
53
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
12-14 yaş grubu erkek futbolcularda çabukluk, esneklik, sıçrama ve dayanıklılık yetilerine farklı kuvvet antrenmanlarının etkisi
Çalışma, 8 haftalık farklı kuvvet antrenmanlarının 12-14 yaş grubu erkek futbolcuların bazı fiziksel ve fizyolojik parametreleri; çabukluk, esneklik, sıçrama ve dayanıklılık özellikleri üzerine etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, sağlıklı, 12 deney, 12 kontrol grubu toplam 24 futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Deney ve kontrol grubu düzenli olarak futbol antrenmanlarına devam ederken, deney grubuna futbol antrenmanlarının yanında 8 hafta, haftada iki gün farklı kuvvet antrenmanları yaptırılmıştır. Antrenman öncesi (ön test) ve sonrası (son test) iki ölçüm alınmıştır. Deneklerin fiziksel ve fizyolojik parametreleri bilimsel geçerliliği kabul edilen laboratuvar ve alan testleri ile belirlenmiştir. İstatistiksel analiz, SPSS For Windows 21,0 paket programında; grup içi değerlendirmelerde paried sample t-testi, gruplar arası değerlendirmelerde ise independent sample t-testi kullanılmış, p<0,05 düzeyinde anlamlılık araştırılmıştır. Yapılan 8 haftalık antrenman programı sonucunda, deney grubunun ön ve son testleri karşılaştırıldığında; çabukluk, esneklik, dayanıklılık 1200 m koşu ve sıçrama değerlerinde p<0.005 seviyesinde, vücut ağırlığında ise p < 0.05 düzeyinde anlamlılık tespit edilmiştir. Kontrol grubunda ise anaerobik güç ve 15 sn. tekrarlı sıçrama değerleri dışında diğer bütün parametrelerde p <0,05 düzeyinde anlamlılık gözlenmiştir. Deney grubu ve kontrol grubunun değerleri karşılaştırıldığında; ön test ölçümlerinde anlamlılık bulunmazken, son testte; esneklik, sıçrama, çabukluk değerlerinde ve 1200 m koşu ile dayanıklılık seviyesinde anlamlılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak; 12-14 yaş grubu futbolcularda, futbol antrenmanları ile birlikte yapılan 8 haftalık farklı kuvvet antrenmanların, esnekliğe, sıçramaya, çabukluk ve dayanıklılık özelliğine olumlu yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: kuvvet, antrenman, futbol, sürat, esneklik, dayanıklılık.
Elit seviyedeki atletizm ve kayaklı koşu sporcularının bazı fiziksel özelliklerinin karşılaştırılması
Bilim ve teknoloji alanında son yıllarda meydana gelen hızlı gelişmeler spor bilimlerini de en üst düzeyde etkileyerek bu biliminde gelişmesine katkı sunmuştur. Son dönemlerde sporcuların elde ettiği üst düzey başarıların temelinde ise gelişen bilimlerin birbirlerine katkı sunarak sporcuların daha verimli ve başarılı olmalarını sağlamıştır. Bu bilim alanları ise tıp alanında, antrenman bilimi alanında, fizyolojik ve psikolojik alanlarında, yetenek seçimi alanında ve malzeme bilimi alanındaki gelişmelerden oluşmaktadır. Uzun süren hazırlık dönemlerinin bilimsel periyotlarının planlanması, müsabaka döneminin en verimli şekilde geçirilmesi ve hedeflenen başarının elde edilmesini sağlamak ve müsabaka sonrası en hızlı şekilde toparlanarak ve bir sonraki hedefe odaklanmak bu alanlardaki gelişmelerin kullanılmasının ortak bir sonucudur. Bilimsel ve teknolojik açıdan elde edilmiş yeni bilgilerin hazırlık, yarışma ve yarışma sonrası dönemlerde kullanılması sporcuların en üst düzeyde performanslarına ulaşmalarına yardımcı olmaktadır. Sporcuların uluslararası yarışmalarda başarı elde etmeleri için antrenman ve yarışma dönemlerinde bu yeniliklerden faydalanmaları bir zorunluluktur. Dünyada atletizmin ve kayağın giderek popülerlik kazandığı bu dönemde bu iki spor dalıyla ilgili çalışmalar fiziksel olarak performansa etkilerinin ortaya çıkartılması nedeniyle yapılan bu çalışma ülkemizdeki sporcuların performanslarının geliştirilmesi ve uluslararası alanda başarı kazanmaları açısında önem arz etmektedir. Bu araştırmada, Atletizm ve Kayak Milli Takımlarında ve çeşitli spor kulüplerinde düzenli olarak antrenman yapan ve müsabakalara katılan kadın ve erkek sporcular çalışma evrenini oluşturdular. En az 10 yıl ve üstü spor geçmişi olan, Atletizm ve Kayak Milli Takımlarında yarışan ve elit düzeydeki toplam 31 gönüllü sporcu (16 erkek, 15 kadın) çalışmaya katılmıştır. Sporculara ölçümler yapılmadan önce yapılacak testler hakkında detaylı bilgi verildi. Ölçümler bu şekilde kategorize edildi. Kadınların (kadın atletler ve kadın kayakçılar) branş bazında birbirleriyle karşılaştırılması, erkeklerin (erkek atletler¬ ve erkek kayakçılar) branş bazında birbirleriyle karşılaştırılması, sporcuların branş bazında genel olarak (kadın- erkek kayakçılar ile kadın-erkek atletler) birbirleriyle karşılaştırılması şeklinde düzenlenmiştir. Araştırmaya katılan sporcu kayakçılar (kadın-erkek) ile sporcu atletler (kadın -erkek) yapmakta oldukları spor branşı ve fiziksel özellikleri için bütün çalışmalar p<,05 anlamlılık düzeyine göre yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada yaş, boy ve kilo ortalamaları arasındaki ilişki incelendiğinde, yaş ve boy ortalamaları arasında anlamlı farklılık çıkmamıştır. Fakat kilo ortalamaları arasında ise anlamlı fark gözlemlenmiştir (p:,013<,050). Kayak yapan sporcuların kilo ortalamalarının atletizm yapan sporculardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Pençe kuvveti sağ, pençe kuvveti sol ve sırt kuvveti arasındaki ilişki incelendiğinde, pençe kuvveti sağ ve pençe kuvveti sol ortalamaları arasında anlamlı fark gözlemlenmemiştir. Sırt kuvveti ortalamaları arasında ise anlamlı düzeyde fark gözlemlenmiştir (p:,024<,050). Kayak yapan sporcuların sırt kuvveti ortalamaları atletizm sporu yapan sporculardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Reaksiyon sağ el, reaksiyon sol el (ışığa karşı) ve reaksiyon ses (sese karşı iki elin sonucu en iyi olanı alınarak) arasındaki ilişki incelendiğinde, reaksiyon zaman (reaksiyonda süresi en az olan daha başarılıdır) ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark çıkmamıştır. Esneklik ortalamaları arasında ise anlamlı fark gözlemlenmiştir (p:,030<,050). Atletizm yapan sporcuların esneklik ortalamaları kayak yapan sporculardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dayanıklılık (800 m kadın, 1500 m erkek), wingate anaerobik güç testi (30sn) ve 50 m çabukluk testi (sn) arasındaki ilişki incelendiğinde, dayanıklılık, wingate anaerobik güç testi ve 50 m çabukluk testi ortalamalar arasında anlamlı düzeyde fark çıkmamıştır. Anlamlı düzeyde fark olmamasına rağmen, kayak sporu yapan bireylerin wingate ortalamaları atletizm sporu yapan bireylerden yüksek olduğu, atletizm sporu yapan bireylerin çabukluk ve dayanıklılık (800 m kadın-1500 m erkek) ortalamaları ise kayak sporu yapan bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir ( Wingate anaerobik güç testinde maksimal değeri yüksek olan daha başarılı, dayanıklılık ve çabukluk testinde ise süresi az olan daha başarılıdır). Vücut yağ oranı (%), yağsız kütle (kg) ve vücut sıvı miktarı (lt) arasındaki ilişki incelendiğinde anlamlı düzeyde fark çıkmamıştır. Vücut yağı (kg) (p:,036<,050), yağsız kuru kütle (kg) (p:,041<,050) ve vücut sıvısı (%) (p:,016<,050) ortalamaları incelendiğinde anlamlı düzeyde fark olduğu görülmüştür. Kayak sporu yapan bireylerin vücut yağı (kg) ve yağsız kuru kütle (kg) ortalamaları atletizm sporu yapan bireylerden yüksek olduğu, atletizm sporu yapan bireylerin ise vücut sıvı (%) ortalamalarının kayak sporu yapan bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kadınların spor dalı bazında karşılaştırılmasında yapılan bütün çalışmalar p<,05 anlamlılık düzeyine göre incelendiğinde kadın kayakçı sporcular ile kadın atlet sporcu bireylerin yaş, boy uzunlukları ve kilo ortalamaları arasındaki ilişki incelendiğinde, yaş ve boy uzunluk ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark çıkmamıştır. Kadın sporcu bireylerin kilo ortalamaları arasında (p:,012<,050) anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Kayak yapan kadın sporcuların kilo ortalamaları atletizm sporu yapan kadın sporculardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kadın kayakçı sporcular ve kadın atlet sporcu bireylerin pençe kuvveti sağ (kg), pençe kuvveti sol (kg), ortalamaları incelendiğinde anlamlı düzeyde fark olmadığı, sırt kuvveti ortalamaları arasında (p:,001<,050) anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Kayak sporu yapan kadın bireylerin sağ pençe kuvveti, sol pençe kuvveti ve sırt kuvveti ortalamalarının atletizm sporu yapan kadın bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Atletizm sporu yapan kadın ve kayak sporu yapan kadın bireylerin reaksiyon sağ el, reaksiyon sol el (ışığa karşı), reaksiyon ses (sese karşı iki elin, sonucu en iyi olanı alınarak) ve esneklik ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı gözlemlenmiştir. Anlamlı fark olmamasına rağmen kayak sporu yapan kadın bireylerin reaksiyon sağ el, reaksiyon sol el ve reaksiyon ses ortalamaları (reaksiyonda süresi en az olan daha başarılıdır) atletizm sporu yapan kadın bireylerden iyi olduğu, atletizm sporu yapan kadın bireyler esnekliklerinin kayak sporu yapan kadın bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Atlet kadın sporcular ve kayakçı kadın sporcu bireylerin wingate anaerobik güç testi (30sn) ve 50 m çabukluk testi (sn) arasındaki ilişki incelendiğinde ortalamalar arasında anlamlı düzeyde fark çıkmamıştır. Dayanıklılık ortalamaları arasında (p:,010<,050) anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Dayanıklılık dışında anlamlı fark olmamasına rağmen, kayak sporu yapan kadınların wingate ortalamaları ve 50 m çabukluk testi atletizm sporu yapan kadınlardan yüksek olduğu, atletizm sporu yapan kadınların dayanıklılık 800 m ortalamalarının kayak sporu yapan bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir ( Wingate anaerobik güç testi maksimal değeri yüksek olan daha başarılı, dayanıklılık ve çabukluk testinde zamanı az olan daha başarılıdır). Vücut yağ oranı (%),yağsız kütle (kg), vücut sıvı miktarı (lt), vücut yağı (kg), yağsız kuru kütle (kg) ve vücut sıvı (%) arasındaki ilişki incelendiğinde, vücut yağ oranı (%),yağsız kütle (kg), vücut sıvı miktarı (lt) ortalamaları arasında anlamlı fark çıkmamıştır. Vücut yağı (kg) (p:,029<,050), yağsız kuru kütle (kg) (p:,040<,050), ve vücut sıvı % (p:,007<,050), ortalamaları arasında ise anlamlı fark tespit edilmiş, kayak yapan sporcuların vücut yağı (kg), yağsız kuru kütle (kg) ortalamalarının atletizm sporu yapan kadın sporculardan yüksek, atletizm yapan kadın sporcuların vücut sıvı % kayak yapan kadın sporculardan yüksek olduğu gözlenmektedir. Anlamlı fark olmamasına rağmen kadın kayakçı sporcuların vücut yağ oranı, yağsız kütle (kg), vücut sıvı miktarı (lt) atletizm sporu yapan kadınlardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Erkeklerin spor branşı düzeyinde karşılaştırılmasında yapılan bütün çalışmalar p<,05 anlamlılık düzeyine göre incelendiğinde kayakçı erkek sporcuların ve atletizm erkek sporcu bireylerin yaş, boy uzunlukları ve kilo ortalamaları incelendiğinde, yaş ve boy ortalamaları arasında anlamlı farklılık çıkmamıştır. Kayak yapan erkek sporular ve atletizm yapan erkek sporcu bireylerin kilo ortalamaları arasında (p:,041<,050) anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Kayak yapan erkek sporcuların kilo ortalamaları atletizm yapan erkek sporculardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kayakçı erkek sporcular ve atletizm erkek sporcu bireylerin pençe kuvveti sağ (kg), pençe kuvveti sol (kg), ve sırt kuvveti ortalamaları arasındaki ilişki incelendiğinde pençe kuvveti sağ (kg), pençe kuvveti sol (kg) ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı, fakat sırt kuvveti ortalamaları arasında ise (p:,017<,050) anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Sırt kuvveti dışında anlamlı düzeyde fark olmamasına rağmen kayak sporu yapan erkek bireylerin sağ pençe kuvveti, sol pençe kuvveti ortalamaları atletizm sporu yapan erkek bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kayakçı erkek sporcular ve atletizm erkek sporcu bireylerin reaksiyon sağ el, reaksiyon sol el (ışığa karşı), reaksiyon ses (sese karşı iki elin sonucu en iyi olanı alınarak) ve esneklik ortalamaları arasındaki ilişki incelendiğinde anlamlı düzeyde fark olmadığı gözlemlenmiştir. Anlamlı fark olmamasına rağmen kayak sporu yapan erkek bireylerin reaksiyon sağ el, reaksiyon sol el ve reaksiyon ses ortalamaları (reaksiyonda süresi en az olan daha başarılıdır) atletizm sporu yapan erkek bireylerden yüksek olduğu, atletizm sporu yapan erkek bireylerin ise esnekliklerinin kayak sporu yapan erkek bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kayakçı erkek sporcular ve atletizm erkek sporcu bireylerin dayanıklılık 1500 m, wingate anaerobik güç testi (30sn) ve 50 m çabukluk testi (sn) arasındaki ilişki incelendiğinde wingate anaerobik güç testi (30sn) ve 50 m çabukluk testi (sn) ortalamalar arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı görülmüştür. Dayanıklılık 1500 m ortalamaları arasında ise (p:,000<,050) anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Kayakçı erkek sporcuların wingate ortalamaları atletizm sporu yapan bireylerden yüksek olduğu, atletizm sporu yapan bireylerin ise dayanıklılık 1500 m ve 50 m çabukluk testi ortalamalarının kayak sporu yapan bireylerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir (Wingate anaerobik güç testinde maksimal değeri yüksek olan daha başarılı, dayanıklılık ve çabukluk testinde süresi az olan daha başarılıdır). Vücut yağ oranı (%), yağsız kütle (kg), vücut sıvı miktarı (lt), vücut yağı (kg), yağsız kuru kütle (kg) ve vücut sıvı % arasındaki ilişki incelendiğinde, vücut yağ oranı (%), vücut yağı (kg), vücut sıvı (%) ve vücut sıvı miktarı (lt) ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı, yağsız kütle (kg) (p:,048<,050), yağsız kuru kütle (kg) (p:,044<,050), ortalamaları arasında ise anlamlı düzeyde fark olduğu gözlemlenmiştir. Kayak yapan erkek sporcuların yağsız kütle (kg), yağsız kuru kütle (kg) ortalamalarının atletizm sporu yapan erkek sporculardan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Atletizm sporu yapan sporcuların vücut sıvı yüzdesi (% ) kayak yapan sporcuların vücut sıvı yüzdesinden (% ) yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Anlamlı fark olmamasına rağmen erkek kayakçı sporcuların vücut yağ, vücut sıvı miktarı (lt) atletizm sporu yapan erkeklerden yüksek olduğu, atletizm sporu yapan erkek sporcuların ise vücut yağ oranı (%),vücut sıvı (%) ortalamalarının kayak sporu yapan erkeklerden yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Test sonuçlarına göre sporcuların genel (atletizm –kayak) ve cisiyetlerine göre (kadın ve erkek) ayrı ayrı karşılaştırılmalarında esneklik, dayanıklılık, çabukluk, reaksiyon, wingate, vücut komposizyonu ölçüm değerleri arasındaki farkın önemli olduğunu göstermektedir. Genelde atletlerin dayanıklılık, esneklikte ve vücut komposizyonunun (vücut sıvı yüzdesi (% ) bazı değerlerinde kayakçılara göre daha iyi değerlere sahip oldukları; kayakçıların ise reaksiyon, sırt kuvveti, pençe kuvveti, wingate, sürat ile vücut komposizyonunun (vücut yağ, vücut sıvı miktarı (lt) yağsız kütle (kg), yağsız kuru kütle) bazı değerlerinde atletlere göre daha iyi sonuçlara sahip olduklarını gözlemlenmiştir. Bilimsel, uzun süreli ve planlı yapılan yoğun çalışmaların sporcuların fiziksel özellikleri (esneklik, dayanıklılık, çabukluk, reaksiyon, wingate, vücut komposizyonu) üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Sonuç itibariyle bilimsel ve planlı bir şekilde spor yapmak hedeflenen başarıya ulaşmayı daha kolay kılmaktadır.
