Alanya Alaaddin Keykubat University
Anabilim Dalı

İktisat Anabilim Dalı

Alanya Alaaddin Keykubat University

3.925

Arşivlenen Tez

5

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Shrinkflasyonun tüketici kararları üzerindeki etkisinin davranışsal iktisat çerçevesinde incelenmesi: Tekirdağ ilinde bir uygulama

Ekonomik krizlerin etkisi ile firmalar kârlarını maksimize etmek için ürünlerinde çeşitli uygulamalara başvurmaktadır. Bu uygulamalardan biri ürünlerin boyutunu, gramajını ve/veya miktarını azaltarak fiyatı sabit tutmak veya arttırmaktır. Literatürde Shrinkflasyon olarak adlandırılan bu düzenlemelerden habersiz olan tüketiciler, ürünün fiyatında bir artış fark etmeyerek ürünü satın alma eğiliminde olabilmektedir. Shrinkflasyondan etkilenen ürünler arasında özellikle temel gıda, temizlik, kişisel bakım ve atıştırmalık ürünler göze çarpmaktadır. Çalışmanın amacı; shrinkflasyon olgusunun tüketiciler üzerindeki etkisinin davranışsal iktisat bağlamında incelenmesidir. Çalışmada tüketicilerin enflasyon türlerinden kabul edilen shrinkflasyonu fark edip etmedikleri ve bu durum karşısında satın alma davranışlarının etkilenip etkilenmediği araştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Tekirdağ il sınırları içinde yaşayan tüketiciler oluşturmaktadır ve nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme ile geniş kapsamlı veriler elde edilmiştir. Verilerin analizinde "MAXQDA Analytics Pro 2024" programı ile görüşmeler konularına göre kodlara ayrıştırılarak alt kodların istatistiği, kod ilişkileri tarayıcısı ve hiyerarşik kod-alt kod modeli kullanılarak görselleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre tüketiciler, shrinkflasyon konusu hakkında bir bilgiye sahip olmamakla birlikte, ürünlerin boyutunun veya gramajının küçüldüğünü çoğunlukla fark ettiklerini belirtmişlerdir. Tüketicilerin shrinkflasyon algıladıkları ürünlerde karşılaştırmalı fiyat analizi yapma eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Ancak marka sadakati, aşina olma ve güven gibi duygularla shrinkflasyon uygulansa dahi, sürekli kullandıkları üründen vazgeçme eğilimi içinde olmadıkları bulgusu elde edilmiştir. Öte yandan tüketiciler shrinkflasyonu etik bulmadıkları halde şikâyette bulunmayacaklarını belirtmişlerdir. Bu durum ise tüketici tepkilerinin pasif ve sınırlı olduğunu, shrinkflasyona rağmen çoğunlukla alışverişlerini sürdürme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Davranışsal iktisat, bireylerin ekonomik kararlarında her zaman rasyonel olamadıklarını, tam bilgiye dayandırmadan duygusal etkenler, önyargılar ve sınırlı bilgi ile tercihlerinin şekillendiğini varsaymaktadır. Tüketicilerin shrinkflasyonu fark etme durumunda verdikleri kararlar ve tepkiler, davranışsal iktisat literatüründe belirtilen psikolojik ve duygusal faktörlerin ekonomik kararlar üzerindeki etkisi ile örtüşmektedir. Elde edilen bulgular AIDA, Howard-Sheth, Engel- Blackwell- Miniard ve Henry Assael Modeli gibi tüketici satın alma davranış modelleri ile uyumlu sonuçlar göstermektedir. Çalışma, shrinkflasyon kavramına ve uygulamalarına ilişkin dinamikleri farklı açılardan resmetme olanağı tanıyarak, mevcut literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca çalışma; tüketicilerin shrinkflasyona yönelik tepkilerini ve davranışlarını belirlemek ve anlamak açısından önemli bir perspektif sunmaktadır.

Hilal Taş
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kalkınma kapsamında mavi ekonomi yaklaşımı: Türkiye analizi

Sürdürülebilir kalkınma temeline dayanan Mavi Ekonomi kavramı, üretimde deniz temelli sürdürülebilirliği amaçlamaktadır. Mavi ekonomi yaklaşımı; çevreye duyarlı ve ekosisteme zarar vermeksizin deniz temelli ekonomik büyümenin sağlanması amacı ile su ürünleri yetiştiriciliği, deniz turizmi, gemi yapımı, deniz yolu taşımacılığı, deniz enerjisi vb. faaliyetleri kapsamaktadır. Birleşmiş Milletler'in mavi ekonomiyi sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamına dahil etmesi ile su kaynaklarının önemi daha görünür hale gelmiştir Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili konumu nedeni ile bir yarımada ülkesidir. Çalışma Türkiye'de mavi ekonomi kapsamında yer alan faaliyetlerin sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyüme açısından incelenmesine odaklanmıştır. Çalışmada; Türkiye'de su ürünleri ihracatı ve ithalatının ekonomik büyümeye olan etkileri araştırılmıştır. Veri seti 2000-2020 dönemini kapsamaktadır. Araştırmada değişkenlerin kısa ve uzun vadeli ilişkilerini tespit etmek için ARDL modeli ve sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Bu modelin kullanılmasındaki amaç kısa ve uzun dönemli parametrelerin birlikte tahmin edilebilmesi ve durağan olmayan serilerden kaynaklanan problemleri ortadan kaldırmasıdır. Çalışmanın ampirik bulguları, Türkiye'de hem kısa hem de uzun vadede ekonomik büyüme, su ürünleri ihracatı ve ithalatı arasında anlamlı bir ilişki olduğunu doğrulamaktadır. Su ürünleri ithalatı ekonomik büyümeyi pozitif olarak etkilerken, su ürünleri ihracatı ekonomik büyümeyi negatif yönde etkilemektedir. Mavi ekonomi odaklı sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için su ürünleri ihracatındaki planlı artışların devam ettirilmesi, balıkçılıkta aşırı avlanmayı önleyici politikalar ve su ürünleri ithalatının kısılması sonucu sürdürülebilir balıkçılığın geliştirilmesi ile ekonomik büyümenin sağlanabileceği çalışmanın önerisi olarak sunulmaktadır.

Burak Caner Sevimli
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal iktisat bağlamında toplumsal cinsiyet algısının incelenmesi: Trakya Üniversitesi örneği

Davranışsal iktisat bireylerin ekonomik kararlarında her zaman rasyonel tutumlar sergilemediğini, önyargılar, çevresel ve duygusal faktörlere bağlı olarak karar verebileceğini varsaymaktadır. Davranışlara etki ederek kararların şekillenmesine neden olan unsurlardan biri de toplumsal cinsiyet kavramıdır. Toplumsal cinsiyet algısı toplumun bireylere atfetmiş olduğu rolleri ve beklentileri ifade etmektedir. Çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının davranışsal iktisat bağlamında incelenmesidir. Çalışmada; öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerinin davranışlarına etkisine ve toplumsal cinsiyet algılarının ne yönde şekillendiğine odaklanılmıştır. Çalışmanın evreni Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerdir. Araştırmanın örneklemini ise 5 farklı fakülteden toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler Maxqda Pro 24 Nitel veri Analiz Programı ile analiz edilerek görselleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre öğrenciler toplumsal cinsiyet eşitliğini; eşit hak ve fırsatlara sahip olma şeklinde tanımlayarak, toplumda gerekli bir unsur olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmada; cinsiyete bağlı rol ve mesleklerde en fazla eşitsizliğin fiziksel farklılıklara dayalı mesleklerde var olduğu, toplumsal rol ve normların geçerliliğini koruduğu bulguları tespit edilmiştir. Ayrıca; toplumsal cinsiyet algısı ve cinsiyete bağlı ekonomik eşitsizlik olduğu görüşü kadın ve erkek öğrenciler açısından farklılaştığı verisi elde edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin toplumsal roller ve normlar doğrultusunda verdikleri kararlar davranışsal iktisatta yer alan bilişsel önyargıların ekonomik kararlara olan etkisiyle uyum göstermektedir. Çalışma toplumsal cinsiyet ve davranışsal iktisat ilişkisinin üniversite öğrencilerinde yarattığı izlenimi ve onların ekonomik kararlarında ve tepkilerinde etkili olan toplumsal cinsiyet algılarını anlamak açısından bir bakış açısı sunarak literatüre katkı sağlamaktadır.

Tuba Adıgüzel
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avusturya İktisat Okulu çerçevesinde girişimci ve piyasa ilişkisi

Bu çalışma, Avusturya İktisat Okulu'nun (AİO) tarihini, temsilcilerini ve temel kavramlarını ele alarak, özellikle Ludwig Mises'in Praksiyoloji kavramı üzerinden okulun benzersizliğine vurgu yapmaktadır. AİO'nun günümüzdeki etkisi, öne çıkan temsilcileri ve okulun literatüre kattığı önemli kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, Jeffrey Herbener'ın tanımladığı girişimci olarak nitelendirdiği tüketicilerin piyasada gösterdiği tepkisellikleri 22.04.2022-22.08.2023 tarihleri arasında önerilen yeni bir model ile karşılaştırmalı olarak test etmektir. Bu test, zincir marketlerin raf ve E-Ticaret fiyatları üzerinden gerçekleştirilecek, Casual Genetic yöntemi kullanılarak modelin işlevselliği değerlendirilecektir. Çalışmanın iki bölümünde, AİO'nun tarihsel kökenleri, temsilcileri, literatüre kattığı kavramlar ve Neoklasik Okul ile farkları detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Son bölümde ise önerilen modelin temelini oluşturan piyasa, devlet, bilgi ve girişimci faktörlerine odaklanılarak modelin değişkenleri detaylandırılacak, testi gerçekleştirilecektir.

