
188
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Türk basınında Gümrük Birliği sürecinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri içerik analizi çalışması
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU TÜRK BASININDA GÜMRÜK BİRLİĞİ SÜRECİNDE TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ -İÇERİK ANALİZİ ÇALIŞMASI- N. Dilek ÇOPUROĞLU DEMİRDELEN Basım ve Yayımcılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2000 Danışman: Yrd.Doç.Dr. Gürsel GÜR Bu çalışmada, Türk basının Gümrük Birliği sürecinde Türkiye- Avrupa Birliği ilişkileri hakkında tutumunun belirlenebilmesi için farklı siyasi kimliklere sahip Cumhuriyet, Hürriyet, Türkiye ve Zaman gazetelerinin ilgili konuda gönderdikleri iletilerin içerik analizi yöntemi ile çözümlenmesine çalışılmıştır. Böylece sosyal gerçeğin yazılı/açık içeriklerinin özelliklerinden, içeriğin yazılı/açık olmayan içerik özellikleri hakkında çıkarımlar yapılarak; basının bilgileri yönlendirme, yansıtma, kamuoyunu açıklama ve oluşturmada nasıl bir yol izlediği açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma sekiz bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, araştırmanın neden yapıldığı, araştırmanın amaçları, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve yöntemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri; üçüncü bölümde, iletişim ve kitle iletişimi; dördüncü bölümde, yazılı basının özellikleri ve işlevleri; beşinci bölümde basın ve dış politika ilişkisi irdelenmeye çalışılmıştır. Altıncı bölümde, içerik analizi yöntemi anlatılmış; bu yöntemin araştırma materyaline uygulanması sonucu elde edilen bulgular ve yorumlan yedinci bölümü oluşturmuştur. Sekizinci ve son bölüm ise, sonuç ve ileriye yönelik önerilerden oluşmuştur.
Bireysel emeklilik sistemi, basında sunumu ve katılım düzeyi ilişkisi
Türkiye'de son yıllarda dikkati çeken sorunların arasında sosyal güvenlik sistemi önsıralarda gelmektedir. Sistemin sorunlarının çözümü yolunda yine son yıllarda atılan adımlararasında bireysel emeklilik sistemi son bir yıl içerisinde toplumda ve basında yoğun bir ilgiuyandırmıştır.Temel amacı toplumun sorunları ile ilgilenmek olan basının, sosyal güvenliksorununun bir çözüm önerisi olarak sunulan bireysel emeklilik sistemine yaklaşımının nasılolduğu, sistemi nasıl tanımladığı ve hangi ölçüde önemsediği bu çalışmanın en temelaraştırma konusudur.27 Ekim 2003 tarihinde resmi olarak uygulamaya konulan bireysel emekliliksisteminin geçen bir yıl içerisinde basında nasıl yer bulduğunun tanımlanması, sisteme katılımdüzeyi ile ilişkilendirilmesi anlamında önemli bulunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmadabasının ve toplumun bireysel emeklilik sistemine gösterdiği ilgi ya da katılım düzeyleriarasındaki ilişki ele alınmakta, bireysel emeklilik sistemine yönelik resmi katılım verileri ilebasında sistemin yer alış biçimine yönelik içerik analizi uygulamasına dayalı verileristatistiksel anlamlılık çerçevesinde sorgulanmaktadır.
Çok seçenekli medya ortamında kitle iletişim araçlarının tüketim ve seçim biçimi (Eskişehir örnekleminde bir izleyici araştırması)
Eskişehir'li izlerkitlenin, kitle iletişim araçları tüketiminin temel belirleyicileriolan bilişsel ve duygusal gereksinimler doğrultusunda, medyayı algılayış ve kullanımbiçiminin araştırıldığı bu çalışmada, Eskişehirli izlerkitleye kotalı örneklemle bir anketuygulanmıştır. Elde edilen veriler yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir değişkenleridoğrultusunda incelenmiş, izlerkitlenin bilişsel ve duygusal gereksinimleridoğrultusunda kitle iletişim araçlarını kullanma sıklıkları, kullanmama nedenleriaraştırılmıştır.Bilişsel gereksinimler bireyi yaşadığı topluma bağlar. Bilgi ve haber bireyiçevresinden haberdar ederken onun sosyalleşmesinin de aracı olur. Kitle iletişimaraçları bilişsel gereksinimlerin tatminindeki en önemli araçlardır. Eskişehirli izlerkitlebilişsel gereksinimlerini karşılamak için öncelikli olarak televizyonu, gazeteyi, radyoyuve interneti kullanmaktadır. Televizyon çalışmadaki bütün değişkenler bağlamındaizlerkitlenin en önemli bilgi kaynağı olarak ortaya çıkmıştır. Radyo yaş değişkenibağlamında incelendiğinde bilgi kaynağı olarak öne çıkarken, internet eğitim değişkeniile öne çıkmaktadır.Türkiye ekonomik açıdan gelişmekte olan bir ülkedir. 1980 sonrası yaşananekonomik ve sosyal değişim bireylerin yaşamlarında da önemli değişikliklere nedenolmuş, rekabet, stres ve sıkıntı olguları yaşamın bir parçası haline gelmiştir.Teknolojinin gelişmesiyle çeşitlenen kitle iletişim araçları da ortaya çıkan bu duygusalgereksinimler ortamında kendisine yer bulmuştur. Günlük hayatın sıkıntısındanuzaklaşmak için Eskişehirli izlerkitle televizyonu, gazeteyi ve radyoyu ve cep telefonutercih etmektedir. Bilişsel ve duygusal gereksinimlerin tatmini için kullanılan araçlarseçkisinde film izleme araçları, müzik dinleme araçları ve dergi son sırada yeralmaktadır.Çalışma izlerkitlenin birden fazla kitle iletişim aracı kullanmaya istekliolduğunu, teknolojiye açık olduğunu gösterirken eğitim ve gelir faktörlerinin önemli birbelirleyici olduğunun da altını çizmektedir. Özellikle gelir değişkenine bağlı olarakdaha az kullanıldığı gözlenen gazete ve internet daha çok erkek izlerkitle tarafındantüketilmektedir.
Belgesel fotoğrafın propagandacı tavrı: Afsad Fotoğraf Dergisi'ndeki işçi fotoğraflarının incelenmesi (1978-1979)
iiYÜKSEK L SANS TEZ ÖZÜBELGESEL FOTOĞRAFIN PROPAGANDACI TAVRI: AFSAD FOTOĞRAFDERG S 'NDEK ŞÇ FOTOĞRAFLARININ NCELENMES (1978- 1979)Gülbin ÖZDAMARBasın ve Yayın Anabilim DalıAnadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2005Danışman: Prof. Dr. Uğur DemirayBu çalışma, Türkiye'de gerek sosyal gerek siyasi ve ekonomik köklüdeğişimlerin yaşandığı 1970'li yıllarda faaliyet göstermiş AFSAD'ın (Ankara FotoğrafSanatçıları Derneği), 1978 yılında çıkardığı Fotoğraf Dergisi'nin incelenmesinikapsamaktadır. Türkiye'nin içinde bulunduğu çatışma ortamında resmi ideolojiyemuhalif olan bu dergi, şçi haklarına, sosyalizm umuduna, 1 Mayıs övgülerine veişlenen cinayetlere yer vermiştir. Bu çalışma ile Fotoğraf Dergisi'nin, salt fotoğraf ileilgili teknik ve kuramsal yazıları değil, taraf tutan ve politik propaganda niteliğindekisloganları ve ideolojik sembolleri de kullandığı ve fotoğraf dergisinin 1978-1980 yıllarıarasında politik propaganda yapmış bir karşı propagandist olduğu ortaya konulmayaçalışılmıştır.Birinci bölümde propaganda konusu işlenmiştir. Propagandalar, yapıldıklarıülkelerin egemen siyasal, ekonomik, felsefi ideolojileriyle mevcut ekonomik veteknolojik güç seviyelerine göre değişiklik göstermektedir. Her hedef kitleye yönelikfarklı propaganda türü ve tekniği uygulanmaktadır. Kitle iletişim araçları ve sanatpropaganda için vazgeçilmez araçlardır. Propaganda aracı olarak kullanılan fotoğraf iseikinci bölümün konusudur. Görüntü üzerinden biçimlenen simge ve semboller,gerçekliği pekiştirmesi ve inandırıcılığı arttırması nedeniyle propaganda tarihindeoldukça sık kullanılmıştır. Simgelerle yaratılan görsel kültür gerek politik gereksosyolojik ortamlarda, fotoğraf aracılığıyla hem toplumun devamını sağlarken hem detoplum eleştiri ve direnişinin göstergelerini oluşturur. Böylelikle fotoğraflar, hem tarihibir belge hem de sistemli bir propaganda aracı olabilmektedirler.Üçüncü bölümde ise 1970'li yılların siyasi, ekonomik ve sosyal yapılanmasınadeğinerek, dönemin fotoğrafı incelenmeye çalışılmıştır. AFSAD'ın kuruluşu, siyasalvizyonu, fotoğrafa bakışı ve Fotoğraf dergisinin oluşumuna yer verilmiştir. lk kezKasım 1978 yılında yayınlanan, ekonomik zorluklar ve baskılar nedeniyle Kasım1979'a kadar çıkan dergide yer alan işçi fotoğrafları değerlendirilmiştir. şçi fotoğraflarısol ideolojinin yayılmasında, işçi örgütlenmelerinde ve bilinçlendirilmelerindekullanılmıştır. Miting fotoğraflarından, çalışan işçi fotoğraflarına kadar tüm işçifotoğraflarında, ikonlar, mitler ve yananlam örgüleri aracılığıyla ideolojik iletileroluşturulmuş, izleyici kitlesine sunulmuştur. Bu fotoğraflar metinlerle desteklenmiş, solmerkezli, işçiden yana ideolojik tavır propagandacı bir üslupla ortaya konulmuştur.
Uğur Mumcu'nun ölüm ve ölüm yıldönümlerinde Türk basınının gündeminde kalmasının haber değer kuramları açısından içerik analizi yöntemi ile bir inceleme
Kitle iletişim araçlarının gerçeği kurguladığı, diğer bir anlatımla sosyal gerçekten farklı olarak yeni bir sosyal gerçeklik oluşturduğu varsayımından hareket edilirse, kitle iletişim araçlarının kendi gerçeklerinde kullandığı kriterlerin varlığım kabul etmek zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma için, oluşumu ve sının belli bir olay hareket noktası olarak belirlenmiş ve bu olayın kitle iletişim araçlarına yansımasını incelenmiştir. Çalışma konusu için Uğur Mumcu suikastı temel hareket noktası olarak belirlenmiştir. Bu olayın seçilmesinin nedeni, Uğur Mumcu'nun kişiliği ile olayın kitle iletişim araçlarının ilgisini çekeceği ve kitle iletişim araçları tarafindan farklı şelkillerde algılanıp inceleneceği düşüncesidir. Bu çalışma ile, Uğur Mumcu olayının kitle iletişim araçlarında nasıl algılandığı ve nasıl işlendiği. Haber değer kuramlannm hangi ölçülerde ve ne şekilde etkili oldukları içerik analizi yöntemi ile incelenecektir. Bu çalışma için, 24 Ocak 1993 tarihinde bir suikaste uğrayan gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun ölüm ve ölüm yıldönümlerinde Türk basınında siyasal görüşleri, hedef kitleleri, tirajları, bakımından farklı gazeteler seçilmiştir. Çalışmada, belirlenen gazetelerin 24 Ocak 1993 tarihinden başlayarak, 25 Şubat 1997 yılına kadar geçen sürenin taraması yapılmıştır. Bu tarama aşamasında, 24 Ocak ve 24 Şubat tarihleri esas alınarak, çalışma bir aylık dilim içinde beş yıllık bir periyodu kapsamaktadır. Çalışmanın sınırlılıklarında ve amaçlarında belirtildiği gibi Türkiye'de yayınlanmakta olan günlük gazetelerin konu olarak Uğur Mumcu'nun ölüm ve ölüm yıldönümleri ile ilgili haberlerin yer aldığı sayfalar çalışmanın evreni olarak belirlenmiştir.Bu bağlamda Uğur Mumcu'nun ölüm ve ölüm yıldönümleri ile ilgili haberlere yer veren ve Türkiye'de yayınlanan günlük ulusal gazeteler (ki bunlar alfabetik sıra ile Cumhuriyet, Milli Gazete, Milliyet, Sabah, Türkiye ve Zaman) çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Uğur Mumcu'nun ölüm ve ölüm yıldönümlerinde çalışma için belirlenen ve incelenen gazetelerde haber sayısı, haber alanı, haber konumu, sayfa sayısı açısından değerlendirmenin yanı sıra haberlerin içeği açısından nasıl bir farklılık başka bir anlatımla Uğur Mumcu'nun ölümü ile ilgili olarak kamuoyuna haberin nasıl sunulduğu ve gündemin hangi açıdan belirlendiği ve gündemde nasıl kaldığı noktalarına değinilmektedir. Galtung ve Ruge'un belirlediği haber değer kuramlarından; konulaştırma, olayın önemi, olayın kaynağının statüsü, olayın süpriz niteliği, olayın yapısı, kriminellik, olayın kişileştirilmesi çalışmada değerlendirilmektedir. Bir olaya ilişkin olarak kitle iletişim araçlarının algılayış ve işleyiş biçimlerinin araştırılması bu çalışmanın başlıca amacını oluşturmaktadır. Bu çalışma ile Türk yazdı basını ile ilgilenenlere farklı bir bakış açısı kazandırarak, İçerik Analizi yöntemi ile ilgili çalışmalara yöneltilmesinin bu yönde yapılacak araştırmaların sağlıklı sonuçlar vereceği, Uğur Mumcu ve diğer faili meçhul olayları inceleyenlere, bu olgunun Türk toplumunda yazdı basının aktarımı de nasd detilidiği ve İçerik Analizi yöntemi de irdelenmesinde ortaya çıkan bdgderle, Uğur Mumcu olayının yazdı basmda nasd yansıdığı ve gündemde kaldığı konusunda düşünmeye yönlendirmesi, İletişim alanında araştırma yapanlara, Türk yazdı basınından secden Uğur Mumcu olayı İçerik Analizi yöntemi açısından verilerek, bu yöntemle ilgili çalışma yapacaklara farklı bir bakış açısı kazandırarak, araştırmacdara bu yöntem de ilgili çalışmalara yönlendirmesi açısından önemli görülmektedir.
