Akdeniz University
Institute

Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü

Akdeniz University

6

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

6 Tez
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin böbrek nakli alıcılarında üriner sistem enfeksiyonlarını önlemeye yönelik web tabanlı eğitimin klinik sonuçlara etkisi

Amaç: Yetişkin böbrek nakli alıcılarında üriner sistem enfeksiyonlarını önlemeye yönelik web tabanlı eğitimin klinik sonuçlara etkisinin değerlendirilmesidir. Yöntem: Araştırma, metodolojik ve tek kör randomize kontrollü deneysel olmak üzere iki aşamadır. Clinical Trials kaydı (ID: NCT05821946) vardır. Etik kurul onayı ve kurum izinlerinin alınmasından sonra başlanan çalışmanın ilk aşamasında web sitesi geliştirildi. İkinci aşamada, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde böbrek nakli yapılan 52 hasta ile Nisan 2023-Aralık 2023 tarihleri arasında Hasta Tanıtıcı Özellikleri Formu, Taburcu Olmaya Hazır Olma Ölçeği, Taburculuk Sonrası Klinik Sonuçlar Veri Formu ve Memnuniyet VAS ile uygulamanın etkinliği değerlendirildi. Müdahale grubundaki hastalar, üriner sistem enfeksiyonlarını önlemek için geliştirilen web üzerinden kapsamlı sağlık eğitimine aktif kontrol grubundaki hastalar ise organ nakli el kitabının bulunduğu organ nakli merkezinin web sitesine yönlendirildi. Haftada üç gün mesaj ile takip edildi. Müdahale ile aktif kontrol grubundaki böbrek nakli alıcılarının, altı ay süreyle üç izlem (taburculuk sonrası 1-30 gün-T1; 31-90 gün-T2; 91-180-T3 gün) ile klinik sonuçları izlendi. Veriler tanımlayıcı analizler ve ki-kare testi, Mann Whitney U testi, Friedman testi, Kruskal Wallis H testi, t testi ile per-protokol ve intention-to-treat analizleri kapsamında değerlendirildi. Bulgular: Web tabanlı eğitim alan müdahale grubunun ve aktif kontrol grubunun enfeksiyon geçirme (p>0.05), acile başvuru sayısı (p>0.05), hastaneye tekrar yatış (p>0.05) sıra ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptandı. Ancak memnuniyetleri (p<0.05) arasında anlamlı fark belirlendi. Sonuç: Üriner sistem enfeksiyonlarını önlemeye yönelik olarak geliştirilen, yazılı ve görsel, podcast ve video olmak üzere üç farklı seçenekte ve en uzunu 4 dk olan olacak şekilde bölümlere ayrılarak sunulan eğitimin memnuniyeti önemli ölçüde arttırdığı saptandı. Anahtar Kelimeler: üriner sistem enfeksiyonu, böbrek nakli, hemşirelik, önleme, web tabanlı eğitim