Ertuğrul Türksever
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkınma planlarının sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği politikaları açısından değerlendirilmesi

Yirmibirinci yüzyılda ülkelerin ekonomik büyümesi, nüfus artışı ve kentleşmesi sonucu enerji talebi de artmıştır. Enerji talebinin büyük ölçüde fosil yakıtlarla karşılanması dünyaya zarar vermekte ve çevre kirliliğine neden olmaktadır. Çevresel sürdürülebilirlik konusu küresel düzeyde iklim değişikliği, ekonomik büyüme ve kalkınma gibi birçok durumu etkilemektedir. Gelecek nesillerin yaşam kalitelerinin devamlılığı için çevresel duyarlılık ülkesel ve küresel boyutta önceliklendirilmektedir. Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği ile ilgili politikalar gerek ulusal gerekse uluslararası yaklaşımların etkisi ile Birleşmiş̧ Milletler hedefleri çerçevesinde şekillenmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de sürdürebilir kalkınma konusunun bir devlet politikası olarak kalkınma planlarında nasıl dahil edildiğine ve ne düzeyde çözüm önerileri oluşturulduğuna odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de 2001 yılı ve sonrasında hazırlanan ve uygulanan beş yıllık kalkınma planlarında; sürdürülebilirlik, çevre ve iklim değişikliğine dair politikalara ne ölçüde yer verildiğinin tespit edilmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ile Kalkınma Planları incelenmiştir. Analiz bulgularına göre; iklim değişikliği politikalarının uygulanmaya başlandığı 8. Beş Yıllık Kalkınma planından itibaren çevre koruma ve sürdürülebilirlik konuları her planda artarak ele alınmış özellikle halen geçerli olan 12. Plandaki detaylı hedef olarak yer verilmiştir. Dünyanın en büyük problemi olmasının da etkisi ile iklim değişikliği sorunsalına kalkınma planlarında yer verilmesi anlamlı olmakla birlikte Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma henüz tam olarak sağlanamamıştır ve çevresel sorunlar devam etmektedir. Kalkınma Planlarında yer alan politikaların kararlı ve etkin biçimde uygulanması ile sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği odaklı hedeflenen sonuçlara ulaşabilmenin mümkün olacağı çalışma önerisi olarak sunulmaktadır. Aksi takdirde her planda çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğine ilişkin hedefler sadece hedef olarak kalmaya devam edecek, gerçeklerle örtüşmeyecektir. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Kalkınma Planları, Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği, Çevre, Türkiye

Ekonomik büyümePlanlı kalkınmaSürdürülebilir kalkınma+4
Elif Köksoy
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2001 krizi sonrasından günümüze Türkiye ekonomisinin makroekonomik performansı

Bu çalışmada ilk olarak Türkiye ekonomisini 2001 Krizine götüren süreç ve ardından 2001 krizi sonrasında Türkiye ekonomisinin makroekonomik performansı ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye ekonomisine ilişkin enflasyon, işsizlik, büyüme, yabancı sermeye hareketleri, cari işlemler dengesi gibi temel makroekonomik göstergeler çerçevesinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Çalışmada, 1989 yılında sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ile başlayan süreç ve sonrasında uygulanan politikalar günümüzde Türkiye ekonomisinin büyüme dinamiğinin, ödemeler dengesi gelişmelerinin, mal ve hizmet fiyat hareketlerinin ve bunun yanında istihdam yapısının da yabancı sermaye girişlerine bağımlı hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır.

Minel Korur
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Enerji tüketimi ile seçili makroekonomik göstergelerin analizi: Türkiye örneği

Enerji, ülke ekonomilerinin sürdürebilirliği için temel taşıyıcılardandır. Dünyada enerji tüketimi nüfuz artımı, ülkelerin gelişimi ve diğer faktörlerden dolayı giderek artmaktadır. Artan tüketimin karşılanması için ülkeler gerekli enerji yatırımlarına önem vermelidir. Bu tezde dünyanın genel enerji sistemi, enerji politikaları ve enerji yatırımları gözden geçirilerek ekonomik büyümeği etkileyen diğer makroekonomik faktörlerle olan ilişkileri üzerine yapılan çalışmaları incelemek, bunun yanı sıra ülkemiz için bu tür bir çalışmanın uyumlu olup olmadığını test etmek amaçlanmıştır. Tezde ülkemizin enerji tüketimi, enflasyon (TÜFE) ve ekonomik büyüme göstergesi olan GSYİH gibi makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin analizi yapılmaktadır.

Enerji tüketimi
Aygun Muradova
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınır ötesi ekonomik hareketlilik: Edirne'de Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin etkilerine yönelik bir araştırma

Sınır ötesi hareketlilik; komşu sınır kentleri arasında uluslararası sosyoekonomik işbirlikleri olarak bölgesel kalkınmayı destekleyen süreçlerdir. Yabancı ziyaretçiler sınır kentlerine özellikle "alışveriş turizmi" ile direkt etki ederek, çeşitli sektörlere talep oluşturmakta, yerel ve ulusal ekonomiyi canlandırmaktadır. Sınır ötesi hareketlilik ile ülkeler arasındaki ilişkilerin derinliğine bağlı olarak kalkınma odaklı katkılar yaşanmaktadır. Edirne, Türkiye'nin en çok yabancı ziyaretçi alan üçüncü kenti konumundadır. Özellikle Yunanistan ve Bulgaristan sınır kapıları ile Avrupa'ya açılan konumda olması, Türkiye'de döviz kurlarında yaşanan gelişmeler sonrası yabancılar için daha ekonomik duruma gelmesi bunlara ilaveten tarihsel ve kültürel zenginliği ile Edirne; Yunan ve Bulgar ziyaretçiler için cazibe merkezi konumuna dönüşmüştür. Çalışmanın başat amacı; Türkiye'nin Avrupa'ya açılan iki stratejik kapısına ev sahipliği yapan Edirne'de yaşanan sınır ötesi hareketliliğin ekonomik büyüme ve kalkınma stratejisi açısından incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışmada Yunan ve Bulgar ziyaretçiler odaklı Edirne'de yaşanan sınır ötesi hareketliliğin ekonomik etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2005-2022 dönemi yıllık verileri kullanılarak ARDL sınır testi yaklaşımı ile nedensellik testleri uygulanmıştır. Edirne'nin kişi başı gayrisafi yurt içi hasılası ile Yunan ve Bulgar ziyaretçi sayıları, turizm belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancı sayıları ve belediye belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancı sayıları değişkenlerinin uzun ve kısa dönemli ilişkileri test edilmiştir. Analiz bulguları; Edirne'ye giriş yapan Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin ve turizm belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancıların kısa ve uzun dönemde Edirne ekonomisine pozitif yönlü etki ettiğini göstermektedir. Çalışma sonucunda sınır ötesi hareketliliğin Edirne açısından olumlu ekonomik etkileşimler yarattığını ve buna bağlı olarak kalkınma odaklı katkılar sağlayabileceğini belirtmek mümkündür.

Makroekonomi
Dilaver Göktuğ Güçyener
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevresel Kuznets Eğrisi eğrisi hipotezinin geçerliliği: Seçilmiş OECD ülkeleri için panel veri analizi

Sanayileşme, nüfus artışı ve beraberinde kentleşme ile birlikte çevre kirliliğinin artması ve kıt kaynakların etkin bir şekilde kullanılması günümüzde dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmayı negatif etkileyen çevre kirliliği ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olup olmadığının test edilmesi için seçilmiş ülkeler ile panel veri analizi uygulanmıştır. Çalışmada seçilmiş 10 OECD ülkesine ait Dünya Bankasından (WDI) elde edilen veriler ile 1990-2023 dönemi için Stata 14 programı kullanılarak Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerliliği incelenmektedir. Analiz sonucunda seçilen OECD ülkelerinde Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle GSYİH'teki artış CO2 emisyonunu belirli bir miktara kadar artırıp yaklaşık 10 trilyon $ seviyesinden sonra azaltmaya başladığı tespit edilmiştir. Bu çalışma; çevre kirliliğinin gerçek boyutunu görebilmemiz ve bireysel farkındalığımızın artması için farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Ayrıca iktisadi gelişim ne kadar önemli bir konu olsa da bunun çevreye minimum zarar verilerek yapılabilmesi için etkili çevre politikalarının geliştirilip, teknolojik yeniliklerin gerekliliğinden bahsedilerek, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakabilmek anıda literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Kirliliği, Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezi, Ekonomik Büyüme, Panel Veri Analizi, OECD Ülkeler

Neslihan Büber
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hanehalkının zorunlu eğitim harcamaları üzerine bir inceleme: Tekirdağ örneği

Kalkınmayı etkileyen faktörler ekonomik ve ekonomik olmayan olarak iki genel kategoride ele alınır. Ekonomik olmayan faktörler içinde insangücü özel bir önem taşır. İnsangücüne nitelik kazandırılması ise eğitim yoluyla olur. Eğitimin bireysel ve toplumsal, psikolojik ve sosyolojik vb pekçok fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlardan biri de yatırım özelliğidir. Kişinin mevcut kaynaklarının bir kısmını yakın veya uzak gelecek zaman döneminde fayda görmek ümidiyle bu amaca yönelik kullanması eğitimin yatırım özelliğidir. Sosyal sınıf atlama, ekonomik kazanç elde etme, sosyal saygınlık kazanma veya kişisel gelişim vb amaçlar bu fayda görme beklentilerinden bazılarıdır. Ancak insanların bir kısmı eğitime bir yatırım fırsatı olarak bakarken diğerleri tüketim olarak görebilmektedir. İnsanların eğitime bu yatırım veya tüketim bakış açıları onların davranışlarını etkiliyor olabilir. Kişilerin eğitime bakış açılarını ve harcamalarını etkileyen bireysel faktörlerin saptanması kalkınmayı yönetebilmek bakımından önemlidir. Bu çalışmanın genel amacı; Öğrenci velilerinin eğitim harcamalarına yönelik tutum ve davranışlarını etkileyen faktörlerin saptanmasıdır. Bu doğrultuda, kişilerin eğitim harcamaları tutumunu belirlemek amacıyla 4'lü derecelemeli Likert tarzı 19 maddeden oluşan ölçek, önermeleri oluşturmakla başlayıp istatistiksel analizlerle geçerlik-güvenirlik işlemleriyle 1) yatırım 2) tüketim 3) kazanç boyutlarından oluşan son haline getirilmiştir. Araştırmacı tarafından alan yazın taranarak nicel analizler için geliştirilen kişisel bilgi formu, ebeveynlerin demografik özelliklerini, sosyo-ekonomik özelliklerini ve eğitim harcama davranışlarını belirlemeye yönelik üç bölümden, toplam 17 sorudan oluşmaktadır. Çalışma, toplam 771 katılımcı ile yürütülmüştür. Tutum ölçekten elde edilen eğitim harcamaları tutumunun anketten elde edilen demografik özelliklere, sosyo-ekonomik özelliklere ve eğitim harcamaları davranışına göre farklılaşması incelenmiş ve etkili olduğu görülmüştür.

