uygulamalara ilişkindurumu belirlemeye yönelik başlıklar altında hazırlanmıştır.Endüstri Meslek Lisesi Çinicilik ve Seramik Bölümü Dekorlama grubu sonsınıf öğrencileri Çanakkale seramik fabrikası işçilerinin anketteki maddelere verdiğicevapların yüzde alınmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar kısaca şöyledir:1. Uygulamalı eğitim öncesi öğrencilere hazırlık eğitimi verilmediğigözlenmiştir. Bu çerçevede; öğrencilerin iş yeri şartlarını,özelliklerini tanımadığı, iş yerinde uygulanacak program hakkındayeterince bilgilendirilmediği ve 3308 sayılı Mesleki EğitimKanununun yeterince tanıtılmadığı söylenebilir.2. Beceri eğitiminin karşılığı olarak, ödenen ücretin öğrencilerüzerinde olumlu etki oluşturduğu; uygulama eğitiminin, işyerinde öğrencilere işçiler tarafından verildiği, uygulamalı eğitimiçin öğrencilere usta öğretici tahsis edilmediği söylenebilir.3. Mevcut okul-işletme ortaklaşa eğitiminde okul ve işletmelerarasındaki işbirliğinin kısıtlı olduğu, işletmelerin programgeliştirme, mesleki eğitimi planlama, yürütme ve değerlendirmeçalışmalarına katılma düzeyinin yetersiz olduğu söylenebilir.SUMMARYThis research had been made in order to determine the problems, which arefaced by 3rd class students of Industrial vocational education school the art of tilemaking and ceramic branch in education about comminication, regulation, programand the with the institutional practice.The study universe constituted among the art oftile making and ceramic branch students who receive education in the last class andthe owners who teach skill Professional education in 2006. The sample consisted ofatudents who are at industrial Decupation Highschool in Çan and the people whowork at Çanakkale ceramic Factory.The data used in this research had been collectedby means of a survey which was developed by the researcher. The survey had beenprepared to determine the related situation under the headlines: communication,programme and contet with the institutional practice.Precentage and freqvency of the giving answers the items in the survery ofthe industional Occupation high school the art of tile making and ceramic branch ineducotion, aritchmetical auerages was colculated. The emplasis avorage had beentaken in order to expase, if there is a meaningful difference or nat among the viewsof students who take skill Professional educotion, and the , of working ploces.Briefly getting results from the research are;1-It is alaserved hot the preparation education is not given to the students before skillprofessional education.In this case, it can be said that: the students don't know theworking place's conditions qualifications; they were not informed suffiriently aboutprogramme which wold be practiced in working places, and number 3308professional Educotion low.2-It can be said that; the fee has a posetive effect on the students for skill professinaleducation and the skill Professional education has been given by the qualified -wokman and master- workman but, it is not been able to assign master- instructor.3-It can be said that existing cooperation between schools and working places in skillprofessional education is restricted and the participation level of working places isinsufficient in developing the programme, planning, exwcution and evalvation of theskill professional education.
Korinth seramikleri bezemeleri ve özgün formlar üzerine uyarlanması
Antik Çağ'ın önemli bir liman kenti olan Korinth'te, M.Ö. 8. yüzyılın üçüncü çeyreğinden itibaren kendine özgü bir seramik sanatı gelişmeye başlamıştır. M.Ö. 6. yy.'ın sonuna kadar tüm Yunan dünyasında kullanılmıştır. Adını üretim yeri olan Peloponnessus'un kuzeyinde yer alan Korinthos kentinden almıştır.M.Ö. 8. yüzyılın ortalarından itibaren Korinth çanak-çömleği form ve stil bakımından üstün bir seviyeye ulaşmıştır. Korinth'li ustalar, M.Ö. 8. yüzyılın son on yılında geometrik gelenekten hızla uzaklaşarak yeni bir akıma girmişlerdir. Korinth'in iyi biçimlendirilmiş ve belli bir düzen içerisinde bezenmiş Geç Geometrik vazoları üzerinde yuvarlak hatlı figürler denenmeye başlanmıştır. Önceleri deniz kuşları işlenmeye, daha sonra da bu yıllarda Korinth'li sanatçılar Geç Hitit stilinin de etkisiyle, eserlerinde insan, aslan ve mitolojik yaratıkları resmetmişlerdir.Pek çok yapılan araştırmaya göre de M.Ö. 8. yüzyılın ortalarından başlayarak Korinth seramiği diğer kentlere de ihraç edilmektedir. Günümüzde Anadolu'da yürütülen birçok kazıda Korinth seramikleri ele geçmiştir. Bulunan bu Korinth seramikleri yardımı ile kronoloji konusu da açıklığa kavuşmuştur.Korinth seramikleri stil değişikliklerine göre kendi içlerinde gruplandırılmıştır:1.Protokorinth Dönem;a. Erken Protokorinth Dönemb. Geç Protokorinth Dönemc. Orta Protokorinth I-II Dönemi2. Geçiş (Transisyonel) Dönemi3. Korinth Dönem;a. Erken Korinth Dönemb. Orta Korinth Dönemc. Geç Korinth DönemBu evrelerde korinth seramiği form ve bezemelerinin gelişimi ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir.Korinth seramiğinde başta kil olmak üzere kullanılan malzemeler bezemelerin oluşumuna etki etmektedir. Formlardaki bezeme teknikleri ve biçimleri korinth seramiğinin kimliğini açıklamaktadır ve bu bezemeler çok çeşitlilik göstermektedir. Teknik ve biçimlerin etkisiyle, genel olarak ve kendi içlerinde gruplara ayrılmışlardır. Bezeme tekniği; dış çizgili (outline) teknik ya da kontur teknik olarak da bilinen, Korinth`te ilk örnekleri erken Protokorinth'le verilen ve 1. ve 2. dış çizgili teknik olarak gruplandırılmıştır. Bezeme çeşitleri; geometrik bezemeler, hayvan figürlü ve insan figürlü bezemeler olarak gruplandırılmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler1- Seramik 2- Korinth 3- Bezeme 4- Korinth Seramikleri 5- Bezeme Çe?itleri