Yerel basın örgütlerinde örgütsel iletişimin rolü ve önemi
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ YEREL BASIN ÖRGÜTLERİNDE ÖRGÜTSEL İLETİŞİMİN ROLÜ VE ÖNEMİ Berna Ercin Arslan İletişim Bilimleri Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nisan 1999 Danışman:Prof.Dr.Deniz Güler Kitle İletişim araçları arasında özel bir yeri olan yerel basın, toplumsal kurum olarak, toplumun iletişim yapısı içinde kendine özgü merkezi bir konuma sahiptir. Temel işlevi haber vermek olan yerel basın, ayrıca bir çok psiko-sosyal işlevleri de yerine getirir. Bunlar arasında, kamuoyu oluşturmak, eğitmek, eğlendirmek gibi fonksiyonları vardır. Amaçlan ne olursa olsun, toplumsal yapmm bir parçasını oluşturan kurumlar, yaşamlarım içte ve dışta kurulan ilişkiler düzeni sayesinde sürdürürler. Bu çok yönlü ilişkilerin kontrol altına alınması ve belirli bir yapısal düzen ve amaç içinde işlemesi etkili bir iletişim politikasına bağlıdır. Hizmet ettiği topluma "öncülük" görevini üstlenen yerel basın örgütlerinin böylesine önemli bir sorumluluğu yerine getirirken, kendi içindeki örgütsel yapılarını sağlam temeller üzerine oturtması, basın çalışanlarının "iletişimci" bilinci ile hizmet vermesi ve örgüt içi iletişimin sağlıklı bir işleyişe sahip olması da son derece önemlidir. Bu bağlamda basının topluma karşı olan sorumluluğunu da tam olarak yerine getirmesini sağlayacak önemli etkenlerden biri olan örgütsel iletişim sisteminin belirlenmesi gerekmektedir. Bu alanda yapılan literatür taramalarında basm örgütlerinin yönetim ve organizasyon yapılarının incelendiği görülmüş, buna karşılık; örgütsel iletişim sistemine yönelik çıkarsamalarda bulunan bir kaynağa rastlanmamıştır. Bu alandaki eksikliğin giderilmesi yönünde, yerel basm kuruluşlarının örgütsel yapılarından ve örgüt içi iletişim zayıflıklarından doğan problemleri ortaya koymak çalışmanın genel amacını oluşturmaktadır.Çalışmanın birinci bölümünde, problemin tanıtılmasına, amacın ifade edilmesine, sayıltı ve sınırlılıkların sıralanmasına, ikinci bölümde ise; yöntemin betimlenmesine yönelik bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmanın temelini oluşturan iletişim kavramı açıklanmış, dördüncü bölümde bir kitle iletişim aracı olan yerel basmm rolü ve önemi üzerinde durulmuştur. Örgüt kavramı, yerel basın örgütlerinde organizasyon ve örgütsel iletişim yapılan beşinci bölümde ele alınmıştır. Altıncı bölümde, Antalya ilinde yayınlanan Yeni İleri Gazetesi çalışanlarına yönelik yapılan, anket sonucu elde edilen bulgular ortaya konulmuş ve bunlara ilişkin yorumlar yapılmıştır. Son bölümde ise; sonuç ve öneriler ifade edilmiştir.
Türkiye'deki ekonomi basını gündemi ve siyasal gündem ilişkisi (Özelleştirme örneğinde bir gündem belirleme çalışması)
Ill DOKTORA TEZ ÖZÜ TÜRKİYE'DE EKONOMİ BASINI GÜNDEMİ VE SİYASAL GÜNDEM İLİŞKİSİ (Özelleştirme Örneğinde Bir Gündem Belirleme Çalışması) Erkan Yüksel Basım ve Yayımcılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1999 Danışman: Prof. Dr. Uğur Demiray Bu çalışma en temelde, kitle iletişimi etki araştırmaları arasında ön plana çıkan gündem belirleme yaklaşımını, son yıllarda üzerinde en çok durulan ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları olan özelleştirme konusu örneğinde, Türk basınının gelişmekte olan bir alt dalı niteliğindeki ekonomi basınının, siyasal gündem üzerindeki etkileri çerçevesinde irdelemektedir. Kuramsal boyutlarıyla çalışma; "iletişim, kitle iletişimi, etki araştırmalanna genel bir bakış ve gündem belirleme araştırmaları", "basın ve ekonomi basını" ve "özelleştirme" bölümlerinden oluşmaktadır. Uygulama anlamında ise, ekonomi basınının özelleştirme konusuna yönelik gündemenin ortaya konulması anlamında uygulanan içerik analizi ve siyasal gündemde özelleştirme konusuna yönelik gündemin ortaya konulması anlamında TBMM Genel Kurul tutanaklarını kayıtlarının tutulduğu Tutanak Dergisi üzerinde uygulanan içerik analizine yönelik bulgular ve yorumlarına yer verilmektedir. Yine bu bölümde, gündem belirleme yaklaşımının öngördüğü varsayımlar da istatistiksel ilişki değerleriyle yorumlanmıştır. Öte yandan haber içerikleri ve siyasal gündem içerikleri üzerine yapılan değerlendirmeler ise, özelleştirme konusunun Türkiye'de hangi boyutları ile gündeme geldiğini ve hangi boyutları ile eksik kaldığını ortaya koyar niteliktedir. Bu yapısıyla her iki tarafta da kendini sorgulama anlamında sorulması gereken sorular olduğu, belki de bir kez daha, bu araştırma sonuçlan ile aydınlanmıştır. Elde edilen bulgular, gündem belirlemenin özelleştirme konusu örneğinde Türk ekonomi basınına ve siyasal gündemine özgü veriler sağlamıştır. Buna göre, uygulamaya konu olan 1988-1998 döneminde ekonomi basını, siyasal gündem ve gerçek yaşam göstergelerinin her birinin, birbiri ile anlamlı bir ilişki içinde olduğu belirlenmiştir. Gündem belirleme yaklaşımına yönelik genellemelerden bazıları ise, doğrulanmamıştır. Gerçek yaşam göstergeleri ile gündemlerin ilişkili bulunması bunlardan ilkidir. İkincisi ise çarpıcı bir nitelik taşıyan, ekonomi basını gündeminin siyasal gündemi etkilemesi yargısının tam tersinin ortaya çıkmasıdır. Türkiye'de siyasal iktidar, ekonomi basınının içeriği üzerinde önemli ölçüde söz sahibi görülmektedir. Anahtar sözcükler: Kitle İletişimi Etki Araştırmaları, Gündem Belirleme, Basın, Ekonomi Basını, Basında Ekonomi, Özelleştirme.
Kitle iletişim kuramlarında etki sorunsalı ve bir izleyici araştırması
Kitle iletişim kuramlannda etki sorunsalı ve bir izleyici araştırması" başlıklı bu çalışmada medyada etki sorunsalı ele alınırken izleyici-metin etkileşimi değerlendirilmektedir. Birinci bölümde etki sorunsalına liberal ve eleştirel paradigmanın yaklaşımı ve kuramsal kökenleriyle izleyici araştırması, ikinci bölümde televizyon program tür kavramı ve haber/haber program türünün yapısal özellikleri konu edilmektedir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise bir haber program olan Arena ve Arena üzerinde yapılan izleyici araştırması değerlendirilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre Hall'un öne sürdüğü hegemonik, müzakereli ve eleştirel olmak üzere üç çeşit okumadan oluşan model doğrulanmaktadır. Bir haber program olan Arena'nın olayları sisteme eleştiri yöneltmeksizin, yapılandırarak sunduğu görülmektedir. Programda iknanın Uğur Dündar kişiliği üzerine kurulan mit aracılığıyla işlediği gözlenmektedir. Ayrıca tüm program boyunca metin kapatılarak izleyici yorumlan kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla görüntü üstü ses, müzik, konuyu çağrıştıracak film kareleri ve imge en fazla kullanılan araçlardır. Tüm bu çabalara karşın çalışma gruplarında eleştirel okumanın görülmesi metnin nihai belirleyiciliği görüşüne kuşkuyla yaklaşılmasına yol açmaktadır. Ancak Hegemonik okumanın hayli yüksek olması, müzakereli okumanın da çoğunlukla hegemonik okumaya dönüşmesi izleyici araştırmalarında, metnin ve medyanın ekonomik bir birim olduğunun gözardı edilmemesi gereken aşamalar olduğu sonucuna götürmektedir
Gazetelerin magazin sayfalarının biçim ve içerik analizi
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU GAZETELERİN MAGAZİN SAYFALARININ BİÇİM VE İÇERİK ANALİZİ Selma BAYRAKTAR Basın Yayıncılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2001 Danışman: Doç Dr. Filiz SEÇİM Gazetelerin amacı haber vermektir. Ancak hangi olayın haber niteliği taşıdığıyla ilgili tartışmalar, haberin tek bir tanımının yapılmasını engellemektedir. Yine de haberle ilgili getirilen tanımlamalarda; doğruluk, güncellik, anlaşılır olma, ilginçlik ve önemlilik noktalarında ortak paydada birleşilmektedir. Magazin haberleri ise, haberlerde uyulması gereken kuralların dışına çıkabilir. Bu haberler olayların ilginç ve önemli noktalarını temel alarak, insanlara hoşça zaman geçirtmeyi amaçlar. Sunumunda alıntı ve betimlemeler sıkça kullanılır. Türkiye' de sık yaşanan askeri darbelerle basma getirilen sınırlandırmalar ve 1980' li yılların ikinci yansından sonra büyük sermayenin basın yaşamına girmesi, basını yeni arayışlara yönlendirmiştir. Bu yönelim sonucunda magazin haberleri yaygınlaşmaya başlamış, gazetelerde magazin ekleri ve magazin sayfaları yer almıştır. Ancak magazin haberleri, giderek gerçek magazin haberi niteliğinden uzaklaşarak, ünlü kişilerin özel hayatlarının anlatıldığı dedikodularla paparazziler niteliğine bürünmüştür. Bu gelişmelerden yola çıkarak, gazetelerin magazin sayfalarında yer alan haberlerin gerek sayfa tasarımı ve gerekse sunum açısından ne kadar magazin haberi niteliği taşıdığının belirlenmesi, söz konusu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu amaçla, gazetelerin magazin sayfalarının biçim ve içerik analizi yapılmıştır. Sonuçta, gazetelerin magazin sayfalarında yer alan haberlerle, diğer sayfalardaki haberler arasında sayfa tasarımı ve sunum açısından bir fark olmadığı saptanmıştır. Düz haberlerle, dedikodu ve paparazzilerin magazin haberi olarak sunulmasının getirdiği kavram karışıklığı düzeltilmeli, bu sayfalarda gerçek magazin haberlerine yer verilmelidir.
Türkiye`de ulusal ölçekte yayın yapan özel radyolardaki özdenetim sisteminin işleyişi
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ TÜRKİYE'DE ULUSAL ÖLÇEKTE YAYIN YAPAN ÖZEL RADYOLARIN ÖZDENETİM SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİ özlem TÜRKER Basım ve Yayımcılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Danışman: Prof.Dr. Özden ÇANKAYA Eylül, 2001 Bu çalışmada, Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan özel radyolarda yayıncılık anlayışı bakımından günün gelişim ve değişimlerine göre fark meydana çıktığı, yeni birimler kurulduğu ve yayıncılık tarzı ve amacının değişime uğramış olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, özel radyo yayıncılığında hem özdenetimin hem de hukuksal denetimin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın amacı, günümüzde Türkiye'de TRT dışındaki, ulusal ölçekli yayın yapan özel radyolardaki özdenetim sisteminin nasıl işlediğinin belirlenmesidir. Çalışmanın kuramsal boyutunda ilk olarak Türkiye'de radyo yayıncılığının gelişiminden başlayarak, yasal düzenlemelere, TRT kuruluşuna ve günümüz özel radyolarına geçiş sürecine yer verilmiştir. İkinci bölümde, denetim ve özdenetim kavranılan incelenmiştir. Özel radyoların ortaya çıkmasıyla gelişen hukuksal yapı irdelenmiş, böylece denetimin ve özdenetimin gerekliliği denetim sisteminin olduğu yerde özdenetim sisteminin nasıl işlediği sorgulanmıştır. Denetim kavramının siyasal rejimler ile ilişkisi incelenmiş, medyada özdenetimin varlığı ve işleyişi sorgulanmıştır.Özel radyoların ortaya çıkmasıyla gelişen hukuksal değişimlerde siyasal sistemin özel radyolara nasıl baktığı da, hukuksal denetimin nasıl gerçekleştiği, toplumsal denetimin ortaya çıkış biçimi araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde, Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapma gücüne sahip 40 radyo saptandıktan sonra bunlardan dinlenme oran yüksekliği ve örgütsel yapısının diğerlerine göre daha gelişmiş olması kriterlerine bağü kalınarak 15 tanesi örneklem olarak belirlenmiştir. Belirlenmiş radyoların yöneticilerine yönelik sormaca hazırlanmış, elden ve feks yoluyla kendilerine iletilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapmakta olan özel radyolar, denetim gerekliliğine inanmaktadır. Özdenetimin işleyişini sağlamaya çalışmaktadır. Aynı zamanda da var olan yasal düzenlemelerin aksaklıklarının giderilerek, RTÜK benzeri bir kuruluş tarafindan denetimin sağlanmasını işlemektedir. Yapılacak yeni yasal düzenlemelerin kısıtlayıcı değil yol gösterici nitelikte olması gerektiğini düşünmektedirler. uı
Demokrasi-radyo yayıncılığı etkileşimi, Türkiye`de alternatif radyoculuk
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU DEMOKRASİ-RADYO YAYINCILIĞI ETKİLEŞİMİ, TÜRKİYE'DE ALTERNATİF RADYOCULUK Teoman Murat DEMİROĞLU Basım ve Yayımcılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Şubat 2002 Danışman: Prof. Dr. Özden Çankaya Yirminci yüzyılın ilk yıllarıyla başlayan teknoloji gelişimi çerçevesinde radyo dalgalarının kullanılması, iletişim alanında önemli bir sayfa açmıştır. Radyonun toplum tarafından benimsenmesi ve radyonun etkisi altında kalması iktidar sahiplerinin özenle üzerinde durduğu bir konu olmuştur. İnsanoğlunun toplum düzeninin sağlamak için ortaya çıkardığı siyasal yaşam sistemleri içinde önemli bir kilometre taşı olan demokrasi bilinci toplumlarla birlikte sürekli yeniden şekillendirilmiştir. İlkçağ filozoflarından Aristotelis'in ifade ettiği "Demokrasi", on dokuzuncu yüzyılla birlikte, "insanların düşüncelerini ifade etme özgürlüğü" şeklini almıştır. Dünya üzerinde yaşanan siyasi değişimler sonucunda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, son y ıllarda demokrasi kavramı daha yoğun bir şekilde incelenmeye başlanmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde her ne kadar düşünceyi ifade etme özgürlüğü, "olmazsa olmaz" bir kural olarak kabul edilse de iktidar sahipleri bu kuralı uygulamamak için çeşitli denetim mekanizmalarını kullanmaktadır. Toplumun kendisini ifade edebileceği kitle iletişim araçları içinde radyonun yeri ve önemi çok daha fazladır. Özellikle birinci dünya savaşında ilk dafa propoganda aracı olarak kullanılan radyo, iktidarın vazgeçemeyeceği bir silah durumuna gelmiştir. Toplum dinamikleri olarak kabul edilen sivil toplum örgütleri de düşüncenin özgürlüğü için bu silahtan olumlu bir şekilde yararlanmaya çalışmaktadır.Toplum dinamiklerinin bu uygulaması, iktidar sahiplerinin her dönemde korkulu rüyası olmuştur. Globalleşmenin hızla ilerlediği dünyada yerellik, dolayısıyla mevcut sisteme alternatif görüşler giderek güçlenmektedir. Türkiye'de de yaşanan bu gelişmeler yayıncılık alanında da görülmeye başlamıştır. Ancak bu gelişmeler iktidarlar tarafından yeterli desteği görmemekte hatta çeşitli engeller öne sürülmektedir. Tüm engellemelere karşın Türkiye'de alternatif yayıncılık üzerine çalışmalar yapılmaya başlamıştır.