Böbrek nakliHemşirelikHemşirelik bakımı+1
Nihal Kiraz
Akdeniz University · Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Organ nakli hemşirelerinin merhamet yorgunluğu deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Amaç: Araştırmanın amacı; organ nakli hemşirelerinin merhamet yorgunluğu deneyimlerini nitel araştırma yaklaşımıyla incelemektir. Yöntem: Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Organ Nakli Klinikleri'nde çalışan 13 hemşire oluşturmuştur. Katılımcıların seçiminde amaçlı örneklem türlerinden, ölçüt örneklem tekniği kullanılmıştır. Veriler "Birey Tanılama Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılarak yapılan derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler. Nvivo 12 nitel veri analizi yazılımı programından destek alınarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada 248 kod, 11 alt tema ve üç ana tema elde edilmiştir. "Merhamet Yorgunluğunun Nedenleri" ana temasının dört alt teması "nakledilen organın sorumluluğunun getirdiği ağır yük, empatiden sempatiye kaymak, stresle yola devam etmek, çalışma koşullarının ağır yükü" olarak belirlenmiştir. "Merhamet Yorgunluğunun Belirtileri" ana temasının "elden birşey gelmediğini hissetmek, yetememezlik hissinin düşüncesi, çaresizliğin yerine kendini koymak, daha fazlasını yapmaya çalışmanın bedeli" olarak dört alt teması bulunmaktadır. "Merhamet Yorgunluğunu Yönetmek" ana temasının ise "ekip ruhunu geliştirmek, bireyselleştirilmiş bakımı tasarlamak ve organ nakli hemşireliğini benimsemek" olarak üç alt teması belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda katılımcıların tamamının merhamet yorgunluğunu deneyimledikleri ortaya çıkmıştır. Merhamet yorgunluğu oluşumuna katkıda bulunan faktörlerin; organ nakli hastalarının bakım yükü fazlalığı, hemşire yetersizliği, çocuk sahibi olmak, rejeksiyon tablosu; önlenmesine yönelik faktörlerin ise kadavradan nakil sayılarının artması, merhamet yorgunluğu gelişimine ilişkin farkındalığı arttırılması ve kişisel bakım stratejilerinin geliştirilmesinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, organ nakli hemşireliği, merhamet, merhamet yorgunluğu, nitel araştırma.

Hemşirelik
Mediha Ekici
Akdeniz University · Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Böbrek nakli sonrası semptom deneyimlerinin ilaç uyumu ile ilişkisinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı böbrek nakli sonrası semptom deneyimlerinin ilaç uyumu ile ilişkisinin belirlenmesidir. Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel türdedir. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezinde yürütülmüştür. Araştırmaya 125 böbrek nakil alıcısı dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri, "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Modifiye Transplantasyon Sonrası Semptom Oluşma ve Rahatsızlık Formu-58TR" ve "İmmünsupresif Tedaviye Uyum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, normal dağılıma uygunluk Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile değerlendirilmiştir. Bireylerin ölçeklerden aldıkları puanlar betimsel istatistikler ile incelenmiştir. Semptom görülme ve rahatsızlık verme durumları arasındaki farkın belirlenmesinde Mann Whitney-U ve Kruskal-Wallis-H testleri kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların %53,6'sı 18-39 yaş grubunda, %66,4'ü erkek ve %68,8'i evli, %30,4'ü ilkokul ve altı eğitim seviyesinde ve %49,6'sının nakil sonrası geçen sürenin 5 yıl ve üzerinde olduğu belirlenmiştir. Böbrek nakli alıcılarında en sık ortaya çıkan semptomların başında; idrara çıkmada artış (2,42), iştah artışı (1,98) ve ellerde titreme (1,84) gelmektedir. Yaşanan semptomlardan ellerde titreme (1,49), saçlarda incelme veya dökülme (1,28), huzursuzluk veya gerginlik yaşama (1,03) transplantasyon sonrası bireylerde en yüksek rahatsızlık yaratan ilk 3 semptom olarak öne çıkmaktadır. Alıcıların semptom oluşma ve rahatsızlık verme durumları arasında anlamlı, aynı yönlü ve güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Semptom oluşma ve rahatsızlık verme ile immünsupresif tedaviye uyum durumları arasında arasındaki korelasyon katsayılarının ise çok düşük ve anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışma böbrek nakilli hastalarda immünsupresif ilaçlarla ilişkili semptomları ve hangi semptomun daha çok rahatsızlık verdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca semptom oluşma ve rahatsızlık verme durumları ile immünsupresif tedaviye uyum arasında bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: böbrek nakli, semptom deneyimi, immünsupresif ilaç uyumu

Semra Kıvrak
Akdeniz University · Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kompozit doku nakli hastaları ve solid organ nakli hastaları arasındaki immün cevap profillerinin değerlendirilmesi

