
126
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
29 Mart 2009 Yerel Seçim döneminde siyasal partilerin Eskişehir yerel gazetelerine verdikleri propaganda amaçlı ilanların betimsel ve göstergebilim yöntemiyle çözümlenmesi
Demokrasilerde siyasal iletişim belirleyici bir etken haline gelmiştir. Siyasal iletişim geçmiş yıllara göre çok daha önemli bir boyut kazanmıştır. Türkiye'de siyasal iletişim süreci içerisinde artık bir görüntü, bir fotoğraf, bir slogan, gündemi belirler hale gelebilmektedir. Özellikle siyasetçi ile seçmen arasındaki iletişimde, propaganda amaçlı fotoğrafların ve sloganların önemini yadsıyamayız.29 Mart 2009 yerel seçimleri öncesinde de siyasi partiler propaganda ilanlarında fotoğrafı kullanarak seçmenleri ikna ve etkileme çabalarını sürdürmüşlerdir.Çalışmamızda da fotoğrafın kitleleri etkileme gücü açısından siyasi ilanlarda kullanımının önemi de vurgulanarak:Birinci bölümde; iletişim ve siyasal iletişim, ikinci bölümde; propaganda konusu literatür araştırması yapılarak çalışmanın teorik yapısı ortaya konulmaya, kavramlar tanımlanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın üçüncü bölümünde ise; 29 Mart 2009 yerel seçimine katılan dört siyasi partinin yerel seçimler öncesi dönemde (01-28 Mart) siyasal propaganda amaçlı; Eskişehir yerel gazetelerinde, kullandıkları görsel ve yazılı ilanlar betimsel ve göstergebilimsel yöntemle incelenmiştir.
Futbol ile ilişkili şiddet olaylarına yönelik haberlerin gazetecilik meslek etiği ilkeleri açısından değerlendirilmesi: Galatasaray-Leeds United, Roma-Galatasaray ve Türkiye-İsviçre karşılaşmaları örnek olaylarına yönelik haberlerin fikir gazeteleri, popüler gazeteler ve spor gazetelerindeki sunumlarının karşılaştırmalı içerik çözümlemesi
Futbol ile ilişkili şiddet olaylarına yönelik haberlerin, gazetecilik meslek etiği ilkeleri açısından değerlendirildiği bu çalışma, kuramsal ve uygulama olarak iki ana bölümden oluşmuştur. Çalışmanın kuramsal bölümünde gazete, gazeteci, gazetecilik ve haber kavramları, gazeteciliğin tarihsel gelişimi; etik ve ahlak kavramları, gazetecilik meslek etiği, gazetecilik meslek etiğine ilişkin yaklaşımlar; fikir gazeteciliği, popüler gazetecilik, spor gazeteciliği; şiddetin tanımı, türleri, saldırganlık ve saldırganlık çeşitleri ile futbolda şiddet ve saldırganlık konuları ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise, fikir gazeteleri, popüler gazeteler ve spor gazetelerinde yer alan futbol ile ilişkili şiddet haberlerinin, gazetecilik meslek etiği ilkeleri açısından değerlendirilmesine yönelik bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada, Galatasaray-Leeds United, Roma-Galatasaray ve Türkiye-İsviçre karşılaşmalarında yaşanan şiddet olayları ile ilgili haberler, gazetecilik meslek etiği ilkeleri açısından incelenmiştir. İnceleme sonucunda, fikir gazetelerinde yer alan örnek olaylara ilişkin haberlerin yüzde 19,2'sinde, popüler gazetelerde yer alan örnek olaylara ilişkin haberlerin yüzde 30,4'ünde, spor gazetelerinde yer alan örnek olaylara ilişkin haberlerin ise, yüzde 33,4'ünde, gazetecilik meslek etiği ilkelerinin ihlal edildiği belirlenmiştir.
Türk-Rus ilişkileri ve bir örnek uygulama olarak Vladimir Putin'in ziyaretinin yazılı basın ve elektronik sürümlerinde ele alınışı
Türkiye ve Rusya Federasyonu Avrasya bölgesinin başlıca ülkelerindendir. Son yıllarda Türk-Rus ilişkileri büyük bir gelişme göstermektedir. İkili ilişkiler tarihsel rekabete dayanan ilişkilerden çok boyutlu işbirliği sürecine geçiş yapmaktadır. Bu tez, Türk-Rus ilişkilerinin tarihten günümüze kadarki gidişatını inceleyip bugünkü durumunu betimleyip yazılı basında ve elektronik sürümlerinde ele alınışı konusunda bilgi edinmeyi amaçlamaktadır.Bu çalışmada Türk-Rus ilişkilerinin güçlendirilmesinde büyük bir rol oynayan Rusya Federasyonu'nun eski devlet başkanı, günümüzde başbakanı olan Vladmir Putin'in 8 Haziran 2010 tarihli Türkiye ziyareti ardından Türkiye ve Rusya yazılı basın ve elektronik sürümlerinde çıkan haberler temel alınmıştır. Haberlerin içerik analizi yapılmış ve Türk-Rus ilişkilerinin basında nasıl yansıtıldığı araştırılmaya çalışılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre iki ülkenin yazılı basın ve elektronik sürümlerinde ülke imajlarının olumlu yönlerden gösterildiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar uluslararası ilişkiler ve özellikle kamu diplomasisinin medya ile etkileşiminin ne denli önemli olduğunun bir göstergesidir. Hızla gelişen Türk-Rus ilişkilerinin diplomatik alandaki söylemleri pozitiftir ve her iki ülkenin farklı sahip gruplarına ait gazetelerde de aynı pozitifliliği korumaktadır.
Kültürlerarası iletişim bağlamında Türk basınında etnik kimliklerin sunumu: Ermenilere ilişkin haberlerin nicel ve nitel analizi
Bu çalışmada kültürlerarası iletişim perspektifinde Türkiye'deki yazılı basında farklı bir kültür, kimlik ve aidiyet bağı olarak etnik kimliklerin nasıl temsil edildiği Ermenilere ilişkin haberler üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Kültürlerarası iletişim bağlamında farklı kültürler ve kimlikler arasındaki iletişim ve etkileşim sürecinde bariyer işlevi gören kalıpyargılar, önyargılar, etnomerkezcilik ile biz-onlar ayrımı ve ötekileştirme gibi faktörler medyada farklılıkların temsili açısından önemli bir perspektif sağlamaktadır. Bu bağlamda Ermenilerle ilgili 2000'li yıllardan bu yana dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler içerisinden Fransa Parlamentosu tarafından kabul edilen Ermeni soykırımı yasası ve Bilgi Üniversitesi'nde Ermenilerle ilgili düzenlenen konferans ile ilgili gazete yazıları içerik ve eleştirel söylem çözümlemesine tabi tutulmuştur. Basından Hürriyet, Cumhuriyet ve Zaman gazeteleri örneklem olarak alınmış ve söz konusu olaylar, belli tarih aralıklarında bu gazetelerde incelenmiştir.İçerik analizi bulgularına göre; toplam 544 gazete yazısı içerisinde kalıpyargılara, önyargılara, etnomerkezciliğe ve ötekileştirmeye zemin hazırlayan biz-onlar vurgusunun örtük biçimlerde gazete yazılarında ağırlıklı olarak yer aldığı bulgulanmıştır. Eleştirel söylem çözümlemesi sonucu elde edilen bulgulara göre ise ilk olayla ilgili incelenen haberlere ağırlıklı olarak Fransa'ya yönelik Türkiye'nin siyasi, iktisadi ve kültürel tepkilerini öne çıkaran bir söylem hâkimdir. İkinci olayda ise konferansa olumsuz yaklaşan haber aktörlerinin değerlendirmeleri ile konferansa olumlu yaklaşan haber aktörlerinin değerlendirmeleri üzerinden haber söylemlerinin iki karşı kutupta oluştuğu görülmektedir.
Engellilere ilişkin haberlerin hak haberciliği bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada engellilere ilişkin haberlerin medyada sunumu, hak haberciliği bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmada, hak haberciliğinin anlaşılabilmesi için haberin tarihine yer verilmiş ve liberal basın anlayışının şekillendirdiği haberciliğin temel unsurları üzerinde durulmuştur. Daha sonra, geleneksel habercilik anlayışına getirilen eleştiriler ile birlikte ortaya çıkan alternatif medyalar açıklanmış, alternatif medyalar içinde değerlendirilen hak haberciliği ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmada, araştırmanın öznesi olarak belirlenen engellilerin daha iyi anlaşılabilmesi için, engellilerin görüşlerine yer verilmiş, engellilik kavramı, insan hakları ve medya ile birlikte ele alınmıştır. Engellilerle yapılan derinlemesine görüşmelerde engellilerin görüşlerinin hak haberciliği ile örtüştüğü görülmüştür. Çalışmada incelenen Hürriyet, Posta, Sabah ve Zaman gazetelerinde belirlenen zaman aralığında toplam 44 engelli haberine yer verilmiştir. Bu gazetelerde engelli haberlerinin tüm haberler içindeki oranı, yüzde 1'den azdır. Aynı zaman aralığında alternatif bir medya olarak tanımlanan www.bianet.org adresinde ise, engelli haberi bulunamamıştır. Ülke gündemini uzun bir süre meşgul eden ve gazetelerin geniş yer ayırdığı, ?Hak ihlâlinin sunumu? örnek olayı, yaygın basında hak haberciliğine uygun sunulmazken, alternatif bir medya olarak tanımlanan www.bianet.org adresinde ise, hak haberciliğine uygun sunulmuştur. Son olarak çalışmada incelenen engellilerin kendilerine ait internet haber sitesi www.engellihaberleri.com adresinde yer alan engelli haberlerinin de çoğunlukla hak haberciliğine uygun sunulmadığı görülmüştür.
Feminist kuram çerçevesinde magazin dergilerinde kadının sunumu
Kitle iletişim araçlarının kurguya dayalı, basmakalıp ve çarpıtılmış olarak dar bakış açısıyla sunduğu ve yeniden üreterek tekrar tekrar sunduğu gerçeklik, toplum tarafından yavaş yavaş kanıksanmakta ve normalleşmektedir. Bu gerçekliği yeniden üreterek kanıksatan kitle iletişim araçlarından biri de, magazin dergileridir. Magazin dergilerinin kadınları nasıl sunduğu, hangi kadın imgesini kanıksatmaya çalıştığı ve Türkiye'deki feminist hareketlerin, magazin dergilerindeki kadının sunumunu nasıl etkilediği, bu çalışmanın problemidir. Bu amaçla, feminist kuram çerçevesinde magazin dergilerinde kadının nasıl sunulduğu araştırılmıştır. Cumhuriyet döneminde Türkçe yayınlanan tüm magazin dergileri çalışmanın evreni olarak belirlenmiş ve çalışma evreni içinde yer alan dergiler; kendi içinde benzeşikliğine, yayın tarihlerine, hükümetlerin dış ilişkilerle ilgili tercihlerine ve kadın hareketlerindeki kırılma noktalarına göre alt çalışma evrenlerine ayrılmıştır. Alt çalışma evreninde yer alan dergilerden, sistematik rassal örneklem yöntemiyle örneklem seçilmiştir. Örneklem olarak belirlenen 45 derginin 186 sayısı incelenmiştir. Genel tarama modelindeki çalışmada, araştırma sorularına yanıt vermek üzere, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Magazin dergilerinde kadın sunumunun, feminist hareketlerden çok sosyal ve siyasal gelişmelerden etkilendiği görülmüştür. Kadınların medyada görev almaya ve hatta genel yayın yönetmeni düzeyinde çalışmaya başlamasının, dergilerde sunulan kadın profilinde değişiklik yarattığı gözlenmiştir. Kadınların cinsel kimliğini vurgulayan sıfatlar kullanılmaya devam etmiş, ancak kadınların cinsel obje olarak kullanımı azalmış, yazılarda yer verilen kadınların yaş ortalamaları yükselmiş ve politikacı, işveren kadınlarla ilgili yazılar yayınlanmaya başlamıştır.
Kriz haberciliği bağlamında domuz gribi haberlerindeki panik unsurların belirlenmesi
Bu çalışma Nisan 2009- Şubat 2010 arasında pandemi olarak ilan edilen domuz gribini konu alan haberlerdeki panik unsurların belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Türkiye'de yayımlanan Zaman, Hürriyet, Milliyet, Posta, Vatan, Sabah ve Haber Türk gazetelerinde yer alan domuz gribi konulu haberler içerik analizi ile değerlendirilmiştir.