Yüksek irtifada muay thai yapan sporcuların oksidatif stres ve enzim düzeylerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı yüksek irtifada yaşayan Muay Thai sporu yapan sporcularda meydana gelen, reaktif oksijen türlerinin yarattığı oksidatif stresi anlamak ve savunucu sistem olan antioksidatif enzim düzeylerininin incelenmesidir. Bu araştırma nicel araştırma modelerden genel tarama yöntemi kullanılarak yapılacaktır. Araştırma nicel anlayışla yürütülmüş tarama modellerinden biri olan genel tarama modeli çalışmasıdır (Büyüköztürk, vd 2014). Gençler erkekler kategorisinde Türk Milli Takımına girmiş ya da Türkiye şampiyonalarında ilk üç derecede yer almış, herhangi bir kötü alışkanlığı (sigara, alkol, uyuşturucu) hastalığı ve sakatlığı olmayan 13 erkek Elit MuayThai sporcusu seçilmiştir, rastgele seçilen 14 kişilik sağlıklı kontrol gurubuna çalışmayla ilgili bütün ayrıntılar açıklandıktan ve Dünya Tıp Birliği Helsinki Bildirgesi'nin İnsan Denekler Üzerinde Tıbbi Araştırmalarda Uygulanan Etik İlkeler okunarak gönüllü katılım formları imzalatılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre SOD Aktivitesi MuayThai sporu yapan grupla sağlıklı kontrol gruplarına göre yüksek bulundu. (p<0.05) istatistik olarak iki grup arasında anlamlı derecede yüksek fark bulundu. GST Aktivitesi MuayThai sporu yapan grupla sağlıklı kontrol gruplarına göre yüksek bulundu. (p<0.05) istatistik olarak iki grup arasında anlamlı derecede yüksek fark bulundu. XO Aktivitesi MuayThai sporu yapan grupla sağlıklı kontrol gruplarına düşük bulundu (p<0.05) ve istatistik olarak iki grup arasında anlamlı derecede düşük fark bulundu. Araştırma sonuçlarına bakıldığında bu tez içeriğinde, yüksek irtifanın, organizma üzerindeki etkisi, Muay Thai sporunun tarihi ve Türkiye'deki yeri, oksidatif stres ve reaktif oksijen türleri ve antioksidatif enzimlerden bahsedilmiştir. Çalışmamız yüksek irtifada çalışma yapan sporcular daki antioksidatif enzim düzeyleri hakkında yeni fikirlerin oluşmasına ışık tutacaktır. Anahtar Kelimeler: GST, Muay Thai, SOD, ROT, Yüksekirtifa, Oksidatif stres, XO,
Muay thai sporcularının antioksidan sistem mekanizmaları ve enzim düzeylerinin (CAT, GSH, MDA) incelenmesi
Günümüzde aktif spor her kesimden insanın gerek çevresel streslerden uzaklaşmak gerekse de beden sağlığı için rutin aktivitesi haline gelmiştir. Tayland kökenli olan Muay Thai sporu da ülkemizin birçok yerinde icra edilmektedir. Performans sporları yüksek şiddette yapıldığında belirli dengesizlikler meydana getirir bunlardan birisi oksidatif strestir. Bu çalışma +1750 rakımda yaşayan Muay Thai sporunu en az 4 yıl aktif olarak gerçekleştiren ulusararası alanda derece alan sporcularda meydana gelen, reaktif oksijen türlerinin yarattığı oksidatif stresi anlama ve savunucu sistem olan antioksidatif enzim düzeylerininin incelenmesi amacıyla ayapılmıştır. Çalışmaya 14 kişilik Muay Thai sporcu grubu ile 14 kişilik sağlıklı kontrol grubun kan değerlerine bakılarak oksidan ve antioksidan parametrelerin göstergesi olan CAT, GSH ve MDA seviyeleri incelenmiştir. CAT aktivitesinde Muay Thai sporu yapan grupla sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı fark bulundu (p<0,001). İstatistik olarak Muay Thai sporcularının CAT değeri sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek fark bulundu. GSH aktivitesinde Muay Thai sporu yapan grupla sağlıklı kontrol sağlıklı kontrol gruplarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p=0,541). MDA aktivitesinde Muay Thai sporu yapan grupla sağlıklı kontrol gruplarına göre Malondialdehit değerleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p=0,150). Sonuçlar literatürdeki bilgiler ışığında istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Yaptığımız bu çalışmada lipid peroksidasyonun bir göstergesi olan MDA düzeyi sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında iki grup arasında düşük fark bulundu. Serbest radikallere karşı savunmayı sağlayan antioksidanlardan biri olan Katalaz (CAT) enzimatiğinin yüksek çıkması ve Glutatyon (GSH) nonenzimatiğinin düşük çıkması, canlı sisteminde ROS oluşturan Malondialdehit (MDA) kontrol grubuna göre biraz yüksek çıkması egzersizin bu enzimleri direkt olarak etkileyebileceği düşünülmektedir. MDA ve GSH düzeylerinde anlamlı bir farklılığın bulunmaması CAT aktivitesinin yüksek olmasından kaynaklanabilir. Muay Thai sporu ile ilgili genel bilgi verildiği bu çalışmada sporcularda oluşan fazla moleküler oksijenin dengesizliği sonucunda oksidatif stres oluşumu ve ROS ürünlerinden bahsedilmektedir, aynı zamanda ROS yapılarını ortadan kaldırmak ve oksidatif hasarı en aza indirgemek için vücudun savunucu sistemi olan antioksidatif enzimlerinden bahsedilmiştir.
Kreatin yüklemesinin oksijen tüketim miktarı üzerine etkisinin incelenmesi
Kreatin en fazla et ve balıkta bulunan esansiyel olmayan bir besin ögesidir. Vücutta birincil olarak karacigerde, iki amino asitten, iki basamaklı bir tepkime ile olusmaktadır. Kreatin, sportif performansı arttırmak amacıyla birçok sporcu tarafından kullanılmaktadır. Kreatin yüklemesi, insanda serbest kreatin ve intramuskular fosfokreatin seviyelerini arttırabilir. Toplam kreatindeki artıs ile iliskili olarak, bazı çalısmalarda kreatin yüklemesinden sonra anaerobik ve aerobik performansta artıs oldugu bildirilmistir. Bazı çalısmalarda ise bir degisiklik saptanmamıstır. Bu çalısmanın amacı; kreatin yüklemesinin (maksimum oksijen tüketmeyi gerektiren test sırasındaki), oksijen tüketim miktarı üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Kreatin yüklemesinin oksijen tüketimini azaltacagı düsünülmektedir. Kreatin yüklemesi ile, ATP resentezine fosfokreatinin daha fazla katılımı saglanıyor olabilir. Bu da oksijen tüketimine olan ihtiyacı azalabilir. Çalısmaya yas ortalaması 21.31±1.99 yıl olan denek grubundan 16, yas ortalaması 22.49±1.52 yıl olan kontrol grubundan 14 Akdeniz Üniversitesi Beden Egitimi ve Spor Yüksekokulu ögrencisi katılmıstır. Denek grubundaki bireylere önce plasebo olarak süt tozu verilmis, ardından kreatin yüklemesi yapılmıstır (4x5 g/gün-5gün). Her iki uygulamanın öncesinde (ön test) ve sonrasında (son test) deneklerin egzersiz sırasındaki maksimal oksijen tüketimleri, bazal oksijen tüketimleri ve karbondioksit üretimleri ile bazı parametreleri (agırlık, beden kütle indeksi, uyluk çevresi, % yag, vücut suyu, kalp atım sayısı, plazma laktat, serum kreatinin, idrar kreatinin,) ölçülmüstür. Kontrol grubuna ise herhangi bir madde verilmeden 5 gün ara ile Bruce Testi yapılmıstır. Denek grubunda kreatin yüklemesi sonucunda, beden agırlıgı, BKI, toplam beden suyu, kas kütlesi, uyluk çevresi (p<0.01) ve yag kütlesinin arttıgı görülmüstür (p<0.05). Kreatin yüklemesi, maksimal oksijen tüketiminde herhangi bir degisiklige neden olmamıstır (p>0.05). Serum kreatinin (p<0.01) ve egzersiz sonrası 24 saatlik idrar kreatinin degerleri, kreatin yüklemesi ile artmıstır (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Kreatin, maksimal oksijen tüketimi, agırlık, kreatinin
Mental yorgunluğun tenis hedefleme performansı üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı mental yorgunluğun tenis hedefleme performansı ve dikkat üzerindeki etkisini belirlemektir. Yöntem: Çalışmaya 18-29(24.32±2.46) yaş aralığında en az 3 yıl tenis oynamış ve aktif olarak halen oynamaya devam eden (6.11±2.85) 66 erkek tenisçi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada mental yorgunluk müdahalesi (MY), plasebo müdahalesi (P) ve kontrol müdahalesi(K) olmak üzere 3 farklı müdahale bulunmaktadır. Tüm müdahaleler öncesinde ve sonrasında stroop dikkat testi ve uluslararası tenis seviye belirleme testi (ITN) uygulanmıştır. Mental yorgunluk müdahalesi öncesinde dikkat performansı Stroop dikkat testi ile belirlenmiş olup, müdahalesi 30 dakika stroop testi uygulanarak verilmiştir., Plasebo etkisi olarak verilen yorgunluk yaratmayan etki 15 dakikalık spor magazin dergisi aracılı ile uygulanmıştır. Kontrol koşullarında ise herhangi bir fiziksel ya da bilişsel aktivite yapmadan 15 dakika dinlenme verilmiştir. Çalışmaya katılan katılımcılar rastgele yöntemle müdahale gruplarına dağıtılmış olup katılımcılar tüm müdahaleleri çalışma çapraz geçişli tasarımla belirlenen sıraya göre uygulamışlardır. Bulgular: Uygulanan testler sonucunda dikkat performanslarında ve tenis hedefleme performanslarında anlamlı farklar belirlenmiştir. Müdahale sonrası son testlerde dikkat testi sürelerinde P ve K ye göre MY müdahalesi aleyhine anlamlı fark bulunmuştur(p=.001). Dikkat testi hata sayılarında yine müdahaleler arasında MY aleyhine anlamlı fark bulunmuştur(p=.001). Derinlik, kesinlik ve servis parametrelerinin bulunduğu tenis hedefleme testi sonuçlarına göre müdahaleler arasında ön test ve son test arasında MY aleyhine anlamlı fark bulunmuştur(p=.001). Sonuç: Mental yorgunluk 3 yıldan fazla tenis oynamış genç tenisçilerin tenis hedefleme performansını ve dikkat performansını olumsuz yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: mental yorgunluk, tenis, dikkat
Fitness yapan bireylerin gıda takviyesi kullanımı ve doping bilgi düzeyinin belirlenmesi
Yapılan bu çalışmada fitness yapan bireylerin gıda takviyesi kullanımı ve doping bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Isparta il merkezinde bulunan fitness salonlarına spor yapma amacıyla gelen 180 kadın ve 389 erkek olmak üzere toplam 569 birey katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile 29 maddeden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analiz sürecinde SPSS 25.0 programında frekans analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonunda çalışmaya katılan bireyler arasında gıda takviyesi kullanma yaygınlığının yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların gıda takviyesi kullanımı ve sporda doping kullanımı konusundaki bilgi düzeylerinin yeterli olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan bireylerin gıda takviyelerini genellikle internet üzerinden satın aldıkları ve gıda takviyesi alırken markaya önem verdikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların gıda takviyeleri konusundaki bilgi kaynaklarının başında internet ve antrenörlerin geldiği görülmüştür. Bunun yanında katılımcıların doping kullanımını onaylamadıkları ve doping kullanımını azaltmaya yönelik politikalar geliştirilmesi gerektiğini savundukları sonucuna ulaşılmıştır.