Haber yapımı sürecinde editör editoryal sistem, Hürriyet gazetesi örneğinde bir laboratuvar çalışması
DOKTORA TEZ ÖZÜ HABER YAPIMI SÜRECİNDE EDİTÖR VE EDİTORYAL SİSTEM HÜRRİYET GAZETESİ ÖRNEĞİNDE BİR LABORATUVAR ÇALIŞMASI Deniz Kılıç Basın Yayıncılık Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Şubat 2003 Danışman: Doç. Dr. Ali Murat Vural Gazete baskıya girmeden önce gazete editörleri haberlerde editoryal düzenleme ve değişiklikler yapmaktadır. Haber yapımında editör ve editoryal sistemin incelendiği araştırmanın temel amacı "Hürriyet Gazetesi örneğinde, editörler haberlerde ne tür değişiklikler yapmaktadırlar?" şeklinde oluşturulmuştur. Ayrıca çalışma kapsamında "editörler haberde geçen başka bir ayrıntıya vurgu yapıyorlar mı, haberde muhabir vurgusunu değiştiriyorlar mı, editörlerin başlık, spot, gönderme başlık, ara başlık ve haber metninde yaptıkları değişiklikler ve nitelikleri nelerdir, şeklinde alt amaçlar da belirlenmiştir. Literatür taraması yapılarak elde edilen kuramsal bölümde, özellikle iletişim çalışmaları altında gerçekleştirilen liberal ve eleştirel kurama ilişkin temel bilgilere daha sonra da liberal çalışmalar altında gerçekleştirilen eşikbekçisi araştırmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın devam eden bölümlerinde editoryal sistem, editör, Türkiye'deki genel durum ve editoryal sistem ile editörlük kurumu ele alınmıştır. Uygulamada var olan duruma ilişkin "Hürriyet Gazetesi" örneğinden yola çıkılarak yapılan içerik analizinden elde edilen en temel veriler, muhabirin haberi ile gazetede basılan haber arasında farklar bulunduğunu göstermektedir. Haberlerde farklılaşma; öncelikle haberden bilgi keserek, orijinal haberde olmayan yeni bilgiler ekleyerek ve ifadelerde sıfat kullanılarak yapılmaktadır. Editörler haberlerin %40'ındain başka bir ayrıntıya vurgu yaparak haberlerin veriliş tarzını değiştirmektedirler. Bununla birlikte haberlerin başlıklarını da değiştirmekte veya yeniden yazmaktadırlar. Çalışmanın temel önerisi, manipülatif bir tutumun belirlenmesinde muhabir ve gazete haberlerinin karşılaştırılmasının belirleyici bir yöntem olarak kullanılabilecek olmasıdır. Ayrıca bu yöntem ile gazetenin haber konulan ve olaylar karşısındaki kesin tavrı ve tutumu da belirlenebilmektedir.
İşgören niteliği ve üretim süreci açısından haber sitelerinin basın etiği kurallarını uygulayabilme yeterliliği: Türkiye`de internet üzerinden yayınlanan haber sitelerinin editörleriyle bir anket çalışması
DOKTORA TEZ OZU İŞGÖREN NİTELİĞİ VE ÜRETİM SÜRECİ AÇISINDAN HABER SİTELERİNİN BASIN ETİĞİ KURALLARINI UYGULAYABİLME YETERLİLİĞİ: r Türkiye'de İnternet Üzerinden Yayınlanan Haber Sitelerinin Editörleriyle Bir Anket Çalışması Halûk BİRSEN Basın Yayın Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mart 2004 Danışman: Doç. Dr. Halil İbrahim Gürcan İşgören niteliği ve üretim süreci açısından haber sitelerinin basın etiği kurallarını uygulayabilme yeterliliğinin araştırıldığı bu çalışmada, Türkiye'de internet üzerinden haber yayınlayan sitelerin sorumlularına uygulanan bir anketle, Türkiye'deki internet haberciliği ve internet habercisi tanımlanmış, etik sorunlar, ve bu sorunların kaynakları belirlenmiştir. Elde edilen veriler, yasal bir zemini bulunmayan internet haberciliğinin, giderek bir sektöre dönüştüğünü, çalışanlarının ağır bir iş yüküne sahip olduğunu ortaya çıkarmış, az soyda işgörenle yapılan haber sitesi içeriği üretiminin sorunların temel kaynağı olduğunu göstermiştir. Bu sorunlar, internet haberciliğinin yasal bir zemininin olmaması, internet habercilerinin yasal bir dayanağının olmaması, etkileşimli uygulamalar için işgören bulundurulmaması, yeni ortama ilişkin etik sorunların tanımlanmamış olması ve etik standartların belirlenmemiş olması, izlerkitlenin zararlı ve saldırgan içeriğe karşı korunması sorunu, izlerkitle bilgilerinin ticari bir değer taşıması, haber üretimi ile reklam toplama ve gelir getirici uğraşlar arasında ki sınırın belirsizliğidir.
Tekelleşen Türk medyasında yazılı basın ekleriyle sunulan yaşam tarzları
11 YÜKSEK LİSANS TEZ OZU TEKELLEŞEN TÜRK MEDYASINDA YAZILI BASIN EKLERİYLE SUNULAN YAŞAM TARZLARI Devrim Deniz EROL Basın Yayın Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temmuz 2004 Danışman: Yrd.Doç.Dr.Banu DAGTAŞ Bu çalışmanın temel amacı, tekelci Türk basınının haftasonu eklerinde ttiketimle gelen yaşam tarzları sunumunun incelenmesidir. Bu amaca yönelik olarak tekelci bir yapı sergileyen Milliyet, Sabah ve Akşam gazetelerinin haftasonu ekleri, içerik çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kapitalizmle ilişkisi bağlamında tüketim kültürü ve tüketim kültürüne yönelik yaklaşımlar, refah toplumundan günümüz toplumuna tüketim kültfirünün geçirdiği değişimler ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise küreselleşme, tüketim kültürü ve yaşam tarzı sunumu ilişkisi irdelenmiştir. Uygulamaya ayrılan üçüncü bölümde, çalışmanın yöntemi, haftasonu eklerinde yaşam tarzı sunumuna ilişkin bulgular ve bulguların değerlendirilmesi yer almış; sonuç bölümünde ise çalışmanın bulguları, kuramsal kabullerle birlikte değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Uygulamadan elde edilen bulgular Milliyet, Sabah ve Akşam gazetelerinin haftasonu eklerinin farklı oranlarda da olsa tüketimle gelen yaşam tarzı sunumunda bulunduklarını göstermiştir. Bu eklerde lüks tüketime dayalı, seçkinci bir yaşam tarzı vurgulanmakta; Batı'yı örnek alarak "modernleşme"ye dayalı bir yaşam tarzı sunulmaktadır. Türk basınının tüketim kültürünün belirlediği bu yaşam tarzlarım sunması, tekelci ve küresel sermayeyle bütünleşmiş mülkiyet yapısından kaynaklanmaktadır. Bu konuya ilişkin öneri Türk basınında anti-tekel yasalarının uygulanmasıdır.Ill Araştırma sonuçlan, Batı'daki örneklerinde olduğu gibi, Türkiye'de de bir yaşam tarzı gazeteciliğinin başladığım göstermektedir. Bu konuya ilişkin öneri tekelci yapı sergileyen Türk medyasının diğer yayınlarında da yaşam tarzı sunumlarının incelenmesidir. Tekelci yazılı basm dışmda kalan gazetelerin haftasonu eklerinde de yaşam tarzı sunumunun incelenmesi ve bu konuda karşılaştırma, yapılması da öneriler arasındadır.
İletişim fakültesi öğrencilerinin internet haberciliğinin güvenilirliğine ilişkin tutumları: İstanbul, Ankara ve İzmir illerini kapsayan bir uygulama örneği
YÜKSEK L SANS TEZ ÖZÜLET Ş M FAKÜLTES ÖĞRENC LER N N NTERNET HABERC L Ğ N NGÜVEN L RL Ğ NE L ŞK N TUTUMLARI: STANBUL, ANKARA VE ZM RLLER N KAPSAYAN B R UYGULAMA ÖRNEĞSerhat ÇOBANBasın ve Yayın Anabilim DalıAnadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temmuz 2006Danışman: Yrd. Doç. Dr. Semra AKDEM RBu tezin amacı, iletişim fakültesi öğrencilerinin internet haberciliğinin güvenilirliğineilişkin tutumlarını ölçmektir. Bu doğrultuda ilkin internet iletişiminin demokratik dinamiklerekseninde biçimlenen gelişme süreci, internet haberciliğinin genel çerçevesi, internethaberciliğinin güncel sorunları ve meslek ilkeleri bağlamında internet haberciliğiningüvenilirliği kuramsal tartışmalar eşliğinde irdelenmiştir.letişim fakültesi öğrencilerinin internet haberciliğinin güvenilirliğine ilişkintutumlarını ölçmek üzere stanbul, Ankara ve zmir illerinde bulunan üniversitelerin iletişimfakültelerinde okuyan öğrencilerden alınan örneklem üzerinde anket formu uygulanmıştır.Anket formu mesleki etik kurallarla ilişkiler bağlamında oluşturulmuştur.Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında internet haberciliğinin iletişimfakültelerinde okuyan öğrenciler arasında fazla güvenilir bulunmadığını söylemekmümkündür. Güvensizlik oranı mesleki etik ilkelerin ihlalinden toplumsal, hukuksal veekonomik etmenlerin olumsuz etkilerine uzanan bir aralık içinde bir miktar artış göstermiştir.Ayrıca bir kurum olarak üniversitenin internet haberciliğine duyulan güvensizlikte roloynayan bir etmen olduğunu söylemek de mümkündür. Bu bağlamda öngörülebilir birgelecekte internet haberciliğinde etik ilkelere dayalı bir örgütlenmeye gidilmesi; yanı sıraüniversitenin de desteğiyle daha geniş kapsamlı kurumsal düzenlemelerin gerçekleştirilmesiönerilmiştir.
Siber terörizm bağlamında Türkiye'ye yönelik faaliyet yürüten terör örgütlerinin internet sitelerine yönelik bir içerik analizi
YÜKSEK L SANS TEZ ÖZÜS BER TERÖR ZM BAĞLAMINDATÜRK YE'YE YÖNEL K FAAL YET YÜRÜTEN TERÖR ÖRGÜTLER N NNTERNET S TELER NE YÖNEL K B R ÇER K ANAL ZTezcan ÖZKANBasın ve Yayın Anabilim DalıAnadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2006Danışman: Prof. Dr. Halil brahim GÜRCANTürkiye'ye yönelik faaliyet yürüten terör örgütlerinin internet siteleriniincelemeyi amaçlayan bu çalışma ile terör örgütleri tarafından internetin nasılkullanıldığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Terörist kişi ve grupların internetkullanıcısı olarak ele alınması, internetin kötü niyetli kullanımının yol açabileceğisorunları ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır.Araştırmada, küresel bir sorun olarak ifade edilen siber terör yaklaşımındanhareketle, Türkiye'ye yönelik olarak faaliyetlerine devam eden 12 terör örgütününresmi ve gayri resmi 25 internet sitesi incelenmiştir. nternet siteleri, üç anakategoride oluşturulan kodlama cetvelindeki temel, görsel ve içeriğe yönelik olmaküzere toplam 33 kriter açısından içerik analizine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda, interneti diğer iletişim araçlarından ayıran ve onudiğerlerinden görece üstün kılan özelliklerin, terör örgütleri ve sempatizanları içinbasit ama etkili bir propaganda aracı olarak kullanılmasını kolaylaştırdığıgörülmektedir. Araştırma, internetin, şu an için cazip bir iletişim aracı olarak kabulgörüldüğü genel fikrini de pekiştirmektedir. Ancak, araştırma bulguları, internetin kötüniyetli kişiler ve yasadışı gruplar tarafından denetimsiz bir şekilde kullanımınınyaratabileceği sorunları da ortaya koymaktadır.
Zihin engelli çocuk babalarının bir iletişim sunumu olarak Web tabanlı uzaktan eğitim uygulaması hakkındaki görüşleri
Gazetecilik meslek etiğinin kuramsal açıdan incelenmesi ve bir uygulama olarak 11 Eylül 2001 olayının Türkiye ve Kanada gazetelerindeki yansıması
Tüm demokratik toplumlarda istisnasız olarak, yasama, yürütme ve yargı erklerinden sonra`Dördüncü Kuvvet' olarak toplumun çeşitli mekanizmalarında ve boyutlarında yer alangazetecilik mesleğinin güvenirliğinin sürekli sorgulanması nedeninden yola çıkarak,gazetecilik meslek etiğini incelediğimiz bu çalışma kuramsal bir çalışma ve uygulamaiçeriklidir. Şüphesiz, gazetecilik mesleğine ilişkin güvenirlik sorgulamasının temelinde,gazetecilik mesleğinde, meslek etiği ilkelerine uygun olarak davranılıp davranmadığınınvurgulanması önem taşımaktadır. Bu çerçevede, çalışmamızda, toplumda önemli bir yeriolan ahlak ve etik kurallarının, gazetecilik meslek etiği ilkelerinin daha iyi anlaşılabilmesiaçısından ele alınması amaçlanmıştır.Uzun bir çalışma ve emekten sonra tamamlanan bu doktora tez çalışmasının temel hedefiözellikle kuramsal olarak gazetecilik meslek etiğinin ne olduğunu, ilkelerini ve yaşananbelli başlı sorunları ortaya koymak olmuştur. Tezimizin uygulama kısmında ise, küreseltoplumumuzu, sosyo-ekonomik ve siyasi yönden de etkilemiş olan 11 Eylül olayını temelalarak, bu terör olayının Türk ve Kanada gazetelerindeki yankılarına yer verilmekle, ikiülkenin haberlerindeki içerik ve yaklaşım benzerlikleri ve ayrılıkları ortaya konulmuştur.Her ne kadar `kişilik haklarına saldırı', `yolsuzluk', `iktidar-muhalefet ilişkileri', `şantaj'gibi haberlerin yayınlanma biçimleri ile gazetecilik meslek etiği ilkeleri ölçütlerine uyup,uymadıkları kolayca tespit edilebilen ve eleştirilebilen bir konu olmanın ötesinde yer alanörnek uygulamamızın '11 Eylül Olayı' gibi uluslararası ve hatta küresel boyutta bir terörolayını teşkil etmesi olayının daha ziyade egemen güç ve düşüncenin tek taraflıyansıtılması gerçeğine vurgu yapmak üzere ele alınmıştır.