Anadolu uygarlıklarında pişmiş topraktan yapılmış kybeleler
Doğu ile Batı uygarlıklarını birleştiren Anadolu bağrında Tanrıçalara olduğu kadar Tanrılara da yer vermiştir. Neolitik Çağda Anadolu'da henüz Tanrıçaların görünmediğini ama tanrıların var olduğunu yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bulunan kireç taşından yapılmış Tanrı heykellerinden anlıyoruz.Anadolu insanı Neolitik Çağda yani günümüzden 9.000 yıl önce Ana tanrıça ile yaşamaya başlamış ve O'nu insanların hayvanların ve bitkilerin yani tüm doğanın yaratıcı gücü olarak seçmiştir.Tapınak ve kült merkezlerine Tanrıça figürinlerini koyarak ölümsüzleştirmiştir. Anadolu uygarlığı güneydoğu Avrupa, Ege dünyası ve Mezopotamya uygarlıklarından da etkilendiğini yapılan Ana Tanrıça figürin ve idollerinde göstermiştir. Zaman içerisinde bu figürinler yabancı öğelerden arınarak sıcak ve sempatik bir görünüm almıştır.Neolitik Çağda Ana tanrıça hayvanlarla birlikte toplu halde şekillendirilmiş, Kalkolitik çağda ise yalnız biçimlendirilmiştir.Fakat bu iki çağda da üreme organları abartılarak yapılmıştır.Tunç çağında normal kadın ölçülerine kavuşmuştur. Özellikle bu çağda Ana tanrıça idol biçiminde yapılarak muska ya da takı gibi kullanılmıştır. Demir çağında ise kadının gerçek vücut ölçülerine sahip olarak tüm kadınsı özellikleri ve güzelliği ile kendisini ortaya koymuştur.Sonuç olarak, birçok farklı isimle anılan Ana Tanrıça, sevgilisi Attis ile birlikte Anadolu'yu kendine vatan yapmıştır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Anadolu 2- Mitoloji 3- Kybele 4- Kült5- Figürin
Sır görünümlü astarlar
Sır görünümlü astarlar, büyük ölçüde düşük erime noktası gösteren, yeterli eritici içeren killer' den yapılır. Bu killer 1020oC - 1350oC arası pişirildiğinde erir ve ürün yüzeyini koyu bir sır tabakası gibi kaplar.Sır görünümlü astarlarda kullanılan kil tipleri, elde edilmek istenen renk ve doku özelliğine göre seçilebilir. Kil tipleri düşük erime sıcaklıklarına sahip demirli killer olduğu gibi yüksek erime sıcaklıklarına sahip killer de olabilir. Yüksek erime sıcaklığına sahip killer ile sır görünümlü astarlar hazırlanmak istendiğinde eritici oranını arttırmak gerekir. Bu amaçla Feldspat, Nefelin Siyenit, Boraks, Frit gibi eriticiler kullanılır.Sır görünümlü astarlarla günümüzde uygulanan zinter (pekişmiş) astarlar karıştırılmamalıdır. Pekişmiş astarlar, normal astar hammaddelerinin içine düşük sıcaklıkta eriyen sır eklenerek hazırlanırlar. İçerisinde bulunan az miktardaki kil nedeniyle çok az küçülme oranına sahiptirler, ürün üzerinde koyu opak bir tabaka oluştururlar.Geçmişteki uygulamalara bakacak olursak; Terra Sigillata astarı olarak bilinen antik zinter astar ise genellikle illitik yapılı killerden elde edildiğinden, bu nedenle de çok ince tanecikli olduğundan pişirim sonrasında pekişerek yarı parlak, bazen de lüsterimsi bir görünüm alır.Çin ve Japonya'daki sır görünümlü astarların her zaman ten, kahve veya siyah olan çok dar bir renk yelpazesi vardır. Çin'de üretilen seramik kaplarının sır özellikleri çeşitlidir. Örneğin; Tavşan kürkü (Hares'fur): Küçük altınımsı çizgili bir sır, Yağ benekli (Oil ? spot): Üzüm salkımları gibi düzenlenmiş gümüş benekli bir sır, Çay tozu (Tea ? dust): Kahverengi zemin üzerinde tüm yüzeyi benekli açık yeşil kaplı sır. Yoğun olarak uygulandığında dolu ve zengin mor siyah olan Tenmoku sırı, uygulamanın inceldiği yerlerde kahverengi olabilir. Yine aynı sır, akmaya yetecek kadar ısıtıldığında tavşan kürkü çizgiler oluşturabilir ve yavaş soğutulduğunda da yağ damlası görüntüsü oluşturabilir.Kuzey Amerika'daki sır görünümlü astar örneklerine bakacak olursak; karşımıza Albany astar kili çıkar. 1800'lerin gazeteleri Albany kilini dönemin fonksiyonel çömlek yapımında sık kullanılan zehirli kurşunlu sırların yerine kullanılan bir sır olarak tanıtır. Elektrik yalıtıcıları, yapısal kil ürünleri için camsı kaplamalar ve Stoneware çömleklerinde, kanalizasyon borularında ve aşındırıcı silindirlerinin bağlayıcı malzemesi olarak 90 yıldan fazla kullanılmıştır.Albany kili, New York eyaletinin Albany / Hudson nehri bölgesinde, buzul hareketlerle oluşan bir alüvyon çökeltisidir. 1260oC üstü ısılarda neredeyse kendisi bir sırdır. Rengi redüksiyonda açık sarı/yeşilden koyu kahve/siyaha döner. Parlak ve akıcıdır, hiç kırılıp çatlamadığı söylenir.Barnard (BlackBird) kil yatağı, orta Pennsylvania'nın Harrisburg şehri yakınlarındaki yoğun ormanlık bir arazide yer almaktadır. Yüksek demir içerikli, düşük ısıda eriyen, plastik olmayan bir kilidir. Barnard kili tuğla ve karo sanayinde kullanılmıştır. Erime derecesi 1200oC'dir.Farklı killerin karışımından hazırlanan sır görünümlü Alberta astarı; Bu malzeme New York eyaletinde, fiziksel ve kimyasal olarak Albany astarının yerine kullanılmak üzere keşfedilmiştir. Tıpkı Albany gibi düşük ısıda eriyen demir içerikli bir kildir. 