Tenis oyuncularında yervuruş teknik değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; Çocuk tenis oyuncularının yer vuruş (elönü ve elarkası) tekniğinin tenis antrenörleri tarafından değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir ölçek geliştirmektir. Yöntem: Çalışmaya en az iki yıl tenis eğitimi almış tenis oynama yaşları 3.50±0.82 yıl olan 10-12 yaş aralığında (11.47±0.89 yıl), boy uzunluk ortalaması 141.73±9.10 cm, ağırlık ortalaması 40.85±6.49 kg olan toplam 60 sporcu gönüllü (30 erkek 30 kız) katılmıştır. Uluslararası Tenis Federasyonu (ITF) yer vuruşları kontrol listesinin (YVKL) İngilizce'den Türkçe' ye çevrilmiştir. Türkçeye çevirisi yapılan ITF yer vuruşları listesinin (YVKL) 15 kişiden oluşan TTF 3. kd Antrenör lisansına sahip 5 yıldan fazla antrenörlük tecrübesine sahip antrenörler tarafından değerlendirilmiştir. Değerlendirilmesi yapılan YVKL 3 uzmandan oluşan seçici kurul vuruşun teknik bileşenlerinden antrenörlerin önemli ve çok önemli olarak seçtiği maddeleri 3 lü likert ölçeği şeklinde YGDF (yapılandırılmış gözlem değerlendirme formu) haline getirmişlerdir. YGDF'nin sahada uygulanması yapılarak Ölçeğin Güvenirlik ve geçerlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmadaki tüm veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: 3 gözlemci antrenöründe el önü ve el arkası vuruşlar için yapmış oldukları 1. ve 2. hafta teknik gözlemleri incelendiğinde istatistiksel olarak pozitif yönde yüksek ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r>0.90, **p<0.01). Geliştirilen YGDF yi kullanan gözlemci antrenörlerin 1.ve 2. hafta yapılan gözlemleri arasında ilişki incelendiğinde güvenirlik analizi sonuçlarına göre gözlemciler arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (**W>0.75 , **p<0.01). Sonuç: YGDF'nin 10-12 yaş grubunda en az 2 yıl ve üzerinde tenis eğitimi almış çocuk tenis oyuncularının yer vuruşlarının antrenörleri tarafından değerlendirilmesi için geçerli ve güvenilir bir araç olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: tenis, teknik, teknik değerlendirme, ölçek, ölçme aracı
Genç ve orta yaşlı sporcularda akut egzersizi takiben dolaşan endotelial progenitör hücrelerin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada, hipertansiyonu olan ve olmayan, genç ve orta yaş sedanter ve sporcu bireylerde, akut egzersizi takiben dolaşımdaki endotelial progenitör hücre sayısındaki değişikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya, 8 grup ve her bir grupta 15 kişi olmak üzere toplam 120 kişinin katılması planlanmıştır. Gönüllü katılımcılardan, genç ve orta yaşlı, sedanter ve sporcu, sağlıklı ve hipertansif olmak üzere toplam 8 grup oluşturulmuştur. Katılımcılar dinlenim durumunda beden kompozisyonu, aerobik ve anaerobik güç, nabız, kan basıncı ve dolaşımdaki EPH ölçümleri alınarak, maksimum istemli kasılmanın % 60'ı düzeyinde uygulanan akut izometrik el kavrama (handgrip) egzersizini takiben bireylerin tüm ölçümleri tekrar edildi. Araştırmanın ölçümle belirlenen nicel değişkenleri için tanımlayıcı istatistikler olarak ortalama ve standart sapma, sayımla belirlenen nitel değişkenler için ise tanımlayıcı istatistikler sayı ve yüzde şeklinde gösterilmiştir. Çalışmada gruplar arası karşılaştırmada Kruskal Wallis, ölçümler arası karşılaştırmada Wilcoxon işaretli sıra testi kullanıldı. Çalışmanın tamamında istatistiksel önem düzeyi olarak 0,05 değeri kabul edildi. Bulgular: Genç ve orta yaş sporcu bireylerde dinlenim VEGFR-2+ ve CD34+VEGFR-2+ sayısının, aynı yaştaki sedanter bireylerden daha düşük olduğu saptandı. Genç sağlıklı sporcu bireylerde anaerobik yüklenmeye VEGFR-2+ ve CD34+VEGFR-2+ hücrelerinde artış yanıtı gözlenirken, aerobik yüklenme sonrası bu yanıtın gözlenmediği saptandı. Buna karşılık orta yaş sporcu hipertansif bireylerde ise hem anaerobik, hem de aerobik yüklenmeye her 2 hücre grubunda artış yanıtı ortaya çıktı. Sonuç: Hipertansif bireylerde uygulanan % 60 düzeydeki egzersiz yoğunluğunun, katılımcıların endotelial progenitör hücre salınımlarını arttırdığı ve bu artış vazodilatasyonu olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: endothelial progenitor hücre, hipertansiyon, neovaskülarizasyon, egzersiz
Video destekli sportmenlik eğitiminin, çocukların sportmenlik yönelimleri ve ahlâki karar alma tutumları üzerindeki etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı; video destekli sportmenlik eğitiminin, beden eğitimi dersine devam eden öğrencilerin sportmenlik yönelimleri ve ahlâki karar alma tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırmada, deneysel yöntemlerden klasik deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmaya Ankara'nın Çankaya ilçesinin Maltepe Ortaokulu'nda 7. sınıfa devam eden 56'sı kız ve 54'ü erkek olmak üzere toplam 110 öğrenci katılmıştır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak ''Altyapı Sporlarında Ahlâki Karar Alma Tutumları Ölçeği'' ve ''Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeği'' kullanılmıştır. Veri toplama araçları, çalışmaya katılan tüm öğrencilere ön test olarak uygulanmıştır. Daha sonra deney grubu olarak seçilen öğrencilere, haftada 2 saat olmak üzere 8 hafta boyunca spor ahlâkının farklı konularıyla ilgili videolar izletilmiş ve eğitimler verilmiştir. Video konularıyla ilgili sınıfta tartışma ortamı yaratılmıştır. Böylelikle öğrencilerde konuyla ilgili farkındalık oluşması hedeflenmiştir. Kontrol grubu ise kendi beden eğitimi ders programına devam etmiş ve herhangi bir eğitim almamıştır. Sekiz hafta sonunda hem deney grubuna hem de kontrol grubuna son test uygulanıp elde edilen verilerin çözümlenmesinde bağımsız grup t testi kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan ön test sonuçlarına göre test edilen 7 alt boyutun 6'sında deney ve kontrol gruplarının skorları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Böylece grupların benzer yapıda olduğu kabul edilmiştir. Sporda sorumluluklara bağlılık alt boyutu haricindeki diğer 6 alt boyutta deney grubu öğrencilerinin ön ve son test skorları arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kontrol grubunun ön ve son testlerine bakıldığında bazı değerleri değişmezken, bazı değerlerindeki farklar anlamlıdır. Sonuç: Sonuç olarak video destekli sportmenlik eğitiminin, öğrencilerin sportmenlik yönelimleri ve ahlâki karar alma tutumları üzerinde olumlu etki ettiği görülmüştür. AnahtarKelimeler: Fair Play, Sportmenlik Eğitimi, Ahlâki Karar Alma Tutumları.
Sporda değerler, hedef yönelimleri ve ahlaki karar alma tutumlarının incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; sporda değerler, hedef yönelimleri ve ahlaki karar alma tutumlarının incelenmesidir. Yöntem: Çalışma grubunu Antalya ilinde farklı spor kulüplerinde takım ve bireysel olarak farklı branşlarda spor yapan 16-20 yaş aralığındaki 368 lisanslı sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Altyapı Sporlarında Değerler Ölçeği-2 (YSVQ-2)", "Sporda Görev ve Ego Yönelimi Ölçeği (SGEYÖ)" ve "Altyapı Sporlarında Ahlaki Karar Alma Tutumları Ölçeği (AMDYSQ)" kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda sporcuların daha çok görev yönelimli hedeflere sahip olduğu ve sırasıyla yetkinlik, ahlak ve statü değerlerine önem verdiği görülmüştür. Sporcuların hile ve yarışmaseverlik puanları düşük, adilce kazanmayı koruma puanları yüksek ortalamaya sahiptir. Pearson korelasyonu sonuçları, görev yönelimi ile ahlak değerleri, yetkinlik değerleri ve adilce kazanmayı koruma arasında ve ego yönelimi ile statü değerleri arasında anlamlı bir pozitif ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca ahlak değeri ile adilce kazanmayı koruma arasında pozitif; ahlak değeri ile hile arasında negatif anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Karşılaştırmalı analiz sonuçlarına göre ise, cinsiyet ve spor türü değişkeni açısından görev yönelimi yarışmaseverlik ve ahlak değeri puanlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç: Bu çalışma ile sporcuların değerleri, hedef yönelimleri ve ahlaki karar alma tutumları arasında ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Değerler, Hedef Yönelimleri, Ahlaki Karar Alma Tutumları, Spor.
Egzersiz ve iskemik önkoşullamanın sportif performans parametreleri üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sporcularda iskemik önkoşullamanın (İÖK) sportif performans parametreleri üzerine etkisini araştırmaktır. Yöntem: Çalışmaya 18-40 yaşları arasında olan ve bir spor kulübünde lisanslı olarak spor yapan 58 sporcu katılmıştır. Katılımcılar rastgele olarak, kontrol grubu (KG), orta yoğunluklu sürekli egzersiz grubu (OYSEG) ve yüksek yoğunluklu aralıklı egzersiz grubu (YYAEG) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Her bir grup kendi içinde, kontrol, sham ve iskemik önkoşullama olmak üzere 3 alt gruba ayrılmıştır. Katılımcılardan önce dinlenim ölçümleri (beden kompozisyonu ölçümleri, fizyolojik ölçümler ve performans ölçümleri) alınmış, 8 haftalık uygulama süreci sonunda tüm ölçümler tekrarlanmıştır. İÖK uygulaması, kişi sırt üstü yatar pozisyonda iken, bilateral olarak uyluk orta 1/3 'lük kısmına, sfigmomanometre manşonu 220 mmHg şişirilerek uygulanmıştır. İÖK toplam 3 kez, 5 dk iskemi, ardından 5 dk reperfüzyon şeklinde haftada 3 gün olmak üzere 8 hafta boyunca uygulanmıştır. Sham uygulaması, aynı protokol 20 mmHg basınç kullanılarak uygulanmıştır. Sonuçlar ortalama ± SD olarak sunulmuş, ölçümler arası karşılaştırma t testi, gruplar arası fark ise varyans analizi ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel önem düzeyi p<0.05 olarak sunulmuştur. Bulgular: Sekiz hafta süreyle uygulanan İÖK özellikle YYAE antrenman ile kullanıldığında aerobik gücü arttırdı, plazma laktat konsantrasyonunu ve algılanan zorluk derecesi değerlerini düşürdü. Sonuç: İÖK, YYAE ile uygulandığında sportif performansı arttırdığı sonucuna varılmıştır Anahtar Kelimeler: iskemik önkoşullama, dayanıklılık, performans, egzersiz, sporcu
Cimnastik çalışmalarının 6 - 7 yaş grubu çocuklarda fiziksel uygunluk ve kaba motor beceri gelişimine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, temel hareketler döneminde yer alan 6-7 yaş grubu çocukların bazı fiziksel uygunluk bileşenleri ve kaba motor becerileri üzerine 12 haftalık cimnastik programının etkisini belirlemektir. Yöntem: Araştırmaya Antalya ili Konyaaltı ilçesinde yer alan Duraliler İlköğretim Okulu 1. Sınıfta öğrenim gören toplam 28 öğrenci (17 erkek, 11 kız öğrenci) gönüllü olarak katılmıştır. Fiziksel uygunluk ölçümlerinde toplam 28 öğrenci (deney 15, kontrol 13), TGMD ve Fiziksel Uygunluk takip ölçümlerinde 21 öğrenci (Deney 13, Kontrol 8) değerlendirmeye dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan çocuklara 12 haftalık cimnastik programı öncesi ve sonrası fiziksel uygunluk ve kaba motor gelişim testi (TGMD-2) uygulanmıştır. Bulgular: 12 haftalık cimnastik programı sonrasında deney grubu öğrencilerinde ön test fiziksel uygunluk test sonuçlarında denge testinde anlamlı gelişim olduğu belirlenirken, kontrol grubunda değişim gözlenmemiştir. Kaba motor gelişim testleri sonucunda deney grubunda lokomotor alt teste galop, iki ayakla atlama ve lokomotor ham puanında nesne kontrol alt testinde ise yerden top atma ve nesne control ham puanında anlamlı değişim gözlenmiştir. Kontrol grubunda anlamlı gelişim gözlenmemiştir Sonuç: Çalışmanın soucunda 12 haftalık cimnastik antrenman programına katılan deney grubunda denge özelliği ve kaba motor gelişim açısından lokomotor ve nesne kontrol alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı gelişimler gözlenmiştir. Özellikle fiziksel uygunluk parametrelerinde birçoğunda istatistiksel olarak anlamlı bir değişimin görülmemiş olması; cimnastik programının süresinin kısa olmasına, cimnastik programı içeriğinin fiziksel uygunluk değişkenlerine yönelik olmamamısna bağlanabilir. Okul çağında özellikle, kaba motor gelişimin ölçülmesi ve değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okul öncesi öğretmenleri, sınıf öğretmenleri ve beden eğitimi öğretmenlerinin bu konuda bilinçlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Cimnastik, fiziksel uygunluk, kaba motor gelişim, TGMD-2
Gelişim liglerinde oynayan futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Gelişim liglerinde oynayan futbolcuların zihinsel dayanıklılık düzeylerinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma tarama modeline göre gerçekleştirilmiş ve araştırmaya TM Akhisarspor, Altay, Balıkesirspor Baltok, GrandMedical Manisaspor ve Manisa Büyükşehir Belediyespor kulüplerinin gelişim liglerinde oynayan 431 sporcu katılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından farklı illerde yaşayan, Gelişim Ligleri'nde aktif olarak spor yaşamını sürdüren ve gönüllü olarak çalışmaya katılan futbolcular ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve Sheard ve ark. (2009), tarafından geliştirilen ve Altıntaş (2015), tarafından Türkçeye uyarlanan Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri (SZDE) kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 20 paket programı ile yapılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla betimsel istatistikler, istatistiksel analizlerden tek yönlü varyans (Anova) analizi ve t testi kullanılmıştır. Anova testi sonucunda anlamlı farkın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için varyansların homojen dağılım gösterdiği durumlarda Tukey HSD ve varyansların homojen dağılım göstermediği durumlarda ise Tamhane testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre yaş, lig ve şampiyonluk yaşama değişkenlerinde zihinsel dayanıklılığın kontrol alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Kulüp değişkenine göre zihinsel dayanıklılığın kontrol ve devamlılık alt boyutlarıyla birlikte zihinsel dayanıklılık genel ortalamaları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Mevki ve spor yaşı değişkenine göre ise zihinsel dayanıklılık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Sonuç: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre genel olarak sporda zihinsel dayanıklılık envanterinin özellikle kontrol alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: futbol, gelişim ligleri, zihinsel dayanıklılık.