Bireylerin gazete okuma alışkanlıkları: Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımına göre okuyucu davranışları, tercihleri ve nedenleri üzerine bir uygulama
Liberal kurama göre dördüncü güç olarak tanımlanan medyanın, bilgilendirmeden eglendirmeye birçok islevleri bulunmaktadır. Bu islevleri yerine getiren en eski ve en güçlü kitle iletisim araçlarından birisi gazetelerdir. Gerek kamuoyunun olusmasında gerekse bireylerin haberdar olmasında gazeteler, gündelik yasamın bir rutini olarak önemini korumaktadır. Klasik iletisim sürecinde yer alan gönderici, mesaj ve alıcı üçgeninde, gazetenin alıcısı olan okuyuculara iliskin Türkiye'de yapılan çalısmalar sınırlılık göstermektedir. Bu çalısma, Eskisehir merkezi baz alarak, okuyucuların demografik bilgilerini, gazete okuma davranıslarını ve gazete okumaktan edinilen doyumların neler oldugunu belirlemek üzere, gazete okurluk arastırmaları içinde nicel arastırma metodolojisine dayanarak yapılmıs ancak; nitel arastırma yöntemlerinden derinlemesine görüsmeyi de kullanmıstır. Arastırmada, Kullanımlar ve Doyumlar Yaklasımı temel alınarak gazete okuyucularına iliskin davranısları betimlemek ve bir ?gazete okur profili? ortaya koymaya çalısılmıstır. Elde edilen veriler istatistiksel analizler yoluyla degerlendirilerek hem sektöre hem de akademik literatüre katkı saglamaktadır. Arastırma sonuçlarına göre en çok tercih edilen gazete yerel basından Sakarya; ulusal (yaygın) basından ise Posta olarak belirlenmistir. Basılı gazete okuma nedenleri içinde ise en çok verilen yanıtlar haberdar olmak ve bilgi edinmek olarak belirlenmistir. Okuyucuların gazetelerinde ilk olarak okudukları bölümler içinde ilk sayfa birincidir. Okuyucuların yaklasık üçte ikisi gazetelerini kendi almakta ya da evden birisi gazeteyi almaktadır. Benzer biçimde okuyucuların üçte biri gazetelerini evde okumayı tercih etmektedir. Arastırmada okuyucuların % 41,8'i gazete okumak için aksam saatlerini seçtigini belirtmistir. Gazete okumaya ayrılan ortalama süre seçeneginde, okuyucuların % 60,3'ü gazete okumaya 30 dakika-1 saat arası zaman ayırdıklarını belirtmistir. Okuyucuların % 31,9'u gazetelerini okuduktan sonra baska birine vermektedir. Okuyucuların düzenli olarak okudukları basılı gazeteyi tercih etme nedenleri içinde haberlerini begenirim ve köse yazılarını begenirim seçenekleri en fazla isaretlenmistir. En az isaretlenen seçenekler ise fotograflarını görmek için alırım ve gazetenin verdigi ek ya da hediyeyi almak için seçenekleridir. Gazete okuma nedeniyle elde edilen doyumlara bakıldıgında enformasyon edinme, eglence, bos zaman degerlendirme ve kendini gerçeklestirme faktörleri öne çıkmaktadır. Bu faktörler içinde en fazla denegin yanıtladıgı ve ortalaması en büyük olan madde gazete okurum çünkü; haber almamı saglar seçenegidir. Okuyucuların gazetelerinde sıklıkla okuduklarını belirttikleri bölümler sırasıyla, dünya haberleri, egitim haberleri, saglık haberleri, köse yazıları olarak belirlenmistir. En az okunan bölümler ise sırasıyla reklamlar, küçük ilanlar ve moda haberleri olarak belirlenmistir. Okuyucuları daha çok tatmin eden basın türüne bakıldıgında, okuyucuların yaklasık yarısı ulusal basından daha fazla tatmin olduklarını belirtmistir. Okuyucuların gazeteye olan ilgilerinin gelistirilmesinde sayfa tasarımı, içerik, haber çesitliligi gibi ögeler önemli bir yer tutmaktadır. Böylece, yarının yetiskinleri olacak genç kusaklara gazete okuma alıskanlıgının kazandırılması saglanabilir.
Gazete haberlerinde kadına yönelik şiddet:Posta ve takvim gazetelerinde kadına yönelik şiddet haberleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temelinde, demokratik toplumların önemli bir sorunu olan kadına yönelik şiddet olgusunun Türk yazılı basınına nasıl ele alındığı, seçilen gazetelerde yer alan haberlerde kadına yönelik şiddet içeriğinin kapsamı ve biçiminin ne olduğu incelenmektedir. Bu bağlamda çalışmada şiddet ve kadına yönelik şiddet, medyada ve yazılı basında kadına yönelik şiddet konuları ile Türk basının günümüzdeki görünümü ele alınmaktadır. İletişim sisteminin, giderek yaygınlaşması ve gelişmesi aynı zamanda izleyicilerin de her geçen gün daha fazla şiddet görüntüsü ve haberine maruz kalınmasına neden olmaktadır. Bu nedenle yazılı basında yer alan şiddet içeriğinin belirlenmesi önemlidir. Kadına yönelik şiddet içeriği medyada önemli bir yer tutmaktadır. Bu araştırmada Posta ve Takvim gazetelerinde 1995-2006 yılları arasında yer alan kadına yönelik şiddet haberleri incelenmiştir. Kadına yönelik şiddet haberlerinde kadınların ne tür şiddet olaylarına maruz kaldıkları ve bu haberlerin nasıl verildiğinin ortaya çıkarılmasını amaçlayan çalışmada, Posta ve Takvim gazetelerinde yayınlanan haberlerin biçimsel sayısal özellikleri, haberlerin daha çok hangi sayfalarda yer aldığı, kullanılan görsel malzemenin biçim, içerik ve sayısal özellikleri, haberlerde hangi tür şiddet olaylarının yer aldığı, kadınlara uygulanan şiddetin hangi nedenlere dayandırıldığı, kadınlara şiddet uygulanırken daha çok hangi araçların kullanıldığı, kadınlara şiddetin daha çok nerelerde ve ne zaman uygulandığı, şiddete maruz kalan kadınların ve şiddeti uygulayan aktörlerin demografik özellikleri ortaya konmaktadır. Elde edilen veriler söz konusu gazetelerde yer alan haberlerin kadına yönelik şiddet içeriğinin sansasyonel, niteliğinin bireysel, fiziksel ve cinsel olduğunu göstermektedir. Gazeteler genel olarak Türkiye'de kadına yönelik olarak uygulanan şiddetin fiziksel ve cinsel olanlarına daha çok ilgi duymakta ve sayfalarında daha çok yer vermektedir.
Demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir araç olarak yerel basının, yerel yönetim meclisleri bağlamında kamuoyunu bilgilendirme düzeyi (Eskişehir Sakarya ve İstikbal gazeteleri örnekleminde)
Eskisehir'de yerel yönetimler baglamında demokratiklesme olgusunun nasıl degerlendirildigi, yerel basının bu ortamı yaratmada ne tür katkılar sagladıgının arastırıldıgı bu çalısmada Eskisehir'de tarihsel süreci ve en yüksek baskı sayısına sahip olmaları açısından önde gelen Sakarya ve stikbal gazeteleri, nitel içerik analizleri yapılarak incelenmistir. Kuramsal bölümde degerlendirilen yerel yönetimler, kitle iletisim araçları ve demokratiklesme kavramları arasındaki iliskinin, yerel ortamlarda nasıl bir yansıma buldugu, yerel basının gerek ana sayfa haberleri, gerekse köse yazarları ile demokratiklesmeyi saglamada ve toplumsal bilinç yaratmada ne tür çabalar içinde oldugu bu çalısmanın en temel sac ayagını olusturmustur. Küresellesme olgusu tüm dünyayı etkisi altına alırken kaçınılmaz bir toplumsal dönüsüm yasandıgı açıktır. Türkiye de bu gelismelerden yeterince etkilenmis bir ülke konumundadır. Küresel sermayenin yarattıgı fonlar ve paralelinde saglanan teknolojik gelismeler, bilimden ahlaka, insan hakları anlayısından kent yasamına yeni sorgulama alanları yaratmıstır. Bu sorgulama alanlarından biri de demokratiklesmedir. Temsili demokrasi ile yönetilen toplumlarda etkin dinamikler, demokrasinin geleneksel yapısından öte, nasıl daha isler hale gelebilecegini, içinde nasıl daha fazla özgürlügün, daha fazla refahın yer alabilecegini tartısmaktadırlar. Demokratiklesme taleplerinin önlemez yükselisi, yönetim anlayısının reorganizasyonunu gerekli kılmıs, yurttasların daha etkin roller üstlenebilecegi modeller gelistirilmeye çalısılmaktadır. Siyaset bilimcilerin bu noktada hemfikir oldukları konu; ?küresellesme? karsısında, tarihsel, kültürel ve sosyal yeniden üretimin daha kolay saglanacagı insani ve yasanabilir ortamların yaratılabilecegi ?yerellesmenin? demokratiklesme açısından daha uygun bir zemin olusturdugu yönündedir. Bu nedenle, merkez agırlıklı yönetim sistemlerinden güçlü yerel yönetimlere, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye dogru gelismeler yasanmaktadır. Evrensel ve ulusal nitelikteki normlar da bu yönlü biçimlenmektedir. Nitekim AB giris sürecinde Türkiye'de de yerel yönetimler kapsamında bu yönlü önemli degisikliklerin yapıldıgı ve katılımcılıgı esas alan düzenlemelerin gerçeklestirildigi, literatür çalısmalarının bulguları olarak degerlendirilmistir. Demokrasinin varlıgı siyasal katılımı öngörmektedir. Siyasal katılım bir toplum bilinci gerektirmekle birlikte, özgür bilgi akısını da katılım bilincinin olusumunda bir ön kosul olarak saymaktadır. Bu anlamda yerel medya önemli misyonlar üstlenmistir. Eskisehir egitim, kültür ve sosyal çevresiyle katılımcı demokrasi için gerekli dinamiklere sahip bir kenttir. Bu dinamikleri harekete geçirecek olan yerel yönetim erkleri ve basındır. Çalısmada; gerek yerel basının gerekse yerel yönetimlerin, demokratik erdem sayılabilecek ?katılım bilinci gelistirme? yönünde bir kaygı içinde olmadıkları, yerel siyasetçilerin; ? bir daha nasıl seçilebilirim?? bürokratların; ?görevde nasıl daha fazla kalabilirim?? basının; ?nasıl daha fazla satabilirim?? kaygısını daha yogun yasadıkları, demokratiklesmenin temelini olusturan etkin bir yurttas modeli için yogun bir çabanın yasanmadıgı yönünde bulgulara ulasılmıstır.
Kadın reality programlarının izlenme nedenlerinin kullanım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, kadın reality programlarının izlenme nedenlerinin kullanım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde değerlendirmesi oluşturmaktadır. Bu çalışmada, örneklemini Eskişehir'in nüfus sayısının en yüksek olduğu 10 mahallesinin oluşturduğu bir anket çalışması uygulanmıştır. İzleyiciler ile görüşmeler sonunda yapılan anketten elde edilen veriler eğitim, ekonomik durum ve medeni hal gibi değişkenler doğrultusunda incelenmiş, Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı'nın yargılarını kullanarak, kadınların kadın reality programlarını izleme nedenleri araştırılmıştır. Bu araştırma için, tarama modelinden ve anket yönteminden yararlanılmıştır.Özellikle son yıllarda sabah ve gündüz kuşaklarında yer alan kadın programlarının, büyük bir kitle tarafından izlenmekte olduğu görülmektedir. Bu programların hedef kitlesini kadınların oluşturduğu düşünülmektedir. Kimi kadın programlarında realitenin; diğer bir deyişle, gerçek yaşamdan alıntıların da gözler önüne serildiği farkedilmektedir. Kullanılan teknik çerçevesinde stüdyo seyircilerinin de programa katıldığı, konukların yaşamından gerçek kesitlerin ele alındığı, duyguların aynı ortamda ifade edildiği bu programlar, araştırma içerisinde ?kadın reality programı? olarak tanımlanmaktadır. Basın gündeminde birtakım eleştirilerle yer alan bu tür programların izlerkitlesi üzerinde bir değerlendirme yapılmıştır.Yapılan araştırma sonucu, araştırmanın evreninde yer alan kadınların büyük bir çoğunluğunun kadın reality programlarını izlediği ve bu programlara bağımlı olduklarını belirtirlerken, izledikleri bu programların hoşlarına gittiğini ifade etmektedirler. Kadın reality programlarının, kullanım öğeleri arasında yer alan, boş vakitleri geçirmek, oyalanmak, merak duygularının tatmini, günlük yaşamın baskılarından kurtulmak ve deneyimleri paylaşmak için izlendiği ortaya çıkmıştır.