1300oC'de parlak çikolata kahvesi rengi elde etmek için % 100 oranında kullanılabilir.Redearth kili ile hazırlanan sır görünümlü astar; Redearth, güney Alberta, Saskatchewan ve Montana'dan çıkarılan üç düşük ısı kilinin bir harmanıdır. İnce granüllü, orta plastikliğe sahip kestane rengi pişen ve 1120oC üzerinde camlaşan bir toprak malzemedir.Redart kili; İnce taneli, yüksek demir içeriği ile düşük ısıda eriyen bir kildir. Tek başına fazla plastik değildir ancak genellikle Terracotta kil gövdelerde kullanılır. Yüksek derecelerde akışkan olur ve sır görünümlü astar reçetelerinde kullanılabilir.Ravenscrag kili: Gereken tüm Feldspat ve silis, kilin doğal yapısında bulunduğu için 1300oC'de ipeksi görünümden parlak görünüme kadar katkı yapmadan renk elde etmek mümkündür.Bunların dışında Finlandiya'daki sır görünümlü astarları elde etmek için kullanılan kilin pişme derecesi de düşüktür. İçeriğinde yüksek oranda demir vardır ve fırınlamadan sonra kırmızımsı bir renk alır. 1260oC-1300oC'de zinterleşerek sıra dönüşen kil Albany astar kiline yakın bir görünümdedir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Astar 2- Kil 3- Tenmoku 4- Sır Görünümlü Astar 5- Reçete
Doğu mistisizmi ve Anadolu tasavvufu'nun araştırılması ve seramik uygulamaları
Görünenin ötesinde bir şeyler arayan insan, hakikate ulaşma arayışında sürekli yolculuk halindedir. Bütün mistik öğretiler; kendini bilme, tanıma, içe yolculuk ve bütünleşme öğeleriyle harmanlanır. Bütünleşme ve birleşme ten ile tin arasında olmakla birlikte esasında; doğa ve çevre ile uyumu da kapsamaktadır. Doğu mistisizminin dayandığı felsefe anlayışı, temelde insanın öncelikle kendisiyle başlayan barışık olma durumu ile birlikte evren ve çevresiyle uyumlu bir ilişki kurmasını sağlar. Sanat gibi mitolojik ve mistik bir kökene dayanan Doğu mistisizmi tasvir yasağı ile birlikte farklı alanlarda gelişme göstermiş, özellikle kaligrafi ve minyatür sanatı ile öne çıkmıştır. Bütün engellemelere ve yasaklamalara rağmen sanat anlayışının Batı'ya göre farklı yükseliş gösterdiği Doğu'da, Mevlana'nın insan sanatı olarak yorumladığı Tasavvuf başka bir sosyal yaşama öncülük ederek kendi sembollerini yaratmıştır. Mimariden kılık kıyafete, dervişlerin kullandıkları araç gereçten, gündelik hayata ve toplumsal davranış kurallarına kadar geniş bir yelpazede bu sembolik dil kendini göstermiştir. Böylelikle Tasavvuf'un hayata bakış tarzı, bu yolda olanların davranışlarını düzenleyen kurallar manzumesini oluşturmuştur. Tasavvufi hayat felsefesinin yarattığı bu tarz, sürekli seyahat edip hakikat arayışıyla sohbetler gerçekleştiren dervişlerin zorlu yaşamları ve bu zorlu yaşamla sembolleşen objeleri ile somutlaşmıştır. Tasavvuf felsefesinin derinliği ve insan-ı kâmil olma yolunda aday kişilere kazandırdığı hayat tecrübesi, geniş kitlelerce kabul görerek günümüzde hala varlığını ve felsefesini sürdürmektedir. Tasavvuf'un bu imgelem ve estetik anlayışı, yarattığı soyut sanat dili ile Batı'yı da etkilemiş ve gözle görünenin ötesinde, somuta karşı gizli ve kapalı bir yol izlemiştir. Aynı zamanda birçok rengi barındıran içeriğiyle Doğu mistisizmi, sanatın birçok dalında varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Bununla birlikte mistik hayat tarzını yansıtması ve insanın tinsel gelişimine katkıda bulunması açısından sanat için zengin bir kaynak oluşturmaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Doğu mistisizmi 1- 2. Anadolu tasavvufu3. Tasavvufi semboller 4. Tasavvufi nesneler
Klazomenai lahitlerinin üretimi doğrultusunda geliştirilen seramik pişirim yöntemleri
Seramik sanatı ve teknikleri, yerleşik hayatla birlikte insan yaşamının vazgeçilmezleri arasında sarsılmaz yere ve öneme sahip olmuştur. Öyle ki seramik, sıradan güncel ihtiyaçlarda kullanıldığı gibi yaşamın son bulmasıyla birlikte ölümün karşılandığı ritüeller de karşımıza çıkar. Her ne kadar farklı coğrafyalarda yaşasalar, farklı inanç ve ritüellere tabi olsalar da ölüm sonrası yeni bir yaşamın farklı bir boyutta canlanacağına inanmaktadır, insanoğlu. İyonya?nın önemli şehirlerinden olan Klazomenai, seramik üretimi konusunda hatırı sayılır bir üne sahiptir. Ölülerini gömmek için önceleri ahşap lahitler kullanılan bu şehirde, daha sonra başka kültürlerden öğrenilen ve geliştirilen pişmiş toprak lahitler üretilmiştir. Fakat, gündelik kullanım ürünleri gibi seramik pişirim fırınlarına sığamayacak ebatlara sahip olan lahitlerin pişirim aşaması, farklı teknik ve yöntemlerin geliştirilmesine neden olmuştur. Geliştirilen teknik ve pişirim yöntemleri sayesinde, seramik pişirim fırınlarına giremeyecek boyutlarda olan seramik formlar, figürler lahitlerin pişirildiği yöntemlerle günümüze kadar gelmişlerdir. Farklı coğrafyalarda geliştirilen büyük ebatlı formların pişirilebilmesi, günümüz sanatçılarına da esin kaynağı olmuştur.