Serhat Ocak
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünya ekonomisini etkileyen blockchain ve kripto paralar

Kripto paraların ve blockchain teknolojisinin küresel finans sistemine etkisi, son yıllarda giderek artan bir ilgiyle ele alınmaktadır. 2008 küresel finansal krizinin ardından güven temelli geleneksel finans yapılarının sorgulanmasıyla birlikte, merkeziyetsiz dijital varlık arayışları ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda 2009 yılında Satoshi Nakamoto tarafından yayımlanan teknik dokümanla birlikte, eşler arası ödeme sistemi ve onun temelini oluşturan blockchain teknolojisi hayatımıza girmiştir. Çalışmada, paranın tarihsel gelişimi ve işlevleri temel alınarak kripto para, dijital para ve sanal para kavramları arasındaki farklar açıklanmış; bu kavramların dünya ekonomisindeki dönüşüm sürecine katkıları analiz edilmiştir. Tez çalışmasının amacı, blockchain teknolojisi ve kripto paraların ekonomik sistemler üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir şekilde incelemek; finansal piyasalarda, özellikle bankacılık sektöründe bu teknolojilerin nasıl bir dönüşüm yarattığının ortaya koymaktır. Blockchain 'in sunduğu şeffaflık, güvenlik, işlem hızı ve düşük maliyet gibi özelliklerin geleneksel finansal süreçleri nasıl yeniden şekillendirdiği değerlendirilmiştir. Türkiye'de blockchain ve dijital para uygulamaları, küresel gelişmelerle karşılaştırmalı olarak ele alınmış; düzenleyici çerçeveler ve kurumsal yaklaşımlar karşılaştırılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında, kripto para piyasasının 2014-2025 yılları arasındaki gelişim süreci özellikle Bitcoin örneği üzerinden analiz edilmiş, kripto paraların makro ekonomik büyüklüğü ve piyasa dinamikleri ortaya konulmuştur. Ayrıca El Salvador, ABD, Almanya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin kripto paralara yönelik regülasyon yaklaşımları karşılaştırılmış; Türkiye'deki kripto para ekosisteminin mevcut durumu ve karşılaştığı sorunlar değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, kripto paraların ekonomik yapı üzerindeki potansiyel II etkileri davranışsal, teknolojik ve yapısal boyutlarıyla ele alınarak mevcut literatüre katkı sağlamıştır. Bu çalışma, dijital dönüşüm sürecinde finansal sistemin aldığı yeni şekli anlamlandırmak ve Blockchain teknolojisinin sunduğu imkânları değerlendirmek açısından önemli bir kaynak sunmaktadır. Aynı zamanda kripto paralara yönelik regülasyon ihtiyacını ve tüketici davranışlarının bu süreçteki rolünü vurgulayarak, gelecekteki politikalar ve stratejiler için de yol gösterici niteliktedir.

Hilal Sevimli Çalı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Para politikalarının seçili makroekonomik göstergelere etkileri: 2000 yılı sonrası Türkiye örneği

Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının seçili makroekonomik göstergeler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye ekonomisi, 2000 yılı öncesinde yaşadığı krizlerin ardından, köklü reformlar ve değişiklikler ile makroekonomik istikrarı sağlama yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) uyguladığı para politikalarının enflasyon, faiz oranları, büyüme oranları, döviz kurları ve işsizlik oranları gibi temel makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin 2000 sonrası dönemdeki para politikası stratejileri, özellikle enflasyon hedeflemesi rejimi, kur politikaları ve faiz oranı düzenlemeleri üzerinden ele alınmıştır. Para arzı, faiz oranları ve döviz kuru politikalarının, makroekonomik göstergelerde nasıl değişikliklere yol açtığı, ekonometrik modeller ve veri analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, TCMB'nin uyguladığı sıkı para politikalarının enflasyon oranlarında belirgin bir düşüş sağladığını, ancak yüksek faiz oranlarının ekonomik büyüme üzerinde sınırlayıcı etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca, döviz kuru politikalarının ithalat ve ihracat dengesi üzerindeki etkileri incelenmiş ve döviz kurundaki dalgalanmaların makroekonomik istikrarı tehdit edici boyutlara ulaşabileceği tespit edilmiştir. Çalışma, Türkiye ekonomisinin 2000 sonrası dönemde elde ettiği makroekonomik kazanımların sürdürülebilirliği için para politikalarının dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu araştırma, Türkiye örneği üzerinden, gelişmekte olan ülkelerde para politikalarının makroekonomik dengeler üzerindeki kritik rolünü ortaya koymakta ve bu politikaların uzun vadeli etkileri hakkında önemli çıkarımlar sağlamaktadır.

Selami Ay
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı, belirsizliklerin arttığı ve enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir ortamda, Türkiye'de döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlar üzerindeki dinamik etkilerinin zamanla nasıl değiştiğini belirlemektir. Bu amaçla, 2013:M1-2025:M4 dönemine ait aylık veriler kullanılarak, stokastik oynaklığa sahip zamanla değişen parametreli bir vektör otoregresif (TVP-VAR-SV) model kurulmuştur. Çalışmanın bulguları, döviz kuru geçiş etkisinin (DKGE) zaman içinde sabit olmadığını ve önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Üretici fiyatlarında DKGE katsayısı dönemin başında yaklaşık 0.4 seviyesinde iken dönemin sonunda 0.85 seviyesine yükselmiştir. Tüketici fiyatlarına geçişkenlik ise çok daha büyük bir artış sergilemiş, DKGE katsayısı yaklaşık 0.2'den 0.95 seviyesine yaklaşarak neredeyse beş kat artmış göstermiştir. Özellikle 2022 yılı sonlarından itibaren TÜFE'ye olan geçişkenliğin ÜFE'ye olan geçişkenliği aşması, fiyatlama davranışlarında beklenti kanalının ve dövize endekslemenin güçlendiğini ortaya koyan önemli bir bulgudur. Varyans ayrıştırması sonuçları ise hem ÜFE hem de TÜFE enflasyonundaki dalgalanmaların temel belirleyicisinin zamanla döviz kuru şokları haline geldiğini ve bu şokların son dönemde TÜFE oynaklığının yaklaşık %70'ini açıkladığını teyit etmektedir. Bu bulgular, Türkiye ekonomisinde enflasyon dinamiğinin maliyet itişli bir yapıdan, büyük ölçüde döviz kuruna endeksli ve beklentilerle yönlendirilen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir.

Döviz kuruEnflasyon
Mehmet Türkşad Akın
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İmalat sanayinde ithal girdi bağımlılığı: Türkiye örneği

Çalışmanın amacı; 2003-2015 döneminde Türkiye'de imalat sektöründe faaliyet gösteren firmaların ithal girdi kullanım yoğunluğu ve yıllar içindeki değişimini analiz ederek, firma düzeyinde ithal girdi bağımlılığının belirleyicilerinin tespit edilmesidir. Çalışmanın özgünlüğü, firma düzeyinde Dış Ticaret ile Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri verilerini kullanarak ithal girdi bağımlılığını firma özelinde analiz etmekten gelmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, incelenen literatürde yer alan diğer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Analizlerin sonucunda elde edilen bulguların ışığında; ihracatta meydana gelen yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığında yüzde 0,17'lik bir artışa neden olduğu buna karşın çalışan sayısında ortaya çıkan yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığını yüzde 1,34 azalttığı yine hammadde/girdi miktarındaki yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığını yüzde 1,34 artırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, toplam faktör verimliliğinde yüzde birlik bir artışın ithal girdi bağımlılığında yüzde 2,41'lik bir azalışa neden olduğu istatistiksel olarak tespit edilmiştir. Son olarak kukla değişkenlerimize baktığımızda; kukla değişkenlerimiz 1 değerini aldığında sırasıyla, düşük teknoloji yoğunluğuna sahip olan firmalar ithal girdi bağımlılığını yüzde 7,73, orta düşük teknoloji yoğunluğuna sahip olan firmalar yüzde 9,26 ve orta yüksek teknoloji yoğunluğuna sahip olan firmaların ise ithal girdi bağımlılığında yüzde 6,98'luk bir artışa neden olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Diğer taraftan firmanın yönetiminde yüzde 10 ve fazla yabancı yatırımcının oy hakkı bulunduğu firmaların kukla değişkeni istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur.

İthal girdi bağımlılığı
Adjera Alitoska Kazaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğuna etkisi

Enerji hayatın her alanında olduğu gibi ekonominin de temel faktörlerinden birisidir. Üretilen her mal ve hizmetin temelinde enerji yatmaktadır. Bu nedenle, enerji kullanımı ve yoğunluğu yalnızca makroekonomik göstergeler açısından değil, aynı zamanda mikro düzeyde firmaların üretim yapısı açısından da önem taşımaktadır. Bu çalışma, Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğu üzerindeki etkisini 2003-2015 dönemi için firma düzeyindeki mikro verilerle analiz etmektedir. Çalışma Türk imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaları ele alarak imalat sanayinde enerji yoğunluğu belirleyicilerini tespit edip özellikle doğrudan yabancı yatırımların enerji yoğunluğuna etkisini analiz etmektedir. Sonuçlar, emek verimliliğindeki yüzde birlik bir artışın enerji yoğunluğunu yüzde 1,85, sermaye değişkeninde yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunu yüzde 0,50 ve toplam faktör verimliliği değişkenindeki yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunda yüzde 0,55 oranında bir düşüşe neden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yabancı sermayeye sahip firmaların enerji yoğunluğunu yüzde 0,11 düşürdüğünü ortaya koymaktadır. Çalışmada yabancı yatırımların etkisi, yatırım yapılan firmaların ölçeğine göre incelenmiştir. Yabancı sermayenin yatırım yaptığı firmanın ölçeğine göre etkisini daha net ölçebilmek için modele küçük yabancı, orta yabancı ve büyük yabancı firma kukla değişkenleri eklenmiştir. Elde edilen bulgular, firmanın ölçeği arttıkça enerji yoğunluğunun azaldığını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma, yabancıların bir firmaya yatırım yaptıklarında beraberlerinde enerji yoğunluğunu düşürücü ve verim artırıcı teknolojilerini getirdikleri ortaya koymaktadır. Ayrıca firmanın ölçeği artıkça bu etkinin de artığı tespit edilmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEnerji verimliliği
Davut Kazaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Cross-licensing in a duopoly under network externalities

In this thesis, we deal with the problem of cross-licensing in a duopolistic industry under network externalities. To this aim, we integrate Zhao's (2017) cross-licensing model with network externalities. We show that the difference between the product qualities, the difference between the marginal costs of the duopolistic firms, and also the network intensity influence licensing decisions. In more detail, our findings involve that if the product quality difference of the firms and the network intensity are sufficiently high, then network externality facilitates the licensing decision for both firms; moreover, the increase in the network intensity yields an increase in consumer surplus and social welfare.

Network externalitiesDuopolyCross licensing
Şükran Dinç Kılağuz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Monetary policy effectiveness during pandemics

This thesis uses a calibrated New-Keynesian model to compare different monetary policy rules' effectiveness during in the context of the COVID-19 outbreak. It uses Taylor-type monetary policy rules which differ in degree of monetary policy inertia. It is found that both price stickiness and monetary policy sluggishness increase the loss of the monetary authority. The important point is that their effect is amplified when these two frictions are employed at once. We also find that a very high policy rate inertia in the central bank's policy function leads very significant losses in its loss function even if the central bank has the interest rate smoothing incentive. Hence, we conclude that when the economy experiences sudden turbulences like in the case of the pandemic, it gets even more important to actively respond to economic conditions.