Amaç: Kompozit Doku Nakilleri (KDN); birden çok farklı embriyolojik yapılardan köken alan kas, kemik, sinir, tendon ve deri gibi dokuları içeren kompleks yapıların nakledilme işlemidir. Son dönemde popüler olan, cerrahi bilgi ve donanıma sahip olunduğunda uygulanabilir bir nakil türüdür. Son dönemde yapılan kompozit doku nakillerinin sayısının artmasına rağmen, bu tür nakillerin oluşturduğu immün yanıt üzerine çalışmalar literatürde oldukça sınırlıdır. Çalışmamız, kompozit doku nakilleri sonrası nakledilen dokuya karşı oluşturulan immün cevabın değerlendirilmesi üzerine kurgulanmıştır. Yöntem: Akdeniz Üniversitesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı bünyesinde gerçekleştirilen 4 yüz nakli, 2 üst ekstremite nakli ve bir uterus nakli projeye dahil edilmiştir. Kompozit doku nakillerinde gelişen immün cevabın karşılaştırılması isin Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi bünyesinde gerçekleştirilen 15 böbrek ve 15 karaciğer nakilli birey de projeye dahil edilmiştir. Ayrıca kontrol grubu olarak da 15 sağlık bireyin immünolojik analizler çalışma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Gönüllülerden alınan periferik kan örneklerinden akış sitometri analizi ile immün sistemi oluşturan hücreler analiz edilmiştir. Sitokinlerin serum seviyesi ELISA yöntemi ile ve mRNA ekspresyon seviyeleri Gerçek Zamanlı Kantitatif Polimeraz Zincir Reaksiyonu ile analiz edilmiştir. Bulgular: Kompozit doku nakilli bireylerde periferik kan dolaşımında bulunan CD3+T hücrelerinin oranının böbrek nakilli bireylerdekinden daha yüksek olduğu görüldü. Kompozit doku nakillerinde IL-4 ve IL-6 sitokinlerinin mRNA seviyesinin karaciğer nakil grubundan, IL-10 seviyesinin ise sağlıklı bireylerden istatistiksel bakımdan anlamlı derece de yüksek olduğu görüldü. Periferik kan dolaşımında bulunan sitokinlerin seviyesi incelendiğinde ise kompozit doku nakilleri açısından anlamlı bir fark bulunamadı. Sonuç: Çalışmamız kompozit doku nakillerine oluşturulan cevabın solid organ nakillerinde oluşan immün cevaptan farklı olabileceğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kompozit Doku Nakli, Rejeksiyon, İmmün Yanıt, Tölerans

Doku nakliDoku nakli red reaksiyonuGref reddi+3
Özlenen Özkan
Akdeniz University · Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kolon kanseri hastalarında lokal lenf nodunda T hücre popülasyonunun evreye göre karşılaştırmalı analizi

Amaç: Birinci amacımız, Kolon kanseri hastalarında T lenfosit infiltrasyon oranı ve tümörü drene eden lenf nodundaki T hücre alt gruplarının karşılaştırmalı analizini yapmaktı. İkinci amacımız ise, belirlediğimiz T hücre alt grupların oranlarının evre, KRAS mutasyonu, MSI durumu ve diğer prognostik faktörlere göre ilişkisini tanımlamaktı. Yöntem: Antalya Eğitim Araştırma Hastanesinde kolon kanseri operasyonu yapılan hastaların primer tümörü drene eden lenf nodundan izole edilen mononükleer hücreler sıvı nitrojende donduruldu. Örnek toplama işlemi sonrasında hücreler çözdürülerek naive T hücreler, CTL, Th1, Th2, TREG, γδ T hücreleri, Th17, hafıza hücreleri alt grupların rölatif oranları ve CTLA4, PD1, CCR4 ekspresyon oranları flow sitometrik immün fenotiplendirme ile belirlendi. Bulgular: Çalışmaya 36 hasta (%41 kadın, %59 erkek) dahil edildi. Çalışma popülasyonunun yaş ortalaması 63,14±11,94 izlendi. 13 hasta erken evre, 13 hasta bölgesinde ilerlemiş hastalık ve 10 hasta metastatik evrede izlendi. KRAS mutasyon oranı %22 izlenmiştir. Evre progresyonunda Th1 ve Th2 hücre oranlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Artan evre ile Th17 ekspresyonunun korele bir şekilde arttığı belirlenmiştir. MSI-H alt grupta immün baskılayıcı Th2 oranı azalırken TREG oranlarının anlamlı şekilde arttığı belirlenmiştir. Evreye göre γδ T, Th, CTL, TREG, hafıza ve naive T hücrelerinde fark izlenmediği gibi MSI, KRAS mutasyonu gibi moleküler değişikliklere göre γδ T, Th, CTL, naive T ve hafıza hücrelerinin oranında da farklılık izlenmemiştir. Sonuç: Th17 hücre ve inhibitör reseptor PD1 düzeylerinin evre ile paralel artışı, invazyon durumu ve evreyi belirlemede, baskılayıcı immün unsurların efektör hücrelere göre daha etkin rol oynayabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kolon kanseri, T-hücre immun yanıt