Anaakım medyaya karşı alternatif medya: Alternatif gazeteler olarak Ahali ve Mülksüzler
1980'li yılların başından itibaren dünyada ve Türkiye'de küreselleşmenin etkisiyle iletişim sektöründe yoğunlaşma ve finansal hareketler hız kazanmıştır. Kamu hizmeti yayıncılığı tasfiye edilmiş, medya endüstrisinde tek ve tümleşik bir pazar yapısına geçilmiştir. Türk medyası ise 1980'li yıllardan sonra yatay ve dikey bütünleşme evrelerini tamamlamış, 2000'li yılların başından itibaren ise küresel medya devlerine eklemlenmeye başlamıştır.Medya ortamının ticarileşmesi, medya mülkiyetinin az sayıda kişinin elinde toplanması, ekonomik ve sosyal olarak baskı altındaki toplum kesimlerinin kamusal alanda temsilini zorlaştırmıştır. Küreselleşen medya ortamında temsil edilemeyen toplum kesimleri, kendi seslerini duyurabilmek için kendi medyalarını yaratmaya başlamışlardır. Anaakım medyaya karşı örgütlenme yapıları ve içerikleriyle alternatif bir medya oluşturmaya başlamışlardır. 1980'li yıllardan sonra küreselleşme dalgasıyla beraber yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkardığı kolektif hareket kültürü alternatif medyanın içeriğini ve örgütlenişini etkilemiştir. Alternatif medya hakim kamusallığın karşısında temsil edilemeyenlerin temsil edilebildiği karşıt bir kamusal alan oluşturmuştur. Türkiye'de ise özellikle 1980'lerden sonra kamusal alan farklı seslere açılmaya başlamıştır. Bu çeşitlilik anaakım medyaya karşı kendini farklı şekilde ifade eden alternatif bir medyanın oluşumuna da ön ayak olmuştur.Anaakım medyanın dağıtım ve üretim ilişkileri dışında yer alan Ankaralı bir grup anarşistin İstanbul'daki arkadaşlarıyla beraber çıkardıkları aylık anarşist Ahali Gazetesi ve İstanbul'lu bir grup anarşist-komünistin 2007 yılında 9 ay boyunca yayımladıkları aylık anarşist-komünist `Mülksüzler' gazetesi çalışma ilişkileri ve ürün içeriği bakımından incelenmiştir. Katılımcı gözlem, derinlemesine görüşme ve tema analiziyle veri toplanmıştır. Uygulamayla elde edilen veriler ışığında gazetelerin örgütlenişi ve çalışma ilişkileri bakımından anakım medyanın dışında alternatif bir örgütlenme ve içerik modeli sunduğu belirlenmiştir.
İngiliz fikir gazeteleri'nin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık sürecine bakışı (1999 Helsinki ve 2004 Brüksel zirveleri)
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık sürecinin İngiliz Fikir Gazeteleri'ne nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. İçerik analizi yönteminin uygulandığı araştırmanın süreç açısından örneklemini 10-11 Aralık 1999 Brüksel ve 16-17 Aralık 2004 Helsinki Zirveleri oluşturmaktadır. Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'ye adaylık statüsü tanınmış ve Brüksel Zirvesi'nde Türkiye ile 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlanması kararı alınmıştır. Bu örneklem çerçevesinde, İngiliz Fikir Gazeteleri'nde, Helsinki Zirvesi'nin yapıldığı 10-11 Aralık 1999 tarihleri ile bu tarihlerin 7 gün öncesinden başlayan (3-9 Aralık) ve 7 gün sonrasına kadar olan (12-18 Aralık) yayınlarında, Türkiye'nin üyelik süreci hakkında yayınlanan haberler ile Brüksel Zirvesi'nin yapıldığı 16-17 Aralık 2004 tarihleri ile bu tarihlerin 7 gün öncesinden başlayan (9-15 Aralık) ve 7 gün sonrasına kadar olan (18-24 Aralık) yayınlarında, Türkiye'nin üyelik süreci hakkında yayınlanan konuyla ilgili haberler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın, İngiliz Basını'ndaki Fikir Gazeteleri'nin tümünü kapsamasından ötürü, çalışmanın evrenini oluşturan gazeteler, aynı zamanda çalışmanın örneklemini de oluşturmaktadır.Çalışma kapsamında incelenen gazetelerin konuyla ilgili haber içerikleri, Helsinki ve Brüksel Zirveleri Dönemleri'nde ?Türkiye'nin adaylık sürecine yönelik destek ve umut içeren anlatımlar? ve ?Türkiye'nin adaylık sürecine yönelik karşıt anlatımlar? olmak üzere iki başlık altında değerlendirilmiştir.Yapılan araştırma sonucunda, çalışma kapsamında incelenen Brüksel ve Helsinki Zirve Dönemleri'nde İngiliz Fikir Gazeteleri'nde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci ile ilgili yer alan haber içerikleri incelendiğinde, Gazeteler'de, konuyla ilgili olarak Brüksel Zirvesi Dönemi haber içeriklerinin, Helsinki Zirvesi'ne oranla çok daha yoğun olarak yer bulduğu saptanmıştır. ?Karşıt anlatımlar? ve ?Destek ve Umut İçeren Anlatımlar? kapsamında bir değerlendirme yapıldığında ise, her iki Zirve Dönemi'nde de karşıtlık içeren anlatımların, destek ve umut içerikleri anlatımlara göre çok daha yoğun olarak haber içeriklerinde yer bulduğu gözlenmiştir.
Yerel kamuoyunun oluşumunda yerel basının önemi -Amasya örneği-
Bilindiği gibi yerel gazeteler yörenin en önemli toplumsal iletişim kurumları sayılmaktadır. Milli mücadele yıllarından bu yana Anadolu basını toplumsal konularda duyarlılık göstermiş, toplumda umutsuzluğun karşısına mücadeleyi koyan bir tavrın varlığına ilişkin farkındalık yaratmış hedef ve amaçların ortaklaşmasında görev almıştır. Günümüzde de ait olunan yere ilişkin duyarlılık varlığını koruduğu sürece yerel basın da varlığını, gerekliliğini ve önemini koruyacaktır. Ortak çıkarlar, beklentiler, sorunlar söz konusu olduğunda yöresel ve yerel olan önem kazanmakta yöreyi oluşturan bireyler arasında iletişimin ve ortak bir bilincin oluşmasında yerel basına önemli görevler düşmektedir.
Televizyon ana haberlerinin kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında irdelenmesi
Televizyon, modern teknolojinin bir ürünü olarak zaman ve mekânsal olarak tüm toplumları derinden etkileyen bir büyülü kutudur. Görüntü ve sesi aynı anda iletmesi, canlı olarak olaylara tanıklık etmesi ve izleyicisine de bu deneyimi yaşatabilmesi aracılığıyla kendinden önceki kitle iletişim araçlarına göre avantajlı konuma gelmiştir. Yayın hayatının başlarında haber aktarma ve eğitim amacıyla kullanılan televizyon içerikleri zamanla ve gelişen teknoloji sonucu değişmiş varolan işlevlerinin yanı sıra, bir eğlence ve boş vakit geçirme aracı haline gelmeye başlamıştır. Çalışmanın ana temasını; izleyicilerin haber alma tercihleri ve özellikle ana haberi takip etme davranışlarının kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Televizyon teknolojisi gereği, ekrana getirdiği haberlerde, olayla haberin izleyiciye ulaştırılması arasında geçen zaman birimi `sıfır' olan bir kitle iletişim aracıdır. Olayı anında habere çevirip izleyicisine iletme üstünlüğü olan bir kitle iletişim aracıdır. Bu üstünlüğünü en iyi şekilde kullanmaktadır. Haber bir televizyon kanalının prestij program türü olarak tanımlanmaktadır. Bu yaklaşıma uygun olarak televizyon kanalları haber programlarına ve haber merkezlerine ekstra bir önem atfetmektedirler.Bu tez çalışması kullanımlar ve doyumlar yaklaşımının temel tezlerini uygulamalı bir araştırmanın verilerinden yola çıkarak irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede izleyicilerin hangi motivasyonlarla ve hangi doyumları elde etmek için televizyonu daha özelde ise televizyon ana haberlerini kullandıkları Eskişehir örneğinde irdelenmeye çalışılmıştır.
İnternet ortamında yayıncılık açısından ifade özgürlüğünün kullanımı: Coşkun Ak davası örneği
En temel insan haklarından biri olan İfade özgürlüğünün kullanımı günümüzde farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Kuşkusuz bunlardan en günceli ve en hızlı biçimde olanı internet ortamında gerçekleşmektedir. Günümüzde demokratik toplumların olmazsa olmaz bir unsuru olarak kabul edilen ifade özgürlüğünün önüne çeşitli ülkelerde farklı yasal uygulamalardan kaynaklanan engeller çıkmaktadır.Bu çalışmada ilk olarak iletişim kavramından hareketle geleneksel kitle iletişiminden yeni medya olarak tanımlanan internet ve getirdiği teknolojik gelişmeler yasal boyutlarını da kapsar biçimde incelemiştir. Bir kitle iletişim aracı olarak internetin diğer kitle iletişim araçları ile benzer ve farklı yanları ortaya konulmuş ve geleneksel medya ile yeni medyanın yasal düzenlemeler açısından farklılıkları tartışılmıştır. Ayrıca İnternet ortamında yayıncılık bakımından uluslararası gelişmelere ve internete ilişkin yasal düzenleme girişimlerine ve diğer ülkelerdeki düzenlemelere yer verilmiştir.İfade özgürlüğünün internet ortamında kullanımına ilişkin Türkiye'de ilk dava olarak nitelendirilen ve 1999 yılında başlayan ve hakkında 2003 yılında Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından karar verilen Coşkun Ak davası örnek olay incelenmiştir. 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun çerçevesinde diğer uygulamalar hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Televizyon izlemede anne-baba aracılığı ile çocukların saldırgan davranışları arasındaki ilişki
Daha fazla televizyon izleyen çocukların, daha az televizyon izleyen çocuklara göre, daha fazla saldırgan davranışlar sergilediklerine ilişkin literatürde pek çok çalışma mevcuttur. Bununla birlikte, televizyon izleme sırasında anne-babaların çocuklarına eşlik etmelerinin de çocukların saldırgan davranışlar sergilemesi üzerinde etkisinin olup olmadığı sorusu tartışmalıdır. Literatürde anne-baba aracılığının türleri ve uygulanmasına yönelik kimi çalışmalar bulunmasına karşılık, aracılığın çocukların televizyondan öğrenmesi ve davranışları üzerine etkisi konusundaki çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu doğrultuda, bu çalışmada, anne-babaların televizyon izleme aracılığı ile çocukların saldırgan davranışları arasındaki ilişkinin sorgulanması amaçlanmıştır.Literatürde televizyon izlemede anne-baba aracılığı ?aktif?, ?kısıtlayıcı? ve ?birlikte izleme? olarak üçe ayrılmaktadır. Aktif aracılık (active mediation), çocuklarla televizyon içeriği hakkında konuşmak, programların gerçeklik durumunu tartışmak, televizyonda izlenen davranışlar üzerine eleştirel yorumlar yapmak ve televizyonda yayınlanan içerikler hakkında bütünleyici bilgi sağlamak anlamında kullanılmaktadır. Kısıtlayıcı aracılık (restrictive mediation), hangi tür televizyon programlarının ne zaman ve ne kadar seyredilebileceği hakkında kurallar koymayı içermektedir. Birlikte izleme (coviewing) ise basitçe anne-babanın çocukla birlikte televizyon izlemesine verilen addır. Ancak çocukla birlikte televizyon izlenmesi anne-baba ve çocuk arasında herhangi bir iletişim meydana geldiği anlamına gelmemektedir; yalnızca, anne-baba ve çocukların aynı odada bulunması ve aynı televizyon programını izlemeleri anlamına gelmektedir. Bu yapısıyla çalışmada anne-baba aracılığı, bu üç kategori çerçevesinde tanımlanmıştır.Niteliksel türdeki bu çalışmada, anne-babaların televizyon izleme aracılığı ile çocukların saldırgan davranışları arasındaki ilişki literatürdeki aktif, kısıtlayıcı ve birlikte izleme kategorileri çerçevesinde üç ayrı aşama çerçevesinde sorgulanmıştır.Öncelikle, çalışmaya konu olacak anne-baba ve öğrencilerin belirlenmesine çalışılmıştır. Bu anlamda çalışma, 6 yaşındaki çocuklar ve onların anne-babalarıyla sınırlı tutulmuştur. Çünkü bu yaş dönemindeki çocuklar, literatürde ?işlem öncesi dönemde? bulunmaktadırlar ve soyut algılama yetenekleri henüz gelişmemiştir. Dolayısıyla televizyondaki hayalle gerçeği birbirine karıştırabilmekte ve bunu da günlük yaşamlarına yansıtabilmektedirler. Başka bir deyişle televizyon içeriklerinden etkilenme durumlarının yüksek olduğu bir dönemde bulunmaktadırlar. Bu yaştaki çocuklara ilköğretim okullarının ana sınıflarında erişilebilmektedir. Bu çalışmada da İç Anadolu Bölgesi'ndeki bir ilköğretim okulunun ana sınıfında öğrenim gören öğrenciler konu alınmıştır. Okulun belirlenmesinde ve öğrencilerin seçilmesinde ?eğitimli anne-babalarının olması? şartı aranmıştır. Çalışmaya konu olacak katılımcıların belirlenebilmesi için okulda 6 yaş çocuklarının bulunduğu iki sınıftaki tüm öğrenci ailelerine yönelik bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. 12 sorudan oluşan ankette anne-babaların televizyon izlemede uyguladıkları aracılık türleri ve düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anket uygulamasıyla elde edilen bulgular doğrultusunda çalışmaya konu edilecek her üç aracılık türüne uygun ?düşük?, ?orta? ve ?yüksek? düzeyde olmak üzere birer öğrenci ve dolayısıyla anne-babası belirlenmiştir. İkinci aşamada belirlenen bu anne-babalarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış türdeki bu görüşmeler, ortak beş temel soru çerçevesinde tamamlanmıştır. Daha sonra çalışmaya konu olan çocukların okul ortamlarındaki serbest oyun saatlerindeki davranışları gözlemlenmiştir. Gözlemlerde çocukların saldırgan davranışlarına ilişkin veriler; ?televizyondan öğrenilen saldırgan davranışlar? ve ?diğer saldırgan davranışlar? olmak üzere iki kategoride toplanmıştır. Kaydedilen görüşme ve gözleme ait veriler nitel araştırma ilkelerine göre deşifre edilerek çözümlenmiştir. Çözümlemenin güvenirliği ve inanılırlığı anlamında iki uzman denetimde bulunmuştur.Bulgular, çocukların saldırgan davranışlarının, aracılığın üç türüyle de ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Televizyon izlemede aktif aracılık, çocuğun hayalle gerçeği ayırabilmesine ve kabul edilebilir davranışları öğrenmesine yardımcı olmaktadır. Kısıtlayıcı aracılıkta çocuğun televizyon izlemesi sınırlandığı için televizyondaki saldırgan davranışları çocuk izleyememektedir. Ancak kısıtlayıcılığın nedeni çocuğa açıklandığı durumlarda, çocuğun kısıtlandığı yayın içeriği ile bir şekilde karşılaşması durumunda, bu tür içeriklerden daha az etkilendikleri söylenebilmektedir. Birlikte izlemede ise anne-baba çocukla konuşmadığı için, çocuk, anne-babanın izlediği her türlü program için ?bu iyidir? diye düşünebilmekte ve anne-baba ile birlikte televizyonda izlediği her türlü yayın içeriğini ?meşru? görebilmekte ve bunları davranışlarına yansıtabilmektedir.Öte yandan anket, görüşme ve gözlem yoluyla elde edilen bulgular bir araya getirildiğinde anne-babaların, çocukların televizyon izleme alışkanlıkları konusundaki düşünce, söylem ve uygulamalarının birbiriyle çeliştiği ortaya çıkmıştır. Öncelikle çocukların anne-babalarının düşündükleri ya da söylediklerinden daha fazla televizyon izlediği ve televizyon içeriğine maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, anne-babaların ?kendi uyguladıklarını söyledikleri? aracılık türü ve düzeyi de gerçek durumdan farklıdır.Bulgular, anne-babaların çocukların televizyon izleme alışkanlıklarını gerçek anlamda kontrol etmeleri ve çocuklarıyla iletişim kurmaları durumunda çocukların televizyon içeriğinden olumsuz etkilenme oranının düşebileceğini ortaya koymaktadır.