Etnograf ve fotoğrafçılara yönelik bir etnografi çalışması: Hacı Bektaş Veli etkinliklerinin foto-etnografisi
Araştırmada, etnografi ve fotoğraf ilişkisi çerçevesinde, fotoğrafçı ve etnografın fotoğrafı, sosyal bilimler araştırmalarında veri olarak nasıl kullandığı, etnografik nitelikli fotoğrafın hangi yöntemlerle çekildiği ortaya konmuştur. Alanyazın bölümünde araştırmaya temel oluşturan kuramcıların düşüncelerine yer verilerek, kuramsal bir arkaplan oluşturulmaya çalışılmıştır. Etnografi ve fotoğraf ilişkisi örnekleriyle açıklanmış, görsel etnografi, foto etnografi ve etnografik fotoğrafın tanımı yapılmıştır. Etnografik fotoğrafın araştırmalarda kullanımına yönelik örnekler verilmiş, fotografik uyarım, düşünümsel fotoğraf, yeniden fotoğraflama, fotoifade, görsel anlatı ve vernakular fotoğraf gibi yöntemler literatüre kazandırılmıştır.Araştırmanın uygulama bölümünde etnografi ve fotoğrafçılardan oluşan katılımcıların, Alevilerin her yıl düzenledikleri Hacı Bektaş Veli Törenleri ile ilgili bir foto-etnografi çalışması yapmaları sağlanmıştır. Bu araştırma süresince araştırmacı da etnograflar ve fotoğrafçıları alanda gözlemleyerek onlar üzerine bir etnografi çalışması gerçekleştirmiştir. Böylelikle katılımcıların yaptıkları etnografinin de etnografisi gerçekleştirilerek, iki farklı sosyal bilimler alanından gelen etnograf ile fotoğrafçı arasındaki benzerlikleri ve farklılıklar belirlenmiştir. Araştırmada etnografi ve foto-etnografi yöntemleri ile katılımcı günlüğü, araştırmacı günlüğü, derinlemesine görüşme, fotografik uyarım gibi veri toplama araçlarından faydalanılmıştır. Analiz sonucunda fotoğrafçı ve etnografların mesleki pratiklerinde ortaklıklar ve farklılıklar bulunmuştur. Mesleki, cinsiyet, ideolojik, dini kimliklerinin bakış açılarını etkilediği ve alana yansıdığı tespit edilmiştir. Fotoğrafın sosyal bilimlerde veri olarak değeri ortaya konularak, katılımcıların alanda geliştirdikleri yöntemler de tartışılmıştır. Mesleki pratikleri, alanda karşılaşılan zorluklar, alanda gerekli durumlar, fotoğraf çekme ve diğer veri toplama araçlarını kullanma deneyimleri, kaynak kişilerle iletişimleri, fotoğrafın ve etnografinin tanımları gibi temel bulgular ortaya konulmuştur. Etnografların fotoğraf çekmeye, fotoğrafçıların da etnografi yapmaya olan yatkınları tespit edilmiştir. Böylelikle gerek fotoğrafçılara gerekse etnograflara yol gösterebilecek temel bilgiler araştırma sonunda sıralanmıştır.Katılımcıların alanda çektikleri fotoğraflar da analiz edilmiş, analiz sürecinde fotoğraf çekim süreci, fotoğrafın kendisi ve izleyicinin yorumundan oluşan üçlü sac ayağının önemi bir kez daha vurgulanmıştır. Katılımcıların çektikleri fotoğraflara, farklı disiplinlerden gelişleri, kimlikleri, etnografiye ve fotoğrafa bakışları, alanla ilgili düşünceleri yansımıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler ışığında, söylenmesi gereken en temel vurgu etnografik bilgiyi aktaran görsel metin olarak fotoğraflar etnografik veri niteliğindedirler ve sosyal bilimlerin her alanında kullanılmalıdırlar. Burada önemli olan nokta ise araştırma tasarımında fotoğrafın görsel günlük mü ya da görsel kayıt olarak mı tanımlanacağıdır. Yapılan çalışmada fotoğraf görsel günlük olarak tanımlanmış ve düşünümsellik kavramı ön plana çıkmıştır
Uzaktan eğitim programlarının tasarımlanma süreci ve UZEM yönetici görüşleri
Eğitim bireyin toplum kültürünü, öğretileri ve beceriler kazanmasında etkili olan sosyal süreçlerin tümünü kapsar. Bu sürecin büyük bir kısmı okulda geçer. Ancak gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri, uzaktan eğitim yöntemi ile bireyi fiziki alan ve zaman kısıtlılığından kurtarmakta, farklı öğrenme ortamları yaratmaktadır. Bu ortamların planlanması ve yönetimi, kendi kendine öğrenen bireyin başarısını doğrudan etkilemektedir.Uzaktan eğitim programlarının tasarımlanma süreci, programın oluşturulmasından hayata geçirilmesine kadarki, hatta sonrasındaki döneme kadar uzanır. Bu süreç programın verimliliğini, işlerliğini ve işlevselliğini belirler. Bu araştırmada geliştirilen ölçütler ile UZEM yöneticilerinin görüşleri alınarak, bu alanda kılavuz niteliğinde bir çalışma ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Televizyonda kamuoyunu bilgilendirme amaçlı mesaj oluşturma ve yönlendirme sürecinde sunucu/yorumcunun işlevsel rölü
Günümüzde haber program türlerinde soru-cevap olarak nitelenen söyleşi yöntemi sıkça kullanılmaktadır. Bu çalışma içerisinde söyleşi yönteminin kullanıldığı haber programlarındaki kişilikler arasında yer alan commentator (sunucu/yorumcu) kavramı irdelenmiştir. Literatürde farklı uygulamalar için kullanılan ve tek bir tanımı bulunmayan ?commentator? kavramı, araştırma boyunca sunucu/yorumcu olarak nitelendirilmektedir. Çalışmada Türkiye'de yayın yapan ulusal televizyon kuruluşlarında, 2010-2011 yılları arasında yayınlanan programlarda görev alan, sunucu/yorumculardan oluşan örneklem üzerinde inceleme yapılmıştır. Bu araştırmanın amaçları; sunucu/yorumcuların mesleki olarak tanımını yapmak, karar verici rollerini belirlemek, kamuoyunu bilgilendirme amaçlı mesaj oluşturma ve yönlendirme sürecinde nasıl bir işleve sahip olduklarını ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, yapılan görüşmeler, N-Vivo programında betimsel analiz yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, görüşülen medya profesyonellerinin mesleki tanımlarını net biçimde ifade edemediği ve kavramın uygulamada net bir tanıma sahip olmadığı bulgulanmıştır. Sunucu/yorumcuların genellikle kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıdıkları ve kişisel olarak önem verdikleri, toplumu ilgilendiren konu ve durumlarda özellikle mesaj verme eğiliminde oldukları belirlenmiştir.
Taraf gazetesinin gündemini belirleyen unsurlar ve gazetenin gündeminin diğer gazetelerin gündemlerine olan etkisi
Bu çalışmada 2007 yılında yayın hayatına başlayan Taraf gazetesinin gündeminin belirlenmesinde rol oynayan etmenler ve gazetenin gündeminin Türkiye basınının gündemi üzerinde yarattığı etki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın kuramsal bölümünde gündem belirleme yaklaşımının ilk basamağı olan medya gündemi üzerinde durulmuş ve medya gündemine etki eden unsurlar ele alınmış ve Taraf gazetesi biçimsel ve içeriksel ve yapısal boyutlarıyla anlatılmıştır.Çalışmanın uygulama bölümünde, Taraf'ın 11 çalışanıyla derinlemesine görüşme yapılmış ve görüşme deşifreleri ile birlikte gazetenin çalışma kapsamında seçilen 35 sayısı betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bir diğer uygulaması da Taraf'ın gündeminin basın gündemi üzerinde yaptığı etkinin tespit edilmesi amacıyla yapılan içerik analizidir. İlk kez Taraf'ın gündemine aldığı ?Dağlıca baskını biliniyordu?, ?Havan mermisi kızı parçaladı? ve ?Darbenin adı Balyoz? haberlerinin, çalışma kapsamında ideolojik konumlanışları bakımından merkez, muhafazakar, İslamcı, sosyalist/sol, milliyetçi/sağ, liberal ve ulusalcı olmak üzere yedi gruba ayrılan toplamda 16 gazetede ne kadar ve nasıl yer aldıkları içerik analizi ile tespit edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, Taraf'ın gündeminin belirlenmesinde, gazete çalışanlarının kimlik tanımları ve gazeteyle kurdukları aidiyet ilişkisi; rutin dışı habercilik çabaları; yapısal sorunlar ve son kertede Türkiye'deki resmi ideolojiye karşı çıkış ve bu yönde verilen mücadele olgularının önemli rol oynadığı gözlemlenmiştir. Çalışma kapsamına alınan gazetelerin, Taraf'ın yayınladığı haberlerin niteliklerine göre bu haberlere ilgilerinin ve haberleri yayınlama biçimlerinin değiştiği görülmüştür.
Türkiye'de sağlık haberciliğinin tarihsel gelişimi ve Hürriyet gazetesi örneği
Bu çalışma sağlık haberciliğini tanımlayarak, ayrı bir uzmanlık alanı olarak basın tarihi içerisinde ortaya çıkışını ve tarihsel bağlam içerisindeki gelişimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmada öncelikle sağlık haberinin nitelikleri ele alınmakta,ardından sağlık haberciliğinin tarihsel gelişimi ekonomik ve toplumsal gelişmelerin yanında sağlık ve medya alanındaki gelişmelere de paralel olarak irdelenmektedir. Hürriyet gazetesi örneğinde sağlık haberciliğinin tarihsel gelişiminin incelenmesi ise çalışmanın uygulama boyutunu oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular sağlık haberciliğinin ilk uygulamalarının 1830'lu yıllara dek uzandığını ancak sağlık haberlerinin yaygın gazetelerde daha yoğun yer almasının 1990'lı yıllarda gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Alanda uzmanlaşmaya dönük ilk adımların atıldığı ve sağlık habercilerinin örgütlendiği 1990'lı yılları, sağlık haberciliğinde ticarileşmenin etkilerinin hissedildiği 2000'ler izlemiştir.
1974, 1984, 1994 ve 2004 yıllarında yaygın gazetelerdeki haberlerinin söylem yapısının değişimi: Cumhuriyet, Hürriyet ve Milliyet örneği
Bu çalışmanın amacı, 1970'ten günümüze yaygın gazetelerdeki haberlerin söylem yapısının toplumsal, siyasal ve ekonomik süreçlerle ilişkili olarak nasıl değiştiğini belirlemektir.Giriş bölümünde, çalışmanın problemi, amacı, önemi, varsayım ve sınırlılıklarından bahsedilmiştir.Birinci bölümde tarihsel süreç içinde Türk basınının gelişimi incelenmiştir. Bu bağlamda Osmanlı İmparatorluğu'nda basın başlığı altında Tanzimat Dönemi'nden Kurtuluş Savaşı'na kadar olan dönem; Cumhuriyet Dönemi Türkiyesinde Basın başlığı altında da Atatürk ve İnönü döneminden günümüze kadar olan süreç değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede basının tarihsel değişim ve gelişimi toplumsal, siyasal ve ekonomik dinamiklerle olan ilişkisi bağlamında incelenmiştir.İkinci bölümde kitle iletişimindeki iki temel kuramdan söz edilmiştir. Liberal ve Eleştirel Medya Yaklaşımlarının haberi nasıl kavradığı üzerinde durulmuştur. Liberal Medya Yaklaşımının haberi kavrayışı üzerinde durulduktan sonra, çalışmanın temel aldığı Eleştirel Medya Yaklaşımının haberi kavrayışı ele alınmış ve alt başlıklarda bu yaklaşımı benimseyen kuramcıların görüşlerinden söz edilmiştir.Üçüncü bölümde çalışmanın çözümlemede temel aldığı yapısalcı yaklaşım açıklanmış. Yapısalcılığın temelleri, habere yaklaşımı ve kuramcıları üzerinde durulmuştur. Ayrıca söylem kavramı tanımlanmış ve söylem kuramları incelenmiştir. Çalışmanın çözümlemeyi amaçladığı haber söyleminin ne olduğu tanımlandıktan sonra literatürdeki haberi söylem olarak inceleyen çalışmalardan söz edilmiştir.Dördüncü bölümde çalışmanın yöntem olarak benimsediği van Dijk'ın Söylem Çözümlemesi modelinden bahsedilmiştir. Çalışmanın evren ve örnekleminin nasıl belirlendiği, hangi gazete, hangi sayfa ve kaç haberin incelendiği açıklanmıştır. Bulgu ve yorumlar kısmında ise çözümleme yöntemi bağlamında haberlerin makro ve mikro yapı özellikleri incelenmiştir. Gazetelerin sayfa tasarımı, haber başlıkları, haber girişleri ve ana olay, haber kaynakları, olay taraflarının değerlendirilmesi, ardalan ve bağlam bilgisi makro yapı başlığı altında incelenmiş, belirlenen onar yıllık süreçlerde haberlerin makro yapısal özelliklerinde nasıl değişimler olduğu ortaya konulmuştur. Mikro yapı başlığı altında ise sentaktik çözümleme, sözcük seçimleri ve retorik çözümleme yapılmıştır. Bu bağlamda haberlerin mikro yapısındaki değişimler belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları, ülkenin toplumsal, siyasi ve ekonomik dinamikleri ve basının bu dinamiklerle olan ilişkisi doğrultusunda değerlendirilmiştir.
