
8
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bir moda tasarımcısının koleksiyon hazırlama süreci ve Simay Bülbül örneği
Günümüzde moda tasarımcıları belli sezonlar için koleksiyonlar hazırlamaktadır. Tasarımcının özgün, trendlere uygun, koleksiyon hazırlamada belli aşamaları takip etmesi gerekmektedir. Bu araştırmada tasarımcıların dikkat etmesi gereken koşulların nelerden meydana geldiğinin ve bunun tasarım sürecine nasıl yansıdığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda bir moda tasarımcısının koleksiyonu hazırlama sürecindeki aşamalar çalışılmış ve buna bağlı olarak Türkiye'de, koleksiyonlarında sadece deri kullanan ve deri atölyesi bulunan bir moda tasarımcısı olan Simay Bülbül'ün koleksiyon hazırlama süreci irdelenmiştir.Çalışma kapsamında moda kavramı ile ilgili araştırmanın kavramsal yapısı ele alınmış, koleksiyon tasarımı aşamaları incelenmiştir. Oluşturulan koleksiyonların sunum aşaması olarak ise defile süreci izlenerek moda tasarımı sektörü ve moda sektöründen bir tasarımcı olarak Simay Bülbül'e yönelik araştırmaya yer verilmiştir. Genel bir değerlendirme yapılarak sektördeki süreç ile Simay Bülbül markası adı altında tasarımcının izlediği süreçler karşılaştırılmıştır.
Türkiye'de 0-3 yaş grubu kullanıcıların antropometrik ayak ölçülerinin belirlenmesi; bunların mevcut ürünler ve standartlar ile karşılaştırılması
Antropometri Yunanca Antropos (insan) ve Metikos (ölçü) sözcüklerinden oluşan ve insan vücudunun ölçülerini konu edinen bir bilim dalıdır. Bu ölçüler; bireyler veya gruplar arasında, anatomi, coğrafi bölge ve meslek grupları gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanan farklılıkları ve benzerlikleri saptayarak daha geniş bir insan kitlesine uygun tasarımlar yapma imkânı sağlar. Ürün tasarımı sürecinde, ürün-kullanıcı ilişkisinin temelini oluşturan bu ölçüler kullanılarak toplumsal standartlar oluşturulmuştur. Her toplumun standart olarak belirlediği ölçüler kendine özgüdür. Belirli bir ürün için oluşturulmuş standartlar başka bir toplumda kullanılamaz, kullanıldığı taktirde toplumda biyolojik deformasyonlar görülmesi kaçınılmazdır. Bebeklik dönemi, ayak gelişiminde en önemli dönem olarak ele alınmaktadır. Bebeklerin ayak gelişimlerinin geç tamamlanması ve kemik yapısının oluşmaması bunun en büyük nedenidir. Bu nedenle bu tez çalışması, Türkiye'de yaşayan 0?3 yaş (0-36 ay) arasındaki kız ve erkek çocukları kapsamaktadır. Bu tez kapsamında ülke istatistiki olarak olasılıklı tabakalı örnekleme yöntemi ile 7 bölgeye ayrılmış, bu bölgeler dahilinde belirlenen illerde yaşayan bireylerden çeşitli antropometrik ölçümler alınmıştır. Elde edilen veriler; ülkemizde kullanılan ve Fransız insanının ayak ölçülerine göre oluşturulmuş ?TS 5553 (1988) Paris Point Sistemi? standartları ile karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Standardizasyon, Antropometri, Tasarım, Bebeklik Dönemi
Çamaşır makinelerinde piezo-aktif titreşim kontrolü sistemi geliştirilmesi
Bu tez çalışmasının amacı, piezoelektrik malzemelerin yapısal özellikleri kullanılarak, çamaşır makineleri panellerinde ortaya çıkan yüksek genlikli titreşimleri sönümlemektir. Bu titreşimlerin çamaşır makinelerinin gürültü seviyelerini artırdığı bilinmektedir. Çamaşır makinelerinde gürültü seviyeleri düşürülmeye çalışılmaktadır. Aynı zamanda çamaşır makinelerinde yan panellerde ortaya çıkan titreşimler piezoelektrik özelliklere sahip plakalar ile kontrol edilmeye çalışılmıştır. Bu süreçte deneysel ve analitik yöntemlerin yanı sıra, modern sayısal yöntemlerden de yararlanılmıştır. Ayrıca titreşimi azaltmaya yönelik yapılan çalışmaların, çamaşır makinasının tasarımına etkisi araştırılmıştır. Böylelikle, tasarım sürecinin daha sağlıklı işlemesi ve ivmelenmesi sağlanacak, prototip hazırlama ve ölçüm süresi kısaltılmış, maliyetler düşürülmüş olacaktır.
19. yüzyıldan günümüze moda ve sanat etkileşimi
Modanın sanatla birçok bağlantısı vardır. Modern moda sisteminin ortaya çıktığı 19. yüzyıldan günümüze değin moda tasarımcıları kimi eleştirmenler tarafından sanatçı kategorisinde görülmüş, moda tasarımcılarının bir kısmı da kendini diğer zanaatçı ve terzilerden ayırarak sanat icra ettiğini iddia etmiştir. Bu çalışmada tarihsel bir okumayla moda ve sanat arasındaki etkileşim sorgulanmıştır. Kurumsal bir modern moda sisteminin ve modern sanat akımlarının ortaya çıktığı 19. yüzyıl ortalarından İkinci Dünya Savaşı'na kadar olan dönem moda ve sanatın modern dönemi olarak ele alınmıştır. Bu dönemdeki moda ve sanat etkileşimi doğrudan ve dolaylı etkşleşimler olarak iki başlık altında incelenmiştir. Doğrudan etkileşimler başlığı altında moda ve kübizm, gerçeküstücülük, fütürizm ve konstrüktivizm gibi modern sanat akımları ile moda arasındaki etkileşim irdelenmiştir. Dolaylı etkileşimler başlığı altında moda tasarımcılarının kendilerini birer sanatçı olarak sunması olgusu tartışılmıştır.İkinci Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar olan dönem postmodern dönem olarak ele alınmıştır. Bu dönemde sanatta birçok yeni sanat pratiği ortaya çıkarken, moda alanında da tarzlar çeşitlenmiş ve avangard ve postmodern moda olguları ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda postmodern dönemde yüksek kültür/popüler kültür, sanat nesnesi/tüketim nesnesi gibi ayrımlar yapmak zorlaşmıştır. Bu çalışmada postmodern dönemdeki moda ve sanat etkileşimi modanın sunumu, kentsel bağlamı ve tüketimi çerçevesinde ele alınmıştır. Bir promosyon ve tanıtım aracı olan defilenin performans sanatına dönüşme süreci örneklerle açıklanmıştır. Ardından sanatsallaştırma kavramı çerçevesinde Antwerp'in moda kenti olma süreci ve Belçika modasının yükselişi incelenmiştir. Son olarak büyük moda firmalarının mağazalarını birer sanat galerisi gibi inşa etmeleri ve uluslararası sanat projeleri yapmaları ya da bu projeleri destekleme olguları incelenmiştir.Bu çalışmada ?Moda sanat mıdır?? sorusu her zaman göz önünde tutulmuş ancak bu soruya cevap vermek yerine, iki alan da görsel kültür gibi daha geniş bir alanın parçası olarak değerlendirilmiş, bütün analiz ve değelendirmeler bu bağlamda yapılmıştır.
İşletmelerde ürün tasarım sürecinde bilgi teknolojileri kullanımına yönelik bir alan araştırması
Günümüzde, gittikçe artan ve küreselleşen rekabet ortamında firmalar, yeni ürün geliştirme sürelerini kısaltarak bir adım öne geçme çabası içindedirler. Yeni ürün geliştirme sürecinin önemli basamaklarından biri olan endüstriyel tasarımda bilgi teknolojilerinin kullanımı, işletmeye ve tasarımcıya önemli avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışma, ?Endüstriyel tasarım süreci ile bilgi teknolojilerinin ilişkisi; tasarımcı, işletme ve bilgi teknolojileri üçgeni içerisinde nasıl açıklanabilir?? sorusuna cevap aramaktadır. Çalışmanın araştırma kısmında, bilgi teknolojilerinin gelişimi, endüstriyel tasarım süreci ve ikisinin etkileşimiyle ortaya çıkan endüstriyel tasarım sürecine yönelik yazılım ve donanımlar hakkında bilgi verilmiştir. Bunun sonucunda, hazırlanan anket çalışması ile konu hakkında güncel ve yeni bilgilere ulaşmak amaçlanmıştır. Yapılan bu anket ile endüstriyel tasarımcıların bilgi teknolojilerinin kendilerine sunduğu yazılım ve donanımları ne sıklıkla kullandıkları, bu teknolojilerden hangilerine sahip oldukları veya olmak istedikleri, endüstriyel tasarımcıların ve firmaların bu teknolojilere ve sunduğu imkânlara yönelik tutumları detaylı bir şekilde sorgulanmıştır.
Günlük yaşam kuramları ve tasarım ilişkisinin incelenmesi: Kuramsal sistematik bir yaklaşım
Günlük yaşam; bireylerin her an içinde var olduğu, üreterek, tüketerek ve hatta kimi zaman hiçbir şey yapmayarak, onunla hemhal olduğu, bilhassa bu yüzden çoğunlukla gözden kaçırdığı bir alandır. Günlük yaşam; özne ve nesneye bağlı ilişki biçimlerini ve bu doğrultuda günlük eylemleri içinde barındırdığı gibi tasarıma da zemin oluşturmaktadır. Bu alana nesnelerle kurulan ilişkiler, nesnelere yüklenen anlamlar ve onları kullanma biçimleri ile dahil olan tasarım pratiği, günlük yaşam ile devamlı bir etkileşim halindedir. Bu çalışmada, günlük yaşam kavramı ve sosyolojisine genel bir bakış ile bu konuda öne çıkan bazı yaklaşım ve perspektifler sistemli olarak incelenmiş, sosyolojinin referans çerçevesi dahilinde, bu hem açık hem de muğlak görünen konu, yaşamlarımıza eşlik eden nesneler bağlamında tasarım pratiğiyle ilişkilendirilmiştir. Tasarım ve günlük yaşam kuramları arasındaki ilişkinin analiz edilmesi, bu ilişki içerisinde var olan örüntülerin keşfedilmesi hedeflenmiştir. Tasarım ve günlük yaşam kuramları arakesitinde karşılaşılan güç ilişkileri, yeniden üretim gibi kavramlar ışığında günlük yaşam ve tasarım ilişkisine dair potansiyeller araştırılmıştır. Yoğun bir literatür taraması ile günlük yaşam yaklaşımları incelenmiş, bu bilgiler ışığında tasarım ile ilişkisi farklı bağlamlarda sorgulanmıştır. Çalışma vasıtasıyla, disiplinler arası düşüncenin teşvik edilmesi, günlük yaşamın tasarım alanı için önemine dikkat çekilmesi ve burada analiz edilen ilişkiler çerçevesinde, tasarım alanında yapılabilecek çalışmalara temel sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma sonunda elde edilen bulgular değerlendirilerek, güncel ve geleceğe yönelik bir bakış ile tartışılmıştır.
Kostüm ve dekor tasarımının tiyatroda dramatik yapıya etkilerinin grıgory gorın'in kundakçı oyunu üzerinden incelenmesi
Tiyatro seyircisi, sahnedeki dekor, kostüm ve renklere baktıklarında görsel bileşenlerin düzenini bilinçaltlarında okur ve yaratılan sanat eserini bütün bileşenleriyle anlamlandırır. Tiyatro profesyonelleri yapboz parçaları gibidir. Bu parçalar çoğu zaman kendi başlarına pek fazla şey ifade etmezler. Sadece doğru şekilde birleştirildiklerinde, başarılı bir yapımı yaratabilirler. Bu çalışmanın ana amacı Tiyatro Anadolu'da sergilenen Grigory Gorin'in (Herostratos'u Unutun eserinin Haluk Bilginer ve Muharrem Özcan tarafından yapılmış olan uyarlaması) Kundakçı eseri üzerinden kostüm tasarım özellikleri, dekor ve renk tasarımlarıyla beraber dramaturgiye katkılarının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde tiyatroda dramaturgi, kostüm, dekor ve renk tasarımları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde incelenen oyun, oyunun özellikleri ve tasarım unsurları ele alınmıştır. Oyunun özellikleri, Tiyatro Anadolu'nun oyunu yorumlama şekliyle ortaya konmuştur. Bu amaçla tasarlanan kostümlerin farklı özellikleri tanımlanmış ve irdelenmiştir. Son aşamada uzmanlarla yapılan görüşmelerden elde edilen veriler ile tasarımların dramaturgiye destek veren özellikleri yorumlanmıştır.
Çağdaş atölye: Fab lab'ler üzerine bir inceleme
Kültür evrenini oluşturan insan yapımı nesnelerin meydana getirilme süreçleri tarih boyunca farklılıklar göstermiştir. Endüstri öncesi dönemde yalnızca zanaat üretiminin etkili olduğu kültür evrenine, Endüstri Devrimi sonrası makinelerle seri olarak üretilen standardize edilmiş ürünler katılır. Günümüzde ise, üretim teknolojilerinde sayısal temsilin üretim süreçlerinin yapısını etkilemiş ve post-endüstriyel üretim olarak adlandırılan alternatif bir üretim tekniğinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Yeni teknik zeminde, konvansiyonel üretim tekniklerinde tanımlanmış birtakım kavramların yeniden ele alındığı yeni bir 'nesneler meydana getirme paradigması'nın belirdiği görülmektedir. Bu bağlamda, geçmişten günümüze üretim teknikleri üç zeminde incelenebilir: 1- endüstri öncesi dönemde zanaat üretimi, 2- makineleşme ile gelen endüstriyel üretimi, 3- sayısal üretim ile gelen post-endüstriyel üretimi. Bu üç farklı teknik zemin arasındaki belirgin değişimlerden biri nesneyi meydana getiren insan etkeninin rolünde görülmektedir. Bu çalışma; üç teknik zeminde nesne üretim süreçlerinde insan etkinliğinde görülen değişimleri incelemekte, post-endüstriyel zeminde üretim sürecini insan etkinliği bakımından değerlendirmektedir. Bu bağlamda, post-endüstriyel üretim sahalarından fab lab'lere odaklanılmış ve buralarda insanın etkinliğinde 18. yy.'ın henüz endüstri ile tanışmamış olan zanaatkârının atölyedeki etkinliği aranmıştır. Çalışmada daha önce fab lab'te nesne üretim ve/veya tasarım sürecine dahil olmuş olan 22 ülkeden 78 katılımcıya bir anket çalışması uygulanmış böylece iki farklı teknik zemin arasındaki ilişki nicel verilerin yorumlanması ile somutlaştırılmıştır.