Burunda deviasyon ameliyatının aerobik performansa etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı burunda deviasyon ameliyatının sporcuların aerobik performansları üzerine etkilerini incelemektir. Yöntem: Araştırmaya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Polikliniğine burun tıkanıklığı şikayetleri ile başvuran ve cerrahi operasyon kararı alan 11 gönüllü; deney grubu olarak ve benzer fiziksel aktivite düzeyine sahip 11 eşleştirilmiş gönüllü; kontrol grubu olarak katılmıştır. Araştırmaya katılan gönüllülerin antropometrik değerleri, burun tıkanıklık düzeyleri ve aerobik performansa yönelik parametreleri ölçülmüştür. Gönüllülerin ameliyat öncesi ve sonrası değerleri istatistiksel olarak SPSS 24 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan ameliyat grubunun aerobik ilk test değerleri son test değerleriyle kıyaslandığında, oksijen tüketimi değerlerinde düşüş görülürken maksimal ventilasyon, maksimal tidal volüm ve soluk rezervi değerlerinde artış gözlemlenmiştir. Ayrıca gönüllülerin burun tıkanıklığına yönelik skala değerlerinde de düşüş görülerek yaşam kalitelerinin arttığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Burun ameliyatları sonucunda sporcuların aerobik test değerlerine bakıldığında; maksimal tidal volüm, solunum değişim oranı ve maksimal ventilasyon değerlerinde artış görülmüştür. Sporcuların oksijen tüketimleri düşerek az oksijenle daha uzun iş yapmışlardır. Ameliyat grubunun nasal obstrüksiyon semptom değerlendirme (NOSE) ve Epworth uykululuk (EPS) skalaları sonucunda yaşam kalitelerinin arttığı gözlemlenmiştir. Cerrahi operasyon sonrasında ortaya konan iş yükü artarken vücut daha ekonomik çalışma kapasitesi sağlamıştır. Bu veriler doğrultusunda özellikle deviasyonu olan sporcuların aerobik kapasitelerini arttırmaları için cerrahi operasyonların etkili olabileceği öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: burun, deviasyon, aerobik kapasite, oksijen tüketimi, septoplasti
Kalp atım hızı değişkenliği geribildirim antrenmanının erkek basketbolcularda temel beceriler ve bilişsel özellikler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 10 haftalık KAHD ile birlikte nefes egzersizleri uygulamasının basketbolcuların özellikle basketbol serbest atış becerisi ve basketbol beceri testleri üzerine etkisini incelemektir. Çalışmanın ikinci amacını ise KAHD ile birlikte gerçekleştirecek nefes egzersizi uygulamasının basketbolcuların bilişsel becerileri üzerine etkisini araştırmaktır. Yöntem: "Çalışmaya yaşları 18-24 yıl arası değişen aktif olarak basketbol sporu ile uğraşan toplam 24 basketbolcu katılmıştır. Katılımcılar deney (n=12) ve kontrol (n=12) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubu 10 haftalık KAHD geribildirim antrenmanı ve basketbol antrenmanı, kontrol grubu ise 10 haftalık basketbol antrenmanı çalışmasına katılmışlardır. Deney ve kontrol grubuna uygulamalar başlamadan önce ve uygulama sonunda basketbol serbest atış, basketbol beceri, bilişsel beceri testleri ve KAHD uygulanmıştır. Bulgular: Gerçekleştirilen istatistiksel analiz sonucuna göre ön test değerlendirmesinde deney ve kontrol grubunun tüm testlerde benzer değerler elde ettiği belirlenmiştir (p>.05). 10 haftalık uygulama sonucunda deney grubunun beceri testi ve serbest atış test değerleri anlamlı düzeyde gelişmiştir (p<.05). Senso motor koordinasyon test sonuçlarında hem deney hem de kontrol grubunun anlamlı gelişim sağladığı gözlenmiştir (p<.05). Uzamsal algı testinde hem deney hem de kontrol grubunun sadece toplam işlem süresi değişkeninde anlamlı gelişim elde ettikleri belirlenmiştir (p<.05). Dikkat test sonuçlarında ise deney grubunun anlamlı gelişim gösterdiği belirlenmiştir (p<.05) Reaksiyon süresi değişkeninde hem deney grubunda hem de kontrol grubunda anlamlı değişim olmamıştır (p>.05). Sonuç: Basketbol antrenmanları ile birlikte gerçekleştirilen KAHD geribildirimi basketbol becerilerinin anlamlı gelişimini sağlamıştır. Bilişsel becerilerde ize özellikle dikkat ve reaksiyon süresi bileşenlerinde anlamlı düzeyde gelişim gözlenirken, diğer bileşenlerdeki değişim sınırlı düzeyde gerçekleşmiştir. Anahtar Kelimeler: basketbol, kalp atım hızı değişkenliği, bilişsel beceriler, serbest atış
Oryantiring sporcularının bilişsel becerilerinin sürat ve hafıza oryantiring parkur performansı üzerine etkisi
Amaç: Çalışmanın amacı, oryantiring sporcularında bilişsel becerilerin sürat ve hafıza oryantiring performansı üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmanın alt amacı; oryantiring sporcularında performansı belirleyen en önemli bilişsel becerileri tespit etmektir. Yöntem: Çalışmaya en az 2 yıldır oryantiring yapan ve elit kategorilerde yarışmakta olan 18 yaşını doldurmuş; yaşları 24,58±4,85 yıl, ve sporcu deneyimleri 7±83±3,56 yıl olan toplam 36 gönüllü sporcu katılmıştır. Tüm katılımcılara sırasıyla cognitrone dikkat, visged görsel bellek, d2 dikkat, sayı dizisi öğrenme testleri uygulanmıştır. Katılımcılar rastgele yöntemle 2 gruba ayrılmıştır. Gruplar çapraz şekilde dizayn edilmiştir. İki parkur ölçümü arasında 72 saat olacak şekilde; grup 1 (n=18) önce sürat parkurunu daha sonra hafıza oryantiring parkurunu koşmuştur. Grup 2 (n=18) önce hafıza daha sonra sürat parkurunu koşmuştur. Sporcuların parkur performansları gps'li nabız ölçer saat ve eks sistemi kullanılarak kayıt edilmiştir. Elde edilen veriler analiz edilerek, sporcuların parkur bitirme süresi, koşulan rota mesafesi, kalp atım hızı, rota verileri elde edilmiştir. Bulgular: Verilerin korelasyon sonuçlarına göre, visged görsel bellek performans PR puanının, S-rota hız ort. parametresiyle (r=0,69; p=0,03), ve S-rota hata puanıyla (r=0,70; p=0,04); sdö test puanının H-parkur bitirme süresi (r= -0,49; p=0,00), H-rotatop. mesafesi (r= -0,42; p=0,01), S-parkuru bitirme süresi (r= -0,36; p=0,04) ile arasında ilişki belirlenmiştir. Başarı gruplarının hafıza parkur bulguları karşılaştırıldığında, sdö test puanında uluslararası başarı grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur (p>0,05) (p<0,01). Sonuç: Sürat oryantiring parkurunda, çalışmada değerlendirilen tüm bilişsel özelliklerin; hafıza oryantiring parkurunda ise kısa süreli bellek, görsel bellek ve seçici dikkat özelliklerinin performans açısından belirleyici faktörler olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Oryantiring, dikkat, bellek, görsel bellek
Erkek sporcularda sporcu kimliğinin çelişik duygulu cinsiyetçilik ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Hayatın birçok alanında; günlük yaşamda, iş hayatında, sokakta, sporda kadınlara yönelik doğru olmayan ve esnetilmeyen genellemelere dayalı olumsuz davranış ve tutumlar olması sebebiyle çelişik duygulu cinsiyetçilik kuramı geliştirilmiştir. Bu bağlamda, çalışmada erkeksi branşlar olarak geçen futbol, kick boks ve güreş spor dallarındaki erkek sporcuların sporcu kimliğinin çelişik duygulu cinsiyetçilik ile olan ilişkisinin nicel yöntem ile incelenmesi ve nitel yöntem ile de bu ilişkilerin derinlemesine açıklanması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada nitel ve nicel desenlerin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma yöntem yapısındaki bu araştırmanın nicel kısmında, veri toplama araçları olarak; kişisel bilgi formu, Sporcu Kimliği Ölçeği ve Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde ise veri toplama yöntemi olarak odak grup görüşmesi yapılmıştır. Bulgular: Araştırmanın nicel bölümüne futbol, kick boks ve güreş branşında toplam 376, nitel bölümüne 15 erkek sporcu katılmıştır. Sporcu Kimliği Ölçeği ile "Korumacı Cinsiyetçilik", "Korumacı Cinsiyetçilik Heteroseksüel Yakınlık" ve Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik puanlarının sporcuların branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca nitel bulgular da nicel bulgularla paralellik göstermektedir. Sonuç: Nicel ve nitel analizler sonucunda erkek sporcuların, güçlü düzeyde bir sporcu kimliğine sahip oldukları, bunun yanı sıra sıralama olarak futbolcular, kick boks ve güreşçiler şeklinde olup çelişik duygulu cinsiyetçilik tutumları ve çelişik duygulu cinsiyetçilik alt boyutları doğrultusunda en yüksek ortalama futbol, kick boks ve güreş branşları şeklinde sıralanmaktadır. Nitel araştırma sonucunda çevresel faktörlerin ve ataerkil bir toplum yapısından kaynaklı cinsiyetçilik tespit edilmiştir.
Farklı spor dallarındaki sporcularda anaerobik performansın laboratuvar ve saha testleriyle incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı; farklı spor dallarındaki sporcu çocuk ve gençlerde anaerobik performansın laboratuvar ve saha testleriyle incelenmesidir. Yöntem: Araştırmaya 10-16 yaş arası farklı branşlarda düzenli olarak antrenman yapan ve minimum antrenman yaşı bir yıl olan 104 gönüllü sporcu katılmıştır. Gönüllülerin boy uzunlukları, vücut ağırlıkları, vücut yağ yüzdesi ve yağsız vücut kütlesi belirlenmiştir. Anaerobik performans değerlerini belirlemek amacıyla WAnT kefeli bisiklet ergometresi (Monark-Crescent AB, Varberg, Sweden) ile, RAST ve pediatrik RAST ise fotosel düzeneği (Newtest 2000) ile yapılmıştır. Her bir test için zirve güç, ortalama güç, minimum güç ve yorgunluk indeksi değerleri belirlenmiştir. Verilerin analizi SPSS paket programıyla yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan katılımcıların WAnT, RAST ve PRAST 'dan elde edilen mutlak ve relatif güç değerleri, yorgunluk indeksi ve toplam egzersiz süresi değerleri anlamlı ölçüde farklıdır (p < 0.01). PRAST mutlak zirve güç, mutlak ortalama güç ve mutlak minimum güç değerleri WAnT ve RAST 'a göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (sırasıyla; F=91.11; F=113.74; F=121.53 p<0.05). WAnT, RAST ve PRAST test-tekrar test analiz sonuçlarına göre, belirlenen tüm değişkenler için ICC [95% CI] değerleri yüksek güvenirlik katsayılarına sahiptir. WAnT ve RAST arasında tüm değişkenler için istatistiksel olarak pozitif ilişki bulunmuştur (p<0.01). Bununla birlikte WAnT ve PRAST ile RAST ve PRAST arasında Yİ hariç tüm değişkenler için pozitif ilişki bulunmuştur (p<0.01). Sonuç: Araştırma sonucunda WAnT, RAST ve PRAST 'ın anaerobik performansı değerlendirmede yüksek güvenirliğe sahip olduğu ve bu yaş grubundaki çocuk ve genç sporcular için uygun olduğu belirlenmiştir. Ayrıca testler her ne kadar farklı hareket özelliklerine sahip olsalar da uygulandığında benzer sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Bu tespit, testler ve değişkenler arasındaki yüksek ilişkiler ile desteklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Anaerobik güç, anaerobik kapasite, WAnT, RAST
Futbolda yüksek şiddetli interval antrenman ve tekrarlı sprint antrenmanlarının aerobik performans üzerine etkisinin incelenmesi
ÖZET Amaç: Çalışmanın amacı, futbolcularda yüksek şiddetli interval antrenman ve tekrarlı sprint antrenmanlarının aerobik performans üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya ortalamaları 18,69±1,64 yıl, 68,94±5,50 kg ve 177,01±4,78 cm olan 52 erkek gönüllü futbolcu katılmıştır. Çalışmada katılımcılar rastgele olarak yüksek şiddetli interval antrenman grubu (Y.Ş.İ.A.G. n=20), tekrarlı sprint antrenmanı grubu (T.S.A.G. n=17) ve kontrol grubu (K.G. n=15) olmak üzere 3 gruba ayrılmışlardır. Antrenman grupları 8 hafta boyuncu, haftada 3 kez kendi gruplarının antrenman protokollerini uygularken, kontrol grubundaki katılımcılar 8 hafta boyunca herhangi bir antrenman yapmamışlardır. Tüm katılımcılara, deneysel çalışmanın başında ve sonunda olmak üzere, Yo-Yo testi, MaxVO2 testi, 30 m sürat testi, T çeviklik testi uygulanmıştır. Bunun yanında antrenman şiddetini belirlemek amacıyla deneysel çalışmanın ilk ve son antrenmanlarında Y.Ş.İ.A.G.'nda 12 katılımcıya, T.S.A.G'nda 14 katılımcıya laktat testi uygulanmıştır. Bulgular: Tüm gruplarda tekrarlayan ölçümlerde yapılan istatistiksel analiz sonucuna göre, Yo-Yo, MaxVO2, 30 m sürat, T çeviklik testlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,01, p<0,05). Y.Ş.İ.A. ve T.S.A. gruplarında ölçülen tüm parametrelerde ön test (ÖT) ve son test (ST) değerleri arasında anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,01, p<0,05). Kontrol grubunda yapılan ÖT ve ST karşılaştırmasında Yo-Yo, MaxVO2 ve T çeviklik testlerinde istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı farklar bulunurken (p<0,01, p<0,05), sürat parametresinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç: Çalışmanın sonunda Y.Ş.İ. ve T.S. antrenmanlarının aerobik performansı olumlu yönde geliştirdiği gözlemlenmiştir. Yo – Yo, MaxVO2, 30 m sürat ve T çeviklik testlerinde ise her iki grupta gelişim gözlenirken, bu parametrelerde T.S.A.G'nda ki yüzdesel gelişim daha fazla bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: futbol, aerobik, laktat, sürat, tekrarlı sprint,
Futbolcuların bazı parametrelerinin karşılaştırılması
Amaç: Araştırmanın amacı 3. Lig, BAL (Bölgesel Amatör Lig) ve SAL' da ( Süper Amatör Lig) oynayan futbolcuların bazı parametrelerinin, futbolcuların oynadıkları liglere, statülere ve mevkilerine göre karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Araştırma, farklı liglerde oynayan futbolcuların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, yaşı, lisanslı futbol oynama yaşı, dikey sıçrama, anaerobik güç, 20 m mekik koşusu, aerobik kapasite (MaxVO2), bacak kuvveti, sırt kuvveti, sağ el kavrama kuvveti, sol el kavrama kuvveti, relatif bacak kuvveti, relatif sırt kuvveti, relatif sağ ve relatif sol el kavrama kuvvetleri ölçülüp hesaplanmıştır. Verilerin analizi için parametrik testlerden ANOVA uygulanmış ve anlamlılık (p˂0.05) seviyesi aranmıştır. Bulgular ve Sonuç: Sonuç olarak, futbolcuların oynadıkları ligler arasında istatistiksel anlamda boy uzunluğu, dikey sıçrama, anaerobik güç, mekik koşusu, aerobik kapasite, bacak kuvveti, sırt kuvveti, relatif bacak kuvveti ve relatif sırt kuvveti değerlerine göre anlamlı fark bulunmuştur (p˂0.05). Vücut ağırlığı, VKİ, yaş, LFY, sağ el kavrama kuvveti, sol el kavrama kuvveti, relatif sağ el kavrama kuvveti ve relatif sol el kavrama kuvveti değerlerine göre ise anlamlı fark bulunamamıştır (p˃0.05). Futbolcuların statüleri arasında istatistiksel anlamda vücut ağırlığı, VKİ, yaş, LFY, dikey sıçrama, anaerobik güç, bacak kuvveti, sırt kuvveti ve relatif sol el kavrama kuvveti değerlerine göre anlamlı fark bulunmuştur (p˂0.05). Boy uzunluğu, mekik koşusu, aerobik kapasite, sağ el kavrama kuvveti, sol el kavrama kuvveti, relatif bacak kuvveti, relatif sırt kuvveti ve relatif sağ el kavrama kuvveti değerlerine göre anlamlı fark bulunamamıştır (p˃0.05). Mevki karşılaştırmasında farklılıkların kalecilerden kaynakladığı görülmektedir. Bu anlamda boy uzunluğu, vücut ağırlığı, VKİ, dikey sıçrama, anaerobik güç, mekik koşusu, aerobik kapasite, sağ el kavrama kuvveti, sol el kavrama kuvveti ve relatif sırt kuvveti değerlerine göre anlamlı fark bulunmuştur (p˂0.05). Yaş, LFY, bacak kuvveti, sırt kuvveti, relatif bacak kuvveti, relatif sağ el kavrama kuvveti ve relatif sol el kavrama kuvveti değerlerine göre ise anlamlı fark bulunamamıştır (p˃0.05). Anahtar Kelimeler: futbol, ligler, fiziksel uygunluk
Taekwondo ve boks antrenörlerinin tükenmişlik düzeylerinin karşılaştırılması
Amaç: Araştırma ile Taekwondo ve Boks antrenörlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerini belirleyip bazı değişkenlere göre her iki antrenörlük branşı arasında farklılaşma olup olmadığını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada, tarama araştırma türlerinden kesitsel tarama yöntemine dayalı anket çalışması yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, antrenörlerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek için duygusal tükenmişlik alt boyutu 9 madde, duyarsızlaşma alt boyutu 5 madde ve kişisel başarı alt boyutu 8 madde olarak toplamda 22 maddeden oluşan Maslach Tükenmişlik envanteri kullanılmıştır. Araştırma grubunu, Boks Federasyonundan 177, Taekwondo Federasyonundan 207 olmak üzere toplam 384 antrenörlük hayatına devam eden antrenör oluşturmaktadır. Bulgular: Araştırmada, tarama araştırma türlerinden kesitsel tarama yöntemine dayalı anket çalışması yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, antrenörlerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek için duygusal tükenmişlik alt boyutu 9 madde, duyarsızlaşma alt boyutu 5 madde ve kişisel başarı alt boyutu 8 madde olarak toplamda 22 maddeden oluşan Maslach Tükenmişlik envanteri kullanılmıştır. Araştırma grubunu, Boks Federasyonundan 177, Taekwondo Federasyonundan 207 olmak üzere toplam 384 antrenörlük hayatına devam eden antrenör oluşturmaktadır. Sonuç: Sonuç olarak, bazı değişkenlerde Taekwondo antrenörlerinin Boks antrenörlerine göre tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu ve yine bazı değişkenlerde ise Boks antrenörlerinin Taekwondo antrenörlerine göre tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Beden eğitimi ve sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve fiziksel aktivite engellerine ilişkin algılarının değerlendirilmesi
Beden Eğitimi ve Sınıf Öğretmenlerinin Beden Eğitimi ve Fiziksel Aktivite Engellerine İlişkin Algılarının Değerlendirilmesi ÖZET Amaç: Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve fiziksel aktivite engellerine ilişkin algılarını belirlemeye çalışmaktır. Yöntem: Araştırmaya Antalya ilinde ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmeni (365 kişi) ve sınıf öğretmeni (521 kişi) olan toplam 886 kişi katılmıştır. Araştırmada Kinnunen ve Lewis tarafından (2013) geliştirilen "The Perceived Barriers to the Delivery of Quality Physical Education" ölçek kullanılmıştır. Ölçek dört boyuttan (finansal- lojistik, öğretmen, kurumsal, beden eğitimi standartları) oluşmaktadır. Ölçek, her maddenin aritmetik ortalaması hesaplanarak puanlanmaktadır. Ölçek madde ve toplam puan ortalamasının yüksek olması, bireyin engel/bariyer algı düzeyinin olumsuz anlamda yüksek olduğunu ifade etmektedir. Ölçeğin saha uygulamasında Cronbach Alfa değeri toplamda 0.864; alt boyutlarda Finansal lojistik 0.806, Öğretmen kaynaklı 0.739, Kurumsal 0.727, Beden eğitimi standartları faktörü 0.688 olarak saptanmıştır. İstatistiksel analizlerde, Student's- T test, Mann-Whitney U test, One-Way Anova Test, Kruskal Wallis test ve Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmelerde, anlamlılık değeri p<0.05 olarak alınmıştır. Bulgular: Öğretmenlerin Finansal-lojistik, Kurumsal boyut ve ölçek toplam puanları mezun olduğu bölümlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Beden Eğitimi öğretmenlerinin, Finansal-lojistik ve kurumsal boyut ile ölçek toplam puandan elde edilen beden eğitimi ve fiziksel aktiviteye ilişkin bariyer algı düzeyleri, Sınıf öğretmenlerinin bariyer algı düzeyinden daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Finansal-lojistik boyutta; tesis, malzeme ve ekipman, mali kaynak yetersizliği ile derse gereken önemin verilmemesi, Beden eğitimi ve fiziksel aktivitenin yapılmasında, öğretmenler tarafından ortak bariyer olarak algılanmaktadır. Anahtar Kelimeler: beden eğitimi, fiziksel aktivite, öğretmen, engel.