Yaş çamur üzerine serigraf baskı
?Yaş Çamur Üzerine Serigraf Baskı? başlıklı tez çalışmamda seramik sanatında sıklıkla ve birçok değişik yöntemlerle kullanılan serigrafi yöntemini inceledim. Şimdiye kadar serigrafide alanında birçok değişik yöntem kullanılmış, bununla beraber deri sertliğindeki ve yaş çamurun üzerine serigrafi yoluyla birçok transfer yöntemi denenmiştir. Bu çalışmamada serigrafi yöntemini deri sertliğine gelmemiş olan yaş çamur üzerine doğrudan baskı yöntemiyle grafiksel tasarımın aktarımı çalışması yapılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde ?Baskının Tanımı ve Tarihçesi?, ikinci bölümde ?Seramik Yüzeylerde Baskı ve Tarihçesi? ve üçüncü bölümünde ise araştırmamın asıl konusu olan ?Yaş Çamur Üzerine Transfer Yöntemleri? incelenmiş ?Yaş Çamur Üzerine Transfer Yöntemi? nin üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ?Serigrafinin Tanımı ve Tarihi?, beşinci bölümde ?Serigrafi Baskısında Kullanılan Araç ve Gereçler? e? yer verilmiştir. Altıncı bölümde elde edilen verilerin ışığında, yaş çamur üzerine farklı bir transfer yöntemi olan serigrafi yöntemiyle baskının aşamasının uygulaması yapılmış ve aşamaları fotoğraflanmıştır. Yaş çamur üzerine serigraf baskı yönteminin bize sağladığı avantajlar arasında baskı yapılan çamura istenilen şekli verebilmesine olanak vermiştir. Çıkartma yöntemiyle ulaşamadığımız kıvrımlara baskı yapmamızı sağladığı gibi diğer kağıt üzerinden transferlere göre daha net ve keskin çizgiler çıkmasını sağlamaktadır.
Bisküvi seramik yüzeylere ebru tekniğinin uygulanması
Ateşin kontrollü bir şekilde kullanılmaya başlanması ile geliştirilen seramik teknikleri ve sanatının, insanlık tarihinin en önemli buluşlarından birisidir. Seramik sanatı ve teknikleri, kültürlerin karakteristik özellikleri doğrultusunda farklılıklar göstermiş olsa da değişmeyen tek özelliği ateş ile buluşma aşaması yani pişirilmesidir. Ebru tekniği ise, boyanın su yüzeyinde yapmış olduğu görsel şölendir. Bu konunun irdelenmesindeki amaç, bisküvi seramik formların boyanmasında fırçanın iz hatalarını ve el titremesinden kaynaklanan boyama hatalarının ortadan kaldırılması hakkında alternatif çözümleri incelemektir. Bu çalışma ile bisküvi seramik bünyelerin farklı ve etkili yöntemlerle ve de en az hata ile dekorlanmasının (boyanması) alternatif yöntemlerini ortaya koymaya çalıştık. Çalışma kapsamında ki uygulamalarda seramik yüzeylerinin fırçalar ile dekorlanmasında fırça izi ve boya kalınlığı gibi karşılaştığımız olumsuz etkileri ortadan kaldırdık. Bu çalışmamızdaki kullandığımız yöntem ile fırça ile uzun süren dekorlama işlemini çok daha kısa sürede tamamlanabilecek dakikalara indirmiş olduk. Ancak bu işlem yapılırken bünye ve boya uyumunun sağlanmasının şart olduğunu gözlemledik. Seramik bisküvi bünye ve boya uyumunun sağlanmadığı durumlarda yapılan uygulamaların sırlı pişirimlerden başarısız sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında karşılaştığımız olumsuzlukları ortadan kaldırmak için yeni yöntemler geliştirdik. Araştırmanın sonuçlarına göre, yapmış olduğumuz çalışmalarda olumlu, olumsuz neticeler elde ettik. Çalışmamızdaki olumsuz bulguları tespit ederek alternatif çözümler ortaya koymaya çalıştık. Seramik dekorlanmasında kısmen veya isteğe bağlı olarak fırçanın hakimiyetine son verilebileceğini ortaya koyduk. Bu sebepten tezimde, bisküvi seramik bünyelere Ebru tekniğinin nasıl aktarılabileceği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında bilgilere ulaşmak ve daha sonra ki uygulamalara da rehber olmasını sağlayacak bilgilere ulaşılır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- seramik 2- ebru 3- geven bitkisi 4- arap zamkı 5- bisküvi seramik
Bir çömlekçi ürünü olarak şekillendirilmiş ocaklar ve ekolojik dengeye etkileri
Yemek pişirme kültürü, insanlığın tarihi ile eş zamanlıdır. Hayatta kalmak için beslenmeye mutlak bir ihtiyaç duyulması, yemek kültürünün adeta bilim alanındaki gibi aktif gelişmelere tanık olmasına sebep olmaktadır. Amaç temel insan ihtiyacının karşılanması olmakla beraber, yemek pişirmek için çok çeşitli araç ve malzemeler kullanılmaktadır. Her ne kadar dünya nüfusunun büyük çoğunluğu modern mutfaklara ve donanımlara sahip olsa da, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en yaygın kullanılan yemek pişirme ve ısınma araçları, odun veya fosil yakıtlar yakan basit ocaklardır. Bu ocaklar ile, kullanılan yakıttan alınan enerjide büyük kayıplar yaşanıyor da olsa, söz konusu halkların yaşadıkları ortam ve maddi kaynaklar paralelinde elde edebildikleri en teknolojik araçlar olmayı sürdürmektedirler.Bu araştırma çalışmasında; kilden üretilen yemek pişirme amaçlı katı yakıtlı ocaklar incelenmiş; kullanıldıklarında sosyal ve coğrafi çevreye bağlı farklılıkları ele alınmış, yerel özellikleri yansıtan kullanım amaç ve alanları tarif edilmiştir. Çok geniş bir coğrafyada ve kalabalık bir insan grubu tarafından kullanılma sebepleri irdelenerek; özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki kırsal alanlarda temel yemek pişirme araçları olmalarının, ekolojik dengeye ve kullanıcı aile fertlerinin sağlığına etkileri incelenmiştir.