Kolon hastalıklarıKolon neoplazmlarıLenf nodları+4
Derya Kıvrak Salim
Akdeniz University · Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

HPV persistansında endoservikal immünitenin rolü

Amaç: Bu çalışmada Human papillomavirüs (HPV) persistansı gösteren ve HPV klerensi gösteren iki grup arasında sistemik inflamatuar markerlar , periferal kan ve endoservikal doku akım sitometri analizlerinde lenfosit immünfenotiplerinde farklılık olup olmadığı araştırılmak istenmiştir Yöntem: Akdeniz üniversitesi tıp fakültesi, kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvuran premenopozal ,HPV persistansı gösteren 19 ve HPV klerensi gösteren 22 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Bu hastalardan eş zamanlı alınan periferal venöz kan ve endoservikal sitobrush örnekleri akım sitometri cihazında immünfenotiplendirme analizine tabi tutulmuş lenfosit yüzdeleri ve fenotipleri karşılaştırılmıştır. Periferal venöz kandan ayrıca sistemik inflamasyon markerları analiz edilmiştir. Bulgular: Periferal venöz kan absolüt lenfosit sayısı HPV peristansı grubunda klerens grubuna göre daha düşük saptanmıştır (1.9 vs 2.5 x103 / µl, p.004). Nötrofil/lenfosit oranı (NLR) persistans grubunda klerens grubuna göre daha yüksek saptanmıştır (2.4 vs1.6, p.024). CD3+CD8+ T lenfosit yüzdesi persistans grubunda klerens grubuna göre daha düşük saptanmıştır (24.5 vs 35.8 %, p .014). Gammadelta T lenfosit (GDT) içindeki CD8+ hücre yüzdesi persistans grubunda klerens grubuna göre daha düşük saptanmıştır ( 22.6 vs 32.2 %, p .021). CD3-GDT yüzdesi klerens grubunda daha yüksek saptanmıştır (3.4 vs 11.5 %, p .013). Endoservikal sitobrush analizinde ise total CD3+T lenfosit, CD3+CD8+ T lenfosit, CD8+GDT, GDT içinde CD4-CD8- oranı, GDT içinde CD8+ oranı persistans grubunda daha düşük çıkmıştır sırasıyla (52 vs 73.6 %, p.004), (9.8 vs 20.2 %, p .013), (7.2 vs 15.1 % , p .030), (51.1 vs 69.6%, p.041), (9 vs 15 %, p.048). CD3+CD4+ Tlenfosit ve CD4+GDT yüzdesi ise persistans grubunda klerens grubuna göre daha yüksek saptanmıştır , sırasıyla (37.6 vs 14.1 %, p.002), (38.6 vs 15.0 %, p .004). Sonuç: HPV persistansında sistemik ve lokal immünitede farklılık vardır. Endoservikal mukozada bu farklılık belirgin olarak CD8+ lenfosit aleyhine, CD4+ lenfositler lehinedir. Endoservikal mukozadaki farklılık esas olarak GDT hücrelerden kaynaklanmaktadır

Akım sitometrisiLenfositlerNeoplazmlar+2
Selen Doğan
Akdeniz University · Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü
2021
00