Kişileri ultra maraton koşmaya motive eden faktörler ölçeğinin geliştirilmesi ve bu faktörlerin katılımcıların yaşam doyumları ve başarı algılarıyla karşılaştırılması
Amaç: Bu tezin temel amacı; "Kişileri Ultra Maraton Koşmaya Motive Eden Faktörler Ölçeğinin Geliştirilmesi ve Bu Faktörlerin Katılımcıların Yaşam Doyumları ve Başarı Algılarıyla Karşılaştırılması" dır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı bir araştırmadır ve çalışmanın ana kütlesi ve örneklemi Türkiye'de 2016 - 2017 yıllarında yapılmış Güce Dayalı Ultra Maraton Organizasyonlara katılan ultra maraton koşucularından oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak çalışmanın amacına uygun olarak geliştirilen anket formu bireylerin demografik bilgilerinin alındığı soruların yanında Kişileri Ölçeğinin geliştirilmesinde Masters ve ark. (1993) ve Ardahan ve Çalışkan (2017) tarafından geliştirilen ölçekler temel alınarak madde havuzuna toplam 65 maddeden oluşan sorulistesi kullanılmıştır. Toplam 65 maddeden oluşan madde listesine Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) uygulandı ve modelde Varimax döndürme yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada geliştirilen "Kişileri Ultra Maraton Koşmaya Motive Eden Faktörler Ölçeğinin" Kaiser–Meyer–Oklin değeri Kaiser'in (1974) de öngördüğü biçimde (0.60) değerinin üstünde ve Bartlett's Test of Sphericity (p<0.05), Ki-kare=8207,207, p=0.000 ve Keiser-Meyer-Olkin örneklem yeterlilik ölçümü (0.751) olarak hesaplanmıştır. Tüm maddeler öz değerleri 1'den büyük olan 10 faktörde toplanmış ve toplam varyansın %84,019'sini açıklamıştır. Sonuç: "Kişileri Ultra Maraton Koşmaya Motive Eden Faktörler Ölçeğinin" Türk popülasyonu için geçerlilik güvenirliliği yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ultra Maraton, Geçerlilik, Güvenirlilik, Rekreasyon
Spor lisesi öğrencileri ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin şiddet ve atılganlık eğilimlerinin karşılaştırılması
Amaç: Yapılan bu araştırmada spor lisesi öğrencileri ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin şiddet eğilimleri ile atılganlık düzeylerinin bazı demografik değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Yapılan bu araştırmaya Isparta Spor Lisesi'nde öğrenim gören 200 öğrenci ile Isparta ilinde bulunan diğer liselerde öğrenim gören 200 öğrenci olmak üzere toplam 400 lise öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerinin belirlenmesinde kişisel bilgi formu, şiddet eğilimlerinin belirlenmesinde "Şiddet Eğilim Ölçeği", atılganlık düzeylerinin belirlenmesinde ise "Rathus Atılganlık Envanteri" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 22.0 programında Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin şiddet eğilimlerinin orta düzeyde olduğu, atılganlık düzeylerinin ise düşük olduğu bulunmuştur. Demografik değişkenlere göre ele alındığı zaman öğrencilerin atılganlık düzeylerinin öğrenim görülen lise türüne, öğrenim görülen sınıf düzeyine, cinsiyet değişkenine, ilgilenilen spor türüne ve baba eğitim durumu değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği (p>0.05), buna karşılık öğrencilerin atılganlık düzeylerinin anne eğitim durumu değişkenine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Bunun yanında öğrencilerin şiddet eğilimlerinin öğrenim görülen sınıf değişkenine, ilgilenilen spor dalına, anne ve baba eğitim durumuna, anne ve baba mesleği ile aile gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği (p>0.05), buna karşılık şiddet eğiliminin öğrenim görülen okul türüne, cinsiyet değişkenine ve spor yapma durumlarına göre anlamlı farklılık gsterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca öğrencilerin şiddet eğilimleri ile atılganlık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç: Sonuç olarak lise öğrencilerinde demografik değişkenlerin genel olarak şiddet ve atılganlık düzeyini etkilemediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, atılganlık, şiddet eğilimi
Spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin olumlu sosyal ve saldırgan davranışları ile okula yönelik tutumlarının incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı; spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin olumlu sosyal ve saldırgan davranışları ile okula yönelik tutumlarının cinsiyet ve akademik başarı değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ve spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin olumlu sosyal ve saldırgan davranışları ile okula yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Antalyada iki farklı lisede (Muratpaşa Anadolu Lisesi ve 75.yıl Cumhuriyet Anadolu Lisesi) okuyan, 195'i kız ve 205'i erkek olmak üzere toplam 400 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada seçkisiz olmayan örneklem çeşitlerinden amaçsal örnekleme (purposive sampling) yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada, araştırmacılar tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", "Olumlu Sosyal ve Saldırgan Davranışlar Ölçeği" ve "Okula Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak, değişkenler incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 18 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizinde bağımsız örneklem t-testi, Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi, çoklu karşılaştırmalarda One Way ANOVA testi ve değişkenler arası ilişkiyi ortaya koymada Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Sonuç: Araştırma sonuçlarına göre lise öğrencilerinin olumlu sosyal ve saldırgan davranışları ile okula yönelik tutumlarında, spor yapma durumuna ve akademik başarı değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Akademik başarı algısı yüksek öğrencilerin düşük öğrencilere göre, saldırganlık düzeyleri daha düşük ve olumlu sosyal davravranış düzeyleri ile okula yönelik tutumları daha yüksektir. Spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin olumlu sosyal davranışları ile okula yönelik tutumları arasında pozitif, olumlu sosyal davranışları ve okula yönelik tutumları ile saldırganlık düzeyleri arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur.
FIVB 2014 Voleybol Erkekler Dünya Şampiyonasının istatistiksel analizi ve değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, 2014 FIVB Erkekler Dünya şampiyonasının istatistiksel analizi ve değerlendirmesidir. Yöntem: Araştırma için, 2014 FIVB Erkekler Dünya şampiyonasında ikinci turdan itibaren oynanmış olan 43 müsabaka videosu ve sporcuların fiziksel özellikleri FIVB dijital veri sisteminden alınmıştır. Video görüntüler Data Volley 4 voleybol istatistik ve analiz paket programı ile incelenmiştir. Araştırmacının güvenilirliği, turnuvaya katılan Polonya ve Kanada Milli takımları istatistik antrenörlerinin yapmış oldukları 10 müsabakanın istatistik verileri ile karşılaştırılmış, Cronbach's Alpha iç tutarlılık değeri .976 bulunmuştur. Gruplar arası farklılıkların belirlenmesi için One-Way Anova, veriler arasındaki korelasyonu incelemek için Spearman korelasyon testi ve etki yüzdelerinin belirlenmesi için Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin 2014 Erkekler Dünya şampiyonası ile ilişkili düzeyleri SPSS 23 paket programı kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: 2014 FIVB Erkekler Dünya şampiyonası sıralaması ile yaş, toplam sayı, kazanılan ve kaybedilen sayı oranın ortalaması, so, bp, toplam servis, servis sayısı, atak sayısı, blok sayısı, blok yüksekliği ve servis karşılama hatası değişkenleri ile ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Araştırmanın bulguları incelendiğinde, modern voleybol belirli teknikleri veya oyun bölümlerini içeren bir spor değildir. Tüm teknikler ve oyun bölümleri kendi içerisinde ve başarı ile ilişkilidir. Bu bağlamda, A takımlar düzeyinde müsabaka veya turnuva hazırlığı yapılırken veya alt yapılar düzeyinde sporcuların teknik gelişimleri takip edilirken oyun gereklilikleri düşünülerek programlama yapılması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Voleybol, Müsabaka analizi, Oyun analizi
Vücut geliştirme ve bilek güreşi müsabık sporcularının sportif ahlaki yaklaşımları ile karakterlerinin incelenmesi
Amaç: Sportif ahlaki yaklaşım ile sporda karaktere ilişkin vücut geliştirme ve bilek güreşi müsabık sporcularının görüşlerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma nicel verilere dayalı genel tarama modelinde ve ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Yöntem: Araştırmada iki adet ölçek kullanılmıştır. Bunlar; Sporda Ahlaktan Uzaklaşma Ölçeği ve Sporda Karakter Ölçeğidir. Araştırmanın evrenini; 2017 yılı Antalya Kemer ve 2018 yılı Antalya merkezinde yapılan bilek güreşi, vücut geliştirme yarışmasına katılan lisanslı müsabık sporcular (α=678) olarak tespit edilmiştir. Bulgular: Araştırmada 2017 ve 2018 yılı Antalya ve Antalya Kemer ilçesinde yapılan bilek güreşi, vücut geliştirme yarışmasına katılan lisanslı müsabık sporcular (n=489)evrenden yansız olarak basit tesadüfi örnekleme alma yöntemiyle seçilmiştir. Sonuç: Araştırma genelinde sporcuların sporda ahlaktan uzaklaşma düzeyleri ile sporda karakter düzeyleri arasında negatif, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişkinin olduğu; sporcuların karakter düzeylerinin ahlaktan uzaklaşma düzeylerini anlamlı olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Examination of dispositional flow state and self-esteem of university students WHO do sport and exercise
Aim: To examine the dispositional flow state and self-esteem of university students in terms of doing exercise and sports gender, individual and group sport and to reveal the relationship between dispositional flow and self-esteem. Method: The research was in relational screening model. Study sample group was composed of 200 licensed athletes and 200 exercising, totally 400 university students from Akdeniz University, studying in 2017-208 academic year. As a data collection tool, "dispositional flow state scale-2 (SOPDDÖ-2)" that was developed by Jackson and Eklund (2004) and Turkish version validity and reliability tested by Aşçı et al. and Rosenberg Self-Esteem Scale developed by Rosenberg (1965) and adapted by Çuhadaroğlu (1986) were used. In the analysis of the data, since the data were normally distributed, the t-test was used in paired comparisons and Pearson's correlation coefficient test was used to determine the relationship. Result: A statistically significant difference was found in the specific feedback sub-dimension of the dispositional flow state of female students performing exercise and sports and in the sub-dimension of the transformation of time in terms of performing individual and group sports. A statistically significant difference was found in favor of the students performing sports in the sub-dimensions of the task difficulty-skill balance, open goals, specific feedback and goal-reaching experience according to the exercise or sports situation of the students. Medium and low relation were found in the positive way between dispositional flow state and self-esteem of students performing exercise and sport. Conclusion: Dispositional flow state level of the students performing sports was higher in the sub-dimensions of the task difficulty-skill balance, open goals, specific feedback and goal-reaching experience in terms of the exercise or sports situation of the students. As the students' dispositional flow increase , their self-esteem increases. Keywords: Dispositional flow state, self-esteem, sport, exercise.