Foça Antik Kenti seramik buluntularıının restorasyonu
Seramik sanatı ilk çağlardan günümüze değin uzanan en eski el sanatlarından bir tanesidir. Bu yüzden arkeoloji açısından büyük önem arz eder. Seramik buluntular sayesinde tarihleme çok daha kolay yapılabilmektir. Çünkü seramik, bronz, ağaç gibi maddelere oranla korozyona karşı son derece dirençlidir.Restorasyon, herhangi bir sebeple hasar görmüş eserin sanatsal değerine ve eski şekline zarar vermeden onarmak ve rehabilite etmektir. Konservasyon ise; seramik, resim, heykel gibi sanat eserlerinin nesiller boyunca muhafaza edilmesi anlamına gelmektedir.Ülkemiz muazzam bir kültür mirasına sahiptir. Sayısız ören yeri bulunan ülkemizde böylelikle restorasyon ve konservasyon büyük önem kazanıyor. Ne yazık ki; ülkemizde yok denecek kadar az restorasyon ve konservasyon laboratuarı bulunmaktadır. Bu işlemler son derece pahalı ve sabır gerektiren zahmetli süreçlerdir. Yüz binlerce eser depolarda kötü şartlar altında saklanmaktadır. Konusunda uzman konservatör ve restoratörler ise yetişememektedir.Foça ( Phokaia) Antik Kenti de önemli ören yerlerinden biridir. 2008 kazı döneminde Ege Üni. Edebiyat Fak. Arkeoloji Böl. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özyiğit tarafından gözetilen seramik eserlerin restorasyon ve konservasyonu ile 22 adet buluntu İzmir Arkeoloji Müzesi' ne teslim edilmiştir.
İonia bölgesinde Roma dönemi pagan sembollü kandiller
İonia Bölgesinin on iki kentten oluştuğu bilinmektedir. Her kentin kendine özgü bir yapısı ve farklı tanrı, tanrıçalara ait inanç biçimleri bulunmaktadır. Her biri Roma dönemini yaşamış olan bu kentlerde, döneme ait seramik buluntular ele geçmiştir. Bu çalışma kapsamında kentlerde bulunmuş kandil örnekleri incelenmiş, bu örneklerin pagan dini ve inanışları ile olan ilişkisi irdelenmeye çalışılmıştır.Öncelikle bu döneme ait kandillerin üzerindeki; tanrı, tanrıça, bitki, hayvan, geometrik bezemeler gibi semboller tanımlanmış, kandillerin formlarıyla birleştirilmiş, aynı döneme tarihlenen diğer coğrafyaların pagan sembollü kandilleriyle karşılaştırılarak kıyaslamalar yapılmıştır. Yapılan bu kıyaslamalar sırasında form özelliklerinde pagan sembollerinin etkileri ilgi çekici olarak gözlemlenmiştir.Sonuç olarak, Roma dönemine (erken, orta ve geç) tarihlenen bu kandillerdeki sembollerin, Gizem Dinleri ve inanışlarıyla paralel gittiği, pagan sembolleriyle birebir örtüştüğü görülmüştür.
Perlitli sırlar ve uygulamaları
Ülkemiz dünya ülkeleri arasında zengin perlit yataklarına sahip üçüncü büyük perlit üreticisi ülkedir.Bu çalışmada, volkanik bir cam olan perlit kullanılmıştır. Kimyasal yapısında, seramik sır üretiminde kullanılan oksitler bulunan ve genleştirildiğinde öğütme kolaylığı olan perlitin söz konusu fiziksel ve kimyasal özelliklerinden faydalanarak artistik seramik sırı üretimi hedeflenmiştir.Bu çalışmada, Etibank üretimi Etiper Süper İnce marka genleştirilmiş perlitin seramikte artistik sırlarının yapımında kullanılabilirliği araştırılmıştır.Bu amaçla birinci bölümde perlite dair genel bilgiler verilmiş, fiziksel özellikleri ve kimyasal yapısında bulunan oksitlerin özellikleri incelenmiştir. Bu çalışmada 980 ?C de pişirilmiş döküm, kırmızı, şamotlu bünyeler kullanılmıştır. Söz konusu bünyeler üzerine perlit ve eriticilerle %10 dan %90'a değişen oranlarda hazırlanan harmanlar uygulanmış ve 1000 ?C 'de pişirilerek perlitin sır yapabilme özelliği gözlemlenmiştir.Gözlemler sonucunda farklı türde artistik seramik sırı elde etmek üzere seçilen hammaddelerden; Perlit?Lityum kabonat?Ortoklas, Perlit?Üleksit?Ortoklas ve Perlit?Üleksit?Sülyen üçlü harmanları, üçgen diyagram yöntemi ile oluşturulmuştur.Bu harmanlar, 1000 ?C de denenmiş çalışmaların sonucunda olgunlaşan ikili ve üçlü sır harmanları 1000 ?C de %2 CuO ilavesi ile renklendirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda krakle, akıcı, örtücü, toplanmalı ve mat artistik sırlar oluşmuştur. Seçilen renkli sırlar formlar üzerine uygulanarak çalışma tamamlanmıştır.