Türk basınında siyasal yanlılık: ?1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı? örnek olayı çerçevesinde liberal, milliyetçi muhafazakâr ve sol basını temsilen seçilen gazetelerin sunumlarının karşılaştırmalı içerik çözümlemesi
Siyasal yanlılık çalışmaları, gazetecilik mesleğinin haber üretim süreçlerindeki yanlılık eğilimlerini belirlemeyi amaçlayan ve daha çok liberal medya çalışmaları alanında yürütülen araştırmaları tanımlamaktadır. Siyasal yanlılık araştırmaları, basının siyasal iktidar odaklarıyla kurduğu ilişkinin analizi üzerine geliştirilmiştir.Bu çalışmada, ?1 Mayıs 1977 yılı İşçi Bayramı?nın Türk basınını temsilen seçilen gazetelerdeki yansımaları ?siyasal yanlılık? ekseninde analiz edilmiştir. Dolayısıyla, incelenen gazetelerin ?nesnel habercilik anlayışını? haber üretim sürecinde ne oranda dikkate aldığının irdelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma sonucunda, incelenen gazetelerin 1 Mayıs gerçekliğini yanlı bir yaklaşım sergileyerek haberleştirdikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, incelenen gazetelerin, 1970'li yıllar Türkiye'sinin siyasal kimliğini yansıtan bir yanlılık eğilimini ortaya koyduğu saptanmıştır.
Yerel basında çalışan spor muhabirlerinin profesyonel futbol kulüpleri ile kaynak-muhabir ilişkileri: Eskişehirspor örneği
Araştırmanın birinci bölümünde Problem, Amaç, Önem, Sayıltılar ve Sınırlılıklar tanımlanmıştır. Ayrıca bu bölümde spor haberleri ve spor habercilerinin özellikleri verilerek, futbol kulüplerinin haber kaynaklarının neler olduğu açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, yöntem üçüncü bölümünde ise, bulgular ve yoruma yer verilmiştir.Araştırma Eskişehir'de bulunan yerel basın spor muhabirlerinin kendi görüşlerine göre profesyonel futbol kulüpleri ile haber-kaynak ilişkileri üzerine kurgulanmıştır. Araştırma nitel araştırmaya dayalı bir durum çalışmasıdır. Yerel basında çalışan spor muhabirlerinin haber kaynakları literatürde ki haber kaynaklarından bir farklılık göstermemiştir.Spor muhabirlerinin haber kaynak ilişkileri için soru formu hazırlanmış bu soru formu doğrultusunda katılımcılarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada yerel basın spor muhabirlerinin haber kaynakları ile ilişkilerinde mesafeli duruş sergiledikleri belirlenmiştir.
Kültürlerarası iletişim bağlamında bir altkültür grubu olan Çerkeslerin hâkim kültürle iletişimi
Kültürlerarası iletişim, farklı kültürlere üye insanlar arasında gerçekleşen etkileşimi incelemektedir. Bu çalışmada, altkültür gruplarının ya da etnik grupların hâkim kültürle iletişimi de kültürlerarası iletişim olarak kavramsallaştırılmıştır. Çalışma, kültürlerarası iletişim bağlamında, Eskişehir'deki etnik gruplardan biri olan Çerkeslerin hâkim kültürle iletişiminin incelenmesine yöneliktir. Bu doğrultuda, Eskişehir kent merkezinde yaşayan 20 katılımcıyla yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmış ve yorumlanmıştır. Çalışmada, Çerkes etnik grubuna üye insanların kendi kültürel sınırlarını korumaya çalışırken, hâkim kültürle etkileşimlerini de sürdürdükleri anlaşılmıştır. Kültürü, sembollerin, sembollerin oluşturduğu anlamların ve her türlü davranış kurallarını içeren normların tarihsel aktarım sistemi olarak ele alan bu çalışmada; farklı kültürlerin, farklı anlam dünyalarını beraberinde getirdiği öne sürülmüştür. Çerkes etnik grubunun hâkim kültürle iletişiminde de, kültürel öğretilerin oluşturduğu anlam dünyalarındaki farklılaşmaların, kültürlerarası iletişim sürecini etkilediği görülmüştür.
Yeni iletişim teknolojileri bağlamında yeni gazeteci kimliği
Bu araştırmanın konusu; yeni iletişim teknolojilerinin günümüz gazeteciliğinin haber üretme pratiğini ve meslek kültürünü nasıl etkilediğidir. Dolayısıyla günümüz gazetecilerinin mesleki pratiklerinde değişim ve dönüşüm farklı konumlarda çalışan habercilerin doğrudan deneyimleri ve meslektaşlarının iş görme pratiklerindeki gözlemlerinden hareketle irdelenmektedir. Araştırmada çoklu araştırma yöntemi kullanılmıştır: Bir taraftan yaygın medyada istihdam edilen gazetecilerin yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutum ve düşünceleri ile bu teknolojileri kullanım alışkanlıkları anket yöntemi kullanılarak ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Diğer yandan ise yeni iletişim teknolojilerinin geleneksel gazeteciliğe etkileri derinlemesine görüş alma tekniği ile derlenen veriler aracılığıyla tartışılmaktadır. Bu kapsamda, yeni iletişim teknolojilerinin (yeni medya ortamının) geleneksel gazetecilik pratiklerine etkileri; gazetecilerin yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutumları, iletişim teknolojilerini kullanımları, sosyal medyayı kullanım amaçları, izlerkitle ile etkileşimleri ve profesyonel gazeteci kimliğine yönelik görüşlerinden hareketle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, gazetecilerin çoğunlukla yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, sosyal medyayı özellikle bilgi ve haber araştırma, gündemi takip etme ve kendi kişisel düşüncelerini açıklama platformu olarak benimsedikleri tespit edilmiştir. Yeni medyanın alternatif/yeni gazetecilik olanakları yarattığı, ancak habercilik açısından geleneksel medya ve mevcut haber üretim kod ve normlarının hala güçlü bir konumda olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni medya, yöndeşme, geleneksel gazetecilik kültürü, sosyal medya, yurttaş gazetecilik.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin kurulmasına dair anlaşmanın imzalanmasından sonra santralin yazılı basında sunumu
Ülkemizin enerji ihtiyacı sürekli artmakta ve nükleer enerji bu ihtiyacın karşılanmasında ve enerji güvenliğinin sağlanması yolunda ciddi bir alternatif olarak görünmektedir. Öte yandan toplumda nükleer enerji konusunda var olan bilgi eksikliği ve bilgi kirliliği, konunun doğru bir şekilde anlaşılmasını ve tartışılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin sunumu Türk basınına önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu çalışmada Türkiye'nin ilk nükleer güç santralinin Mersin Akkuyu'da kurulmasına yönelik anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Hükümetleri arasında 12 Mayıs 2010 tarihinde imzalanmasından sonraki 1 yıl boyunca, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin yazılı basındaki sunumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, yazılı basını temsilen seçilen Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinde 12 Mayıs 2010-11 Mayıs 2011 tarihleri arasında yayımlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali konulu haberler içerik analizine tabi tutulmuştur.
Muhafazakar basında Hegemonya uğrakları: 12 eylül 2010 referandumu ve yeni anayasa tartışmaları
Muhafazakârlık üzerine tartışmalar Cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılmaktadır. Kendini muhafazakâr demokrat bir parti olarak tanımlayan AKP'nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle beraber sosyal bilimlere ait disiplinlerde bir araştırma nesnesi olarak muhafazakârlığa olan ilgi artmıştır. Bu çalışma muhafazakâr söylemin muhafazakâr gazetelerin köşe yazarlarınca nasıl kurulduğuna odaklanmıştır. Bunu yaparken Laclau ve Mouffe'un Gramsci'nin hegemonya kavramını radikalleştirerek kullandıkları ve ucu açık bir süreç olarak ele aldıkları şekliyle hegemonya kavramını kullanmıştır. Muhafazakâr hegemonya bir oluş ve eklemlenme ilişkileri pratiği içinde ele alınıştır. Çalışma bu yönüyle muhafazakâr hegemonyaya alternatif bir bakış açısı geliştirmeye çalışmıştır. Çalışma iki temel uğrak üzerinden yapılandırılmıştır. İlkin, muhafazakâr hegemonyanın bütünüyle tesis edildiği bir tarihsel moment olan 12 Eylül 2010 Referandumu incelenmiştir. 1 Eylül ve 20 Eylül 2010 tarihleri arasında Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinin köşe yazarları incelenmiştir. İkinci bir tarihsel uğrak olarak da muhafazakâr hegemonyanın bir dizi tarihsel olayla kırılganlaştığı bir dönem olarak yeni anayasa yapım çalışmaları ele alınmıştır. Yeni anayasa yapım çalışmalarının sürdürüldüğü 20 Ekim 2011 ile 26 Aralık 2013 tarihleri Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde çıkan köşe yazıları Laclau ve Mouffe'un söylem kuramlarından yararlanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda özellikle 12 Eylül Referandumu sırasında biri sivil İslam geleneğinden gelen Zaman gazetesi, diğeri siyasal İslam geleneğinden gelen Yeni Şafak gazetesi köşe yazarlarının yazıları arasında tam bir koşutluk ve fikir birliği olduğu görülmüştür. İki yıl süren yeni anayasa çalışmaları sırasında ise bu fikir birliğinin özellikle başkanlık sistemi teması çerçevesinde ayrışmaya başladığı gözlenmiştir. Bu durum da muhafazakâr hegemonyanın ucu açık bir süreç olarak farklı eklemlenme ilişkilerine olanak sağlayacak bir biçimde işlediğini kapalı ve sonsuz bir sistem olmadığını göstermektedir.
Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımı: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrenci örneği
Bu araştırmanın amacı, kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerarası iletişimötesi iletişim aktörlerini araştırmak olmakla birlikte, bu aktörlerin işlevsellik boyutunu incelemek ve analiz etmektir. Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımının değerlendirilmesine dayanan bu çalışma, kişilerarası iletişimde yeni yaklaşımların aile sosyolojisi ve psikoloji alanlarıyla hem kuramsal hem de uygulamalı olarak bütünleştirilmesinde disiplinler arası bir niteliktedir. Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır (Şener ve Terzioğlu, 2008). İletişim düzeyinin önemli belirleyici faktörlerden biri olan iletişimötesi iletişimin bir amacı da; eşlere kendi ilişkilerinden sorumlu olmaya izin vererek ilişki kalitesini artırmak olacaktır. Mutlu birliktelik yaşamak isteyen insanları iletişimin bu özel tip süreçleri destekleyen bir bilgi alanı diğer tüm alanlarda da önemli olabilir. Bulgular ışığında, eşlerin iletişim kurarken iletişimötesi iletişim aktörlerini kullanmalarının romantik doyumları ile pozitif yönde bir ilişkisi olduğu söylenebilir.
Suriye haberlerinin Türkiye basınında çerçevelenişi
Haber çerçeveleri, bireysel çerçeveleri etkileyen oluşturan ilk basamak olarak görülmektedir. Yapılan araştırmalarda savaşın, çatışmaların ve toplumsal olayların basına yansıdığı dönemlerde, haber çerçevelerinin daha belirgin hale gelebildiği görülmüştür. Haberlerde kullanılan gizli yaftalar, saklı göndermeler, neden sonuç muhakemesi sağlayıcıları gibi unsurlar, bireysel çerçeveleri aynı yönde etkileyebilmektedir. Yakın tarihin en büyük toplumsal olaylarından biri olan Suriye İç Savaşı, Türkiye gündemini yoğun şekilde belirlemiş, aynı paralelde tartışmalar yaratmıştır. Bu dönemde Türkiye basınındaki haber çerçevelerini ve gazetelerin genel yayın politikalarına göre belirlediği çizgiyi araştırmak, okuyucu çerçevelerine etkinin öngörülebilmesi açısından önemlidir. Bu çalışma, Suriye haberlerinin belirlenen tarih dönemlerinde Türkiye basınında nasıl çerçevelendiğini incelemeye yöneliktir. Bu kapsamda Türkiye'de yayımlanan Hürriyet, Sözcü ve Zaman gazeteleri içerik ve çerçeveleme analizi ile değerlendirilmiştir.
Türkiye'de popüler bilim dergilerinin eleştirel ekonomi politik çözümlemesi: Bilim ve Teknik ile Popular Science örnekleri
Bu çalışmada, popüler bilim dergileri özelinde popüler bilim yayıncılığı, eleştirel ekonomi politik açıdan soruşturulmuştur. Popüler bilim kavramının tarihsel olarak geçirdiği dönüşüm ve belirli tarihsel uğraklarda ekonomi politik yapı ile arasındaki ilişki ele alınarak; popüler bilimin, tarihsel, toplumsal ve ekonomi politik boyutları irdelenmiştir. Bilim iletişimine yönelik farklı yaklaşımların da tartışıldığı çalışmada, genel olarak bilim iletişimi etkinlikleri, özel olarak popüler bilim yayıncılığına yönelik eleştirel bir tutum arayışlarının neden başladığı tartışılmıştır. Eleştirel tutum arayışlarına, eleştirel ekonomi politik yaklaşımdan yararlanılabileceği yanıtının verildiği çalışmada, eleştirel ekonomi politiğin kökenleri ve medyanın ekonomi politiğine ilişkin yaklaşımlar irdelenmiştir. Popüler bilim dergilerinin üretiminin gerçekleştiği maddi yapının tanımlanması ve bu maddi yapının içerikler üzerindeki etkilerinin saptanması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Kuramsal tartışmalar ve çalışmanın amaç soruları doğrultusunda, nitel çözümleme yönteminden yararlanılmıştır. İkili veri toplama tekniğinin kullanıldığı çalışmanın çözümleme bölümünde, sektörel ve metinsel çözümleme gerçekleştirilmiştir. Dergilerin üretim aşamasına ilişkin sektör çözümlemesinde, ekonomi politik açıdan öne çıkan ticari yayıncılık ve kamusal yayıncılık modelleri içinde işleyen iki derginin editöryal kadrolarıyla, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler, belirlenen tematik başlıklar altında değerlendirilmiştir. Dergilerin içeriklerine ilişkin metin çözümlemesinde ise, Bilim ve Teknik ile Popular Science dergilerinin 2014 yılı sayılarının tamamı oluşturulan tematik başlıklar çerçevesinde çözümlenmiştir. Sonuç olarak, iki farklı yayıncılık modeli ve sahiplik yapısı içinde üretilen dergilerde ortaya çıkan farkların; üretim ilişkileri, üretim biçimleri, emek süreçleri, sahiplik yapısı ve yayıncılık modeli gibi ekonomi politik unsurlarda ortaya çıkan farklılıklardan kaynaklandığı saptanmıştır. Eşdeyişle, dergilerin içeriklerinin, ilk aşamada üretildikleri maddi yapı tarafından belirlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Popüler bilim yayıncılığı, popüler bilim dergileri, eleştirel ekonomi politik yaklaşım, kamusal yayıncılık, ticari yayıncılık, nitel çözümleme yöntemi.