Farklı antrenman protokollerine bağlı olarak değişen nöral adaptasyon ve motor ünite büyüklük indeksi ile yorgunluk seviyeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Kuvvet ve HIIT antrenmanlarına bağlı olarak değişen nöral adaptasyon ve motor ünite büyüklük indeksi ile yorgunluk seviyeleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmaya 18-30 yaş arası, sağlıklı 62 erkek katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılar rastgele bir şekilde Kuvvet Antrenman Grubu (n=23), HIIT Antrenman Grubu (n=21) ve Kontrol Grubu (n=18) olarak 3 gruba ayrılmıştır. Antrenman grupları haftada 3 gün antrenman programına katılarak, günde en az 20dk. en fazla 60 dk. olacak şekilde 8 hafta boyunca antrenman yapmıştır. Kontrol grubu ise herhangi bir antrenman protokolüne katılmamıştır. Tüm katılımcılara 8 haftalık antrenman sürecinden önce ve sonra boy ve ağırlık, Hoffmann Refleks, Rekürren İnhibisyon, Presinaptik İnhibisyon, MUNIX, Yüzeyel EMG ile Yorgunluk ölçümü, izokinetik kuvvet ve izokinetik dayanıklılık ölçümleri yapılmıştır. Her grubun kendi içerisindeki değişim ve etkileşimini incelemede Tekrarlı Ölçümlerde Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İstatistiksel analizde grup ve zaman farkı elde edilen verilerde ikişerli karşılaştırmaların elde edilebilmesi için Post-Hoc Bonferonni düzeltmesi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: 8 hafta uygulanan HIIT ve Kuvvet antrenmanlarının izokinetik kuvvet ve dayanıklılığı, motor nöron uyarılabilirliği, rekürren inhibisyon, presinaptik inhibisyon ve motor ünite büyüklük indeksini artırdığı belirlenmiştir (p<0.01). HIIT ve Kuvvet antrenmanı gruplarının yorgunluk indekslerinin arttığı saptanmıştır. Yorgunluk indeksi ile presinaptik inhibisyon ve rekürren inhibisyon arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.01). Motor ünite büyüklük indeksi ile Hoffman refleks arasında pozitif yönde anlamlı ilişkinin olduğu görülmüştür (p<0.05). Yorgunluk indeksi ile motor ünite büyüklük indeksi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki yoktur (p>0.05). Sonuç: 8 hafta uygulanan HIIT ve Kuvvet antrenmanlarının nöral adaptasyon ve motor ünite büyüklük indeksi ve yorgunluğu geliştirdiği söylenebilir.
Kendi vücut ağırlığıyla yapılan 8 haftalık gövde stabilizasyon egzersizlerinin ergenlerde fiziksel uygunluk ve motor beceri üzerine etkisi
Toplumun yapısındaki hızlı değişimlerle birlikte spora yönelik bakış açısında, spora verilen önemde ve bu alana zaman harcama konusunda büyük bir dönüşüm yaşanmaktadır. Günümüzde yoğun iş temposuna rağmen sporcuların sağlıklı kalabilmesi ve kısa sürede kapasite performanslarını artırabilmeleri için spor bilimciler, sürekli olarak yeni ve etkili antrenman yöntemleri geliştirme çabaları içerisindedir. Birçok araştırmacı günümüzde core bölgesinin geliştirilmesine yönelmiş ve birçok antrenman metodu geliştirilmiştir. Yapılan bu çalışmada ''Kendi vücut ağırlığıyla yapılan 8 haftalık gövde stabilizasyon egzersizlerinin ergenlerde fiziksel uygunluk ve motor beceri üzerine etkisi''nin olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın evreni, düzenli antrenman geçmişi bulunan, yaş ortalamaları 10-12 olan, atletizm yapan ergen kadın ve erkek sporculardan oluşmaktadır. Araştırmanın deney grubu 18 erkek 12 kadın olmak üzere toplam 30 gönüllü sporcudan oluşmaktadır. Araştırmanın deney grubunu Tokat ilinde yaşayan, Gençlik ve Spor Kulübü sporcuları oluşturmaktadır. Deney grubunun antropometrik ölçümleri alındıktan sonra, sporculara, esneklik, dikey sıçrama, skuat sıçrama, sürat, çeviklik, Motor beceri ve ktk denge testleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Deney grubuna, tablo 4.2'de planlanan, 8 haftalık core antrenmanı uygulanmış 8 haftalık çalışma neticesinde, grubun antropometrik ölçümlerinden sonra son test olarak esneklik, dikey sıçrama, skuat sıçrama, sürat, çeviklik, Motor beceri ve KTK denge testleri, tekrar uygulanmıştır. Erkek ve Kadın gruba ait Fiziksel Uygunluk Testleri T-testi sonuçları ön test ve son test sonuçları karşılaştırıldığında pro çeviklik testi, aktif sıçrama (eller serbest ve eller belde) testleri ve skuat sıçrama testi sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür (p < 0.05). Erkek ve kadın gruba ait Motor Beceri Denge ve Taşıma Testleri T-testi ön test ve son test sonuçları karşılaştırıldığında ise denge ve taşıma testleri sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür (p < 0.05). Örneklemden elde edilen verilerin ön test ve son test sonuçları bağımlı-bağımsız gruplar için, Paired-Simple T-testi ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. İstatiksel verilerin yorumlanmasında anlamlılık düzeyi için p<0.05 olarak kabul edilmiştir.
Farklı direnç egzersizlerinin yüzme performansına etkisi
Amaç: Çalışmanın amacı, swim bench ve terabant kullanılarak yapılan direnç çalışmalarının 50 m ve 200 m yüzme performansına etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmaya Antalya ilinde yaşayan 3±1 yıldır yüzme antrenmanlarına düzenli olarak katılan 10-12 yaş grubu lisanslı 45 erkek sporcu katılmıştır. Haftada 4 gün, 90 dakika aynı yüzme antrenmanını yapan sporcular araştırmaya dahil olmuştur. Araştırmaya katılan 45 sporcu kura ile 3 gruba ayrılmıştır. I. grup (n=15); yüzme antrenmanlarına ek olarak terabant ile direnç antremanı, II. grup (n=15) yüzme antrenmanlarına ek olarak swim bench ile direnç antrenmanı, III. grup (n=15) kontrol grubu olarak herhangi bir direnç antrenmanı yapmadan sadece yüzme antrenmanı yapmıştır. I. ve II. grup 6 hafta boyunca haftada 3 gün yüzme antrenmanı öncesinde 30 dakika programlanan kara antrenmanını yapmıştır. Antrenman periyodu öncesinde ve sonrasında sporcuların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kulaç uzunluğu, bükülü kol asılma testi, otur eriş testi, ağırlık topu fırlatma testi, 50 m serbest stil yüzme, 200 m serbest stil yüzme ölçümleri yapılmıştır. Grupların ön test-son test değerlendirmeleri için Paired Sample -t testi, gruplar arası ön test-son test ve testler arasındaki farkın gruplar arasındaki farkı için One-Way Anova, gruplar arasındaki farkın yönünü belirlemek için Tukey testi kullanılmıştır. Bulgular: Esneklik, bükülü kol asılma, ağırlık topu fırlatma, 50 m yüzme ve 200 m yüzme gruplar arsı ön test sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken, son test sonuçlarında bükülü kol asılma, 50 m yüzme ve 200 m yüzme değerlerinde istatistiksel olarak fark bulunmuştur (p<.05). Grupların ön test son test fark ortalama değerleri bükülü kol asılma ve ağırlık topu fırlatma için swim bench yönünde istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmiştir (p<.01). Sonuç: 6 hafta süreyle yapılan swim bench ve terabant antrenman programı sonrasında swim bench ile yapılan antrenman programının 50m ve 200 m yüzme performansına, terabant ile yapılan antrenman programından daha fazla katkı sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: yüzme, kara antrenmanı, swim bench, terabant, direnç antrenmanı
Sporcularda el boyutları, el şekli ve bazı antropometrik özelliklerin el kavrama kuvveti üzerine etkisi
Amaç: Bu çalışmamızın temel amacı, sporcularda el boyutları, el şekli ve bazı antropometrik özelliklerin el kavrama kuvveti üzerine etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yöntem: Bu çalışma 14-17 yaş arası sporcu olan ve olmayan, kız ve erkek katılımcıların el boyutları, el şekli ve bazı antropometrik özelliklerin el kavrama kuvveti üzerine etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla, 65 sporcu erkek ile 65 sporcu olmayan erkek, 68 sporcu kız ve 68 sporcu olmayan kız olmak üzere toplam 266 katılımcının fiziksel özellikleri, el şekli ve el parametreleri belirlenerek, bir dijital el dinamometresiyle elin kavrama kuvveti üzerine etkisine bakılmıştır. Bulgular: Çalışmamızın sonuçlarının iki parametresinde, kız ve erkek sporcuların sporcu olmayanlara göre sağ ve sol el kavrama kuvvetlerinin ortalamaları ve elin boya oranın ortalamaları arasında da istatiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmiştir (p<0.05). Erkek katılımcıların sağ ve sol elin ağırlık oranının ortalamasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). Ancak kız katılımcıların bir parametresinde sağ elin ağırlık oranının ortalamasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Sporcu olan tüm katılımcıların, parmak açıklığı (PA1, PA2, PA3, PA4, PA5), parmak uzunlukları (BPU, İPU, OPU, YPU, SPU), el parametre (P1, P2, P3, P4, P5) ölçümlerinin sporcu olmayanlarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak önemli bir anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0.05). Tüm sporcu katılımcıların parmak açıklıkları ile dominant elin kavrama kuvveti arasında herhangi bir ilişkisi olmadığı ancak bu katılımcıların el kavrama kuvvetinin, parmak uzunlukları ile arasında doğrusal, pozitif ve manidar bir ilişkisi olduğu gözlenmektedir (p<0.05). Sonuç: Yapılan bu çalışmada, kavrama gerektiren sporlarda; sporcu olanların sporcu olmayanlara göre el parametreleri ve bazı el antropometrik özelliklerinin el kavrama kuvveti üzerine etkisi pozitif yönde anlamlı bulunmuştur. Aynı zamanda sporcularda boy uzunluğunun el kuvvetine etkisi olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sporcu, El kavrama kuvveti, El boyutları
Life kinetik: Entegre edilmiş multimodel bilişsel ve tüm beden motor koordinasyon antrenmanının bazı motor ve psikolojik parametrelere etkisi
Amaç: Entegre edilmiş multimodel bilişsel ve tüm beden motor koordinasyon antrenmanının bazı motor ve psikolojik parametrelere etkisini incelemektir. Yöntem: Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören kontrol grubunda 30 erkek, 30 bayan, denek grubunda ise 30 erkek, 30 bayan olmak üzere toplamda 120 gönüllü öğrenci ile yapılmıştır. Katılımcıların fiziksel özelliklerini belirlemek amacıyla antropometrik ölçümler Antropometric Standardization Reference Manuel'e göre yapılmıştır (Lohman, 1988). Katılımcıların denge özellikleri filamingo denge testi ve kinestetik algı testi (SportKat LLC. 2000)ile ölçülmüştür. Katılımcıların, Optimal Performans Duygu Durumlarını belirlemek için "Sürekli Optimal Performans Duygu Durum Ölçeği "(Jackson and Eklund, 2004) kullanılmıştır. Fiziksel aktivite ve spor ortamındaki Zihinsel Dayanıklılık Seviyesini belirlemek için de "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri" (Sheard ve ark., 2009) kullanılmıştır. Life Kinetik Beyin Gelişim Testlerinden; Hareket değişimi, hareket zinciri, hareket akışı, görüş alanı, hedef sabitleme, odaklama olmak üzere 6 aşama testten oluşmuştur. Bu testler ve ölçümler programa başlamadan önce ve program bittikten sonra olmak üzere 2 defa tekrar edilmiştir. Bulgular: Life Kinetik antrenmanı yapan erkek katılımcıların, antrenman öncesi alınan sonuç değerleri ile antrenman sonrasında daha alınan değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Life Kinetik antrenmanı yapan bayan katılımcıların, antrenman öncesi alınan sonuç değerleri ile antrenman sonrasında daha alınan değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Sonuç: Life Kinetik koordineli olarak kişiye yaptırdığı karmaşık ve zorlayıcı hareketlerle, sinir kas koordinasyonu oluşturarak, beyin kapasitesini zorlayarak etkili ve kalıcı öğrenmeye katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: life kinetik, motor koordinasyon, öğrenme
10-14 yaş arası çocukların motor beceri düzeylerinin belirlenmesi
Amaç: Yapılan çalışmanın amacı; 10-14 yaş arası çocukların motor beceri (MB) seviyelerinin belirlenmesi, MB ile bazı fiziksel özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya 10-14 yaş arasında gönüllü toplam 300 (kız= 150 erkek=150) çocuk katılmıştır. Çalışmaya katılan çocukların MB'leri Dordel Koch Test (DKT) ile vücut kitle indeksleri (VKİ) [ağırlık (kg) / yükseklik (m2)] formülü ile, vücut yağ yüzdesi (VYY) Durnin – Womersley formülü ile belirlenmiştir. DKT ile VYY ve VKİ arasındaki ilişkiyi belirlemede Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Yaşlar arasındaki motor beceri farkı ANOVA testi ile belirlenmiş, farkın hangi gruptan kaynaklandığı Post-Hoc testlerinden Tukey testi ile tespit edilmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre, bütün yaş gruplarında hem erkek hem de kız çocukların yana sıçrama, esneklik, durarak uzun atlama ve mekik performanslarının orta düzeyin altında zayıfa yakın olduğu belirlenirken, denge ve esneklik performanslarının ise iyi ve orta düzey arasında olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca motor becerinin VYY ve VKİ ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisinin olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak, günümüz çocuklarının motor becerilerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çocukların kilolu olmalarının motor becerileri sergilemede olumsuz etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Çocukların motor beceriyi geliştiren aktivitelere dahil edilmelerinin fiziksel özelliklerinin istenilen seviyeye getireceğini bu durumun da motor beceriyi geliştireceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dordel Kock Test, motor beceri, çocuk, fiziksel özellikler
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin psikolojik dayanıklılığının ve akademik erteleme düzeylerinin incelenmesi
Amaç:Bu araştırmanın amacı spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme düzeylerini bazı değişkenlere göre belirlemek ve psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelenmesidir. Yöntem:Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören toplam 400 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, Friborg ve arkadaşları (2005) tarafından geliştirilen ve Basım ve Çetin (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ile Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen "Akademik Erteleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada betimsel istatistik, t-testi, ANOVA testi ve Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Bulgular:Öğrencilerin cinsiyetlerine göre psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve akademik erteleme düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin öğrenim gördükleri bölüm değişkenine göre psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme düzeyleri farklılaşmazken, genel akademik not ortalamalarına göre akademik erteleme düzeyleri anlamlı farklılık göstermektedir. Öğrencilerin lisanslı spor yapma durumuna göre ise akademik erteleme düzeyleri farklılık göstermezken, psikolojik dayanıklılık düzeyi anlamlı farklılık göstermektedir. Öğrencilerin akademik erteleme ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasında negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Sonuç:Öğrencilerin psikolojik dayanıklılık ve akademik erteleme düzeyi orta düzeydedir. Kadın öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeyi daha yüksek erkeklerin ise akademik erteme düzeyi yüksektir. Akademik başarısı yüksek öğrencilerin düşük öğrencilere göre akademik erteleme düzeyi düşüktür. Spor yapma durumuna göre akademik erteleme durumu değişmezken, mücadele sporu yapan öğrencilerin spor yapmayan öğrencilere göre psikolojik dayanıklılıkları yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin psikolojik dayanıklılıkları arttıkça akademik ertelemeleri azalmaktadır. Anahtar Kelimeler:Beden eğitimi, psikolojik dayanıklılık, akademik erteleme.