Seramikte işlevsel simge biçimlerin araştırılması ve plastik biçim olarak çömlekçi çarkında üretilmesi
Simge biçim seramik üretimi, insanın kap-kacak üretmeye ve bu kap-kacağı zenginleştirme ihtiyacından doğmuştur. İşlevsel amaçla üretilmekte olan bu kapların plastik değeri zamanla artmış, günümüz çağdaş seramik sanatına ulaşıncaya değin oldukça yol kat etmiştir.Bu çalışmada ?seramik simge biçim? olarak adlandırılan eserler bazı başlıklar altına sınıflandırılmış olup, bu başlıklar; insan biçimli, hayvan biçimli doğal ve endüstriyel biçimli, cinsel içerikli seramik simge biçimler olarak düşünülmüştür. Bunların yanı sıra seramik sanatıyla yakından ilişkili olan resimsel yaklaşımlar, seramik rölyef ve işleve ait seramik birimlerin yerine kullanılmış detay biçimler de sınıflandırmaya dâhil edilmiştir. Sınıflandırma yapılırken, her başlık altında sınıflandırılmaya çalışılan biçimin, erken ve geç dönem örneklerine yer verilmeye çalışılmıştır. Yine her başlık altında konuyla ilişkili eser üreten, çağdaş seramik sanatçılarının eserlerinden örnekler verilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde, araştırmaların ışığı altında üretilmiş eserlere ait görseller yer almıştır.
Seramiğin plastik olarak içerdiği kavramların güncel sanat ile ilişkilendirilmesi
Sanat 18. yy.dan itibaren başlayan süreçte kendini tanımlamaya ve bu yapının bileşenlerini ayrıştırmaya başlamıştır. Sadece kendisine değil hayata dair her şeye ilişkin bir sorgulamanın yaşandığı bir diyalog süreci söz konusudur. Sanat ve yaşam arasındaki ayırıcı çizginin yaşam lehine ortadan kalkmasıyla biricik ve tikel sanat nesnesinin çözüldüğü geniş çaplı ve kapsamlı bir sorgulamadır bu.Picasso'nun Modernist Dönem'i başlattığı süreçte sanat, doğanın taklidi olmaktan kendi gerçekliğine kavuşur. Bu gerçekliği irdeleyen birçok akım içinde Dadaist Duchamp icadı hazır-nesne hayatın içinden anti-estetik bir saldırı ile yeni bir bakış açısı getirir. Avangardlar'ın formalizmi farklı bir biçimde Minimalizm'in içinde malzeme ve nesnenin hayatın suskun gerçekliği ile buluşsa da sonunda Kavramsal Sanat'ın söylem ağırlık içeriğine teslim olur. Minimalizm öncesi Pop Sanat bir gerçeği tüketim toplumunun hazır-imgesini pazarlamıştır. Ekonomik anlamda gelişmiş toplumların sorunlarına karşı söylemler geliştiren sanat sonunda küresel sermayenin bir sözcüsü olmaktan kurtulamaz. Yine de sanat hiçbir zaman o eski ortak üretim bilincini yakalayamasa da bireysel çabalarla ve disiplinlerarası sanat anlayışını yeni anlatım olanaklarını kullanarak Post-Modern yapının izleyiciyi medya aracılığı ile nasıl tüketim toplumuna dönüştürdüğünü göstermeye çalışmıştır. Ondan önce ise kendi pazarını yıkmaya çalışır. Bazen karşı olduğu medyanın kendi argümanları ile etkin bir saldırıda bulunur ya da kavramlar dünyasının kodlarını ifşa eder. Günümüz sanatının dönemsel olarak ikinci meselesi kimlik sorunlarıdır. Ötekileştirilmiş karşıtlar ile kurulan diyalog/monolog daha çok ayrışmacı bir farkındalık yaratır.İlk bakışta seramik bütün bu yapının oldukça uzağında görünse de yaşam ile sanatın sınırındadır. Tarihsel olarak 1960'lara kadar hep yaşamın içinden bir nesneyken sanatın alanına geçmiştir. Oysa günümüz sanatı tersi bir dönüşün içindedir. Seramik bu bakımdan başlangıcından beri hep hayatın argümanlarına sahiptir. Belki bu tarihsel süreci günümüzün disiplinler arası değerleri ile tekrardan okumak gerekir. İçinde günümüz sanatına hitap edecek pek çok kavram tespit edilecektir.
Wedgwood seramikleri ve üretimi
17.yüzyılda İngiltere'de küçük bir atölye ile üretimine başlayan Wedgwood, seramik dünyasına kattığı eşsiz ürünler ile günümüzde de halen üretimine devam etmektedir. Wedgwood seramiklerinin başarısının kaynağını araştırmacı, yenilikçi düşünce ruhu ve daima yetenekli sanatçılarla birlikte çalışma prensibi oluşturmaktadır.Temel üretimi sofra eşyaları olmasına karşın dekoratif ürünler de üretilmiştir. Yaklaşık iki yüz elli yıldır kaliteli üretimden ödün vermeden, ticaret ve sanat hayatını sürdürmektedir.
Işık malzeme ilişkisi ve buna bağlı olarak porselenin bir sanat malzemesi olarak kullanımı
?Işık-Malzeme İlişkisi ve Buna Bağlı Olarak Porselenin Bir Sanat Malzemesi Olarak Kullanımı? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüme ?Porselen? adı verilmiştir. Bu bölümde porseleninin tanımına tarihçesine, porselen yapımında kullanılan hammaddelere, porselen çeşitlerine, kemik porseleninin tanımı ve tarihçesine değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde ışık ve porselen ilişkisine, yapılan sanatsal çalışmalarda porselenin bir sanat malzemesi olarak kullanımına, porselenin yapım ve pişirim aşamalarına değinilmiştir.Üçüncü bölümde ise, ışık geçirgenlik özelliğine işlerinde yer veren günümüz çağdaş seramik sanatçıları ve kullandıkları teknikler tanıtılmış. Porselenin bir sanat malzemesi olarak kullanımı ve ışığın sanatsal açıdan esere katkıları, sanatçıların kullandıkları teknikler, örneklerle incelenmiştir.Dördüncü ve son bölüm olan ?Yapılan Deneysel ve Sanatsal Çalışmalar? bölümünde çamur denemelerine, porselen ışık geçirgen çalışmalarına ve yapım tekniklerine yer verilmiştir.Sonuç bölümünde ise ışığın malzeme ile olan ilişkisi, sanatsal açıdan esere kattığı değer incelenmiş, yapılan araştırmalar ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir.