InertiaCOVID 19Price stickiness+3
Gülsüm Asena Çakır
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of financial stress and economic uncertainty on unemployment

This study analyzes the impact of financial stress and economic uncertainty on unemployment in Turkey for the period 2007-2022 with monthly data. Financial stress and economic uncertainty variables are examined through an indicator and two distinct indices. The model is estimated using a structural vector autoregression (SVAR) model. This thesis shows that as the level of financial stress and economic uncertainty increases, the unemployment rate also increases. The evidence in this thesis also demonstrates that the part of economic uncertainty that is not related to financial stress has an increasing effect on unemployment rate, while the part of financial uncertainty that is not related to financial stress has almost no effect on unemployment rate.

UncertaintyEconomic expectationEconomic situation+5
Ayşe Merve Telis
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Social norms and gender equality: Analysing Syrian refugee inflows to Turkey

This study investigates the impact of 3.7 million inflows of Syrian refugees on social norms and the gender roles of native women in Turkey by treating the arrival of Syrian refugees as a quasi-natural experiment. I argue that this mass migration can affect the patriarchal norms in Turkey and gender role attitudes of Turkish women by changing the female employment dynamics and overall cultural diffusion. Using 2008, 2013 and 2018 Turkey Demographic and Health Survey data sets, this study relies on an instrumental variables strategy with a distance-based instrument. Our estimates show that refugee inflows negatively impacted both the labor market outcomes and gender role attitudes of native women. These outcomes support the labor market channel where a decline in financial freedom of women weakens their bargaining power in the household and makes them more submissive to social & gender norms. However, we also find a contradicting result showing a decrease in the tolerance levels of Turkish women for domestic violence which proves that although refugee inflows increased the imposed gender role attitudes, native women exhibits a strong attitude against intimate partner violence.

GenderGender inequalitGender differences+7
Deniz Özgüder
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender wage determinants: Theory and evidence

Over the past century, women's roles in society and their labor market participation have changed significantly. Even though there have been big steps toward equal pay for men and women in the workplace, the gender pay gap still exists in many places. Policymakers in certain states of the U.S. have enacted "gender pay discrimination" bans to combat the pervasive discrimination against women. These bans make it illegal to pay individuals differently based on their gender. The main goal of this thesis is to find out what causes the pay gap between men and women in the U.S. by focusing on how state bans affect the wages of women workers by using administrative data between the years 1997 and 2020. In this regard, based on the Solovian growth model, we first develop a theoretical framework with a steady state solution to investigate the long run determinants of the gender pay gap using an empirical pay gap model. Our theoretical model signifies the importance of the "share difference", defined as the difference between the shares of women and men in the total labor force. At state level, we test the importance of "share difference" in reducing the gender pay gap using state fixed effects and quantile regression techniques. While our findings highlight the significance of labor force participation, the effect is larger at higher quantiles. Regarding the gender pay discrimination bans, we conclude that the passage of a law against gender discrimination decreases the gender gap if the wage gap is narrow. At the household level, using the difference-in-differences (DID) technique and the human capital wage equation, we find that gender pay discrimination bans significantly increase women's wages, especially among the high-paid workers at the top of the wage distribution.

GenderWomen labour forceWomen workers+5
Eda Kahraman Aşırım
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Renewable resources in the electricity markets

Energy production using renewable resources has recently been one of the most important and highly debated topics in the world. Transformation of the global energy sector from fossil based to zero-carbon emissions has also been one of the ongoing world trends. Therefore, analyzing energy production from renewables has gained significant attention. In this paper, we analyze the energy production from renewable resources in electricity markets. Using publicly available Spanish day-ahead electricity market data we analyze the cost stucture and bidding strategy of the electricity producing plants using renewable resources.

ElectricityElectric marketPower plants+5
Ömer Faruk Erdoğan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of the carbon border adjustment mechanism (CBAM) on steel producers' demand for and attitudes toward renewable energy in Türkiye

Undesirable effects of climate crisis become more visible every day, making it necessary to design policies to tackle them. One of the most critical steps to take in the right direction is promotion of switches to renewable energy sources so as to reduce carbon dioxide (CO2) emissions released into the atmosphere by manufacturing plants. The European Union's Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) aims to reduce these carbon emissions by placing a surcharge on imported goods based on their carbon footprint. This thesis investigates possible effects of CBAM on steel producers' demand for, and attitudes toward renewable energy in Turkiye. For this purpose, a survey-based discrete choice experiment (DCE) is conducted to determine Turkish steel producers' marginal willingness to pay (MWTP) for renewable energy under alternative scenarios. Findings from the experiment indicate that the longer the duration of government guarantees to keep renewable energy prices constant, the more attractive the transition to renewable energy is. The survey responses also show that steel producers value renewable energy intrinsically more than its actual price. In addition, steel producers responding to the survey prefer that fixed and specific usage fees be employed during the transition to renewable energy. Based on these findings the thesis discusses the role that the Turkish government could potentially play in facilitating this transition, reducing steel producers' carbon footprint, and promoting renewable energy supply.

Choice modellingLogit modelCarbon border adjustment+3
Aylin İngenç Eker
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Essays on health economics

This thesis consists of three empirical chapters investigating the impact of education policies, stressful life events (SLEs), and pronatalist rhetoric on individuals' health behaviors and fertility preferences. The chapters rely on three distinct data sources: the Turkish Health Survey (THS), the German TwinLife, and the Turkish Demographic and Health Surveys (TDHS). Employing a range of empirical strategies, including fuzzy regression discontinuity design (RDD), conditional (fixed-effects) logistic regression, and Difference-in-Differences (DiD), the thesis provides novel evidence in research areas that have not been previously addressed in the literature. The first chapter investigates the causal impact of Türkiye's 2012 compulsory schooling reform, which extended mandatory education from 8 to 12 years, on smoking behavior. Using nationally representative data from the THS for 2019 and 2022, the chapter exploits the exogenous variation in educational attainment induced by the reform and employs a fuzzy RDD. The second chapter explores the association between SLEs and risky health behaviors, including smoking, excessive alcohol consumption, and drug use, using a twin-based research design. Although some studies emphasize the role of genetic and familial factors in shaping such behaviors, many cross-sectional approaches fail to control for these unobserved confounders. This chapter addresses this limitation by using data from the German TwinLife, which includes monozygotic and dizygotic same-sex twin pairs. The third chapter investigates the causal effect of the Prime Minister's pronatalist rhetoric on fertility preferences in Türkiye. Using data from the TDHS of 2008 and 2013, and cohort-based variation in exposure to the rhetoric as an identification strategy, the chapter employs a DiD approach.

Tuğçe Tatoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

The role of minimum wage and employment subsidies on employment, investment and export decisions of firms: Evidence from Turkey

This thesis investigates how wage policies—both regulatory and incentive-based—shape firm behavior and labor market outcomes in a developing economy context. Using rich administrative microdata from Turkey and leveraging quasi-experimental variation, the study explores the effects of minimum wage hikes and employment subsidies on firm-level employment, capital accumulation, workforce composition, and export behavior. The first chapter analyzes the 2016 minimum wage hike using a bunching estimation framework. The results show that the employment effects are concentrated near the wage threshold, with negative impacts particularly evident among formal, low-skilled, and young workers. These findings underscore the importance of heterogeneity in the wage distribution when evaluating the impact of statutory wage floors. The second chapter explores the impact of a 2016 subsidy reform that extended a 6-percentage-point reduction in employer-side social security contributions to previously ineligible micro firms. Exploiting regional eligibility variation in a difference-in-differences design, the study finds that micro firms responded with significant employment gains, while small firms increased capital investment and capital–labor intensity in the form of tangible assets. However, the policy had no measurable effect on skill upgrading, highlighting its limits in fostering structural labor market transformation. The third chapter evaluates whether the same wage subsidy influenced export behavior. The analysis reveals that the policy significantly improved export performance along the intensive margin, particularly for micro firms. In contrast, the policy had no significant impact on the extensive margin, suggesting it did not induce non-exporting firms to enter foreign markets. Overall, the thesis shows that wage policies can effectively stimulate employment and investment in financially constrained firms, but their impact on structural upgrading and export expansion remains limited without complementary interventions. These findings inform labor market policy design in middle-income economies where informality, inequality, and productivity differentials continue to pose major challenges.

Çağlar Yüncüler
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

Essays on climate change and labour in Türkiye

This thesis investigates the impacts of climate change on the Turkish economy, focusing on sectoral labour reallocation, agricultural productivity, and internal migration. In this context, the theoretical framework, data sources, and empirical analyses presented in three chapters are summarized below. The first empirical chapter analyzes the effects of climate change on the labour market in Türkiye, focusing on inter-sectoral reallocation and occupational skill groups. Based on a comprehensive micro-dataset constructed by merging TurkStat Labour Force Statistics Micro Data covering the period 2008–2021 with temperature and precipitation data from the Turkish State Meteorological Service, the analysis observes that rising temperatures significantly reduce agricultural employment while increasing employment in the services sector. The findings indicate that rising temperatures induce a labour reallocation from agriculture to services, whereas no statistically significant transition to the industrial sector is observed. Furthermore, the effect is found to be asymmetric; specifically, low-skilled and low-educated labour constitute the group most vulnerable to climatic shocks. The second chapter presents a simplified general equilibrium model to reveal the economic mechanisms behind the sectoral shifts observed in the first chapter. This theoretical framework, which centers on agricultural productivity dynamics, is calibrated using sectoral labour and output data for Türkiye covering the period 1998–2022. The model results confirm that climate-induced productivity shocks are a fundamental mechanism determining labour allocation by altering relative sectoral returns. Empirical analyses further support the model's theoretical predictions by confirming the strong negative relationship between heat stress and agricultural productivity. The third empirical chapter examines the impact of drought, the most prominent manifestation of the climate change in Türkiye, on internal migration dynamics. A gravity model is estimated using the Poisson Pseudo Maximum Likelihood (PPML) estimator, utilizing inter-provincial bilateral migration flows covering the 2008–2023 period and the high-resolution Standardized Precipitation-Evapotranspiration Index (SPEI). The analyses reveal that drought acts as a statistically significant driver of migration; this effect accelerates the structural transformation and urbanization process by displacing the population from agricultural peripheries to urban centers. Additionally, it is demonstrated that drought exacerbates migration indirectly with conflict acting as a mediator, alongside its direct impact. In summary, this thesis demonstrates through empirical and theoretical findings that climate change plays a critical role in structural transformation processes in Türkiye, extending from labour markets to internal migration. Finally, by documenting the heterogeneous effects and macroeconomic impacts of climate shocks, the thesis concludes with implications for policy-making and theoretical modeling as indicated by the findings.

Household labour surveyWomen labour forceMicroeconometric analysis+6
Emre Karabulutoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

Evaluation of labor market on regional economic policies on the context of contemporary economic schools

Since the diversion of economics from philosophy, many economic ideas have been put forward. Those who support each other in these thoughts revealed contemporary economics schools. All these schools have made important contributions on the labor market. This study was conducted to evaluate the regional economics of economics schools in the context of the labor markets. In this context, first a detailed literature survey was carried out and previous studies were examined in depth. Then, a conceptual framework was created by using these publications in order to establish the theoretical infrastructure of the research. At the next stage, the views of economics schools in the context of the labor market were discussed within the framework of regional economic policies. At the next chapter an econometric analysis carried out with the datas of 29 OECD countries. In this analysis as variables unemployment, inflation, GDP, population, direct foreign investments and social transfers has been used. In the last part of the research, proposals can be applied by academicians and policy developers who will deal with the subject are depicted.