Spor Eğitim modeli ile voleybol öğretiminin 11-13 yaş kız voleybolcuların motor performansı ve problem çözme becerileri üzerine etkisi
Amaç: Araştırma ile spor eğitim modeli ile voleybol öğretiminin 11–13 yaş kız voleybolcuların motor performansı ve problem çözme becerileri üzerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada, yarı deneysel araştırma modellerinden öntest–sontest eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Antalya ilinden toplamda 78 kız voleybol sporcusu (39 deney grubu ve 39 kontrol grubu) oluşturmaktadır. Araştırmanın deney grubu 11 hafta ve haftada 2 kez Spor Eğitim Modeli voleybol uygulamasına katılırken, kontrol grubu sadece kendi antrenmanlarına katıldı. Veri toplama aracı olarak, motor performans düzeyini belirlemek amacıyla; statik denge, esneklik, dikey sıçrama, countermovement sıçrama, havada kalma süresi, 20 metre sürat, 10x5 mekik koşu, altıgen koordinasyon, tenis topu fırlatma, durarak uzun atlama testleri kullanıldı. Bununla beraber, problem çözme becerisini ölçmek için ise Serin ve ark (2010)'da geliştirdiği "İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız grup t testi ve eşleştirilmiş grup t testleri kullanılmıştır. Bulgular: İstatistiki sonuçlara göre, spor eğitim modeli voleybol uygulaması motor performans değerleri ortalamaları arasında farklı düzeylerde istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı farklılıklar bulunmasına rağmen, problem çözme becerisi değerleri ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Sonuç: Sonuç olarak, Spor Eğitim Modeli voleybol uygulamasının 11–13 yaş kız voleybolcuların motor performanslarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Halbuki, problem çözme becerisine etkisi olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Spor Eğitim Modeli, voleybol, motor performans, problem çözme becerisi.
Okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin hareket ve oyun eğitimine bakış açılarının incelenmesi
Amaç: Bu araştırma ile Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki eğitim kurumlarında çalışan okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin erken çocukluk ve ilkokul çağındaki çocukların hareket aktiviteleri ve oyun eğitimi hakkındaki görüşlerini ve bakış açılarını uygulamada karşılaştıkları zorlukları ve mevcut koşulların uygulamaya olan etkilerini belirleyerek ortaya koyulması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada, araştırma tekniklerinden nitel araştırma veri toplama yöntemlerinden ise röportaj tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda; kişilerle görüşme esnasında hareket ve oyun başlıklı iki ana tema ve 4 alt temadan oluşan bir soru formu araştırmacı tarafından hazırlanmış ve görüşme esnasında bu sorular gönüllü öğretmenlere yöneltilerek ses kayıt cihazı ile görüşmeler kayıt altına alınarak verilere dönüştürülmüştür. Bulgular: Yapılan araştırma sürecindeki görüşmelerde katılımcıların tamamının okulöncesi ve ilkokul döneminde oyun ve hareket eğitiminin çocukların gelişimlerine olan etkileri nedeniyle çok önem verdiğini fakat gerek mevcut programlar, kendi yetkinlikleri, var olan uygulama alanları koşulları ve gerekse müfredat yoğunluğu gibi iç ve dış etkenler nedeniyle gereken önemin eğitim sürecinde sergilenemediği, çözüm yollarının ve olumsuzlukların giderilebilmesi için yapılabilecekler çalışma içeriğindeki temalar kapsamında öğretmenler tarafından detayları ile belirtilmiştir. Sonuç: Sonuç olarak oyun ve hareket eğitiminin amacına hizmet edebilmesi için, günlük düzenli beden eğitimi ders saati kapsamında ve beden eğitimi öğretmenleri tarafından verilmesi gerektiği, oyun ve fiziksel etkinlikler alanına yönelik kılavuz kitapların faydalı olacağı ve okul öncesi ve sınıf öğretmenlerine oyun ve fiziksel etkinlik uygulamalarına yönelik kurs ve seminerler verilerek bilgilerin kalıcı ve güncel tutulması gerektiği, fiziksel etkinlikler ders saati içerisinde farklı derslerin işlenmemesi gerektiği, okulların fiziki yapılarının spor salonlarının olmayışı, bahçe zeminlerinin beton olması, anasınıflarının küçük olması gibi olumsuzlukların giderilerek oyun ve hareket eğitimi uygulamalarına uygun hale getirilmesi ve bu eğitimlerin okul, aile ve öğretmen işbirliği ile sağlanmasının verimli olacağı, özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemi eğitimin oyuna dayalı müfredat ile fakat uygun fiziksel koşullarda gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: okulöncesi, ilkokul, oyun, hareket eğitimi
Elit erkek hentbolcuların hazırlık sezonu antrenman periyotlamasının bazı motorik ve fizyolojik parametrelere etkisinin incelenmesi
Amaç: Araştırmada bir sezonu kapsayan iş yükünün en önemli evresi olan hazırlık döneminde, kombine antrenman yöntemi ve klasik hazırlık antrenman yöntemi ile yapılan antrenmanların, hentbolculardaki seçilmiş fiziksel ve fizyolojik parametreler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Denek grubu hentbolculara 8 haftalık hazırlık dönemi süresince, haftada 6 gün ve 8-10 kez (120 dk./gun) kombine antrenman yöntemini ile düzenlenmiş hazırlık dönemi antrenmanları uygulanmıştır. Kontrol grubu ise haftada 4 gün ve 6 kez (120 dk./gun) klasik antrenman yöntemiyle hazırlık dönemi antrenmanları uygulanmıştır.. Araştırmada istatistiki sonuçlar IBM statistics data editor paket programı kullanılarak hesaplanmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde grupların ön test ve son testleri arasında kombine antrenman yöntemi uygulanan grubun 30 m. sürat, cooper testi ve sağ el pençe kuvvet değerlerinde istatistiksel anlamlılık görülürken, klasik hazırlık antrenman yöntemi uygulanan grupta cooper testi ve sol el pençe kuvveti değerlerinde istatistiksel anlamlılık görülmüştür. Araştırmada kalp atım hızı değişkeni incelendiğinde klasik hazırlık antrenman yöntemi uygulanan grupta maksimum kalp atım hızı ve anaerobik eşik değerlerinde istatistiksel anlamlılık görülmüştür. Kombine antrenman yöntemi uygulanan grup da aerobik eşik kapasitesi değerlerinde istatistiksel anlamlılık görülmüştür. Vücut kompozisyonu ölçümleri ve esneklik değerlerinde fark bulunmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlılık görülmemiştir. Sonuç: Sonuç olarak; araştırma bulguları incelendiğinde, klasik antrenman yöntemi ile başlangıç yapılmasının ve hazırlık sezonu sonuna doğru kombine antrenman yönteminin tercih edilmesinin sporcuların gelişimi açısından daha faydalı olacağı düşünülmektedir
Futbolcularda, kuvvet ve hız eksikliğinin ivmelenme kinematikleri üzerine etkisi
Amaç: Çalışmanın amacı, kuvvet(F) ve hız(V) eksikliği olan sporcuların 20m sprint sırasında ivmelenmenin alt evrelerine olan etkilerini adım parametreleri açısından incelemektir. Yöntem: Çalışmaya 16-19 yaş aralığında lisanslı 26 erkek sporcu, hız eksiği(Vd)(n=12) ve kuvvet eksiği(Fd)(n=14) olmak üzere iki farklı gruba ayrılmıştır. Sporcuların fiziksel özellikleri, antropometrik özellikleri, squat yükseklik değerleri belirlenmiş ardından karışık yüklerle (0-20-40-50 kg) ikişer tekrar squat jump uygulaması yapılmıştır. Bir hafta sonra sporcular, 10 dakika genel ısınma 5 dakika özel ısınma ardından iki tekrar olmak üzere 0-5 m (t5m). 0-10 m (t10m), 0-20 m(t20m), 0-30 m(t30m) ve 0-40 m(t40m) koşu testi uygulanmıştır. Bulgular: Vd ve Fd grubunda yer alan sporcuların fiziksel özellikleri, antropometrik özellikleri ve 0-5m, 0-10m, 0-20m 0-30m 0-40m sprint sürelerinde istatiksel olarak anlamlı fark belirlenmemiştir. Tüm adım parametreleri ivmelenmenin ikinci evresinde gruplar arasında farklı iken, özellikle adım hızı(Vadım) ve adım uzunluğu (Ladım) parametresi ivmelenmenin birinci evresinde istatistiksel olarak anlamlı farklı bulunmuştur. Sonuç: Hız özelliği fazla olan grupta ivmelenme evreleri daha kısa mesafelerde ve daha hızlı gerçekleşmiştir. Bu geçiş adım uzunluğu ve adım hızı arttırılarak sağlanmıştır. Benzer adım hızlarına sahip olmalarına rağmen ivmelenmenin ikinci evresinde kuvvet özelliği fazla olan grup, sahip olduğu kuvvet parametresini daha iyi bir şekilde ileri yönde aktarabilmiştir. Anahtar Kelimeler: hız-kuvvet ilişkisi, ivmelenme, 20 m sprint, futbol
2015 yılı Antalya İli suda boğulma olgularının incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı 2015 yılında Antalya ilinde suda boğulma sonucu ölen vakaların araştırılması ve vakalara ait kayıtların (yaş, cinsiyet, ölüm yeri, ölüm şekli, vb.) incelenmesidir. Yöntem: Antalya ili sınırları içerisinde meydana gelen 01 Ocak 2015-31 Aralık 2015 tarihleri arasında suda boğulma sonucu öldüğüne karar verilmiş olan olgulara ait veriler geriye dönük (retrospektif) medya taraması yoluyla taranmıştır. Olgular ay, yaş, cinsiyet ve olay yeri yönünden değerlendirilmiştir. Verilerin analizi için SPSS 23 paket programı kullanılarak olguların frekans ve yüzdeleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Suda Boğulanların 24'ü kadın (%26,7), 66'ısı (%73,3) erkek olarak belirlenirken, ilçelere göre en fazla suda boğulma sayıları sırasıyla; Manavgat 20 (%22,2), Alanya 13 (%14,4), Kemer 13 (%14,4), Muratpaşa 10 (%11,1) olarak belirlenmiştir. En fazla boğulma vakalarının gerçekleştiği su ortamları sırasıyla; sahil/denizde 64 (%71,1), dere-ırmak-nehirde 10 (%11,1), havuzda 6 (%6,7), sulama kanalında 6 (%6,7), en fazla suda boğulmaların gerçekleşme şekilleri sırasıyla; yüzerken 39 (%43,3), bot-tekneden düşerek 10 (%11,1), bilinmiyor 9 (%10,0), suya düşme 9 (%10,0), intihar 8 (%8,9), suda boğulma vakalarının %89,9'u gündüz saatlerinde yaşanırken, %8,9'u gece saatlerinde, %2'sinin akşam saatlerinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Aylara göre en fazla boğulma sayıları sırasıyla, Haziran'da 14 (%15,6), Eylül'de 13 (%14,4), Temmuz'da 12 (%13,3), Ağustos'da 12 (%13,3) olarak belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak 2015 yılında Antalya ilinde 90 kişi suda boğularak yaşamını yitirmiştir. Boğularak ölümlerin önlenebilmesi için küçük yaşlardan itibaren yüzme ve su güvenli eğitimi verilmelidir. Piknik ve mesire alanlarının daha güvenlikli hale getirilmesi, yoğun kullanımı olan su kenarlarında alanlara cankurtaran bulundurma zorunluluğu getirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Suda boğulma, Türkiye, Antalya, Cinsiyet
Kara ve su egzersizlerinden oluşan düzenli yüzme antrenmanlarının çocuklarda vücut kompozisyonu, farklı motorik özellikler ve yüzme performansına etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; 10 haftalık kara ve su egzersizlerinden oluşan yüzme antrenmanlarının 8-10 yaş grubu çocuklarda vücut kompozisyonu, farklı motorik özellikler ve yüzme performansına etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Bu çalışmaya yaşları 8-10 yıl olan 52 çocuk katılmıştır. Katılımcılar üç farklı gruba ayrılmıştır. Bunlar beden eğitimi dersi dışında herhangi bir sportif etkinliğe katılmayan öğrencilerden oluşan kontrol grubu (K,n=24), yüzme ve kara antrenmanı uygulanan deney grubu (D1,n=16), sadece yüzme antrenmanı yapan deney grubudur (D2,n=12). Çalışmada ön-test, ara-test ve son-test dönemlerinde olmak üzere vücut kompozisyonu, el kavrama, bacak ve sırt kuvveti, dikey sıçrama, esneklik, anaerobik güç, kapasite ve dayanıklılık performansları değerlendirilmiştir. Ayrıca deney gruplarında 25m, 50m, 100m, 200m serbest yüzme süreleri kaydedilmiştir. Bulgular: Fiziksel özellikler açısından zamana bağlı grup-içi değişimler anlamlıdır. Esneklik, dikey sıçrama, mekik koşusu performans değerlerinde hem zamana bağlı grup-içi değişimlerde, hem de gruplar-arası değişimlerde anlamlı farklılıklar vardır. Diğer taraftan D1 ve D2 grupları arasında bu değişkenler için tüm ölçüm dönemlerine ilişkin değişimler anlamlı değildir. El kavrama kuvveti, sırt ve bacak kuvveti değerlerinde de hem zamana bağlı grup-içi değişimlerde, hem de gruplar-arası değişimlerde anlamlı farklılıklar vardır. Mutlak, relatif zirve ve minimum güç değerlerinde D1 grubu zamanla anlamlı düzeyde artarken, D1 ve D2 grupları arasında mutlak ve relatif güç değerleri açısından anlamlı farlılık yoktur. Son olarak, yüzme performansının zaman içindeki değişimi her iki deney grubunda da anlamlı bulunmuş olup, gruplar-arası değişim anlamlı değildir. Sonuç: Bu çalışma sadece yüzme antrenmanlarına göre, kara antrenmanı ile birlikte uygulanan yüzme antrenmanlarının 8-10 yaş arası çocuklarda farklı motorik özelliklerin geliştirilmesi ve yüzme performansının arttırılmasında daha etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: çocuklar, yüzme, kara antrenmanı, motorik özellikler
Pilates mat egzersizlerinin orta yaş kadınlarda algılanan sağlık düzeyi, esneklik ve beden kütle indeksi üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, 10 haftalık pilates mat egzersizlerinin orta yaş kadınlarda, algılanan sağlık düzeyi, esneklik ve beden kütle indeksi (BKİ) üzerine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmaya, orta yaşta 28 kadın deney grubu olarak, 14 kadın ise kontrol grubu olarak katıldı. Deney grubuna, 10 hafta boyunca, haftada 3, günde 60 dakika pilates mat egzersizi uygulandı. Kontrol grubu herhangi bir egzersiz programına katılmadı. Esneklik testi, BKİ ölçümleri ve algılanan sağlık düzeyi anketi, her iki gruba da egzersiz öncesinde ve sonrasında uygulandı. Bu çalışmada istatistiksel sonuçlar spss 21.0 paket programı kullanılarak hesaplandı. Deney grubu ölçümlerinde parametrik testlerden Paired Sample T-Testi kullanıldı. Kontrol grubunda parametrik olmayan testlerden Wilcoxon İşaretlenmiş Sıra Sayıları testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmada deney grubunun ön test ve son test ortalamaları arasında BKİ değerlerinde istatistiksel olarak anlamlılık görülmezken, esneklik değerleri ve algılanan sağlık düzeylerindeki değerlerde istatistiksel anlamlılık görüldü (p<0,001). Kontrol grubunda ise ön test ve son test ortalamaları arasında BKİ değerleri ve esneklik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlılık görülmezken, algılanan sağlık düzeylerindeki değerlerde kontrol grubunun aleyhine istatistiksel anlamlılık görüldü (p<0,01). Sonuç: Bu çalışmada düzenli yapılan 10 haftalık pilates egzersizlerinin, orta yaş kadınlarda algılanan sağlık düzeyi ve esneklik değerlerinde olumlu bir artış gösterdiği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: algılanan sağlık, beden kütle indeksi, esneklik, pilates