Siyasi partiler ve siyasi liderler çerçevesinde Türk siyasetinde sosyal medya
Siyasal iletişim çabalarının günümüz yeni medya iletişim teknolojilerinden İnternet ve sosyal medya alanlarını kapsar şekilde çeşitlenmesi, sosyal medya ve siyaset arası ilişkiyi teori ve pratikte araştırmaya değer yapmaktadır. Bu doğrultuda çalışmayla amaçlanan günümüzde ?yeni medya? kavramının içeriğinde önemli yer tutan sosyal medya ortamlarının siyaset ile ilişkisini; siyaset tarafından kullanımına dair durum tespitini içerik analizi yöntemiyle yapmaktır. Bu bağlamda TBMM?de temsil edilen AKP, BDP, CHP ve MHP?nin ve parti liderlerinin (Recep Tayyip Erdoğan, Selahattin Demirtaş, Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli) sosyal medya kanallarını kullanım şekli; anlayışı ve çeşitliliği, kullanım oranı; güncesi ve sıklığı, kullanım politikası; uygulamaları ve ?etki?leşim gayretleri 2013 yılının ilk çeyreği örneklem alınarak araştırılmaya, açıklanmaya çalışılmıştır. Beş bölümden oluşan çalışma, problem tanımlaması, amaç soruları, önemi, varsayımları, sınırlıkları ve tanımları ile giriş bölümünü oluşturmakta, ?iletişim?, ?siyasal iletişim?, ?yeni medya?, ?İnternet? ve ?sosyal medya? başlıkları üzerinden sunduğu literatür taramasını ?Bulgu, Yorum ve Sonuç? aşamalarına taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Endüstriyel medya, yeni medya, sosyal medya, siyasal iletişim ve kitle iletişim kuramları
Türkiye yazılı basınında Yugoslavya savaşları ve savaş foto muhabirliği
Dünyada gerçekleşen savaşların gazetelerdeki haber fotoğraflarıyla sunumu söz konusu olduğunda fotoğraf, fotoğrafı çeken foto muhabirlerinin dışına çıkmaktadır. Bu bağlamda söz konusu tez çalışması, Türkiye yazılı basını içinde yer alan Hürriyet, Sabah, Cumhuriyet, Türkiye ve Zaman gazetelerinin Yugoslavya savaşlarını haber fotoğraflarıyla nasıl sunduğuna odaklanmıştır. Gazetelerin seçiminde, gazetelerin farklı sahiplik ilişkilerine ve yayın politikalarına sahip olmaları göz önünde bulundurulmuştur. Çalışma, gazetelerin Yugoslavya savaşları içinde yer alan Slovenya, Hırvatistan, Bosna ve Kosova savaşlarına ait yayınladıkları fotoğraflar üzerinden gerçekleştirilmiş; fotoğraflar görsel içerik çözümlemesi ve göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmanın alt amacını ise Türkiye'de savaş foto muhabirliği olgusu oluşturmaktadır. Çalışmanın sonuçları gazetelerin kendilerini Bosna ve Kosova taraflarının yanında konumlandırdıkları yönündedir. Gazeteler, Yugoslavya savaşları içinde yer alan Bosna ve Kosova savaşlarını nicel anlamda ön plana çıkarmışlar; anlam kuruluşlarını da özellikle sivil Bosnalı ve Kosovalıların fotoğrafları üzerinden inşa etmişlerdir. Gazetelerin sunumunda Bosna ve Kosova bölgeleriyle Türkiye arasında yer alan tarihsel, kültürel ve dini ortaklıkların rol oynadığı söylenebilmektedir. Söz konusu sunum, Türkiye'nin savaşlar dönemindeki dış politikasıyla da örtüşmektedir. Bu ortaklıklar dışında gazetelerde yer alan farklı anlamlandırmalar, gazetelerin yayın politikalarıyla açıklanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Savaş fotoğrafı, savaş foto muhabirliği, Yugoslavya savaşları, görsel içerik analizi, göstergebilimsel analiz.
Türk basınında okur temsilciliği: Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazeteleri okur temsilcisi köşeleri üzerine bir araştırma
Bir özdenetim mekanizması olan okur temsilciliği uygulaması, dünyada olduğu gibi Türkiye'deki basın kuruluşlarında da giderek yaygınlaşmaktadır. Gazetecilik etik ilke ve kurallarını yükseltmek amacıyla oluşturulan okur temsilciliği, gazete ile okurları arasında bir köprü işlevi görmektedir. Okur temsilcisi, okurların gazete haberlerine yönelik yaptıkları eleştirileri her hafta düzenli olarak yayımlanan okur temsilcisi köşesine taşır ve bu eleştirileri yanıtlamaya çalışır. Gerekli gördüğü durumlarda ise okurlardan gelen eleştirileri gazetenin diğer çalışanlarına bildirir ve onları gazetecilik meslek ilke ve kurallarına uymaları konusunda uyarır. Bu çalışmada, okur temsilciliği uygulamasının gazete haberlerinde etik standartların yükseltilmesindeki rolünün ne olduğu belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazetelerinin okur temsilcisi köşeleri içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programına aktarılarak çalışmanın amaçları doğrultusunda çözümlenmiştir. Okur temsilciliği uygulamasının yaygınlaştırılmasının teşvik edilmesi gazete haberlerinde etik standartların yükselmesini sağlayacaktır. Okur temsilciliği bir taraftan gazetecilerin ve kurum olarak gazetelerin saygınlığını arttırırken diğer taraftan da okuyucuların ve toplumun gazetelerden beklentilerinin karşılanmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, gazetecilik etiği ile ilgili çalışmalara katkı sağlaması bakımından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, gazetecilik etiği, okur temsilciliği, ombudsman.
Türkiye'de sivil toplum örgütlerinin sosyal medya kullanım analizi: HIV/AIDS konusunda bir durum çalışması
Bu çalışma sivil toplum örgütleri için önem arz eden ve yeni fırsatlar sunan sosyal medyanın, sivil toplum örgütleri tarafından ne kadar kullanıldığını araştırmaktadır. Çalışmada Türkiye'de HIV/AIDS konusunda faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütlerinin sosyal medyayı nasıl kullandığına ilişkin bir nitel durum araştırması yapılmıştır.
Hakikat-sonrası çağda yanlış bilgiyle mücadele: Göçmenlere yönelik yalan haberler üzerine bir analiz
Hakikat-sonrası kavramı karar verme süreçlerinde olgusal gerçeklerin geri plana itilerek kişisel görüş ve kanaatlerin öncelenmesini ifade etmektedir. Kavram Donald Trump'ı başkanlığa taşıyan 2016 ABD seçimlerinin ardından popülerlik kazanmıştır. Kitleler önünde çekinmeden yalan söylemekle itham edilen ve bu konuda sıkça eleştirilen Trump'ın seçimleri kazanması, toplum nezdinde gerçeklerin değer kaybettiği bir döneme girildiğinin işareti olarak yorumlanmıştır. Yalan habere benzer şekilde son yıllarda giderek büyüyen bir diğer sorun da zorla yerinden edilmedir. Dünya üzerinde zorlayıcı sebeplerle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan insan sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma dogrula.org, dogrulukpayi.com ve teyit.org platformları üzerinden Türkiye'de göçmenlerle ilgili dolaşıma giren yanlış bilgileri incelemektedir. Çalışmada doğrulama platformlarının göçmenlerle ilgili paylaşımlarına ve bu paylaşımlara gelen okur yorumlarına iki ayrı nitel içerik analizi uygulanmıştır. Sonuçlar yanlış bilgilerin en fazla sosyal medya ortamlarında, internet kullanıcıları, siyasi aktörler ve haberciler aracılığıyla yayıldığını ve bu yanlış bilgilerin yaygın göçmen kalıpyargılarıyla paralellik taşıdığını ortaya koymaktadır. Çalışmada okur yorumlarının analizinden elde edilen bulgular ise okurların hem doğrulama platformlarına hem de göçmenlere yönelik yüksek oranda olumsuz görüşe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Okurların sunulan somut kanıtlara rağmen doğruluk kontrollerinin sonuçlarını reddetmeleri geri tepme etkisinin yanı sıra kişisel kanaatlerin olgusal gerçeklerin önüne geçtiği hakikat-sonrası döneminin özelliklerini yansıtmaktadır.
Alternatif bir yayıncılık ortamı olarak haber podcastleri
Bu çalışmanın genel amacı günümüz iletişim teknolojileri ve dijital yayıncılık olanakları çerçevesinde gündeme gelen podcast yayıncılığının alternatif medya bağlamında incelenmesidir. Araştırma verileri, çalışmaya katılan 11 podcast yayıncısı ile yapılan görüşmelerden ve 55 haber podcasti içeriği üzerinde yapılan metin analizi bulgularından elde edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın ilk aşamasında podcast yayıncılarına 41 soru sorulmuş, alınan cevaplar temalaştırılarak analiz edilmiştir. İlk aşama tamamlandıktan sonra araştırmanın ikinci kısmına geçilmiş ve araştırmaya dahil edilen 11 haber podcastinin her birinden 5'er bölüm olmak üzere toplam 55 podcast içeriği üzerinde metin analizi tekniği ile inceleme yapılmıştır. Alternatif medya, var olan iletişim düzeninin ve medya sisteminin eşitsizliği ve tekelleşmesi karşısında duyulan ihtiyaçtan ve ana akım medyanın toplumdaki birçok fikri, kişi ve grubu ihmal ettiği eleştirisinden doğmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular bu açıdan incelendiğinde haber podcastlerinin bu ihtiyacı karşılama potansiyeli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca birçok açıdan podcast haberciliğinin ülkedeki haber sektörüne alternatif bir alan ve imkân yarattığı sonucu tespit edilmiştir. Bununla birlikte podcast yayıncılığındaki gelir/iş modelinin, ekonomik olarak bu işi profesyonel anlamda yapmak isteyenler için sorun teşkil ettiği fakat diğer yandan bir patronun olmayışının editöryal bağımsızlığın sağlanmasında oldukça önemli bir rol oynadığı saptanmıştır. Bu bağlamda haber podcastlerinin daha çok görünür ve bilinir olmasının önemi vurgulanmalıdır
Ağ toplumunda haber kaynağı olarak sosyal medya kullanımı: Dijital bölünmenin incelenmesi
Çalışma, sosyal medyanın bilgi/haber odaklı kullanılmasının ortaya çıkarabileceği dijital bölünmenin bireyler ekseninde temel sebeplerini incelemeyi ve tanımlamayı amaçlamaktadır. Katılımcıların sosyal ağlarda enformasyon odaklı deneyimlerinin incelenmesinde dijital bölünmenin iletişim araçlarına erişimden kaynaklanmasından ziyade bu araçların kullanımından kaynaklandığı düşüncesinden hareketle, kişilerin beklenti, deneyim ve motivasyonlarının ön planda tutulduğu fenomenolojik yaklaşım benimsenmiştir. Çalışma, birey odaklıdır ve gerçek deneyimlerin nasıl gerçekleştiğini incelemeyi hedeflemektedir. Çalışma, bireylerarası dijital bölünme incelemesini, katılımcıların eğitim seviyeleri ekseninde dijital okuryazarlık becerilerini ön plana alarak gerçekleştirmektedir. Bu amaçla, üniversite eğitimi olan 12 katılımcı ve üniversite eğitimi olmayan 12 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, van Dijk'ın kaynaklar ve benimseme dijital bölünme teorisi bağlamında temalara ayrılarak yorumlanmıştır. Sonuç olarak, dijital bölünmenin nitel perspektifte araştırılması katılımcı deneyimlerini ön planda tutarak derinlemesine araştırmayı mümkün kılmıştır. Katılımcıların eğitim seviyeleri ile dijital becerilerinin farklılaştığı ve bireyler arası dijital bölünmenin oluştuğu görülmüştür. Çalışmaya göre, katılımcılar arası dijital bölünme dijital beceriler odağında dijital okuryazarlık seviyelerine bağlı olarak oluşmaktadır. Buna ek olarak, sosyal medya platformlarının sahip olduğu; gözetim, ifade özgürlüğü, reklam, içerik tekrarı sorunlarının sosyal medyada habere ulaşma ve haberi değerlendirme noktalarında bireylerarası dijital bölünmelere neden olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağ toplumu, Dijital bölünme, Sosyal medya, Haber kaynakları, Dijital eşitsizlikler, Dijital okuryazarlık
Yetiştirme kuramı: Web tabanlı dijital platformların insanların sosyal gerçeklik kavramlaştırmaları ve dünya algılamaları üzerindeki rolü
Bu tez çalışmasının temel amacı dijital platformlar örneğinde belirlenen mesaj sistemlerinin, insanların sosyal gerçeklik kavramlaştırmaları ve dünya algılamalarına katkısını anlamaktır. Araştırma, Türkiye'de yayın yapan dijital yayın platformlarını incelemektedir. Ek olarak Yetiştirme Kuramını dijital yayın platformları bakımından temel alması Türkiye açısından bir ilki temsil etmektedir. Çalışmanın katılımcıları olan gençler yaklaşık 20 yıldır yayında olan dijital yayın platformlarıyla büyümektedir. Bu bakımdan gençlerin yetişmelerinde dijital yayın platformlarının rolünü anlamak önemlidir. Araştırmada, dijital web platformlarının yetiştirme rolü, kuramın önermeleri çerçevesinde ortaya konulmaktadır. Bu açıdan birbiriyle ilişkili mesaj sistem ve yetiştirme çözümlemeleri gerçekleştirilmiştir. Mesaj sistem çözümlemesi, dijital yayın platformlarının hikâyeleri ile ilgilidir. Yetiştirme ve anaakımlaştırma çözümlemeleri ise bu platformların, sosyal gerçeklik kavramlaştırmaları ve dünya algılamalarına olan rolünün anlaşılmasına dönüktür. BluTv, Netflix ve PrimeVideo'da yayınlanan diziler: konu, karakter, cinsellik ve şiddet sunumu bakımından incelenmiştir. Mesaj sistem bulgularına göre Yetiştirme ve Anaakımlaştırma testleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Yetiştirme Kuramına yönelik yoğun eleştirilerde bulunan Paul M. Hirsch'ün eleştirileri çerçevesinde bir dizi test gerçekleştirilmiştir. Mesaj sistem çözümlemeleri sonucunda ortaya konan 18 yetiştirme hipotezinin 2 tanesinde yetiştirme delili bulunmuştur. Anaakımlaştırma çerçevesinde hazırlanan testlerde ise 15 anlamlı sonuç saptanmıştır. Bu bakımdan dijital yayın platformlarının gençler üzerinde yetiştirme rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eleştirilere yönelik hazırlanan yetiştirme testlerinin sonucuna bakıldığında ise Hirsch'ün eleştirilerine destek bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Yetiştirme Kuramı, Dijital Yayın Platformları, Sosyal Gerçeklik Algılamaları, Mesaj Sistem Çözümlemesi, Şiddet.