Regional economyEconomy schoolsEconomic policies+2
Mustafa Latif Emek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Spor endüstrisinde spora katılımın (talebin) temel belirleyicileri: Tekirdağ ili saha araştırması

Bu tez çalışmasının amacı, Tekirdağ'da spor endüstrisinin genç ve yetişkin bireylerde kavramsal yapısının araştırılması, spor yapma taleplerinin bazı değişkenlere bağlı olarak incelenmesidir. Bu amaçla, 2019-2020 yıllarını kapsayan TUİK ve Nüfus Müdürlüğünden alınan veriler doğrultusunda "Spora Katılım Profili Ölçeği" kullanılarak tanımlayıcı araştırma modeli ve kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı ikiden fazla bağımsız grupların karşılaştırılmasında nonparametrik testlerden Kruskall Wallis analizi uygulanmıştır. Farklılıkların hangi değişkenden kaynaklandığının belirlenmesi için post hoc tukey testler uygulanmıştır. Bağımsız ikili grupların karşılaştırılmasında nonparametrik testlerden Mann Whitney U analizi uygulanmıştır. Ölçek soru maddeleri yaş gruplarına ve cinsiyetlere göre tek tek soru bazında kategorik değişkenler arasındaki ilişki için Ki kare analizleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, % 95 güven aralığında % 5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Tekirdağ bölgesinin spor endüstrisindeki pazar payının sportif faaliyetlere olan ilgi arz, talep ve farkındalık bilgisinin verilen cevaplarda görüldüğü üzere, katılımcıların spor faaliyet alanlarının mevcut durumları konusunda yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Spor merkezleri ve alanlarının statüsünün bilinmediği, aktivitelere % 90 oranlarında hiç katılmadıkları tespit edilmiştir. Katılımcıların spor yapılan alanların katılım için uygun olmadığı, mesafe ve ulaşım olanaklarının aktivitelere katılımlarını etkilediğini, spor ekipmanlarının pahalı olması, spor merkezlerine ve aktivitelerine bütçe ayıramadıklarından dolayı, iş yükündeki fazlalık ve zaman yetersizliklerinden dolayı spor etkinliklerine katılamadıkları tespit edilmiştir.

SporSpor endüstrisiSpor faaliyetleri+5
Murat Menevşe
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İthalat ve ihracatın ekonomik büyüme üzerine etkisi: 1989-2019 dönemi Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı 1989 – 2019 yılları arasında Türkiye Ekonomisinde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme ilişkisini incelemektir. Çalışmada üçer aylık frekanslar ile ölçülmüş veriler kullanılmıştır. (1989.Q1,Q2,Q3,Q4 ve 2019.Q1,Q2,Q3,Q4) Serilerin durağanlıkları ADF ve PP Testleri ile sınanmıştır. Birim Kök Testi sonuçlarına göre, serilerin düzey değerlerinde durağan olmadıkları görülmüş bu nedenle serilere fark alma işlemi uygulanmıştır. Seriler birinci farkta durağan hale gelmişlerdir. Johansen-Juselius Eşbütünleşme Analizi ile serilerin uzun dönemde aralarında bir ilişkinin olup olmadığı sınanmıştır. Bu test sonuçları, Türkiye' de uzun dönemde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme arasında bir ilişkinin mevcudiyetini göstermiştir. Nedensellik Analizi için ise Engle-Granger Nedensellik Analizi kullanılmıştır. Bu test sonuçları bize ithalat ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Ayrıca ekonomik büyümeden ihracata tek yönlü bir ilişki ve ithalattan da ihracata tek yönlü bir ilişkinin varlığı ortaya konmuştur.

Birim kök testleriEkonomik büyümeEkonomik etki+5
Ceren Çağla Damat
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

II. Abdülhamid Dönemi'nde sosyal yardım uygulamaları

Sosyal yardım uygulamaları, toplum refahının artmasında, gelir dağılımında oluşabilecek adaletsizlikleri ve yoksulluğu engellemede oldukça önemli bir yer oluşturmaktadır. Sosyal yardım, ihtiyaç sahibi kesimin zaruri ihtiyaçlarının karşılanması için devlet tarafından sağlanan nakdi ve ayni yardımları ifade etmektedir. Osmanlı coğrafyasında yaşanan değişimler ve gelişmelerin sonucunda ihtiyaç sahibi kesimin ihtiyaçlarında da değişiklikler ortaya çıkmıştır. II. Abdülhamid döneminde bu farklı ihtiyaçları karşılamak için birçok önlem alınmasıyla birlikte farklı hukuki düzenlemeler yapılmış ve bu düzenlemeleri hayata geçirmeye yönelik birçok kurum kurulmuştur. Bu çalışma, Osmanlı'da modern sosyal yardım uygulamalarıyla hatırlanan II. Abdülhamid dönemi ve bu dönemde günümüzdeki sosyal yardım uygulamalarının temelini oluşturan uygulamalar ve hala varlığını sürdüren bazı kurumların tarihini anlatmayı amaçlamaktadır. Osmanlı'da geleneksel ve modernize edilmiş uygulamaları bir çatı altında toplamayı planladığı için II. Abdülhamid Osmanlı tarihinde sosyal uygulamalar alanında önemli bir yer teşkil etmektedir.

Abdülhamid IIEkonomi tarihiModernleşme+3
Fatma Gökçe Temuren
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Borsada işlem gören sigorta şirketlerinin karlılık analizi

Sigorta şirketlerinin temel fonksiyonu topladıkları primler karşılığında sigortalıların gelecekte karşılaşacakları maddi hasarları tazmin etmektir. Sigortalılar, riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan zararları birlikte karşılamak amacıyla sigorta sistemine dahil olmaktadır ve hasar gerçekleştiği anda hasarlarının tazmin edilmesini talep etmektedir. Sistemin sağlıklı işlemesi, sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmesiyle taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmeleriyle mümkün olmaktadır. Bu yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için de güçlü bir finansal yapıya sahip olmaları gerekmektedir. Türk sigorta sektöründe rekabet gücünün arttırılması için de sigorta şirketleri kâr zarar oranını dengede tutmak zorundandırlar. Ürün primi ile o üründen gelecek hasarların hesaplanması kâr- zarar dengesi açısından önem arz etmektedir. Bunun için de kullanılacak üründe kişinin moralitesi, yaşamını sürdürdüğü yerin risk değerlendirmesi, aracına sigorta istiyorsa aracın kullanım amacı ve kişinin hasar prim dengesi, sağlık ürünü kullanılacaksa sigortalının geçmişte yaşadığı rahatsızlıkların değerlendirilmesi şirketlerin en önem verdiği hususlardır. Sigorta şirketlerinde kârlılık için bir diğer önemli faktör de pazar payıdır. Sigorta şirketleri ne kadar çok ürün geliştirebilirse o kadar çok kişiye ulaşabilmektedir. Pazarda daha büyük bir paya ulaşabilmesi diğer şirketlerde olmayan ürünlerin geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi ile mümkün olmaktadır. Sigorta sektöründe yer alan şirketlerin kârlılığının yüksek olması finansal açıdan güçlü olmalarını gerektirmektedir. Bu sebeple, sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketleri finansal durumlarını, yatırımlarının güvenilirliğini veya risklerini sürekli olarak değerlendirmelidirler. Sigorta şirketleri performanslarını ölçmek için şirket içi ve şirket dışı analizler yardımıyla sistematik bir şekilde değerlendirme yapmaktadır. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da işlem gören ve toplam sektör payları %80'i bulan seçilmiş sigorta şirketlerinin performanslarına dayalı kârlılık analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sigorta şirketleri bilanço yapısı ve bilanço yönetimi açılarından irdelenmekte ve şirketlerin gelir gider boyutları çerçevesinde bilançolarını nasıl yönettikleri açıklanmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde, finansal analiz aracılığıyla sigorta şirketlerinin kârlılık ve performans analizleri yapılarak, kârlılık ve kârlılığa dayalı performans konularında somut ölçütler belirlenmekte ve şirketlerinin kârlılığı etkileyen içsel faktörler ortaya konulmaktadır. Elde edilen bulgular sayesinde, finansal sektörün önemli unsurlarından olan sigorta şirketlerinin mâli başarıya ulaşmaları için izlemeleri gereken yollar ve almaları gereken önlemler konusunda kanıtlar sağlanmaktadır

BorsaFinansal analizFinansal yapı+5
Kerem Altınkeski
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkiz açıklar hipotezi

Bir ekonomide eş zamanlı olarak bütçe ve cari işlemler açığının görülmesi "ikiz açık" olarak tanımlanmaktadır. İkiz açıkların oluşum sürecini açıklayan iki farklı temel görüş bulunmaktadır. İlk olarak "Geleneksel Keynesyen Yaklaşımı", diğeri ise "Ricardian Denkliği Yaklaşımı" dır. Geleneksel Keynesyen Yaklaşım, bütçe açıklarının beraberinde cari işlem açıklarını doğuracağını öne sürerken, Ricardian Denkliği Yaklaşımı ise bütçe açıkları ile cari işlem açıklarının birbiriyle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını öne sürer. Bütçe ve cari işlemler değişkenleri arasında etkileşim olup olmadığının bilinmesi, etkileşim olması durumunda yönünün ve etkisinin tespiti, ayrıca bu etkileşim üzerinde belirleyici olan diğer değişkenlerin tespit edilmesi, ikiz açıklar problemini gidermek üzere uygulanacak iktisat politikaları bakımından önemlidir. Bu çalışmada ilk olarak bütçe açığı ve cari açık kavramları ele alınmıştır, sonrasında ikiz açıklar hipotezinin genel çerçevesine değinilmiştir. Bunun ardından hipoteze yönelik teorik yaklaşımlar ve ikiz açıklar olgusunu etkileyen faktörler üzerinde ayrıntılı biçimde durulmuştur.

Bütçe açıklarıCari açıkEkonometrik analiz+3
Yusuf Akıncı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Balkan ülkeleri arasındaki dış ticaret ilişkisinde turizmin ekonomik büyümeye etkileri

Geçmişten günümüze kadar ekonomik büyüme birçok iktisadi ekolün konusu olmuş ve devletler tarafından bu alanda çalışmalar yapılmıştır. Ekonomik büyüme kavramı incelendiğinde, dış ticaretin önemi ortaya çıkmıştır. Küreselleşen dünya ile birlikte uluslararası ilişkiler önem kazanmıştır. Bu durum dış ticaret ilişkilerinin gelişmesini ve bir dış ticaret çeşidi olan turizmi ön plana çıkarmıştır. Türkiye Ekonomisinde de küreselleşen dünya ile turizm ön plana çıkar. Jeopolitik olarak çok yakın bir konumda olan Balkan ülkeleri ile aramızda gelişen ekonomik ilişkilerin en önemli unsuru olan turizmin ekonomik büyümeye katkısı araştırılmış ve özellikle Türkiye açısından göz ardı edilemez derecede etkisi olduğu bu çalışmada ortaya konulmuştur.

BalkanlarEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Berfin Hemen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki sorunlar: Türkiye örneği

Bu çalışmada, engelli kadınların engel durumları ve cinsiyet özelliklerine bağlı dezavantajları birlikte ele alınarak engelli kadın kavramı irdelenmiş ve Türkiye'de engelli kadınların çalışma yaşamına etkin katılımının önündeki sorunlar araştırılarak bu sorunların kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Engelli kadınların istihdamı incelenirken tarihsel süreçte ve günümüzde engellilik ve kadın kavramlarının ele alınış biçimi incelenmiştir. Engelli kadın istihdamına yönelik devletin yürüttüğü sosyal politikalar, engellilere ve kadınlara yönelik girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler açıklanmıştır. Ülkemizde engelli kadınların istihdamı konusunda yürütülen politikalar açıklanırken TÜİK ve İŞKUR'un araştırma verileri ile ülkemizde kamu ve özel sektörde engelli istihdamı ve kadın istihdamına yönelik yapılan araştırmalar birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmada, ülkemizde engelli kadınların çift yönlü dezavantajlı durumlarına bağlı iş yaşamında karşılaştıkları sorunların neler olduğu ortaya koyulmuş, engel durumuna ve cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönüyle ele alınmıştır. Engelli kadınların çalışma hayatına katılmalarının kendilerine, ailelerine ve yaşadıkları topluma yararı ve ülke ekonomisi, refahı ve kalkınması açısından önemi üzerinde durulmuştur.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+4
Vildan Haykır
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bütçe açıklarının başlıca makroekonomik değişkenler üzerine etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada Türkiye'de bütçe açıklarının başlıca seçili makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bütçe açıklarının, cari denge, M3 para arzı ve GSYH gibi değişkenler üzerindeki etkisi, 2006Q1-2020Q2 çeyreklik veriler elde edilerek seçili değişkenler üzerinde araştırma yapılmıştır.Çalışmada verilerin durağanlık mertebeleri yapısal kırılmalı perron 1997 birim kök testi ile ADF(Agumented Dickey Fuller) ve Philisps Perron geleneksel birim kök testleri ile belirlenmiştir. Daha sonra ARDL sınır testi ile değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi incelenmiştir. Son olarak Toda yamamato nedensellik testi ile değişkenler arasındaki nedenselliğin varlığı ve yönü tespit edilmiştir.Birim kök testlerinin sonuçlarına göre değişkenlerin farklı mertebede durağan oldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca bütçe açıklarının seçili makroekonomik değişkenlerler üzerindeki etkisini incelemek amacıyla kurulan üç farklı regresyon modelinde ARDL sınır testi prosedürüne göre eş bütünleşme ilişkisi kanıtlanmıştır. Toda yamamato nedensellik testine göre bükçe açıkları ile cari denge arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi söz konusu iken, GSYH 'dan bütçe dengesine tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca M3 para arzı ile cari denge arasında tek yönlü bir nedensellik ilişkisi söz konusudur. Anahtar Kelimeler: Bütçe Açıkları, Makroekonomik Değişkenler, GSYH, Cari Açık, M3 para arzı, Toda Yamamato Nedensellik Testi, ARDL Sınır Testi

ARDL Sınır TestiBütçeBütçe açıkları+7
Safiye Sürmen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Türkiye gibi gelişmekte olan ve aynı zamanda petrol ithal eden ülkeler enerji sektöründe büyük payı bulunan petrole dolaylı ya da doğrudan bağımlıdır. Bir ülkenin kalkınması ve sürdürülebilirliği için enerji sektörünün önemi çok büyüktür. Sanayileşme ile birlikte ülkelerin ekonomilerinde enerji kaynakları giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Birincil enerji kaynaklarından olan petrol, tüketicilerin günlük hayatında kullandığı birçok malın içerisinde yer almakta ve üretim sektörü için önemli bir girdi olarak kullanılmaktadır. Özellikle petrol ithal eden ülkelerdeki petrol fiyatlarındaki artış yani şoklar enflasyon ve girdi maliyetlerinde yükselişe sebep olurken kamu harcamaları, vergi gelirleri, bütçe, faiz oranları, cari açık ve ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu amaçla bu çalışmanın temel amacı, petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkileri analiz etmektir. Bu çerçevede, 1980-2019 dönemi verileri ile Türkiye ekonomisi için zaman serisi tekniklerinden olan birim kök testleri (ADF, PP ve Zivot Andrews) ile eşbütünleşme testi (ARDL sınır testi) kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Türkiye ekonomisinde petrol fiyatları ile makroekonomik değişkenler arasında güçlü ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, Türkiye ekonomisiyle ilgili önemli bazı politika önerileri sunabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Petrol fiyatları, Türkiye ekonomisi, Makroekonomik değişkenler, ARDL sınır testi.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiEnerji fiyatları+6
Kübra Mülayim
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dış ticaretin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri: Türkiye örneği 1987-2019

Bu çalışmanın amacı Türkiye için 1987-2019 dönemi yıllık verileri ile büyüme ve dış ticaret ilişkisini Johansen Eşbütünleşme ve Toda-Yamamoto nedensellik analizleri çerçevesinde incelemektir. Bu kapsamda, ekonomik büyüme için sabit fiyatlarla 2010 baz yılı yıllık GSMH göstergesi, dış ticaret için aynı şekilde sabit fiyatlarla 2010 baz yılı yıllık ithalat-ihracat göstergeleri kullanılmıştır. Değişkenlere öncelikle ADF ve PP birim kök testleri uygulanmış ve tüm değişkenler birinci farkta durağan hale getirilmiştir. Tüm değişkenler I(1) düzeyinde durağanlaştırıldıktan sonra eşbütünleşme derecesine bakılmış ve değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak değişkenlere Toda-Yamamoto testi uygulanmış ve ithalatın GSMH üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır.

Birim kök testleriEkonomik büyümeEkonomik etki+5
Selda Özgenel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışma hayatında kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı: İstanbul Osmanbey semti tekstil firmaları örneği

Kadınların, iş hayatında karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığının tespit edilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılarak çözüm önerilerinin sunulması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, tekstil sektöründe kadın istihdamında karşılaşılan sorunların ve yaşanılan cinsiyet ayrımcılığının ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda yürütülen uygulama, kadınların yoğun şekilde istihdam edildiği tekstil sektöründe gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, İstanbul'daki tekstil firmalarında kadınların yaşadığı sorunlar ve cinsiyet ayrımcılığı geliştirilen anket yardımıyla ölçülmeye çalışılmıştır. Yüz yüze ve online anket yöntemiyle 173 kadın çalışandan toplanılan veriler SPSS (Statistikal Package for Social Sciences) 24.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise; katılımcıların kadın istihdamını etkileyen faktörlere katılma düzeyleri ile algıladıkları cinsiyet önyargıları arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğru yönlü ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğunun ortaya çıkmasıdır. Başka bir ifadeyle katılımcıların algıladıkları cinsiyet önyargıları arttıkça, istihdamı etkileyen faktörlerin öneminin de arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın İstihdamı, Cinsiyet Ayrımcılığı, Algılanan Cinsiyet Önyargısı, Tekstil Sektörü

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadınlar+6
Tuğçe Tüysüz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşme ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye örneği

Bu tez çalışmasının temel amacı, küreselleşme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi teorik ve ampirik olarak araştırmaktır. Ampirik açıdan bakıldığında; küreselleşme ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye ekonomisi bağlamında 1987-2018 döneminde zaman serisi analizi kullanılarak analiz edilmektedir. Küreselleşmenin yanı sıra enerji tüketimi, sabit sermaye yatırımları ve teknolojik yenilikler ekonomik büyümenin diğer belirleyicileri olarak büyüme modeline dahil edilmişlerdir. İlk olarak; değişkenlerin birim kök özellikleri Vogelsang-Perron tek kırılmalı birim kök testi ile araştırılmaktadır. İkinci olarak; değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığı ARDL sınır testi ile incelenmektedir. Üçüncü olarak; uzun dönem katsayıları ARDL, DOLS, FMOLS ve CCR yaklaşımlarıyla tahmin edilmektedir. Son olarak; değişkenler arasındaki nedensellik ilişkilerinin analizinde Toda-Yamamoto testi kullanılmaktadır. Ekonometrik analizlerden elde edilen sonuçlar uzun dönemde küreselleşmenin ekonomik büyümeyi zayıflattığı yönündedir. Bu durum önemli politika önerilerinin sunulmasına imkan tanımaktadır.

ARDL Sınır TestiEkonomik büyümeKüreselleşme+3
Emrah Sarıtaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de banka kredileri ile ekonomik büyüme ilişkisi

Finansal gelişme, finansal sistemin niceliksel büyüklüğünden ve niteliksel özelliklerinden oluştuğu için tek bir değişkenle ölçülemez ve bu nedenle farklı değişkenler finansal gelişmenin bir ölçüsü olarak kabul edilir. Bu nedenle ekonomik büyüme ile finansal kalkınma arasındaki ilişki ülkelere, örneklem dönemine ve finansal gelişme göstergelerine göre değişikenlik gösterebilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi, banka kredileri açısından 1998-2020 dönemlerine ait aylık verileri kullanarak incelemektir. Bu amaçla çalışmada finansal olmayan sektöre verilen banka kredileri finansal gelişme göstergesi olarak dikkate alınmıştır. Ayrıca, ekonomik büyüme ile banka kredileri arasındaki ilişki özel sektör ve kamu bankaları tarafından krediler açısından da incelenmiştir. Düşük ve yüksek finansal baskı dönemlerinde ekonomik büyüme ile banka kredileri arasında asimetrik bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Eşik Değerli VAR modeli kullandık. Analiz sonuçları, düşük finansal stres dönemlerinde özel banka kredisi ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü Granger nedenselliği olduğunu göstermektedir. Ancak, finansal stresin yüksek olduğu dönemlerde sadece ekonomik büyümeden özel banka kredisine yönelik tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Diğer taraftan, kamu banka kredisi her iki rejimde de ekonomik büyümenin Granger nedeni olarak bulunmuştur. Bu bağlamda, yüksek finansal baskı dönemlerinde kamu bankaları ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağlamaktadır.

Banka kredileriBankacılık sektörüEkonomik büyüme+5
Erhan Tan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de gıda enflasyonunu etkileyen faktörler

Ülkemizde son dönemlerde gıda fiyat hareketleri tartışılan önemli konulardan biridir. Çünkü gıda ürünleri insan ihtiyaç hiyerarşisinde ilk sırada olması ve TÜFE içinde en fazla ağırlığa sahip alt gruptur. Bundan dolayı artan gıda fiyatları hane halklarının gelir ve refah düzeyini etkilemektedir. Ek olarak gıda fiyatları enflasyonun nedeni olarak görülmesi sonucunda enflasyonla mücadelede önem arz etmektedir. Sonuç olarak hem sosyal hem de ekonomik problem olan gıda enflasyonunu etkileyen faktörlerin neler olduğunun belirlenmesi önemlidir. Bu noktadan hareketle, bu tez çalışmasında Türkiye ekonomisi bağlamında gıda enflasyonunu etkileyen faktörlerin neler olduğu araştırılmıştır. Çalışmada ürün ve dış piyasa dengesi olmak üzere iki model kullanılmıştır. Analiz çalışmasında zaman aralığı olarak 2010:1-2019-12 kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisinin araştırılmasında ürün piyasa dengesi için Toda Yamamoto testi kullanılırken, dış piyasa modeli için Granger testi kullanılmıştır. Uygulanan nedensellik testleri sonucunda gıda enflasyonu ile döviz kuru arasında çift yönlü ilişki bulunmuştur. Motorin fiyatlarından gıda enflasyonu doğru istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Ek olarak gıda enflasyonundan gıda ithalatına doğru bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Kurulan modellerdeki eşbütünleşme ilişkisi Johansen ve ARDL Sınır testi yaklaşımlarıyla araştırılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi sonucunda dış piyasa dengesi değişkenleri ile gıda enflasyonu arasında uzun dönemli bir denge ilişkisine ulaşılmıştır. Normalize edilmiş eş bütünleşme vektörü tahmin sonuçlarına göre uzun dönemde gıda ithalatı ve döviz kuru ile gıda enflasyonu arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, girdi maliyetlerinin azaltılması, tarımsal üretimin desteklenmesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar, ithalat bağımlılığının azaltılması, kooperatifleşme ve aracıların azaltılması gibi politikalar geliştirilmelidir.

Döviz kuruEnflasyonFiyat+6
Emine Oral
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de enflasyon hedeflemesi stratejisinin değerlendirilmesi: 2000-2019 dönemi

Merkez bankası, para politikasını yürütürken iki farklı yönteme başvurmaktadır. Birincisi enflasyonun doğrudan hedeflenmesidir. İkincisi parasal büyüklükler, faiz oranları, döviz kuru gibi değişkenleri kullanarak gelecekteki enflasyon oranının tahmin edilmesidir. 1980'li yıllarda dikkatleri üzerine çeken enflasyon hedeflemesi, enflasyonla mücadelede etkin olan bir para politikası rejimi haline gelmiştir. Ülkemizde ilk defa 2002-2006 yılları arasında örtük enflasyon hedeflemesi olarak uygulanmaya başlanmıştır. 2006 yılından günümüze kadar ise resmen enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçilmiştir. Türkiye'de Enflasyon hedeflemesi stratejisi 2002-2019 yılları arasında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, parasal büyüklük, döviz kuru

Döviz kuruEnflasyonEnflasyon hedeflemesi+2
Bahar Cıroğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve etkileri

Küreselleşen dünya ekonomisinde, finansal piyasalarda çeşitliliğin artması üzerine ülke içi sermayenin ülke dışına aktarımlarının hızlanması ve gelişim göstermesi büyük oranda artmıştır. Yatırımcılar sermayelerini herhangi bir firma, kurum ve kuruluşlardan satın alabilecek yada ortak olabilecekleri projeler üzerine yönelirken veya finans kurumlarına, devletlere kredi borcu aktarım sağlayacakken ülke risk faktörleri ve asimetrik bilgi sorunlarıyla karşılaşabilirler. Gelişen ve büyümekte olan dünyada, sermaye sahipleri ekonomik, sosyal ve politik faktörlerin değişimi karşısında yatırımlarını riskli alanda gerçekleştirmekte tereddüte düşer, her bir yatırım için yapacağı detaylı analiz ile zaman kaybı ve masraf edinir. Bu sebeple ortaya çıkan kredi derecelendirme kuruluşları, dünyada geçerliliği kabul edilen notlandırma sistemine sahip olmakla birlikte, şeffaf, bağımsız ve güvenirlilik ilkesine bağlı kalarak, kurumsal finansal gücün denetlenmesinde ve finansal kaynakların verimli çalışmaya teşvik edilmesinde önemli fonksiyona sahiptir. Diğer durum ise, değerlendirilen raporların gereğinden az yada fazla şekilde notlandırılması, görev tanımlarının açıklanmasının yanında değerlendirilen kuruluşların neye göre tespit edildiğinin açıklanmaması, yönetim kurulu görevlilerinin yeteri kadar tecrübe ve öngörü sahibi olamayışları, kriz ortamlarında doğru saptamaların olmadığı ve birçok finansal yapılarda başarısızlıkla sonuçlanması olumsuz eleştirilere maruz kalmalarıdır. Fakat genel düşüncede, bu durumlarda bile bazı derecelendirme kuruluşları, menfaat oluşturulmuş derecelendirmeler sonucunda doğru kararlar vermeyip, krizleri öngöremeyip hatta kriz şartlarından çıkan ekonomileri de gerçeğinden farklı değerlendirdikleri, ülke veya şirketin vs. ekonomik düzeyde gelişme sağlansa dahi aynı not görünümünde bıraktıkları söylenmektedir. Bu göstergeler derecelendirme kuruluşlarının ilkelerine ters düşmeleri ve güven kayıplarına neden olup yatırımların ülke veya finansal sistemden çekilmelerine yol açmaktadır. Bunun karşısına geçmek için, derecelendirme kuruluşlarının daha açık şekilde derecelendirme yapmaları kamuoyunun güvenlerini tekrar kazanmaları önerilmektedir. Bu çalışmada, kredi derecelendirme kuruluşlarının tarihsel gelişimini, kuruluşların yapılarını, piyasa sistemindeki rol ve işlevlerini, sundukları hizmetleri, eleştirileri, notlandırma kriterleri ele alınırken, diğer yandan yatırımlar ve finans-banka üzerindeki süreçlerdeki değerlendirmeler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kredi Derecelendirme , Kredi Derecelendirme Kuruluşları, Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Finans-banka etkileşimleri.

Derecelendirme kurumlarıDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik etki+3
Özge Sedefoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan Amerikan ambargosunun Türk ekonomisi üzerindeki etkileri

Akdeniz bölgesindeki coğrafi konumu açısından büyük önem taşıyan Kıbrıs, tarih boyunca birçok devletin ilgi odağı olmuş ve bu sebeple çekişmelere yol açmıştır. Yunanistan'ın Helen İmparatorluğu'nu kurma hayali, adada yaşayan Rumları harekete geçirmiş ve Türklere yönelik katliam girişimlerini başlatmıştır. 1974 yılında Türkiye, ada üzerindeki hakimiyetini sürdürebilmek ve Rumlarla Türkler arasındaki gerginliğe son vermek amacıyla Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenlemiştir. Harekatta ABD tarafından temin edilen silahların kullanılması ile, bu durumun 1961 yılında imzalanan Dış Yardımlar Kanunu'na aykırı olduğu gerekçe gösterilmiş ve Türkiye'ye karşı silah ambargosu kararı alınmıştır. ABD yardımlarıyla temin edilen savunma sanayii ihtiyaçlarının ambargoyla kesintiye uğraması, Türkiye'nin mutlak bağımlılığını gözler önüne sermiş ve yeni gelişmekte olan Türk ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmada, Kıbrıs ile ilgili siyasi gelişmeler, II. Dünya Savaşı sonrası ABD'nin yapmış olduğu yardımlarla Türk ekonomisinde oluşan dışa bağımlılık ve ambargo dahilinde ortaya çıkan ekonomik bunalım üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, ABD'nin uygulamış olduğu ambargo ile Türk ekonomisindeki gelişmeleri ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır.

AmbargoAmerika Birleşik DevletleriBarış harekatı+6
Ömer Çetinbeş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

G20 ülkeleri için finansal baskının ölçülmesi ve finansal baskı yayılım etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, küresel ekonomi açısından büyük önem taşıyan G-20 ülkeleri için finansal baskı endeksinin oluşturmak ve söz konusu piyasalar arasındaki finansal baskı aktarımını incelemektir. Bu kapsamda bu çalışma G-20 ekonomilerinin dış finansal baskı şoklarına karşı kırılganlığını ve istikrar yapısını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Her bir ülke için finansal baskı endeksi beş alt piyasa göstergesi (para, tahvil, hisse senedi, döviz kuru ve bankacılık sektörü) dikkate alınarak hesaplanmıştır. Buna göre hesaplanan finansal baskı endekslerinin resesyon dönemlerini yakalamada yeterli olup olmadığı tarihsel perspektifte değerlendirilmiştir. Daha sonra, ülkeler arasındaki entegrasyonun varlığı dikkate alınarak, Diebold ve Yılmaz (2012) tarafından önerilen dinamik bağlantılılık analizi kullanılarak ülkeler arasındaki finansal baskı aktarım ilişkisi 2006-2020 dönemi için incelenmiştir. Buna göre, söz konusu ülkelerde finansal baskının kriz dönemlerinde arttığı belirlenmiştir. Ampirik sonuçlar finansal kriz dönemlerinde finansal stres aktaran ve alan ülkeleri ortaya koymaktadır. Net yönlü yayılma analizi sonuçlarına göre, finansal baskı alıcısı olarak söz konusu ülkeler arasında Endonezya ilk sırada yer alırken, Japonya son sırada yer almaktadır. Öte yandan, finansal stres vericisi olarak söz konusu ülkeler arasında İngiltere ilk sırada yer alırken, Arjantin son sırada yer alıyor. Son olarak, net yayılma analizi sonuçları, finansal baskıyı diğer ülkelere ileten en önemli ülkeler olarak İngiltere, ABD ve Fransa'yı öne çıkarırken, Arjantin, Türkiye ve Endonezya'yı en önemli finansal stres alıcısı olan ülkeler olarak belirtmektedir.

Finansal istikrarFinansal krizFinansal stres+2
Hande Çalışkan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokrasi göstergelerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi: BRICS-T ülkelerinden ampirik bulgular

Dünyadaki eşitsizliğin ve yoksulluğun kökenlerini anlamak ülkelerin geleceklerine yön vermeleri açısından önem taşımaktadır. Geçmişte ulusların zenginlik ve refahı yalnızca ekonomi politikaları ile açıklanmaktaydı. Günümüzde ise; ekonomi politikaları yanında kurumsal yapının varlığı ve işleyişi de ekonomik büyümeyi etkileyen ana unsurlar arasında sayılmaktadır. Kurumsal yapı, birey ve toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların oluşturulmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Ekonomik özgürlükler ve demokrasi, kurumsal yapıyı belirleyerek ekonomik büyüme ve refah düzeyini etkilemektedir. Kurumsal yapının temel göstergeleri arasında sayılan ekonomik özgürlükler ve demokrasi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi açıklayan teorik yaklaşımlar incelendiğinde çatışma yaklaşımı, bağdaşma yaklaşımı ve şüpheci yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada demokrasi ve ekonomi kavramlarının alt bileşenlerini özümseyerek, küresel dünyada yeni bir güç odağı olan BRICS-T ülkeleri kapsamında demokrasi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanması ve yukarıda sözü geçen yaklaşımlardan hangisinin ele alınan ülke grubu için geçerli olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, demokrasi düzeyinin ve ekonomik büyümenin ölçülmesinde kullanılan çeşitli endekslerden yararlanılarak, BRICS-T grubunda yer alan ülkeler özelinde ve 2006-2019 periyodunda elde edilen verilerle ekonometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri analiz metodu olarak, panel regresyon analizi benimsenmiştir. Ekonometrik analizin ilk aşamasında panel birim kök testleri gerçekleştirilmiş ardından panel regresyon modeli, EKK ve Dinamik EKK tahmin yöntemlerinden yararlanılarak tahmin edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda elde edilen bulgular, demokrasi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanmasında ve çatışma, bağdaşma ve şüpheci yaklaşımlardan hangisinin ele alınan ülke grubunda geçerli olduğunun açıklanmasında kullanılmıştır.

BRICS-TDemokrasiEkonomik büyüme+2
Demet Doğan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Likidite riski ve kredi riskinin bankaların performansı üzerindeki etkisi: Türkiye'deki ticari bankalar üzerine bir uygulama

Bu çalışmada hayatın her alanında karşılaşılan risk kavramının tanımlarına, bankacılık sektöründe ortaya çıkan risk türlerine ve likidite riski ve kredi riskinin Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan 9 ticari bankanın finansal performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 2005 yılının birinci çeyreğinden 2020 yılının dördüncü çeyreğine kadar olan dönem için oluşturulan örneklem kapsamındaki bankaların finansal verileri Türkiye Bankalar Birliği (TBB) web sayfasından alınmıştır. Kamuyu Aydınlatma Platformu sitesinden takipteki krediler ve özel karşılıklar verileri yazar tarafından elde edilmiştir. Bununla beraber, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren katılım bankaları örneklem dışında tutulmuş olup çalışmada klasik panel veri analizinden yararlanılmıştır. Çalışmada iki farklı finansal performans ölçüsü kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla, aktif kârlılığı (ROA) ve özkaynak kârlılığı (ROE) değişkenleridir. Yapılan analiz sonucuna göre likidite riskinin bankaların performans göstergelerinden aktif kârlılığı ile daha ilişkili olduğu ve kredi riskinin ise hem aktif hem de özkaynak kârlılığı ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, likidite riskindeki artış aktifi kârlılığını anlamlı bir şekilde artırırken, bankaların kredi riskindeki artış hem aktif hem de özkaynak kârlılığını önemli bir şekilde arttırdığı görülmektedir. Bu sonuçlar, bankalar için kredi riskinin önemine vurgu yapmakta ve bankaların faaliyetlerini düzgün bir şekilde yürütebilmeleri için kredi riskini doğru bir şekilde ölçüp iyi bir şekilde yönetmeleri gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır.

BankalarKredi riskiLikidite+7
Pelin Dibooğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal serbestleşme, doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri

Küreselleşen dünyada, finansal piyasalarını geliştirmek için liberalizasyon sürecine girmektedir. Bu süreçle birlikte ülkeler arası sermaye aktarımı yapılmakta ve finansal piyasaların gelişmesi sağlanmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar sermaye aktarımı için en iyi yol olarak görülmektedir.Yapılan tüm serbestleşme ve yatırım faaliyetlerinin en büyük amacı ekonomik büyümeye ve gelişmeye hız kazandırmaktır. Bu çalışmada Türkiye'nin 1992-2020 dönemine ait çeyreklik veriler ile finansal liberalizasyon ve doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Finansal açıklık, doğrudan yabancı yatırımlar ve gayrisafi yurtiçi hasıla değişkenlerinden yararlanılmaktadır. Ekonometrik analizde ADF, PP ve KPSS birim kök testleri, sonrasında Granger nedensellik ve zamanla değişen Granger nedensellik testlerinden yararlanılmaktadır. Analizden elde edilen sonuçlara göre değişkenler arasında iki yönlü nedensellik bulunmaktadır. Hem finansal açıklık ve doğrudan yabancı yatırımlar ekonomik büyümenin hem de ekonomik büyüme, finansal açıklık ve doğrudan yabancı yatırımların Granger nedeni olmaktadır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Aysima Sarımaden
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireylerin tüketim tercihlerinde etkili olan sosyo-demografik faktörlerin belirlenmesi: Türkiye örneği

Günümüzde tüketim toplumlarının giderek çoğalması ve alışverişe olan tutku; toplumsal, dini, kültürel ve coğrafi sınırları aşarak küresel bir şekilde giderek artmaktadır. Literatürde yer alan tüketim ve tüketici davranışlarını etkileyen sosyo-demografik faktörler incelendiğinde, gelir, cinsiyet, yaş, eğitim, yerleşim yeri gibi boyutların ön plana çıktığı görülmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bireylerin ve toplulukların alışverişe yönelimleri sosyo-demografik faktörlere göre değişiklikler göstermektedir. Tüketim ve tüketici davranışlarının ortaya çıkardığı çeşitli sonuçlar söz konusudur. Yüksek tüketim düzeyindeki bireylerin mutluluklarının başlıca sebeplerinden biri alışveriş haline gelirken, düşük tüketim düzeyindeki bireylerin aynı tüketim seviyesine ulaşamamalarından kaynaklanan mutsuzluk duygusu ortaya çıkmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de aşırı tüketimi engellemek adına çeşitli kampanyalar ve yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, yeterince başarı sağlanamamıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen sosyo-demografik ve ekonomik faktörlerin bireyin tüketim tercihleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada bu amaç kapsamında, bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen faktörler öncelikle regresyon analizi ile araştırılmış, ardından tüketim harcamaları ile onu etkileyen faktörler arasındaki ilişkinin farklı tüketim harcama düzeylerinde değişip değişmediğini belirlemek amacıyla, kantil regresyon modeli tahmin edilmiştir. Son olarak, farklı harcama gruplarını etkileyen (12 alt grup) faktörlerin değişip değişmediğini belirlemek amacıyla tobit regresyon modelinden yararlanılmıştır.

Regresyon modelleriSosyodemografik faktörlerSosyodemografik özellikler+4
Recep Emre Kıran
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hisse senedi piyasaları arasında yayılma etkisinin incelenmesi: G-20 ülkeleri üzerine bir uygulama

Bu çalışmada, G-20 ülkelerinin hisse senedi piyasaları arasında yayılma etkisinin olası varlığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2 Ocak 1995-29 Ocak 2021 tarihleri arasında günlük hisse senedi kapanış fiyatları kullanılarak, G-20 ülkelerinin hisse senedi piyasaları arasında yayılma etkisinin olası varlığı Hong (2001) tarafından geliştirilen ortalamada ve varyansta nedensellik testi ile araştırılmıştır. Ortalamada nedensellik sonuçlarına göre, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Rusya ve Meksika'dan Türkiye'ye doğru ve Türkiye'den de Çin, Hindistan ve Güney Afrika'ya doğru tek yönlü; Japonya, Avustralya, Güney Kore, Brezilya, Arjantin ve Endonezya ile Türkiye arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Varyansta nedensellik test sonuçlarına göre ise çalışmada yer alan tüm hisse senedi piyasaları arasında çift yönlü ve güçlü volatilite yayılımı olduğu belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca, iki piyasa arasındaki aşırı risk durumlarının tahmin edilebilmesi amacıyla Hong vd. (2009) tarafından geliştirilen risk durumunda nedensellik testi uygulanmıştır. Nedensellik testi sonuçlarına göre, ABD, İtalya, Brezilya, Arjantin ve Meksika'dan Türkiye'ye doğru tek yönlü; Japonya, Almanya, Fransa, Kanada, Avustralya, Çin, Güney Kore, Rusya, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika ile Türkiye arasında çift yönlü risk durumunda nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir.

Finansal piyasalarG-20 ülkeleriGARCH model+3
Serhat Sezen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekonomik özgürlükler, demokrasi, politik istikrar ve ekonomik büyüme ilişkisi

Dünya ekonomilerinde son otuz yıldan bu yana küreselleşme süreci ile birlikte ekonomik alanda serbestleşme yaşanırken, siyasal alanda demokrasi küresel bir değer olarak ortaya çıkmıştır. Küreselleşme kapsamında liberal iktisadi düşünce ve liberal ekonomik politikalar da yaygın hale gelmiştir. Özellikle Neoliberal hareketlerin beraberinde, iktisadi açıdan etki alanı genişleyen özgürlükçü akımlar, ülke ekonomileri için kaçınılmaz enstrümanlar haline gelmiş, ekonomik özgürlükler ve politik istikrarın devamlılığı, ekonomik refahın arttırılabilmesi amacıyla makroekonomik gelişmelerin odak noktası haline gelmiştir. İki kutuplu dünya düzeninden çok kutuplu dünya düzenine evrilen bu süreçte uluslararası ekonomik sistem içerisinde, uluslararası örgütler, daha fazla söz sahibi olmuşlardır. Bu kapsamda çalışmamızda dünya sisteminde ekonomik ve politik olarak, küresel ölçekte gerçekleşen ekonomik problemlerin çözümünde etkisi olan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkeler tercih edilmiştir. Bu doktora tezinde 1996-2019 dönemi yüksek gelirli ülkeler olarak sınıflandırılan OECD üyesi ülkelerde demokrasi, ekonomik özgürlükler ve politik istikrar ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler, politik istikrar, ekonomik özgürlükler ve demokrasi göstergeleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada bu amaç doğrultusunda seçilmiş OECD ülkeleri panel veri yöntemi (panel birim kök, panel eşbütünleşme) ile analiz edilmiştir. Bu analizler ile birlikte çalışmamızda uzun dönem parametre tahmini için Augmented Mean Group (AMG) ve Common Correlated Effect (CCE) testleri uygulanmıştır. Çalışmada OECD üyesi ülkelerin iktisadi bakımdan liberal bir ekonomik düzen içerisinde oldukları, siyasal otorite ile birlikte politik istikrarın ekonomik sistemde etken olduğu, demokrasi, politik istikrar ve ekonomik özgürlüklerin uzun dönemde iktisadi büyüme sürecini hızlandırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Ekonomik Özgürlükler, Politik İstikrar, Panel Veri Analizi, Panel Eşbütünleşme

Hatice Süruri
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00