LGBTİ bireylerin serbest zaman egzersiz düzeyleri, serbest zaman engelleri ve motivasyonlarının incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan LGBTİ bireylerin serbest zaman egzersiz düzeylerini, serbest zaman engellerini ve motivasyonlarını bazı demografik değişkenlere göre belirlemek ve incelemektir. Yöntem: Çalışmanın yöntemi amacına göre tanımlayıcı, yapılış zamanına göre kesitsel, veri toplama yöntemine göre anket çalışmasıdır. Araştırma tarama modeliyle tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, kartoplu örneklemle seçilmiş kendini lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel veya interseksüel olarak tanımlayan 75 kişi meydana getirmektedir. Çalışmada veri toplamak için, Serbest Zaman Egzersiz Düzeyleri, Serbest Zaman Engelleri ve Serbest Zaman Motivasyonları ölçekleri kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcılar, çoğunlukla 18-25 yaş aralığında, eğitim seviyesi yüksek, sosyo-ekonomik durumu ve serbest zaman etkinliklerine katılım düzeyi orta düzeydedir. Katılımcıların çoğunluğunun cinsel yönelimleri bilinmekte ve araştırmaya katılan grup çoğunlukla lesbiyen ve gay erkekleden meydana gelmektedir. Ayrıca, demografik özellikler ile serbest zaman motivasyonları ve engelleri arasında çeşitli anlamlı farklılıklar bulgulanmıştır. Sonuç: Katılımcıların bulgulanmış önplana çıkan serbest zaman motivasyonları bilmek, özdeşim, uyarılmak ve başarmak alt boyutlarında en düşük ortalama puana sahip alt boyut motivasyonsuzluktur. Katılımcıların algıladıkları serbest zaman engel düzeyleri sonuçlarına göre ise, ilgi eksikliği, zaman, arkadaş eksikliği, birey psikolojisi ve tesis alt boyutlarının en yüksek ortalama puanlara sahip engel boyutları olduğu görülürken, en düşük ortalama puana sahip alt boyut bilgi eksikliğidir. Ayrıca, katılımcıların çeşitli serbest zaman motivasyonu ve engelleri alt boyutları ile demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar vardır. Buna göre LGBTİ bireylerin serbest zaman motivasyonlarını yaş ve serbest zaman etkinliğine katilim düzeyleri etkilerken, serbest zaman engellerini sadece serbest zaman egzersiz düzeyi etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: LGBTİ bireyler, serbest zaman motivasyonu, serbest zaman engelleri
Sporcularda iskemik önkoşullama uygulamasının sprint triatlon performansına ve duyusal parametrelere etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sporcu bireylerde akut ve kronik iskemik önkoşullama (İÖK) uygulamasının triatlon performansı, fizyolojik ve duyusal parametreler üzerine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya, en az 3 yıldır triatlon sporu yapan toplam 27 lisanslı sporcu katıldı. Sporculardan dinlenim durumunda, nabız, kan basıncı, dokunma, basınca bağlı ağrı, koku eşiği testleri ve beden kompozisyonları alındıktan sonra triatlon performansları elde edildi. Sporculara, daha sonra ikişer hafta arayla sham ve İÖK protokolü uygulandı; 2 ay sonra ise, triatlon performansları arasında 2 hafta olacak şekilde kronik sham ve kronik İÖK protokolleri uygulandı. Testler, akut ve kronik sham ve İÖK uygulaması sonrasında tekrar edildi. İÖK uygulaması, sfigmomanometre kullanılarak bilateral uyluk bölgesine, 4 kez; 220 mmHg basınçla 5 dk iskemi ve 0 mmHg basınçta 5 dk reperfüzyon döngüsü şeklinde uygulandı. Sham uygulamasında aynı döngü 0 mmHg olarak uygulandı. Çalışmada elde edilen sonuçlar ortalama ± SS olarak sunuldu. Ölçümler arası karşılaştırmada eşleştirilmiş t testi kullanıldı. Bulgular: Sporcuların akut ve kronik sham ve İÖK sonrası toplam triatlon süresinin kısaldığı, akut İÖK sonrası nabız ve kan basıncı değerlerinin ve koku indeksinin düştüğü, kronik İÖK sonrası basınca bağlı ağrı eşiğinin yükseldiği saptandı. Sonuç: Bu çalışmada, akut ve kronik İÖK uygulamasının, sporcularda triatlon performansı, nabız, kan basıncı ve duyusal parametreler üzerine etkili olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: uzak iskemik önkoşullama, egzersiz, ağrı eşiği, koku indeksi, sporcu
Masabaşı çalışanların serbest zaman egzersiz katılımı, depresyon ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı masabaşı çalışanların serbest zaman egzersiz katılımı, depresyon ve yaşam doyumlarının incelenmesidir. Yöntem: Burdur devlet hastanesi, PTT ve bankalarda masa başı çalışan, tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 150 şer kişi, toplam 450 kişi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan katılımcıların yaş ortalamaları 38,25 + 6,30 olarak belirlenmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan katılımcıların %50'9'u kadın (N: 229) ve %49,1'i Erkek (N:221) katılımcılardan oluşmaktadır. Araştırmadaki veriler; "Serbest Zaman Fiziksel Aktivite Anketi (SZEA)", "Beck Depresyon Ölçeği", "Yaşam Doyum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişiler Bilgiler Formu" ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonucu verilerin normallik varsayımlarını sağlamadığı gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda araştırma verilerinin analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırmaya konu olan değişkenler arası ilişkilerin incelenmesi için ise shapiro wilks testi kullanılmıştır. Araştırma verilerin analizinde SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulguları %95 güven aralığında yorumlanmıştır. Bulgular: Araştırma bulguları incelendiğinde PTT kurumunda masabaşı çalışan bireylerin serbestzaman egzersiz katılım düzeylerininin bankalarda ve devlet hastanelerinde çalışan bireylere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Evli bireylerin yaşam doyum düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca masa başı çalışanlarında serbest zaman egzersiz katılımı ve yaşam doyumu düzeylerininin depresyonla negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak PTT kurumunda masabaşı çalışan bireylerin serbest zaman egzersiz katılım düzeylerininin bankalarda ve devlet hastanelerinde çalışan bireylere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca masabaşı çalışanlarında serbest zaman egzersiz katılımı ve yaşam doyumu düzeylerininin depresyona karşı koruyucu bir etken olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman egzersiz katılımı, depresyon, yaşam doyumu
Futbola katılımın genu varum üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı 10-18 yaşları arasındaki futbolcuların genu varum düzeylerini belirlemek ve aynı yaş gruplarındaki sedanterler ile kıyaslamasını yapmaktır. Bununla birlikte yaşa bağlı olarak genu varum gelişimini değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmaya katılan 453 gönüllünün yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut yağ oranı, vücut kitle endeksi, interkondiler mesafe (IC), sağ diz Q açısı (SAQ) ve sol diz Q (SOQ) açı değerleri ölçülmüştür. IC değeri ölçümü için kaliper (0.01mm) ve Q açı ölçümü için fotoğraflama tekniği kullanılarak ölçümler alınmıştır. Futbolcu ve sedanterler 10-12, 13-15 ve 16-18 yaş gruplarına ayrılarak gruplar arası ve grup içi kıyaslamalar yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı değerlendirmek için; Mann-Whitney U testi, ikiden fazla grubun karşılaştırıldığı durumlarda Kruskal Wallis testi, veriler arasındaki korelasyonu incelemek için Spearman Korelasyon testi ve gözlemciler arası uyumu tespit etmek için Cohen's Kappa testi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 24 paket programı kullanılarak hesaplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan futbolcuların her yaş grubu için IC, SAQ ve SOQ değerleri sedanterlerden yüksek olarak tespit edilmiştir. Bununla birlikte özellikle futbolcularda yaşa bağlı olarak IC değerlerinin anlamlı ve dikkati çeker düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Tüm gönüllülerin ortalama değerleri futbolcu ve sedanterler için karşılaştırıldığında sırasıyla; IC değeri 19.70 ± 18.01 mm'ye karşın 3.12 ± 7.10 mm, SAQ değeri 13.60 ± 2.68°'ye karşın 11.01 ± 2.00° ve SOQ değeri 13.37 ± 2.26°'ye karşın 10.82 ± 1.96° olarak ölçülmüştür. Sonuç: Araştırma sonucunda futbola katılımın Q açı değerlerini ve IC değerini anlamlı düzeyde arttırdığı tespit edilmiştir. Her yaş grubu için futbolcuların genu varum değerleri sedanterlerden yüksek bulunmuştur. Ayrıca IC değerlerinin özellikle futbola katılım ile birlikte yaşa bağlı olarak arttığı görülmüştür.
Profesyonel futbolcuların yeni tip korona virüse yakalanma kaygıları ve zihinsel antrenman düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, profesyonel futbolcuların yeni tip korona virüse (Covid-19) yakalanma kaygıları ve Zihinsel antrenman düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu Fransa'da profesyonel seviyede futbolculuk yapan 40 erkek sporcudan oluşmaktadır. İlhan, (2018) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri (SZAE) ve Demir vb., (2020) tarafından geliştirilen Sporcuların Yeni Tip Korona Virüse Yakalanma Kaygı Ölçekleri (SYTKYKÖ), Fransızcaya uyarlanarak kullanılmıştır. Toplanan sonuçlar İBM SPSS 22 paket programı yardımıyla analize edilmiştir. Analiz sürecinde tanımlayıcı istatistiklerden, t testinden, korelasyon ve regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen araştırma bulguları, SZAE skorları ile SYTKYKÖ skorları arasından anlamlı bir ilişki olmadığı fakat daha önce Covid-19'a yakalanan futbolcuların SZAE (p=0.001<0.05) skorları ve SYTKYKÖ skorları (p=0.001<0.05) arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Alt boyutlar bazında incelendiğinde, SYTKYKÖ için Bireysel Kaygı Düzeyi ve Sosyalleşme Kaygısı alt boyutundan aldıkları puanlar karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p=0.007<0.05). SZAE için, zihinsel temel beceriler (p=0.019<0.05), zihinsel performans becerileri (p=0.003<0.05) ve kişilerarası beceriler (p=0.020<0.05), alt boyutları için anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak profesyonel futbolcuların Covid'19'a yakalanmış olmaları korona virüse yakalanma kaygıları ve zihinsel antrenman düzeylerini etkilediği belirlenmiştir.
Beden eğitimi ve spor öğretmeni olan ve olmayan okullarda, öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeyleri arasındaki farkların incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmeni (BEÖ) olan ve olmayan okullarda öğrenim gören öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeyleri arasındaki farkları incelemektir. Araştırma; Konya İli, Çumra, Karapınar ve Karatay İlçelerinde örgün eğitim sürdüren 172 (yaş ortalaması: 10,34 ± 0,47 yıl) öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrenciler okul dışı etkinliklerde aktif olmayanlar arasından seçilmiş ve BEÖ olup olmama durumuna göre iki gruba ayrılmıştır. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Kowalski (2004) tarafından geliştirilen Sert ve Temel (2014) tarafından Türkçeye uyarlanan "Fiziksel Aktivite Soru Formu" kullanılmıştır. Öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerini ölçmek için ise şınav, otur-uzan, flamingo, Nelson el reaksiyon, dikey sıçrama, 30 m sürat, T çeviklik ve bükülü kol asılı kalma testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Normallik dağılımı analizi ile tüm verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş ve testlerin karşılaştırılmasında Independent Samples T Test analizi kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı ise Skewness-Kurtosis yöntemi ile tespit edilmiştir. Elde edilen anlamlı farklılıkların etki büyüklüklerini tespit etmek için ise Cohen'in d formülü kullanılmıştır. Bu hesaplamayı gerçekleştirmek için G*Power 3.1.9.7 programından faydalanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre BEÖ olan okulun öğrencilerinin lehine şınav (8.75 ± 7.11;5.09 ± 5.66), Nelson el reaksiyon (21.80 ± 6.71; 26.69 ± 8.83), dikey sıçrama (22.87 ± 5.39; 20.12 ± 4.01), 30 m sürat (6.91 ± 0.61; 7.51 ± 0.93), T çeviklik (14.59 ± 2.19; 15.82 ± 1.92) ve bükülü kol asılı kalma (19.54 ± 17.58; 14.37 ± 15.80) testlerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca BEÖ'nün cinsiyetler arasında eşit etkiye sahip olduğu ve cinsiyetler arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığa etki etmediği tespit edilerek araştırmanın yapı geçerliliği saptanmıştır. Sonuç olarak, BEÖ'nün öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeylerinde etkili olduğu saptanmaktadır. İlköğretim okullarının tüm kademelerinde BEÖ'nün görev yapması gerektiği düşünülmektedir.
13-15 yaş futbol okuluna devam eden çocuklarda görsel reaksiyon zamanı antrenmanlarının teknik beceri ve çeviklik üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı; futbol okuluna devam eden çocuklara uygulanan görsel reaksiyon zamanı antrenmanlarının, teknik, beceri ve çeviklik üzerine etkisini araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Araştırma grubunu İstanbul ilinde Sarıyer (20 araştırma) ve Kâğıthane (20 Kontrol) Fenerbahçe futbol okuluna hafta sonları giden ve en az 3 yıl futbol oynayan 40 erkek (13-15 yaş) çocuk oluşturmuştur. Araştırmada yer alan iki grubun başlangıçta ve bitiminde testler (antropometrik ölçümleri, pas verme testi, top sürme testi ve çeviklik testi (pro-agility) uygulanmıştır. Araştırma grubu 8 hafta boyunca, haftada 2 gün görsel reaksiyon zamanının geliştirmeye yönelik olarak tasarlanmış lazer led ışıklı cihazla (smartgoals) 30 dk süren pas ve dripling antrenmanları yapmışlardır. Kontrol grubu ise geleneksel futbol okulu antrenman programlarını sürdürmüşlerdir. Grupların ortalamalarını ve standart sapmalarını belirlemek için tanımlayıcı istatistik kullanılmıştır. Araştırma ve kontrol grupları arasında farklılık olup olmadığına bakmak için de Bağımsız Örneklem T-testi, ön ve son test sonuçlarının karşılaştırılmasında eş örneklem T testi kullanılmıştır.(SPSS 20; (p<0,05). Bulgular: Çalışma sonuçlarına göre görsel reaksiyon zamanı antrenmanları sonucunda çeviklik ve teknik beceri (pas ve top sürme) parametrelerinde olumlu düzeyde farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Araştırma grubunun çeviklik testi, pas testi isabetlilik oranında ve top sürme testleri arasındaki farka bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak araştırmada elde edilen bulgular, Smartgoal ışıklı cihaz ile yapılan görsel reaksiyon zamanı antrenmanlarının çeviklik ve teknik beceri (pas ve top sürme) parametrelerine etkisini anlamlı düzeyde etkilediğini söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Görsel reaksiyon, teknik, beceri ve çeviklik