Çocukların yeni arka bahçesi YouTube: Metalaşan çocukluk üzerine bir inceleme
İnternetin yaygınlaşması ve internet kullanıcılarının sosyal medyanın getirdiği katılımcı kültür ortamında üre-tüketiciye dönüşmesiyle çocuklar da üre-tüketici olarak sosyal medya ortamında artan oranda yer almaya başlamıştır. Bu çalışmada, çocuğun toplumdaki ve ekonomi süreçlerindeki konumu tartışılmış ve bu süreçlerden geçen bir çocukluğun bir Youtube kanalındaki yansımaları ele alınmıştır. Okul öncesinden itibaren Youtube üzerinden içerik üreten bir çocuğun Youtube kanalını doküman analizi yöntemiyle inceleyen bu araştırmada, videolar, izleyici içerikleri ve yorumları, araştırmacının gözlem ve notları veri olarak yer almıştır. Bulgulara göre, Youtube mikro ünlüsü çocuğun yıllar içerisinde kanaldaki konumu, babasının içeriklere ve videoların akışına yoğun etkisi nedeniyle, değişmemiş ve kanalın büyümesi durmuştur. Çocuk, 2016 yılından beri kanalda içerik üretmesine rağmen, videolarda tek başına hâkimiyet kuramamaktadır. İzleyiciler babasının ve ailenin diğer üyelerinin de videolarda yer almasını beklemektedir. Bunun yanı sıra, çocuğun kanal üretime başladığında okul öncesi yaşta olması yıllar içerisinde videoların karakterinin oluşmasındaki etkilerini gözlemlemeye olanak vermiştir.
Yeni kapitalizmde emek politikaları ve medya çalışma hayatındaki izleri: Gazeteciler üzerine bir inceleme
Güncel üretim pratiklerini imleyen yeni kapitalizmin, emeğin morfolojik yapısında yarattığı yıkımın boyutlarının, medya endüstrisinde çalışan gazetecilerin çalışma koşullarında ne tür zorluklar ve sorunlar ortaya çıkardığı, bu çalışmanın esas konusunu oluşturmaktadır. Çalışma üç ana bölüm ekseninde temellendirilmiştir. Birinci bölümde; yeni kapitalizmin hâkim üretim anlayışının; emeği ne şekilde bir belirsizlik rejimine hapsettiği, hangi sosyal güvencelerden yoksun bıraktığı ve uzun vadeli istihdama dayalı süreçleri nasıl ortadan kaldırarak, örgütlü sendikal mücadele pratiklerini boşa düşürdüğü, bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde incelenmektedir. İkinci bölümde ise çalışma; küresel iletişim politikalarının tarihsel gelişimine odaklanarak, küresel iletişimin ekonomi politiğinde ortaya çıkan tekelleşme ve yoğunlaşmaların medya endüstrisinde ortaya çıkardığı değişim ve dönüşüm süreçlerini incelemektedir. Son olarak da üçüncü bölümde; medya endüstrisinde istihdam edilen gazetecilerin çalışma koşulları içerisinde yaşadıkları sorunlar ve deneyimler, nitel yöntemin fenomoloji yaklaşımı çerçevesinde incelenmektedir. Çalışma kapsamında; Ankara, İstanbul, Kocaeli ve Eskişehir'de yazılı basında çalışan toplamda 26 gazeteci ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, gazetecilerin güvencesiz bir şekilde çalıştığı, her an işini kaybetme riski altında yaşadığı, örgütlü bir mücadele içerisinde var olamadığı, gelişen teknolojilerle mesleğin değersizleştiği ve sektörde istihdam noktasında daralma yaşanmasının hızlandığı belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca, gazetecilerin ağır iş koşullarına sahip olması, düşük ücretlerle uzun saatler çalışmaya zorlanması ve mesleğin bir gelecek vaat etmemesi nedeniyle, sektöre yeni başlayan gazetecilerin mesleği bıraktıkları ve hali hazırda çalışanların da alternatif meslek arayışlarında olduğu araştırma neticesinde belirlenen diğer bulguları oluşturmaktadır.
Futbolun endüstrileşmesi çerçevesinde Türkiye'deki televizyon futbolunun eleştirel ekonomi politik çözümlemesi
Çalışma, dünyada ve Türkiye'de büyük kitleler tarafından ilgiyle izlenilen ve özellikle 1990'lı yıllarla birlikte televizyonlaşan futbol olgusunun eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelenmesi amaçlamaktadır. Çalışmada, spor/futbol endüstrisi ve medya arasındaki ilişkinin ekonomi politik olarak değerlendirilmesi hedeflenirken; Türkiye toplumunun spor/futbol kültürü açısından nasıl şekillendiğinin de irdelenmesine önem verilmiştir. Bu amaç kapsamında, üretim boyutunda futbol medyasında görev alan isimlerle ve bu alanda akademik çalışmalar yapan araştırmacılarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilirken; metin boyutunda özellikle futbol karşılaşmaları sonrası televizyonda yayınlanan futbol tartışma programlarının içeriklerinin çözümlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında görüşülen kişiler, futbola ilişkin akademik katkı sağlayan katılımcılar ve futbola ilişkin medya sektöründe uzmanlaşan katılımcılar olarak kategorileştirilmiştir. Belirtilen kategorilerde toplam 12 katılımcıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Öte yandan, çözümlenmesi amaçlanan tartışma programları farklı ekonomik sahiplik yapılarını temsilen seçilmiştir. Sonuç olarak, anaakım medyada yer alan futbol tartışma programlarında kimlik sunumu, dramatikleştirme, karşıtlık yaratma, ima etme, metalaştırma ve istatiksel anlatının öne çıktığı bir yayıncılık anlayışı kurgulanmaktadır. Öte yandan, ortaya çıkan bu kurgusal yapı toplumsal ilişkileri ve kamusal söylemi etkilerken, dijital medyanın da etkisiyle yeni nesilleri etkilemeyi sürdürmektedir. Dijital medya ekonomisinde önemli yer tutan futbol içeriklerinin yeni yayın platformları açısından da irdelenmesi önemli görülmektedir.
Basılı gazetelerin ABD temsilinin inşasına katılım biçimleri: Johnson Mektubu ile 1 Mart Tezkeresi örnekleri
Çalışmada, farklı siyasi temsillere sahip olan basılı gazetelerin Johnson Mektubu ve 1 Mart Tezkeresi özelinde, Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl çerçevelediği ve ABD temsilinin inşasına katılım biçimleri ortaya konulmuştur. Çalışmanın desenlenmesinde liberal çoğulcu yaklaşım başat konumda olmuştur. Çalışmada, nicel ve nitel çözümlemenin sinerjisinden yararlanılmıştır. İlk olarak, nicel içerik çözümlemesi planlanmıştır. Bu aşamada, bir metin kodlama sistemi oluşturulmuş ve dört tematik başlık altında çözümlenmiştir. Ardından, ABD temsilinin basında çerçeveleniş biçimlerine ilişkin bulgular değerlendirilmiştir. Daha sonra, nitel çözümleme için verilerin azaltılması tekniğiyle elde edilen haber türündeki içerikler yorumlanmıştır. Sonuç olarak, Johnson Mektubu özelinde, Türk-Amerikan ilişkilerinin basındaki sunumuna yönelik başvurulan haber çerçeveleri ve inşa edilen ABD temsili bakımından, ele alınan birinci dönemde farklı siyasi temsillere sahip gazetelerin benzerlik göstererek anlatı biçimleri yoluyla kolektif ABD temsili inşa ettikleri belirlenmiştir. Mektubun çözümlenen ikinci döneminde ise dengeli ABD temsili inşası sürdürülmüştür. 1 Mart Tezkeresi ve sonrasındaki gelişmelerin ele alındığı dönemlerde ise ABD temsili üzerinde bir aktör olarak basının yanı sıra siyasi ve ekonomik iktidarın etkisi hissedilmeye başlanmıştır.
İnternet gazeteciliğinde tık tuzaklı haberlerin incelenmesi: Ensonhaber.com örneği
Tık tuzaklı haberler, büyük başlık ve büyük fotoğraflardan oluşmaktadır. Bu başlık ve fotoğraflar okurun merakını ve ilgisini çekmektedir. Bu çalışma tık tuzaklı haberlerde kulanılan hipermetinlerin fotoğraf ve başlıklarının okur üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada göstergebilimsel çözümleme ve odak grup yöntemi benimsenmiştir. Alexa verilerine göre 2022 yılında en çok tıklanan haber sitesi ensonhaber.com'dur. 2022 yılında en çok tıklanan ensonhaber.com'un magazin kategorisinden alınan örnekler üzerinden veriler incelenmiştir. Buna göre ensonhaber.com adlı internet gazetesinin magazin kategorisinde en çok tıklanan magazin haberlerinin başlık ve fotoğraflarında tespit edilen tık tuzakları üzerinden göstergebilimsel çözümleme yapılmıştır. Bu çözümleme çalışması Ocak ve Nisan aylarını kapsamaktadır. Her ay için en fazla tıklanan 10 adet tık tuzaklı haber linki elde edilmiştir. Bu linkler ensonhaber.com'un editörü tarafından gönderilmiştir. Ocak ve Nisan aralığını temsil eden ayların her biri için 4'er adet tık tuzaklı haber belirlenmiştir. Toplamda 16 adet tık tuzağı haber saptanmıştır. Göstergebilim çözümlemesi Barthes'in Yan Anlam, Düz Anlam çözümlemesi öncülüğünde incelenmiştir. Bu çerçeve üzerinden elde edilen bulgular odak grup görüşmesi için hazırlanan sorular içerisinde yer almıştır. Odak grup görüşme yönteminde öğrencilere yarı yapılandırılmış 16 soru bulunan bir form yöneltilmiştir. Bu formadaki sorular Ondokuz Mayıs İletişim Fakültesinde internet gazeteciliği dersini alan ve almayan öğrencilere yöneltilmiştir. Öğrencilerin örneklem sayısı 20'dir. Bu sınırlandırmada gönüllü katılımcılık esas alınmıştır. Göstergebilimsel çözümlemeye göre haber sitelerinin ilgi çekici başlık ve fotoğraflar kullanarak okurun habere tıklanmasını sağlayan stratejiler geliştirdiği görülmüştür. Odak grup görüşme sonuçlarına göre öğrenciler için tık tuzağı haberlerine eleştirel bakış geliştirme, etik standartların uygulanması, özgün içeriklerin sunulması, medya sektöründe konunun gündeme getirilmesi ve konuya eğilme gerekliliğinin benimsenmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Eğitim haberlerinin medyada sunumu: Eleştirel söylem çözümlemesi bağlamında eğitim haberleri incelemesi
Bu çalışmada, eğitim haberciliğinin Türkiye'de hangi konumda olduğu ve eğitim haberlerinin medyada var olan diğer haber türleri arasında varlık gösterme sürecinde hangi etkenlerin rol oynadığına yönelik bir durum tespiti yapmak araştırmanın çıkış noktasıdır. Temel hak ve özgürlükler bakımından eğitim insanlık için ne kadar önem arz ediyorsa eğitimde yaşanan gelişmeler ve bilgileri aktarma işlevinde de eğitim haberciliği bir o kadar önem arz etmektedir. Eğitim haberciliğinde gelişmeler gün be gün gerçekleşse de bunun medyada olan yansıması dönemsel özellikler ve karakteristik olaylar ile aktarılmaktadır. Eğitim haberlerinin hangi konumda olduğunu tespit etmek amacıyla hazırlanan bu tez çalışmasında Similarweb verilerine göre Türkiye'de en yüksek ziyaret trafiğine sahip, basılı versiyonu da mevcut olup ana akım medyada değerlendirilebilecek 5 haber portalından 3'ü olan Hürriyet, Sabah ve Milliyet'in internet baskıları ve TİAK verilerine göre en çok reytinge sahip ilk 5 televizyon kanalından 3'ü olan NOW TV, SHOW TV ve TRT Haber'e odaklanılmıştır. Bu kapsamda 2020, 2021, 2022 ve 2023 tarihleri arasında yayınlanan haberler incelenmiştir. Söz konusu haberlerde eğitim haberlerinde kullanılan dile, içeriğe, konularına ve eğitim haberlerinin kaynaklarına odaklanılmıştır. Çalışmanın temel problemi ve varsayımları ışığında belirlenen bu özellikler ile söz konusu eğitim haberlerinin incelenmesi için eleştirel söylem analizi uygulanmış ve bir kısım bulgulara ulaşılmıştır.
İkinci ekran yaklaşımı bağlamında haber tüketim pratikleri: Haber tüketicileri üzerine bir inceleme
Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte birden fazla ekranda eşzamanlı medya tüketimi her geçen gün artmakta, bireyler internet ve mobil cihazlarla daha fazla etkileşime girmektedir. Günümüzde tüketiciler tek bir ekran ve cihazın kullanımını yetersiz bulabilmektedir. Bu bağlamda ikinci ekran kullanımı; televizyondan internete, internetten mobil cihazlara, mobil cihazlardan tekrar televizyona uzanan bireylerin dünyayla etkileşim kurmasının yeni yoludur. Bugün birçok insan, televizyonda veya başka bir ekranda canlı içerik tüketirken, bu deneyimi içerikle etkileşim kurmak için ikinci bir ekran ile zenginleştirmektedir. Ancak, ikinci ekran kullanımının etkileri büyük ölçüde incelenmemiş ve özellikle haberler bağlamında kullanılmasının daha az araştırılan bir alan olduğu dikkat çekmiştir. Bu çalışmanın temel amacı haber tüketicilerinin ikinci ekran kullanım tercihlerini ve niyetlerini ortaya koymaktır. "Haber tüketicilerinin ikinci ekran kullanımı konusunda nasıl bir tercihte bulundukları ve haber tüketimi noktasında ikinci ekranı nasıl değerlendirdikleri" bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, karma yöntem uygulanmış, amaca yönelik örnekleme aracılığıyla haber tüketicilerinden veri toplanmış ve iki aşamalı bir değerlendirme gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada haber tüketicilerinin ikinci ekran kullanımlarına yönelik tercihlerini ve haber tüketim profillerini ortaya koymak amacıyla çevrimiçi anket (soru formu) uygulanmıştır. İkinci aşamada nicel bulgular doğrultusunda nitel aşama yapılandırılmış ve görüşme tekniği aracılığıyla, katılımcılarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Böylece ikinci ekran kullanma nedenleri ortaya konulmuş ve ikinci ekran kullanımlarında haber tüketimlerine yönelik yaklaşımlarını detaylandırmak amacıyla derinlemesine inceleme yapılmıştır. Bulgular, haber tüketicilerinin ikinci ekran kullanımlarının, haber içeriğine yönelik daha çok bilgilenmek ve alternatif fikirleri görmek amacıyla gerçekleştirdiklerini gösterirken, ikinci ekran kullanımının en çok akşam haberlerinde olduğu dikkat çekmiştir.
Bilim ve teknoloji haber takipçilerinin bilimsel okuryazarlıklarının kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında incelenmesi: Anadolu Üniversitesi öğrencileri üzerine bir çalışma
YouTube'da bilim ve teknoloji haberlerini takip eden Anadolu Üniversitesi örgün lisans öğrencilerinin bilimsel okuryazarlıklarının kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında incelenmesini içeren bir profili ortaya çıkarmak bu çalışmanın genel amacını oluşturmaktadır. Karma bir yöntemle desenlenmiş bu araştırma kapsamında belirlenen amaçlara ulaşmak için nicel ve nitel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda lisans eğitimi alan öğrenciler 1-5 yıl arasındaki bir zaman diliminde YouTube'da bilim ve teknoloji haber takibi yapmaktadır. Öğrencilerin YouTube kullanma sıklığı ise en yüksek %66,6 oranı ile her gün olarak ortaya çıkmıştır. Katılımcılar, özel alanlarından dışarı çıkmadan ve kendilerini görünür kılmadan aktif bir profille YouTube'daki bilim ve teknoloji haber içeriklerini gündemin sundukları ve ilgi alanları boyutunda takip etmektedirler. Öğrencilerin bilim ve teknoloji haberlerini kullanım nedenleri hem gündemde var olan haber içeriklerini takip etmek hem de ilgi alanlarını genişletip hobilerini desteklemek olarak ortaya çıkmaktadır. Öğrenciler ayrıca YouTube'daki bilim ve teknoloji haber içeriklerini bilgilenme, kendini geliştirme bağlamında takip ettiklerini ancak kendilerini bilimsel okuryazarlık konusunda yeterli donanımda görmeyip bu konunun gelişmeye açık bir durum olduğunu vurgulamışlardır. Anahtar Sözcükler: YouTube, kullanımlar ve doyumlar, bilimsel okuryazarlık.
Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında Kosova'da Z kuşağının sosyal medya araçlarını kullanımı
Bireylerin medya ile etkileşimini "insanlar medya ile ne yapar?" sorusu üzerinden inceleyen Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı (KDK), Ruggiero'nun (2000) da belirttiği gibi, yeni iletişim teknolojileriyle önem kazanmıştır. Chen (2011), Kullanımlar ve Doyumlar Kuramının bireylerin psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını medya aracılığıyla nasıl karşıladığını açıklamaya odaklanması nedeniyle, bu yaklaşımın sosyal medya araştırmaları için uygun olduğunu vurgulamaktadır. Bu araştırma, Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı çerçevesinde, Kosova'daki Z kuşağı üniversite öğrencilerinin sosyal medya araçlarını hangi motivasyonlarla kullandıklarını ve bu kullanımlardan ne tür doyumlar elde ettiklerini anlamayı amaçlamaktadır. Karma yöntemle yürütülen çalışmada, nicel veriler Kosova'daki 11 farklı üniversiteden 480 öğrenciyle gerçekleştirilen anketler aracılığıyla (Facebook, Instagram ve Snapchat karşılaştırması odaklı) toplanmış ve JASP programı kullanılarak frekans analizi, Ki-kare testi ve Açımlayıcı Faktör Analizi gibi istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Nitel veriler ise, farklı üniversite ve bölümlerden seçilen 16 öğrenciyle (8 kadın, 8 erkek) gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerin betimsel içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Nitel analiz sonucunda, öğrencilerin sosyal medya kullanım motivasyonlarını, elde ettikleri doyumları ve genel deneyimlerini yansıtan yedi ana tema belirlenmiştir. Bu çalışma, Kosovalı gençlerin dijital medya pratiklerine dair kapsamlı bir bakış sunmayı hedeflemektedir.
Uyuşturucu-uyarıcı madde ve madde kullanım bozukluğu konulu haber kılavuzlarının analizi ve Türkiye için bir medya ve habercilik kılavuzu önerisi
Bu araştırmanın temel problemi, medyanın uyuşturucu sorunu konusunda üstlenebileceği "artırıcı" ve "azaltıcı" rollerin tanımlanması ve bu doğrultuda medyanın rol ve sorumlulukları çerçevesinde, medya profesyonellerinin ve özelinde habercilerin, uyuşturucu sorunu konulu haberlerin ve diğer medya içeriklerinin yapım sürecinde gereksinim duyacakları bilgilerin sunulmasına ilişkin bir medya kılavuzunun hazırlanmasıdır. Çalışmanın genel amacı, ideal anlamda medyada uyuşturucu haberlerinin nasıl olması gerektiği soruna yanıt aramaktır. Araştırmada nitel yaklaşım benimsenmiş; veri toplama sürecinde doküman analizi ve görüşme tekniklerine başvurulmuştur. Araştırma sonuçları, medyanın uyuşturucu sorunu bağlamında hem risk hem de koruyucu bir faktör olarak işlev görebileceğini ortaya koymaktadır. Medyanın uyuşturucu kullanımını ele alış biçimi, haberlerin hikâyeleştirilmesi, dil ve görsel kullanımına ilişkin stratejiler; yanlış yönlendirme, merak uyandırma ve damgalama gibi olumsuz etkilere yol açarak maddeyle tanışma, deneme ve bağımlılık geliştirme süreçlerini tetikleyebilmektedir. Öte yandan, medyanın bilgilendirme, eğitim ve farkındalık yaratma işlevleriyle uyuşturucu ile mücadelede önemli bir rol oynamakta; bağımlılıkla ilgili hizmetlerin tanıtımını ve erişilebilirliğini artırarak koruyucu bir faktör olarak rol üstlenebilmektedir. Çalışmada elde edilen bilgiler ve geliştirilen öneriler ışığında "Uyuşturucu-Uyarıcı Madde ve Madde Kullanım Bozukluğu Konulu Medya ve Habercilik Kılavuzu" adında Türkiye'ye özgü bir medya ve habercilik kılavuzu hazırlanmıştır. Kılavuz "habercinin sorumlulukları, hikâyeleştirme-haber anlatısı, dil kullanımı, görsel kullanımı, sık kullanılan kavramlar ve başvuru kaynakları" bölümlerinden oluşmaktadır.
31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki adayların temsili: Sabah ve Cumhuriyet gazetesi örneği
Çalışmada Cumhuriyet ve Sabah gazetelerinde 31 Mart 2024 İstanbul yerel seçimlerine yönelik Adalet ve Kalkınma Partisi adayı Murat Kurum ve Cumhuriyet Halk Partisi adayı Ekrem İmamoğlu'na ilişkin haber söylemlerinin ele alınış biçimi Teun Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi modeli kullanılarak çözümlenmiştir. Bu gazetelerin seçilme sebepleri; farklı ideolojik yaklaşımdaki gazetelerin adayları temsil biçiminin belirlenebilmesi ve konuya ilişkin ele alış biçimlerindeki farklılıkların tespit edilebilmesidir. Çalışmada, gazete haberlerindeki ideolojik unsurların belirlenmesi amacıyla gazete haberleri sistematik bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Sabah gazetesinin haberlerinde, Murat Kurum'un seçim projeleri, rakipleriyle ilişkileri ve kamuya yönelik mesajları ön plana çıkmaktadır. Kurum'un olumlu imajını pekiştirmek için aktif cümle yapıları tercih edilirken, rakipleri aleyhine olumsuz bir temsil çabası gözlemlenmektedir. Cumhuriyet gazetesinde ise, Ekrem İmamoğlu'nun toplumsal duyarlılığı ve liderlik özellikleri olumlu bir dille vurgulanırken, Murat Kurum'a yönelik eleştiriler öne çıkmaktadır. İmamoğlu'nun projeleri ve halkla ilişkileri, onun imajını güçlendirirken, Kurum'a ilişkin pasif cümle yapılarının kullanılması, eleştirilerin dolaylı bir biçimde yer verilmesine neden olmaktadır. Sonuç olarak, her iki gazete, siyasi figürleri farklı ideolojik çerçevelerde sunarak, kamuoyunu şekillendirme çabasını sürdürmektedir. Bu analiz, medyanın siyasi iletişimdeki rolünü ve etkisini anlamaya yardımcı olmaktadır.
Sembolik etkileşimcilik dolayımında sosyal medya kullanım pratikleri: Engellilerin TikTok deneyimleri ve benlik sunumları
Gelişmekte olan iletişim ve İnternet teknolojileri ile birlikte gündelik hayatın dinamikleri de değişim ve dönüşümler yaşamaktadır. Bu değişim ve dönüşümler ile birlikte iletişim dijitalleşmekte ve sosyal medya platformlarının kullanımı artmaktadır. Sosyal medya platformlarının kullanıcılarına sağladığı etkileşim olanağıyla birlikte iletişim deneyimi de değişmektedir. Bu deneyimin önemli bir parçası olan sosyal ağ siteleri ise bireylere zaman ve mekândan bağımsız, bedensizlik olanağı sunan ortamlardır. Sosyal medya platformlarıyla birlikte dijital alanda daha görünür hale gelen bir engelli kimliğinin inşasından söz etmek mümkündür. Bu kimlik inşasının gerçekleştiği platformlardan birisi de TikTok'tur. Bu çalışmanın problemini engelli bireyler, TikTok platformu aracılığıyla nasıl bir kimlik yapılandırmakta ve nasıl bir benlik sunumu yapmaktadır sorusu oluşturmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı, ideal beden söyleminin engelli bireylerin TikTok kullanım pratiklerini nasıl şekillendirdiğini ve TikTok'a aktarılan gündelik hayat pratiklerine bu söylemin nasıl yansıdığını anlamaya çalışmaktır. Amaçlı örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleri ile belirlenmiş on altı gönüllü katılımcının TikTok profilleri dijital etnografi ile incelenmiş ve katılımcılar ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek katılımcıların deneyimlerine odaklanılmıştır. Elde edilen gözlem ve görüşme verileri tematik analiz ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda TikTok'ta inşa edilen engelli kimliği üzerinde "ideal beden" algısının etkili olduğu görülmüştür. Katılımcıların engelli kimlikleri dolayısıyla TikTok etkileşimlerinde ve gerçek hayatlarında toplumsal dışlanma ve ötekileştirme ile karşılaştıkları görülmüştür. Yaşadıkları deneyim sonucunda katılımcıların TikTok üzerinde gerçekleştirdikleri benlik sunumunda güçlü, her işi kendisi başarabilen ve başkalarına ilham kaynağı olma arzusu taşıyan bir engelli kimliği inşası görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Sembolik etkileşimcilik, Gündelik hayat, Engelli, TikTok, Dijital etnografi
Medyanın bireyi eğitme işlevi bağlamında yetişkinlerin çevrim içi çocuk istismarı farkındalık düzeylerinin artırılması
Günümüzde dijitalleşmenin hızla ilerlemesiyle birlikte, çocuklar çevrim içi ortamlarda çeşitli risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Çocukları çevrim içi ortamlardaki tehlikelere karşı korumanın ilk olarak ebeveynlerin görevi olması sebebiyle, ebeveyn bakımından yoksun durumda bulunan çocuklar, çevrim içi istismar risklerine karşı savunmasız kalabilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, sosyal medya platformları üzerinden gerçekleşen çevrim içi çocuk istismarı riskine karşı çocukların korunabilmesinin sağlanması amacıyla, devlet koruması altında olan çocuklara bakım veren personelin farkındalık düzeylerini medyanın bireyi eğitme işlevi kapsamında artırılmasıdır. Karma yöntemden yararlanılan bu tez çalışmasında, keşfedici sıralı desen benimsenmiş; araştırma katılımcıları, amaca yönelik örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Nitel aşamada, 14 sorumlu bakım personeliyle yapılan görüşmeler aracılığıyla, personelin çevrim içi çocuk istismarı konusunda mevcut bilgi düzeyleri değerlendirilmiş ve eğitim ihtiyaçları belirlenmiştir. Nicel aşamadaysa, 42 sorumlu bakım personelinin katılımıyla bir eğitim uygulanmış ve eğitimin etkinliğini ölçmek amacıyla zayıf deneysel desenden yararlanılmıştır. Elde edilen nitel bulgular, medyanın bireyi eğitme işlevi bağlamında değerlendirildiğinde, sosyal medyanın bireyler tarafından bilgi edinme aracı olarak kullanıldığını ve olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Araştırma bulguları, çocuklardan sorumlu bakım personellerinin, çocukların sosyal medya kullanımına dair genel bir farkındalığa sahip olduklarını, ancak kavrama ilişkin farkındalıklarının sınırlı olduğunu, sosyal medya kullanımının denetlenmesi ve çocuklara rehberlik edilmesi konusunda sistematik bir yaklaşım geliştirmede zorlandıklarını göstermektedir. Bu bağlamda, personellerin çevrim içi çocuk istismarı farkındalığını sağlamak amacıyla bilgilendirici, erişilebilir ve etkili medya materyallerine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Araştırmanın nicel bulguları ise uygulanan eğitimin ve eğitim içeriğinde yer alan medya çıktılarının, sorumlu bakım personelinin çevrim içi çocuk istismarı konusundaki farkındalık düzeyini anlamlı ölçüde artırdığını ortaya koymaktadır.
Suriyeli göçmen söylemi ve 2023 genel seçimleri: Türk haber medyasının X (Twitter) paylaşımları üzerine bir inceleme
Yurttaşlar toplumsal olayları haber medyası aracılığı ile takip eder. Bu doğrultuda haber medyası özellikle siyasal seçim dönemlerinde tıpkı antik Yunan kentlerindeki agoralar gibi toplumsal meselelerin tartışıldığı ve çözüm önerilerinin dile getirildiği kamusal alanlara dönüşür. Haber medyasının toplumsal tartışmalara yönelik değerlendirmeleri kamuoyunun oluşmasında önemli rol oynar. Türkiye örneğinde bu tartışma konularından biri de Suriyeli göçmenlerdir. Bu çalışmada Türkiye'de 2023 yılında gerçekleştirilen genel seçimler süresince Türk haber medyasının Suriyeli göçmen söylemi X platformu örnekleminde incelenmiştir. Türk haber medyasını temsilen belirlenen haber kuruluşlarından elde edilen haberler analiz edilmiştir. Sonuç olarak Türk haber medyasının Suriyeli göçmen sayısına yaptığı vurgu dikkat çekici olarak değerlendirilmiştir. Suriyeli göçmen haberlerinin ağırlıklı olarak dengeli bir bakış açısıyla yapılandırıldığı görülmüştür. Kamu tarafından finanse edilen haber medyası Suriyeli göçmenler konusuna büyük ölçüde sessiz kalmıştır. Bu suskunluk haber medyasının kamusal işlevlerini ve habercilik reflekslerini tartışmaya açmıştır. Son kertede Türk haber medyasının içinde bulunduğu ekonomi politik ve ideolojik asimetrinin Suriyeli göçmen söyleminin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynadığı görülmüştür.
Rusya-Ukrayna savaşı'nı medyanın ekonomi politiği çerçevesinde okumak: Capital ve ekonomist dergileri örnekleri
Bu çalışma, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Türkiye'de yayımlanan ekonomi dergilerinden Capital ve Ekonomist'e nasıl yansıdığını incelemektedir. Uluslararası iletişimin önemli bir konusu olan savaş durumu, çalışmada Dünya Sistemler Kuramı ve Eleştirel Ekonomi Politik Yaklaşım doğrultusunda değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, söz edilen kuramsal çerçeve üzerinden, Türkiye'de sermaye çevrelerinin savaşı nasıl değerlendirdiğini ve bu değerlendirmelerin ekonomi dergileri aracılığıyla nasıl yansıtıldığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, Şubat-Ağustos 2022 tarihleri arasında her iki dergide yayımlanan haberler, köşe yazıları ve söyleşiler taranmıştır. Bu metinler, nitel çözümleme yöntemiyle ve metin çözümlemesi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Çalışma, savaşın ekonomi dergilerindeki temsiline odaklanmakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası güç asimetrilerinin medyadaki yansımalarına da ışık tutmaktadır. Bu yönüyle, araştırma, güncel bir kriz üzerinden sermaye merkezli söylemlerin nasıl yeniden üretildiğini irdelemeyi hedeflemiştir. Anahtar Sözcükler: Uluslararası iletişim, Dünya sistemleri kuramı, Eleştirel ekonomi politik yaklaşım, Metin çözümlemesi, Capital ve Ekonomist dergileri
Atv kanalı ve Netflix dijital platformunda yerli dizilerdeki şiddet sunumu: Yetiştirme kuramı perspektifi
Bu tez çalışması, Yetiştirme Kuramı perspektifinde, Türkiye'de televizyon ve dijital yayın platformlarının, insanların sosyal gerçeklik kavramlaştırmaları ve dünya algılamaları üzerindeki rolünü karşılaştırmalı olarak ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmada, ATV televizyon kanalı ve Netflix dijital yayın platformunda yayınlanan yerli diziler, mesaj sistem ve yetiştirme çözümlemeleriyle analiz edilmiştir. Bununla birlikte anaakımlaştırma çözümlemeleri, iki kanal karşılaştırılarak yapılmıştır. Bunun nedeni, yetiştirmenin, televizyona mı yoksa dijital platforma mı bağlı olarak gerçekleştiğini ortaya çıkarmaktır. Her iki kanala da uygulanan mesaj sistem çözümlemesinden ulaşılan bulgular temelinde anket soruları hazırlanmıştır. Anket, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde, 420 öğrenciden oluşan bir araştırma grubuna uygulanmıştır. Anketten elde edilen verilerin, ki-kare dağılımlarına bakılmıştır. ATV için 16, Netflix için 16 olmak üzere toplamda 32 yetiştirme testi yapılmıştır. Anaakımlaştırma testleri cinsiyet, sosyo-ekonomik statü ve yaş olmak üzere 3 kategoride yapılmıştır. İlgili kategorilerde ATV için toplam 48, Netflix için toplam 48 anaakımlaştırma testi yapılmıştır. Testler sonucunda, dijital yayın platformunun yetiştirme ve anaakımlaştırma rolünün televizyondan fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Yetiştirme Kuramı, Mesaj Sistem Çözümlemesi, Yetiştirme Çözümlemesi, Dijital Yayın Platformları, Televizyon.
Oy verme davranışında medya etkisi: İki aşamalı akış kuramı bağlamında bir araştırma
Günümüz medya ekosisteminde medya araçları ve kanaat önderlerinin oy verme davranışı üzerindeki etkileri, kuşaklar ve cinsiyet temelli farklılıklar çerçevesinde araştırmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Kuramsal temelini İki Aşamalı Akış Kuramı'nın oluşturduğu çalışmada, söz konusu kuramın yeni medya çağındaki geçerliliği ve dönüşüm potansiyeli sorgulanmıştır. Bebek Patlaması, X, Y ve Z kuşaklarından üçer kadın ve erkek olmak üzere toplamda 24 katılımcı ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler sonucunda kuşaklar arası ve cinsiyet temelli karşılaştırmalı bir analiz zemini oluşturulmuştur. Veriler, betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve yedi ana tema etrafında yapılandırılmıştır. Bulgular, genç kuşakların karar alma süreçlerinde sosyal medya platformları, dijital kanaat önderleri ve çok kaynaklı bilgi edinme pratiklerine yöneldiğini, geleneksel medyaya ise ilgi ve güvenin oldukça azaldığını göstermektedir. İleri yaş gruplarında ise geleneksel medya alışkanlıkları ve ideolojik sadakatin daha baskın olduğunu ortaya koymaktadır. Kadın katılımcıların karar sürecinde daha temkinli ve sosyal çevreye açık bir yaklaşım benimsediği, erkeklerin ise daha bireysel ve kimi zaman yönlendirici bir tutum sergilediği gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonunda, İki Aşamalı Akış Kuramı'nın günümüz koşullarında çok aşamalı, ağ tabanlı ve algoritmik biçimlere evrildiği sonucuna ulaşılmış, oy verme davranışının ise kuşak, cinsiyet, medya türü ve bilgi akış biçimleriyle şekillenen çok katmanlı bir yapı arz ettiği belirlenmiştir.
Afet haberciliğinin Azerbaycan medyasında sunumu: 6 Şubat Kahramanmaraş depremi örneği
Dünya var olduğundan bu yana birçok doğal afet yaşanmakta, özellikle depremler en sık karşılaşılan ve yıkıcı sonuçlar doğuran olaylardan biri olmaktadır. Toplumlar bu süreçlerde doğru ve hızlı bilgiye ihtiyaç duymakta, bu da afet haberciliği adı verilen yeni bir gazetecilik alanını ortaya çıkarmaktadır. Afet haberciliği, afet öncesi, sırası ve sonrasında kamuoyunu bilgilendirme işlevi gören bir medya faaliyetidir. Bu bağlamda medya hem yerel hem de uluslararası düzeyde kriz iletişimi ve iş birliğini de sağlamaktadır. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş Depremi, Türkiye tarihinde "yüzyılın felaketi" olarak nitelendirilmiş; büyük can kayıplarına ve yıkımlara yol açmıştır. Bu felaket, uluslararası medyanın ve yardım ekiplerinin de dikkatini çekmiş, Azerbaycan hem insani yardım hem de medya desteğiyle Türkiye'nin yanında yer almıştır. Bu çalışma, söz konusu depremin Azerbaycan medyasındaki yansımalarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, 7-12 Şubat 2023 tarihleri arasında Azerbaycan gazetelerinde yayımlanan haberler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Gazetecilerin kriz dönemlerindeki tutumları, haberlerin toplumsal etkisi ve kamusal yarar açısından taşıdığı önem tartışılmış ve Azerbaycan basınının afet haberciliği pratiği, doğru ve etik habercilik ilkeleri bağlamında ele alınmıştır.
X kuşağında dijital medya okuryazarlığı ve siberkondri ilişkisi
Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, bireylerin sağlık bilgisine erişim biçimleri bir dönüşüm geçirmiştir. Bu çalışma, söz konusu dönüşüm çerçevesinde X kuşağı bireylerinin dijital medya okuryazarlığı ile siberkondri düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi; ayrıca dijital medya kullanım deneyimlerinin sağlık davranışlarına etkisini ve COVID-19 pandemisinin bu süreçteki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, karma yöntem benimsenmiştir. Nicel aşamada, kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 452 katılımcıya anket uygulanmış; nitel aşamada ise amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 12 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler SPSS 29.0 paket programı ile analiz edilmiş; nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, dijital medya okuryazarlığı ile siberkondri düzeyleri arasında zayıf düzeyde negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Cinsiyetin her iki değişken üzerinde de anlamlı bir fark yaratmadığı, 45–49 yaş grubunun en yüksek dijital medya okuryazarlığı düzeyine sahip olduğu ancak yaş değişkeninin siberkondriye etkisinin bulunmadığı saptanmıştır. Lisansüstü eğitim düzeyine sahip bireylerin "Zorlantı" ve "Doktora Güvensizlik" puanlarının düşük olması, yüksek eğitimli bireylerin çevrim içi aramalarında seçici davrandıklarını göstermektedir. Araştırmada, katılımcıların edindikleri bilgilerin güvenilirliği konusunda eleştirel bir bakış geliştirdikleri ve bilgileri teyit etme eğiliminde oldukları belirlenmiştir.
Türkiye'deki ulusal gazetelerde #SenDeAnlat hareketinin temsili: Hasan Ali Toptaş ve İbrahim Çolak Örneği
Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki ulusal gazetelerin internet sayfalarında "SenDeAnlat" hareketi söyleminin nasıl inşa edildiği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmada ayrıca, "SenDeAnlat" karşıt söylemi varsa nasıl inşa edildiğine bakılmıştır. Çalışmada, edebiyat yazarlarından Hasan Ali Toptaş ve İbrahim Çolak'ın taciz suçlamaları seçilmiştir. Hasan Ali Toptaş postmodern yazar, İbrahim Çolak ise muhafazakâr kimliğiyle tanınan bir yazardır. Çalışmada, iki farklı ideolojik temsilden yazarın aynı olay bağlamında gazetelerde nasıl yer aldığına bakılmıştır. Bu bağlamda karşılaştırmalı olarak gazetelerin anlam inşaları analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında Birgün ve Evrensel, Milliyet, Posta, Türkiye ve Yeni Şafak gazeteleri seçilmiştir. Gazetelerin seçiminde, gazetelerin farklı sahiplik ilişkilerine ve yayın politikalarına sahip olmalarına dikkat edilmiştir. Gazetelerde söz konusu yazarlar hakkında çıkan tüm haberler taranmış; haber metinleri ve haber fotoğrafları ile görselleri eleştirel söylem çözümlemesi ve göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Gazetelerin, Hasan Ali Toptaş ile ilgili haberlerde #MeToo / #SenDeAnlat hareketi ile bağlam oluşturan bir anlam inşa ettikleri görülmektedir. İbrahim Çolak ile ilgili haberler de ise yazarın intihar etmiş olmasının ön plana çıkarıldığı, taciz olaylarına vurgunun yapılmadığı görülmektedir. Bu anlamda #MeToo / #SenDeAnlat hareketiyle de sağlam bir bağlam kurmamışlardır.
Çağdaş sanat müze ziyaretleri üzerinden benlik sunum pratiklerinin irdelenmesi
Sosyal medya kullanıcıları, onay alma ve beğeni kazanma amacıyla dijital mecralarda idealize edilmiş kimlikler oluşturarak kendilerini görünür kılmaya çalışmaktadır. Bireyler sosyal medyada özellikle yaptıkları tüketim üzerinden kimlikler ortaya koyarak kendilerini ifade etmektedirler. Tüketilen ürünlere yüklenen özel anlamlar sebebiyle sosyal medyada tüketimin gösterilmesi, kullanıcılar için prestij kazanma yolu olarak görülmektedir. Çoğunlukla tüketilen markalara sahip olmanın kullanıcılara saygınlık verdiği düşüncesinden dolayı yapılan fiziksel tüketim sosyal medyada daha sık paylaşılsa da, günümüzde yapılan sanatsal etkinlikler de beğeni kazanmaya yönelik olarak sosyal medyada paylaşıma sunulmaktadır. Sanat eseriyle verilen pozlar, sosyal medya kullanıcılarının dijital kimliklerinin oluşturulmasına ve görünür kılınmalarına hizmet ederken sanat eserini görsel bir arka plana indirgeyerek onu metalaştırır. Bu çalışma, sosyal medyada sanat eserlerinin kültürel tüketime sokulurken kullanılan benlik sunumu pratikleri ve anlamları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu amaçla Eskişehir'de bulunan Odunpazarı Modern Müze'nin Instagram hesabında yapılan paylaşımlar incelenmiş, fotoğrafların analizi için çoklu ortam söylem çözümlemesi kullanılmış, müzede katılımlı gözlemle saha notları alınmış ve müze ziyaretçileriyle görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla müze gezme pratiklerinin sosyal medyaya nasıl yansıdığı gösterilirken, bu pratiklerin hangi amaçla yapıldığı ve ne anlama geldikleri meta fetişizmi, sembolik tüketim ve sembolik sermaye kavramları yardımıyla ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Benlik Sunumu, Sanat, Kültürel Tüketim, OMM.
Yeni toplumsal hareketler ve dijital aktivizm: Çevreci hareketlerin iklim krizi farkındalığı oluşturmadaki rolü
Bu çalışmada, çevreci hareket aktörlerinin dijital aktivizm faaliyetlerinin iklim krizi farkındalığı oluşturmadaki rolünün tespit edilmesi sorun edilmektedir. Yeni toplumsal hareketler kuramı çerçevesinde çevreci hareket aktörlerinin iklim kriziyle mücadele yöntemleri, politika üretim süreçlerindeki rolleri, örgütlenme pratikleri, eylem biçimleri ve stratejileri, dijital aktivizm faaliyetlerini belirlemek amaçlanmaktadır. Çalışmanın temel amacı, çevreci hareket aktörlerinin dijital aktivizm faaliyetlerinin iklim krizi farkındalığı oluşturmadaki rolünün belirlenmesidir. Çevreci hareket aktörlerinin dijital aktivizm faaliyetlerinin iklim krizi farkındalığı oluşturmadaki rolünü belirlemeye yönelik olarak gerçekleştirilen nitel bir durum çalışması olarak desenlenen araştırma kapsamında sosyal medya platformlarında aktif içerik üreten 25 hareket aktörü ile çevrim içi olarak gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler nitel yaklaşım yöntemi kullanılarak MAXQDA nitel analiz programı ile analiz edilmiştir. Çevreci hareket aktörlerinin dijital aktivizm faaliyetlerinin iklim krizi farkındalığı oluşturmada etkin bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Günlük yaşam pratikleri ve sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirilen bireysel eylemler, çevresel konularda toplumsal duyarlılığın artırılmasına katkı sağlarken, bireysel düzeyde başlayan bu farkındalık, topluluk temelli eylemlere evrilerek kolektif hareketin de gelişimine katkı sağlayacaktır. Dijital aktivizm, iklim krizinden doğrudan etkilenecek genç kuşaklarla etkili bir iletişim kurulmasını sağlamaktadır. Gençlerin hem içerik üreticisi hem de hedef kitle olması, dijital mecralarda farkındalık yaratma kapasitesini artırmaktadır. Bununla birlikte, mevcut kampanya ve hareketlerin desteklenmesi gerektiği, bireysel üretim yerine kolektif desteğin etkili sonuçlar doğuracağı vurgulanmaktadır. İklim krizi farkındalığı ve mücadelesinde, yalnızca bireysel davranış değişikliklerine odaklanmanın yetersiz olduğu; küresel eşitsizlikler, ulusal ve uluslararası politikalar ile sistemsel yapılar gibi yapısal unsurların da kapsamlı bir şekilde ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, iklim krizine karşı bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi önem arz etmektedir.
Sudan basınının haber söyleminde ekonomik şiddetin kodlanması
Bu çalışma, ekonomik şiddet olgusunu ekonomik ve sembolik faktörler arasındaki ilişki açısından incelenmiştir. Çalışma, Sudan'daki 2012-2018 yılları arasında yaşadığı ekonomik kriz döneminde haber söylemlerinde ekonomik şiddetin yazılı basın tarafından nasıl temsil edildiğine ve kodlandığına odaklanmıştır. Bu açıdan, çalışma ekonomik şiddetin semiyolojik boyutlarını belirlemeyi amaçlanmıştır. Ekonomik krizi döneminde hükümet yanlısı ve en yüksek tirajlı olan El-İntibaha gazetesi ve Es-Sudani gazetesi, ekonomik şiddet söylemlerini üretme ve yeniden üretme varsayımı test etmek için seçilmiştir. Bu kapsamda, Sudan'da 2012-2018 yılları arasında yaşanan ekonomik kriz haberleriyle ilgili iki gazeteden 500 haber, eleştirel söylem analizi yöntemiyle analize tabi tutulmuştur. Ekonomik şiddetin iki gazetenin haberlerinde açıkça temsil edilmediğini, haber söylem yapıları ve söylemsel stratejileriyle kodlandığını dikkat alarak bulgular, çalışmanın temel varsayımlarının kanıtlanmasını sağlamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, haber söylemin sembolik iktidar, sembolik şiddet ve ideolojik manipülasyonun kullanılması yoluyla ekonomik şiddeti meşrulaştırmıştır. Bulgulara göre ekonomik şiddet şiddetin eylemi, failini ve etkisini gizleyerek haber söylemlerinde kodlanmıştır. Bu çalışmada literatüre yeni bir katkı olarak 'ekonomik şiddet kare' kavramsallaştırması ileri sürülmüştür. "Ekonomik şiddet kare" ekonomik şiddeti (Ekonomik öznel şiddet, Fiziksel/kişisel ekonomik şiddet, Yapısal ekonomik şiddet, ve Sembolik ekonomik şiddet) birbirini tamamlayan dört kısma ayırarak, kendine, kişilere, kurumlara ve toplumlara yönelik şiddetin kapsamlı ve karmaşık doğasını aynı anda yansıtan bir kavramdır.
