
18
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hısse senedı pıyasalarının korelasyonlarının cografyası
It is important to understand the interactions and interdependencies between stock markets across the world, for theoretical and practical reasons such as for portfolio managers and active investors. In this thesis, we examine how the information flow around the globe interact with the non-synchronously operating stock markets in generating interdependencies between countries. Furthermore, using correlation coefficients as a measure of the co-movements among the world stock markets, we study the role of time zone differences in cross-county correlations and develop a methodology to adjust correlations to remove the impact of non-synchronous trading. As our first hypothesis, we tested the price movements of stock markets which have just closed, to see the effect of the information flow, which have already reflected by the historical prices, on the stock markets which are going to open. As our second hypothesis, correlation coefficients were cleared in terms of time differences between stock market operating hours. Our results indicated that understanding the role played by non-synchronous trading hours is import for stock market prediction studies and to understand co-movements among countries.
Borsa ıstanbul hisse getirilerinde yanlış fiyatlandırma
Stock return anomalies literature has been boosted in the last decade and the number of "anomaly factors" detected has increased dramatically which was described by Cochrane (2011) as "factor zoo". We investigated the existence of 9 stock return anomalies in Borsa Istanbul which have been survived extensive investigations in US-based literature. We found out gross profitability, return-on-asset, and composite equity issues anomalies also observed in BIST whereas asset growth and accruals anomalies work in the opposite direction compared to U.S studies. Next, by combining significant anomalies and momentum, we construct a single mispricing factor which works better than each individual anomaly in terms of anomalous behavior. Moreover, we propose a four-factor asset pricing model by utilizing the mispricing factor with market, value, and size factors. The p-value for the Gibbons-Ross-Shanken (1989)'s test that all anomalies' alphas are jointly equal to zero is 0.08 for our model and 0.016 for Fama French 3-factor model. That is, our model captures better the systematic drivers of returns in BIST.
Hisse senedi değerlemesinde teknik indikatörlerin etkinliği: Borsa İstanbul üzerine bir çalışma
Sermaye piyasaları ülkemizde belirli dönemlerde ilgi odağı haline gelmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden birkaçı, enflasyon karşısında mevduat faizinin cazibesini yitirmesi, döviz cinsinden ucuzlayan hisse senetlerine talep ve toplumun gelecekte kendilerini finansal olarak güvence altına alma isteğidir. Globalleşen dünyada bilgiye ulaşmanın giderek kolaylaşması, yatırımcıların doğru ve hızlı karar almasını gerektirmektedir. Yatırımcıların karar alma noktasında tercih ettiği hisse senedi değerleme yöntemlerinden ilki olan Temel Analiz, hisse senedinin değerinin tespit edilmeye çalışıldığı analiz türüdür. Teknik analiz ise, geçmiş fiyat verilerini kullanarak gelecekteki fiyatların tespitinin yapılmaya çalışıldığı analiz türüdür. Araştırmanın temel amacı, teknik indikatörler yardımıyla genel kıyas ölçütü olan al ve tut stratejisinin üzerinde getiri elde edilip edilmeyeceğini araştırmaktır. 01.01.2010-31.12.2020 tarihleri arasında 11 farklı indikatör çeşidi ile yapılan 34 farklı geriye dönük test ve 4 farklı kategorideki sonuçları incelenmiştir. İndikatör performansları incelendiğinde al ve tut stratejileri üzerinde getiri performansı açısından net bir üstünlük kuramadığı ancak indikatörler içerisinden testlere daha kolay uyum sağlayanlar tercih edildiğinde, düşük komisyon oranlarıyla, saatlik veya 4 saatlik grafikte, çok uzun olmayan vadelerde indikatör bazlı stratejilerin al ve tut stratejisinden performans olarak daha yüksek ve tercih edilebilir getiri sunduğu geriye dönük testlerin sonuçlarından anlaşılmaktadır.
Pay piyasalarında piyasa yönlü sürü davranışı üzerine bir araştırma: Borsa İstanbul üzerine ampirik bir uygulama
Daniel Kahneman'ın "Beklenti Teorisi" adlı çalışması ile 2002 Nobel Ekonomi Ödülünü kazanmasının ardından günümüzde Davranışsal Finans alanındaki çalışmalar giderek ön plana çıkmaya başlamıştır. Etkin Piyasalar Hipotezinin temel varsayımlarından olan rasyonel insan (Homo Economicus) kavramına ters düşen olgulardan biri de pay piyasalarında görülen irrasyonel sürü davranışı olmaktadır. Sürü davranışını pay piyasalarında tespit edebilmek için birçok nicel ölçüm yöntemi geliştirilmiştir. Sürü davranışı ölçüm yöntemlerinden en çok bilinenleri Lakonishok, Shlelifer ve Vishny Modeli (1991), Christie ve Huang Modeli (1995), Chang, Cheng ve Khorona Modeli (2000) ve son olarak Hwang ve Salmon Modelidir (2001). Bu çalışmada Borsa İstanbul'da 31.12.2016 ve 31.12.2021 tarihleri arasındaki dönemde piyasa yönlü sürü davranışının tespitine yönelik ampirik bir çalışma yapılmış ve elde edilen bulgular tartışılmıştır. Sürü davranışının tespiti için Christie ve Huang (1995) tarafından geliştirilen pay getirilerinin yatay kesit standart sapmalarına dayanan ve Chang, Cheng ve Khorana (2000) tarafından geliştirilen pay getirilerinin yatay kesit mutlak sapmalarına dayanan sürü davranışı ölçüm yöntemleri kullanılmıştır.
Halka açık ticaret bankalarının finansal performansı ve Kosova ve Türkiye'de faaliyet gösteren ticaret bankaları üzerine karşılaştırmalı bir çalışma
Finansal tabloların anlaşılması ve yorumlanması, ekonomik işletmelerin doğru kararlar vermelerinde önemli bir faktördür. Farklı insan gruplarının bankaların faaliyetleri hakkında bilgiye ihtiyacı vardır. Finansal tabloların analizi, geçmiş ve mevcut finansal durumu değerlendirmeyi amaçlayan bir yargı sürecidir. Birincil amacı, gelecekteki ekonomik koşulları ve performansı daha iyi belirlemek, tahmin etmek ve değerlendirmektir. Finansal tablolar, muhasebe verilerinin işlenmesinin son aşamasını temsil eder ve muhasebe bilgilerinin taşıyıcıları olarak sunulur. Bu çalışmanın amacı, Türk ve Kosovalı ticari bankaların finansal performanslarını karşılaştırmak ve bu bankalar arasında fark olup olmadığını değerlendirmektir. Bu kapsamda iki ülke arasındaki bankalar ile faaliyet gösterdikleri 2018-2019-2020 yılları bazında bir çalışma yapılmıştır. Veriler, 17 bankanın denetlenmiş mali tablolarından toplanmıştır. Finansal performansı karşılaştırmak için beş finansal göstergeden oluşan DuPont modeli kullanılmıştır. Bu göstergelerden elde edilen verilerden One-Way ANOVA and One-Way analizleri kullanılarak finansal performans açısından bankalar arasındaki farklılıklar test edilmiştir. Tüm analizler sonucunda, finansal göstergelerin her iki ülkenin finansal tabloları arasında bir korelasyon olduğunu söylüyoruz. Ayrıca ticari bankaların faaliyet yerleri açısından da büyük farklılıklar vardır, bu farklılıklar her iki ülkenin farklı politikalarının kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ticari bankalar, finansal performans, finansal göstergeler, bankalar finansal analiz.
Finansal piyasalarda teknik analiz yöntemi ile algoritmik alım satım stratejilerinin oluşturulması ve algoritmik ticaretin finansal piyasalar üzerindeki etkisi
Çalışmanın birinci bölümünde finansal piyasalarda alım-satım işlemlerinde kullanılan teknik analiz üzerinde yoğunlaşılmış olup, teknik analizin ne olduğu ve nasıl kullanılması gerektiği üzerine odaklanılmıştır. Çalışmada teknik analiz standart kalıpların ötesinde stratejiler bütünü olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde teknik analizin yardımıyla finans piyasalarında son zamanlarda popüler olan algoritmik ticaretin ne olduğu konusunda geniş bir perspektif sunulmuş, algoritmik ticaret stratejileri üzerinde deneysel çalışmalarla testler yapılmıştır. Yapılan testler ile algoritmik ticaret kullanılarak makine öğrenmesini sağlayıp, duygulardan uzak otomatik al-sat sistemleri üretilmiştir. Çalışmanın son kısmında ise teknolojik gelişmelerin finansal piyasalar üzerindeki etkileri ele alınmış olup, yüksek frekanslı algoritmik ticaretin piyasalardaki likidite, volatilite (oynaklık) ve fiyat keşfi üzerindeki etkilerine yer verilmiştir.
Birleşme ve satın almaların halka açık firmaların finansal performansına etkilerinin saptanması
Satın alma ve birleşme işlemlerinin şirketlerin finansal performanslara olan etkisini ölçmek için birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalarda şirketlerin finansal oran analizleri yapılmış olup geçmiş verilerle işlem sonrası veriler karşılaştırılarak gerçekleşen değişimler incelenmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışmada, BİST 100 endeksinde yer alan şirketlerin yaptıkları işlemler ele alınmıştır. 31.12.2012-31.12.2016 tarihlerinde gerçekleşen satın alma ve birleşme işlemlerinin incelendiği veri setinde 35 farklı şirketin finansal oranlarındaki değişimler incelenmiştir. Çalışma boyunca satın alma ve birleşme ile ilgili anekdotlar verilmiş olup gerekli bilgiler paylaşılmıştır. Uygulama kısmında finansal tablolar yardımıyla her bir şirket için birleşme ve satın alma öncesinde 7 farklı oran için analizler yapılmış ve işlem sonrası ortaya çıkan 3 yıllık verilerle aynı oranlar hesaplanıp karşılaştırılma yapılmıştır. Sonuç olarak, satın alma ve birleşme işlemlerinin şirketlerin finansal yapılarında negatif bir etkiye sebep olduğu saptanmıştır. Bununla beraber 7 orandan yalnızca 4 tanesinde anlamlı bir farklılık meydana geldiği ortaya çıkmıştır.
Gelişmekte olan piyasada yatırımcıların fiyatlama davranışı: Borsa İstanbul üzerine bir inceleme
1990'dan bu yana araştırmacılar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin finansal piyasalarında sürü davranışının etkisini incelemişlerdir. Sürü davranışının finansal piyasaları istikrarsızlaştırdığı varsayılmıştır ve bu nedenle piyasanın stres dönemlerinde sürü davranışının varlığını araştırmak için birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul'un yükseldiği ve düştüğü zaman sürü davranışının varlığını incelemektir. Bu çalışmada 2000 yılı başından 2018 yılı sonuna kadar günlük, haftalık, aylık hisse senedi ve sektörel veriler kullanılmıştır. Tüm veriler Finnet analiz Expertten toplanmıştır. Çalışmada sürü davranışının varlığını test etmek için CSSD ve CSAD modelleri kullanılmıştır. Ampirik bulgulara göre, pazar getirisi düştüğünde sürü davranışı daha yaygın olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, sürü davranışının yukarı ve aşağı piyasada simetrik olmadığını göstermektedir. Buna ek olarak, haftalık ve aylık verilere göre sürü davranışı günlük verilerde daha yaygındır. Ayrıca, bu çalışma 1 Ocak 2000 ile 31 Aralık 2018 arasındaki dönem için BIST-30 Endeksi kullanarak Borsa İstanbul'da sürü davranışının varlığını araştırmaktadır. Ayrıca çalışma, yüksek ve düşük oynaklık dönemlerinde yatırımcıların sürü davranışlarını test etmektedir. Çalışmanın bulguları, pazarın getirisi düştüğünde sürü davranışının daha yaygın olduğunu ve üç veri türünden günlük verilerde daha yaygın olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, yatırımcıların piyasa yükseldiğinde rasyonel olarak davrandıklarını ve piyasa düştüğünde ise irrasyonel olduklarını ve pazar consensüsü doğru birlikte hareket ettiklerini göstermektedir. Öte yandan yüksek piyasa oynaklığı dönemlerinde sürü davranış seviyesi oldukça yüksektir. Dolayısıyla Borsa İstanbul'da varlıkların fiyatlandırılmasında asimetrik bir yatırımcı davranışı olduğu sonucuna varabiliriz. Geleneksel Finansal Ekonomi teorileri, bilginin piyasada fiyat oluşumu için önemli bir rol oynadığını iddia etmektedir. Psikoloji ve Nöroloji alanındaki ampirik çalışmalar, bilginin kötü, iyi ve tarafsız bilgiye bölünebileceğini ve kötü bilginin olumlu ve tarafsız bilgiden daha güçlü ve baskın bir etkiye sahip olduğunu kanıtlamaktadırlar. Öte yanda Davranışsal Finans alanındaki ampirik çalışmalar, yatırımcı psikolojisinin fiyat oluşum sürecinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu bulgular doğrultusunda, bu çalışma Borsa İstanbul'da gün içi veya seans verilerini kullanarak yatırımcıların sürü davranışlarını da incelemiştir. Ampirik bulgulara göre, pazar getirisi düştüğünde sürü davranışının daha yaygındır ve bir işlem gününün ilk yarısında veya ilk seansta sürü davranışı daha baskındır. Bu ampirik bulgular, hangi sebeple olursa olsun, bilgi olsun ya da pisikolojik nedenler olsun yatırımcıların piyasa getirisi düştüğünde sürü davranışı gösterdiklerini veya birlikte hareket ettiklerini göstermektedir. Bu bulgu, Borsa İstanbul'da asimetrik bir yatırımcı davranışı olduğunu göstermektedir. Bulguların sonuçlarını açıklamak için olumsuzluk etkisi teorisi kullanılmıştır. Bu çalışmanın diğer amacı ise Borsa İstanbul'da asimetrik korelasyonları piyasa ve sektör endekslerini kullanarak incelemektir. Korelasyon katsayıları yuksek oynaklık dönemlerde önemli ölçüde artmaktadır. Aynı zamanda, pazar getirisi sıfırın altına düştüğünde korelasyon ilişkisi önemli ölçüde artmaktadır. Dolayısıyla, portföy çeşitlendirmesinin yatırımcıları bu iki piyasa koşulunda, aşağı yönlü risklerden koruyamayabileceği sonucuna varılabilir. Anahtar kelimeler: asimetrik korelasyon, asimetrik sürü davranışı, çeşitlendirme bulmacası, aşağı yönlü risk, olumsuzluk yanlılığı, olumsuzluk etkisi, olumsuz bilgi, olumsuz olay
BRICS ülkelerinde enflasyon ile emisyon ilişkisi
Birinci bölümde paranın ortaya çıkışı, tarihsel seyri ve enflasyon hakkında bilgi verildikten sonra, enflasyonun toplum için taşıdığı önem, türleri, beklenen ve beklenmeyen enflasyonun topluma maliyetlerine değinilmiştir. İkinci bölümde merkez bankacılığı ve merkez bankalarının bağımsızlığı kavramları hakkında bilgi verilmiş, Türkiye'de piyasaya emisyon para vermeye yetkili tek kurum olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)'nın yapısı ve organları anlatılmıştır. Çalışma kapsamında incelenen bir diğer kavram olan emisyon kavramı açıklanmış, emisyonda merkez bankalarının rolü, para talebi teorileri ve önemine değinilmiştir. Üçüncü bölümde BRICS Ülkelerindeki para ve sermaye piyasaları ile literatür taramasına değinilmektedir. Bu kapsamda BRICS oluşumu, para politikaları ile para ve sermaye piyasaları hakkında genel bilgiler verilirken, akademik dergiler, kitaplar ve akademik çalışmalar incelenerek literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Dördüncü bölüm ekonometrik çalışmaya ayrılmış olup, zaman serileri analizi ile BRICS ülkelerine ait emisyon ile enflasyon oranları arasında ilişki incelenmiştir.
Türkiye bankacılık sektöründe, türev araçların finansal riskten korunma aracı olarak kullanımının etkisi
Finansal kurumlar birçok riskle karşı karşıya kalmaktadırlar. Türev araçlar, finansal kurumların bu risklerini minimize etmelerinde yardım etmektedir. Bu çalışma, başlıca türev araç çeşitlerine ve kullanımlarına değinmektedir. Aynı zamanda, düzgün kullanıldığı takdirde türev araçların birçok yararı vardır. Fakat türev araçların hatalı kullanımı ciddi problemlere yol açmaktadır. Türev araçlar, 2008 Küresel Finansal Krizde büyük bir rol oynamıştır. Kriz çerçevesinde türev araçların kullanımı ve etik konular değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Bankacılık Sektöründe finansal riskten korunma aracı olarak türev araç kullanımının nedenlerinin ve sonuçlarının analiz edilmesidir.
Faizsiz finansta risk yönetimi
Özellikle son yarım asırda dünyada ve ülkemizde, finansal piyasalar, piyasaya katılan yeni araçlar ile çok ciddi bir gelişme kaydetmiştir. Elbette bu yeni piyasa araçlarının piyasaya katılımında yeni arayışlar ve özellikle risk yönetim ihtiyacı, arbitraj ve hedge uygulama amacı önemli rol oynamıştır. Finansal piyasalarda ortaya çıkan bu ihtiyaçlar ve özellikle spot piyasaların yetersiz kalması türev ürünlerin ortaya çıkmasına ve yatırımcıların türev ürünler ile işlem yapma ihtiyacı duymasına neden olmuştur. Türev ürünler, finansal piyasaların gelişmesine büyük katkı sağlamanın yanında ülkemiz piyasalarının yabancı piyasalar ile entegrasyonunu da kolaylaştırmıştır. Dünya genelinde çok önemli miktarlarda alım satıma konu olan türev ürünlerin, ülkemiz ekonomisi içerisindeki yeri de yıldan yıla önemli artış göstermektedir. Bu nedenle türev ürünlerin ne olduğu, risk yönetimi ve vadeli piyasalar bakımından ne anlam taşıdığı ve risk yönetim amacına nasıl hizmet ettiği konumuz açısından büyük önem taşımaktadır. Dünya üzerinde uygulanmakta olan finansal sistemin faize dayalı olması ekonomik büyüme bakımından büyük önemi haiz olsa da, faiz uygulaması çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir. En başta finansal piyasalar ile reel ekonomi arasındaki makasın açılmasının en önemli müsebbiplerinden birisi olan faiz uygulaması, çeşitli sistematik riskleri de beraberinde getirmektedir. Faizsiz finans sistemini konvansiyonel finans sisteminden ayıran tek karakteristik özellik, faizin uygulanmaması olmayıp bunun yanında belirsizlik, spekülasyon faaliyetleri gibi olgular da faizsiz finans sistemi bakımından farklılık arz etmektedir. Yapılan bu çalışmada, konvansiyonel finans sistemi bakımından çok önemli finansal ürünler olan türev araçların, faizsiz finansta uygulanabilirliği tartışılacak olup bu finansal ürünlerin faizsiz finans siteminin temel ilkelerine ne ölçüde uygun düştüğü, hangi noktalar bakımından faizsiz finans sistemine uygun olmadığı ortaya konulacaktır. Bu çalışmada hem her bir türev ürünün karakteristik özelliği hem de faizsiz finans sisteminin ilkeleri ayrı ayrı değerlendirilecek ve sonrasında uygunluk denetimi yapılacaktır. iv Anahtar Kelimeler: Finansal piyasalar, türev ürünler, faizsiz finans sistemi, konvansiyonel finans sistemi, risk yönetimi
Finansal olmayan firmaların sürdürülebilir büyümesi: Gelen ekonomi kanıtları
Higgins' (1977, 1981, 2008) model of Sustainable growth has been widely used in corporate finance application. This research investigates whether Higgins' model of sustainable growth is underestimated as suggested by the theoretical paper of Chen (2013). For this purpose, data of seven emerging economies between the years 2000 and 2015 have been used. Firms issuing secondary equity were identified from the data set. An independent t-test was used to test the difference of mean of growth for firms issuing secondary equity and firms not issuing secondary equity. Additionally, a panel regression model with random effect model is employed to identify the factors causing difference in sustainable growth and actual realized growth. The results show that Higgins model of sustainable growth is underestimated. While identifying the possible factor of underestimation, secondary equity issue is a significant factor in five emerging economies (Pakistan, India, Korea, Indonesia and Brazil) and insignificant in two emerging economies (China and Turkey). Moreover, while exploring firm-specific factors as a reason of underestimation of SGR model, we found that in the case of nonfinancial firms, leverage and size are playing important roles whereas profitability and dividend policy yield mixed results. Keywords: Emerging Economies, Panel Data, Sustainable Growth
Büyük hisse senedi fiyat hareketlerinin belirleyicileri: Opsiyon piyasasından bir perspektif
I empirically investigate the information role of trading volume of call and put options on large stock price movements. I define two variables -crash and jump- to indicate large stock price movements with respect to average return of previous 60- months for each company. Moreover, I use price-based measures and O/S ratio to indicate informed traders in the options market. The sample consists of comprehensive monthly U.S. options and stock market dataset, for 2778 individual firms, which spans the period between 1996 to 2015. I find that volume of put and call options has information about large negative movement in contrast to previous literature both before a jump and a crash. Specifically, before a crash, investors prefer to buy out-of-money put options. Moreover, put volume has a higher predictive power than call volume on crash variable. Before a jump, investors become reluctant to trade in options market. These results document that investors behave asymmetrically before good and bad news.
Döviz kuru oynaklığı ve borsa getirileri: Çin ve Türkiye örneği
This study analyzes the relationship between stock returns and exchange rate volatility in China and Turkey from 1990 to 2016. GARCH(1,1) model is employed to estimate the volatility of exchange rate. ADF unit root test is used to test for stationarity of the series. Then, relation between exchange rate volatility and stock returns is modelled with OLS Regression and Granger Causality methods. The OLS Regression results show no evidence of an impact of exchange rate volatility on stock returns in China or Turkey. On the other hand, OLS Regression results exhibit that GDP has a significant and positive impact on stock returns in Turkey and China. Regarding Granger causality findings, there is evidence of causality from exchange rate volatility to stock returns in Turkey. Moreover, Granger causality from GDP to stock returns in Turkey is found. In China, the Granger causality runs from stock returns to GDP.
Düşük volatilite ve yüksek volatilite rejimleri altında petrol fiyatı şokları ve gelişen piyasalarda hisse senedi getirileri
This study examines the relations of oil price shocks and stock returns of emerging markets in Brazil, China, Chile, Jordan, India, Mexico, South Africa, Taiwan and Turkey under the low volatility and high volatility regimes. Monthly data was used for the period of January 1997- April 2017 in the study. Markov Switching (MS) model was employed to examine the impact of crude oil prices on stock returns. Crude oil price shocks seem to have a significant impact on the emerging stock market returns. For oil-exporting markets, oil price increases have a more significant impact on stock market returns than an oil price decreases in general. On the other hand, for most oil-importing countries, both increases and decreases of crude oil prices have a null or minimal impact on stock returns in the low volatility regime. However, both increases and decreases of crude oil prices have a significant and negative impact on stock returns in the high volatility regime for most oil-importing countries
Risk kavramı ve riske maruz değer yöntemi köklü bir akü şirketinin finansallarını etkileyen faiz, kur ve LME değişkenlerinin RMD yöntemi ile tahminlenmesine yönelik bir uygulama
Finansal piyasalardaki volatilite reel sektörü bir çok konuda etkilemektedir. Özellikle uluslar arası firmalar finansal piyasalarda yaşanan kur dalgalanmalarından olumsuz etkilenmekte ve bu durum satış ve maliyet riskini ortaya çıkarmaktadır. Şirketlerin karlılıkta rekabet edebilmeleri için bu riskleri kontrol altına almaları gerekmektedir. Riske Maruz Değer yaklaşımı finansal piyasalarda ileriye yönelik riskleri ölçümleyebilen bir yöntemdir. Bu yönüyle çalışmanın temel amacı Riske Maruz Değer yaklaşımı ile piyasa riskini ölçmek ve reel sektörde faaliyet gösteren şirketin satış ve maliyet parametrelerini tahminlemektir. Ayrıca çalışmada metal piyasasında işlem gören kurşun fiyatlarının da Riske Maruz Değer yöntemi kullanılarak tahminlenmesi amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler; risk, basel komitesi, riske maruz değer, reel sektör kur riski.
KOBİ'lerde finansal tabloların kredi temerrüddü önemi ve bir uygulama
Araştırma Pride Microfinance Limited, Uganda özelinde kredi temerrüt olaylarına yol açan konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Çalışmanın amacı; i. KOBİLER tarafından hazırlanan finansal tabloların kalitesi ve kredi temerrüdünün Pride Microfinance Limited, Uganda kuruluşu üzerinde oynadığı rolü belirlemek. ii. Seçilmiş KOBİLERDE finansal tabloların kredi temerrüdüne karşı korumanın ölçüsünü değerlendirmek. iii. Seçilmiş KOBİLERDE kişisel karakterin kredi temerrüdünü etkileyip etkilemediğini değerlendirmek. iv. KOBİLERİN yukarıdakilerin dışında Pride Microfinance Limited, Uganda içinde kredi temerrüdünün diğer nedenlerini incelemek, Araştırmada, çalışma bulgularının esasını kavramak amacıyla, gerek niteliksel gerekse niceliksel verileri elde etmek için enine kesit çalışma tasarımı ve karışık yöntemler kullanılmıştır. Anket araştırması kredi çalışanları, denetçiler ve KOBİ müşterilerinden oluşan 100 kişiyi kapsamaktadır. Veriler, kendi kendine uygulanan anket sorularından elde edilmiştir. Çalışma bulguları KOBİLER tarafından hazırlanan ve denetçilere sunulan finansal tabloların düşük kalitede olduğunu, ancak mikro-finans kuruluşuna sunulan denetlenmiş finansal tabloların oldukça iyi kalitede olduğunu göstermiştir. Çalışmada finansal tabloların çoğunun kredi temerrüdünü korumadığı ortaya çıkmıştır. Mahalle baskısı, kredi ödemesinin zamanı ve kredi ürününün tipi gibi diğer faktörlerin KOBİLER arasında kredi temerrüdünde eşit paya sahiptirler. Araştırma ayrıca bazı koleric kişiliğe sahip olanların popüler optimist, soğukkanlı ve melankolik kişiliklere göre kredi temerrüdüne karşı daha hazırlıklı olduğunu da iv göstermiştir. Çalışmada, KOBİ müşterilerinin kredi başvurularını değerlendirirken, Pride Microfinance'ta çalışan kredi personelinin KOBİ'lerden ilave kefil isteme gerektirdiğini ve ayrıca KOBİ kredilerini onaylamak için işletme dönüş süresi istenmesi ve düzenli müşteri ziyaretleri yapılmasını gerektiren sözleşmeler ve ilişkili yöneticilerin ödenmiş KOBİ kredilerini izlemesi ve KOBİ kredilerini yalnızca kanıtlanabilir ve istikrarlı kar marjı olan KOBİ müşterilerine verilmesi gerektiği tavsiye edilmektedir. Anahtar kelimeler: Finansal tablolar, KOBİ, Kredi temerrüddü.
Fama-French beş faktör varlık fiyatlama modeli Türkiye geçerliliğinin test edilmesi
Fama ve French tarafından geliştirilen beş faktörlü varlık fiyatlama modelinin Türkiye'de geçerliliğinin test edilmesi amacıyla, 2007-2016 döneminde Borsa İstanbul'da(BİST) yer alan ve finansal tablolarını açıklayan 157 adet hisse senedi için, 2008 Nisan-2018 Mart dönemi getiri verileri kullanılarak regresyon analizi yapılmıştır. Modelin geçerliliğinin test edilmesi amacıyla, regresyon denklemi sabit terimleri, GRS test istatistiği ile sınanmıştır. Hisse senetlerinden oluşturulan mimik portföyler bağımsız değişken, firma büyüklüğü, defter değeri, operasyonel kar ve aktif büyüme oranına göre değişik kombinasyonlarda çeşitlendirilen portföyler bağımlı değişken olarak incelemeye dahil edilmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre, bir çok portföy için katsayıların sıfır olduğuna dair boş hipotez, beş faktör ve alt kombinasyonlarından oluşan üç ve dört faktörlü modeller için, red edilebilecek yeterli kanıt elde edilememiştir. Modeller açısından değişkenlikteki açıklayıcılık katsayısı olan ayarlanmış R kare değerleri incelendiğinde beş faktörlü modelin diğer modellere göre önemli bir gelişme sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Beş faktör model, GRS testi tarafından sabit terimlerin sıfır olduğu boş hipotezi, %90 güven aralığında 2x3 modelde bir çok portföyde red edilmiştir. Diğer modeller için GRS testi sonucunda bazı portföylerde, boş hipotezi red edebilecek yeterli kanıt elde edilememiştir. GRS test sonuçlarına rağmen, temel regresyon varsayımları nedeniyle, regresyon katsayılarının sıfırdan farklı olduğu hipotezinin red edilememesi nedeniyle, seçilen 2007-2016 finansal tablolar ve 2008 Nisan-2018 Mart dönemi hisse senedi getirileri için Fama-French 5 faktör modelinin BIST'de geçerli olduğu hipotezi red edilmiştir. SMB faktörünün piyasa risk faktörüne eklenmesi ile elde edilen 2 faktörlü model CAPM modele göre daha iyi sonuçlar vermiştir.