Seramik malzeme ile yeniden yorumlanan gündelik nesneler aracılığı ile aydınlatma tasarımları
Sanayi devrimi ve getirmiş olduğu seri üretim kolaylığı sebebiyle bugün kalabalık bir nesneler dünyasında yaşamaktayız. Kültürel, fiziksel ve psikolojik etkileşim aracı olan bu nesnelerin çoğu işlevini yerine getirdiği sürece fark edilmeyen, sıradan nesnelerdir. Genel olarak gündelik nesneler olarak adlandırabileceğimiz bu kullanım nesneleri ile rasyonel ve irrasyonel nitelikleri sayesinde iletişim kurmaktayız. Bağımsızlığını 20.yy'da ilan ederek bir bilim dalı olarak kabul gören göstergebilim in çalışma alanı edebiyat ya da dilbilim ile sınırlı değildir. Aksine plastik sanatlar, endüstriyel ürün tasarımı, mimari, grafik tasarım, sahne sanatları ve sinema gibi birçok disiplin de göstergebilimden faydalanmaktadır. Bu sebeple yukarıda bahsedilen gündelik nesnenin malzeme, işlev, biçim, anlam olarak sıralanabilecek rasyonel ve irrasyonel niteliklerini irdelemek üzere göstergebilimden yararlanılabilir. Bu tez çalışmasında gündelik nesneyi irdeleyebilmek adına örnek bir çalışma oluşturulmuştur. Biçime sadık kalınarak seramik malzeme ile yorumlanan çeşitli gündelik nesnelere (asma kilit, kağıt bardak, el ve yüz havlusu) ilk işlevinden farklı olarak aydınlatma işlevi yüklenmiştir. Böylelikle nesnelerin hem malzeme hem de işlevi değişirken biçimi sabit tutulmuş ve inceleme için çıkış noktası oluşturulmuştur. Bu nesnelerin zihnimizde oluşan ilk imgeleri diğer bir deyiş ile nesneler ile ilgili önyargılarımız biçim olarak seramiğe aktarılmaya çalışılmış ortaya çıkan "yeni" ye yine biçimden ötürü aydınlatma fonksiyonu yüklenmiştir. İki aşamalı olarak düşünülebilecek çalışmadaki bu süreç göstergebilim açısından incelenerek okuyucuya edinilen deneyimler ve sonuçlar sunulmuştur.
Sanatta minimalizm ve günümüz seramik sanatına yansımaları
1960'lı yıllarda ortaya çıkan ve Modernist hareketin son etkili hamlesi olarak ele alabileceğimiz Minimalizm, sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika'da toplumsal yapıda yaşanan köklü değişimler sanatı etkilemiş, bunun sonucunda Minimalizm, Soyut Dışavurumcu harekete karşı, alternatif bir söylem olarak sanat alanında kendini göstermiştir. Başta ciddi eleştiri ve direnişe maruz kalan Minimal Sanat, zaman içinde eleştirmenler ve izleyici gözünde kabul görmüş ve güçlü bir yapıya kavuşmuştur.Modernizmle birlikte geleneksel köklerinden kurtulup, bir çağdaşlaşma süreci yaşayan seramik, malzemenin kendine özgü kimliğiyle hem formal hem de kavramsal açıdan yeni anlatım biçimlerine kavuşmuştur. Bu çağdaşlaşma ve değişim sürecinde etkili olan temel dinamikleri irdeleyen bu çalışmanın amacı, Minimalizm'in tarihsel süreç içinde yapılanmasını ve günümüz seramik sanatına etkilerini incelemektir.
İslam seramiklerinde kullanılan fritli hamurun incelenmesi ve çağdaş formlarda uygulanması
İslam Seramiği Tarihi'nde İran, Mezopotamya, Mısır ve Anadolu en önemli topraklar olmuştur. Jeolojik koşulların belirlediği ve özellikle geleneksel üretimle biçimlenmiş olan fritli hamurlar için de bu topraklar merkez konumundadır.8.- 9. yüzyıllarda başlayan ve 19. yüzyıla kadar neredeyse hiç durmadan devam eden fritli hamurlarla yapılan seramik üretimi, alkali içerikli fritlerle başlamış ve sonrasında teknolojik devrim olarak adlandırılan kurşunlu fritlerin eklenmesiyle gelişmiştir.İslam seramiklerine tarihsel önem ve saygınlık kazandıran fritli hamurlar, kendine özgü hamur içeriği ile 20. yy'da akademik çalışmalara konu olmuştur. Bu hamurun günümüzde de kullanılabileceğini ve özellikle çağdaş çalışmalarda uygulanabileceğini göstermek bu çalışmanın amacı olmuştur.
Pate de verre cam şekillendirme tekniğinin araştırma ve uygulamaları
Günümüzden 3000 yıl önce, ilk olarak Mısırlılar tarafından kullanıldığı bilinen pate de verre tekniği, 19. yüzyılın sonlarında Fransız seramik sanatçısı Henri Cros tarafından yeniden gündeme getirilmiştir. Pate de verre tekniği, özellikle yeniden keşfedilme döneminde, farklı şekillerde tanımlanarak diğer cam şekillendirme teknikleriyle karıştırılmış fakat zaman içinde kendine özgü kimliğine ulaşmıştır.Cam parçacıklarının kalıp içine kontrollü bir şekilde yerleştirilmesi ve fırınlanması süreçleriyle oluşturulan bu teknik, cam malzemeyle çalışan sanatçılara, tasarımlarını uygulamada yeni olanaklar sunmaktadır. Birçok üretim aşamasından oluşan pate de verre tekniği ile bir obje oluşturabilmek, fırında cam şekillendirme yöntemleri ile ilgili teknik bilgilere sahip olmayı ve uzun bir atölye çalışmasını gerektirmektedir.Bu çalışmada, tarihsel süreç içinde cam, cam sanatı ve pate de verre yöntemi teorik olarak ele alınmış, kişisel uygulamalarla desteklenmiştir. Ayrıca bu alanda ürün vermiş-vermekte olan sanatçılardan örneklerle bir araya getirilen bu çalışmayla cam malzemeyle çalışmak isteyenlere faydalı olabilecek bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.