Yeni annelik rollerinin sosyal medyada inşası
Araştırmanın ana konusunu, kadın mücadelesinin temel meselelerinden biri olan anneliğe ilişkin rollerin, pratiklerin ve söylemlerin; gündelik yaşamın bir parçası haline gelen sosyal medyada nasıl üretildiği oluşturmaktadır. Çalışmanın kavramsal çerçevesi üç ana hat üzerinden temellenmiştir. İlkinde feminist teori annelik merkeze alınarak incelenmiş, anneliğe dair söylemlerde yaşanan değişimler ve perspektifler ele alınmış; ardından kapitalist kültürün ve teknolojik gelişmelerin, kadınlık ve annelik kimliklerini nasıl dönüştürdüğünün kısa bir özeti sunulmuş; son olarak ise tarihsel, toplumsal ve kültürel olarak annelik pratiklerinde nasıl değişimler yaşandığına değinilmiştir. Araştırma sahası, Instagram'ın fenomen annelik hesapları olan bu çalışmada dijital etnografi yöntemiyle 20 annelik hesabı, 3 yıl boyunca incelenmiştir. Takipçi sayıları 100 bin ile bir milyon arasında değişen bu popüler hesapların yaptığı anneliğe ilişkin paylaşımlarda yer alan görünümler, söylemler, pratikler takipçilerin yorumları da dahil edilerek incelenmiştir. Çalışma sonucunda sosyal medyada mükemmel annelik imgelerinin yeniden üretildiği, fenomen annelerin takipçileri tarafından idolleştirildikleri, ideal anne modelinin kadınlar üzerinde yarattığı baskıya karşı sosyal medyada bir dayanışma ortamı sağlandığı, anneliğin kadınlar üzerinde sonu gelmeyen yetersizlikler yarattığı, kariyerleri ile ailelerinin arasına sıkışan kadınların vicdanlarıyla savaştıkları, kadınların ideal annelik söylemlerine karşı birbirleri üzerinde baskı kurdukları, anneliğin uzmanlaşmasının yeni tüketim alışkanlıkları yarattığı ve babalara ise fenomen annelik hesaplarında yer verilmediği gözlemlenmiştir.
Sınıflar, toplumsal hareketler ve medya: Türk Hava Yolları grevi ile Cerattepe direnişinin medyadaki sunumu
Bu çalışma işçi sınıfı ve mücadelesinin sona erdiğini ileri süren post-modern görüşlerin egemen hale gelmesinde medyanın işlevini sorgulamaktadır. Bu doğrultuda, sınıf temelli toplumsal hareket örneği olan THY grevi ile yeni toplumsal hareket örneği olan Cerattepe direnişinin basılı gazeteler (Evrensel, Hürriyet, Yeni Şafak) ve alternatif haber sitelerindeki (Bianet, Sendika.org, T24) sunumu eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelenmiştir. Temsil ettikleri ideolojiler temelinde belirlenen medya kuruluşlarının THY grevi ve Cerattepe direnişi özelinde, işçi sınıfı ve çevre hareketleri konusunda nasıl bir tutuma sahip oldukları ortaya konulmuştur. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, konuyla ilgili verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme ve metin çözümlemesi tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın çözümleme nesnesi basılı gazetelerin ve alternatif haber sitelerinin editöryal kadrosundan toplam 12 gazeteciyle yapılan görüşmelerde haber üretim süreçlerinin yanı sıra THY grevi ve Cerattepe direnişiyle ilgili içerikler hakkında sorular yöneltilmiştir. Sözü edilen medya kuruluşlarının haber üretim aşamasına ilişkin elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Ardından, incelenen basılı gazeteler ve alternatif haber sitelerinde yer alan THY grevi (15 Mayıs-21 Aralık 2013) ve Cerattepe direnişi (21 Haziran 2015-29 Şubat 2016) ile ilgili haber, fotoğraf, köşe yazısı ve söyleşi türündeki içerikler çözümlenmiştir. Metin çözümlemesinden elde edilen bulgular, gazetecilerin içeriklere ilişkin görüşleriyle de desteklenerek yorumlanmıştır. Sonuç olarak, sınıf hareketlerinin yeni toplumsal hareketler karşısında ideolojik açıdan ayrımcılığa uğradığı gözlenmiştir. Sınıf mücadelelerinin sona erdiğini ileri süren post-modern görüşler anaakım medya aracılığıyla yeniden üretilerek egemen hale getirilmektedir. Sermaye ve iktidar çıkarlarının baskısı altında olmadan "bağımsız habercilik" anlayışını sürdüren gazeteler ve alternatif haber siteleri ise işçi sınıfının ve sınıf temelli hareketlerin toplumsal gerçekliğinin kamuoyuna doğru yansıtılması bakımından önem taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Sınıf hareketi, Çevre hareketi, Eleştirel ekonomi politik çözümleme, Geleneksel medya, Alternatif medya
Radyo dramalarında toplumsal cinsiyet açısından kadının sunumu: TRT Radyo Tiyatrosu podcastleri
Biyolojik olarak toplumun devamlılığını sağlamada kadın ve erkek temel belirleyici olarak görülmektedir. Kadınların anne, erkeklerin baba olmak üzere bireylere birincil ve değişmeyen roller verilmektedir. Geçmişten günümüze kadar kadın ve erkeklere bu rollere uygun olarak bir takım sorumluluklar da beraberinde yüklenmektedir. Teknolojik ve bilimsel gelişmelere, yaşadıkları coğrafi şartlara, kültürel yapıda önemli bir yeri olan inanç sistemlerine ve bireylerin eğitim düzeylerine göre atfedilen bu roller ve sorumluluklar değişiklik göstermektedir. Cinsiyet rollerinin ve sorumluluklarının öğretilmesi ve aktarılmasında, aile, eğitim kurumları, toplumsal çevre ve günümüzde kitle iletişim araçları önemli bir etkiye sahiptir. Gelişen iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklarla birlikte kitle iletişim araçlarının toplumsal yaşamdaki önemi giderek daha da artmaktadır. İnsanların dünyaya ve olaylara karşı bakış açısının oluşmasında şüphesiz bu araçların rolü çok fazladır. Yaygın kullanılan kitle iletişim araçları birbirinden farklı birçok stereotipler yaratmakta ve aracın kendi özelliklerine (görsel, işitsel ya da hem görsel hem de işitsel olarak) uygun olarak bu stereotipleri toplumdaki bireylere sunmaktadır. Yaygın kitle iletişim araçları tarafından yeniden üretilen stereotipleri incelemek, o toplumda yer alan yerleşik kalıpları ve bireylere ne tür rol modeller sunulduğunu anlamamızda yardımcı olacaktır. Televizyon, dergi ve gazete gibi geleneksel medyada toplumsal cinsiyet açısından kadının sunumu ile ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak en eski kitle iletişim araçlarından biri olan radyoda toplumsal cinsiyete dayalı olarak kadının nasıl yer aldığına dönük birkaç çalışmaya rastlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye radyoculuğunun temel taşı olan ve kendini kamusal bir yayın kurumu olarak tanımlayan TRT kurumunun radyo oyunlarında toplumsal cinsiyet açısından kadın kimliğinin sunumu araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Radyo, kadın, toplumsal cinsiyet rolleri
Üniversite öğrencilerinin haber alma alışkanlıkları ve tercih ettikleri medya
Dünyada ve ülkemizdeki sosyal ve politik değişimin yanı sıra, teknolojideki akıl almaz hız, insanların günlük yaşamına doğrudan etki etmesi bir yana, artık yaşamlarının bir parçası haline gelmiştir. Özellikle de teknolojiye çok daha kolay uyum sağlayabilen, hatta teknolojinin içine doğmuş genç kesim, elbette ki gelişen teknolojiye ayak uyduramayan nesillere göre çok daha fazla bu etkinin altında kalmaktadır. Yukarıda sözü edilen müthiş değişim ve dönüşüm insanların, özellikle de genç insanların yaşamlarındaki tüm tercihleri etkilediği gibi, dünyadan ve ülkelerinden haber alma tercihlerini de fazlasıyla etkilemiştir. Bu çerçevede, çalışmamızda üniversite öğrencilerinin haberle ilişkileri ve tercihleri sorunu ele alınmıştır. Haberin tanımı, özellikleri ve türlerine değinildikten sonra, haber alınan mecralar ve özelde Kütahya'daki üniversite gençliğinin yaklaşımı öğrenilmeye çalışılmıştır. Söz konusu düşüncelerle yola çıkılan bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin güncel haber takipleri ve tercihlerini belirlemek için anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, İşletme, Kamu Yönetimi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Maliye Bölümü'nün özellikle de son sınıf öğrencilerinden 101 kişiyle anket tekniği ile toplanmıştır. Çalışma sonucunda anket uygulanan öğrencilerin haber alma gereksinmesini karşılayabilmek için sıklıkla kullandıkları medyanın daha çok internet, sosyal medya ve televizyon olduğu ortaya çıkmıştır. Haber alma gereksinimini karşılamada en az tercih edilen medya mecralarınınsa dergi ve radyolar olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrenciler arasında medyaya olan güven düzeylerinin de oldukça az olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Haber, Haber Alma Ortamları, İnternet Haberciliği, Sosyal Medya, Medya Takibi, Medyaya Güven
Haber yayılımı ekseninde dijital melezlerin dijital yurttaşlık düzeylerinin incelenmesi
Dijital yurttaşlık olgusu özellikle son on yıldır alanyazında yer almaktadır. Tartışmalar dijital yurttaşın nitelikleri, özyeterliliklerinin belirlenmesi, eğitimi gibi temelde eğitim alanına özgü çalışmalardır. İletişim alanındaki az sayıda çalışmadan biri olan bu çalışmanın amacı, haber yayılımı ekseninde dijital melezlerin dijital yurttaşlık düzeylerini belirlemek ve dijital yurttaşlık olgusunun haber yayılımı (haber güvenilirliği ve paylaşımı) ile ilişkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 500 dijital meleze iki ayrı anket uygulanmıştır. İlk anket "dijital yurttaşlık ölçeği"dir. İkincisi ise "haber yayılımı ölçeği"dir. Ölçeklerin uygulanması sonucunda yapılan kümeleme analizi, korelasyon, regresyon ve ANOVA analizlerinin sonucunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Dijital yurttaşlığın 9 boyutunun yapılan faktör analizi sonrasında 8 boyut olarak algılandığı ortaya çıkmıştır. Dijital erişim ve okuryazarlık boyutları tek faktör altında birleşmiştir. Dijital melezlerin en yüksek düzeyde oldukları boyutlar; dijital ticaret, dijital iletişim, dijital erişim ve okuryazarlık, dijital etik, dijital hak ve sorumluluklar düzeyleriyken; en düşük düzeyler sırasıyla dijital hukuk, dijital sağlık ve dijital güvenliktir. Dijital hukuk düzeyi yükseldikçe habere olan güven azalmaktadır. Dijital iletişim ve dijital sağlık düzeyleri artan dijital melezlerin haber yayılımı da artmaktadır. Sonuç olarak dijital yurttaşlık düzeylerinin haber yayılımı ile ilişkilerinin analiz edildiği bu çalışmada; habere güvenin dijital yurttaşlık düzeyinin yüksekliği ile ilişkisinin olmadığı paylaşımın da dijital yurttaşlık düzeyi yükseldikçe düşük bir oranda yükseldiği belirlenmiştir. Dijital yurttaşlık düzeyi artan dijital melezler; haberin güvenilir olup olmadığını sorgulayan, kaynağını araştıran, teyit eden, önyargısız olmaya çalışan nitelikler göstermektedir.
Akışkan gazetecilik: Belirsiz dijital medya ekonomisinde profesyonel foto muhabirliği kimliğinin dönüşümü
Bu çalışmada Zygmunt Bauman'ın akışkan modernite yaklaşımı çerçevesinde foto muhabirliği kimliğinin dönüşümü incelenmiştir. Sürekli "değişimin" ve "belirsizliğin" baskın olduğu akışkan modernite, gazetecilik kurumunu derin bir biçimde etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmada, gazeteciliğin belirsizlikle tanışmasına neden olan güçler incelenmektedir. Çalışmada, yeni medyaya geçiş ile birlikte geleneksel iş modelinin çöküşünün, foto muhabirliği emeğini nasıl etkilediği ele alınmaktadır. Aynı zamanda çalışmada, iş yaşamının bireyselleşmesinin yansıması olarak serbest çalışma modelinin foto muhabirliği kimliğini nasıl etkilediği incelenmektedir. Bununla birlikte, çalışmada "akışkan foto muhabirliği kimliği" teknolojik yöndeşme ve yurttaş gazeteciliği kimliği ekseninde ele alınmıştır. Son olarak çalışma, foto muhabirlerinin kimliğin akışkanlaşması karşısında, belirsizliği ve müphemliği azaltmak adına gerçekleştirdikleri katılaştırma çabalarını incelemektedir. Nitel araştırma desenlerinden olgu bilimin kullanıldığı çalışmada, geleneksel medyadan dijital medyaya geçişle birlikte, foto muhabirliği kimliğinin köklü bir dönüşümden geçtiği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, dijitalleşmenin ekonomik sonuçları foto muhabirliği emeğinin dışsallaştırılmasına neden olmuştur. Bununla birlikte, teknolojik yöndeşmenin çalışma pratiklerini köklü bir biçimde değiştirmesi, profesyonel kimliği oluşturan sınırların silikleşmesine neden olmuştur. Sonuç olarak foto muhabirliği kimliği, müphemleşmektedir. Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Akışkan gazetecilik, Foto muhabirliği, Yurttaş gazeteciliği