Kültürlerarası iletişim: Eskişehir'de yaşayan altkültür gruplarından biri olan Arnavutların, hâkim kültürle iletişimi bağlamında incelenmesi
Eskişehir'de yaşayan ve altkültür gruplarından biri olan Arnavutlar'ın hâkim kültürle olan iletişiminin kültürlerarası iletişim bağlamında incelenmesi, çalışmanın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Kültürlerarası iletişim kavramının tanımlandığı çalışmada, kültürlerarası iletişim alanının beslendiği diğer disiplinlerden de söz edilmiştir. Kültürlerarası iletişim açısından öne çıkan bazı kavram ve süreçler irdelenmiş; bu kavram ve süreçlerin temel bileşenleri açıklanmıştır. Çalışmanın alanyazın başlığı altında ise, kültürlerarası iletişime yönelik farklı yaklaşım ve kuramlar da tartışılmış, çalışmanın sorunsalı bakımından öne çıkan Arnavut kimliğine ilişkin tarihsel arka plan bilgilerine de yer verilmiştir. Nitel çözümleme yönteminden yararlanılan çalışmada, kartopu örneklemi ile belirlenen 20 kişiyle yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler, kültürlerarası iletişim disiplini bağlamında irdelenmiştir. Sonuç olarak, Arnavut kültürünün hâkim kültür karşısında güç kaybettiği ve zamanla birçok karakteristik özelliğini yitirmeye başladığı saptanmıştır. Öte yandan, derinlemesine görüşmelerin gerçekleştirildiği bazı katılımcıların kültürel kimliklerini koruma noktasında belirli duyarlılıklara sahip oldukları da gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kültürlerarası iletişim, hâkim kültür, altkültür, Arnavutlar, nitel çözümleme yöntemi
İnsan hakları kavramının tarihsel gelişimi ve bu kavrama Türk basınının bakış açısı:Cumhuriyet ve Yenişafak gazetesi örnekleri
Bu çalışma 1 Aralık 2014- 31 Aralık 2014 tarihleri arasında insan hakları ile ilgili yapılan haberlerin niceliği ve diğer haberlere oranı ile ilgilidir. Bu bağlamda sağ ve sol basın karşılaştırılmış, sağ kesimi temsilen Yeni Şafak, sol kesimi temsilen Cumhuriyet gazeteleri seçilmiştir. Bu araştırma kapsamında, insan hakları kavramının tarihi ve toplumsal alt yapısı ve medeniyetler üzerindeki etkileri araştırılmış ayrıca Osmanlı İmparatorluğundan, Türkiye Cumhuriyetine insan hakları ve demokratikleşme sürecinin geçtiği yollar analiz edilmiştir. Bu bağlamda, insan hak ve özgürlüklerine ait kavramlar içerik analizi yöntemiyle incelenmiş, kişisel, kolektif ve toplumsal haklarla ilgili yapılan haberlerin yayın sıklıklarına bakılarak sonuçlar çıkarılmıştır.
Kültürel kimliklerin ifade alanı olarak Facebook'un rolü: Eskişehir'de yaşayan Karaçaylar üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın konusu, kültürel kimliklerin ifade alanı olarak Facebook'un rolü ve Eskişehir'de yaşayan Karaçaylar'ın Facebook sayfalarını kendi kimliklerini oluşturma bağlamında nasıl kullandığıdır. Dolayısıyla bu kullanım pratiklerini ölçmek adına belirlenen örneklem ekseninde 100 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket sonucunda; Facebook'un kişilere hem bireysel anlamda hem de kültürel anlamda kimliklerini oluşturup ifade edebilecekleri bir mecra yarattığı ortaya çıkmıştır; ayrıca ankete katılanların çoğu, Facebook'ta üye oldukları gruplardaki kişilerle gerçek hayatta da yüz yüze iletişime geçerek sosyal paylaşım sitelerinin bir bakıma sosyalleşme yönünü de ortaya koymuşlardır. Bu sonuç, yeni iletişim teknolojilerinin kişinin bireyselleşme üzerindeki etkisi ve toplumsallaşma bağlamında nasıl bir etki oluşturduğu çalışmaları için bir öngörü niteliği taşıyacağı varsayılmaktadır. Yeni iletişim teknolojileri bağlamında sosyal paylaşım sitelerinin giderek yaygınlaşması ve bu sitelerin kullanıcı sayılarının günden güne çoğalması, bu alanla ilgili çalışmaların da yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte bu çalışma, Eskişehir'deki Karaçaylarla ve önemli sosyal paylaşım sitelerinden biri olan Facebook ile sınırlıdır.
Obezitenin gazetelerde sunumu
Bu çalışmada sağlık iletişimi bağlamında küresel bir halk sağlığı problemi olan obezitenin günlük yaygın gazetelerde nasıl sunulduğunun saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada 2006 yılında İstanbul'da düzenlenen "Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Konferansı"ndan öncesi ve sonrasında haberlerde obezitenin sunumundaki nitel ve nicel değişimler ana tema olmuştur. Bu kapsamda 2002, 2004, 2006, 2008, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında Akşam, Güneş, Hürriyet, Milliyet, Posta, Sabah, Türkiye, Vatan ve Zaman gazetelerinden elde edilen 752 yazı içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın bulguları ışığında gazetelerin obezitenin nedenleri ve çözümlerinde obeziteyi bireysel bir sorun olarak ele aldıkları saptanmıştır. Obezitenin sonuçları noktasında ise biyolojik sonuçlar hâkim olmuştur. Yıllara göre ise yazılarda 2002 ve 2014 arasında düşüşler olmasına rağmen nicel bir artış tespit edilmiştir. Nitel olarak ise obezitenin sunumu kimi yıllar dışında değişmemiştir. Başka bir ifadeyle "Avrupa Obezite ile Mücadele Bakanlar Konferansı" öncesinde ve sonrasında obezite gazete haberlerinde daha çok "bireyselleştirilmiş bir sağlık problemi" olarak sunulmuştur. Sistemik unsurlar ise arka planda kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık iletişimi, sağlık haberciliği, obezite, beslenme, içerik analizi.
Türkiye'deki televizyon kanallarında yayınlanan "Evlilik Programlarında" egemen evlilik değerlerinin yeniden üretimi
Bu çalışma ticari televizyon kanallarında yayınlanan evlendirme programlarında, hâkim evlilik değerlerinin yeniden, nasıl üretilip dönüştürüldüğünü sorunsal olarak belirlemiştir. Kültürel çalışmalar sorunsalıyla üretilen bu çalışma, medya metinlerindeki ideolojik yeniden üretimi metin analizi yöntemiyle analiz etmiştir. Medyanın sahiplik yapısının medya içeriklerini magazinleştirmesi neticesinde üretilen evlilik programları, çalışmada eleştirel ekonomi politik yaklaşıma da vurgu yapılmasını gerekli kılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde medyanın kapitalist üretim tarzı içerisinde nasıl yapılandığı sorgulanmış, bu çerçevede küreselleşme, deregülasyon ve neoliberal politikaların medya alanındaki uygulamaları, Türkiye medyasında tekelleşme, standartlaşma ve tektipleşme konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ilk insan topluluklarından günümüze kadar gelen süreçte aile ve evliliğe ilişkin literatür incelenmiştir. Ardından Osmanlı/Türk toplumunda geleneksel ve modern aile yapıları tarihsel bağlamda ele alınarak eş seçimini etkileyen faktörler ortaya konulmuştur. Çalışmanın son bölümünde ise medyada artan magazinleşme eğilimleri ve kadın kuşağı programları tartışılmıştır. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye'deki televizyon kanallarında yayınlanan evlilik programlarından en çok izlenen ve popüler olan iki tanesi seçilmiştir. Bu bölümde 2015 yılında Fox Tv kanalında yayınlanan "Esra Erol'la" isimli ve Show Tv kanalında yayınlanan "Evleneceksen Gel" isimli evlilik programlarından amaçlı örneklem olarak seçilen, her iki kanaldan eşit sayıda olmak üzere toplam 12 program analiz edilerek, hâkim evlilik değerlerinin ideolojik olarak nasıl üretildiği metin analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'de egemen olan modern ile gelenekselin iç içe geçtiği karmaşık kültürel değerlerin evlilik programlarında yeniden üretildiği sonucuna varılmıştır.
İktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumak
Bu çalışmanın amacı, iktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumaktır. Bu bağlamda, CHP ile AKP arasındaki polemikler merkez-çevre çatışması bağlamında incelenmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan, Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri çalışma kapsamında incelenmiştir. Bahsi geçen gazeteler, eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Çalışma, birinci bölümde Türkiye siyasetinde belirleyici olan merkez-çevre çatışmasına odaklanmıştır. Bu bağlamda, modernleşme ve batılılaşma olguları incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı-Türkiye modernleşmesinde basının rolüne de değinilmiştir. Bu bağlamda, modernleşme sürecinde basının önemi öne çıkarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye basınından seçilen gazeteler eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmanın birinci bölümünde yer alan kuramsal kısım bağlamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, gazetelerde yer alan iktidar muhalefet polemiklerinin nasıl bir söylemle haberleştirildiği incelenmiştir. Farklı ideolojik referanslı 6 gazetede yer alan polemik haberlerinde, CHP ile AKP arasında merkez-çevre çatışması okumasına olanak veren polemiklerin yaşandığı görülmüştür. Cumhuriyet gazetesi iktidara muhalif bir haber söylemi kurmuştur. Hürriyet ve Vatan gazeteleri her iki tarafın söylemlerini yeniden üretmiştir. Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri ise iktidarın söylemlerini destekler bir eğilim göstermiştir. Sonuç olarak, güncel siyasetten hareketle CHP-AKP arasındaki polemik konularının merkez-çevre çatışması okumasına olanak verdiğini ve incelenen gazetelerdeki söylemlerden hareketle merkez-çevre çatışmasının devam ettiğini söylemek mümkündür. Anahtar kelimeler: İktidar, muhalefet, merkez, çevre, modernleşme, batılılaşma, basın.