Sicilya Bölgesi Rönesans Dönemi Mayolika dekorlarının incelenmesi ve uygulanması
?Mayolika?, bisküvi pişirimi yapılmış seramik form üzerine uygulanan ham sır yüzeyine yapılan dekorasyona verilen genel addır. ?Mayolika? adı, bu tekniğin, 13. yüzyılda İtalya'ya taşındığı, İspanya kıyılarında bir ada olan ?Mayorka?dan gelmektedir.İtalyanca ?Rinascimento? sözcüğünden kaynaklanan ?Rönesans? terimi, yeniden doğuş veya yeniden diriliş anlamına gelmektedir ve 14-16. yüzyıllarda İtalya'da klasik modellerin etkisi ile sanat ve yazın alanındaki canlanış olarak tanımlanmaktadır. Rönesansın yaratıcı ateşinde mayolika, İtalya'da yeni bir estetik seviyeye ulaştığından, hem teknik hem de stil yönünden İtalya'yla ilişkilendirilmiştir. Başta ?Toscana? bölgesinde olmak üzere tüm İtalya'da mayolika üretimi yapılmıştır. Sadece önemli merkezlerdeki atölyelerde mayolika üretimi yapılmamış, küçük kasabalarda da yerel seramik okulları kurulmuştur.Akdeniz'in en büyük adası olan ve İtalya anakarasından Messina Boğazı ile ayrılan Sicilya da Rönesans döneminde önemli bir mayolika üretim merkezi olmuştur. Özellikle son yıllarda ada ile ilgili araştırmalara hız verilmiş, adanın ilk ve eski mayolikalarının büyüleyici durumuna az da olsa ışık tutulmuştur. Sicilya adasının en önemli mayolika üretim merkezleri, Palermo, Caltagirone, Trapani, Sciacca ve Sciacca şehri yakınlarındaki Burgio'dur. Sanatçıların merkezler arasındaki hareket sıklığı ve fikir değişimleri nedeniyle ürünleri birbirinden ayırmak çok zor olmuştur ve bazı merkezlerin tarihi de halen yazılmayı beklemektedir.Yapılmış olan bu çalışmada, ?Rönesans Dönemi Sicilya Bölgesi Mayolika Dekorları? incelenmiş ve günümüz şartlarında, sır üzerine çeşitli renklendirici pigmentlerin uygulanması, coperta tekniğinin uygulanması ve sır üzerine renkli sır uygulanması olmak üzere, üç farklı teknikte mayolika uygulamaları yapılmıştır.
Bilgisayar destekli tasarım programlarıyla seramik ürünlerin modellenmesi ve bir pisuar uygulaması
Bilgisayar destekli tasarım kavramı günümüz endüstrisinde ürün tasarlamak ve geliştirmek için kullanılan önemli bir sistemdir. Hazırlanan bu çalışma; bilgisayar destekli tasarımın ve sunumun tanımını, bilgisayar destekli tasarım programlarındaki temel modelleme biçimlerini, seramik ürünleri modellemede ne tip yöntemlerin izlenebileceğini ve bu programların kullanımının tasarım safhasında yarattığı kolaylıkları içermektedir.Çağımızda endüstri kuruluşlarının hemen hemen hepsinde kullanılmaya başlamış olan bilgisayarlar bir ürünün tasarlanmasından üretimine kadar her aşamasında yerini almaktadır. Yaklaşık son on beş yıldır ülkemiz seramik endüstrisinde de yerlerini almış olan bilgisayar destekli tasarım sistemleri sayesinde ürün kalitesi ve üretim gücü artmış, tasarımcının ve bilgisayarların interaktif ilişkisi sayesinde tasarım kavramında da önemli gelişmeler gözlenmiştir.Bu bağlamda hazırlanan çalışmada endüstri kuruluşları tarafından üretilen seramik ürünlerde, hazırlanan modellerin analiz yöntemleri, bilgisayar sistemlerinin üretimde nasıl kullanıldığı, tasarlanan bir ürün üzerindeki uygulamalarla gösterilecektir.
Anadolu Selçuklu dönemi mimarisi taş yüzey süslemelerinin incelenmesi ve seramik yorumları
Anadolu, Selçuklu Devletinin hakim olduğu m.s. 11. ve 13. yüzyıllar arasında, yaklaşık iki yüz yıllık süre boyunca yeni kültür ve sanat ortamına sahip olmuştur. Selçuklu'nun Anadolu'yu fethi ile coğrafi konum bu ortamı oluşturmuştur. Dönemin karışık siyasal ve kültürel yapısı içinde mimari cephelerde yüzeyler pek sınırlamanın olmadığı hoşgörü içinde işlenmiş, İslam'ın yanı sıra İslam öncesi inanışların ve yerli öğelerin birlikte kaynaştığı biçim ve kompozisyonlar taş, kil, ahşap veya madene aktarılmıştır.Çalışmanın özünü oluşturan mimari yüzeylere işlenen taş süslemeleri, Selçuklu kültür ve sanatının günümüze ulaşmış somut örneklerindendir. Bu doğrultuda ele alınan dönemin tarihi, sosyal, siyasal ve düşünce ortamı ile süsleme elemanlarının özellikleri incelenmiş, 5 önemli merkezdeki 20 `den fazla mimari örnek ele alınmıştır.Bu çalışma sonunda, yapılan tüm araştırma ve incelemelerden elde edilen bilgilerin değerlendirilmesiyle, zengin birikimin günümüz mimarisinde uygulama alanı bulması özünden çıkarak yeni anlatım ve biçimlendirmeler seramik malzeme üzerinde uygulanmıştır.