
41
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Muş ili ve çevresinde yetişen bazı verbascum L. (scrophularıaceae) türleri üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Bu çalışmada, Muş ili ve çevresinde yetişen Verbascum cinsine ait 4'ü endemik olmak üzere (V. macrosepalum Boiss. et Kotschy ex Murb., V. calvum Boiss. et Kotschy, V. insulare Boiss. et Heldr., V.vanense Hub. ve Mor.) ve 1 endemik olmayan (V. cheiranthifolium Boiss. var. cheiranthifolium Boiss.) toplam 5 türün farmasötik botanik özellikleri ve biyolojik aktiviteleri araştırılmıştır. İncelenen türlerin morfolojik karakterleri Türkiye Flora'sı ile karşılaştırılmış, ayrıntılı olarak deskripsiyonları verilerek, çizim ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Kök, gövde ve yapraktan enine ve yüzeysel kesitler alınarak anatomik yapıları incelenmiştir. Bu türlerin toprak üstü ve kök kısımlarının etanol ile ekstreleri hazırlanmıştır. Hazırlanan ekstrelerin Folin-Ciocaltaeu yöntemi ile gallik asit eşdeğeri cinsinden toplam fenol miktarları, DPPH˙ ve ABTS˙+ yöntemleri ile antioksidan aktiviteleri belirlenmiş ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Toplam fenol miktarı ve ABTS˙+ sonuçlarına göre en yüksek değerleri (sırasıyla 158.03 ± 6.55 mgGAE/gekstre ve 182.59 ± 5.17 mMTE/gekstre) V. vanense kök ekstresinde saptanmıştır. DPPH˙ sonuçlarına göre en yüksek değerin V. calvum toprak üstü kısım ekstresine (IC50 485.66 ± 8.46 µg/mL) ait olduğu görülmüştür. Ekstrelerin minimum bakterisidal konsantrasyon ve mikrobroth dilüsyon yöntemi ile 10 patojen mikroorganizmaya karşı antibakteriyel ve antifungal etkileri araştırılmış ve ekstrelerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Ekstrelerin SKOV-3 hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri MTT yöntemi kullanılarak tespit edilmiştir. V. vanense'nin kök ekstresinin neredeyse tüm konsantrantrasyonlarının etkili olduğu belirlenmiştir. Formülasyon deneylerinde kitosan biyopolimeri kullanılmış ve yapılan testlerde pH değeri cilt ile uyumlu olarak bulunmuş ve tüm ekstreler kararlılık göstermiştir. Formülasyon için en iyi saklanma koşulu 4 ⁰C olarak tespit edilmiş ve optimum reolojik değerler belirlenmiştir.
Bazı Hypericum L. türleri üzerinde biyolojik aktivite çalışmaları
Bu tez çalışmasında, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren Hypericum origanifolim Willd.'un iki varyetesi, H. origanifolium var. origanifolium Willd. (HOR) ve H. origanifolium var. depilatum (Freyn & Bornm.) N. Robson (HOD)'ın toprak üstü kısımlarından metanol (MeOH) ve etil asetat (EtOAc) ekstreleri hazırlanmış, ekstrelerin toplam fenolik madde miktarları, DPPH• radikalini süpürücü, antimikrobiyal ve sitotoksik aktiviteleri araştırılmıştır. Ayrıca bitkilerin salgı yapıları anatomik olarak incelenmiş, toprak üstü kısımlarından uçucu yağları elde edilmiş, uçucu yağ ve ekstrelerin kimyasal içerikleri sırasıyla, GC-GC/MS ve LC-MS/MS ile kalitatif ve kantitatif olarak ortaya konmuştur. En yüksek toplam fenolik madde miktarı (245,46 ± 9,41 GAE/g ekstre) ve en yüksek DPPH• süpürücü aktivite (%İnh=84,85 ± 0,08) HOD-MeOH ekstresinde gözlenmiştir. En yüksek antimikrobiyal aktiviteyi (MİK <0,19 mg/mL), B. cereus, S. typhimurium ve B. subtilis'a karşı, en yüksek sitotoksik aktiviteyi (IC50=13,364 ± 0,563 mg/mL) ise MCF-7 hücre hattında HOR-EtOAc ekstresi göstermiştir. Anatomik çalışmalarda, teşhiste önemli olan farklı tipte salgı yapıları tespit edilmiştir. Uçucu yağ analizinde, nonakosan ve germakren D her iki taksondaki ortak majör bileşikler olarak dikkati çekmiştir. HOR ayrıca ve -selinen ve trikosan bakımından zengin bulunmuştur. LC-MS/MS analizinde en yüksek miktarda tespit edilen kimyasal bileşikler; HOR-MeOH (35.712,48 mg/kg ekstre) ve HOR-EtOAc (15.123,88 mg/kg ekstre)'de kersitrin; HOD-MeOH (75.741,45 mg/kg ekstre) ve HOD-EtOAc (42.331,12 mg/kg ekstre)'ta ise hiperozit olarak tespit edilmiştir.
T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki ilaçların bitkiler ile etkileşimleri ve sağlık personelinin bilgi performansının değerlendirilmesi
Bu akademik çalışma, ilacın kullanıldığı tüm sağlık tesisleri ve halk arasında popüler kullanım içeriğine sahip bitkiler ile arasındaki ilişkinin ortak paydasını çözümler niteliktedir. Bu çözümleme ise hasta tedavi şeması ve uygulama safhasında büyük rol oynayan sağlık personellerinin bilgi- uygulanabilirlik performansının gerekli yöntemler (etkin ve analiz edilebilir anket içeriği) ile analizi sonucunda mümkün olmuştur. Bu etkileşimlerin başta hekim ve eczacılar olmak üzere tüm sağlık personelleri tarafından bilinirliği ve uygulanabilinirliğinin tespit edilmesi amacıyla, etkin ve analiz edilebilir 34 soruluk bir anket yapılmıştır. Aynı zamanda sağlık tesislerinde bulunan ilaçların analizi için Batman Beşiri İlçe Devlet Hastanesi'nin malzeme içeriği incelenmiştir. İlgili sağlık tesisinde bulunan stok bilgileri ve bu ürünlerin etkileşime girdiği bitkiler tespit edilmiştir.
Hyperıcum olympıcum L. subsp. olympıcum (hyperıcaceae) üzerinde farmasötik botanik çalışmalar
Hypericum L. (Hypericaceae) türleri, daha çok antidepresan ve yara iyileştirici özellikleri ile bilinmekle beraber, pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. Literatürde, ofisinal tür olan, kültürü yapılan ve Dünya tıbbi bitki ve bitkisel ürün ticaretinde en önde gelen bitkilerden olan H. perfoliatum'um kimyasal içeriği ve biyolojik aktiviteleri ile ilgili pek çok çalışma bulunmaktadır. Ancak diğer Hypericum türleri üzerindeki çalışmalar sınırlı sayıdadır. Bu tez çalışması kapsamında Balıkesir-Sındırgı'dan toplanan H. olympicum L. subsp. olympicum'un topraküstü kısımlarından hazırlanan ekstrelerin, toplam fenolik madde içeriği, DPPH• radikal süpürücü aktivitesi, MCF7 (İnsan meme adenokarsinoma), A549 (İnsan akciğer karsinoma) ve NIH3T3 (fare embriyo fibroblast) hücre dizileri üzerinde sitotoksik aktiviteleri incelenmiş, ekstrelerin kimyasal kompozisyonları LC-MS/MS analizi ile ortaya konmuştur.
Aktarlarda satılan bazı tıbbi bitkilerin farmasötik botanik açıdan incelenmesi
Bu çalışmada, aktarlarda satılan droglardan insanlar tarafından sıklıkla tercih edilenlerden bazıları farmasötik botanik açısından ele alınmıştır. Aktarlarda, Lavanta (Lavandula sp.), Civanperçemi (Achillea sp.) ve Kedi otu (Valeriana sp.) adları ile satılan bitki örneklerinin ve/veya kullanılan kısımlarının makroskobik ve mikroskobik incelemeleri Stemi DV4 Zeiss binoküler stereo mikroskop ve Olympus BX51 ışık mikroskobu ile yapılmıştır. Bu kapsamda anatomik yapıların yanı sıra, şekil, büyüklük, renk ve koku gibi karakterler belirlenmiş, fotoğrafları çekilmiştir. Droğu meydana getiren bitkisel kısımların tanımlamaları yapılmış, elde edilen morfolojik bulgulara göre drogların ait oldukları bitki türleri, yayılışları, etnobotanik kullanımları, kullanılan kısımlarının kayıtlı olduğu farmakopelerde veya yayınlanmış makalelerdeki ilgili bilgiler ortaya konmuştur. Mikroskobik özelliklerinin incelenmesi için bitkiler ve/veya kullanılan kısımlarından preparatlar hazırlanmış ve ışık mikroskopu ile incelenerek fotoğraflanmıştır. Farklı illerdeki aktarlardan temin edilen bitki örneklerinin teşhisleri sonucunda, halk arasında kullanıma uygun olan türler olup olmadıklarının belirlenmesinin yanı sıra, numunelerde tağşiş olup olmadığı da değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarının, aktarlarda satılan ve halk arasında yaygın olarak kullanılan bu bitkilerin doğru türler olup olmadığının ortaya konması, bitkinin kullanılması gereken kısmının doğruluğunun tespiti ve halk arasındaki kullanım amaçlarının literatürle karşılaştırılmasının sağlanması açısından önemli olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tıbbi bitki, Lavandula, Achillea, Valeriana
Eskişehir ilindeki sağlık personelinin COVİD-19 pandemisi sürecinde bitki çayları, gıda destekleyici tüketimleri ve yaklaşımları
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 11 Mart 2020 tarihinde ilan edilen COVID-19 pandemisi sürecinde sağlık personelleri, hastaları tedavi ederken aynı zamanda kendi sağlıklarını koruma konusunda da mücadele etmişler ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için alternatif yöntemlere yönelmelerine neden olmuştur. Bu kapsamda bitki çaylarına, bitkilere ve gıda takviyelerine artan ilginin bilimsel olarak değerlendirilme gerekliliği ortaya çıkmıştır. 539 sağlık personelinin katıldığı çalışmada anket yoluyla elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, pandemi öncesine kıyasla tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelik genel bir artışın olduğu gözlemlenmiş ve bu durum literatürle paralellik göstererek toplumda doğala yönelimin arttığını göstermiştir. Öte yandan sağlık personelinin bağışıklığı destekleyici ürün kullanımında bilgi ve tutum açısından bazı eksiklikleri olduğu ortaya koymuştur. Bu nedenle, kanıta dayalı beslenme bilgisi ve bitkisel ürün kullanımı konusunda sağlık personeline yönelik bilimsel eğitimlerin artırılması, doğru ürün seçiminin teşvik edilmesi ve farkındalık düzeyinin yükseltilmesi önerilmektedir. Sağlık personeline yönelik stres yönetimi ve bağışıklık destekleyici beslenme eğitimlerinin sunulması, tamamlayıcı ve alternatif tıp yaklaşımlarına yönelik tutumların değerlendirilmesi, olası sağlık krizlerinde daha bilinçli karar süreçlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
Kıbrıs köyü (Ankara) ve çevresinde etnobotanik araştırmalar
Tez çalışmasında Ankara ili sınırları içinde yer alan Kıbrıs köyü ve çevresinde yaşayan yöre halkının sahip olduğu etnobotanik bilgilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yapılan araştırma için gerekli bilgilere 50 kişi ile görüşülerek ulaşılmıştır. Bu araştırma esnasında yöre halkına yöneltilen sorular dahilinde yöre halkının alanda yetişen bitkileri yaşamları süresince hayatlarına ne şekilde yer verdikleri tespit edilmiştir. Elde edilen bitkilere göre 23 farklı familyaya ait olan 41 adet tür mevcuttur. Çalışmada 10 farklı bitki ile en fazla tür çeşidine sahip olan Rosaceae familyasıdır. 41 bitki türünden toplam kullanım sayısı incelendiğinde 18 adet besin, 8 adet tedavi amaçlı, 10 adet besin ve tedavi amaçlı, 3 adet besin ve diğerleri ve 2 adet tedavi amaçlı ve diğerleri şeklindedir. Bitkilerin kullanım amacına göre yöre halkının büyük çoğunluğu bitkileri besin şeklinde tüketmektedir. Ekonomik koşullar ve çevre koşulları yöre halkının bitkileri yaşamlarında en çok besin kaynağı olarak tercih etmesinin sebebi olabileceği düşünülmektedir.
Türkiye'de yetişen Swertıa türleri üzerine taksonomik ve fitokimyasal çalışmalar
Bu çalışmada Türkiye'de yetişen Swertia longifolia Boiss. ve Swertia iberica Fischer. ex C. A. Mey. türleri üzerinde morfolojik, mikromorfolojik, anatomik, palinolojik, moleküler, fitokimyasal ve biyolojik aktiviteleri çalışmaları yapılmıştır. Türlerin morfolojik özellikleri Türkiye Florasındaki morfolojik karakterler ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tohum, stigma, stoma, polen, nektaryum, sepal, petal ve kapsüle ait mikromorfolojik yüzey özellikleri SEM ile görüntülenmiştir. Anatomik çalışma kapsamında kök, gövde ve yaprak enine kesiti alınarak özellikleri belirlenmiştir. Palinolojik çalışmada türlerin trikolporat polen tipinde olduğu gözlenmiştir. Türlere ait DNA dizi sekansları kullanılarak NCBI veri tabanındaki verilerle karşılaştırılmış, Blast programı aracılığıyla yakın akraba olan türler belirlenmiş ve ağaç dendrogramları oluşturulmuştur. Biyolojik etki çalışmaları kapsamında in vitro antioksidan, antimikrobiyal ve nöroprotektif etkileri araştırılmıştır. Ekstrelerin BV-2 hücre hattı üzerinde MTT yöntemi ile sitotoksite çalışması yapılmıştır. Mikrodistilasyon yöntemiyle çiçeklerden elde edilen uçucu bileşenler GC ve GC/MS sistemiyle analiz edilmiştir. Bitkilerin ana ekstreleri UPLC/Q-TOF-MS yöntemi ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca S. iberica üzerinden izolasyon ve saflaştırma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. N-butanol ekstresinden dekussatin bileşiği izole edilmiştir.
Eskişehir ilinde yayılışı olan Galium L. (Rubiaceae) taksonları üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Bu çalışmada, Eskişehir ilinde yayılışı olan Galium L. (Rubiaceae) cinsine ait 8 seksiyonda yer alan 13 takson (G. setaceum Lam., G. spurium L. subsp. spurium, G. aparine L., G. peplidifolium Boiss., endemik G. penduliflorum Boiss., G. rotundifolium L., G. odoratum (L.) Scop., G. rivale (Sm.) Griseb., G. humifusum Bieb., G. verum L. subsp. verum, G. incanum Sm. subsp. elatius (Boiss.) Ehrend., G. album Mill. subsp. pycnotrichum (H. Braun) Krendl ve G. paschale Forssk.) farmasötik botanik açıdan araştırılmış; taksonlara ait morfolojik, mikromorfolojik, anatomik, palinolojik ve biyolojik aktivite özellikleri detaylı şekilde ortaya konmuştur. Morfolojik çalışmalarda, taksonların Türkiye Florası'nda verilen deskripsiyonları genişletilmiş, eksiklikler giderilip fotoğraflarla desteklenmiştir. Mikromorfolojik çalışmalarda SEM'de, gövde ve yaprak yüzey özellikleri, tüy yapıları, meyve ornamentasyonları belirlenmiştir. Anatomik çalışmalarda, gövde enine, yaprak enine ve yüzeysel alınan kesitlerle anatomik yapıları aydınlatılmıştır. Palinolojik çalışmalarda, SEM'de polenlerin fotoğrafları çekilerek polen özellikleri tanımlanmıştır. Biyolojik aktivite çalışmalarında, taksonların etanol ekstrelerinin toplam fenolik madde miktarı tayini, 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil (DPPH) radikalini süpürücü etki ile Troloks'a eşdeğer total antioksidan kapasite tayini ile antioksidan özellikleri belirlenmiş olup en yüksek toplam fenolik bileşik miktarına ve en etkili antioksidan özelliğe sahip olan tür G. peplidifolium olarak tespit edilmiştir. Antimikrobiyal çalışmalarda 2 Gram pozitif, 2 Gram negatif ve 2 maya suşu kullanılarak agar difüzyon ile sıvı mikrodilüsyon yöntemleriyle ekstrelerin antimikrobiyal etkinlikleri hesaplanmıştır. Gram pozitif'e en etkili G. peplidifolium iken, Gram negatif'e G. spurium subsp. spurium ve G. incanum subsp. elatius'dur. Maya'larda ise en etkili tür G. humifusum olarak belirlenmiştir. Ekstrelerin özellikle Bacillus subtilis suşuna karşı yüksek antimikrobiyal etkinlik gösterdiği görülmüştür.
Origanum solymicum P.H. Davis ve Origanum saccatum P.H. Davis türleri üzerine farmasötik botanik yönden araştırmalar
Bu tez çalışması kapsamında Türkiye'de endemik olarak yetişen Origanum saccatum P.H Davis ve Origanum solymicum P.H. Davis türleri üzerinde morfolojik, anatomik, moleküler, fitokimyasal çalışmalar ve biyolojik aktivite çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Türlerin morfolojik betimi yapılmış ve çeşitli kısımlarından ölçümler alınmıştır. Kök, gövde ve yapraklarının anatomik incelemesi yapılmış ve ayırt edici karakterleri ortaya çıkartılmıştır. ITS1, 5.8S ve ITS2 rRNA gen bölgesine ait DNA dizilimi tespit edilerek BLAST aracılığıyla benzerlik değerlendirmesi yapılmış ve NCBI veri tabanındaki diğer Origanum türlerine ait DNA sekansları kullanılarak MEGA11 yazılımında filogenetik analiz gerçekleştirilmiştir. Hidrodistilasyon yöntemiyle elde edilen uçucu yağlar GC ve GC-MS kullanılarak analiz edilmiştir. Hareketli maserasyon yöntemiyle hazırlanan etanol, etil asetat ve metanol ekstrelerinin MTT sitotoksisite yöntemiyle MCF-7 ve A549 hücre hatları üzerinde antikanser aktivitesi araştırılmış ve O. saccatum etil asetat ekstresinin MCF-7 hücre hattına karşı seçici sitotoksisite gösterdiği tespit edilmiştir. Ekstrelerin ve uçucu yağların mikrodilüsyon yöntemiyle altı farklı bakteri ve fungus suşuna karşı antimikrobiyal etkinliği araştırılmış, orta düzeyde antimikrobiyal aktivite gösterdikleri tespit edilmiştir.
Türkiye Papaver L. cinsi Rhoeadium Spach seksiyonu (Papaveraceae) taksonları üzerine farmasötik botanik çalışmalar
Bu tez çalışmasında, Papaver cinsinin Rhoeadium seksiyonuna ait 13 takson taksonomik, anatomik, palinolojik, tohum mikromorfolojisi, moleküler ve fitokimyasal açıdan kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, taksonların taksonomik sınırlarını netleştirmek, filogenetik ilişkilerini ortaya koymak ve fitokimyasal içeriklerini biyolojik aktiviteleriyle ilişkilendirmektir. Taksonomik çalışmalar sonucunda daha önce Türkiye Florası'nda seksiyona ait 16 takson var iken çalışma sonucunda bu sayı 13'e düşmüştür. Anatomik çalışmalarda kök, gövde, yaprak ve kaliks çalışılmış, taksonlar arası ayırt edici doku farklılıkları görülmüştür. Polenlerin tamamı trikolpat tipte olup, yüzey ornamentasyonu mikroekinat–retikulat veya perforat formda değişmiştir. Tohum mikromorfolojisi, antiklinal duvar varyasyonlarının takson düzeyinde tanısal önem taşıdığını göstermiştir. ITS ve kloroplast gen bölgelerine dayalı filogenetik analizler (PP = 1.0; BS = 100), cinsin monofiletik yapısını doğrulamış ve üç ana kladın varlığını ortaya koymuştur. Fitokimyasal analizlerde, YPSK–KS/KS yöntemiyle toplam 108 bileşik tanımlanmıştır (34 alkaloit, 74 fenolik/flavonoit). Mikrodistilasyon yöntemiyle elde edilen uçucu yağda 85 bileşen tespit edilmiştir. Toplam fenolik madde (TPC) içeriği 28.6–147.8 mg GAE/g aralığında değişmiş ve DPPH radikal süpürücü aktivitesi (%17.41–46.48) ile pozitif korelasyon göstermiştir. LOX inhibisyonu en yüksek düzeyde P. dubium subsp. laevigatum (%50.43) ve P. purpureomarginatum (%49.70) taksonlarında saptanmıştır. Etanol ekstreleri antibakteriyel ve antikandidal yönden zayıf aktivite göstermiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Papaver cinsi Rhoeadium seksiyonu taksonları anatomik, palinolojik, moleküler, biyolojik aktivite ve fitokimyasal içerik olarak ayrıntılı bir şekilde çalışılarak sonraki çalışmalara temel oluşturacak özgün veriler ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Sözcükler: Biyolojik aktivite, Fitokimyasal analiz, Papaver, Taksonomi, Uçucu yağ bileşimi.
Aktarlarda zayıflama amaçlı satışa sunulan bazı drogların farmasötik botanik yönünden araştırılması
Bu çalışmada genel olarak zayıflatma ve diyet amacıyla aktarlarda satılan ve insanların tercih edip aldıkları bitkilerin drogları literatüre bağlı olarak verilmiştir. Araştırmada adı geçen bu bitkilerin botanik özellikleri, içerdikleri etken maddeler, anatomik özellikleri, insan vücuduna etkileri ve yer aldığı bilimsel çalışmalar ve deneyler incelenmiştir. Aktarlarda ve bitkisel marketlerde satılan droglardan insanlar tarafından en çok tercih edilenleri araştırılarak ele alınmıştır. Çalışmada beş bitki örneği incelenmiştir. Bu bitkiler Tarçın (Cinnamomum verum), Yeşil çay (Camellia sinensis), Mate çayı (Ilex paraguariensis), Yulaf (Avena sativa) ve Kahve (Coffea arabica)'dir. Bu beş bitki örneği literatürde incelenerek teşhis ve tanımları yapılmıştır. Mikroskop ve organoleptik yöntemler kullanılarak anatomik ve morfolojik yapıları tanımlanmıştır. Tanımlaması yapılan bitkilerin insan vücudu üzerine genel etkileri araştırılmıştır. Yapılan inceleme ve araştırma sonucunda elde edilen verilerden bu bitkilerin bazılarının yağ yakıcı özellikte olduğu, bazılarının metabolizma hızına etki ettikleri, bazılarının da vücut şeker seviyesini dengeleyerek tokluk düzeyini korumada yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Aktar, Bitkisel Droglar, Zayıflama.
Eskişehir çevresinde yetişen bazı Crocus L. türleri üzerinde farmasötik botanik ve fitokimyasal araştırmalar
Bu çalışmada Iridaceae familyasına ait Crocus olivieri GAY. subsp. olivieri GAY. ve Crocus sativus L. türleri farmasötik botanik ve fitokimyasal yönünden incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda türlerin kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi karakterleri fotoğraf ve çizimler ile desteklenmiştir. Morfolojik bulgular 'Flora of Turkey' eseri ile kıyaslanarak tablolar halinde verilmiştir. Anatomik çalışmalarda türlerin çeşitli kısımlarının kesitler alınarak geçmişteki çalışmalarla karşılaştırmalar yapılmıştır. Anatomik çalışmalar Dijital kamera ile fotoğraflanıp iki tür arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya çıkarılmıştır. Fitokimyasal çalışmalarda C. olivieri subsp. olivieri türünün tepal, soğan ve skapusları mikrodistilasyon yöntemi kullanılarak, Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca iki tür üzerinde yapılan palinolojik çalışmada anterlerden alınan polenler SEM'de incelenip polen morfolojileri hakkında bilgiler verilmiştir.
Endemik Asperula lilaciflora subsp. phrygia(bornm.) schönb.- tem. ve endemik Asperula pestalozzae boiss. (rubıaceae) türleri üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Bu çalışmada Rubiaceae familyasına ait Asperula pestalozzae Boiss. endemik türü ve Asperula lilaciflora subsp. phrygia (Bornm.) Schönb.-Tem. endemik alttürü farmasötik botanik yönden araştırılmış, türlerin morfolojik, anatomik, tüy yapısı, palinolojik ve kimyasal (antioksidan aktivite ve toplam fenolik bileşikler) özellikleri ayrıntılı olarak ilk kez ortaya konmuştur. Morfolojik çalışmalarda türlerin ayrıntılı deskripsiyonları verilmiş, çizim ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Tüy morfolojisi için SEM'de ayrıntılı inceleme yapılmış, tüylerin vejetatif ve generatif organlardaki yapısı ve dağılımı verilmiştir. Anatomik çalışmalarda kök, gövde ve meyveden enine; yapraktan ise enine ve yüzeysel kesitler alınarak anatomik yapıları aydınlatılmıştır. Polen morfolojisi için SEM'de örneklerin fotoğrafları çekilmiş ve palinolojik özellikleri belirlenmiştir. Kimyasal çalışmalarda türlerin toplam fenolik madde miktarları ve antioksidan özellikleri analiz edilmiştir. Metanol ekstrelerin antioksidan özellikleri, 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil radikalini (DPPH•) süpürücü etki tayini ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit radikal katyonu (ABTS•+) süpürücü etki ile belirlenmiştir. Kimyasal sonuçlara göre, Asperula pestalozzae türünün toplam fenolik madde miktarı ve DPPH• süpürücü etkisi Asperula lilaciflora subsp. phrygia'dan daha fazladır. ABTS•+ süpürücü etki ise ekstrelerin konsantrasyonları ile doğru orantılı şekilde artmaktadır.
Türkiye'de yetişen Leonurus L. türleri üzerine farmasötik botanik yönden araştırmalar
Bu çalışmada, Türkiye'de yetişen Leonurus L. cinsine ait türlerin morfolojik ve anatomik karakterleri ayrıntılı olarak belirlenmiş, morfolojik ölçümler SPSS programı kullanılarak kümeleme analizi ve ayırma analizi teknikleri ile değerlendirilmiştir. Bu amaçla, çalışılan taksonlar çiçeklenme zamanlarında farklı lokalitelerden toplanmıştır. Gövde, kaliks ve nutletlerin mikromorfolojik özellikleri ve polenlerin yüzey ornamentasyonları SEM kullanılarak ilk kez tanımlanmıştır. Leonurus türlerinin toprak üstü kısımlarından farklı çözücülerle hazırlanan ekstrelerin DPPH˙ ve ABTS˙+ yöntemleri ile antioksidan etkileri karşılaştırılarak, toplam fenolik madde miktarları Folin-Ciocaltaeu yöntemi ile gallik asit eşdeğeri cinsinden belirlenmiş ve sonuçlar ilişkilendirilmiştir. En yüksek değerin (170 mg GAE/g) tespit edildiği Bursa'dan toplanan L. cardiaca taksonunda, antioksidan etkinin de en yüksek olduğu görülmüştür. Antimikrobiyal duyarlılık testleri ile antibakteriyal ve antifungal etkiler, 12 patojen mikroorganizmaya karşı ortaya konmuştur. Ekstrelerin A549, MCF7 ve C6 hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri MTT yöntemi kullanılarak incelenmiş ve C6 hücre hattı üzerinde oldukça etkili oldukları belirlenmiştir. Elde edilen biyolojik etkilerin değerlendirilmesi açısından, her bir ekstrenin kimyasal bileşimleri YPSK-KS/KS ile analiz edilmiş, ana bileşenler (genkvanin, verbaskozit) belirlenmiştir. Ek olarak, tez konusunu oluşturan türlerin, DNA dizi analizleri için ITS primerleri kullanılmış, bu gen bölgeleri sekanslanarak GenBank verileri ile karşılaştırılmış ve türler arasındaki filogenetik ilişkiler değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ITS primerleri ile türler düzeyinde başarılı bir ayırım yapılmıştır.
Endemik Prangos abieticola aytaç & H.duman ve P. heyniae H.duman & M.F.watson türleri üzerine farmasötik botanik araştırmalar
Bu tez çalışmasında Prangos abieticola Aytaç & H.Duman ve P. heyniae H.Duman & M.F.Watson endemik türlerin karşılaştırmalı morfolojik, anatomik, palinolojik, mikromorfolojik, moleküler çalışmaları yapılarak ve uçucu yağ kompozisyonları belirlenerek, türlerin özellikleri ortaya konulmuştur. Morfolojik çalışmalarda, türlerin yaprak, çiçek, meyve gibi kısımlarının morfometrik ölçümleri verilmiştir. Anatomik çalışmalarda, türlerin ışın, pedisel, pedunkul, gövde ve meyve enine kesitlerinin yapıları incelenerek sonuçlar tablolar halinde sunulmuştur. Palinolojik çalışmalarda, ışık mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılmıştır. Polenlerin polar ve ekvatoral, kolpus genişliği ve uzunluğu, por genişliği ve uzunluğu ile eksin ve intin kalınlıkları ölçülmüş ve polen oranları hesaplanmıştır. Türlerin polen şekilleri perprolat, apertür tipi trizonokolporattır. Yüzey ornemantasyonu rugulattır. SEM çalışmaların da meyveler fotoğraflanmış ve farklılıklar tablo ile verilmiştir. Moleküler çalışmalar kapsamında Prangos Lindl. cinsine ait türler ve dış grup olarak da Bilacunaria aksekiensis A. Duran & B. Doğan kullanılmış ve sonuçlar değerlendirilerek filogenetik ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Bitkilerin, herba, çiçek durumu ve kökü ayrılarak kurutulmuştur. Bu kısımların uçucu yağları Clevenger apareyinde su distilasyonu yöntemiyle elde edilmiş, elde edilen bu uçucu yağların kimyasal bileşimi GK ve GK/KS ile analiz edilmiştir. Türlere ait analiz sonuçları tablolar halinde verilmiştir.
Endemik hypericum aviculariifolium jaub. et. Spach ve hypericum bithynicum boiss Türleri üzerine farmasötik botanik araştırmalar
Bu tez çalışmasında endemik Hypericum aviculariifolium Jaub. et Spach ve Hypericum Bithynicum Boiss. türlerinin morfolojik, anatomik, kimyasal ve antimikrobiyal özellikleri araştırılmış ve farmasötik botanik yönden incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda türlerin ayrıntılı incelemesi yapılmıştır. Gövde, yaprak ve çiçek ölçümleri Türkiye florasında verilen deskripsiyonlarla verilen tanımlamaları ile karşılaştırılmıştır. Anatomik çalışmalarda gövdeden enine kesit, yapraktan ise enine kesit ve yüzeysel kesitler alınarak anatomik yapıları incelenmiştir. Kimyasal çalışmalarda, türlerin toprak üstü ekstreleri su ve metanol içeren çözücülerde çalışılmış ve toplam fenolik madde miktarları belirlenmiştir. Türlerin 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil radikalini (DPPH●) süpürücü etki tayini ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit radikal katyonu (ABTS●+) süpürücü etki ile antioksidan özelliği, yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (YBSK) ile fenolik bileşiklerinin kompozisyonu açıklanmıştır. Kimyasal sonuçlara göre H. aviculariifolium'un metanol ekstresinin antioksidan aktivitesi ve toplam fenolik madde miktarı, H. bithynicum'un metanol ve su ekstrelerinden fazladır. (ABTS●+) süpürücü etki ise ekstrelerin konsantrasyonları ile doğru orantılı şekilde artmaktadır. Antimikrobiyal aktivite gösteren ekstrelerin minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri mikro dilüsyon yöntemi ile belirlenmiştir. Antikandidal etkinin belirlenmesinde CLSI (eski ismiyle NCCLS) M27-A2, sıvı mikro dilüsyon protokolü kullanılmıştır. Ekstreler antimikrobiyal sonuçlara kıyaslandığında, ekstrelerin tümünün daha kuvvetli antifungal etkiler gösterdikleri ortaya konmuştur.
Eskişehir için endemik iki türün farmasötik botanik yönden incelenmesi
Lamiaceae familyası, taksonomik ve ekonomik önem taşıyan cinsleri ve özellikleri sebebiyle en çok incelenen bitki ailelerinden biridir. Lamiaceae familyasına ait bitki türleri sahip oldukları antibakteriyel, antifungal, antioksidan, antiviral, ve antienflamatuvar özellikleri sebebi ile gıda ve ilaç endüstrisi ile halk arasında sıkça kullanılmaktadır. Bu bağlamda, bu tez çalışmasında Lamiaceae familyasına ait Salvia tchihatcheffii (Fisch. & C. A. Mey.) Boiss ve Ballota larendena Boiss. & Heldr endemik türlerinin anatomik, morfolojik, moleküler ve kimyasal (antioksidan aktivite ve toplam fenolik bileşikler) ile antimikrobiyal özellikleri incelenmiş, bu iki bitki türü farmasötik botanik yönden araştırılmıştır. Eskişehir'de endemik olarak yetişen S. tchihatcheffii ve B. larendena türleri doğal yayılış alanlarından toplanmış, bitki örneklerinin bir kısmı kurutularak herbaryum materyali haline getirilmiş ve daha sonra morfolojik araştırmalar için kullanılmıştır. Bitkilerin diğer kısmı %70'lik alkolde kavanozlarda muhafaza edilip anatomik çalışmalar için ayrılmıştır. Fitokimyasal ve moleküler çalışmalar için de bitkilerin kuru örnekleri poşet içinde hava alacak şekilde küçük parçalara ayrılıp saklanmıştır. Morfolojik çalışmalarda bitki türleri cetvel ve milimetrik kağıt yardımı ile ölçülmüş stereo mikroskop altında incelenip fotoğraflanmıştır. Anatomik çalışmalar kapsamında çalışılan türlerden jilet yardımı ile kesitler alınarak gövde, yaprak, tüy gibi yapılarına bakılmıştır. Kimyasal araştırmalar için bitki türlerinin antioksidan özellikleri, 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil radikalini (DPPH) süpürücü etki tayini ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit radikal katyonu (ABTS+) süpürücü etki ile antioksidan özellikleri, toplam fenolik madde miktarı ise gallik asite eşdeğer olarak Folin-Ciocalteu yöntemi ile hesaplanmıştır. Antimikrobiyal aktivite araştırmaları için broth dilusyon yöntemi kullanılmıştır.
Eskişehir çevresinde yetişen bazı Delphinium L. (Ranunculaceae) taksonlarının morfolojik ve anatomik özellikleri
Delphinium Tourn.ex L. (Ranunculaceae) cinsi halk arasında kök, yumru, herba, yaprak, çiçek, tohum gibi kısımları astım, soğuk algınlığı, zatürre, ağır ishal, mide ağrısı gibi rahatsızlıklarda ve haricen saç toniği ve parazit öldürücü olarak kullanılır. Delphinium türleri bu iyileştirici etkilerinin yanında, özellikle içerdikleri kompleks diterpenoit alkaloitler nedeni ile zehirli etkiye sahiptir. Bu çalışmada, Eskişehir ili ve çevresinde doğal olarak yetişen Delphinium fissum Waldst.&Kit. subsp.anatolicum Chowdhuri&Davis, D.peregrinum L. ve D.venulosum Boiss., morfolojik ve anatomik olarak incelenmiştir. Taksonların morfolojik ayırt edici karakterleri, kök tipi, gövde rengi, indumentumu, çiçek durumunun gevşek ya da yoğun olması, yaprak sap ve segment şekilleri, yan sepal ve petallerin renk, şekil ve indumentumu, anter rengi, meyve şekil ve indumentumudur. D.fissum subsp.anatolicum'un tuberlerinde gözlenen nişasta taneleri diğer iki türde gözlenmemiştir. Aynı taksonun gövde anatomisinde tüy bulunmazken, D.peregrinum ve D.venulosum'un gövdelerinde tek hücreli örtü tüyleri bulunur. Yaprak anatomisinde D.fissum subsp.anatolicum hipostomatik yapraklara sahipken, diğer türlerin yaprakları amfistomatiktir. D.fissum subsp.anatolicum yaprak üst ve alt yüzeyinde gözlenen kutikula kırışıklıkları diğer iki türde gözlenmemiştir. D.fissum subsp.anatolicum'un yaprak üst ve alt, D.peregrinum'un alt epiderma hücreleri dalgalıdır. İlgili organların primer metabolizma ürünleri olan kalsiyum oksalat, lignin, süberin, nişasta ile sekonder metabolizma ürünleri olan alkaloit ve fenolik bileşiklerin varlığı gösterilmiştir. Belirtilen kapsamda anatomik çalışmalar ilk kez gerçekleştirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Delphinium L., Morfoloji, Anatomi.
Türkiye'de yetişen Tilia türleri üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Tiliaceae familyasında yer alan Tilia cinsi son yapılan filogenetik çalışmalarla Malvaceae familyasına aktarılmıştır. Tilia türleri hem dünyada hem de ülkemizde içeriğindeki uçucu yağlar, flavonoid ve özellikle müsilajdan dolayı soğuk algınlığı semptomlarının hafifletilmesi için uzun yıllardır halk arasında kullanılmaktadır. Drog olarak kullanılan brakteli çiçek durumu infüzyon yöntemiyle hazırlanıp çay olarak tüketilmektedir. Taksonların ayırt edilmesinde yapraklardaki tüy durumu önemli bir karakterdir. Bu çalışmada Türkiye'de yetişen Tilia cordata Mill., Tilia rubra subsp. caucasica (Rupr.) V. Engl., Tilia platyphyllos Scop. ve Tilia tomentosa Moench taksonlarının yaprakları ve brakteleri anatomik, mikromorfolojik ve histokimyasal olarak incelenmiştir. Tıbbi olarak kullanılan brakteli çiçek durumundan tür ayrımı yapabilmek drog teşhisinde önem kazanmaktadır. Bu çalışmada tüm taksonlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca taksonların ayırt edilmesinde brakte karakterlerinin kullanıldığı teşhis anahtarı hazırlanmıştır.
Özel hospitalist hastanesi yatan hastalarının bitkisel ürün kullanım verilerinin değerlendirilmesi
Hastanede yatan hastaların kullandıkları bitki/bitkisel ürünlerin araştırıldığı retrospektif bir çalışma yapılmıştır. Kullanılan bitkisel ürünlerin cerrahi işleme, gebelik sürecine, hastanın genel durumuna olan etkileri, doğru kullanım oranlarının tespit edilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Hastalara ait bilgiler hastanenin cerrahi, kadın doğum ve yenidoğan yoğun bakım servislerinden anket aracılığıyla toplanmıştır. Bölüme göre değişmekle birlikte yaklaşık 40 adet soru sorulmuştur. Bilgiler Mcrosoft Excel programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ankete katılan kişi sayısı 225 kişidir. Katılanların çoğu kadındır (%95). Cerrahi servisten 31, yenidoğan yoğun bakım servisinden 66, kadın doğum servisinden 128 kişi ankete katılmıştır. Tüm katılanların yaş ortalaması 36'dır. Hastaların %57'si (128 kişi) bitkisel ürün kullanmıştır. Tüm servisler ele alındığında 128 kişi, 46 değişik bitkisel ürün kullanmıştır. Bitkisel ürünler başlıca soğuk algınlığı-grip (%31), sindirim sistemi (%22), kilo kontrolü (%16) amaçlarıyla kullanılmıştır. Bitkisel ürün hakkındaki bilgi ve tavsiye kaynakları, %24 TV, %23 internet, %14 komşu şeklindedir. Bitkilerin kanıta dayalı etkilerine uygun kullanım oranı %58.5'tir. Cerrahi işlem öncesinde 51 kişi (%32) tarafından 23 değişik bitkisel ürün kullanılmıştır. Bu kullanımların büyük bir kısmının (%93) cerrahi işlemi etkileme olasılığının olduğu tespit edilmiştir. Gebelik sürecinde 63 kişinin (%32) 31 değişik bitki/bitkisel ürün kullanmıştır. Bunların %37'sinin gebelik açısından yüksek-orta riskli olduğu tespit edilmiştir. Bitkisel ürün kullanım hakkında eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Hastanede bu bilgilerin sorgulanması ve değerlendirlmesi için gerekli adımların atılması sağlanmalıdır. Kamu spotları, broşürler ve bitki/bitkisel ürün kullanım ile ilgili seminerlerle toplum bu konuda bilgilendirilmelidir. Anahtar kelimeler: Bitki / bitkisel ürün, Hastane, Yatan hasta, Cerrahi servis, Cerrahi prosedür, Gebelik, Doğum, Yenidoğan yoğun bakım servisi
Türkiye'de yetişen tıbbi bitkilerden ferula rigidula dc. üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Apiaceae (Umbelliferae) familyasından Ferula L. cinsi familyanın en büyük 3. cinsidir. Bu cins, ilk defa Korovin tarafından hazırlanan monografta 133 tür ile temsil edilmiş, daha sonra yapılan çalışmalar ile tür sayısı yaklaşık 180 olmuştur. Türkiye'de ise Ferula'nın ilk revizyonu Peşmen tarafından 1972 yılında Flora of Turkey and the East Aegean Islands'ın 4.cildinde 18 tür ile yapılmıştır. Bu 18 türün de 9'u endemiktir. Son yapılan çalışmalar ile de Ferula L. sayısı 24 tür ve 4 alt tür olarak değiştirilmiştir. Bu türlerden 13'ü endemiktir. Ferula rigidula sahip olduğu morfolojik ve anatomik özellikleri ile yakın türler ile zaman zaman karıştırılmakta ve kesin tayinler yapılması problem yaratmaktadır. Ayrıca üzerinde yapılan kimyasal çalışmalar ve çıkan sonuçlar da türün teşhisi için bir netlik kazandıramamıştır. Bu çalışmada Ferula rigidula' nın ayrıntılı olarak iç ve dış morfolojik özellikleri belirlenmiş ve ona yakın olan F. halophila ve F. orientalis türlerinin gövde, pedunkul, yaprak ve meyve anatomileri karşılaştırılarak, birbirlerinden farkları belirlenmiştir. Ayrıca Ferula türlerinin etnobotanik yönden özellikleri araştırılmış ve tablo şeklinde sunulmuştur. Şu ana kadar var olan ve türü teşhis etmede kullanılan karakterlerin bilgilerinin netlik kazanması sağlanmış ve sayısal verilerle de bunlar desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ferula rigidula, Umbelliferae, Türkiye, morfoloji, anatomi
Anadolu Üniversitesi Esse Herbaryumu'ndaki Brassicaceae Burnett familyasının revizyonu
Brassicaceae Burnett (Sin.: Cruciferae) familyası tüm dünyada, özellikle Tacikistan ve Türkiye merkez olmak üzere kuzey ılıman ve genellikle kuru yerlerde yayılış gösterir. Farklı koşullarına adapte olmuş familya üyelerinin kendilerine has keskin tat ve kokuları içerdikleri glikosinolatlardan kaynaklanır. Ayrıca folik asit, fenolik bileşikler, karotenoitler, selenyum ve C vitamini içerirler. Kök, taze gövde, yaprak, çiçekli gövde ve tohumları halk arasında ağrı kesici, ateş düşürücü, temizleyici, laksatif, diüretik, febrifuj, yara iyileştirici, tonik, iştah artırıcı gibi tıbbi amaçlar ve sebze olarak kullanılır. Belirtilen özellikleri nedeni ile önemli bir familya olarak bu çalışmada Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ESSE Herbaryumu'nda 1975-2019 yılları arasında yapılan arazi çalışmaları ile toplanmış Brassicaceae Burnett. familyası örneklerinin revizyonu gerçekleştirilmiştir. Familyaya ait 557 herbaryum örneği incelenmiş ve 57 cins 238 tür ve tür altı takson tespit edilmiştir. Sadece familya seviyesinde kaydı yapılmış 230 herbaryum örneğinin, cins/tür/tür altı seviyesinde tayinleri yapılmıştır. 20 herbaryum örneğinin farklı familyaya ait örnekler olduğu görülmüştür. En çok tür ile temsil edilen cisnler sırası ile Alyssum L. (29 tür), Isatis L. (18 tür), Aethionema R.BR. (15 tür), Erysimum L. (12 tür), Hesperis L. (11 tür), Thlaspi L. (10 tür) ve Sisymbrium L.(7 tür) olarak belirlenmiştir.
Thymus sibthorpii benth. üzerinde morfolojik, anatomik ve kimyasal çalışmalar
Bu çalışmamızda tıbbi ve aromatik büyük öneme sahip Thymus cinsi türlerinden Thymus sibthorpii Benth. teşhis edilerek, morfolojisi, anatomisi ve uçucu yağ bileşenleri aydınlatılmış, etnobotanik kullanım alanları tespit edilmiştir. Morfolojik incelememizde, türün tanımı verilmiş, ayrıntılı karakteristik özellikleri açıklanmıştır. Bitkinin genel görünüşü, gövde yaprağı, brakte, brakteol, çiçek, meyve şekilleri çizilmiştir. Anatomik incelememizde, türün kök, çiçekli gövde, yapraklarının içyapısı açıklanmıştır. Bitkinin şematik ve anatomik şekilleri mikroskop altında fotoğraflanmıştır. Uçucu yağ bileşenleri incelememizde, türün yağ verim yüzdesi hesaplanmış ve uçucu yağın içeriğindeki ana bileşenler tespit edilmiştir. Etnobotanik çalışmamızda, Eskişehir bölgesinde halk ilacı olarak kullanılan Thymus L. cinsine ait türlerin etnobotanik kullanım şekilleri ve hangi amaçlarla kullanıldığı ayrıca ülkemizin çeşitli bölgelerinde Thymus L. cinsine ait türlerin etnobotanik kullanımı tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda T. sibthorpii gövde yaprakları uzun (7-13mm), kaliks boyu en fazla 3,5 mm dir. Bitki ginodioiktir. Salgı tüyleri Lamiaceae tipindedir. Korolla mor, leylak rengindedir. Yapraklar lanseolat, subakut ya da obtustur. Çiçekli gövdeden alınan kesitte gövdenin dörtköşe yapısı gözlemlenmiştir. Türün yaprakları bifasiyal yapı göstermektedir. T. sibthorpii' nin uçucu yağ verimi %0,62 olarak hesaplanmış, uçucu yağ ana bileşenleri Geraniol (%42,5), Timol (%21,5), Geranil asetat (%16,8) olarak tespit edilmiştir. Etnobotanik çalışmamızda özellikle grip ve soğuk algınlığına karşı kullanıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Lamiaceae, Thymus, Morfoloji, Anatomi, Etnobotanik.
Nepeta phyllochlamys P. H. Davis türü üzerine taksonomik, fitokimyasal ve biyolojik araştırmalar
Tez kapsamında Lamiaceae familyasına ait ve lokal endemik bir tür olan Nepeta phyllochlamys P. H. Davis türü ile çalışılmıştır. N. phyllochlamys türünün farklı popülasyonlardan örnekleri toplanarak morfolojik ve anatomik özellikleri incelenmiş ve bulguların Türkiye Florası'nda geçen tür betimleriyle uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca türün doğal yayılış alanlardaki farklı popülasyonlardaki bireylerin morfolojik ve fitokimyasal özellikleri arasındaki ilişki ortaya konmuş ve moleküler çalışmalar yapılarak genetik varyasyonları, uçucu yağ bileşenleri, ekstrelerin biyolojik etkileri belirlenmiştir. Yapılan antioksidan (DPPH• deneyi), antibakteriyel, antikandidal ve toplam fenol miktar deneyleri sonucunda bitkinin dikkat çekici seviyede aktif olmadığı gözlenmiştir. Ancak verilerin literatüre kazandırılması açısından tez kapsamında yapılan deneyler önem taşımaktadır. Tez çalışmamızda farklı lokalitelerden toplanan türün ana bileşenlerinin karyofillen oksit, β-pinen, linalol, T-kadinol, α-pinen ve 14-nor-kadin-5-en-4-on (izomer A) gibi bileşenlerden oluştuğu görülmüştür. Yapılan DNA dizi analizleri ile N. phyllochlamys'in %96 oranında N. cataria L. ile benzerlik gösterdiği görülmüştür. Blast analizlerine göre oluşturulan dendrogramda ise N.heliotropifolia, N. cataria ve N. grandiflora türü ile küme oluşturdukları belirlenmiştir.
Endemik Bupleurum anatolicum Hub.-Mor.et Reese ve Bupleurum euboeum Beauverd türlerinin taksonomik ve fitokimyasal özellikleri
Bu çalışmada endemik Bupleurum anatolicum Hub.-Mor.et&Reese ve Bupleurum euboeum Beauverd türlerinin doğal yayılış alanlarındaki 6 farklı popülasyondan toplanarak Türkiye Florası ile karşılaştırmalı olarak morfolojik, anatomik, mikromorfolojik, moleküler taksonomik özellikleri ve uçucu yağ bileşenleri ortaya konulmuştur. Morfolojik çalışmalarda doğal ortamında fotoğraflanmış 6 farklı lokaliteden toplanan sayısı değişken örneklerle ışın, brakte, petal, anter, stilopodyum, stilus, meyve boy ölçümleri ve istatistiksel analizleri tablolaştırılmış, Türkiye Florası deskripsiyonu ile karşılaştırılmıştır. Anatomik çalışmalarda kök, gövde ve yapraklardan mikrotomla kesit alınarak fotoğraflanmış, iç yapıları aydınlatılmıştır. Mikromorfolojik çalışmalarda meyve ve polen yüzeyleri SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu)' de fotoğraflanmıştır. Kimyasal çalışmalar için 6 farklı lokasyon için kurutulup parçalanmış örneklerden mikrodistilasyon yöntemiyle uçucu yağ eldesi sağlanmıştır. Elde edilen uçucu yağların kimyasal bileşimleri GK/KS ve GK ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre B. euboeum türü 3 lokasyon için undekan ve heptanal, uçucu yağ ana bileşenleri olarak belirlenmiştir. B. anatolicum türü 3 lokasyon için tridekan ve tetradekan ana bileşen olarak belirlenmiştir. Moleküler çalışmalarda ITS1-ITS4 gen bölgeleri PCR ile çoğaltılmış, bu bölgelerin baz dizilimleri DNA sekanslama ile belirlenmiştir. Baz dizilimleri dünya gen bankasındaki veriler ile karşılaştırılmış ve filogenetik ağaç çıkarılmıştır.
Türkiye'de yetişen bazı althaea L. türleri üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Bu çalışma, bitkilerle güvenli tedavinin ilk basamağı olan, bitkilerin bilimsel tayini için botanik standardizasyonu üzerinedir. Seçilen tıbbi bitki; ülkemizde yetişen Althaea officinalis L. (hatmi) dir. Bitkinin botanik standartlarını iyi tanımlayabilmek için, Althaea L. (Malvaceae) cinsine ait olan ve ülkemizde yetişen yakın türler de (A.hirsuta L., A.cannabina L.) inceleme kapsamına alınmıştır. Çalışmada kullanılan örnekler doğal yetişme ortamından toplanmıştır. Bunun için Türkiye'nin batısında arazi çalışmaları yapılmış (nisan - temmuz 2019), İstanbul, Tekirdağ, Edirne ve Çanakkale'den örnekler toplanmıştır. Türler üzerinde; morfolojik, kökleri üzerine anatomik ve toz kökleri üzerinde makroskobik-mikroskobik çalışmalar yapılmış, literatür kayıtları ve herbaryum örnekleriyle karşılaştırılmıştır. Bulgular, türlerarası karşılaştırma tabloları halinde, görsellerle desteklenerek sunulmuştur. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; bitkinin bilimsel tayininde, toz drog üzerinde yapılacak çalışmaların, özellikle yakın türler için yeterli olmayacağı bununla birlikte anatomik çalışmaların daha ayırdedici olduğu görülmüştür. Anatomik çalışmalar sonucunda türler arasındaki farklılıklar; kortekste A.officinalis türünde yoğun nişasta taşıdığı, A.cannabina türünde az nişasta taşıdığı, A.hirsuta türünde nişasta taşımadığı; druz kristallerinin A.officinalis türünde tüm alanlarda yaygın ve yoğun, A.cannabina türünde kortekste yoğun, A.hirsuta türünde kortekste nadir; yağ taşıyan hücrelerin A.officinalis türünde tüm alanlarda yaygın, A.cannabina türünde kortekste yoğun, A.hirsuta türünde yok; sklerenkima lifleri A.officinalis ve A.cannabina türlerinde az ligninleşmiş, A.hirsuta türünde yoğun ligninleşmiş olarak gözlenmiştir. Ek olarak Althaea officinalis L., radix'in botanik standardizasyonu için, türler arası farklılıklar da göz önünde bulundurularak referans tür monografı hazırlanmıştır. Ayrıca A.hirsuta ve A.cannabina türlerinin kökleri üzerindeki anatomik çalışmalar ilk kez bu çalışma kapsamında yapılmıştır. Anahtar Kelimeler : Althaea officinalis, Hatmi, Malvaceae, Botanik standardizasyon, Fitoterapi
Bazı Sideritis L. türleri üzerinde biyolojik aktivite çalışmaları
Bu tez çalışmasında, Türkiye' de yetişen yedi endemik Sideritis türü olan S. arguta Boiss. & Heldr., S. brevibracteata P.H. Davis, S. congesta P.H. Davis & Hub.-Mor., S. hololeuca Boiss. & Heldr., S. rubriflora Hub.-Mor., S. stricta Boiss. & Heldr. apud Bentham, ve S. tmolea P.H.Davis'in in-vitro tirozinaz (TYR) ve kolinesteraz (ChE) inhibitör aktiviteleri ile toplam fenolik madde içerikleri ve DPPH• radikal süpürücü etkileri araştırılmıştır. Bitkilerin toprak üstü kısımlarından metanol (MeOH) ekstreleri hazırlanmış, en yüksek toplam fenolik madde miktarı S. stricta'da (253.53 ± 4.37 GAE/g), en yüksek DPPH• radikal süpürücü aktivite S. arguta'da (IC50=20.37 ± 0.32 μg/mL) tespit edilmiştir. Alzheimer hastalığı (AH) ile ilişkilendirilen asetilkolinesteraz (AChE) ve bütirilkolinesteraz (BChE) enzimleri üzerindeki inhibitör etkilerine bakıldığında, en yüksek inhibisyon değerlerini AChE'ye karşı S. rubriflora (%İnhibisyon=52.855 ± 1.923), BChE'ye karşı S. stricta (%İnhibisyon=41.275 ± 1.949) vermiştir. Parkinson hastalığı (PH) ile ilişkilendirilen TYR enziminin inhibisyonu deneyinde, S. stricta'nın en yüksek inhibitör etkiye sahip olduğu belirlenmiştir (IC50=288.5 ± 9.17 µg/mL). S. stricta'nın ardından, S. congesta (IC50=895.45 ± 7.83 µg/mL) ve S. hololeuca (IC50=1565.25 ± 17.59 µg/mL) önemli TYR inhibitör etkiler sergilemişlerdir. Fenolik madde içerikleri, antioksidan, TYR, AChE ve BChE inibitör özellikleri, Sideritis türlerinin eczacılık, kozmetik ve gıda sanayiinde değerlendirilebilecek önemli doğal kaynaklar olduğunu göstermektedir.
Hypericum perforatum L. türünün genetik varyasyonu ve uçucu yağ bileşenlerinin toprak koşulları ile ilişkisi
Eski çağlardan beri insan sağlığının iyileştirilmesinde bitkiler önemli bir yere sahiptir. İnsanlar bitkileri terapötik ve koruyucu amaçlarla doğal kaynaklı olmaları nedeni ile güvenilir görmekte ve bitkisel ürünleri bu nedenle kullanmaktadır. Tıbbi önem taşıyan ve geleneksel olarak kullanılan bu bitkilerden biri de Hypericum perforatum L.'dur. Halk arasında yanık ve yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla yaygın olarak kullanılan bu bitkinin yara iyileşmesi üzerindeki olumlu etkileri yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu tez kapsamında Hypericum cinsine ait H. perforatum L. türünün bulunduğu bölge itibari ile toprak koşulları ve genetik varyasyonun uçucu yağ bileşenleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Deneysel çalışmalar ile H. perforatum L.'un uçucu yağ bileşenleri belirlenerek, toprak analizi ile toprak yapısı aydınlatılmış ve genetik özellikleri araştırılmıştır. Bu bitki için moleküler yapı ile toprak ve uçucu yağ bileşenleri karşılaştırması üzerine yapılmış çalışma sayısının az oluşu bizi bu araştırmaları yapmaya yöneltmiştir. H. perforatum L. bitkisi toplandıktan sonra toprak üstü kısımlarının serin ve nemsiz ortamda kurutulması sağlanmıştır. Kurutulan toprak üstü kısımlara Avrupa Farmakopesi'ne (2010) uygun olarak hazırlanmış Clevenger apareyi ile hidrodistilasyon uygulanmıştır. Hidrodistilasyon ile elde edilen uçucu yağın kompozisyonu GC/MS ile incelenmiştir. Moleküler düzeyde yapılan analizlerin ilk aşaması DNA izolasyonudur. Her bir bitkinin DNA'ları izole edilerek PCR'a hazırlanmış ve ardından DNA dizi analizleri yapılmıştır. Bitkilerin toplandıkları yerden 10 cm derinlikten toprak örnekleri alınarak, bu örneklerde toprak rengi, toprağın fiziksel analizi, pH'sı, toprakta bulunan tuz, kalsiyum karbonat, total azot (N), bitkiler tarafından kullanılabilir fosfor, organik madde, demir, bakır, çinko ve mangan miktar tayinleri yapılmıştır. Örneklerdeki mikro element miktarlarını belirlemek amacıyla da Eskişehir Toprak Araştırma ve Ekoloji Enstitüsü Laboratuvarı'ndaki Atomik Absorbsiyon aleti kullanılmıştır. Tüm sonuçların korelasyonu yapılarak birbirileri ile ilişkileri sonuçlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: H. perforatum L., Uçucu yağ, DNA, Toprak.
Eskişehir çevresinde yetişen bazı Calendula L. türleri üzerinde farmasötik botanik ve fitokimyasal araştırmalar
Çiçekli bitkilerin en geniş familyası olan Asteraceae familyasına ait Calendula L. cinsi, Türkiye'de üç tür ile temsil edilir. Bunlar; Calendula suffruticosa Wahl., Calendula officinalis L. ve Calendula arvensis L.'tir. Türlerin içinde kozmetik ve ilaç sektöründe oldukça popüler olan C. officinalis, halk arasında genellikle "Aynısafa otu" diye isimlendirilir. Antik çağlardan bu yana kullanılan bu bitkinin deri enflamasyonlarının, yaraların, yanıkların, morlukların ve kesiklerin iyileşmesini kolaylaştırdığı bilinmektedir. İnfüzyon, tentür, sıvı ekstre, soğuk sıkım yağ ve merhem şeklinde hem dahili hem de harici olarak kullanılır. Bu çalışmada, Eskişehir çevresinde 4 farklı lokaliteden toplanılan C. officinalis türünün; taksonomik, morfolojik, anatomik özellikleri ve fitokimyasal içerikleri incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda, türün detaylı tanımı ve çizimleri verilmiştir. Anatomik çalışmalarda, kök, gövde ve yapraklardan enine kesitler alınmış, iç yapıları aydınlatılmıştır. Kökü sekonder yapıdadır. Gövdesi 7-8 köşelidir. İletim demetleri halka şeklinde dizilmiş ve 15-16 adettir. Öz bölgesi doludur. Gövde üzerinde çok sayıda örtü ve Compositae tipi salgı tüyü bulunmaktadır. Yaprakları bifasiyal tiptedir. Stomaları amfistomatik ve mezomorftur. Anomositik tiptedir. Fitokimyasal çalışmalarda ise, bitkinin toprak üstü kısımlarından su distilasyonu yöntemiyle 4 farklı lokaliteden uçucu yağ elde edilmiş, uçucu bileşiklerin GK ve GK/KS ile analizleri yapılmıştır. C. officinalis'in uçucu yağ ana bileşenleri α-kadinol (%31,2-34,5), δ-kadinen (%15,2-18,8) ve T-murolol (%6,3-8,2)'dür. Anahtar Sözcükler: Asteraceae, Calendula officinalis L., Aynısafa, Morfoloji ve Anatomi, GK/KS, α-kadinol
Fritillaria imperialis L. ve Fritillaria persica L. türleri üzerinde farmasötik botanik ve fitokimyasal araştırmalar
Bu çalışmada Liliaceae familyasına ait Fritillaria imperialis L. ve Fritillaria persica L. türleri farmasötik botanik ve fitokimyasal yönünden incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda türlerin kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi karakterleri fotoğraf ve çizimler ile desteklenmiştir. Morfolojik bulgular 'Flora of Turkey' ve 'Resimli Türkiye Florası' eserleri ile kıyaslanarak tablolar halinde verilmiştir. Anatomik çalışmalarda türlerin kök, gövde ve yaprak kısımlarının kesitleri alınarak kesitler çeşitli boyalar ile boyanmıştır. Dijital kamera ile fotoğraflanan türlerin monokotil grubu ile benzerlikleri ve iki türün birbiriyle olan anatomik ilişkisi açıklanmıştır. Ayrıca bu türlerin bulbları üzerinden yapılan Katı Faz Mikroekstraksiyon yöntemi ile uçucu bileşikleri aydınlatılmıştır.
Pharmaceutically botanical and phytochemical studies on lavandula angustifolia mill. (Lamiaceae) species cultured in turkey
L. angustifolia Mill. (Lamiaceae), which is called the Medical Lavender in Anatolia, grows mostly in the Mediterranean region in our country but it is cultivated in many parts of our country. L. angustifolia Mill. Morphological, morphometric properties, phytochemical components and ratios, microbiological activity and anatomical structure of the cultures of the species were given for the first time in this study. Microbiological and phytochemical analysis of essential oils were made and a comparison was made with the commercially available lavender oil. In this study, the effects of soil structure, altitude and humidity on the plant structure and volatile oil of the variable structures on the species were investigated. The findings are compared with the description of Davis in "Flora of Turkey". In addition, morphological and anatomical structure of the species was supported with photographs and drawings.
Lophanthus turcicus dirmenci, yıldız & hedge (lamiaceae) üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Lophanthus Adans. cinsi Lamiaceae familyasının bir üyesi olup, 2010 yılında yeni bir cins ve yeni bir tür olarak (L. turcicus) Türkiye florasına kazandırılmıştır. Bu çalışmada endemik olan L. turcicus farmasötik botanik yönden araştırılmış türün morfolojik, anatomik, tüy yapısı, palinolojik özellikleri ile kimyasal (antioksidan özellik, fenolik bileşikler, biyolojik etki) özellikleri ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Morfolojik çalışmalarda türün ayrıntılı deskripsiyonu verilmiş, çizim ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Tüy morfolojisinde bitkinin vejetatif ve generatif organlarındaki tüylerin yapısı ve dağılımı verilmiştir. Anatomik çalışmalarda ise odunsu, otsu gövdeler ile yapraklarından kesitler alınarak anatomik yapıları aydınlatılmıştır. Palinolojik çalışmalarda polenlerin fotoğrafları çekilerek polen özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca bitkinin kimyasal çalışmalarda ise 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil (DPPH) radikalini süpürücü etki tayini, β-Karoten/Linoleik asit oksidasyonunu inhibe edici etki tayini, indirgeme gücünün belirlenmesi ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit radikal katyonu (ABTS●+) süpürücü etki ile antioksidan özelliği, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile fenolik bileşikleri, 3-(4,5-dimetiltiazol-2-il)-2,5-difeniltetrazolyum bromür (MTT) testi ile antikanser etkisi ve lipoksijenaz enzim inhibisyonu ve siklooksijenaz enzim inhibisyonu araştırılmıştır. Kimyasal sonuçlara göre antioksidan kapasitesinin düşük olduğu saptanmıştır. Fenolik bileşik olarak 14 madde tanımlanmıştır. Lipoksijenaz enzim inhibisyon deneylerine göre zayıf inhibisyon etkiye sahip olduğu, A549 hücre dizisine karşı düşük dozda sitotoksik etki gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Lophanthus turcicus, Morfoloji, Anatomi, Palinoloji, Kimyasal.
Türkiye'de yayılış gösteren Agrimonia L. cinsi (rosaceae) üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Türkiye Florasında Agrimonia L. cinsi 2 türle temsil edilmektedir. Bu türler; A. eupatoria L. ve A. repens L.'dir. Bu çalışmada, Rosaceae familyasına dahil iki Agrimonia türü farmasötik botanik yönden araştırılmış, türlerin morfolojik, anatomik, palinolojik ve kimyasal (uçucu yağ ve enzim inhibisyonu) özellikleri ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Morfolojik çalışmalarda türlerin ayrıntılı tanımları verilmiş ve çizimlerle desteklenmiştir. Her iki türün çiçek durumu, uzunluğu, çiçekler arası mesafe, çiçek sapları, sepal, petal ve hipantiyum uzunlukları açısından ve meyve üzerinde bulunan sert tüylerin pozisyonları bakımından fark gösterdiği belirlenmiştir. Anatomik çalışmalarda türlerin gövde ve yapraklarından kesitler alınarak daimi preparatlar haline getirilmiş ve anatomik yapıları aydınlatılmış ancak ayırt edici bir fark saptanamamıştır. Palinolojik çalışmalarda masaüstü taramalı elektron mikroskobunda örneklerin fotoğrafları çekilmiş ve palinolojik özellikleri belirlenmiştir. A. eupatoria polenlerinin, A. repens'e göre daha uzun ve geniş olduğu, diğer karakterlerde ise bir fark olmadığı gözlenmiştir. Kimyasal çalışmalarda Agrimonia türlerinin uçucu yağları GK/KS yöntemi ile analiz edilmiş ve yağların bileşenleri; A. eupatoria için metilmirtenat (% 49,1) ve α-pinen (% 24,7), A. repens için α-pinen (% 43,3), hekzadekanoik asit (% 31,3), selina-4,11-dien (=4,11-eudesmadiene) (% 6,9), 7-epi-α-selinen (% 6,6) olarak tanımlanmıştır. Ayrıca türlerin siklooksijenaz (COX) ve lipooksijenaz (LOX) enzim aktivitesi inhibisyon deneyleri yapılmış, A. eupatoria ve A. repens'in COX-2 enzim aktivitesi üzerinde etkili olmadığı COX-1'de A. eupatoria'nın A. repens'ten daha etkili olduğu; LOX'da ise A. repens'in etkisiz olduğu belirlenmiştir.
Türkiye'de yetişen Vinca L. cinsine ait bazı taksonlar üzerinde farmasötik botanik ve fitokimyasal araştırmalar
Vinca L. (Cezayir Menekşesi) Apocynaceae familyasının cinsidir ve bu cinse ait ikisi endemik olmak üzere altı takson doğal yayılış göstermektedir. Bu çalışmada, Vinca minor L. türü ve Vinca major subsp. major L. alttürünün doğal ve kültür formları morfolojik, anatomik ve fitokimyasal özellikleri yapılan çalışmalar sonucunda karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda; Vinca L. taksonlarının; kök, gövde, yaprak ve çiçeklerinin karakterleri incelenip, morfolojik deskripsiyon hazırlanarak çizimleri yapılmıştır. Anatomik çalışmalarda; kök, gövde ve yapraktan enine kesit ayrıca yapraktan üst ve alt yüzeysel kesitler alınarak incelenmiştir. Kimyasal çalışmalarda; bitkinin toprak üstü kısımlarından elde edilen uçucu yağların GC ve GC/MS çalışması yapılmıştır. Morfolojik ve anatomik çalışmalarda taksonlar arasında belirgin ayırt edici farklılıklar olmadığı gözlenmiştir. Fitokimyasal çalışmalar sonucunda her iki takson için de -karyofillen ve hekzadekanoik asit ana bileşik olarak bulunmuştur.
Kıbrıs'ta yetişen Acanthoprasium integrifolium (BENTH.) ryding ve ballota nigra subsp. ruderalis (SW.) briq. türleri üzerinde farmasötik botanik araştırmalar
Bu çalışmada Lamiaceae familyasına ait Kıbrıs'ta yetişen Ballota nigra subsp. ruderalis alttürü ve Acanthoprasium integrifolium endemik türü farmasötik botanik yönden araştırılmış, türlerin morfolojik, anatomik, tüy yapısı, palinolojik ve kimyasal (uçucu yağ, antioksidan aktivitesi ve fenolik bileşikler) özellikleri ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Morfolojik çalışmalarda türlerin ayrıntılı deskripsiyonları verilmiş, çizim ve fotoğraflarla desteklenmiştir. Tüy morfolojisi için SEM'de ayrıntılı inceleme yapılmış, tüylerin vejetatif ve generatif organlardaki yapısı ve dağılımı verilmiştir. Anatomik çalışmalarda ise gövdeden enine, yapraktan ise enine ve yüzeysel kesitler alınarak anatomik yapıları aydınlatılmıştır. Polen morfolojisi için SEM'de örneklerin fotoğrafları çekilmiş ve palinolojik özellikleri belirtilmiştir. Kimyasal çalışmalarda türlerin uçucu yağları GK ve GK/KS yöntemi ile analiz edilmiştir. A. integrifolium için bisiklogermakren (%16,3), β-karyofilen (%15,0) ve germakren D (%8,4), B. nigra subsp. ruderalis için ise germakren D (%16,7), (Z)-β-farnesen (%16,6) ve β-karyofilen (%15,7) ana bileşenler olarak bulunmuştur. Ayrıca türlerin 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil radikalini (DPPH●) süpürücü etki tayini ve 2,2'-azino-bis-3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit radikal katyonu (ABTS●+) süpürücü etki ile antioksidan özelliği, yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) ile fenolik bileşikleri araştırılmıştır. Kimyasal sonuçlara göre A. integrifolium'un antioksidan aktivitesi ve toplam fenolik madde miktarı B. nigra subsp. ruderalis'ten daha fazladır. Anahtar Sözcükler: Acanthoprasium integrifolium, Ballota nigra subsp. ruderalis, Kimyasal Morfoloji, Anatomi, .
Türkiye'de yetişen Origanum l. (Labiatae) cinsi üzerinde farmasötik botanik araştirmalar
Labiatae familyasına ait olan Origanum L. cinsinin yeryüzünde doğal 43 türü (62 takson) bulunmaktadır. Türkiye'de ise türlerin sayısı yeni ilavelerle birlikte 22'ye (30 takson) ulaşmıştır. Türkiye'de kekik olarak bilinen bu bitkilerin bazıları halk ilacı ve baharat olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada doğadan toplanıp herbaryum materyali haline getirilmiş Origanum L. örneklerinin toprak üstü kısımları toz edilmiş ve preparatlar hazırlanarak ışık mikroskobunda incelenmiştir. Türleri birbirlerinden ayırt etmede kullanılabilecek örtü tüyü, Labiatae tipi salgı tüyü, epiderma, stoma, parenkima hücresi, sklerenkima, polen gibi yapılar gözlenmiş, çizim tübü ile şekilleri çizilmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Bu çalışma sonucunda, Türkiye'de yetişen Origanum taksonlarının mikroskobik karakterleri belirlenmiş ve taksonlar bu karakterlere göre gruplandırılmış ve tablolar halinde verilmiştir.
Malatya ilindeki doğal alanlarda yayılışı olan urtica dioica l. taksonlarının uçucu yağ içeriklerinin genetik ve çevresel faktörlere bağlı değişimi
Amaç: Malatya ilindeki Urtica dioica türüne ait populasyonların toprak üstü ve köklerindeki uçucu yağ içeriklerinde, genetik ve çevresel farklılıklara bağlı değişimin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Malatya ilinde belirlenen 15 farklı populasyondan 10 tanesi morfoloji, uçucu yağ ve moleküler çalışmalarda kullanılmıştır. Morfolojik çalışmalar için 48 adet nicel ve 5 adet nitel olmak üzere toplam 53 karakter belirlenmiştir. Uçucu yağ eldesi için kurutulmuş örnekler hidro-distilasyon yöntemi kullanılarak uçucu yağları çıkarılmıştır. Elde edilen yağ örneklerinin içindeki kimyasal bileşenlerin belirlenmesinde gaz kromotoğrafisi kütle spekrofotometresi (GS-MS) kullanılmıştır. Her populasyondan ayrı olarak elde edilen DNA' lar kullanılarak RAPD ve SRAP yöntemleri ile PCR uygulaması yapılmıştır. Elde edilen tüm verilerinden faydalanılarak PAUP programı aracılığı ile populasyonlar arasındaki filogenetik ilişkileri gösteren kladogram ve filogram şeklindeki UPGMA ağaçları elde edilmiştir. Bulgular: Morfolojik özellikleri karşılaştırıldığında 23'ü nicel ve 3'ü nitel olmak üzere toplam 26 karakterden 4 farklı grup elde edilmiştir. Uçucu yağ çalışmaları sonucunda 338 tane farklı kimyasal bileşik tespit edilmiştir. Bunlardan topraküstü kısımlarında 144, kök kısımlarında ise129 ana bileşenin olduğu belirlenmiştir. Moleküler çalışmalarında 10 tane RAPD primeri ile elde edilen toplam 123 banttan 32 tanesinin polimorfik olduğu, 9 tane SRAP primeri ile elde edilen toplam 60 banttan 18 tanesinin polimorfik olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Urtica dioica subsp. dioica taksonunun Malatya populasyonları uçucu yağ içerikleri bakımından karşılaştırıldığında yüksekliğe bağlı olarak gruplanmaların olduğu görülmüştür. 1000 m' nin altında yayılışı olan Battalgazi populasyonunun uçucu yağ içerikleri bakımından diğer populasyonlardan farklı olduğu belirlenmiştir. Elimizdeki RAPD ve SRAP primerler kullanılarak yapılan moleküler çalışmalar sonucunda populasyonlar arasındaki farklılığın uçucu yağ ile ilişkisi belirlenememiştir. Anahtar Kelimeler: Malatya, RAPD, SRAP, Uçucu yağ, Urtica
Hypericum thymopsis boiss. (Hypericaceae) türünün bazı fenolik bileşiklerinin, antioksidan kapasitesinin ve uçucu yağ kompozisyonunun belirlenmesi
Amaç: Bu tezin amacı Türkiye'de endemik bir tür olan Hypericum thymopsis türünün morfolojik özelliklerinin, bazı fenolik bileşiklerinin, antioksidan kapasitesinin ve uçucu yağ kompozisyonunun belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Bitki materyalleri gerçekleştirilen arazi çalışmaları ile toplanmıştır. Morfolojik çalışmalar örnekler üzerinde karakter analizleri ve ölçümler ile yapılmıştır. Antioksidan aktivitelerin belirlenmesinde DPPH ve ABTS yöntemleri kullanılmıştır. Fenolik bileşiklerin belirlenmesi HPLC analiz yöntemi ile yapılmıştır. Uçucu yağ analizi 3 farklı popülasyona ait örnekler üzerinde, GC/MS analiz yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Morfolojik incelemelerde bazı popülasyona ait örneklerin türün betimine göre gövdesinin daha uzun (15-20 cm), yapraktaki şeffaf gland sayısının daha fazla (c.50), sepalinin daha büyük (2-2.5 x 1 mm) ve sepal gland sayısının daha fazla (8 adet) olduğu gibi farklılıklar tespit edilmiştir. Örneklerinin IC50 değerleri incelendiğinde, DPPH yönteminde en yüksek antioksidan etkiyi çiçek ekstreleri göstermiştir. ABTS yönteminde en güçlü radikal süpürme kapasitesini TA3004 nolu örneğin yaprak ekstresi göstermiştir (87.42 μg/ml). Ana bileşenler α-Pinen, Spatulenol ve Limonen olarak belirlenmiştir. Bitkinin yaprak ekstresinde 7.040 mg/kg rutin, 4.463 mg/kg quersetin, çiçek ekstresinde ise 1.992 mg/kg hiperisin, 11.213 mg/kg rutin ve 4.250 mg/kg kersetin olduğu saptanmıştır. Sonuç: Morfolojik farklılıklar türün betiminin genişletilmiş sınırları içinde değerlendirilmiştir. Hypericum thymopsis türün antioksidan özelliği ilk kez bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Uçucu yağ analizi ile türün farklı kemotipleri belirlenmiştir. Ayrıca örneklerin içerdiği bazı fenolik madde miktarları tayin edilmiştir.
Konak (Malatya) yöresi halk ilaçları
Amaç: Bu çalışma, Malatya ilinin Yeşilyurt ilçesine bağlı Konak beldesinin geleneksel olarak kullanılan halk ilaçlarını belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Mayıs 2015-Kasım 2016 tarihleri arasında beldenin 3 mahallesine gidilerek yüzü aşkın kişiyle görüşülüp içlerinden 68 kişi (% 38.2 erkek, % 61.8 kadın) kaynak kişi kabul edildi ve yaş ortalamaları 64 olarak hesaplandı. Arazi çalışmalarına katılan kaynak kişilerle beraber 243 herbaryum örneği toplandı. Toplanan örnekler İnönü Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryum' unda saklanmaktadır. Bulgular: 35 familya, 68 cins ve 85 türe ait 86 takson halk ilaçları kapsamında değerlendirildi. Bunların 62'si yabani olarak toplanan, 19'u kültürü yapılan ve 5'i ise pazardan, aktardan veya baharatçılardan alınan bitkilerdir. En çok Lamiaceae (14), Asteraceae (11) ve Rosaceae (11) familyalarına ait bitkiler kullanılmaktadır. Sonuç: En çok kullanılan bitkiler sırasıyla; Origanum vulgare L. subsp. gracile (K.Koch) Ietsw., Euphorbia grisophylla M.L.S. Khan., Euphorbia macrocarpa Bioss. & Buhse., Pelargonium endlicherianum Fenzl, Rosa canina L., Mentha longifolia (L.) L. subsp. longifolia, Mentha pulegium L. ve Mentha spicata L. subsp. spicata olarak saptandı. ICF faktörü hesaplandı. En çok mide ağrı ve ülserleri (FIC: 0.919) ile soğuk algınlığında (FIC: 0.947) kullanımlar tespit edildi. Dâhilen (%62.5) kullanım haricen (%37.5) kullanımdan daha fazladır. Dâhilen kullanımda; infüzyon (%15.5) veya çeşitli işlemlerden geçirerek (%15.5) kullanmak daha çok tercih edilmektedir.
Türkiye'de yetişen achillea l. (asteraceae)türlerinin moleküler filogenetik analizi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yayılış gösteren Achillea L. cinsine ait taksonların çekirdek DNA'sının (nrDNA) ITS bölgelerinin filogenetik bakımdan analiz edilerek, taksonların akrabalık ilişkilerinin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Bu çalışmada kullanılan bitki materyalinin büyük bir bölümü İnönü Üniversitesi Herbaryumunda (INU) mevcut herbaryum ve silika-jelde kurutulmuş örneklerden temin edilmiştir. Bununla beraber, yapılan arazi çalışmaları ile de bazı örnekler toplanmıştır. Bitkilerin nrDNA'ları izole edilmiş, ITS bölgeleri ITS5A ve ITS4 primerleri kullanılarak PCR ile çoğaltılmıştır. ITS bölgelerinin DNA dizileri belirlenmiştir. Elde edilen veriler ile analizler yapılmış ve türlerin filogenetik ilşkilerini gösteren ağaçlar elde edilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada, Türkiye'de yayılış gösteren Achillea cinsine ait 49 türe ait 61 örnek çalışılmıştır. Türlerin taksonomisi morfolojik ve moleküler filogenetik açıdan değerlendirilmiştir. Achillea'nın cins, seksiyon ve tür düzeyinde taksonomik durumu tartışılmıştır. Cins düzeyinde A. maritima (L.) Ehrend.& Y.P.Guo subsp. maritima türünün tekrar Otanthus cinsi altında O. maritumus (L.) Hoffmanns. & Link şeklinde yer alması gerektiği görülmüştür. Seksiyon düzeyinde ülkemiz Achillea türlerinin 4 seksiyon (A. sect Achillea, A. sect. Babounya (DC.) O. Hoffm., A. sect. Anthemoideae (DC.) Heimerl. ve A. sect. Ptarmica (Mill.) W. D. J. Koch) altında sınıflandırılması gerektiği saptanmıştır. Tür düzeyinde ise A. sivasica Çelik & Akpulat türünün, A. gypsicola Hub.-Mor. subsp. sivasica (Çelik & Akpulat) Arabacı & G.Uzay comb. et stat. nova olarak A. gypsicola Hub.-Mor. türünün bir alt türü olarak düzenlenmesi gerektiği belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak, ülkemizde yayılış gösteren Achillea cinsinin 4 seksiyona ait 48 tür ve 54 takson olduğu saptanmıştır.