Facebook'taki marka sayfalarının kadınlar tarafından takip edilmesine yönelik kullanım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde bir inceleme
Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarını karşısında izleyici olarak konumlanan bireyin kendi ihtiyaç ve arzularını gidermek adına, bilinçli olarak medya tercihi yapışı ele alınmıştır. Tüketim toplumu tartışmaları bağlamında, bireyin izleyiciden tüketiciye dönüşme süreci ve reklamların bu amaca aracılığı tarihsel bir arka plan dahilinde tartışılmıştır. Yeni iletişim teknolojilerinin beraberinde gündelik yaşamın bir parçası haline gelen sanal ortamlar ve bu ortamların tüketici için konumlandırılışı, reklamcılık uygulamaları odağında irdelenmiştir. Kartopu örneklem yöntemi ile ulaşılan kadın internet kullanıcıların, çalışmanın amaç sorularından yola çıkılarak hazırlanan ankete verdikleri cevaplar Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı bağlamında değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal ağlar, reklamcılık, kadın tüketiciler, Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı
İnternet ve sosyal ağlar dolayımlı gündelik yaşam pratikleri: üniversite gençliği üzerine bir alan araştırması (Anadolu Üniversitesi özelinde Fen Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İletişim Bilimleri Fakültesi ve Porsuk Meslek Yüksekokulu örnekleri)
Bu çalışmada, internet ve sosyal dolayımlı gündelik yaşam pratikleri tartışmaya açılmıştır. Geçmişten günümüze, internet teknolojilerinin göstermiş olduğu gelişmeler ele alınarak; yeni teknolojilerin olumlu ve olumsuz özellikleri irdelenmiştir. Enformasyonel kapitalizm ile birlikte, bilgi teknolojilerinin güdümünde işleyen gündelik yaşam içerisinde; internet teknolojilerinin ne gibi etkileri olduğu tartışılmıştır. Kuramsal tartışmalar ve çalışmanın amaç soruları doğrultusunda belirli tematik kategoriler oluşturulmuştur. Bu kategoriler, Anadolu Üniversitesi'nden örneklem olarak seçilen öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerin bulgularına göre değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: İnternet, sosyal ağlar, gündelik yaşam, gençlik kültürü
Türkiye'de haber sitelerinin görsel tasarım-ergonomi düzeyleri ve etkinliği
Bu çalışmada; Türkiye'de haber sitesi tasarımları ve ergonomi düzeyleri incelenerek haber sitesi kullanıcıları tarafından nasıl değerlendirildiği araştırılmıştır. Bu bağlamda öncelikle, geçmişten günümüze haber sitesi tasarımlarının nasıl bir değişim sürecinden geçtiği ve konu ile ilgili internetin tarihi gelişimi, haber sitelerinin kullanımı ve tasarımları alan yazın bölümünde açıklanmaktadır. Çalışmanın araştırma kısmında ise çoklu yöntem kullanılmıştır: Birinci aşamada, Türkçe yayın yapan haber sitelerinin tasarımlarının görsel boyutunu ortaya koymak için içerik analizi yapılmıştır. İkinci aşamada ise, haber sitesi kullanıcısı tutumunu ölçmek için genel tarama modeli kullanılmıştır. Bu kapsamda birincil olarak, haber sitelerinin görsel boyutu; Türkçe yayın yapan haber sitelerinde görsel kullanımının nasıl olduğu, görsel ve haber kullanımında tasarımının nasıl uygulandığı, haber konularına göre görsel kullanımının nasıl farklılaştığı araştırılmıştır. İkincil olarak da, haber sitesi kullanıcısının, haber sitelerini takip etme alışkanlıkları, hangi tür haberlere ilgi gösterdiği, ana sayfa tasarımlarının ve görsel kullanımının haber sitesi kullanıcısı tarafından nasıl algılandığı, kullanılan tasarım ve görselle haberin inandırıcılığı arasında kurulan ilişkinin nasıl olduğu haber sitesi kullanıcısı tutumu bağlamında ortaya konulmaktadır. Bu araştırma ile görsel tasarım içerisinde yer alan öğelerin nasıl kullanıldığı ve haber sitesi kullanıcısını ne şekilde etkilediği bu araştırmanın sonuçları arasındadır. Bu araştırmada, görselliğin günümüzde birçok alanda olduğu gibi haber sitelerinde de hedef kitleye ulaşmak için çok önemli bir unsur olduğu ortaya çıkarılmıştır. Anahtar kelimeler: Haber sitesi, online habercilik, haber sitesi tasarımı, görsel tasarım
Eleştirel medya okuryazarlığı kuramı: Eskişehir okulları ölçeğinde bir alan araştırması
Medya okuryazarlığı eğitimi yaklaşımları, bilimin farklı alanlarından yararlanılarak oluşturulmuş varsayımlara dayalı çerçeveler biçiminde betimlenebilir. Bazı yaklaşımlar, kuramsal tutarlılık gösterse de; çoğunlukla, iyi tanımlanmış bir bağlamdan yoksun ve değişken çerçeveler, eğitim uygulamalarına temel olmuştur. Ancak, farklı koşullar karşısında çözüm getiren, kuramsal anlamda bütünlüklü dayanaklar olmadan, toplumsal boyuttaki uygulamaların başarı şansı düşüktür. Türkiye'de medya okuryazarlığı eğitimi alanında yaşananlar bu durumun son örneği olabilir. Dahası, tüm dünyada, bürokrasinin tercihlerine etki eden çıkar gruplarının varlığı, sorunu, kuramsal çalışma yapmanın ve uygulama için yordam önermenin ötesine taşımaktadır. Mülkiyet ya da toplumsal güç ilişkileri ekseninde konumlanmış bu gruplar, medya okuryazarlığı kavramını bağlamından kopararak işlevsiz hale getirmek açısından oldukça etkili olmuşlardır. Konuya benzer yaklaşan akademisyenleri, kendi aralarında uzlaştıracak; ayrıca, karşıt görüşte olanları tutarlı biçimde değerlendirmelerine yardım edecek bir kuramsal çerçeve, açmazları aşmaya ve akademik alanda geliştirilen çözümleri savunmaya yardımcı olabilir. Medya okuryazarlığı çalışmaları alanında gözlenen durum, bilim insanlarının kişisel hatalarından çok, modernlik ekseninde bilimin ve toplumsallaşmanın girdiği yönelimle açıklanabilir. Geç modern çağda, yapılandırılmış olanın, gerçekliğin kendisi olarak sunulmasına dayalı kültür ve insan aklının, içinde yaşadığı gerçekliği okumasını engelleyen bir algı hali, söz konusu yönelimin görünümleridir. Bu çerçevede, iletişimin medyalaşması, sistemin önerdiği tarzların, insan varoluşunun tek biçimi olarak algılanması açısından kritiktir. Ancak, yayıncılık, toplumsal yaşamı belli bir eylem modeli ekseninde tutan bu genel sistemin aracıları olan medyalardan sadece birisidir. Dolayısıyla, bireylerin, deneyimledikleri olayların ya da okudukları metinlerin nesne ve öznelerini birbirinden ayırması, toplumsal süreçleri okuyabilmenin ilk adımıdır. Bu başarıldığında, bireylerin, yaşadıkları toplum içinde özgür seçilmiş sorumluluklar üstlenmeleri mümkün olabilir. Söz konusu amaç etrafında uygun yordamları açıklayacak kuramsal bir çerçeve, eleştirel medya okuryazarlığı eğitiminin koşuludur. Eleştirel medya okuryazarlığı için kuramsal bir çerçeve öneren bu çalışma, insan aklının tek yönelime hapsedilmesiyle bağlantılı bir modernlik anlayışını ve başat paradigmayı sorgulayan geniş bir alan yazınından yararlanmıştır. Eskişehir kentinde, lise çağında okuyan ergen gençler arasında gerçekleştirilen alan araştırması ise, kuramsal çerçeveye uygun bir yöntemsel yaklaşım önermiş ve çalışmanın kendi varsayımlarını sınamıştır. Araştırma için, farklı niteliklere sahip liselerin birinci sınıf öğrencileri arasından, tesadüfi olarak seçilen yirmi dört kız ve yirmi dört erkek gönüllü, ilköğretim seçmeli medya okuryazarlığı dersi alıp almama ölçütüne göre gruplandırılmıştır. Her katılımcıya, demografik değişkenlere yönelik on soruyla birlikte, altmışar adet yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme sorusu yöneltilmiş; daha sonra yanıtlar, nitel olarak çözümlenerek modern toplumda dünya algısını biçimlendiren sistem ve yaşam-dünyası arasında konumlandırılmıştır. İçerdikleri yönelimlere göre kodlanan yanıtlar arasındaki farklılıklar, eleştirel medya okuryazarlığı düzeylerini destekleyen ya da baskılayan toplumsal unsurları açıklamak için kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, medyayı ve toplumu eleştirel okuyabilmenin; bilişsel baskılanmaya engel olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, kendisi için ve başkaları için iyi olanı sorgulayan eleştirellik, kişisel ya da toplumsal anlamda kendini gerçekleştirmenin koşuludur. Sistemin önerdiklerine karşı, kalıcı/içsel değeri aramak ve toplumsal sorumluluk temelinde kendi eylemlerini seçebilmek, temel toplumsallaşma ve eğitim arasındaki uyumla olasıdır. Türkiye özelinde, kurulu güç ilişkileri içinde eleştirel okuryazarlığın dışlanması ya da bürokrasinin medya okuryazarlığı dersini iletişim fakültesi mezunlarının vermesine karşı çıkması çerçevesinde gözlenen sorunlar, bu olasılığın gerçekleşmesini engellemektedir. Dünya genelinde ise, araçsalcı modernlik, toplumların bilişsel anlamda özgürleşmesini engelleyen stratejiler üzerinden sürmektedir. Çalışmanın kuramsal bağlamı ve araştırma bulgular ekseninde, liseler için geliştirilmiş bir eleştirel medya okuryazarlığı ders programının genel hatları, tezin sonunda, ekler içinde önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, medya okur-yazarlığı, iletişimsel eylem kuramı, araçsalcılık, evrensel pragmatik, modernlik, dünya algılarının rasyonelleşmesi, sistem ve yaşam-dünyası, medyalaşma
Sağlık konulu yayıncılıkta etik ilkeler
Sağlık haberleri hem taşıdıkları kamusal önem hem de okuyucuların özel/mahrem alanlarına yönelik olmaları nedeniyle özel bir konuma sahiptir. Aynı zamanda kaynağını insanın "insan olma değeri"nden alan ve bireyin temel, vazgeçilemez, devredilemez haklarından biri olan sağlık hakkını doğrudan etkilemektedir. Özensiz, eksik veya yanlış yapılan bir sağlık haberi, bireyin yaşamının sonlanmasına veya yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilmektedir. Bu bağlamda ayrıcalıklı bir sorumluluk ve özen gerektiren sağlık haberciliği ile ilgili olarak, sosyal sorumluluk kuramı çerçevesinde, Türkiye'de sağlık haberciliği etik ilkelerinin ortaya konulması amaçlandığı çalışmada, verilerin doküman incelemesi ve görüşme yoluyla toplandığı nitel yaklaşım benimsenmiştir. Çalışmada ilk olarak ahlak, etik ve meslek etiği kavramları üzerinde durulmuş, tıp etiği, basın etiği açıklanmış ve sağlık haberciliğinde karşılaşılan etik sorunlar ortaya konulmuştur. İkinci olarak çalışmanın amacı doğrultusunda sağlık haberciliğinin etkin olarak gerçekleştirildiği ülkelerin basın ilkeleri, gazetecilere yönelik olarak hazırlanan medya kılavuzlarının analizi yapılmış ve uzman görüşleri alınarak sağlık habercilik etik ilkeleri belirlenmiştir. Sonuç olarak sağlık habercisinin haber üretiminde profesyonel gazetecilik davranışlarının gereğiyle, kişinin vücut bütünlüğünü bozmamak, yaşam kalitesini olumsuz etkilememek, eşit ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşma hakkını engellememek adına, kişilik haklarını da gözeterek, sorumlu davranmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede gazetecinin sağlık haberi üretim sürecinde göz önünde bulundurması gereken Sağlık Haberciliği Etik İlkeleri ise şunlardır: Zarar vermeme ilkesi, doğruluk ve objektiflik ilkesi, mahremiyet ve özel hayat ilkesi, hakkaniyet ilkesi. Anahtar Sözcükler: Sağlık haberciliği, Meslek Etiği, Etik ilke, Sağlık haberciliği etiği
Eskişehir'deki yerel magazin basınının ekonomi politiği: Follow ve Motto dergileri örnekleri
Türkiye basınında yaygınlaşan magazin kavramının yerel basındaki yansımalarının, 1980'li yıllardan itibaren değişen ekonomik, siyasi ve kültürel yapısıyla ilişkilendirilerek irdelenmesi bu çalışmanın sorunsalını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, Eskişehir yerel magazin basınının üretim ve metin boyutunda incelenmesi de çalışmanın sorunsalı kapsamındadır. Eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde oluşturulan bu çalışma, Eskişehir'de yayımlanan magazin dergilerinin üretim koşullarını ve içeriklerini çözümleyerek; yerel düzeyde işleyen magazin haberciliğini ve anlayışını sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmada, öncelikle ekonomi politik bilimin temelleri ve eleştirel ekonomi politiğin medyaya yaklaşımı değerlendirilmiştir. Ardından, medyadaki ekonomi politik dönüşüm ve magazini önceleyen dinamikler, 1980'li yıllardan sonra uygulanan neo-liberal politikalar, tüketim kültürü ve yaşam biçimleri ekseninde tartışılmıştır. Çözümleme kısmında ise, çalışmanın temel amacı çerçevesinde belirlenen araştırma sorularına yanıtlar aranmıştır. Bu doğrultuda, Eskişehir'de yayımlanan magazin dergileri (Follow ve Motto) nitel çözümleme yöntemiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, dergilerin üretim süreci ve içeriklerine ilişkin sektör analizi ve metin çözümlemesinden yararlanılmıştır. Sektör analizi yoluyla her iki derginin editöryal kadrolarıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bulgular, dergilerin üretim aşamasına ilişkin belirlenen beş başlık çerçevesinde yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra, metin çözümlemesi tekniğiyle dergi içeriklerini belirleyen konu ve aktörlerin sunumları incelenmiştir. Metin çözümlemesinden elde edilen bulgular, sektörden elde edilen verilerle de desteklenerek beş başlık altında yorumlanmıştır. Sonuç olarak, tekelci bir medya yapılanması içerisinde olan Follow ve Motto dergilerinin içeriklerinin reklam ve kâr kaygısıyla üretildiği sonucuna varılmıştır. Bu şekilde dergilerin tektipleşen içeriklerinde, Eskişehir'deki üst ve üst orta sınıfa üye kişilerin yaşam biçimlerini ve tüketim alışkanlıklarını özendiren ve tüketim kültürünün sürekliliğini destekleyen bir ideolojik üretim gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel ekonomi politik, neo-liberal politikalar, tüketim kültürü, yaşam biçimleri, magazin, yerel magazin basını.
Türkiye'de Anayasa referandumları ve basın: 1961, 1982 Anayasaları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumlarının Türkiye basınındaki sunumunun karşılaştırmalı çözümlemesi (cumhuriyet, hürriyet, tercüman/bugün gazeteleri örnekleri)
Bu çalışmada, 1961 ve 1982 Anayasaları referandumları ile 2010 Anayasa Değişiklik Paketi referandumunun Türkiye basınındaki sunumları örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir. Sözü edilen örnek gazetelerin referandumlara (1961, 1982 ve 2010) ilişkin tutumları irdelenirken referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanları göz önünde tutulmuştur. Bununla birlikte, referandumların sözü edilen örnek gazetelerdeki sunumlarının irdelenmesi, referanduma sunulmuş olan 1961 ve 1982 anayasaları ile 2010 anayasa değişiklik paketinin içerikleri çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan referandumların tarihsel uğrakları, Türkiye'nin tarihsel süreçte geçirmiş olduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlardaki dönüşümler bağlamında soruşturulmuştur. Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümün referandum dönemleri ve referanduma sunulmak üzere hazırlanmış anayasalar ile değişiklik paketi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda, referandum dönemlerinin ekonomi politik ve toplumsal arkaplanının irdelenmesi, 1961 ve 1982 anayasalarının ve 2010 anayasa değişiklik paketinin içerik özelliklerinin değerlendirilmesi ve örnek olarak seçilmiş gazeteler özelinde Türkiye basınının referandumlara yönelik yaklaşımının ortaya konulması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Dolayısıyla, örnek olarak seçilmiş Cumhuriyet, Hürriyet ve Tercüman/Bugün gazeteleri özelinde Türkiye basınının sözü edilen referandumlara ilişkin tutumunun karşılaştırmalı olarak çözümlenmesi çalışmanın problemini oluşturmuştur. Çalışmada sorunsallaştırılan konunun çözümlenmesinde nicel ve nitel çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu yüzden, çalışmanın çözümleme kısmı nicel ve nitel çözümleme olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Çalışmanın nicel çözümleme kısmında, gazetelerin tüm sayfalarındaki referandumlara ilişkin haberlerin, fotoğrafların, köşe yazılarının, söyleşilerin ve yazı dizilerinin sayısal dağılımlarının belirlenmesinde kısmi olarak içerik çözümlemesi yöntemi uygulanmıştır. Nitel çözümleme kısmında ise, sözü edilen gazetelerde yayımlanmış referandumlara ilişkin manşet ve sürmanşet haberleri ile seçilmiş köşe yazılarının metinsel çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, tarihsel süreçte Türkiye'nin ekonomik, siyasal ve toplumsal yapısındaki dönüşümlere göre farklılık gösteren referandum dönemlerindeki ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar ile sözü edilen gazetelerin referandumlara yönelik tutumları arasında organik bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir başka deyişle, gazetelerin içeriklerinin, ilk aşamada referandum dönemlerinde hâkim olan dönemsel koşullardan oldukça etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Referandumlar (1961, 1982 ve 2010), basın, sosyal refah devleti, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizm.